Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman ordusu 300 bin mektup gönderdi, 530 gönüllü bulabildi

Yayınlanma

Almanya Savunma Bakanlığı, yeni askerlik sistemi kapsamında gençlere gönderilen yaklaşık 300 bin anketin ardından bu yıl orduya sadece 530 gönüllünün katıldığını açıkladı. Ankete katılan erkeklerin yaklaşık yüzde 20’si askerlik yapmaya hazır olduğunu belirtirken, yanıt vermeyen yüzde 4’lük kesim hakkında yasal işlem başlatılması gündemde.

Almanya Savunma Bakanlığı, yeni askerlik programının ilk ön sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Süddeutsche Zeitung gazetesinin aktardığı verilere göre, bakanlık askerlik çağındaki gençlere yaklaşık 300 bin anket formu gönderdi, ancak bu yıl ordu bünyesine katılan gönüllü sayısı yalnızca 530 civarında kaldı.

Açıklanan verilere göre, 18 Haziran tarihi itibarıyla toplam 298,2 bin mektup gönderildi. Bu mektupların yaklaşık 153 bini erkeklere, yaklaşık 145 bini ise kadınlara hitaben yazıldı. Gönderilen anketlerde gençlere askeri görev yapmaya hazır olup olmadıkları soruldu.

Erkeklerin yüzde 96’sı kendilerine ulaşan anketleri doldurarak geri gönderdi. Ankete katılan her beş erkekten biri Almanya Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) bünyesine katılmaya ilgi duyduğunu beyan etti.

Bundeswehr verilerine göre, bu kişiler arasından yaklaşık 1,5 bin adaya tıbbi muayene ve seçim prosedürleri uygulandı. Yapılan elemeler sonucunda, yaklaşık 530 kişi 2026 yılı için resmi olarak askeri hizmete kabul edildi.

Ankete yanıt vermeyen yüzde 4 oranındaki erkek nüfusa yönelik olarak ise yetkililerin idari dava açma seçeneğini değerlendirdiği bildirildi.

Yeni askerlik sisteminin hedefleri

Almanya’da yeni askeri hizmet sistemine ilişkin yasa 1 Ocak’ta yürürlüğe girdi. Federal yetkililer, bu reformla birlikte aktif ordunun mevcudunu 80 bin kişi artırarak 260 bine ulaştırmayı hedefliyor.

Bunun yanı sıra, hem kadınlardan hem de erkeklerden oluşacak 200 bin kişilik bir yedek kuvvet oluşturulması planlanıyor.

Şu aşamada Bundeswehr bünyesine katılım gönüllülük esasına göre yürütülüyor. Ancak askerlik çağındaki Alman vatandaşlarının yurt dışına çıkmadan önce Bundeswehr Kariyer Merkezi’nden onay alması gerekiyor. Gönüllü olarak silah altına alınanlar, yedi ay ile 23 ay arasında değişen sürelerde görev yapabiliyor.

Nisan ayında Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, federal cumhuriyetin tarihindeki ilk askeri stratejiyi sundu. Söz konusu strateji, olası bir çatışma durumuna yönelik NATO tavsiyeleri doğrultusunda, ülkenin silahlı kuvvetlerindeki askeri personel sayısının 2035 yılına kadar 460 bine çıkarılmasını öngörüyor.

Alman ordusundaki bu reform süreci, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki gelecekteki rolüne ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Nisan ayında The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberde, Avrupalı müttefiklerin, Almanya’nın girişimiyle ABD’nin ittifaktan ayrılması ihtimaline karşı bir acil durum planı hazırlamaya başladıkları iddia edilmişti.

Mayıs ayı başında CBS News ve Reuters, ABD’nin Almanya topraklarından yaklaşık 5 bin askerini çekeceğini duyurdu.

Pentagon yetkilileri, bu adımı, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiklerin İran ile savaş konusundaki yardım seviyesinden duyduğu memnuniyetsizliğin bir sinyali olarak nitelendirdi.

Bu gelişmeden kısa süre önce Trump, ABD’nin NATO’dan çıkmasını ciddi şekilde değerlendirdiğini açıklamıştı.

Bununla birlikte Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberde, Pentagon’un Tomahawk füzeleriyle donatılmış bir taburu Almanya’ya konuşlandırma planından vazgeçmesinin ardından Berlin’in bu füzeleri doğrudan satın alma girişimlerinde bulunduğu belirtildi.

Haftalar sonra Politico, Avrupalı ve Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberinde, Trump yönetiminin “Rusya’nın bu adımı bir gerilim artışı olarak değerlendirebileceği” endişesiyle Almanya’ya Tomahawk tedarik etme planından vazgeçebileceğini yazdı.

Avrupa

Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Yayınlanma

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.

Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.

Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.

İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.

Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.

Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.

Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

Yayınlanma

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.

Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.

Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:

“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”

Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.

CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.

Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi

Söder şöyle devam etti:

“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”

Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:

“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

Yayınlanma

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.

Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.

Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.

Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.

Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.

Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.

İş dünyasından AfD politikalarına tepki

AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.

Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.

AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.

BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.

Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.

BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.

Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.

Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English