Avrupa
Avrupalı teknoloji şirketleri ABD’li şirketlere alternatif geliştirmeye çalışıyor

Avrupa, Amerikan teknolojisine olan bağımlılığını nasıl azaltacağını tartışırken, bir dizi şirket alternatifler geliştirerek bu süreçte hızla büyüyor.
Ne var ki bu ivmeye rağmen, kıta son on yıllarda teknoloji bağımlılığı konusunda o kadar derin bir çukura saplanmış durumda.
Bu nedenleözel sektörün çabalarıyla dijital özerkliğin yakın zamanda sağlanması pek olası görünmüyor.
Euractiv ile yaptığı sohbette bir şirket yöneticisi, Avrupa’nın teknoloji sektörünün tamamına atıfta bulunarak, “Bu şekilde büyümeye devam edersek, Microsoft’u yakalamamız için yüz yıla ihtiyacımız olacak,” diye hayıflandı.
AB’nin denizaşırı BT devlerine olan bağımlılığı uzun süredir tartışma konusu. ABD istihbarat kurumlarının Avrupa verilerini elde ettiği yönündeki endişeler yıllardır sürüyor.
Son dönemde giderek daha düşmanca bir tutum sergileyen Trump yönetimi, ABD başkanının “acil durdurma düğmesi”ni kullanarak hoşuna gitmeyen ülkelerin kamu hizmetlerini kapatma tehdidini gündeme getirdi.
Avrupalı politikacılar şu anda, hükümetlerin ve şirketlerin daha fazla Avrupa teknolojisi satın almasını amaçlayan yeni yasalar üzerinde tartışıyor.
Fakat Euractiv’e göre asıl soru şu: “Brüksel’den işe gidip gelme mesafesinin ötesinde, gerçek dünyada böyle bir şey oluyor mu?”
Euractiv, ABD teknolojisine somut alternatifler geliştiren birkaç şirketin yöneticileriyle görüştü.
Bu yöneticiler, şirketlerin şaşırtıcı bir hızla büyüdüğü ve daha da hızlı ilerlemeyi hedeflediği bir kıta tablosu çizdi.
Avrupa’nın önde gelen yapay zeka şirketi Mistral’ın CEO’su Arthur Mensch, haziran ayında Brüksel’de gazetecilere “Gerçekten çok olumlu işaretler görüyoruz,” demişti.
Hükümetlerin ve şirketlerin teknolojiyi nereden tedarik ettiklerini yeniden gözden geçirdiklerini belirten Mensch, bunun da Avrupa’daki oyuncuların cebine daha fazla para girmesini sağladığını söyledi.
Yine de teknoloji gelirlerinin büyük çoğunluğu ABD’li devlere akmaya devam ediyor. Mistral, bu yıl 1 milyar avro gelir elde etmeyi umuyor. Almanya federal yönetimi ise geçen yıl sadece Microsoft lisanslarına bu miktarın yarısını harcadı.
Almanya da “yerlileşme” hamleleri devam ediyor
Frank Karlitschek bu rakamları çok iyi biliyor. Kendisi, Microsoft 365 benzeri bir Avrupa işyeri paketi geliştiren Alman bulut bilişim şirketi Nextcloud’un başında bulunuyor.
Nextcloud, Proton ve Open-Xchange gibi diğer Avrupa şirketleriyle birlikte, ABD’nin temel üretkenlik yazılımları olan Word, Excel ve PowerPoint’e alternatif masaüstü uygulamaları piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
Karlitschek, Avrupa genelinde çok sayıda kamu görevlisinin tüm çalışma gününü bu çok tanıdık yazılımlar içinde verilerle uğraşarak geçirdiğinden, bunun görünürlük açısından önemli bir adım olacağını düşünüyor.
Karlitschek’e göre Nextcloud, bir süredir gelirini yıllık %50 ila %80 oranında artırıyor.
Karşılaştırma olarak, Microsoft geçen yıl gelirini “sadece” %15 artırdı ama kârı neredeyse 250 milyar avroya ulaştı.
ABD’li devin çalışan sayısı da 200.000’den fazla çalışanıyla Almanların Großstadt, yani büyük şehir olarak adlandırabileceği bir büyüklüğe sahip.
Bu tutarsızlık, Karlitschek’i oldukça rahatsız ediyor gibi görünüyor. Euractiv’e verdiği demeçte, teknoloji egemenliğini gerçekleştirmeye yönelik bölgesel adımların “kesinlikle yetersiz” olduğu bir ortamda, “arkanıza yaslanıp kendi şirketinin başarısının tadını çıkaramayacağını” söyledi.
Örnek olarak, Nextcloud geçen ay Almanya’nın federal eyaletlerinden biriyle ortaklık kurdu ve komşu Schleswig-Holstein eyaletinin iddialı egemenlik girişimini takip etti.
Yine de bu, Almanya’nın 16 eyaletinden sadece ikisi.
Yeni egemenlik cephesi
Alplerin diğer tarafında, Milano’da, İtalyan yapay zeka geliştiricisi Domyn, ülkenin hükümeti ve bankacılık gibi sıkı denetime tabi sektörlerdeki şirketlerle işbirliği yapıyor.
Kurucu Uljan Sharka, Euractiv’e verdiği demeçte, önümüzdeki birkaç çeyrek içinde 200 kişilik çalışan sayısını ikiye katlamayı hedeflediklerini söyledi.
Sharka, ABD hükümetinin önde gelen ABD yapay zeka modellerine yabancı erişimi kısıtlama yönündeki son girişimine atıfta bulunarak, ABD’nin Anthropic’in Fable modeline erişimi kapatmasından bu yana Avrupa merkezli yapay zekaya olan talebin “gerçekten inanılmaz” olduğunu belirtti.
Fakat Karlitschek gibi o da hükümetlerin bu geçişi yavaşlattığını düşünüyor ve orta kademe yöneticileri, süreci sonuna kadar götürme iradesinden yoksun olmakla suçluyor:
“Avrupa’daki tek sorunumuz zayıf liderlik. 60 saniye içinde halledilebilecek işlerin, insanların korkusu yüzünden ya hiç yapılmadığı ya da altı ayda halledildiği toplantılara sürekli katılıyorum.”
Birçok gözlemci, Avrupa’daki teknoloji şirketlerinin “korkak” memurların ötesinde pek çok başka sorunla karşı karşıya olduğunu öne sürüyor.
Bunlar, yatırım zorluklarından ve AB içinde sınır ötesi büyümenin önündeki engellerden, özellikle yapay zeka alanında, bölgenin (çoğunlukla ABD’li) Büyük Teknoloji şirketleriyle rekabet edebilecek kadar yeterli sayıda uzmanlaşmış veri merkezine sahip olmamaya kadar uzanıyor.
İlginç bir şekilde, Sharka bu son kısma kategorik olarak karşı çıkıyor. Piyasada yapay zeka kapasitesini geliştirmek için büyük meblağların gerekli olduğunu iddia etmeye takıntılı bazı “oyuncular” olduğunu kabul etse de, Avrupa’nın çok daha azıyla gayet iyi idare edeceğine ikna olmuş durumda.
Avrupalı şirketler ABD’de de faaliyet yürütüyor
Egemenlik konusundaki bir diğer itici güç, merkezi Paris’in hemen dışında bulunan Fransız veri analitiği şirketi Chapsvision.
Platformları kısmen yapay zeka destekli olan şirket, Domyn gibi ABD’de de faaliyet gösteriyor.
Güney Tirol kökenli CEO Silvano Sansoni, şirketin ABD’deki faaliyetlerinin çelişkili görünebileceğini kabul ediyor.
Fakat Pfizer veya Boeing gibi ABD’li devlerle çalışmanın önemli olduğunu belirtiyor; çünkü bu, Avrupa teknolojisinin güvenilir olduğunu gösteriyor.
Ona göre egemenlik, Avrupalıların sırf bir şey Avrupa menşeli diye onu satın alması anlamına gelmiyor. Aksine, varsayılan olarak yerleşik yurtdışı devlerini tercih etmemekle ilgili.
Sansoni, “Teknolojik olarak mükemmel olduğumuz için tercih edilmek istiyoruz. Bize rekabet etme şansı verin,” diyor.
Bu yaklaşım, şirketi için işe yarıyor gibi görünüyor. Sansoni, 2019’da kurulan Chapsvision’ın 1.000 çalışana ulaştığını ve bunların 200’ünün yıl başından bu yana işe alındığını belirtti.
Bununla birlikte, ulusal düzeyde ivmenin daha güçlü olduğunu da belirtiyor. Şirket, gelirinin çoğunu Fransa’dan elde ediyor ve şu anda Almanya’ya da genişliyor.
Sansoni, AB düzeyinde hâlâ yapılacak çok iş olduğunu savunuyor.
“Büyük gemiler yön değiştirirken yavaşlar”
Euractiv’in yaptığı birçok görüşmede ortaya çıkan bir nokta, tüm bu egemenlik projelerinin meyve vermesinin uzun zaman almasıydı.
Haziran ayında Fransız devleti, ABD’li rakibi Palantir yerine Chapsvision’ı tercih ederek önemli bir adım attı.
Fakat Sansoni, Euractiv’e verdiği demeçte, bu yöndeki ilk adımların aslında 2021 yılında atıldığını belirtti.
Benzer şekilde Avrupa Komisyonu, 2025 yazında Microsoft’un bulut hizmetinden Fransız bir alternatife geçmek için “ileri aşamadaki” müzakereler yürütüyordu.
Fakat AB yürütme organı, “egemen” bulut kapasitesi için 180 milyon avroluk bir bütçeyi ancak bu nisan ayında duyurdu.
Bu, acil olmaktan çok ağır ilerleyen bir değişim temposu gibi görünebilir. Yine de AB, Avrupa şirketlerini güçlendirmek ve Birliğin karşı karşıya olduğu büyük güvenlik açıklarını kapatmaya yardımcı olmak amacıyla özel bir teknoloji egemenliği önlemleri paketi üzerinde çalışıyor.
Fakat tekliflerin AB’nin siyasi engellerini aşması gerektiğinden, önlemlerin tam olarak ne zaman uygulanmaya başlayacağı bir yana, nihai sonucun belirsiz olduğu söylenebilir.
Şu an için, ister kamu ister özel sektör olsun, Avrupa’nın büyük bir kısmı hâlâ eski yöntemlere bağlı kalıyor.
Fakat Avrupa’daki alternatifler ivme kazanıp daha fazla dikkat çekerken, yıllarca süren dikkatli hazırlıkların ardından manşetlere çıkan egemenlik projelerinin yavaş yavaş birikme şekli, sessizce istikrarlı bir akışa dönüşüyor olabilir.
Avrupa
Avrupa’da doğalgaz fiyatları 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı

Avrupa’da vadeli doğalgaz fiyatları Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve daralan LNG arzının etkisiyle megavatsaat başına 86,79 euroya kadar yükselerek Aralık 2022’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Yeraltı depolama tesislerindeki doluluk oranı 12 Ekim itibarıyla yüzde 73,75’te kaldı.
Avrupa’da vadeli doğalgaz fiyatları, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzındaki düşüş ve yeraltı depolama tesislerindeki düşük doluluk oranlarının piyasada uzun süreli açık endişesini artırmasıyla 2022’den bu yana görülen en yüksek düzeye çıktı.
Hollanda merkezli sanal ticaret noktası TTF’de işlem gören kasım vadeli doğalgaz kontratlarının fiyatı yüzde 2,89 artışla megavatsaat başına 86,79 euroya ulaştı.
Uluslararası piyasalardaki döviz kuru hesaba katıldığında bu tutar bin metreküp başına 1019,83 dolara karşılık geliyor. Avrupa pazarında doğalgaz, söz konusu seviyelerde en son 22 Aralık 2022’de işlem görmüştü.
Günün ilerleyen saatlerinde artış hızı yüzde 2,1’e geriledi; Türkiye saatiyle 13.11 itibarıyla gaz fiyatı megavatsaat başına 86,125 eurodan (bin metreküp için 1011,47 dolar) alıcı buldu.
Avrupa’da doğalgaz fiyatı eylül ayında da Aralık 2022’den bu yana ilk kez 1000 dolar barajını aşmış, ardından 870 dolara çekilmişti.
Fiyat artışının ekim ayında da sürmesinde, ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşın tetiklediği küresel arz açığı endişeleri belirleyici rol oynuyor. Doğalgaz krizi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin sekiz aydan uzun süredir kapalı kalmasından kaynaklanıyor.
Savaşın başlamasıyla boğazın neredeyse tamamen ulaşıma kapatılması, dünya pazarına sunulan LNG hacminin yaklaşık yüzde 20 daralmasına yol açtı.
Ortadoğu kaynaklı sevkiyatın sekteye uğraması, mevcut LNG hacimleri üzerindeki uluslararası rekabeti hızlandırdı. Bu tablo, tüketim dalgalanmalarını ve ani tedarik kesintilerini dengeleyen Avrupa’daki yeraltı depolama tesislerinin yaz aylarında yeterince doldurulamamasına neden oldu.
Avrupa’daki depolama tesislerinin doluluk oranı 12 Ekim itibarıyla yüzde 73,75 düzeyinde kaldı. Tesislerin doluluk oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 83,03, Ekim 2024’te ise yüzde 94,89 seviyesindeydi.
ING analistleri piyasadaki görünüme ilişkin değerlendirmelerinde, “Piyasa, kışın büyük bölümünü Basra Körfezi’nden neredeyse hiç LNG almadan geçireceği gerçeğini kavramaya çalışıyor” ifadesine yer verdi.
Depolardaki yetersizlik ve stokları tamamlama zorunluluğu fiyatları yukarı taşırken, Asyalı alıcılarla rekabetin kış aylarında yeni bir fiyat sıçramasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Kış öncesinde stoklar beş yıllık ortalamanın gerisinde
Öte yandan Reuters’ın görüş aldığı sektör uzmanları ve analistler, enjeksiyon sezonunun resmi sonu kabul edilen 1 Kasım itibarıyla Avrupa’daki doğalgaz depolarının doluluk oranının yüzde 75 ila yüzde 78 arasında kalacağını öngörüyor.
Bu oran, son beş yılın ortalamasının yaklaşık 10 yüzde puan altına denk geliyor.
Avrupa Birliği’nin kış dönemi tüketiminin yüzde 25 ila 30’unu yeraltı depoları karşılıyor; bu durum bölgeyi özellikle Norveç ve ABD’den sağlanan boru hattı ve LNG teslimatlarına bağımlı kılıyor.
ABN Amro enerji uzmanı Mutaz Altaghlibi, tedarikte yaşanacak olası bir aksamanın Avrupa’da fiyatları daha da yukarı çekebileceğini, Asyalı alıcıların LNG talebinin de fiyat baskısını yüksek tutacağını belirtti.
Banka, sert geçebilecek bir kış mevsiminde Avrupa depolarındaki gaz rezervinin yüzde 10 ila 15 seviyesine kadar eriyebileceğini duyurdu.
Altaghlibi, söz konusu düşüşün bir sonraki dolum sezonu açısından oldukça kritik ve zorlu koşullar yaratacağını vurguladı.
Mevcut piyasa koşulları, fiyatların megavatsaat başına 350 euronun üzerine çıktığı 2021-2022 enerji krizini andırıyor.
Enerji analistlerinin büyük bölümü fiyatların yeniden o zirvelere tırmanmasını beklemiyor; ancak megavatsaat başına 100 euronun aşılarak yüzde 25’lik ek bir artış yaşanmasının muhtemel olduğunu kaydediyor.
AB kış aylarında 14 milyar metreküplük doğalgaz açığı riskiyle karşı karşıya
Avrupa
Fransa’da market soğutucuları hacklendi: Milyonlarca euroluk gıda çöpe gitti

Fransa’daki büyük süpermarket zincirlerinin soğutma sistemlerini hedef alan siber saldırıda yüzlerce mağazanın dolapları 50 dereceye kadar ısıtıldı. Saatlerce süren ısınma nedeniyle taze ve dondurulmuş ürünler bozulurken, sektördeki zararın milyonlarca euroya ulaştığı hesaplanıyor.
Fransa genelindeki büyük süpermarket zincirleri, soğutma ve dondurucu sistemlerini hedef alan kapsamlı bir siber saldırıya uğradı.
Bilgisayar korsanlarının uzaktan erişim sağlayarak soğutuculardaki sıcaklığı 50 dereceye kadar yükseltmesi sonucu yüzlerce mağazadaki taze ve dondurulmuş gıdalar bozuldu.
BBC ve Fransız haber kanalı BFMTV’nin aktardığı verilere göre perakendecilerin toplam zararı milyonlarca euroyu bulabilir.
Saldırının, Danimarka merkezli mühendislik şirketi Danfoss tarafından üretilen ve soğutma ekipmanlarının uzaktan idaresini sağlayan yazılımdaki bir güvenlik açığından kaynaklandığı bildirildi.
Normal şartlarda gece saatlerinde buz çözme işlemi için kısa süreliğine ısıtılan üniteler, korsanların müdahalesiyle saatlerce yüksek sıcaklıkta tutuldu.
Bazı noktalarda ekipmanın aşırı ısınması nedeniyle yangın çıktığı aktarıldı.
Fransa genelinde yüzlerce süpermarket etkilendi
Perakende zincirlerinden Coopérative U Genel Direktörü Dominique Schelcher, olayı “son derece ciddi ve benzeri görülmemiş” bir saldırı olarak nitelendirdi.
Zincir bünyesindeki 100’ü aşkın mağazanın etkilendiği açıklandı. Intermarché ve Netto markalarını bünyesinde barındıran Les Mousquetaires Grubu, 180 mağazanın hedef alındığını, yeni olayları önlemek amacıyla yaklaşık 100 satış noktasının internet bağlantısının acilen kesildiğini bildirdi.
Reuters ajansının haberine göre Intermarché bünyesindeki bazı soğutucularda sıcaklık altı saat boyunca 50 derecede kaldı.
Carrefour, ülke genelindeki 6 bin mağazasından 80’inde soğutuculara yetkisiz erişim sağlandığını duyurdu.
Monoprix zinciri ise 400’ü aşkın şubesinin yüzde 5’inin saldırıya maruz kaldığını kaydetti.
Leclerc mağazalarının da etkilendiği bildirilirken, Les Mousquetaires Grubu 12 Ekim öğle saatlerinde bazı reyonların devre dışı kalmayı sürdürdüğünü paylaştı.
Soruşturma başlatıldı, gözler eski yazılımlara çevrildi
Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, olayın aydınlatılması için Ulusal Siber Güvenlik Ajansını (ANSSI) görevlendirdi.
Paris savcılığı da soğutma sistemlerine yönelik siber saldırı hakkında adli soruşturma başlattı.
Danfoss şirketi, saldırıların güvenlik güncellemesi yapılamayan eski yazılımlara sahip üniteleri etkilediğini savundu.
Şirket, müşterilerine sistem yazılımlarını güncel tutmaları ya da yeni cihazlara geçmeleri yönünde uzun süredir tavsiyede bulunduğunu açıkladı.
Öte yandan Hollanda merkezli perakende grubu Ahold Delhaize de bünyesindeki Albert Heijn zincirinde bir siber güvenlik sorunu yaşandığını bildirdi.
Şirketin mobil uygulamasından yapılan duyuruda teslimatların durdurulduğu, fiziki mağazaların ise açık kaldığı belirtildi. Hollanda’daki aksaklığın Fransa’daki saldırıyla bağlantılı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.
Danimarka Savunma Bakanlığı İstihbarat Dairesi, geçtiğimiz ay yayımladığı değerlendirmede Rusya’nın Batı ülkelerine yönelik hibrit saldırılarını önümüzdeki aylarda artırmasının muhtemel olduğu uyarısını yapmıştı.
Avrupa
Almanya, Starlink istasyonunu kundaklama iddiasıyla 2 Türk vatandaşını gözaltına aldı

Polonya yetkilileri, Alman polisinin geçen ay Varşova yakınlarındaki bir Starlink istasyonunu ateşe verdiği şüphesiyle iki Türk vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
Polonya’nın özel servislerini koordine eden Bakan Tomasz Siemoniak, pazartesi günü Varşova’da düzenlediği basın toplantısında, Polonya’nın şüphelilerin iadesini talep ettiğini ve kundaklama saldırısının arkasında Rus gizli servislerinin olduğundan “hiç şüphe duymadığını” belirtti.
Siemoniak, düzenlediği basın toplantısında, “Ayrıca, Rus istihbarat teşkilatlarının giderek daha fazla suç dünyasıyla bağlantılı kişilere yöneldiğini de belirtmek gerekir,” dedi.
Başbakan Donald Tusk, X’te paylaştığı bir gönderide, olayı bir başka “hibrit savaş eylemi” olarak nitelendirdi ve sabotajdan sorumlu olanların Polonya’da adalete teslim edileceğini söyledi.
İçişleri Bakanı Marcin Kierwinski, iki Türk vatandaşının Polonya’da yabancı bir istihbarat teşkilatının talimatıyla sabotaj eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle suçlanacaklarını söyledi.
Polonya ve Ukrayna dahil Doğu Avrupa’nın diğer bölgelerine hizmet veren bir Starlink yer istasyonundaki güç kaynağı ekipmanı, 23 Eylül gecesi alev aldı.
Olay, internet hizmetinde ciddi bir kesintiye yol açmadı. Öte yandan çıkan yangın, istasyonun elektrik sistemini ve yedek jeneratörünü tamamen tahrip etti.
Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı yardımların önemli bir geçiş yolu olan Polonya, son dönemde bir dizi şüpheli olayla karşı karşıya kaldı.
Su ve enerji altyapısı ile hastaneler gibi kamu hizmetlerine yönelik çok sayıda siber saldırı gerçekleşti.
Ayrıca Varşova ile Ukrayna sınırı arasındaki bir demiryolu hattında meydana gelen hasar, yetkililer tarafından Rus sabotajına atfedildi.
Temmuz ayı sonlarında da bir Rus füzesi Polonya’ya düştü.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı









