Bizi Takip Edin

Avrupa

City of London, Brexit müzakere masasında yer talep ediyor

Yayınlanma

İngiltere’deki bankalar, Başbakan Keir Starmer’ın AB ile yapacağı Brexit “resetleme” sürecine dahil olmak istiyor.

Yıllardır kenarda kalmış olmalarının ardından, City of London’ın en büyük aktörleri, finans hizmetlerine nihayet müzakere masasında bir yer verilmesi için baskı yapıyor.

İngiltere’deki kredi kuruluşlarını temsil eden lobi grubu UK Finance, pazartesi günü (8 Haziran) yayınlanan bir raporda, “Bugüne kadar finans hizmetleri, Birleşik Krallık ile AB arasındaki stratejik yeniden başlatma sürecine dahil edilmedi. Şimdi bunun değişmesi için doğru zaman,” deniyor.

Finansal hizmetleri siyasi tartışmaların ön saflarına taşıma çabası, Starmer bu yaz Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bir zirve düzenlemeye hazırlanırken gündeme geliyor.

Birleşik Krallık’ın en önemli sektörlerinden biri ve iktisadi motoru olmasına rağmen, finansal hizmetler hiçbir zaman İngiliz hükümetinin öncelik listesinde yer almadı; listenin üst sıralarında yer alması ise hiç söz konusu değildi.

Birleşik Krallık’ın birlikten ayrılmasından önce The City, Manş Denizinin iki yakasındaki kuralların ne kadar benzer olduğunu göz önünde bulundurarak, Londra’dan AB pazarına erişimin bir şekilde devam etmesini umuyordu.

Fakat İngiliz finans sektörü, 2020’deki Brexit ticaret anlaşmasının dışında bırakıldı ve o zamandan beri AB müşterilerine doğrudan hizmet vermekten neredeyse tamamen mahrum kaldı.

Brüksel yetkilileri, Kuzey İrlanda sınırındaki gerginlik ortamında bu konuyu görüşmeyi reddedince, The City kendini sıkışmış buldu.

Eski Muhafazakâr Başbakan Rishi Sunak ve bugünkü Starmer’ın İşçi Partisi hükümeti döneminde güven giderek artarken, Birleşik Krallık finans sektörünün umutları ve istekleri, yetkililer tarafından denetlenen tartışma forumlarında teknik bir düzeyde kalmaya devam ediyor.

İngiltere’deki bankalar ise bundan fazlasını istiyor. UK Finance raporunda, finansal hizmetler konusunda iki taraf arasında “gerçekten stratejik” bir ortaklık çağrısında bulundu ve politikacılara bu hedefe nasıl ulaşılacağına dair bir yol haritası sundu.

Brexit referandumundan on yıl sonra, bankacılık lobisi, iç karartıcı iktisadi ortamın, yatırımı teşvik edebilecek ve büyümeyi hızlandırabilecek bir sektör için sürtüşmeleri ortadan kaldırma ve ilişkileri iyileştirme gerekçesini oluşturması gerektiğini söyledi.

UK Finance’in uluslararası ilişkiler direktörü Kerstin Mathias, “Her iki tarafın da finansal hizmetler sektörü için, aynı zamanda her iki tarafın sektörlerinin hizmet verdiği ekonomiler ve müşteriler için daha iyi sonuçlar elde edebileceğine inanıyoruz,” dedi.

Raporda, daha önce Brexit’in en büyük sorunlarından biri olan Birleşik Krallık’taki kliring kurumlarının (clearinghouse) AB pazarına erişiminin süresiz olarak uzatılması ve kurallar hakkında sadece konuşmak yerine koordinasyonu sağlamak için teknik çalışma gruplarının kurulması gibi acil adımlar öneriliyor.

Lobi grubu ayrıca, sermaye kuralları konusunda Birleşik Krallık bankalarının AB’deki muadilleriyle “eşdeğer” olarak kabul edilmesi için “pragmatik” bir karar alınmasını talep ediyor ve bunun AB tarafında sermaye serbest bırakılmasını sağlayacağını savunuyor.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, UK Finance, hizmetler alanında daha fazla sınır ötesi ticarete olanak sağlamak için kuralların karşılıklı olarak tanınmasına dayalı ikili bir anlaşmayı destekliyor.

Ayrıca, sermaye piyasalarını entegre etmek ve durgun ekonomilere daha fazla yatırım çekmek için Avrupa çapında bir çaba gösterilmesini öneriyor.

İngiliz bankaları, temmuz ayında yapılması planlanan AB-Britanya zirvesi öncesinde “harekete geçmek için gerçek bir ivme” olmasını ve finansal hizmetlerin gündeme alınmasını umuyor.

Fakat zirve, başbakan olarak geleceği şu anda belirsiz olan Starmer için kötü bir zamanda geliyor ve Ada’daki siyasi kaos, bir kez daha tüm “resetleme” gündemini rayından çıkarma tehdidinde bulunuyor.

Ayrıca, AB, finansal hizmetler konusunda Britanya’ya daha fazla açılmaya istekli olduğuna dair herhangi bir işaret göstermedi.

Avrupa

AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

Yayınlanma

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.

İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.

Kallas şöyle konuştu:

“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”

Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Yayınlanma

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.

Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.

Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.

Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.

Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.

Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.

Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.

Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.

Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.

Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Yayınlanma

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.

Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.

Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.

Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.

Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.

Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.

Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.

Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.

Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.

Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.

Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.

Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.

Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:

“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”

Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.

Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English