Amerika
ABD’nin seçim raporlarında Türkiye ve Almanya detayı

Donald Trump’ın seçim sistemine yönelik tehditler hakkındaki konuşmasının ardından Beyaz Saray, altyapı zafiyetlerini ve yabancı müdahale iddialarını içeren gizli belgeleri kamuoyuyla paylaştı. ABD istihbarat kurumlarının 2018-2024 dönemine ait değerlendirmelerinde Türkiye, Almanya, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin tutumları ile seçim yazılımlarındaki teknik açıklar da yer alıyor.
Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkedeki seçim sistemine yönelik tehditlere ilişkin gerçekleştirdiği konuşmanın ardından, daha önce gizli tutulan bir dizi belgeyi kamuoyuna açıkladı.
Paylaşılan dosyalarda, Amerikan oylama altyapısının teknik zafiyetlerine dair tespitlerin yanı sıra Çin’in milyonlarca seçmenin verilerine erişim sağladığı yönündeki iddialar yer alıyor.
Belgeler arasında, Trump’ın mağlubiyetiyle sonuçlanan 2020 başkanlık seçimlerine yönelik olası müdahale tehditlerini betimleyen raporlar da bulunuyor. Bu bağlamda Rusya’ya yönelik suçlamalar da dosyalarda tekrar yer buluyor.
Çin’e yönelik suçlamalar
Belgelerdeki istihbarat verilerine göre, adı açıklanmayan bir hükümet ajansı, en az 18 eyaletteki seçmen listelerinin Çin tarafından ele geçirildiğini iddia ediyor.
Bu durumun toplamda 200 milyondan fazla seçmen kaydını etkilediği öne sürülüyor. Sızdırıldığı iddia edilen bilgiler arasında seçmenlerin isimleri, doğum tarihleri, ev adresleri, posta kodları, parti üyelikleri ve bazı durumlarda oy verme protokolleri ile yaptıkları bağışlara dair ayrıntılar bulunuyor.
Trump, gizliliği kaldırılan verilerde adı geçen Alaska, Arkansas, Colorado, Connecticut, Columbia Bölgesi, Florida, Georgia, Kansas, Michigan gibi eyaletlerin seçim altyapılarındaki kırılganlıklar konusunda uyarılarda bulundu.
Yayımlanan diğer belgeler arasında, Pekin’in 2018-2020 yılları arasında ABD seçimlerini etkileme çabalarına dair hazırlanan raporların sansürlenmiş kesitleri göze çarpıyor.
CIA tarafından hazırlanan bir bilgi notunda, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) politikasının, dönemin ABD Başkanı Trump’a yönelik desteği zayıflatmak, yeniden seçilmesini engellemek veya onu istifaya zorlamak üzerine kurulduğu iddia ediliyor.
Belgelere göre Çin, Pekin’in çıkarları doğrultusunda üst düzey Amerikalı yetkililerle temas kurabilecek kişiler üzerinde nüfuz sahibi olmak için çeşitli yöntemlere başvurdu.
Bu çerçevede akademisyenler, eski devlet memurları ve düşünce kuruluşu uzmanları Çin’e davet edilerek kendilerine yüksek paralar ödendi, yol ve konaklama giderleri karşılandı.
CIA, Çin hükümetinin 2019 yılındaki stratejisinin de Trump’a yönelik iç güveni sarsmayı hedeflediğini öne sürüyor. İstihbarat raporlarında, büyük Amerikan şirketleriyle sözleşmeler yapılarak iş dünyası liderlerinin başkan aleyhine tavır almaya zorlandığı iddia ediliyor.
Ayrıca Çin’in, Trump karşıtı makalelerin sayısını artırmak amacıyla Amerikalı gazeteciler arasında işbirliği yapabileceği isimler aradığı öne sürülüyor.
Bununla birlikte, 1 Temmuz 2020 tarihli bir başka belgede, Çin destekli siber faaliyetlerin Biden’ın seçim kampanyasını da hedef aldığı ve bunun “muhtemelen istihbarat toplama amacı” taşıdığı ifade ediliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise Beyaz Saray’ın yayımladığı belgelere dayanan bu iddiaları “tamamen uydurma” olarak nitelendirerek, Pekin’e yönelik asılsız karalama kampanyalarına son verilmesi çağrısında bulundu.
Rusya’nın “etkisi”
Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından seçimlerden üç ay önce, 19 Ağustos 2020’de hazırlanan raporda, Rusya’nın Amerikan iç siyasetine müdahale ettiğine yönelik eski iddialar yineleniyor.
İstihbarat analizinde, Rusya’nın “eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ı, Demokrat Parti’yi ve ABD siyasi elitini karalamak, aynı zamanda ülkedeki kutuplaşmayı derinleştirmek amacıyla devlet medyasını, sosyal ağları ve diğer çevrimiçi platformları kullanmayı sürdürdüğü” iddia ediliyor.
Diğer suçlamalar arasında seçimlerde usulsüzlük yapıldığına dair iddiaların yayılması ve İngilizce yayın yapan haber platformlarında yapay siyasi içerikler üretilmesi yer alıyor.
Ulusal İstihbarat Konseyi’nin 15 Ocak 2020 tarihli daha erken bir raporunda ise Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore’nin 2020 başkanlık seçimleri sırasında ABD seçim altyapısına sızma kabiliyetine sahip olduğu yönünde görüş bildiriliyor.
Rusya, ABD seçimlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamaları geçmişte de defalarca reddetmişti.
Belgelerin açıklanmasının ardından Kremlin, iddiaları yeniden kesin bir dille geri çevirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Rusya hiçbir zaman başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmemiştir. Kendi iç işlerimize de kimsenin müdahale etmeye çalışmamasını umuyoruz” dedi.
Listede yer alan diğer ülkeler
Gizliliği kaldırılan dosyalarda Çin ve Rusya’nın yanı sıra İran, Türkiye, Almanya ve Suudi Arabistan’a dair de ayrıntılı değerlendirmeler bulunuyor.
Ağustos 2020 tarihli istihbarat raporunda, İran’ın Trump’a yönelik güveni sarsmak amacıyla bir “etki kampanyası” yürüttüğü öne sürülüyor. Belgede, söz konusu kampanyanın doğrudan ülkenin dini lideri Ali Hamaney tarafından onaylandığı, internet üzerinden yürütülen örtülü operasyonlarla dezenformasyon yayıldığı ve Trump’a yönelik eleştirilerin körüklendiği iddia ediliyor.
Bu faaliyetlerin özellikle ABD’deki protestolar, mektupla oy verme tartışmaları ve koronavirüs pandemisinin sonuçları üzerine yoğunlaştığı savunuluyor.
Amerikan istihbaratının analizine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil olmak üzere üst düzey Türk yetkililer, ABD hükümet mekanizması içinde “Türkiye karşıtı” bir tutum olduğunu düşünüyordu.
Bu sebeple Ankara’nın, Amerikalı siyasetçilerin ve adayların pozisyonlarını örtülü yollarla etkilemeye çalıştığı öne sürülüyor.
Raporda, bu yöntemler arasında “ABD’deki yerel seçim kampanyalarının gizlice fonlanması” gibi iddialar da sıralanıyor.
İstihbarat analizinde, dönemin Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in, kişisel görüş ayrılıkları ve Trump yönetiminin politikalarının Almanya, AB ve NATO’nun konumunu zorlaştırdığı yönündeki değerlendirmesi nedeniyle, 2020 seçimlerinde Donald Trump’ın kaybetmesini “neredeyse kesin olarak” tercih edeceği belirtiliyor.
Ayrıca raporda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 2019 yılında, Trump’ın kaybetmesi durumunda Riyad’ın kendisi için kritik konularda ABD desteğini kaybedebileceğinden endişe duyduğu aktarılıyor.
Prens, belgede Washington’a en dost yabancı liderlerden biri olarak tanımlanırken, krallığın seçimlere müdahale etmeye yönelik herhangi bir girişiminden bahsedilmiyor.
Eyaletlerin seçim sistemlerindeki açıklar
Açıklanan belgelerin ayrı bir bölümü, seçimlerde kullanılan yazılımlardaki teknik sorunlara odaklanıyor. ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) tarafından hazırlanan rapor, 2019-2024 yılları arasında yerel yönetimlerin ağlarında ve yazılımlarında yapılan denetimlere dayanıyor.
Testler sırasında uzmanların bazı durumlarda “birkaç saat veya gün boyunca ağ üzerinde tam kontrol” sağlayabildiği belgelendi.
Seçimler öncesindeki sertifikasyon kurallarının haftalar veya aylar boyunca yazılımlarda değişiklik yapılmasını yasaklaması nedeniyle, tespit edilen açıkların düzeltilmeden “aylarca veya yıllarca” kalabildiği ifade ediliyor.
Bununla birlikte, ekipmanların internetten ve yerel ağlardan tamamen izole edildiği yönündeki iddiaların her zaman gerçeği yansıtmadığı, iş bilgisayarları veya e-posta üzerinden sistemlere erişim imkanının korunmuş olabileceği belirtiliyor.
Daha önce elektronik oy pusulalarının kaybolması, sisteme işlenmeyen oylar ve oylama makinelerindeki güncelliğini yitirmiş yazılımlar gündeme gelmişti.
Yeni raporlar, risklerin sadece makinelerle sınırlı olmadığını, bilgisayar korsanlarının son on yılda 50 eyaletin tamamında seçmen kayıt veri tabanlarına sızmaya çalıştığını ve en az 20 eyalette başarılı sızmaların gerçekleştiğini ortaya koyuyor.
Ancak bu verilerin, seçim sonuçlarına doğrudan müdahale edildiğini kanıtlamadığı vurgulanıyor.
CNN’in aktardığına göre, gizliliği kaldırılan veriler büyük ölçüde uzun yıllardır bilinen ve daha önce giderilmeye çalışılan teknik açıkları tarif ediyor.
Televizyon kanalı, yayınlanan bilgilerin, Trump’ın kaybettiği 2020 seçimleri dahil olmak üzere geçmişteki herhangi bir oylamada yabancı müdahale veya hile yoluyla sonuçların değiştirildiğine dair bir kanıt sunmadığını belirtiyor.
CNN’e konuşan bir istihbarat kaynağı, Beyaz Saray tarafından açıklanan bu belgelerin ve notların, aslında 2020 seçimlerine yönelik olası yabancı müdahaleleri ele alan kapsamlı ve tek bir rapor hazırlamak amacıyla toplandığını aktardı.
Ancak aynı kaynak, yapılan incelemelerin ardından bu verilerin nihai rapora dahil edilecek kadar önemli ya da güvenilir bulunmadığını ifade etti.
Amerika
Google, yapay zeka yönetimini Londra’dan Kaliforniya’ya taşıyor

Google, yapay zeka birimlerini kapsamlı biçimde yeniden düzenleyerek geliştirme çalışmalarının denetimini Londra’dan Kaliforniya’daki merkezine taşıyor. Financial Times’a göre değişiklik, Gemini modellerinin geliştirilmesine etkin biçimde katılan kurucu ortak Sergey Brin’in etkisini güçlendirirken Demis Hassabis, Google DeepMind’ın yönetiminden ayrılıyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic’e yetişmeye çalışıyor.
Google, yapay zeka birimlerinde kapsamlı bir yeniden yapılanmaya giderek geliştirme çalışmalarının denetimini Londra’dan Kaliforniya’daki merkezine taşıyor.
Financial Times’ın (FT) haberine göre bu değişiklik, Gemini modellerinin geliştirilmesine etkin biçimde katılan Google kurucu ortağı Sergey Brin’in etkisini güçlendiriyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic’e yetişmeye çalışıyor.
Demis Hassabis, Google DeepMind’ın yöneticiliğinden ayrılarak operasyonel yönetimi yeni kıdemli başkan yardımcısı Koray Kavukçuoğlu’na devrediyor.
Hassabis, Alphabet’ın baş bilim insanı olarak görevini sürdürecek ve uzun vadeli araştırmalara yoğunlaşacak. Şirket yönetimi, bu düzenlemenin Hassabis’in potansiyelinden daha etkili biçimde yararlanılmasını sağlayacağı görüşünde.
Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre görev değişiklikleri yalnızca yöneticilerin yer değiştirmesinden ibaret değil.
DeepMind’ın on yıldır süren araştırma kültürü yerini daha katı bir ticari anlayışa bırakıyor. Google’ın amiral gemisi Gemini modellerinin geliştirilmesi artık Mountain View’da merkezileştirilmiş durumda.
Hassabis yeni görevinde, ticari sorumluluklardan ayrılarak uzun vadeli araştırmalar ile genel yapay zeka (AGI) meselelerine odaklanacak.
Sergey Brin Gemini çalışmalarında daha etkin rol üstleniyor
Uzun yıllar şirketin günlük yönetiminde yer almayan Sergey Brin, OpenAI’ın ChatGPT’yi piyasaya sürmesinden sonra yeniden Google’ın yapay zeka stratejisindeki başlıca isimlerden biri haline geldi.
Brin, Gemini’nin geliştirilmesine etkin biçimde müdahil oluyor. Yapay zeka çalışmalarının denetiminin Kaliforniya’ya dönmesiyle Brin’in etkisi artık kurumsal yapıya da yerleşiyor.
Haziran başında, Google’ı bünyesinde barındıran ABD’li Alphabet Inc.’in 80 milyar dolar tutarında hisse ihraç etmeyi planladığı açıklanmıştı.
Bu kaynağın büyük bölümünün yapay zeka altyapısını güçlendirmek ve hesaplama kapasitesini artırmak için kullanılması planlanıyor.
Reuters’ın aktardığına göre Alphabet, son bir yılda altı para birimi üzerinden 85 milyar dolardan fazla borçlanma sağladı. Bunun sonucunda şirketin toplam borcu 100 milyar doları aştı.
Amerika
FDA, Moderna’nın mRNA grip aşısını onayladı

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), ilk mRNA grip aşısını onaylayarak, yaygın olarak görülen veya özellikle bulaşıcı virüs suşlarını hızla hedef almayı kolaylaştıracak bir teknolojinin kullanımının önünü açtı.
Moderna tarafından üretilen ve mFLUSIVA adı verilen aşının onaylanması, Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. tarafından yönlendirilen mRNA araştırmalarına yönelik bir dizi darbenin ardından geldi.
Bu darbeler arasında, hükümetin Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) aracılığıyla mRNA teknolojisiyle aşı geliştirmek amacıyla yürütülen 22 projenin iptali de yer alıyordu.
FDA, bu yılın başlarında Moderna’nın onay başvurusunu incelemeyi bile reddetmişti ama kamuoyundaki tepkilerin ardından hızla kararını değiştirdi.
Grip, her yıl dünya çapında 300.000’den fazla kişinin ölümüne neden oluyor ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, 2024-25 sezonunda özellikle şiddetli geçerek ABD’de tahmini 45.000 ölüm ile sonuçlandı.
Bu sayının içinde çocuklarda bildirilen en az 297 vaka da bulunuyor.
Yeni aşı, 50 ila 64 yaş arası kişiler için onaylandı. FDA, 65 yaş ve üstü yetişkinler için hızlandırılmış onay verdi.
Bu, aşının yaygın kullanımına olanak tanıyor ve takip çalışmasının sonuçları kabul edilebilir bulunursa tam onaya dönüştürülebilir.
Şirket, aşının 2026-27 solunum yolu virüs sezonu için hazır olmasını beklediğini belirtti.
Moderna CEO’su Stéphane Bancel yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Grip, hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor ve mFLUSIVA, Amerika’daki yaşlılar için önemli bir yeni seçenek sunuyor. Bu onay, mRNA platformumuzun sürekli bilimsel yenilikler yoluyla önemli halk sağlığı sorunlarının çözümüne katkıda bulunma potansiyelini de yansıtıyor.”
mRNA teknolojisi, vücuda bir virüsün bir parçasını üretmesini söyler ve bu da vücudun bağışıklık tepkisini tetikler.
Bu teknoloji, dünya çapında yüz milyonlarca kişiye uygulanan Covid aşılarında kullanılan teknolojiydi.
İki bilim insanı, mRNA teknolojisi alanındaki çalışmaları nedeniyle 2023 yılında Nobel Ödülüne layık görüldü.
2021 yılında bir aşı aktivisti olarak Kennedy, FDA’ya mRNA Covid aşılarının piyasaya sürülmesinden altı ay sonra piyasadan çekilmesi için dilekçe vermişti.
Şirket, 50 ila 64 yaşları arasındaki yaklaşık 41.000 kişiyi, aşının etkili olduğunu ama eski teknolojiyle üretilen bir aşıya kıyasla daha fazla yan etkiye sahip olduğunu ortaya koyan büyük çaplı bir çalışmaya dahil etti.
Çalışmada, yaklaşık 21.000 kişi Moderna aşısını, yaklaşık aynı sayıda kişi ise karşılaştırma aşısını aldı.
Altı ay içinde, Moderna aşısı olanlardan 411’i gribe yakalanırken, diğer gri aşıyı olanlardan 557’si gribe yakalandı. Bu da yaklaşık yüzde 27’lik bir göreceli etkinlik oranına karşılık geliyor.
Fakat Moderna aşısını olanlarda daha fazla yan etki bildirildi: Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi enjeksiyon yerinde ağrı, yüzde 45’i yorgunluk ve yüzde 38’i baş ağrısı bildirdi.
Bu oranlar, karşılaştırma grubuna kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksekti.
Araştırmacıların Moderna aşısıyla ilişkili olduğunu değerlendirdiği ciddi olaylar arasında bir bayılma vakası, üç günlük hastaneye yatışa neden olan bir düşük tansiyon vakası ve bir perimiyokardit vakası, yani kalp zarının ve kalp kasının iltihaplanması yer aldı.
FDA’nın Moderna aşısını incelemeyi ilk başta reddetmesi, geniş çaplı ve genel olarak olumlu sonuçlar veren bir klinik deneme gerçekleştirmiş köklü bir şirkete yönelik son derece sıra dışı bir hamleydi.
Bu karar, o dönemde kurumun aşı bölümünün başkanı olan Dr. Vinay Prasad tarafından verildi.
Dr. Prasad, ilaç şirketleri ve FDA’ya yönelik keskin gözlü bir akademik eleştirmen olarak ün kazanmıştı. Daha sonra Kennedy’nin sesli bir destekçisi haline geldi.
Amerika
Hükümetler, “AI balonu” konusunda tehlikeli bir risk alıyor

Yapay zekaya (AI) yönelik yatırımlar hızla sürerken, tahvil piyasalarına hücum ve bu piyasalardaki faiz oranları alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.
The Economist’te yer alan analize göre, bu yılki istikrarlı yükselişin ardından, Amerika, Fransa, Japonya ve İngiltere’deki 30 yıllık tahvil faizleri, 2007-09 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaşmış durumda.
Bu durum, 2022’deki mali panik sırasında kaydedilen en yüksek seviyelerin çoktan geride bırakıldığı İngiltere için özellikle dikkat çekici.
Pandemi sonrasında enflasyon düştüğünde tahvil getirilerinin 2010’lu yılların en düşük seviyelerine geri döneceği düşünülüyordu ama görünen o ki o seviyelere geri dönüş olmayacak.
The Economist’e göre tam aksine, getirilerin daha da yükselme olasılığı yüksek.
Dergiye göre bunun nedenleri arasında enflasyonun tam olarak yenilememesi ve bu durumun merkez bankalarını faiz indiriminden alıkoyması yer alıyor.
Japonya’nın bile, tereddütlü de olsa, gevşek para politikalarını geride bıraktığına işaret eden The Economist, “Zengin ülkelerin devasa bütçe açıklarının anlamlı bir şekilde daralacağına dair pek bir işaret görülmüyor; bu da hükümetlerin nihayetinde merkez bankalarını borçlarını enflasyon yoluyla eritmeye zorlama olasılığını artırıyor,” diye yazıyor.
İran savaşı ve gümrük vergileri gibi jeopolitik çalkantıların, yatırımcıların talep ettiği risk primini artırdığı hatırlatılıyor.
The Economist, tahvil piyasasına özellikle dikkat çekiyor:
“Yüksek tahvil getirileri, borçlu hükümetler için bir sorun. Örneğin, ABD’deki tahvil getirilerindeki her bir yüzde puanlık artış, on yıl içinde yıllık GSYİH’nın %1,3’ü kadar ek faiz ödemesine mal oluyor. Yine de hükümetlerin bu sıkışıklığı telafi etmek için kemerlerini sıkacaklarını ummak giderek zorlaşıyor. Amerika’da her siyasi parti, borç krizi gibi bir sıcak patatesin diğer tarafa düşmesini umuyor gibi görünüyor. Gelecek yıl Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, aşırı sol ile aşırı sağ arasında bir mücadeleye dönüşebilir. Japonya ise, tuhaf bir şekilde, mali teşvik uyguluyor. Hükümetler ayarlamaları yapmak için ne kadar uzun süre beklerse, bu ayarlamalar o kadar büyük hale geliyor.”
Bu kapsamda hükümetler, faturaları ödemek için giderek daha fazla iktisadi büyümeye bahis oynuyor gibi görünüyor vei bu da günümüzde yapay zekaya (AI) bahis oynamak anlamına geliyor.
The Economist’e göre sorun şu: Normal şartlarda daha hızlı büyüme, yatırımı artırarak genellikle daha yüksek faiz oranları ve daha yüksek tahvil getirileri beraberinde getirir. Bugünlerde ise daha hızlı büyümeden önce piyasa faiz oranları yükseliyor.
Goldman Sachs tarafından bu yıl 1 trilyon dolar olarak tahmin edilen veri merkezi yatırımlarının muazzam boyutu, sermayeyi kıtlaştırıyor ve tahvil getirilerinin yükselmesine katkıda bulunuyor.
Ne var ki yapay zeka, teknolojinin yaygınlaşmasının tartışmasız en ileri düzeyde olduğu Çin’de bile henüz üretkenliği ölçülebilir bir şekilde artırmış değil.
Dergi, bu artışın gerçekleşmesinin “biraz” zaman alabileceğini kabul ediyor ve elektrik ve bilgi işlem sektörlerinde üretkenlik artışının gözle görülür hale gelmesinin onlarca yıl sürdüğünü hatırlatıyor.
Ayrıca tüm ekonomilerin eşit derecede iyi performans göstermeyeceğine de işaret eden The Economist, “Yapay zeka Amerika’ya daha fazla büyüme getirip küresel faiz oranlarını yukarı çeker fakat eski dünyada katı işgücü piyasaları ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle tıkanırsa, Avrupa’nın mali sıkıntıları daha da kötüleşebilir. Bu, daha fazla büyüme olmaksızın daha pahalı borç anlamına gelir,” diye yazıyor.
Diğer sorun ise istihdamla ilgili. Eğer yapay zekadan kaynaklanan verimlilik artışı, herhangi bir ülkenin mali hesaplamalarını derinden değiştirecek kadar büyükse, “muhtemelen büyük çaplı” bir iş kaybı da yaşanacak ve bu da işsizlere yönelik daha fazla harcama anlamına gelecek. Bu durumda gelir, işgücünden vergilendirmesi daha hafif olan sermayeye de kayabilir.
Yapay zeka bir silahlanma yarışını tetiklerse, ülkelerin savunma harcamalarını da artırması gerekecek. Yapay zeka destekli bilimsel ilerlemelerin beslediği daha uzun yaşam süresi gibi heyecan verici bir olasılık bile, devletin emeklilik harcamalarını artıracak.
Brookings Enstitüsü’nden iktisatçılar, bu faktörlerin yanı sıra yüksek faiz oranlarının, yapay zekanın tetiklediği büyümenin Amerikan bütçe açıkları üzerindeki olumlu etkisini yarıdan fazla azaltabileceğini tahmin ediyor.
Bu kapsamda The Economist, mali açıdan bu kadar “açılmanın” riskli olabileceğine işaret ediyor ve hükümetleri “bütçe açıklarına” karşı uyarıyor:
“Amerika ve İngiltere dahil olmak üzere zengin dünyanın büyük bir kısmının en son bütçe fazlası verdiği dönem, milenyumun başıydı. Bunun için hızlı bir verimlilik artışı gerekiyordu; o dönemde bu artış, bilgisayarlar ve internetin ilk dönemlerinden kaynaklanıyordu. Ancak bütçe açıklarının da azaltılması gerekiyordu. Mali ihtiyatlılık olmadan, tahvillere yatırım yapmak, istikrarsız teknoloji hisselerine bahis oynamak kadar riskli görünen bir yapay zeka bahsidir.”
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi1 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını6 gün önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Asya2 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan










