Avrupa
AB’den uyarı: Enerji krizi kısa sürmeyecek, evden çalışmaya dönün

AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen, Avrupa’nın Ortadoğu’daki savaştan daha uzun sürecek, kalıcı bir enerji kriziyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Jørgensen, vatandaşları evden çalışmaya ve ulaşım alışkanlıklarını değiştirmeye çağırırken; havacılık sektörü artan yakıt maliyetleri ve lojistik zorluklar nedeniyle kitlesel sefer iptalleriyle sarsılıyor.
Avrupa Birliği (AB) Enerji Komiseri Dan Jørgensen, enerji krizinin kısa süreli olmayacağını belirtti. Jørgensen, Avrupalılara evden çalışmaları, daha az araç kullanmaları ve daha az uçmaları çağrısında bulundu.
Basra Körfezi’ndeki bir aylık savaş süresince Avrupa’nın, 2022 yılındaki Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasına kıyasla daha az zarar gördüğünü ifade eden Jørgensen, buna karşın kıtanın “Ortadoğu’daki çatışmadan daha uzun sürecek, kalıcı bir enerji kriziyle karşı karşıya olduğu” uyarısını yaptı. Komiser, AB ülkelerini yenilenebilir enerji kaynaklarına (YEK) geçişi hızlandırmaya davet etti.
Enerji altyapısındaki hasar normalleşmeyi engelliyor
Avrupa’nın henüz sonu görünmeyen “çok ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu vurgulayan Jørgensen, salı günü düzenlenen AB enerji bakanları olağanüstü kriz toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Yarın barış gelse bile, öngörülebilir gelecekte normal hayata dönmeyeceğiz” dedi.
Dünya piyasasına petrol ve sıvılaştırılmış gazın yüzde 20’sini sağlayan Basra Körfezi bölgesindeki enerji altyapısının ağır hasar gördüğünü kaydeden Jørgensen, bombardımanlar sonucunda bu yıkımın sürdüğünü ifade etti.
Fosil yakıt ithalat faturası 14 milyar avro arttı
Krizin ne kadar süreceğini kimsenin bilmediğini ancak bunun kısa olmayacağının altını çizmenin önemli olduğunu belirten Jørgensen, çatışmanın başlangıcından bu yana AB’de petrol ve gaz fiyatlarının yüzde 60-70 oranında arttığına dikkat çekti.
Jørgensen, otuz günlük çatışma süresince AB’nin fosil yakıt ithalat giderlerinin halihazırda 14 milyar avro yükseldiğini kaydetti.
Avro Bölgesi’nde enflasyon bir yıl boyunca Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yüzde 2’lik hedefi dahilinde kalarak şubat ayında yüzde 1,9 olarak gerçekleşti.
Ancak Eurostat’ın öncü verilerine göre, mart ayında yıllık bazda yüzde 2,5’e yükseldi. Bu aşırı artışın, enerji kaynaklarındaki yüzde 4,9’luk fiyat artışından kaynaklandığı belirtildi.
Enerji ve gıda fiyatlarını hariç tutan çekirdek enflasyon ise 0,1 puan azalarak yüzde 2,3’e geriledi. S&P Global Market Intelligence ekonomisti Diego Iscaro, yüksek enerji fiyatlarının diğer sektörlere yansıyarak gıda ve mal fiyatlarını ısıtması nedeniyle çekirdek enflasyonun yeniden hızlanmasının “sadece an meselesi” olduğunu ifade etti.
Havayolu şirketleri için “varoluşsal” kriz
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle havacılık yakıtı tedarikinin keskin şekilde azalması ve fiyatların yükselmesi sonucunda havacılık sektörü en çok etkilenen alanlardan biri oldu.
Havayolu şirketleri sefer sayılarını azaltırken fiyatları artırıyor. Bu durumun bir nedeni de Ortadoğu bölgesinden kaçınma zorunluluğu nedeniyle birçok rotanın uzaması olarak gösteriliyor. Uzmanlar, çatışmada gerilim düşse bile fiyatların en az birkaç ay daha yüksek seviyelerde kalacağı uyarısında bulunuyor.
Eskiden Yunan havayolu şirketi Olympic Airways’i yöneten ve şu an Londra merkezli Airline Management Group danışmanlık firmasının başında bulunan Rigas Doganis, mevcut krizi havayolları için “varoluşsal” olarak nitelendirdi.
Doganis, şirketlerin azalan talebi canlandırmak için tarifeleri düşürmeleri gerektiğini, ancak artan yakıt maliyetlerinin onları zam yapmaya zorladığını belirterek bu durumu “mükemmel fırtına” olarak tanımladı.
İskandinav havayolu şirketi SAS’ın CEO’su Anko van der Werff, İsveç gazetesi Dagens Industri’ye yaptığı açıklamada, yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle mart ayında birkaç yüz uçuşu iptal ettiklerini ve nisan ayında yaklaşık bin uçuşu daha iptal edeceklerini duyurdu.
Van der Werff, SAS’ın günde yaklaşık 800 uçuş gerçekleştirmesi nedeniyle bu rakamın düşük olduğunu belirtti.
Ortadoğu’nun ana petrol tedarikçisi olduğu Asya’daki havayolu şirketlerinin krizden daha ağır etkilendiği kaydedildi. Güney Koreli Korean Air nisan ayından itibaren kriz moduna geçerken, Vietnam Airlines jet yakıtı kıtlığı nedeniyle bazı seferlerini iptal etti.
ABD’li United Airlines’ın CEO’su Scott Kirby ise çalışanlara gönderdiği mesajda, yakıt fiyatlarının üç haftada iki kattan fazla artması nedeniyle kısa vadede uçuşların yüzde 5’ini iptal ettiklerini bildirdi.
Enerji bağımsızlığı için “yeşil dönüşüm” çağrısı
Jørgensen, “Özellikle dizel ve havacılık yakıtı olmak üzere petrol tasarrufu için ne kadar çok şey yapabilirsek bizim için o kadar iyi olur” dedi. Uzun vadede AB ülkelerini yeşil enerjiye geçiş çabalarını iki katına çıkarmaya çağıran Jørgensen, “Sonunda durumu tersine çevirmenin ve gerçekten enerji açısından bağımsız hale gelmenin zamanı geldi” ifadesini kullandı.
Ekonomik analiz merkezi Bruegel uzmanları, yayımladıkları yeni raporda, Asya ülkeleriyle bir fiyat savaşından kaçınmak için LNG alımlarının koordine edilmesini ve talebin azaltılmasına yönelik tedbirler alınmasını önerdi.
Bruegel uzmanları, gazla elektrik üretimini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ikame eden ülkelerin fosil yakıtlara bağlı fiyat şoklarına daha az maruz kaldığını belirterek, bu konuda kapsamlı bir program uygulayan İspanya’yı örnek gösterdi.
Bruegel, fosil dışı kaynaklardan elektrik üretiminin artırılmasının, Avrupa’daki elektrik fiyatları ile fosil yakıt fiyatları arasındaki bağı koparacak ve AB’yi gelecekteki fiyat şoklarından koruyacak “tek yapısal yaklaşım” olduğunu vurguladı.
Avrupa
Birleşik Krallık arşivlerinde ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin nüshası bulundu

ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan nadir bir nüshası, Londra’daki Ulusal Arşivler’de keşfedildi.
Belge, şubat ayında bir gönüllü tarafından, Amerikan Devrimi dönemine ait Kraliyet Donanması kaptanlarının belgelerini kataloglarken ortaya çıkarıldı.
Bu belge, İngiliz kuvvetleri tarafından ele geçirilmeden önce Amerikan bağımsızlığı haberini kolonilere yaymak amacıyla Temmuz 1776’da New Hampshire’ın Exeter kentinde basılan 11 nüshadan biri.
Gönüllü Michael Scurr, kağıdı açıp ne olduğunu anladıktan sonra “karnında kelebekler uçtuğunu” hissettiğini söyledi.
BBC’ye verdiği demeçte, “Patronumu çağırdım ve ‘Bence gelip buna bir bakmalısın’ dedim,” diye konuştu.
Restorasyon çalışmalarının ardından bu kopya, geçen ay açılan ve Amerikan bağımsızlığına giden yolu konu alan arşiv sergisinde sergilenecek.
Ulusal Arşivler’in genel müdürü Saul Nassé, bu bulguyu “olağanüstü bir keşif” olarak nitelendirdi.
Nassé, “Bu, Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan son derece nadir bir kopyası ve Amerika’da değil, burada, Birleşik Krallık’ta bulundu,” diye ekledi.
Belge, 1776 yılının Noel arifesinde, HMS Raisonable gemisinin yedi saatlik bir kovalamacanın ardından Portekiz açıklarında Amerikan gemisi Dalton’u ele geçirmesiyle Kraliyet Donanması tarafından ele geçirildi.
Ulusal Arşivler’den Dr. Graham Moore, belgenin “bildiğimiz en nadir Bağımsızlık Bildirgesi versiyonlarından biri” olduğunu belirterek, belgenin hızlı bir şekilde dağıtılması amaçlandığı için korunmasının düşünülmediğini ekledi.
BBC’ye verdiği demeçte, “4 Temmuz’daki ilk baskının ardından, Bildirge haberi Kuzey Amerika’da hızla yayıldı ve her bir koloniye ulaştıkça yeniden basıldı. Elimizdeki kopya, New Hampshire’da basılan ilk nüshalardan günümüze ulaşan sadece 11 taneden biri,” dedi.
Ele geçirilen gemi daha sonra Britanya’ya getirildi ve korsan gemisi yetki belgesi, ilk ABD Meclisi’nin [Continental Congress] basılı talimatları ve Bildirge’nin kendisi de dahil olmak üzere gemideki tüm belgeler ele geçirildi.
Moore, Bağımsızlık Bildirgesi’nin Kaptan Thomas Fitzherbert’in mektupları arasında katlanmış halde bulunduğunu ve 1777 yılının Ocak ayında Plymouth’a getirildikten sonra Londra’daki Whitehall’a nakledildiğini söylüyor.
Belge, Kraliyet Donanması kaptanı tarafından ayrı bir kayda alınmamış, o dönemde “başka bir belge” olarak tanımlanmış ve yüzyıllar boyunca devlet arşivinde gizli kalmıştı.
Moore, bu hazinenin askeri bir operasyonla ele geçirilen Bağımsızlık Bildirgesi’nin bilinen tek kopyası olduğunu belirtti.
Bu nadir nüsha, kağıdını sağlamlaştırmak ve hafif bir yırtığı onarmak amacıyla koruma çalışmalarından geçirildi. Böylece dokunulması, incelenmesi ve gelecekte sergilenmesi için güvenli hale getirildi.
Bu nüsha, Ulusal Arşivler’de düzenlenecek “Devrim 250: Amerika’nın Bağımsızlık Hikâyesi, 1763-1783” sergisinin bir parçası olarak sergilenecek.
Ulusal Arşivler, 4 Temmuz 1776 tarihinde Philadelphia’da John Dunlap tarafından basılan Bağımsızlık Bildirgesi’nin orijinal resmi nüshalarından üçünü halihazırda elinde bulunduruyor.
O gece yaklaşık 200 nüsha basılmış olması muhtemel. Bunlardan günümüze kadar sadece 26’sının ulaştığı biliniyor.
Avrupa
Moldova’da hükümet düştü

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevini kendi ilke ve inançları doğrultusunda daha fazla sürdüremeyeceğini belirterek istifa ettiğini duyurdu. Munteanu’nun istifasıyla birlikte ülkede anayasa gereği hükümet düştü ve geçici yönetim süreci başladı.
Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevinden istifa ettiğini açıkladı. 3 Temmuz Cuma günü sosyal medya hesapları üzerinden kararı duyuran Munteanu, görev süresini sonlandırdığını bildirdi.
Munteanu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Başbakan olma teklifini büyük bir sorumlulukla ve daha iyiye doğru bir değişime katkıda bulunabileceğime dair güçlü bir inançla kabul etmiştim. Yetkimi artık kendi ilke ve inançlarım doğrultusunda yerine getiremeyeceğimi anladığım an, görevden ayrılmaya karar verdim.”
Bakanlara, ekiplerine ve mesleki sorumluluk bilinciyle, dürüstlükle çalışan herkese teşekkür eden Munteanu, gelecekte hangi makamda bulunursa bulunsun veya ister kamu ister özel sektörde çalışsın Moldova’ya hizmet etmeye devam edeceğini belirtti.
Munteanu, “Ülkeye olan borcun makamla değil, koruduğumuz bağlılıkla ilgili olduğuna inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet otomatik olarak düştü
Munteanu, 1 Kasım 2025 tarihinde Batı yanlısı Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) parlamento seçimlerini kazanmasının ardından hükümetin başına geçmişti.
Moldova anayasal düzenlemelerine göre, başbakanın istifası kabinenin tamamının da istifası anlamına geliyor. Bakanların ayrıca bireysel olarak istifa dilekçesi sunması gerekmiyor.
Başbakanın istifasını parlamentoya yazılı olarak sunması halinde süreç dilekçenin kayda girmesiyle, kamuoyuna açıkça duyurması durumunda ise beyan anından itibaren yürürlüğe giriyor.
Anayasa Mahkemesinin geçmiş kararları da başbakanın görevden ayrılmasının, herhangi bir ek resmiyete gerek kalmaksızın tüm hükümetin istifası sonucunu doğurduğunu teyit ediyor.
Mevcut parlamento istifayı karar altına alıp kayda geçirebilecek olsa da bu karar, istifanın geçerliliğini veya yeni hükümet kurma sürecinin başlamasını etkilemiyor.
İstifa eden kabine, yeni hükümet kurulup yemin edene kadar devletin günlük işlerini yürütmek üzere geçici olarak görevde kalmayı sürdürüyor ancak bu süreçte tam siyasi yetkilere sahip olamıyor.
Yeni kabine için üç aylık anayasal süre
Başbakanın istifasının ardından Moldova Cumhurbaşkanı, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerle istişarelerde bulunarak yeni başbakan adayını belirleyecek.
Belirlenen aday, kabine listesini ve hükümet programını parlamentoya sunarak güvenoyu talep edecek. Yeni hükümet, parlamento onayının ardından bakanların yemin etmesiyle resmen göreve başlayacak.
Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, başbakanın resmi istifa açıklamasının ardından yeni hükümetin kurulması için en fazla üç aylık bir süre tanınıyor.
Avrupa
Monaco’da Ukraynalı milyardere suikast girişiminin faili Almanya’da aranıyor

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada baş şüphelinin Almanya’da yaşayan Ukrayna vatandaşı bir kadın olduğu bildirildi. Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen kaynaklar, şüphelinin bombayı Yermolayev’in konutunun önüne bıraktığını aktarıyor. Soruşturma kapsamında daha önce de yabancı uyruklu bir kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.
Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralanmasıyla sonuçlanan patlamaya ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme kaydedildi.
Fransa merkezli Le Figaro gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, olayın baş şüphelisinin Almanya’da ikamet eden otuzlu yaşlarında bir Ukrayna vatandaşı kadın olduğu belirlendi.
Soruşturma makamlarının üzerinde durduğu iddiaya göre, bombayı Yermolayev’in evinin önüne bırakan kişi bu kadın. Le Figaro’nun ulaştığı güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin olay günü beyaz pantolon üzerine siyah bir şapka ve siyah yelek giydiği, ayağında ise açık renkli spor ayakkabılar yer aldığı görülüyor.
Fransa merkezli yayın kuruluşu BFMTV ise daha önce yayımladığı haberinde, kimliği belirsiz bir kişinin olay yerine bıraktığı sırt çantasının çevredekilerin yaklaşmasıyla infilak ettiğini aktarmıştı.
Monaco’da milyarder Yermolayev’e yönelik bombalı suikastın ardında Ukrayna istihbaratı mı var?
Neler olmuştu?
Monaco’nun Reverand-Pere-Louis-Frolla Caddesi’nde 29 Haziran akşamı meydana gelen patlamanın detayları da netleşiyor.
Nice-Matin gazetesinin aktardığı bilgilere göre, şüpheli şahıs Yermolayev’i hedef almak için yaklaşık bir saat boyunca bekledi.
Patlayıcı düzeneğin, iş insanının aracının Moulin Meydanı’ndaki otoparka girdiği sırada kurulduğu ve aktif hale getirildiği belirtiliyor.
Olayın ardından kaçan zanlının Fransa’nın Beausoleil komününe geçtiği, Le Figaro’nun elde ettiği bilgilere göre ise buradan İtalya yönüne hareket etmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Patlamanın etkisiyle vücudunda ciddi yanıklar oluşan Yermolayev, ilk olarak Nice’teki bir hastaneye sevk edildi. Nice-Matin’in haberine göre, daha sonra Toulon’daki bir hastaneye nakledilen iş insanı, son olarak Marsilya’daki bir kliniğe götürüldü. Yermolayev’in eşi, ailenin derin bir stres altında olduğunu belirterek adli makamlar ve emniyet güçleriyle tam bir işbirliği içinde hareket ettiklerini açıkladı.
Nice-Matin ile Birleşik Krallık merkezli Daily Star ve Metro gazeteleri, patlamada Dnipro Bölgesi eski Başsavcı Yardımcısı’nın kızı ve Club Eclectique adlı cemiyet kulübünün kurucularından Anna Nasobina’nın da ağır yaralandığını duyurdu.
Hastaneye kaldırılan Nasobina’nın durumunun son derece kritik olduğu ve her iki bacağının da ampute edildiği bildirildi.
Monaco yakınlarındaki Nice kentinin Belediye Başkanı Eric Ciotti, yaşananları prenslik tarihinin ilk terör saldırısı olarak nitelendirdi.
Monaco Info televizyonunun savcılık kaynaklarına dayandırdığı 1 Haziran tarihli haberde ise olayla bağlantılı olarak yabancı uyruklu ilk şüphelinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.
Saldırının hedefindeki Vadim Yermolayev, 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını almıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 2023 yılının Aralık ayı sonunda Yermolayev’e yönelik kişisel yaptırım kararlarını yürürlüğe koymuştu.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Rusya4 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi5 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını1 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması











