Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman sanayisine savaş dopingi: Rheinmetall gücünü artırıyor

Yayınlanma

Alman savunma şirketi Rheinmetall, İtalyan savunma grubu Leonardo ile ortak bir girişim kurarak İtalyan silahlı kuvvetlerine 23 milyar avro bedelle, binden fazla ana muharebe tankı ve piyade savaş aracı tedarik etmeyi planlıyor.

Şirketin salı günü açıkladığı üzere bu ortaklık KF51 Panther ana muharebe tankı ve Lynx piyade savaş aracını kapsıyor. Panther, İtalyan şirketleri ile Rheinmetall ve iştirakleri tarafından eşit parçalar halinde üretilecek.

Anlaşma, Alman şirketinin dünyanın en büyük savunma şirketlerinden biri olma yolunda attığı önemli bir adım. Rheinmetall kısa bir süre önce, dünyanın en büyük savunma pazarı olan ABD savunma pazarında daha büyük bir pay elde etmek amacıyla ABD’li araç uzmanı Loc Performance Products’ı 950 milyon ABD dolara satın almıştı.

Anlaşma, Rheinmetall’in ABD’deki üretim kapasitesini artırıyor ve grubun ABD silahlı kuvvetleri için 60 milyar ABD doları değerinde zırhlı personel taşıyıcıları ve askeri kamyonlar inşa etme sözleşmelerini kazanmak için ihtiyaç duyduğu üretim yeteneklerini artırıyor.

Rheinmetall, dünyanın en büyük savunma pazarına açılıyor

German Foreign Policy’de yer alan habere göre Rheinmetall, dün (16 Ekim) sona eren ABD savunma ticaret fuarı AUSA’da silah sistemlerini yoğun bir şekilde tanıttı.

Bunun arka planında ABD’nin açık ara dünyanın en büyük “savunma” pazarı olması ve Alman şirketin küresel savunma sanayinde yükselmeye devam etmek ve baharda açıkladığı gibi “dünya çapında bir oyuncu” olmak istiyorsa buradaki pazar payını büyük ölçüde artırması gerektiği yatıyor.

Şirketin en büyük umudu, Bradley’in yerini alacak yeni bir ABD zırhlı piyade savaş aracının yapımı için açılan ihale. Rheinmetall, yaklaşık 45 milyar dolar maliyetle yaklaşık 4.000 piyade savaş aracının üretimi için nihai seçim aşamasında.

Grup ayrıca 16 milyar dolar maliyetle 40.000 kamyonun üretileceği Ortak Taktik Kamyon programı için de teklif verecek.

Yakın zamanda, 2025 yılına kadar “engebeli arazide muharebe operasyonlarını desteklemek için malzeme ve ekipmanı verimli bir şekilde taşıyabilen” mürettebatsız kara aracı için sekiz prototip üretme ihalesini de alan Alman şirket, ayrıca tekerlekli ve paletli araçlar için yeni görüş sistemleri ve yardımcı ünitelerin geliştirilmesinde ABD şirketi Honeywell ile işbirliği yapıyor.

Pentagon’a tedarik kritik

Ağustos ayında Rheinmetall, sektörde tanınmış bir araç uzmanı olan Loc Performance Products’ın tamamen devralınması için bir anlaşma imzalamayı başardığında, zırhlı personel taşıyıcıları ve askeri kamyonların yapımına yönelik büyük sözleşmeler de dahil olmak üzere istenen siparişleri kazanma şansını önemli ölçüde artırmştı.

Bu devralma Alman grup için özellikle değerli çünkü sadece yeni yetenekler değil aynı zamanda yeni üretim kapasiteleri de kazandırıyor; özellikle zırhlı personel taşıyıcıların da askeri kamyonlar gibi tamamen ABD’de üretilmesi gerektiği göz önüne alındığında.

Şirkete göre bu devir Rheinmetall’e “ABD’de önemli kabiliyetler” kazandırıyor ve grup iştiraki American Rheinmetall Vehicles’ı “ABD Savunma Bakanlığına daha etkin ve kapsamlı tedarik sağlayabilecek bir konuma” getiriyor.

Alman ve Avrupa pazarındaki Rheinmetall tekeli yoğunlaşıyor

Rheinmetall son zamanlarda kendi ana pazarı olan Almanya ve Avrupa’daki konumunu güçlendirme çabalarında da ilerleme kaydetti.

Düsseldorf merkezli şirketin, sadece Bundeswehr için 100 milyar avroluk Alman bütçesinden 30 ila 40 milyar avro elde edebileceği belirtiliyor.

Diğer şeylerin yanı sıra, 8,5 milyar avroya topçu mühimmatı, 3,5 milyar avroya 6.500 askeri kamyon ve yaklaşık 2,7 milyar avroya da “ağır piyade silah taşıyıcıları” proje adıyla 123 araç tedarik ediyor.

Ayrıca, bazıları Ukrayna’daki savaşın doğrudan bir sonucu olan diğer AB ülkelerinden de siparişler var. Örneğin temmuz sonunda Rheinmetall, Ukrayna’ya silah veren Çek silahlı kuvvetlerine 14 Leopard 2A4 ana muharebe tankı ve 3 Büffel zırhlı kurtarma aracı tedarik etmeyi kabul etti.

Litvanya, Leopard 2A8’lere sahip olacak Alman “Litvanya Tugayı”nın konuşlandırılmasına paralel olarak, Rheinmetall’in üretiminde yer aldığı bu modelin pahalı ana muharebe tanklarını satın alacağını belirtti.

Son olarak Danimarka, hava savunma sistemi için Rheinmetall’den toplam 16 Skyranger 30 kulesi sipariş etti.

Alman Rheinmetall 23 milyar avroya İtalyan ordusuna zırhlı araç üretecek

Salı günü Rheinmetall, uluslararası tank pazarına daha fazla giriş yapmasını sağlayacak bir sonraki adımını açıkladı.

Şirket, hâlâ geliştirilme aşamasında olan yeni KF51 Panther modelinden savaş tankları üretmek üzere İtalyan savunma grubu Leonardo ile ortak bir girişim başlattı.

Amaç İtalyan ordusunu yeni tanklarla donatmak. Bu zırhlı araçlar arasında sadece Panther değil, aynı zamanda Rheinmetall Lynx piyade savaş aracı da var.

Toplamda binden fazla tankın İtalyan silahlı kuvvetlerine teslim edilmesi öngörülüyor ve 23 milyar avroya varan bir sipariş hacminden söz ediliyor.

Her iki taraf da ortak girişimde yüzde 50 hisseye sahip. Panther’in yüzde 60’ı İtalya’da, yüzde 40’ı ise Alman Rheinmetall fabrikalarında üretilecek; fakat İtalya’nın yüzde 60’lık payının 10’u İtalyan Rheinmetall şubeleri tarafından karşılanacak ve böylece satışlar açısından da eşitlik sağlanacak.

Yapay zeka iştirakine dev fon

Öte yandan yapay zeka kontrollü robotlar konusunda uzmanlaşmış Rheinmetall iştiraki YardStick Robotics ve Rheinmetall Waffe Munition, “RoX” isimli araştırma projesi için 1,4 milyon avro fon sağladı.

Fon, Berlin’de düzenlenen ‘Endüstriyel Veri Ekosistemlerinin Ölçeklendirilmesi’ etkinliğinde Federal Almanya Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck tarafından sunuldu.

Eylül 2020’de başlayan “RoX” projesi, toplam 52 milyon avro proje bütçesiyle Federal Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı (BMWK) tarafından destekleniyor.

Rheinmetall’in projeye katılımı 3,5 milyon avro değerinde ve özel amacı, “ölçeklenebilir bir dijital ekosistemin geliştirilmesi yoluyla yapay zeka tabanlı robot teknolojilerini” ilerletmek.

Projenin 30 ay sürmesi ve imalat, lojistik ve hizmetler gibi sektörlerde yapay zeka kontrollü robotik için “yenilikçi, pratik çözümler yaratmaya” odaklanması planlanıyor.

YardStick Robotics, yapay zeka destekli robotik sistemlerin geliştirilmesini kolaylaştırmak için çalışıyor. YardStick, yapay zekadan (AI) yararlanarak küçük ve orta ölçekli şirketlerin özelleştirilmiş robotik sistemleri ve otomatik süreçleri benimsemesini sağlıyor ve çeşitli sektörlerde geleceğe yönelik otomasyonu artırıyor.

Bu yılın başlarında YardStick Robotics, “Robot-X” projesi için Manufacturing-X girişimi kapsamında 3,2 milyon avroluk finansman da sağlamıştı. BMWK tarafından sağlanan bu ek fon, Rheinmetall’in Pierburg ve Rheinmetall Electronics kuruluşlarıyla işbirliği içinde yapay zeka tabanlı otomasyon teknolojilerine yönelik daha fazla araştırmayı destekliyor.

Almanya içinde rekabet: Alman-Fransız ortaklığı suya düştü

Rheinmetall ve Leonardo arasındaki ortak girişim ile Roma’nın da rota değiştirdiği belirtiliyor.

İtalya başlangıçta Leopard muharebe tankları almayı planlıyordu. Bu tanklar Alman silah üreticisi Krauss-Maffei Wegmann (KMW) ile Fransız tank üreticisi Nexter’in birleşmesinden oluşan KNDS tarafından, yivsiz top da dahil olmak üzere Rheinmetall’in önemli parçaları kullanılarak üretiliyor.

KNDS, insansız kara araçları da dahil olmak üzere yeni nesil bir ana muharebe tankı geliştirmek üzere 2015 yılında kurulmuştu.

Fransız-Alman anlaşmazlıkları nedeniyle ciddi şekilde gecikmiş olan proje, en erken 2040 yılına kadar piyasaya sürülmeye hazır olmayaca.

Bununla birlikte, 132 adet Leopard 2A8 ve piyade savaş aracının KNDS tarafından İtalyan ordusuna teslim edilmesi planları, şirketin İtalyan savunma şirketlerine üretimden daha fazla pay vermeye hazır olmaması nedeniyle kısa süre önce suya düştü.

KNDS şimdi Almanya ve AB’den gelen yeni ve güçlü bir rekabetle karşı karşıya.

Rheinmetall NATO’daki rolünü pekiştiriyor

Rheinmetall, Avrupa zırh pazarındaki rolünü güçlendirerek ve aynı zamanda ABD’de on milyarlarca dolar değerindeki siparişler için çabalayarak sadece kendi yükselişini sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda transatlantik askeri ittifakının savunma sanayi üssünün temel dayanaklarından biri haline geliyor.

ABD savunma şirketlerinin de bunu dikkate aldığı görülüyor. Örneğin Rheinmetall gelecekte F-35 savaş uçağı üretimine katılacak ve F-35 gövde bileşenleri üretecek.

Grubun transatlantik rolü, Atlantik’in her iki yakasındaki hissedarların şirketin hisselerine sahip olmasından da anlaşılıyor.

Örneğin Fransız bankası Société Générale yüzde 10,97, ABD’li yatırımcı BlackRock yüzde 5,54, Amerikan bankaları Goldman Sachs ve Bank of America sırasıyla yüzde 4,69 ve 4,64 ve İsviçreli UBS yüzde 3,83 paya sahip.

ABD’li finansal hizmetler sağlayıcısı FMR’nin yüzde 4,99’luk payı, Rheinmetall için ABD işinin önemine paralel olarak toplam ABD payını yaklaşık beşte bire çıkarıyor.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English