Avrupa
AfD zaferi sonrası Saksonya-Anhalt’a AB’den fon kesme tehdidi

Avrupa Parlamentosu üyesi Daniel Freund, seçimden birinci çıkan AfD’nin temel kuralları ihlal etmesi durumunda Saksonya-Anhalt eyaletine sağlanan AB kaynaklarının dondurulabileceğini söyledi.
Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyaletinde hükümete gelme ihtimali, Avrupa Birliği (AB) fonlarının kesilmesi riskini beraberinde getirdi.
Alman kamu yayıncısı Tagesschau’nun haberine göre, Avrupa Parlamentosu’nun Yeşiller Partili üyesi Daniel Freund, yeni eyalet yönetiminin AB temel kurallarını ihlal etmesi durumunda Avrupa Komisyonu’nun mali yardımları askıya alabileceğini belirtti.
Avrupa Parlamentosu Bütçe Kontrol Komisyonu ile Anayasal İşler Komisyonu üyesi olan Freund, AfD’nin AB projesine karşı bir siyaset izlediğini vurguladı.
Freund, “Gerektiği takdirde Avrupa Komisyonu finansmanı durdurmak zorunda kalacak” dedi.
Saksonya-Anhalt, AB’nin 2021-2027 bütçesinden kişi başına en çok pay alan bölge konumunu sürdürüyor.
Eyalete ayrılan 2,95 milyar euroluk bütçe; okulların onarımı, spor salonları ve anaokullarının kapsamlı tadilatı ile hastanelere modern tıbbi cihaz temininde kullanılıyor.
Daha önce Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’a yönelik mali yaptırım girişimlerine öncülük eden Freund, Brüksel’in Macaristan’a vereceği 18 milyar euroya varan fonu askıya almasında rol oynamıştı.
Süreç içerisinde Polonya’ya ayrılan AB fonları da benzer şekilde dondurulmuştu.
Freund, söz konusu sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Her iki ülkede de AB kaynakları dondurulduktan sonra hükümetlerin değiştiğini ve yeni yönetimlerin AB kurumlarıyla ilişkilerini gözle görülür biçimde düzelttiğini gördük. Bölgesel hükümet temel kurallara uymazsa aynı tablo Saksonya-Anhalt için de geçerli olacak.”
Berlin’deki Jacques Delors Merkezi uzmanı Luisa Kvaritsch, AB’nin yolsuzluğa ya da hukukun üstünlüğü ihlallerine yol açabilecek ödemeleri durdurma yetkisi taşıdığını hatırlattı.
Bu mekanizmanın Almanya’daki federe eyaletleri de kapsadığını belirten Kvaritsch, kesintinin boyutuna ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bu meblağ şu an yıllık yaklaşık 500 milyon euroya ulaşıyor ve Saksonya-Anhalt’ın yatırım harcamalarının neredeyse yüzde 20’sine denk geliyor.”
Kvaritsch, ödemelerin dondurulması durumunda bölgesel ve ekonomik kalkınmanın ciddi biçimde sarsılacağını, bunun da eyalet hükümetine doğrudan olumsuz yansıyacağını vurguladı.
AfD, Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosu seçimlerini yüzde 43,8 oy oranıyla birinci sırada tamamladı.
İktidardaki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise yüzde 17,2 düzeyinde kalarak 1998 yılındaki tarihi dip noktasının da gerisine düştü. 2021 yılındaki seçimlerde yüzde 20,8 oy alan AfD, desteğini beş yıl içinde ikiye katlamış oldu.
Almanya iç istihbaratından sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, geçen yıl AfD’yi aşırı sağcı bir yapı olarak sınıflandırmıştı.
Seçim sonuçlarının ardından CDU Genel Sekreteri Franziska Hoppermann AfD ile herhangi bir işbirliği ihtimalini dışladı. Hoppermann, “Aşırılık yanlılarıyla ve bilhassa aşırı sağcılarla birlikte çalışmıyoruz” dedi.
Avrupa
Wagenknecht: AfD ile koalisyon kurmak hata olur

BSW kurucusu Sahra Wagenknecht, partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasını doğru bulmadığını söyledi.
Wagenknecht, WELT TV’de yaptığı açıklamada, “Şu anda AfD ile hükümet kurmaya çalışmak da bir hata olur,” dedi.
Öte yandan BSW’nin belirli konularda ortak çoğunluklar sağlamaya çalışacağını da ekledi.
Wagenknecht, reddinin gerekçesi olarak partisinin Thüringen ve Brandenburg’daki deneyimlerini de gösterdi.
2024 yılında, eyalet parlamentolarına ilk kez girdikten hemen sonra BSW’nin iktidar koalisyonlarına girdiğini ve bunun bedelini, özellikle Thüringen’de “ağır bir şekilde” ödediğini belirtti.
BSW lideri, yeni bir partinin, başlangıçta eyalet siyasetinde yeterli deneyime sahip olmadığı için koalisyon ortakları tarafından kolayca “istismar edilebilir” olduğunu savundu.
AfD’nin sert saldırılarına rağmen Wagenknecht, görüşmelerden yana olduğunu belirtti ve “Her demokrat, parlamentoda temsil edilen tüm güçlerle konuşmalıdır,” dedi.
Wagenknecht’e göre ancak bu şekilde, hangi siyasi projelerin birlikte hayata geçirilebileceği belirlenebilir.
Avrupa
İspanyol istihbaratı, Ceuta krizinin öncesinde uyarılmış

Gizli istihbarat dosyaları ve yazışmalar, İspanyol makamlarının 30 Temmuz’da Ceuta sınırını ihlal etme planları hakkında önceden uyarı aldıklarını ortaya koyuyor.
İspanyol hükümeti, yaklaşık 80.000 kişinin Kuzey Afrika’daki İspanyol bölgesi Ceuta’ya yasadışı olarak giriş yaptığı göçmen akınından önce düzenlenen onlarca gizli belgeyi kamuoyuna açıkladı.
Hem iç hem de dış istihbarattan sorumlu İspanya ulusal istihbarat servisi CNI tarafından sağlanan bilgiler, Fas’ta Kral VI. Muhammed’in hükümdarlığını anmak için düzenlenen önemli bir kutlama olan “Taht Günü” festivaliyle aynı zamana denk gelen, sınırı geçmeye yönelik kitlesel çevrimiçi çağrıları ortaya çıkardı.
29 Temmuz’daki akının bir gün öncesinde merkezi hükümet yetkilisiyle yapılan bir WhatsApp sohbetinde, Ceuta’da görevli bir CNI ajanı, Fas’tan koordineli sınır geçişleri konusunda yaklaşan bir tehdide işaret etmiş.
Ajan, “Sosyal medyada, ‘Taht Günü’ festivalinden ve güvenlik güçlerinin meşgul olacağından yararlanarak yarın saat 20:00’de çitleri ve denizi aşma çağrısı yapılıyor,” diye yazdı.
Ajan, Ceuta’ya girme çağrısı yapan, toplam 180.000 takipçisi olan iki farklı grup olduğunu belirtti.
Aynı gün gizliliği kaldırılan başka bir konuşmada, bir CNI ajanı, sivil muhafız polis gücüyle olan iç iletişim kanalında, “yüzerek ve çiti atlayarak giriş yapma girişimine dair bilgiler” olduğunu belirtti ve Facebook ile WhatsApp gruplarının bu girişi teşvik ettiğine dikkat çekti.
Pedro Sánchez, geçen hafta Kongre’de gizli belgelerin toplu olarak yayınlanacağını duyurmuştu.
Başbakan, hükümetinin gizli servislerinden ve güvenlik güçlerinden önceden istihbarat uyarısı almadığı için önleyemediğini ve harekete geçemediğini kanıtlamayı amaçlıyor.
Fakat hükümet kaynakları, Cadena SER’e, gizlilik derecesinin kaldırılmasının sadece kısmi olduğunu ve birçok raporun açıklama yapılmaksızın dışarıda bırakıldığını veya sansürlendiğini belirtti.
Krizin başlangıcından bu yana, kriz öncesinde istihbarat servislerinin rolü, Sánchez’in kilit bakanları arasında kamuoyuna yansıyan bir kabine anlaşmazlığına yol açtı.
İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, istihbarat servislerinin göç akını konusunda uyarıda bulunmadığını savundu.
Buna karşılık, CNI’yı denetleyen Savunma Bakanı Margarita Robles, şimdiye kadar açıklanan raporların da doğruladığı üzere, birimlerin “görevlerini yerine getirdiğini” ve yetkilileri ile güvenlik güçlerini uyardığını belirtti.
Bir CNI notunda ortaya çıktığı üzere, kısaltmalarıyla DGED ve DGST olarak bilinen Fas güvenlik servislerine bile bir uyarı gönderilmişti.
Avrupa
Frontex’in yetkileri artırılacak

Avrupa Komisyonu, Ekim ayında Frontex’i düzenleyen kuralların gözden geçirilmesini önermeye hazırlanıyor.
Bu adım, Avrupa’nın giderek daha kısıtlayıcı hale gelen göç politikası bağlamında kurumun yetkilerini ve rolünü önemli ölçüde genişletebilir.
Euractiv’in aktardığı Komisyon planlarına göre, Avrupa sınır ajansı, AB dışı ülkelerle işbirliği yapmak için daha güçlü bir yetki, geri dönüş operasyonlarında daha büyük bir rol ve sınır ötesi suçlarla ve “hibrit tehditlerle” mücadeleye yönelik genişletilmiş yetkiler elde edecek gibi görünüyor.
AB yetkililerine göre, içeriği önümüzdeki çarşamba günü Ursula von der Leyen’in merakla beklenen Avrupa Birliği Durumu (SOTEU) konuşmasında açıklanacak olan teklifin, ajansın kadrolu personel sayısını üç katına çıkararak 30.000 memura ulaştırmayı öngören planları içermesi bekleniyor.
AB’nin dış sınırlarında artan baskıları yönetmeye yardımcı olmak amacıyla 2004 yılında kurulan Frontex, o zamandan bu yana bütçesi, personeli ve siyasi görünürlüğü açısından hızla büyüdü.
Ayrıca, temel hak ihlalleri ve zorla geri gönderme iddiaları da dahil olmak üzere sayısız tartışmaya yol açmış ve bu tartışmalar, 2022 yılında o dönemki icra direktörü Fabrice Leggeri’nin istifasıyla doruğa ulaşmıştı.
Leggeri şu anda Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’i temsil eden bir Avrupa Parlamentosu milletvekili.
Bu gözden geçirme, Mayıs ayında on binlerce göçmenin bölgeye geçtiği, Fas’ın kuzey kıyısındaki İspanyol toprağı Ceuta’da yaşanan göç krizi sonrasında gündeme geldi.
Bu olay, Brüksel ve AB başkentlerinde, bloğun dış sınırlarını yönetme kabiliyeti ve göç dalgalarına yanıt vermede Frontex’in oynaması gereken rol konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi.
AB ülkeleri, üçüncü ülkelerdeki “geri dönüş merkezleri”ne kapı açan yeni bir geri dönüş çerçevesi ve Haziran ayında yürürlüğe giren Göç ve İltica Paktı ile bloğun göç sistemini şimdiden sıkılaştırıyor.
Geri dönüşler ve karma tehditlerle mücadele
Ajansın, sınır dışı etme işlemlerinde rol alabilmesi için daha fazla yetki alması da bekleniyor.
Euractiv, ulusal başkentlerin Frontex’e, Avrupa dışındaki bir bölgeden AB dışındaki diğer ülkelere geri dönüşlerin gerçekleştirilmesinde rol vermeyi değerlendirdiğini ilk kez ortaya çıkardı.
Bu yetki, ajansın mevcut yasal çerçevesi kapsamında yer almıyor ve yeni bir yasal dayanak gerektirecek.
Frontex’in rolünü genişletebileceği bir diğer alan ise AB dışındaki ülkelerle yapılacak anlaşmalardır.
Bu, tam kapsamlı bir statü anlaşması müzakere etmeye gerek kalmadan personel görevlendirmeleri de dahil olmak üzere, daha esnek uluslararası anlaşma biçimlerine olanak tanıyacak.
Euractiv’in görüştüğü diplomatlara göre, çoğu AB ülkesi bu adımı destekleyecek.
Konuyla ilgili bilgilendirilen birkaç AB yetkilisine göre, kurum ayrıca görev alanını sosyal medyada dolaşan dezenformasyonun izlenmesini de kapsayacak şekilde genişletmeyi değerlendiriyor.
Bu değişiklikler, nispeten sınırlı bir sınır koordinasyon kurumundan AB’nin göç ve sınır kontrolü alanındaki en güçlü kurumlarından birine dönüşen Frontex’in bir sonraki evrim aşamasını işaret edecek.
Komisyon’un yaptığı gözden geçirme, Frontex’e kara sınırları üzerindeki hava sahasının izlenmesi ve insansız hava araçlarının kullanımına karşı mücadelede yardımcı olma gibi karma tehditlerle mücadele konusunda yeni sorumluluklar da verebilir.
Fakat tüm başkentler Frontex’e savunma ile ilgili konularda bir rol verilmesinden memnun değil ve güvenlik ile savunmanın ulusal hükümetlerin sorumluluğu altında kalması gerektiğini vurguluyor.
Sahada daha fazla personel
Ajansın daimi personel sayısını üç katına çıkarmak, Komisyon’un gözden geçirme süreciyle ilgili başlangıçtaki isteklerinden biriydi.
Bu fikir ilk olarak von der Leyen’in 2024-2028 siyasi öncelikleri arasında dile getirilmişti.
Fakat Euractiv’in görüştüğü AB diplomatları ve yetkilileri, personel alımındaki zorlukları ve cinsiyet ile coğrafi açıdan dengeli bir kadro oluşturmanın getirdiği zorlukları gerekçe göstererek, bu hedefin gerçekçi olduğu konusunda şüpheci kalmaya devam ediyor.
Daimi birliğin büyüklüğü konusu, Ceuta krizi sırasında yeniden siyasi gündeme geldi. Ağustos ayında, Avrupa Halk Partisi (EPP) lideri Manfred Weber, ajansın 50.000 kişilik bir sınır gücü kurmasını talep etti.
Frontex’in daimi birliğinin, ajansın 2019 gözden geçirme sürecinde belirlenen hedef doğrultusunda 2027 yılına kadar 10.000 kişiye ulaşması öngörülüyor.
Euractiv’in eline geçen Konsey görüşmelerinin özetine göre, AB ülkeleri geçen sonbaharda Frontex’in geleceğini tartışmaya başladı.
Bu süreçte birçok hükümet, Komisyon’un ajansın daimi kadrosunu genişletme planları hakkında endişelerini dile getirdi.
Önerilerden biri, artık kullanılmayan bir Frontex daimi kadro kategorisini yeniden canlandırmak.
Bu kadro, kendi ülkelerindeki kurumlarda görevlerine devam edecek fakat AB ajansında eğitim alacak ve “olağanüstü durumlarda” görevlendirilmeye hazır olacak ulusal yetkililerden oluşacak.
Avrupa Parlamentosu’nda birkaç parlamento yetkilisi, bu dosyanın, müzakerelere liderlik etmek amacıyla von der Leyen’in EPP grubunun elde etmeye çalıştığı önemli bir kazanım olarak görüldüğünü belirtti.
Görev süresinin başlangıcından bu yana, hassas göç mevzuatı genellikle sadece “aşırı sağ”dan “merkez sağ”a uzanan çoğunluklarla onaylandı ve Frontex incelemesinin de aynı modeli izlemesi muhtemel.
Komisyon’un son gündemine göre, incelemenin şu anda diğer iki göç dosyasıyla birlikte Ekim ayı sonunda sunulması planlanıyor.
Avrupa3 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa2 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa3 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Pettifor: Tarihte görülmemiş borç seviyeleri nedeniyle sistem çökecek
Asya1 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında











