Diplomasi
Alman şirketleri ABD seçimlerinde: Trump ve Harris’e bağış akıyor

5 Kasım’da yapılacak Amerikan başkanlık seçimlerinde kıyasıya yarış sürerken, Alman şirketleri de bağışlar aracılığıyla renklerini belli ediyorlar.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre Alman şirketlerinin çoğunluğu ABD seçim kampanyasında Donald Trump ve Cumhuriyetçi adaylara bağış yapıyor.
DAX şirketleri Covestro ve Heidelberg Materials, kampanya bütçelerinin yüzde 80’inden fazlasını Cumhuriyetçi adaylara ayırarak en net duruşu sergiledi. Sadece Allianz ve SAP, Demokratları Cumhuriyetçilere tercih etti.
En fazla parayı ise T-Mobile harcadı. Şirket şu ana kadar siyasi lobi faaliyetleri için 800 bin doların üzerinde harcama yaptı. BASF 328 bin, Fresenius 204 bin, Siemens 203 bin ve Bayer 195 bin dolar yatırım yaptı.
Alman politikacılar aynı zamanda Cumhuriyetçilere de kur yapıyor; yani Trump’ın kazanması durumunda ilan edilen korumacı rotada “ılımlı bir etki” yaratabilecek olanlara.
Ekonomi Bakanlığı, ABD-Almanya tedarik zincirlerini gözden geçiriyor ve belirli ürünler için alternatif tedarik kaynakları ararken, şirketler de ABD’de daha fazla yerel üretim yapmak zorunda kalma olasılığına hazırlanıyor.
Lobi faaliyetleri için milyonlarca ABD doları
Alman şirketlerinin çoğunluğu ABD seçim kampanyasında Donald Trump’ı destekliyor. Bunların çoğu 2020’de Joe Biden’ı desteklemiş olsa da, 22 Eylül 2024 itibariyle yaklaşık 2,3 milyon dolar tutarındaki bağışları bu kez çoğunlukla Cumhuriyetçi politikacılara gitti.
Center for Responsive Politics tarafından analiz edilen Federal Seçim Komisyonu rakamlarına göre, poliüretan ve polikarbonat hammaddeleri üreten Covestro’nun kampanya bütçesinin yüzde 84,7’si Cumhuriyetçi adaylara gitti. Bu rakam 2020’de yüzde 78’di.
Şirket o dönemde, “Covestro’nun tesislerinin çoğu Cumhuriyetçiler tarafından temsil edilen eyaletlerde veya bölgelerde bulunuyor,” açıklamasını yapmıştı.
Heidelberg Materials yüzde 83,5 ile Covestro’nun hemen arkasında yer alıyor. Onu belli bir mesafeyle Bayer (yüzde 60,3), Fresenius (yüzde 60,2) ve BASF (yüzde 58,9) takip ediyor.
Sadece Allianz ve SAP sırasıyla yüzde 58 ve 54,6 ile Demokrat adayları destekledi.
Büyük yatırımcı T-Mobile
2020’deki son ABD başkanlık seçimlerinde olduğu gibi, en fazla yatırımı T-Mobile yaptı.
Telekomünikasyon şirketi Demokrat adaylara 14 Ekim itibariyle 379 bin dolar ve Cumhuriyetçi adaylara 422 bin dolar bağışta bulunurken, onu BASF takip etti.
Ludwigshafen merkezli şirket Demokratlara 135 bin dolar, Cumhuriyetçilere ise 193 bin dolar bağışta bulundu.
Onu Fresenius (81 bin dolar/123 bin dolar), Siemens (95 bin dolar/108 bin dolar) ve Bayer (73 bin dolar/122 bin dolar) takip etti.
Otomobil üreticileri BMW, Mercedes ve VW’nin yanı sıra Infineon, Munich Re ve Deutsche Bank ise sıfır ila 20 bin dolar arasında değişen miktarlarla itidalli davrandı.
Alman şirketleri bağış için Siyasi Eylem Komiteleri kuruyor
ABD’de şirketlerin partilere ve siyasetçilere doğrudan sponsor olmalarına izin verilmiyor; ülke bu uygulamaya yalnızca yerel veya bölgesel düzeyde izin veriyor.
Bu nedenle şirketler, yöneticilerinden ve müdürlerinden bağış toplamak için Siyasi Eylem Komiteleri (PAC) kuruyor.
Örneğin Bayer Grubu, “Bayer PAC, Bayer çalışanlarının bir araya gelerek çıkarlarımızı paylaşan adaylara bağışta bulunmalarının bir yoludur. Kampanya desteğinden yararlanabilmek için adayların ‘şirketi etkileyen konular hakkında bilgi sahibi olmaları’, komitelere başkanlık etmeleri veya diğer önemli pozisyonlarda bulunmaları ya da çok uluslu şirketin iştiraklerinin bulunduğu eyaletlerden gelmeleri gerekmektedir,” diyor.
Big Pharma Harris’e karşı
Bayer, Demokratların Amerikalılar için “hayat pahalılığını azaltma” planlarının bir parçası olan sağlık politikasından özellikle rahatsız.
Muhafazakâr Alman medyası, örneğin faz, yüksek gıda fiyatlarıyla mücadele önlemlerini de içeren bu politikayı “iktisadi popülizm” olarak eleştiriyor. Enflasyonu Düşürme Yasasının (IRA) bir parçası olarak Biden yönetimi, devlet sağlık kurumu Medicare’e ilaç şirketleriyle ilaç indirimleri konusunda pazarlık yapma yetkisi vermişti.
Ağustos ayı ortalarında Joe Biden ve Kamala Harris, son müzakere turunun bir sonucu olarak yaygın olarak kullanılan on ilaç için önemli fiyat indirimleri açıkladı. Örneğin Bayer, kan inceltici Xarelto’nun aylık istihkakı için 517 dolardan 197 dolara indirimi kabul etmek zorunda kaldı.
Biden Maryland’deki bir seçim etkinliğinde özetle, “Big Pharma’yı yendik,” demişti.
Glifosat mağdurlarına karşı, Trump ile birlikte
Buna ek olarak Bayer, daha fazla glifosat davasına karşı koruma sağlamaya yönelik yasama girişiminin, özellikle Trump yönetiminin göreve geldiği ilk dönemde şirket lehine bir tazminat davasına müdahil olması nedeniyle, hükümet değişikliği ile daha iyi bir şansa sahip olacağına inanıyor.
Şirket ayrıca çevre sektöründe ilan edilen deregülasyondan da faydalanmayı umuyor. Trump, 2017’de görevdeki ilk icraatlarından biri olarak ABD Çevre Koruma Ajansının (EPA) başkanını değiştirmişti.
Son olarak, BASF, Fresenius ve diğerleri gibi tekeller de kurumlar vergisi konusunda Cumhuriyetçileri destekliyor. Cumhuriyetçiler yüzde 21’den yüzde 15’e indirim yapılacağını açıkladılar. Demokratlar ise bu oranı yüzde 28’e çıkarmak istiyor.
Alman hükümetinin hedefe yönelik aday seçimi
Alman şirketlerinin Demokratlara yönelik destekleri Harris ile sınırlı değil. Aynı zamanda Demokrat Parti’nin Ilımlı Demokratlar ya da Mavi Köpek Koalisyonu gibi daha muhafazakâr gruplarını da güçlendirmeyi amaçlıyor.
BASF de benzer bir yaklaşım benimsiyor. Bununla birlikte şirket, Wyandotte’daki üretim tesisinden kaynaklanan yeraltı suyu kirliliğine karşı kampanya yürüten Demokrat Debbie Dingell’e 8 bin dolar ile en büyük bireysel bağışlarından birini yaptı.
Cumhuriyetçi adayların seçimi de keyfi değil. Covestro, iştiraklerinin bulunduğu eyaletlerdeki politikacılara özel olarak fon dağıtan tek şirket değil. Bu yaklaşım, Alman hükümetinin transatlantik işbirliği koordinatörü Michael Link’in tavsiyeleriyle de uyumlu.
FDP’li politikacı iki yıldır büyük Alman şirketlerinin bulunduğu eyaletleri temsil eden Cumhuriyetçi vali ve senatörlerle temaslarını sürdürüyor. Link, “Bu Cumhuriyetçi valilerin birçoğu Trump’ı destekliyor olabilir, ama nihayetinde öncelikle kendi eyaletleriyle ilgileniyorlar … ve hiçbiri Avrupa ile bir ticaret savaşı istemiyor,” diye açıklıyor.
Berlin, “ılımlı” Cumhuriyetçilerle temas halinde
Financial Times (FT), Alman hükümetinin Beyaz Saray’da Trump’ı etkileyebilecek ya da onun “izolasyonist” eğilimlerini yumuşatabilecek Cumhuriyetçilerle temas etmek için büyük çaba sarf ettiğini yazıyor.
FT’ye göre, Link’in yanı sıra Dışişleri Bakanlığı ve Washington’daki Alman büyükelçiliği çalışanlarının da yer aldığı bir tür gayrı resmi kriz grubu, ABD’de bir hükümet değişikliği durumunda yapılacak düzenlemeler üzerinde çalışıyor.
Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan hesaplamalara göre, Çin için yüzde 60 ve diğer tüm ülkeler için yüzde 10 olarak planlanan ithalat tarifeleri, Almanya’yı 2028 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılada kademeli olarak yüzde 1’den daha fazla bir düşüşle tehdit ediyor. Üstelik Çin’in karşı önlemleri uygulanırsa, açık daha da artacak.
Ekonomi Bakanlığı tedarik zincirlerini analiz ediyor
Federal Ekonomi Bakanlığı, gümrük tarifelerinin sonuçlarını hafifletmek için transatlantik tedarik zincirlerini analiz ediyor ve hem temel malzemeler hem de ABD menşeli yüksek teknoloji ürünleri için alternatif tedarik kaynaklarını inceliyor.
Trump’ın planlarına karşılık olarak Alman makine mühendisliği şirketleri ve diğer sektörler üretim süreçlerini ABD’ye taşıma olasılığını da araştırıyor.
Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) ve Alman Sanayi Federasyonunu (BDI) Washington’da temsil eden Christoph Schemionek, “Üretimin yerelleştirilmesine yönelik eğilim daha da güçlenecek,” öngörüsünde bulunuyor.
Öte yandan AB düzeyinde de hazırlıklar devam ediyor. AB çevreleri, “Anlaşma arayacağız, fakat iş buna gelirse kendimizi savunmaya hazırız,” diyor. IW ise “çok kısa vadeli fayda perspektifine sahip agresif ikili müzakereler” öngörüyor.
Kasım 2023’te kabul edilen ‘Birliğin ve üye devletlerin üçüncü ülkelerin ekonomik baskılarına karşı korunmasına ilişkin’ AB tüzüğü, Brüksel’in bu tür görüşmeler için kendisini silahlandırmasına izin veriyor.
AB, karşı tarife uygulanabilecek ABD ürünlerinin bir listesi şimdiden hazırlamaya başladı.
Diplomasi
Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.
Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.
Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.
Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.
Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.
Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.
Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.
Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.
Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.
Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.
Diplomasi
“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.
ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.
Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.
Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.
Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.
Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.
Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.
Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.
Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.
Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.
Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.
Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.
Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.
Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:
“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”
Diplomasi
AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.
Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.
Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.
Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.
Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.
Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.
Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.
Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.
Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.
Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.
Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:
“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”
Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı.
Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.
Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı.
Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.
Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.
Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı.
Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.
Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor











