Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa ülkeleri Ukraynalı sığınmacılara yardımı kesiyor

Yayınlanma

Avrupa genelinde birçok ülke, Ukrayna’dan gelen sığınmacılara yönelik barınma, sosyal yardım ve yasal statü kolaylıklarını kademeli olarak sonlandırıyor. Polonya, Çekya ve İrlanda gibi ülkeler bütçe yükünü azaltmak ve işgücü katılımını teşvik etmek amacıyla yeni yasal düzenlemeleri devreye sokarken Danimarka askeri seferberlik kapsamındaki Ukraynalı erkeklere sığınma hakkı tanımama kararı aldı.

Polonya, “sosyal yardım turizminin” önüne geçmek amacıyla Ukrayna’dan gelen sığınmacılara yönelik yardımları sınırlandırdı. İrlanda, Macaristan ve Slovakya ise ücretsiz barınma imkanlarını kısmen yürürlükten kaldırdı.

Avrupa Birliği (AB) düzeyinde de askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklerin ülkeye gelişinin engellenmesi yönünde adımlar planlanıyor.

Danimarka hükümeti, kendi ülkelerinde askerlik yükümlülüğü bulunan 23 ila 60 yaş arasındaki Ukraynalı erkeklere sığınma hakkı tanımayı durduracağını açıkladı.

Kopenhag yönetimi, resmi olarak askerlikten muaf tutulmayan Ukraynalıların seferberlikten kaçmasını önlemek amacıyla ilgili yasada değişikliğe gitmeye hazırlanıyor.

Benzer bir girişim AB genelinde de tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Diğer yandan birçok Avrupa ülkesi, Ukraynalı sığınmacılara sağlanan özel destek mekanizmalarını sonlandırmaya başladı.

Danimarka askerlik çağındaki erkeklere kapıyı kapatıyor

Danimarka Yabancılar ve Entegrasyon Bakanı Morten Bødskov, ülkesinin Kiev’in güvenilir bir müttefiki olduğunu ancak Ukrayna’nın savunma gücünü zayıflatacak yasal boşluklar yaratmak istemediklerini belirtti.

Askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklere sığınma hakkı verilmesinin durdurulmasına yönelik planları değerlendiren Bødskov “Danimarka, özgürlük mücadelesinde Ukrayna ile omuz omuza duruyor.

Bu nedenle Ukrayna’ya yönelik özel yasada değişikliğe gidiyoruz; zira oturum kurallarımızın Ukrayna silahlı kuvvetlerindeki seferberlikten kaçınmak amacıyla kullanılmasına izin vermemeliyiz” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Şubat 2026 sonu itibarıyla Danimarka’da kayıtlı Ukraynalı sığınmacı sayısı 51 bini aşıyor.

Polonya sosyal yardım ve ücretsiz sağlık desteğini sonlandırdı

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Şubat 2026’da imzaladığı yasayla Ukraynalı sığınmacıların ülkedeki ayrıcalıklarını ve özel statülerini kaldırdı. Bu düzenlemeyle sığınmacılara ücretsiz sağlık hizmeti sunulması ve barınma giderlerinin karşılanması uygulamasına son verildi.

Polonya’da tedavi gören yaralı Ukraynalı askerler ise bu uygulamanın dışında tutuldu.

Ukraynalıların Polonya’da yasal olarak kalabilmeleri için üç yıllık ikamet izni başvurusunda bulunmaları gerekiyor. Sığınmacıların ülkede kalabileceği azami süre ise 4 Mart 2027 olarak belirlendi.

Cumhurbaşkanı Nawrocki, geçen yıl Ukraynalı sığınmacılara yönelik yardımların denetimini sıkılaştıran bir yasayı onaylamıştı. Polonya’da yaşamayan, çalışmayan ve çocukları ülkede eğitim görmeyen kişilere yapılan sosyal yardımların kesilmesi kararlaştırılmıştı.

Polonya Cumhurbaşkanlığı Ofisi, bu kararın “sosyal yardım turizmi” ile mücadele etmek amacıyla alındığını kaydetti.

BM’nin Nisan 2026 ortası verilerine göre, Polonya’da kayıtlı Ukraynalı sığınmacı sayısı 985 bini geçiyor.

Çekya sığınmacılardan çalışma ve ülkede kalma şartı istiyor

Çekya yönetimi de Ukraynalı sığınmacılara yönelik yardım şartlarını zorlaştırma kararı aldı. Haziran 2026’da Çekya Parlamentosunda kabul edilen yasa uyarınca sosyal yardım alan Ukraynalıların çalışması, ticari faaliyette bulunması ya da istihdam ofisine kayıtlı olması gerekiyor.

Ayrıca bu kişilerin ayda en az 16 gün ülke sınırları içinde kalması şartı getirildi. Çek Radyosu (Český rozhlas), yaşlıların, çocukların ve öğrencilerin bu kurallardan muaf tutulduğunu aktardı.

BM’nin nisan ayı sonu verilerine göre, Çekya’da kayıtlı Ukraynalı sığınmacı sayısı 380 bini aşıyor.

Macaristan barınma yardımını sadece çatışma bölgeleriyle sınırladı

Macaristan hükümeti, Ukrayna’dan gelen sığınmacılara yönelik yardımları 2024 yılında sınırlandırmıştı. Budapeşte yönetimi, sığınma evlerinde barınma imkanını yalnızca Ukrayna’da “çatışmalardan doğrudan etkilenen” 13 bölgeden gelen kişilere sağlama kararı aldı.

Bu karar, etnik Macarların da yaşadığı Transkarpatya dahil olmak üzere Batı Ukrayna’dan gelen sığınmacılara yönelik yardımların kesilmesine yol açtı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Budapeşte’nin bu adımını eleştirerek reşit olmayanlar, yaşlılar ve hamile kadınlar dahil olmak üzere hassas grupların destekli barınma imkanlarından mahrum kalacağını belirtti.

BM’nin Mart 2026 sonu verilerine göre, Macaristan’da kayıtlı Ukraynalı sığınmacı sayısı 65 binin üzerinde seyrediyor.

Slovakya barınma desteğinin süresini yarı yarıya indirdi

Slovakya hükümeti, 2025 yılında Ukraynalı sığınmacılara yönelik destek paketini daraltma kararı aldı. Sığınmacıların özel barınma merkezlerinde ücretsiz kalma süresi 120 günden 60 güne düşürüldü.

Aynı şekilde barınma yardımı ödemelerinin süresi de 60 günle sınırlandırıldı. Bratislava yönetimi, bu yasal değişiklikleri “kamu maliyesinin dengelenmesi ihtiyacı” ile gerekçelendirdi.

Sığınmacı statüsünü 28 Şubat 2025 tarihinden önce alan Ukraynalıların mevcut hakları ise korundu.

BM’nin Nisan 2026 sonu verilerine göre, Slovakya’da kayıtlı Ukraynalı sığınmacı sayısı 150 bini aşıyor.

İrlanda ücretsiz barınma uygulamasını tamamen kaldırmaya hazırlanıyor

İrlanda Adalet Bakanı Jim O’Callaghan, Mayıs 2026’da yaptığı açıklamada, Ukraynalı sığınmacılara yönelik ücretsiz barınma desteğinin Mart 2027 itibarıyla tamamen sonlandırılacağını duyurdu.

O’Callaghan, çalışan ancak dört yıldır ücretsiz konut imkanından yararlanan Ukraynalıların bu hizmetin bedelini kendilerinin ödemeye başlamasının “adil” olacağını ifade etti. Yardımların kademeli olarak azaltılması sürecinin ağustos ayında başlayacağı, programın ise 4 Mart 2027 tarihinde tamamen yürürlükten kalkacağı bildirildi.

Hassas kategorideki yaklaşık 5 bin sığınmacı ise bu sürenin uzatılması için başvuruda bulunabilecek. O’Callaghan, geri kalan 11 bin kişinin tanıdıkları vasıtasıyla ya da serbest piyasadan konut bulabileceğini dile getirdi.

Barınma hakkını koruyacak sığınmacılara yönelik yardım miktarı ise 400 euroya düşürülecek. Başlangıçta 800 euro olan bu destek tutarı, 2025 yılında 600 euroya indirilmişti.

Bakan O’Callaghan, Ukrayna’ya geri dönmek isteyenlerin yol masraflarının karşılanacağını ve geri dönüş programının ayrıntılarının “AB düzeyinde” netleştirileceğini sözlerine ekledi.

Avrupa

Alman ordusu, ilk kez Fransız nükleer tatbikatında yer alacak

Yayınlanma

Almanya ile Fransa arasında nükleer caydırıcılık alanında mart ayında kararlaştırılan stratejik ortaklık, hava kuvvetlerinin ortak tatbikatıyla ilk kez sahaya taşındı. Alman askerlerinin sonbaharda ilk kez bir Fransız nükleer manevrasına konvansiyonel düzeyde katılması planlanıyor. NATO caydırıcılığını desteklemek amacıyla geliştirilen bu işbirliği kapsamında, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip iki Fransız Rafale savaş uçağı ve iki Alman Eurofighter havada yakıt ikmali eğitimi gerçekleştirdi.

Almanya ve Fransa, nükleer caydırıcılık alanında mart ayında üzerinde uzlaştıkları ortaklığı pratik adımlarla hayata geçirmeye başladı.

Almanya Federal Ordusu (Bundeswehr), ilk kez Fransız ordusunun gerçekleştireceği bir nükleer tatbikatta görev alacak. Nörvenich Hava Üssü’nde toplanan Alman-Fransız Güvenlik ve Savunma Konseyinin sonuç bildirgesinde, Alman askerlerinin bu tatbikatta konvansiyonel alanda görev üstleneceği açıklandı.

Bildirgede ayrıca, Fransız Rafale savaş uçaklarının Nörvenich’e intikal etmesinin stratejik ortaklığın ilk operasyonel adımı olduğu kaydedildi.

Hava Kuvvetleri sözcüsünün Alman Haber Ajansı dpa’ya yaptığı açıklamaya göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Almanya ziyareti öncesinde iki ülkenin hava unsurları ortak eğitim icra etti.

Nükleer silah taşıma kabiliyetine sahip iki Fransız Rafale savaş uçağı ile Bundeswehr’e ait iki Eurofighter, havada Fransız tanker uçağından yakıt ikmali yapma eğitimi gerçekleştirdi.

Köln yakınlarındaki Nörvenich Hava Üssü’nde düzenlenen savunma konseyi toplantısının marjında, iki ülke askerlerinin karşılıklı olarak birbirlerinin uçaklarında bakım ve onarım çalışmaları yapacağı bir başka eğitim faaliyeti daha planlandı.

Alman hükümet çevrelerinden edinilen bilgilere göre, cuma günü toplanan savunma konseyinin bir sonraki adım olarak Alman askerlerinin sonbaharda Fransa’nın nükleer manevrasına katılımını karara bağlaması bekleniyor. Bu gelişmeyle birlikte, nükleer ortaklığın uygulanma süreci yeni bir aşamaya geçiyor.

Macron, nükleer silahlara sahip iki Batı Avrupa ülkesinden biri olan Fransa’nın nükleer koruma şemsiyesinden Avrupa ülkelerinin de yararlanabileceği yönündeki teklifini daha önce dile getirmişti.

Almanya’da halihazırda NATO’nun nükleer caydırıcılık unsuru olarak ABD’ye ait nükleer bombalar bulunuyor ve Bundeswehr, olası bir harekatta bu mühimmatın taşınması için savaş uçaklarını hazır tutuyor.

Fransa ile geliştirilen bu yeni ortaklığın, NATO bünyesindeki caydırıcılığı tamamlayıcı ve güçlendirici bir nitelik taşıması öngörülüyor.

Fransa, nükleer alandaki işbirliğini bir diğer nükleer güç olan İngiltere ile de yürütüyor.

Paris’in nükleer ortaklık teklifine Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç, Danimarka ve Norveç dahil olmak üzere yedi Avrupa ülkesi daha olumlu yanıt verdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiltere’de finans firmaları çalışan denetimini sıkılaştırıyor

Yayınlanma

İngiltere’deki finans şirketleri, taciz ve zorbalık gibi iş yeri suistimallerine yönelik 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni kurallar öncesinde çalışan denetimlerini sıkılaştırıyor. Avukatlar, bazı firmaların artacak denetim ve raporlama yükümlülüklerinden kaçınmak için bu tür iddialarla karşı karşıya kalan personeli önceden işten çıkardığını belirtiyor.

İngiltere’deki finans şirketleri çalışanların davranışlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırıyor.

Reuters’a konuşan avukatlar, bazı firmaların taciz ve zorbalık gibi suistimallerle suçlanan personeli, parlamenterlerin istismar ve zorbalık yuvası olarak nitelendirdiği sektörü dizginlemeyi amaçlayan yeni kurallar öncesinde işten çıkardığını ifade etti.

Londra’daki üç hukuk firmasından avukatlar, bazı şirketlerin 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerin getireceği sıkı denetim, raporlama yükümlülükleri ve mali olmayan suistimal vakalarının kötü yönetilmesinden doğacak olası sonuçlardan kaçınmak amacıyla bu adımları attığını bildirdi.

Mali Yürütme Otoritesi (FCA); varlık yöneticileri, hedge fonları ve sigorta şirketleri gibi banka dışı 37 bin firmada çalışanlara yönelik ciddi, işle bağlantılı zorbalık, taciz ve şiddet eylemlerini davranış kuralları ve göreve uygunluk testlerine dahil etmek üzere düzenleme yapıyor.

Değiştirilen kurallar ve kılavuz ilkeler, firmaların çalışanların uygunluğunu değerlendirirken mali olmayan suistimalleri nasıl hesaba katması gerektiğini netleştiriyor.

Düzenleme, ciddi vakaların tespit edilmesi, araştırılması ve raporlanması yükümlülüğünü insan kaynakları departmanlarından alarak doğrudan yöneticilerin üzerine yıkıyor.

Yapılan değişiklikler, banka dışı finans kurallarını halihazırda bankalar için yürürlükte olan kurallarla uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.

Bununla birlikte yeni kılavuz, tüm firmaların mücadele etmesi beklenen suistimalleri daha açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Görüş bildiren üç avukat, şirketlerin işten çıkarmalar için çıtayı oldukça düşük tuttuğunu, bazı durumlarda insan kaynakları departmanlarının beklentileri karşılayamayan çalışanlarla yolları ayırmak için yaklaşan kuralları bahane olarak kullanabileceğini aktardı.

Hukuk firması Lewis Silkin’in ortaklarından Wendy Saunders, şirketlerin düşük performans gösteren bir çalışanı işten çıkarmak için küçük bir davranış sorununu mali olmayan suistimal gibi göstermeye çalıştığı iki veya üç vakayla karşılaştığını ifade etti.

Farklı firmalardan üç avukat, yöneticilerin kural ihlallerini ele almadaki başarısızlıklarından sorumlu tutulmasını da içeren yeni düzenlemeler hakkında yöneticiler, müdürler ve stajyerler için senaryo odaklı eğitim programları düzenlediklerini belirtti.

“Yıldız” zorbalarla mücadele

FCA’nın kapsamlı kılavuz ilkeler, açıklayıcı senaryolar ve akış şemalarıyla birlikte yayımladığı kurallar, zorbalık gibi davranışları ırk, cinsiyet, engellilik veya dini inanç gibi unsurlara dayalı ayrımcılığa karşı yasal korumalardan ayırarak iş hukukunun ötesine geçiyor.

KPMG’de iş hukuku uzmanı olan David Cummings, kuralların, iş hukukunda bulunmayan düzenleyici yaptırımlar sağlayarak şirketlerin kötü davranış sergileyen ancak yüksek performans gösteren “yıldız” çalışanlarla mücadele etmesine olanak tanıyacağını dile getirdi.

Cummings, “FCA, gelir getirdiği için kuruluşların geleneksel olarak göz yumduğu veya görmezden gelmeye hazır olduğu, ancak iş yeri ortamı için zehirli olan yüksek performanslı zorbaları yakalamaya çalışıyor” dedi.

Reuters, büyük hukuk uygulamalarına sahip yedi orta ölçekli hukuk firması ve “büyük dörtlü” olarak bilinen profesyonel hizmet şirketlerinden birinin avukatlarıyla görüştü.

Görüşülen kişilerden iki firmanın avukatları, yeni kurallar öncesinde davranış iddiaları nedeniyle işten çıkarılan personelden haberdar olmadıklarını kaydetti.

Diğer kaynaklar ise az sayıda işten çıkarma bildirildiğini veya yöneticilerin odak noktasının giderek davranış kurallarına kaydığını doğruladı.

Konuya ilişkin değerlendirmesi sorulan FCA, suistimale yönelik artan odağın nasıl kötüye kullanılabileceğine dair örneklere doğrudan değinmedi ancak yeni kuralların daha fazla netlik sağladığını vurguladı.

Regülatör kurum tarafından yapılan açıklamada, “Kurallarımız ve kılavuzumuz, sektörün mali olmayan suistimalle mücadelede daha tutarlı bir yaklaşım benimsemesine yardımcı olacak; ancak bunun önlenmesi ve ele alınmasında birincil sorumluluk firmalara aittir” ifadesine yer verildi.

İngiliz Sigortacılar Birliği, Alternatif Yatırım Yönetimi Birliği ve Yönetilen Fonlar Birliği, Reuters’ın konuya ilişkin yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

İngiltere’nin finansal hizmetler sektöründeki iş yeri kültürü uzun süredir eleştirilerin odağında yer alıyor.

Parlamentonun etkili Hazine Komitesindeki milletvekilleri, Londra’nın finans merkezindeki cinsiyetçilik üzerine hazırlanan 2024 tarihli raporda, cinsel taciz ve zorbalığın yaygınlığı ile bu iddiaların ne kadar kötü ele alındığı karşısında şoke olduklarını belirtmişti.

Aynı yıl yapılan bir FCA araştırması, zorbalık gibi suistimal raporlarının 2023’e kadar olan üç yıllık süreçte yüzde 70’in üzerinde arttığını, firmaların üçte birinden fazlasının ise bu vakaları yönetim kurullarına bildirmediğini ortaya koymuştu.

Yeni kurallar kapsamında, davranış ihlallerinin referanslar veya resmi göreve uygunluk değerlendirmeleri aracılığıyla gelecekteki işverenlere açıklanması gerekecek.

Bu uygulamanın, sorunlu çalışanların iş değiştirerek yaptırımlardan kaçınmasını engellemesi amaçlanıyor. İhlalde bulunanlar, kariyerlerini sonlandırabilecek nitelikte düzenleyici soruşturmalarla karşı karşıya kalabilecek.

Hazırlanan kılavuz, çalışanların sosyal medya faaliyetlerini de kapsıyor.

Avukatlar, firmaların düzenleyici kurumların hedefi haline gelme endişesiyle kuralları tutarsız bir şekilde uygulayabileceğinden endişe ediyor.

Hukuk firması Corker Binning’in ortaklarından Claire Cross, “Gördüklerime dayanarak, birçok işverenin nispeten küçük vakalarda bile fevri kararlar alması, düzenleyicinin eleştirilerine maruz kalma riskini göze almak yerine kişileri işten çıkarmayı tercih etmesi muhtemel görünüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya’da Volkswagen için Çinli markalara ek vergi talebi

Yayınlanma

Almanya’nın Saksonya eyaleti hükümeti, yerli sanayiyi korumak ve Volkswagen üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla Çin menşeili otomobillere yönelik Avrupa Birliği gümrük vergilerinin artırılmasını talep etti. Saksonya Ekonomi Bakanı Dirk Panter, bu adımın Çinli üreticileri Avrupalı ortaklarla işbirliğine ve üretimi yerelleştirmeye zorlayacağını belirtti.

Almanya’nın Saksonya Eyaleti Ekonomi Bakanı Dirk Panter, Bild gazetesine verdiği mülakatta, Çinli otomotiv şirketleri üzerindeki baskıyı yoğunlaştırmak amacıyla Avrupa Birliği (AB) genelinde gümrük tarifelerinin yükseltilmesi gerektiğini açıkladı.

Panter, bu hamleyle Çin merkezli üreticilerin Volkswagen dahil olmak üzere Avrupalı firmalarla ortaklığa teşvik edilmesini amaçlıyor.

Ekonomi Bakanı Panter, Çin’den ithal edilen araçlara daha yüksek vergi uygulanması başlığının AB düzeyinde müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.

Bu çıkış, otomotiv grubu Volkswagen’in Almanya’daki üretim kapasitesini daraltma planlarının kamuoyuna yansıdığı dönemde yapıldı.

Otomotiv devi, alternatif bir çıkış yolu bulunamaması durumunda, elektrikli araç imalatı gerçekleştiren Saksonya’daki tesis de dahil olmak üzere ülkede dört fabrikayı kapatabileceği yönünde uyarıda bulunmuştu.

Bu kapsamda Saksonya’nın merkezi Dresden’de yer alan ve 20 yılı aşkın süredir faal olan bir üretim tesisi halihazırda kapandı.

Gelişmeler üzerine Volkswagen Üst Yöneticisi Oliver Blume, Çin’de geliştirilen modellerin üretimini Avrupa’daki tesislere kaydırmayı ihtimaller arasında saymıştı.

Blume ayrıca, Çinli otomobil üreticileriyle ortaklık kurulması seçeneğine de açık kapı bırakmıştı.

Saksonya Ekonomi Bakanı Panter, eyalette Çinli bir şirketle kurulacak ortak girişimin, Brüksel ile yürütülecek görüşmelerde koz olabileceğini aktardı.

Panter, böyle bir ortaklığın Çinli üreticilerin Avrupa’daki gümrük vergilerinden muaf tutulmasına da zemin hazırlayabileceğini kaydetti.

Piyasa verilerine göre BYD dahil birçok Çinli marka, özellikle şarj edilebilir hibrit modellerin satış başarılarıyla Avrupa pazarındaki payını artırmayı sürdürüyor.

Saksonya hükümetinin Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki varlığına bütünüyle karşı çıkmadığını dile getiren Panter, Avrupa’da faaliyet yürüten tüm şirketlerin Birlik sınırları içinde katma değer sağlaması ve istihdam yaratması gerektiğinin altını çizdi.

Daha önce de Renault yöneticisinin Çinli markalarla ortaklık kurulması yönündeki yaklaşımları eleştirdiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English