Bizi Takip Edin

Amerika

Charlie Kirk suikastı, Gladio tipi bir ‘faydalı trajedi’ mi?

Yayınlanma

Amerikalı yazar Thomas Karat, muhafazakâr aktivist Charlie Kirk’e yönelik suikastın, siyasi muhalefeti bastırmak ve otoriter tedbirleri meşrulaştırmak için kullanıldığını kaydetti. Karat, olayın anında solculara yıkılmasını ve medyadaki koordineli anlatıyı, Soğuk Savaş dönemindeki Gladio tipi “sahte bayrak” operasyonlarına benzeterek, bunun bir “faydalı trajedi” olarak silaha dönüştürüldüğünü belirtti. Makalede, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun suikasttan sadece 20 dakika sonra taziye mesajı yayımlaması gibi anormalliklere dikkat çekildi.

Amerikalı yazar Thomas Karat, kişisel Substack blog sayfasında yayımladığı özel makalede, muhafazakâr aktivist Charlie Kirk’e yönelik suikastın, ABD’de siyasi muhalefeti bastırmak ve otoriter bir gündemi ilerletmek için bir araç olarak kullanıldığını kaydetti.

Karat’ın analizine göre, Kirk’ün öldürülmesi, “aşırı sağ veya gizli şebekelere dayanan siyasi şiddetin hızla solun üzerine atıldığı ve muhalefete yönelik baskıları meşrulaştırmak için kullanıldığı tarihi bir örüntüye” uyuyor.

Makalede, 10 Eylül 2025’te Utah Valley Üniversitesinde bir forumda konuşma yaparken uzak mesafeden bir keskin nişancının boynundan vurarak öldürdüğü Kirk’ün ölümünün yarattığı ilk şokun, saatler içinde yerini daha planlı bir sürece bıraktığı belirtildi.

Karat, haber kanallarından devlet kurumlarına kadar geniş bir yelpazede olayın “radikal solcu teröristlerin” işi olarak çerçevelendiğini ve Kirk’ün “düşmüş bir kahraman” olarak kutsandığını ifade etti.

Yazar, bu anlatının tekinsiz hızının ve tutarlılığının, aşırılıkçı şiddetin otoriter tedbirler için rıza üretmek amacıyla manipüle edildiği Soğuk Savaş dönemindeki “gerilim stratejisi” vakalarını akla getirdiğini vurguladı.

Makalede, “Kirk suikastı, ister tek bir eylem ister bir komplonun parçası olsun, ‘faydalı bir trajedi’ olarak silaha dönüştürülüyor. Muhalif sesleri susturma, devlet gözetimini sıkılaştırma ve popülist bir tabanı kuşatma altındaki bir rejim arkasında toplama çağrılarına zemin hazırlıyor,” ifadelerine yer verildi.

Netanyahu’nun erken taziye mesajı şüphe uyandırdı

Karat’ın makalesinde dikkat çektiği en tuhaf gelişmelerden biri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun suikasttan hemen sonraki tepkisi oldu.

Utah’ta silah sesleri duyulduktan sadece 20 dakika sonra ve henüz hiçbir ABD’li yetkili Kirk’ün durumunu teyit etmemişken, Netanyahu’nun X (eski adıyla Twitter) platformunda Kirk için özenle hazırlanmış bir taziye mesajı yayımladığı belirtildi.

Netanyahu’nun mesajında Kirk’ü “İsrail’in aslan yürekli bir dostu” olarak övdüğü ve “Onu İsrail’e davet etmiştim… Ne yazık ki bu ziyaret gerçekleşemeyecek,” dediği aktarıldı.

Bu zamanlamanın “tuhaf bir şekilde erken” olduğu vurgulanan makalede, Netanyahu’nun mesajı yayına girdiğinde henüz hiçbir Amerikan haber kuruluşunun, hatta eski Başkan Donald Trump’ın bile Kirk’ün ölümünü duyurmadığına işaret edildi.

Karat, bu durumun “bir müttefikin aşırı dikkatinden mi, yoksa önceden bilgi sahibi olmasa bile ayrıcalıklı erken bilgi erişimine mi işaret ettiği” sorusunu gündeme getirdiğini yazdı. Sosyal medyada pek çok kullanıcının da bu zamanlama farkını “çok tuhaf” olarak nitelendirdiği belirtildi.

Makalede, Kirk’ün İsrail çıkarlarıyla olan ilişkisinin de “ılık” olduğu, hatta haftalar önce Jeffrey Epstein ağının Mossad ile bağlantılarına dair söylentileri tartıştıktan sonra bazı zengin İsrail taraftarı bağışçıların tepkisini çektiği bilgisine yer verildi.

Habere göre Kirk, Netanyahu’dan gelen İsrail’i ziyaret etme davetini geri çevirmiş ve arkadaşlarına İsrail politikalarını eleştirmesi durumunda “misillemeden korktuğunu” söylemişti.

Bu nedenle Netanyahu’nun Kirk’ü “nesilde bir gelen” ve “ortak Yahudi-Hristiyan medeniyetinin” savunucusu olarak nitelendiren coşkulu taziye mesajının siyasi amaçlı olduğu değerlendirildi.

Medya ve siyaset, suçluyu ‘anında’ buldu

Karat, suikastın hemen ardından Amerikan sağındaki etkili seslerin ve yayın organlarının “radikal solcuları” ve MAGA (Yeniden Büyük Amerika) hareketinin düşman olarak gördüğü herkesi hedef göstermeye başladığını belirtti.

Olaydan sadece birkaç saat sonra Fox News‘in “İlerici Çılgınlık Charlie Kirk’ü Öldürdü” başlığıyla bir köşe yazısı yayımladığı ve yazıda liberallerin “yıllardır süren insanlıktan çıkarma söyleminin” bu cinayete yol açtığı iddia edildiği aktarıldı.

Aynı gece, 2024 seçimlerinden sonra Beyaz Saray’a dönen Başkan Donald Trump’ın televizyonda yaptığı konuşmada, Kirk’ün ölümünden “radikal solu” sorumlu tuttuğu ve “Bu tür bir söylem, gördüklerimizden doğrudan sorumludur,” diyerek cinayeti, Kirk’ü Nazilere benzeten solcu eleştirmenlerle ilişkilendirdiği ifade edildi.

Karat’a göre, sosyal medya trollerinden Başkan’ın masasına uzanan bu mesajın hızı ve koordinasyonu, “sanki bir tetikleyici olayı bekleyen önceden var olan bir anlatı senaryosunun” devreye girdiğini gösteriyor

Üzerinde yazı olan mermiler

Makalede, olay yerinden elde edilen ilk kanıtların da bu anlatıyı güçlendirmek için kullanıldığına dikkat çekildi. Yetkililerin, keskin nişancının .30-06 kalibrelik sürgülü tüfeğini kampüs yakınlarındaki ormanlık alanda terk edilmiş halde bulduğu belirtildi.

The Wall Street Journal‘a sızdırılan bir iç güvenlik bültenine göre, tüfeğin şarjöründe bulunan mühimmatın üzerine “transseksüel ve antifaşist ideolojiyi” ifade eden sloganlar kazınmıştı.

Bu “patlayıcı detayın” sağcı medya tarafından anında benimsendiği ve Kirk’ün katilinin aşırı solcu bir aşırılıkçı olduğunun kanıtı olarak sunulduğu aktarıldı.

Ancak Karat, FBI’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda “mermi oymalarından hiç bahsetmediğini” ve üst düzey bir kolluk kuvveti yetkilisinin The New York Times‘a, bu yazıların “doğrulanmadığını ve yanlış yorumlanmış olabileceğini” söylediğini yazdı.

Bu şüpheler ortaya çıktığında ise medyadaki “transseksüel suikastçı” anlatısının çoktan kamuoyunun bilincine yerleştiği vurgulandı.

Tarihsel paralellikler: Gladio’nun hayaleti

Thomas Karat, makalesinin önemli bir bölümünü Kirk suikastı ile 20. yüzyıl Avrupa’sındaki meşhur “gerilim stratejisi” arasındaki paralelliklere ayırdı.

Bu dönemde, genellikle NATO veya istihbarat desteğiyle aşırı sağcı şebekeler tarafından gizlice düzenlenen bir dizi “sahte bayrak” terör saldırısının, kamuoyunu sağa kaydırmak ve otoriter tedbirleri meşrulaştırmak için kasıtlı olarak solcu aşırılıkçıların üzerine atıldığı hatırlatıldı.

Makalede, İsviçreli tarihçi Dr. Daniele Ganser’in doktora tezinde incelediği Gladio Operasyonu’ndan örnekler verildi:

— Piazza Fontana, 1969 (İtalya): Milano’da bir bankada patlayan bomba 16 kişiyi öldürdü. Olay “derhal Komünistlerin üzerine atıldı” ve bir anarşist şüpheli gözaltında gizemli bir şekilde öldü. Yıllar sonra, bir istihbarat generalinin ifadesiyle, bombalamanın aslında Gladio bünyesinde çalışan neo-faşistler tarafından gerçekleştirildiği ve “Komünistlerin iktidara gelmesini önlemeye yönelik bir ABD planının parçası olduğu” ortaya çıktı.

— Peteano bombalaması, 1972 (İtalya): Üç polisi öldüren bir tuzak bombası başlangıçta Kızıl Tugaylar’a atfedildi. Ancak daha sonra neo-faşist Vincenzo Vinciguerra’nın, İtalyan gizli servis ajanlarının yardımıyla saldırıyı solcu grupları suçlamak için düzenlediğini itiraf ettiği belirtildi.

— Bologna tren istasyonu katliamı, 1980 (İtalya): 85 kişiyi katleden devasa bombalama için hükümetin ilk açıklaması yine komünistleri suçlamak oldu. Ancak daha sonra bunun da neo-faşist militanlarca düzenlenen “anti-komünist bir sahte bayrak” operasyonu olduğu anlaşıldı.

— Türkiye’nin “Kontrgerilla” operasyonları, 1970’ler: Makalede, benzer taktiklerin Türkiye’de de Gladio ile ilişkili gizli birim ve Ülkücü milisleri tarafından kullanıldığı ifade edildi. Aralık 1978’deki Maraş katliamının, faşist milislerin kendilerine ait bir sinemayı bombalayıp suçu sosyalistlere ve Alevi azınlığa atarak başlattığı bir “sahte bayrak” operasyonu olduğu anımsatıldı.

Karat, bu örneklerin “aşırı sağcı veya devlet görevlilerinin dramatik şiddet eylemleri gerçekleştirmesi, kamuoyunda solcu ‘aşırılıkçıları’ suçlaması, medyanın bu anlatıyı körüklemesi ve ardından devletin halk panik halindeyken sola karşı sert tedbirler alması” gibi tutarlı bir planı ortaya koyduğunu yazdı.

Yazar, “Kirk suikastının birileri tarafından Gladio tarzı bir katalizör olarak tasarlanıp tasarlanmadığı” gibi rahatsız edici bir soruyu gündeme getirdi.

Dijital Gladio ve anlatı savaşı

Makalede, Kirk suikastı sonrası anlatının, algoritma odaklı bilgi ortamında ne kadar hızlı ve kusursuz bir şekilde şekillendirildiğine dikkat çekildi.

Karat, “Eski usul psikolojik operasyonların yeni nesil sosyal medya viralliği ile birleşmesine tanık oluyoruz; esasen Twitter botlarının ve kablolu haber bültenlerinin, geçmişte dağıtılan broşürlerin ve rüşvet verilen gazetelerin rolünü oynadığı dijital çağın bir Gladio’su,” ifadelerini kullandı.

Saldırıdan dakikalar sonra, bazıları bot olduğundan şüphelenilen etkili bir hesap ağının aynı anda aynı suçlayıcı söylemleri yaydığı ve bunun bir propagandacı oyun kitabını andırdığı belirtildi.

İsrail hükümetiyle bağlantılı operatörlerin daha önce ABD kamuoyunu etkilemek için “gerçek Amerikalı gibi görünen yüzlerce sahte hesap” kullandığına dair Forbes haberine atıfta bulunuldu.

Şehitlik’ anlatısı

Karat’a göre, Kirk’ün ölümünden sonra kasıtlı ve planlı bir şekilde “şehit” ilan edilmesi, bir dizi otoriter ve baskıcı dürtünün duygusal dayanağı olarak hizmet ediyor.

Başkan Trump’ın Kirk’ü “hakikat ve özgürlük için bir şehit” ilan etmesiyle başlayan bu süreç, sağcı medya ve siyasetçiler tarafından Kirk’ü neredeyse aziz mertebesine yükselten bir kampanyaya dönüştü.

Bu “şehitlik sendromunun” muhalefeti susturmak ve baskıları meşrulaştırmak için nasıl silahlaştırıldığına dair şu örnekler verildi:

— Teknoloji Platformlarında Sansür: Kirk’ün ölümü, sosyal medya şirketlerine solcu sesleri yasaklamaları için baskı yapmak amacıyla kullanılıyor.

— Muhalefete Karşı Hukuki Baskı: Cumhuriyetçi yetkililer, “iç terör” tanımını gevşek örgütlenmiş sol grupları da içerecek şekilde genişletmek için teklifler hazırlıyor. Trump’ın danışmanı Stephen Miller’ın Demokrat Parti’yi “bir iç aşırılıkçı örgüt” olarak nitelendirdiği aktarıldı.

— Cumhuriyetçi Parti Tabanının Seferber Edilmesi: Kirk’ün ölümü, Cumhuriyetçi tabanı, özellikle de en radikal unsurları harekete geçirmek için güçlü bir araç haline geldi.

— Gözetim Devletinin Genişletilmesi: Suikast, daha önce tartışmalı olan kitlesel gözetim ve polis yetkilerinin kabulünü kolaylaştırıyor. FBI bünyesinde solcu aşırılıkçılığa odaklanan yeni bir “Kirk Görev Gücü” kurulduğu belirtildi.

Karat, bu sürecin Nazilerin 1933’teki Reichstag Yangını’nı komünistleri ezmek ve diktatörlüklerini kurmak için bir bahane olarak kullanmalarına benzediğini yazdı.

Cui bono ya da kimin yararına?

Makalenin son bölümünde Karat, “cui bono” (kimin yararına) sorusunu sorarak bu olaydan fayda sağlayan aktörleri analiz etti. Ona göre kazananlar şunlar:

— Donald Trump ve yakın çevresi: Kirk’ün ölümü, Trump’ın gücünü pekiştirmesi ve siyasi rakiplerine karşı “savaş zamanı başkanı” pozisyonu alması için “siyasi bir lütuf” oldu.

— Cumhuriyetçi Parti’nin sertlik yanlıları ve aşırı sağ: Parti içindeki ılımlı sesler susturulurken, en radikal fikirler ana akım haline geldi.

— İç güvenlik kurumları: FBI ve DHS gibi kurumlar, bütçelerini ve yetkilerini genişletmek için bir fırsat yakaladı.

— Siyonist jeopolitik aktörler: Netanyahu hükümeti, ABD’deki Evanjelikler ve MAGA muhafazakârlarıyla bağlarını güçlendirdi ve ortak düşmanlara (radikal solcular) karşı bir anlatı oluşturdu.

— Teknoloji tekelleri ve yapay zeka gözetim kompleksi: Kriz, teknoloji platformları ile hükümet arasında daha yakın bir işbirliğine ve yeni gözetim teknolojilerinin yaygınlaşmasına zemin hazırladı.

Karat, makalesini şu uyarıyla sonlandırdı:

“Bu demokrasi bir uçurumun kenarında. Charlie Kirk’ün adı ya demagoglar tarafından kötüye kullanılan trajik bir dipnot olarak tarihe geçecek ya da dikkate almadığımız son bir uyarı işareti olarak kalacak.”

Yazar, Kirk’ün ölümünün, tarihin en kötü derslerinin modern kullanım için nasıl yeniden paketlenebileceğine dair çarpıcı bir örnek olduğunu ve asıl tehlikenin silahlı bir tetikçiden ziyade, onun eyleminin serbest bıraktığı otoriter tepki olabileceğini vurguladı.

Amerika

El Niño tahminleri güncellendi: Süreç daha uzun sürecek

Yayınlanma

ABD İklim Tahmin Merkezi, El Niño hava olayının beklenenden daha uzun süreceğini ve daha da güçleneceğini duyurdu. Merkezin son raporuna göre, bu yılki hava dalgasının 2027 baharına kadar sarkması ihtimali yüzde 97 olarak hesaplandı. Uzmanlar, kış başında zirve yapması öngörülen doğa olayının “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma olasılığını ise yüzde 81 olarak açıkladı.

Dünya genelinde hava sıcaklıklarını ve yağış dengesini altüst eden El Niño hava dalgası etkisini artırıyor.

ABD ulusal tahmin uzmanları tarafından yayımlanan güncel iklim raporunda, doğa olayının önceki tahminlere kıyasla daha uzun süreceği ve daha da güçleneceği vurgulandı.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesine (NOAA) bağlı İklim Tahmin Merkezi tarafından açıklanan verilere göre, mevcut El Niño dalgasının gelecek yıla taşarak 2027 yılının bahar aylarına kadar devam etme ihtimali yüzde 97 olarak saptandı.

Veriler ayrıca, bu iklim olayının kış başındaki zirve döneminde “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma olasılığının yüzde 81 olduğunu ortaya koydu.

Tarihsel kayıtlara geçebilir

Meteoroloji literatüründe “süper” El Niño olarak da adlandırılan çok güçlü El Niño dönemlerine nadiren rastlanıyor.

İklim Tahmin Merkezi yetkilileri, öngörülerin gerçekleşmesi durumunda mevcut sürecin, kayıtların tutulmaya başlandığı 1950 yılından bu yana görülen en büyük El Niño olayları arasında yer alacağını kaydetti.

Columbia Üniversitesinden atmosfer bilimci Michael Tippett, CNN televizyonuna yaptığı değerlendirmede, “Kullanılan modellemelere bağlı olarak, bu tahminlerin eşi benzeri görülmemiş bir düzeye yakın olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz” ifadesini kullandı.

Süper El Niño ne anlama geliyor?

Uzmanlar, “süper” El Niño tanımlamasının her bölgede mutlaka olağanüstü hava felaketlerine yol açacağı anlamına gelmediğini hatırlatıyor.

İklim Tahmin Merkezi, konuya ilişkin açıklamasında, “En güçlü El Niño olayları bile her yerde aynı tipik etkilere neden olmaz. Ancak güçlü süreçler, beklenen hava senaryolarının gerçekleşme ihtimalini belirgin şekilde artırır” tespitine yer verdi.

Bu durum, klasik El Niño hava kalıplarının görülme olasılığının yükseldiği, ancak hiçbir bölge için kesin bir garanti olmadığı ve bazı bölgelerin diğerlerine kıyasla çok daha sert etkilenebileceği anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) daha önce yaptığı açıklamada, El Niño etkisiyle küresel ölçekte aşırı sıcak bir yaz mevsimine karşı hazırlıklı olunması uyarısında bulunmuştu.

Bu sıcaklık artışları dünyanın bazı bölgelerinde şimdiden etkisini gösterdi.

Kış mevsimine etkisi daha büyük olacak

El Niño, yaz ve sonbahar aylarında Atlantik Okyanusu’ndaki fırtına ve kasırga faaliyetlerini baskılama eğilimi taşırken, Pasifik’in doğu ve orta kesimlerindeki tropikal fırtınaları ise besliyor.

Bununla birlikte, doğa olayının en belirgin etkileri genellikle kış mevsiminde hissediliyor. El Niño kış aylarında kuzey bölgelerinde daha sıcak ve kurak bir havaya yol açıyor.

Buna karşın güney bölgelerinde ise daha fazla yağmur ve kar yağışının görüldüğü, daha ıslak bir kış mevsimi yaşanıyor.

Yağış ve kuraklık sınırını belirleyen hat, jet rüzgarlarının konumuna göre her yıl değişiklik gösteriyor.

Ulusal Hava Durumu Servisi verilerine göre, El Niño yıllarında özellikle ABD’nin batı kıyılarında yüksek gelgit kaynaklı su baskınları daha büyük bir sorun haline geliyor.

Geçmişteki El Niño dönemlerinde yine aynı kıyı şeridinde zararlı su yosunlarının hızla çoğaldığı saptanmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de 12 eyaletten Paramount ve Warner Bros birleşmesine dava

Yayınlanma

ABD’de Kaliforniya liderliğindeki 12 eyalet, Adalet Bakanlığının onayına rağmen Paramount ve Warner Bros. Discovery birleşmesini engellemek için dava açtı. Eyaletlerin başsavcıları, 111 milyar dolarlık bu işlemin rekabeti azaltacağını, fiyatları artıracağını ve içerik kalitesini düşüreceğini savunuyor.

ABD’de Kaliforniya’nın liderlik ettiği 12 eyaletten oluşan bir koalisyon, medya devleri Paramount ve Warner Bros. Discovery arasındaki birleşme işlemini engellemek amacıyla dava açtı.

CNN’in aktardığına göre dava, federal hükümete bağlı ABD Adalet Bakanlığının daha önce birleşmeye onay vermiş olmasına rağmen açıldı.

Kaliforniya Kuzey Bölge Federal Mahkemesine sunulan dava dilekçesine Kaliforniya’nın yanı sıra Arizona, Colorado, Connecticut, Massachusetts, Minnesota, Nevada, New Jersey, New Mexico, New York, Oregon ve Washington eyaletleri katıldı.

Haberde, davacı 12 eyaletin başsavcılarının tamamının Demokrat Parti üyesi olduğuna dikkat çekildi.

Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, iki şirketin birleşmesinin “rekabeti ortadan kaldıracağını, fiyatların yükselmesine yol açacağını, içerik kalitesini düşüreceğini ve her yıl üretilen film ve dizi sayısını azaltacağını” ifade etti.

Davacılar, bu durumun izleyiciler için maliyet artışına yol açabileceğini ve sinema salonu gösterim ağını daha da zayıflatabileceğini savunuyor.

Adalet Bakanlığının onayı tartışma yaratmıştı

CNN, söz konusu davanın, federal düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmış bir işlemi engellemek için eyalet yönetimlerinin harekete geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri olduğunu yazdı.

ABD Adalet Bakanlığı birleşmeyi haziran ayında onaylamış, ancak bu karar bazı Demokratların tepkisini çekmişti. Kararı eleştirenler, onay sürecine siyasi faktörlerin etki etmiş olabileceğini öne sürmüştü.

Paramount cephesinden yapılan açıklamada ise davaya itiraz edileceği kaydedildi. Şirket, eyaletlerin iddialarını “hem fiili hem de hukuki açıdan hatalı” olarak nitelendirdi.

Açıklamada, birleşme işleminin ABD dahil birçok ülkedeki düzenleyici kurumlar tarafından halihazırda onaylandığı vurgulandı.

Warner Bros. Discovery, dava konusu edilen haber kanalının da bağlı bulunduğu ana kuruluş konumunda yer alıyor.

CNN’in aktardığına göre, anlaşmayı eleştirenler satın alma tamamlandıktan sonra Paramount’un CNN üzerinde kontrol sahibi olmasından ve kanalı CBS News ile birleştirmesinden endişe duyuyor.

Ancak eyaletlerin açtığı dava, haber yayıncılığından ziyade öncelikle eğlence sektörünün geneli üzerindeki etkilere odaklanıyor.

Warner Bros. alımında Paramount’a Körfez ülkelerinden dev fon

İşlemin tamamlanması ertelendi

Reuters’ın Oregon Başsavcılığına dayandırdığı ve dava dosyalarında yer alan bilgilere göre, Paramount daha önce yaptığı açıklamada Warner Bros. satın alma işlemini 22 Temmuz’dan önce tamamlamayacağını bildirdi.

Şirketin işlemi ilk etapta 16 Temmuz’da kapatmayı hedeflediği belirtildi.

Oregon Başsavcılığı, mahkemeden şirketin ek belgeler sunmasını zorunlu kılmasını ve incelemelerin yapılabilmesi için birleşmenin tamamlanma tarihinin 60 gün süreyle ertelenmesini talep etti.

Paramount, Warner Bros.’u devralma sürecini sürdürüyor. Şirket, 111 milyar dolar değerindeki bu anlaşmanın onaylanması için ABD Federal İletişim Komisyonuna (FCC) resmi başvuruda bulundu.

Satın alma anlaşması, Paramount’un rakibi Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından imzalanmıştı. Paramount daha sonra Netflix’i birleşme sürecini sabote etmeye çalışmakla suçlamıştı.

Mayıs ayında Financial Times gazetesi, Avrupalı sinema sektörü temsilcilerinin de Avrupa Komisyonuna çağrıda bulunarak anlaşma hakkında derinlemesine bir antitröst incelemesi talep ettiğini yazmıştı.

Avrupalı üreticiler, birleşmenin kültürel çeşitlilik, bağımsız film yapımcılığı ve Avrupa pazarındaki rekabet üzerinde riskler oluşturduğu yönünde uyarılarda bulunmuştu.

Paramount, Warner Bros. anlaşmasını erteledi

Okumaya Devam Et

Amerika

Lindsey Graham’ın kız kardeşi Senato koltuğunu devralıyor

Yayınlanma

Hafta sonu hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, ocak ayında dolacak görev süresini tamamlamak üzere kız kardeşi Darline Graham Nordone atandı. Güney Carolina Valisi Henry McMaster tarafından yapılan atama kararına, ABD Başkanı Donald Trump da destek verdi. Ağustos ayında tam dönem senatörlük için özel bir ön seçim gerçekleştirilecek.

Güney Carolina Valisi Cumhuriyetçi Henry McMaster, hafta sonu ani şekilde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, görev süresinin geri kalanını tamamlaması için senatörün kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.

Nordone’un Graham’ın mevcut görev süresinin dolacağı ocak ayına kadar Senatoda görev yapması öngörülüyor. Altı yıllık tam Senato dönemi için ise ağustos ayında Cumhuriyetçi Parti içinde ayrı bir özel ön seçim düzenlenecek.

Vali McMaster kararını açıklarken şu ifadeleri kullandı:

“Bugün, yasalar çerçevesinde, bu karşı konulamaz, yeri doldurulamaz ve sıra dışı insanın yerine görev süresinin geri kalanında hizmet edecek birini atamak benim görevim ve onurdur. Lindsey geçmiş yıllarda küçük kız kardeşine kol kanat germişti. Şimdi onun yarım kalan işini tamamlamasını kız kardeşi Darline Graham’dan istemek benim için bir onurdur.”

Nordone, bu görevlendirme için McMaster’a teşekkür ederek bunu “bir onur” olarak nitelendirdi ve “Lindsey her zaman benim yanımdaydı, şimdi de ben onun için orada olacağım” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump da pazartesi günü erken saatlerde Nordone’a desteğini açıklayarak, bu atamanın ağabeyinin anısına “harika bir saygı duruşu” olacağını belirtti.

Senatoda sarsıntı yaratan ölüm

Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü ani ölümü, dış ve iç politika konularında Kongre’nin üst kanadında 23 yıldır önemli bir ağırlığa sahip olan bir ismin kaybedilmesiyle Senatoda halefiyet tartışmalarını başlattı.

Ofisinden pazar günü erken saatlerde yapılan açıklamada, Graham’ın cumartesi günü “kısa ve ani bir hastalık” nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi. Washington Adli Tıp Kurumu Başkanı, 71 yaşındaki senatörün ön ölüm nedeninin, arteriosklerotik kardiyovasküler hastalığa bağlı aort damarı yırtılması olduğunu açıkladı.

Pazar günü Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler, dört dönem Güney Carolina senatörlüğü yapan Graham ile ilgili kişisel anılarını paylaşarak taziyelerini iletti.

Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, kendisinin, Graham’ın, Cumhuriyetçi Senatör Katie Britt ve Senatör Eric Schmitt’in Paris’teki Eyfel Kulesi önünde çekilmiş 2024 tarihli bir fotoğrafını paylaştı.

Cruz, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu fotoğraf telefonumda karşıma çıktı. Normandiya Çıkarması’nın 80. yıl dönümü için oraya gittiğimiz dönemden kalma” yazdı.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren da pazar günü yaptığı açıklamada, Afganistan ve Ukrayna seyahatleri sırasında Graham’ı yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirtti.

Dış politikadaki şahin duruşuyla bilinen Cumhuriyetçi senatör, Rusya’nın askeri müdahalesine karşı Ukrayna’ya güçlü destek veriyordu. Graham, vefatından bir gün önce, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

Warren, X paylaşımında, “Büyük teknoloji şirketlerine yönelik yasa tasarımız için mücadeleyi yeniden başlatmak üzere yeni bir araya gelmiştik. Birçok konuda fikir ayrılığı yaşasak da her zaman mizah ve zeka ile müzakereye açıktı. Kalbim onun sevdikleriyle birlikte” ifadelerini kullandı.

Graham, selefi Cumhuriyetçi Senatör Strom Thurmond ile Demokrat senatörler Ellison Smith ve Ernest “Fritz” Hollings’in ardından Güney Carolina tarihinin en uzun süre görev yapan dördüncü senatörüydü.

Graham’ın halefinin kim olacağına ilişkin karar Güney Carolina Valisi Henry McMaster’a aitti. Eyalet yasalarına göre vali, ölen senatörün 3 Ocak 2027’de sona erecek görev süresini tamamlamak üzere geçici bir isim atamakla yükümlü.

Graham, geçen ay yapılan ön seçimleri kazanmış ve muhafazakar eyalette beşinci dönem için güçlü bir konumda yer alıyordu.

Senatörün ölümü sebebiyle eyalette, Demokrat aday Annie Andrews’un karşısına çıkacak ismi belirlemek üzere Graham’ın ölümünden tam bir ay sonra, 11 Ağustos’ta özel bir ön seçim düzenlenmesi gerekiyor.

Ön seçim adaylık başvuruları 21 Temmuz’da başlayıp 28 Temmuz’da sona erecek. İhtiyaç duyulması halinde, eyalet yasaları gereği ikinci tur oylama 25 Ağustos’ta yapılacak.

Güney Carolina’da birçok Cumhuriyetçi şimdiden bu koltuğa ilgi gösteriyor. Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace, pazar günü yaptığı açıklamada bu özel ön seçimde aday olma ihtimalini dışlamadığını belirtti.

Geçen ay yapılan vali ön seçimlerinde beşinci sırada kalan ve ocak ayında Temsilciler Meclisinden ayrılacak olan Mace, Fox News Live yayınında, “Hayata bir kez geliyorsunuz. Eğer Güney Carolina halkı bu sıfatla hizmet etmemi isterse, buna kesinlikle bakarım” dedi.

Mace’in, adaylık gücünü ölçmek amacıyla bu hafta anket yaptırması bekleniyor.

Valilik ön seçimini üçüncü sırada tamamlayan Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman da pazar günü Bloomberg Government’a yaptığı açıklamada, Graham’ın koltuğu için adaylığı düşündüğünü söyledi.

Norman, bu süreçte Donald Trump’tan destek istediğini, Trump’ın ise kendisine “Bana bir hafta ver” yanıtını ilettiğini aktardı.

Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, Graham’ın yerine geçecek isim için aklında biri olduğunu ancak senatöre saygısından dolayı henüz isim vermeyeceğini kaydetti.

NBC News’in “Meet the Press” programında Kristen Welker’ın sorularını yanıtlayan Trump, “Herhangi biri hakkında konuşmak istemiyorum ama gerçekten çok iyi olduğunu düşündüğüm biri var” dedi.

Graham’ın vefatı; üyesi olduğu Senato Bütçe, Çevre ve Bayındırlık, Yargı ve Ödenek komisyonlarında da boşluk yarattı.

Ocak 2025’ten bu yana Bütçe Komisyonuna başkanlık eden Graham, Cumhuriyetçi senatörleri Trump’ın önceliklerini bir araya getiren kapsamlı yasa tasarısı arkasında birleştirmede önemli rol oynamıştı.

Cumhuriyetçi Senato grubu, yaklaşık 18 ay önce bu göreve seçtiği Graham’ın halefini belirlemek üzere yeni bir oylama yapacak.

Senato Cumhuriyetçi grubu kurallarına göre, komisyon başkan adaylarının belirlenmesi çok aşamalı bir onay sürecine tabi bulunuyor ve komisyondaki Cumhuriyetçi üyelerin aday göstermesi ile grup çoğunluğunun gizli oylamayla onayını gerektiriyor.

Graham’ın vefatının ardından Bütçe Komisyonu 10 Cumhuriyetçi ve 10 Demokrat üyeden oluşuyor. Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi olan Oregon Senatörü Jeff Merkley, pazar günü yaptığı açıklamada Graham’ın ölümünden dolayı şoke olduğunu ifade etti.

Merkley, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ukrayna’nın savunulması ve birçokları için şaşırtıcı olsa da iklim değişikliği konularında güçlü ortak çıkarlarımız vardı. Bütçe Komisyonu da dahil olmak üzere üç ayrı komisyonda birlikte çalışırken birbirimizi yakından tanıdık” diye yazdı.

Bütçe Komisyonu, Graham’ın ölümünün ardından salı günü yapılması planlanan Hal Duncan’ın Beyaz Saray Bütçe Yönetim Ofisi Müdür Yardımcılığı adaylığına ilişkin toplantısını iptal etti.

Graham’ın yerine komisyon başkanlığına geçmesi beklenen Wisconsin Senatörü Ron Johnson’ın sözcüsü, pazar günü The Hill’e yaptığı açıklamada, senatörün resmi duyuru yapıldığında bütçe başkanlığı görevini üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi.

Graham’ın vefatı, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins için de dengeleri değiştirdi. Graham’ın kaybı ve haziran ayındaki düşüşünden bu yana hastanede tedavisi süren Kentucky Senatörü Mitch McConnell’ın yokluğu sebebiyle Demokratlar komisyonda 14’e 13 çoğunluk elde etti.

Senatoya Graham’dan önce giren 12 senatörden biri olan Collins, pazar günü yaptığı paylaşımda “iyi bir dost ve değerli bir meslektaşını” kaybettiğini belirterek, “Onun yasama becerileri ve eksilmeyen nüktedanlığı, kendisiyle birlikte çalışma şansına erişen bizler tarafından çok aranacak” dedi.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune da pazar günü yayınladığı taziye mesajında Graham’ın askeri hakimlik görevine, ABD Hava Kuvvetlerindeki albaylık rütbesine ve “dünyada iyiliği sağlamak için Amerika’nın askeri gücüne olan inancına” atıfta bulundu.

Dış müdahaleleri savunan çizgisiyle bilinen Graham, 2000’lerin başında Irak’a yönelik operasyonu ve yakın zamanda da İran’a karşı askeri adımları desteklemişti.

Thune paylaşımında, “Güney Carolina’nın kıdemli senatörü olarak Lindsey, eyaleti için tutkuyla mücadele etti. Benim ve diğer birçok kişi için güvenilir bir danışman ve meslektaştı. Birçok devlet başkanı onun tavsiyelerine güvendi. Federal yargı, ulusal savunma ve Güney Carolina üzerindeki etkisi nesiller boyu hissedilecektir” ifadelerine yer verdi verdi.

Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

Ölüm nedeni aort damarı yırtılması olarak açıklandı

Washington Adli Tıp Kurumu pazar günü yaptığı açıklamada, Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü arteriosklerotik kardiyovasküler hastalıktan kaynaklanan aort rüptürü nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Francisco Diaz’ın ofisinden yapılan açıklamada, “Toksikolojik ve mikroskobik testler tamamlanana kadar ölüm belgesi nihai hale getirilmeyecektir. Test sonuçlarının ardından ölüm nedeni ve şekli kesin olarak güncellenecektir” denildi.

Graham’ın ofisinden yapılan sosyal medya paylaşımında ise senatörün ailesinin bu zor süreçte mahremiyet talep ettiği ve dualar için minnettar olduğu belirtildi.

Diaz’ın ofisi ve Washington Metropolitan Polis Departmanı tarafından yapılan ortak açıklamada, Graham’ın vücudunda herhangi bir madde bulunup bulunmadığını belirleyecek olan toksikolojik incelemelerin tamamlanmasının zaman alacağı ifade edildi.

NBC News tarafından elde edilen telsiz kayıtlarına göre, cumartesi gecesi Graham’ın Washington’daki evi için “kalp durması” ihbarı yapılması üzerine acil sağlık ekipleri adrese sevk edildi ve olay yerinde kalp masajı uygulandı.

Olay yerinden paylaşılan fotoğraflarda, sağlık görevlilerinin Graham’ın evinden bir kişiyi sedyeyle ambulansa taşıdığı, polis araçları ve itfaiye kamyonlarının da evin önünde hazır bulunduğu görüldü.

Senatonun tatilde olduğu geçen hafta içinde Ukrayna’ya giden Graham, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, cuma günü Washington’a dönen Graham ile cumartesi akşamı telefonda görüştüğünü söyledi.

Trump, NBC News’e verdiği demeçte, “Sesi biraz yorgun geliyordu ama gayet iyiydi. Yorgun olmakta da son derece haklıydı” dedi.

Mayo Clinic verilerine göre aort damarı yırtılması, vücudun ana atardamarı olan aortun iç tabakasında meydana gelen yırtılma ile kanın bu tabakalar arasına sızması sonucu oluşuyor ve ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Genellikle 60 ve 70’li yaşlardaki erkeklerde görülen bu rahatsızlığın belirtileri arasında ani ve şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, şiddetli karın ağrısı ve bilinç kaybı yer alıyor.

Cleveland Clinic verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde ve ABD’de birincil ölüm nedeni olarak kaydediliyor.

Aile geçmişinde bu rahatsızlığı barındıran kişilerin risk altında olduğu belirtilirken, Graham’ın babası Florence Graham’ın da 68 yaşında kalp krizinden hayatını kaybettiği biliniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English