Bizi Takip Edin

Avrupa

AB’ye “DARPA” kurma önerisi

Yayınlanma

AB içinde, Pentagon tarafından finanse edilen ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) model alınarak bir sivil-askeri yüksek teknoloji araştırma ajansı kurulması yönünde çağrılar artıyor.

DARPA’nın yardımıyla, ABD Savunma Bakanlığı 1950’lerin sonlarından bu yana özel şirketler tarafından hem sivil hem de askeri uygulamaları olan yüksek riskli araştırma ve geliştirme projelerini destekliyor.

AB düşünce kuruluşu AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsüne (EUISS) göre, ABD bu şekilde askeri üstünlüğünün yanı sıra küresel BT hakimiyetinin de temelini attı.

Teknolojik bağımlılıkların, küresel güç mücadelesinde AB’yi askeri ve iktisadi olarak zayıflattığını öne süren EUISS, bu nedenle AB’nin “kendi DARPA’sına” ihtiyacı olduğunu söyledi.

DARPA, Soğuk Savaş ve teknolojinin askerileştirilmesi

DARPA olarak bilinen Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı, Pentagon’a bağlı, ABD ordusunun yararına yüksek riskli inovasyon araştırmalarını destekleyen bir kurum.

Kurumun resmi web sitesine göre, 1958 yılında Sovyetler Birliği’nin uzay yolculuğundaki teknolojik üstünlüğüne yanıt olarak kurulmuştu. Bir yıl önce, Sovyetler Birliği, ilk uyduyu geliştirme yarışında ABD’yi geride bırakmış ve Sputnik 1’i uzaya göndermişti.

DARPA’nın belirtilen hedefi, ABD’yi “stratejik teknolojik inovasyon alanında küresel bir lider” konumuna getirmektir. Ajans, bunun “dünyayı değiştiren” askeri teknolojilerle ilgili olduğunu ve bu teknolojilerin genellikle sivil hayata da kalıcı bir etki yaptığını belirtiyor.

DARPA, internet, GPS, hassas silahlar ve gizli teknoloji, otomatik konuşma tanıma ve çeviri, mRNA aşıları ve SpaceX’in geliştirilmesine katkıda bulundu.

Bugün de örneğin, kentsel alanlarda otonom sürüş ve yeni roket teknolojileri alanındaki geliştirme ve araştırmaları teşvik ediyor.

Avrupa’nın DARPA’sı: ABD, Çin ve Rusya’dan geri kalma korkusu

Paris merkezli EUISS, yakın zamanda yayınladığı bir makalede, ABD ajansını model alan bir “Avrupa DARPA’sı”nın kurulmasını talep ediyor.

Belgede, AB’nin “güvenlik ve iktisadi rekabet gücü”nün azaldığı ve Rusya, Çin ve ABD’den gelen baskının giderek arttığı belirtiliyor.

Avrupa’nın, rakiplerinin en son teknolojiler yarışında öne geçmesine izin vermemesi gerektiğini savunan EUISS, büyük güçlere ayak uydurmak için, “dördüncü sanayi devriminden” daha azını getirmeyecek bir “çift kullanımlı teknoloji patlaması” ihtiyacına işaret ediyor.

“Çift kullanım”, askeri ve sivil olmak üzere çift amaca sahip teknolojileri ifade ediyor. GPS navigasyon teknolojisi buna bir örnek.

EUISS, devlet tarafından finanse edilen DARPA’nın yüksek riskli özel teknoloji geliştirme yatırımlarının sadece yeni silah teknolojileri yaratmakla kalmayıp, bilgisayarların, akıllı telefonların, oyun konsollarının ve kalp pillerinin seri üretimi gibi “önemli iktisadi faydalar” da sağladığını belirtiyor.

Belgeye göre çığır açan teknolojik atılımlar, yüksek düzeyde “risk kabulü” gerektiriyor ve özel yatırımcılar genellikle bu tür riskleri almaya isteksiz oldukları için devlet devreye girmeli.

Örneğin, AB ülkeleri siber güvenlik konusunda ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltacak olsalar, bu sadece güç politikasında “bağımsızlığa” doğru atılmış bir adım olmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa şirketleri de bundan faydalanacak.

İnovasyon açığını kapatmak

Dahası, EUISS bu talebinde yalnız değil. Mayıs ayında Almanya’nın ünlü ekonomi gazetesi Handelsblatt, AB’nin sadece iktisadi değil, aynı zamanda güvenlik politikası açısından da sonuçları olan teknolojik bağımlılıkla karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Gazete, Bocconi Üniversitesi, Ifo Enstitüsü ve Toulouse Ekonomi Okulu tarafından ortaklaşa yürütülen ve “ABD DARPA modelinin altın standardına” dayalı olarak AB düzeyinde kilit teknolojilerin geliştirilmesine yönelik hükümet yatırımları çağrısında bulunan bir çalışmaya atıfta bulundu.

Ursula von der Leyen yönetimindeki Avrupa Komisyonu’nun siyasi kılavuzunda, küresel “teknolojik üstünlük mücadelesinde” iktisat ve güvenlik politikası arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı belirtiliyor.

Eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi’nin Avrupa’nın rekabet gücünün geleceğine ilişkin 2024 raporu etrafında yürütülen tartışmada, rapora dayalı olarak bir Avrupa DARPA’sı kurulması yönündeki çağrılar da daha sık hale geldi.

Draghi, uzun süredir yerleşik iş modellerinin sorgulanmaya başladığını, iktisadi bağımlılıkların “jeopolitik kırılganlıklara” dönüştüğünü açıklamıştı.

AB ülkeleri toplu olarak ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci askeri harcamasına sahip olmalarına rağmen, savunma ve uzay endüstrilerini yeterince genişletememişlerdi.

“Endüstriyel tabanın aşırı parçalanması” AB ülkelerinin “temel zayıflığı” idi. AB, ABD ve Çin ile arasındaki “inovasyon uçurumunu” kapatmalıydı.

AB’de DARPA için ilk somut adımlar

Bu arada, Avrupa DARPA’sını oluşturmaya yönelik ilk somut adımlar atıldı.

AB, 2020 yılında Avrupa İnovasyon Konseyini (EIC) kurdu. Avrupa Komisyonu’nun “Rekabet Gücü Pusulası”na göre, bu konsey “DARPA modelinin unsurlarından” esinlenerek daha da geliştirilecek ve gelecekte “artırılmış risk alma” ile karakterize edilecek.

AB’nin Startup’lar, Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Komiseri Ekaterina Zaharieva, EIC ile AB’nin “savunma alanı da dahil olmak üzere teknolojik egemenliğini güvence altına alacağını” duyurdu.

EIC, Horizon Europe araştırma programı kapsamında on milyarlarca avroluk bir bütçeye sahip ve web sitesinde “Avrupa’yı teknolojik inovasyonda küresel lider” konumuna getirmeyi hedeflediğini duyuruyor.

“Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap!”

EIC’ye ek olarak, 2018’den itibaren Fransız-Alman girişimi JEDI (Joint European Disruptive Initiative), askeriye ve silahlanmaya resmi olarak odaklanmasa da, Avrupa DARPA’sının öncüsü olduğunu iddia ediyor; zaten JEDI, “ARPA”ya atıfta bulunuyor. 

Fakat JEDI tarafından şu anda finanse edilen projelere bakıldığında, stratejik iletişim, yapay zeka (AI), siber güvenlik ve GPS’in halefi olacak bir sistem gibi çok sayıda çift kullanımlı teknoloji göze çarpıyor.

JEDI’nin kuruluş bildirgesine göre, “en hızlı ve en cesur” AB ülkeleri olan Almanya ve Fransa, “liderlik göstermeli” ve devletler konfederasyonunun ABD ve Asya’daki teknoloji şirketleri için sadece “inanılmaz yeteneklerin tedarikçisi” veya “büyük bir pazar” haline gelmemesini sağlamalı.

Girişimin amacı, “küresel ölçekte teknolojik liderliği yeniden kazanmak ve böylece stratejik ve iktisadi bağımsızlığımızı geri kazanmak.”

İlgilenen taraflar, resmi JEDI web sitesinde söz konusu JEDI taahhüdünü imzalayabiliyorlar.

Taahhüt, teknolojik ilerlemenin jeopolitiğin temel bir unsuru olduğunu belirtiyor: “Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap!”

JEDI’nin destekçileri arasında Alman Siber Ajansı, Alman Yapay Zeka Derneği, BMW Vakfı ve Saarland eyaleti bulunuyor.

Avrupa

İngiltere’de Burnham adım adım başbakanlığa yürüyor

Yayınlanma

Andy Burnham, Wes Streeting’in de destek vermesiyle istifa eden Başbakan Starmer’ın koltuğuna oturmaya bir adım daha yaklaştı.

Geçen hafta Makerfield ara seçimlerini kazanmasının ardından milletvekili seçilen eski Büyük Manchester Belediye Başkanı Burnham, X’te İşçi Partisi liderliğine aday olduğunu ilan etti.

Paylaştığı gönderide Burnham, Starmer’ın istifa edeceğini duyurmasının “bir geçiş sürecinin başlangıcını işaret ettiğini ve bu sürecin düzenli ve sorumlu bir şekilde yürütülmesinin önemli olduğunu” belirterek, “Bu sürecin bir parçası olarak adaylığımı koyacağım,” diye ekledi.

Burnham yaptığı açıklamada, Starmer’a “böylesine zorlu bir dönemde gösterdiği liderlik ve özveri” için teşekkür etti.

Sözlerine şöyle devam etti:

“Ülke istikrar, ciddiyet ve en önemli meselelere odaklanmaya devam edilmesini bekliyor; işte tam da bunu elde edecek. İlerlerken önceliğimiz, ülkeyi hepimizin istediği noktaya geri getirmek için birlikte çalışmak olmalıdır. Halk, iktisadi büyüme, yaşam maliyeti, kamu hizmetleri, konut ve gelecek nesil için fırsatlar konusunda ilerleme görmek istiyor. Siyasi değişim, insanların yaşamlarını iyileştirme sorumluluğundan asla uzaklaştırmamalıdır. İşçi Hareketi, her zaman güven ve kararlılıkla geleceğe baktığında en güçlü halini almıştır. Bundan sonra da bunu yapacağız ve bu geçiş sürecinin partimiz ve ülkemiz için olumlu bir yenilenme süreci olmasını sağlayacağız.”

Birkaç dakika sonra, geçen ay Starmer hükümetinden istifa eden eski sağlık bakanı Streeting, X’te bir paylaşımda, Burnham’ın “kapsayıcı bir parti” kurmayı umduğunu ve İşçi Partisi liderliği için yarışmayacağını kendisine ilettiğini belirtti.

Streeting, bunun için gerekli olan 81 milletvekili sayısına (parlamento grubunun %20’si) sahip olup olmadığı konusunda bazı şüpheler olsa da, liderlik yarışına gireceğine dair defalarca söz vermişti.

Açıklamasında Starmer’ı da öven Streeting, Burnham’ın Makerfield’daki zaferinin “bölünme ve nefrete karşı birlik ve umudun zaferi” olduğunu söyledi.

“Ülkenin her köşesinde milliyetçilere karşı mücadelemizi kaybediyorduk” diyerek hükümetten istifa ettiğini belirten Streeting, sonraki haftaları ülkeyi değiştirmek için planlar hazırlamakla geçirdiğini söyledi.

Streeting sözlerine şöyle devam etti:

“Son günlerde Andy ile uzun uzun konuştuktan sonra, bu fikirlerin onun liderliği altında yer bulacağına; siyasi geleneklerimizin en iyi yanlarından beslenen kapsayıcı bir parti kurmaya kararlı olduğuna; ve milliyetçilik güçlerine karşı hayatımızın mücadelesini kazanabileceğine ikna oldum. Yaz boyunca küçük farklılıkları abartarak zaman geçirebiliriz ya da kolları sıvayıp, partimizin ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu değişimi gerçekleştirmesi için ona yardım edebiliriz. Benim yaptığım seçim budur ve umarım herkes de Andy’yi destekler.”

Bu gelişme, Starmer’ın milletvekilleri ve bakanlarından gelen artan baskıya boyun eğip genel seçimlerde ezici bir zafer kazandıktan iki yıldan az bir süre sonra istifa etmek için hızlı bir takvim belirleyeceğini açıklamasının ardından geldi.

Starmer, İşçi Partisi’nin iktidardaki ulusal yürütme komitesinden, adaylıkların 9 Temmuz’da açılacağı bir yarış için bir takvim belirlemesini isteyeceğini söyledi.

İşçi Partisi üyelerinin oy kullanacağı bir yarış olması halinde, bu süreç parlamento yaz tatili sırasında tamamlanacak ve Starmer o zamana kadar görevde kalacak.

Fakat Streeting’in aday olmama kararıyla Burnham rakipsiz olarak aday olacak gibi görünüyor ve böylece Avam Kamarası’nın 16 Temmuz’da tatile girmesiyle birlikte görevi devralabilir.

Başka bir bakanın da yarışa girmesi mümkün; bazı İşçi Partisi milletvekilleri, bir yarışın Burnham’ın fikir ve planlarına karşı çıkılmasına yardımcı olacağına inanıyor. 

Fakat pek çok kişi, taç giyme töreninin, 10 yıl içinde Birleşik Krallık’ın yedinci başbakanının göreve başlamasından önce yaşanacak kargaşayı ve kaos hissini en aza indireceğine inanıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İki Avrupa Parlamentosu üyesine ırkçı ifadeler nedeniyle disiplin soruşturması talebi

Yayınlanma

Avrupa Parlamentosundaki sığınmacıların sınır dışı edilmesine yönelik yasa tasarısı oylamasının ardından iki milletvekili hakkında ırkçı ifadeler kullandıkları gerekçesiyle disiplin işlemi talep edildi. Irak asıllı İsveçli milletvekili Abir el-Sahlani’nin kendisini güvende hissetmediğini açıklaması üzerine Danimarkalı ve Finli meslektaşlarından gelen tepkiler parlamentoda tartışmaya yol açtı.

Avrupa Parlamentosunda (AP), sığınmacıların sınır dışı edilmesini düzenleyen yasa tasarısı oylamasının ardından tartışma çıktı.

Politico’nun haberine göre, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) grubuna üye iki milletvekilinin, meslektaşlarına yönelik ırkçı ifadeleri nedeniyle disiplin sorumluluğuyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi.

Gerginlik, Irak doğumlu İsveçli Milletvekili Abir el-Sahlani’nin oylama sonrasında AP çatısı altında “kendisini hiç bu kadar güvensiz hissetmediğini” açıklamasıyla başladı.

Bu açıklamaya tepki gösteren Finli Milletvekili Sebastian Tynkkynen, el-Sahlani’nin konuşmasını “biraz daha ağla” ifadesiyle video olarak paylaşırken, Danimarkalı Milletvekili Kristoffer Storm ise sosyal medyada el-Sahlani’ye “evine dönmesi” yönünde paylaşımda bulundu.

Gelişmeler üzerine Renew Europe grubu başkanı Valérie Hayer, AP Başkanı Roberta Metsola’ya başvurarak her iki milletvekiline karşı önlem alınmasını talep etti. Hayer, milletvekillerinin cezalandırılmamasının cezasızlık algısına yol açabileceğini belirtti.

El-Sahlani, Politico’ya yaptığı açıklamada, Storm’un ifadelerini ırkçı bir söylem olarak değerlendirdiğini aktardı. Suçlamaları reddeden Storm ise “evine git” ifadesiyle ülkeyi terk etmesini değil, yalnızca duygusal konuşmasının ardından toplantı salonundan çıkıp sakinleşmesini kastettiğini savundu.

Tynkkynen ise konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.

AP Başkanı Roberta Metsola’nın sözcüsü, konunun halihazırda incelendiğini ve kararın Metsola tarafından verileceğini bildirdi.

Haziran ayı başında AP ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin müzakerecileri, sığınmacıların birlik dışına gönderilmesine yönelik yeni kurallar üzerinde anlaşmaya varmıştı.

Kabul edilen belge, sığınma hakkı alamayan kişilerin AB dışındaki özel merkezlere gönderilmesine olanak tanıyor.

Bağımsız araştırma kuruluşu RFBerlin bünyesindeki Göç Araştırmaları ve Analiz Merkezi verilerine göre, AB genelindeki göçmen sayısı 2025 yılı itibarıyla 64,2 milyon kişiye ulaştı.

Son 15 yılda yüzde 60’tan fazla artış gösteren bu nüfus, AB toplam nüfusunun yüzde 14,2’sini oluşturuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya’da zorunlu askerlik gündemde

Yayınlanma

Litvanya’nın gelecekteki başbakanı ve Sosyal Demokratların lideri Mindaugas Sinkevičius, genel askerlik uygulamasının ülkenin güvenliğinin bir unsuru olduğunu söyledi. Sinkevičius, her vatandaşın daha fazla güvenliğe katkı sunmaya çalışması gerektiğini belirtirken, böyle bir sistem için altyapı ve eğitmen hazırlığının da gerekli olduğunu ifade etti.

Litvanya’nın gelecekteki başbakanı ve Sosyal Demokrat Parti lideri Mindaugas Sinkevičius, ülkede genel askerlik uygulamasının gerekli olduğunu belirterek bunun ulusal güvenliğin bir parçası olduğunu söyledi.

Delfi’nin aktardığına göre Sinkevičius, “Genel askerlik ülkenin güvenliğinin bir unsurudur. Neden olmasın? Bence olabilir. Bu ülkenin her vatandaşı daha fazla güvenliğe katkı sunmaya çalışmalı. Daha iyi hazırlanırsak daha huzurlu yaşayacağımızı ve kendimizi daha güvende hissedeceğimizi düşünüyorum” dedi.

Sinkevičius, genel askerliğin uygulanmasına ilişkin ayrıntılar hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu ifade ederken, “büyük olasılıkla buna ihtiyaç duyulan bir noktaya gelineceğini” düşündüğünü söyledi.

Bunun yalnızca siyasi bir karar olmadığını vurgulayan Litvanyalı siyasetçi, altyapının ve eğitmen kadrolarının hazırlanması gerektiğini belirtti. Sinkevičius, genel askerlik uygulamasının mevcut parlamento döneminde hayata geçirilebileceği görüşünü de dile getirdi.

Litvanya’da bir sonraki Seimas seçimlerinin Ekim 2028’de yapılması planlanıyor. Sonbahar 2024’te seçilen mevcut 14. dönem parlamentonun görev süresi 2024-2028 yıllarını kapsıyor.

ERR’nin aktardığına göre Sinkevičius, haziran ayında koalisyon programının uzlaşmaya varılmasının ardından başbakanlık görevini üstlenmeye hazır olduğunu doğruladı.

Sinkevičius, 2024 parlamento seçimlerinden sonra ülkenin üçüncü başbakanı olacak. Bu dönemde ilk başbakan Gintautas Paluckas, ikinci başbakan ise Inga Ruginiene olmuştu.

Haziran ayında Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas da ülkenin genel askerlik sistemine doğru ilerlediğini, ancak bunun için hazırlık gerektiğini söylemişti.

Kaunas, “Kaliteyi koruyarak ve yeni tehditlere yanıt vererek genel askerliğe doğru iyi bir tempoyla ilerliyoruz. Bu süreçte komutanlıklar, gönüllü piyadeler ve Litvanya ordusu yer alıyor. Ortak hazırlığımız, savaş durumunda tüm toplumun nasıl hareket edeceği ve kendisini nasıl savunacağı konusunda eğitilmesini amaçlıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Delfi’nin belirttiğine göre Litvanya’da henüz genel askerlik uygulaması bulunmuyor. Ancak bazı siyasetçiler, yürürlükteki uygulamaların ülkeyi bu sisteme yaklaştırdığı görüşünü dile getiriyor.

Ülkede askerlik hizmeti dokuz ay sürüyor. Bu yıldan itibaren hizmet süresinin üç ya da altı aya düşürülmesine imkan tanıyan seçenekler de uygulanmaya başladı.

Askerlik hizmetine 18 ila 22 yaş arasındaki lise mezunları çağrılırken, her yıl silah altına alınacak gençlerin sayısı artırılıyor.

Silahlı kuvvetler geçen aralık ayında, 2026 yılı boyunca yaklaşık 5 bin gencin askere alınmasının planlandığını açıklamıştı. Askerlik celbi yıl boyunca, 2 Ocak ile 31 Aralık tarihleri arasında yürütülüyor.

Litvanya, 2008’de kaldırdığı zorunlu askerlik hizmetini 2015 yılında yeniden yürürlüğe koydu. İlk aşamada uygulamanın geçici olduğu belirtilse de daha sonra Seimas, askerlik sisteminin kalıcı hale getirilmesine karar verdi.

Litvanyalı yayın kuruluşu LNK’nin haziran başındaki haberine göre ABD, rotasyon süresinin sona ermesi nedeniyle Litvanya’daki binin üzerinde askerini ve askeri teçhizatını ülkeden çekmeye başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English