Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler bütçe, kenevir ve spor yasasında karşı karşıya geldi

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, bütçe uzlaşma süreci, geçici bütçe tasarısı ve üniversite sporlarına ilişkin yasa teklifleri nedeniyle kendi aralarında ve Beyaz Saray ile görüş ayrılığı yaşadı. Senato Çoğunluk Lideri John Thune, parti gündemindeki farklı başlıkların aynı anda ilerletilmeye çalışılmasının yasama sürecini çıkmaza sürükleyebileceği uyarısında bulunarak durumu “bir yasama treni raydan çıkabilir” sözleriyle değerlendirdi.

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi senatörler, çarşamba günü parti toplantısında bütçe uzlaşma süreci, geçici bütçe tasarısı ve üniversite sporlarına ilişkin yasa teklifleri konusunda birbirleriyle ve Beyaz Saray’ın yasama ekibiyle görüş ayrılığı yaşadı.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Cumhuriyetçi önceliklerin aynı dönemde ilerletilmeye çalışılmasını değerlendirirken, “Bir yasama treni raydan çıkabilir, öyle değil mi?” ifadelerini kullandı.

Konuya vakıf Cumhuriyetçi kaynaklara göre Senato Bütçe Komisyonu Başkanı Ron Johnson, ağustos tatilinden önce üçüncü bir bütçe uzlaşma tasarısını ilerletmek amacıyla bütçe karar tasarısının oylanmasını istemesi nedeniyle Senato Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Susan Collins ile tartıştı.

Yeniden seçime girecek Cumhuriyetçi senatörler arasında en kırılgan isimlerden biri olarak gösterilen Collins, meslektaşlarına bütçe karar tasarısı üzerinde değişiklik maratonuna dönüşebilecek bir genel kurul sürecine girmenin siyasi açıdan doğru olmayacağını söyledi.

Bütçe uzlaşması süreci Cumhuriyetçilere Demokratların usul engelini aşma imkanı tanırken, Demokratlara da siyasi açıdan zorlayıcı olabilecek sınırsız sayıda değişiklik önergesini oylamaya sunma fırsatı veriyor.

Toplantıya katılan bir senatörün aktardığına göre Johnson, 10 ya da 11 Senato komisyonunun uzlaşma talimatı alabileceğini, bunun da çok sayıda değişiklik önergesinin usulen uygun hale gelmesine ve basit çoğunlukla kabul edilebilmesine yol açabileceğini söyledi.

İsmini vermek istemeyen Cumhuriyetçi bir senatör ise, “Bütçe karar tasarısını görüşmeye başlama önergesine ‘evet’ oyu verirsek ve sürece girersek, değişiklik maratonu yapmak zorunda kalacağız. İnsanların kaygısı da bu” dedi.

Aynı senatör, Collins’in meslektaşlarına “Kaç tane değişiklik önergesi olacağını hayal edebiliyor musunuz?” diye sorduğunu aktardı. Senatör, Cumhuriyetçilerin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nu (ICE) sınırlandırmaya yönelik öneriler ya da eski Başkan Joe Biden döneminde yargılanan MAGA müttefiklerine tazminat sağlamak amacıyla oluşturulan 1,8 milyar dolarlık “silahlaştırma karşıtı” fonun kalıcı olarak kaldırılması gibi öneriler hakkında oy kullanmak zorunda kalabileceğini söyledi.

Collins dahil birçok Cumhuriyetçi senatör, ağustos tatilinden önce üçüncü uzlaşma sürecinin başlatılması önerisine karşı çıktı.

Collins, haftalardır Pentagon’un finansmanı ile düşük emtia fiyatları nedeniyle zorlanan çiftçilere yönelik desteğin olağan kongre tahsisat süreci üzerinden sağlanmasını tercih ettiğini söylüyor. Çarşamba günkü parti toplantısında yaptığı değerlendirmeler sorulduğunda ise “Öğle yemeğinde yaşananları konuşmayacağım” demekle yetindi.

Johnson ise toplantının ardından bütçe karar tasarısını Senato tatile girmeden önce ilerletmek için “hâlâ çalıştığını” söyledi.

Thune da öğle yemeği sonrasında yaptığı açıklamada, yeni bir bütçe karar tasarısını gündeme almanın “çok sayıda” komisyonu sürece dahil edeceğini ve bunun genel kurulda birçok tartışmalı konuda oylama yapılmasına yol açacağını belirtti.

Bütçe karar tasarısını gündeme almak için yeterli desteğe sahip olup olmadığı sorulan Thune, “Bunu söylemek muhtemelen zor” yanıtını verdi.

Geçici bütçe tasarısındaki kenevir düzenlemesi tartışma yarattı

Thune’un çözmek zorunda olduğu tek anlaşmazlık bütçe süreciyle sınırlı kalmadı. Senato liderliği, hükümete 11 Aralık’a kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısı ile Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz’un üniversite sporcularına yapılacak ödemeleri düzenlemeyi amaçlayan yasa teklifinde de Cumhuriyetçiler arasındaki görüş ayrılıklarıyla karşı karşıya kaldı.

Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray yasama ekibiyle yapılan çarşamba günkü öğle yemeğinde, Beyaz Saray’ın geçici bütçe tasarısına eklediği ve delta-8 gibi kenevir türevli THC ürünlerine yönelik yasağın aralık ayına kadar ertelenmesini öngören düzenleme nedeniyle tartıştı.

Toplantıya katılan Cumhuriyetçiler, Beyaz Saray’ın bu düzenlemeyi önceden haber vermeden tasarıya eklemesinin ardından görüşmenin hararetli geçtiğini aktardı.

Kentucky’nin kenevir sektörünü haksız biçimde hedef aldığını savunan Senatör Rand Paul, yasağın ertelenmesini isteyen isimler arasında yer aldı. Paul, bazı Cumhuriyetçilerin söz konusu ürünlerin zararını abarttığını ileri sürerek Associated Press ve PBS NewsHour muhabirlerine şöyle konuştu:

“Her şeyi yasaklamak isteyen bu insanlar yerlerinde duramıyor. Sanki 1937 yapımı Reefer Madness filmini izlemişler ve bütün dünyanın esrara bağımlı olacağına inanıyorlar.”

Buna karşılık bazı Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray’ın desteklediği düzenlemenin tasarıdan çıkarılmasını istiyor.

Senatör Ted Budd, Cumhuriyetçi liderliğe geçici bütçe tasarısından bu hükmü çıkaracak değişiklik önergesini oylamaya sunması için baskı yapıyor.

Budd, X platformundaki paylaşımında, “Açık konuşayım: Geri adım atmayacağım. Vazgeçmeyeceğim. Hayatı tehdit eden bu kenevir boşluğu kalıcı olarak kapatılıncaya kadar durmayacağım. Bu değişikliği geçici bütçe tasarısından çıkarmalı ve bu zararlı maddeleri sektörün adlandırdığı şekilde değil, gerçekte oldukları gibi düzenlemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bazı Cumhuriyetçiler ise Noel döneminden hemen önce aynı tartışmanın yeniden yaşanmasını istemediklerini söyledi.

Mike Rounds, Jerry Moran ve Bill Cassidy, Budd’ın değişiklik önergesini destekleyeceklerini belirtti.

Rounds, “Bu mücadeleyi tatil döneminde vermektense şimdi vermeyi tercih ederim. Yarı sentetik kenevir ürünlerini kenevirin bir parçası olarak görmemiz için bir neden göremiyorum. Buna neyse o diyelim” dedi.

Rounds, Beyaz Saray’ın yasağı neden ertelemek istediğini anlamadığını belirterek, “Bunun nedenine dair iyi bir açıklama yoksa, hükmü tasarıdan çıkaralım ve geçici bütçe tasarısını ilerletelim” diye konuştu.

Üniversite sporları yasa tasarısı da görüş ayrılığına neden oldu

Thune ayrıca Cruz ile Senatör Maria Cantwell tarafından hazırlanan, üniversite sporcularının isim, görüntü ve benzerlik hakları karşılığında ödeme almasına ilişkin yeni kurallar getiren partiler üstü yasa teklifindeki Cumhuriyetçi itirazları da yönetmek zorunda kaldı.

Thune, yasa teklifini ilerletmek için usul oylaması başvurusu yaptı ancak Senatör Josh Hawley buna itiraz etti.

Hawley, tasarının kadın sporlarında trans sporculara ilişkin eyalet yasaklarını geçersiz kılabileceğini savunarak, “Bundan endişe duyuyorum” dedi.

Tasarıya değişiklik önergeleri sunduğunu belirten Hawley, “Ben kadın sporlarında erkeklere karşıyım ve Missouri’nin üniversite düzeyindeki uygunluğu da kapsayan bir yasağı var. Endişem, tasarının mevcut haliyle Missouri yasasını geçersiz kılacak olması. Benzer yasaklara sahip 27 eyalet var. Bunun düzeltilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hawley, “Kadın sporlarında biyolojik erkekleri yasaklayan 27 eyalet yasasını geçersiz kılamayız. Cumhuriyetçi bir Kongre’nin Cumhuriyetçilerin çıkardığı eyalet yasalarını yürürlükten kaldırdığını düşünebiliyor musunuz?” diye konuştu.

Cruz ise bu eleştirilere katılmadı ve “Bu doğru değil. Tasarı açıkça hiçbir hükmünün Title IX’u değiştirmediğini söylüyor. Ayrıca uygunluk konusunda, eyalet yasasını ihlal edenlerin uygunluk hakkını kaybedebileceği açıkça yazıldı. Bu hüküm özellikle kadın sporlarını korumak için adım atan 27 eyaletin düzenlemelerini etkilememek amacıyla hazırlandı” dedi.

Title IX, eğitim programlarında cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklayan medeni haklar yasası niteliği taşıyor.

Thune da üniversite sporlarına ilişkin düzenleme nedeniyle yaşanan anlaşmazlığın tasarının ağustos tatilinden önce kabul edilmesini engellememesini umduğunu belirterek, “Bunun çözülebileceğini umuyorum. Neyle ilgili olduğunu biliyorum ve bazı üyelerimizin onun gündeme getirdiği sorulara oldukça iyi yanıtları olduğunu düşünüyorum. Tasarıyı gündeme almak için gerekli partiler üstü desteği bulacağımızı umuyorum” dedi.

Thune ayrıca Temsilciler Meclisi’nden geçen ve Kongre üyelerinin hisse senedi alım satımını yasaklayan tasarıyı ilerletmek amacıyla da usul başvurusu yaptı.

Tasarı, federal seçimlerde seçmenlerin fotoğraflı kimlik göstermesini zorunlu kılan bir hüküm de içeriyor.

Bazı Cumhuriyetçi senatörler, eyaletlerin seçim kurallarını sıkılaştırması için öngörülen 10 milyar dolarlık finansmanın önünü açacak bütçe karar tasarısında ilerleme sağlanamazsa, ağustos tatilinden önce Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği hisse senedi alım satımı yasağını ele almak istiyor.

Stop Insider Trading Act, geçen ay Temsilciler Meclisi’nde 232’ye karşı 198 oyla kabul edildi.

Thune, söz konusu tasarı hakkında, “Pek çok üyenin oylanmasının yararlı olacağını düşündüğü bir konu. Şimdilik bazı başlıkları gündeme hazırlıyoruz. Her şeyin nasıl şekilleneceği ise hâlâ biraz belirsiz” dedi.

Amerika

Brezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?

Avatar photo

Yayınlanma

Brezilya’da ikinci turda hangi aday listesinin geçerli oyların çoğunluğunu elde edeceği belirlenecek.

Micaela Ovelar, São Paulo

Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçimi, Liberal Parti (PL) Senatörü Flávio Bolsonaro ile İşçi Partisi (PT) mensubu Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva arasında yapılacak ikinci turda karara bağlanacak. Tüm oy verme makinelerindeki oyların sayılmasıyla birlikte Bolsonaro, 4 Ekim’de yapılan ilk turu geçerli oyların yüzde 47,03’ünü alarak tamamladı ve yüzde 45,16 oy alan Lula’nın önüne geçti. Hiçbir aday seçimi ilk turda kazanmak için gereken çoğunluğu sağlayamadığından, iki aday 25 Ekim’de ikinci turda karşı karşıya gelecek.

Bolsonaro 56 milyon 104 bin 503 oy alırken Lula 53 milyon 879 bin 538 oyda kaldı. İki aday arasındaki fark 2 milyon 224 bin 965 oy, yani yaklaşık 1,87 yüzde puan oldu. Böylece Bolsonaro, ikinci tura ilk turun birincisi olarak giriyor.

Seçimlerde yasama organı üyeleri ve eyalet valilerinin büyük bölümü de belirlendi. Brezilya’nın en büyük seçmen kitlesine sahip eyaleti São Paulo’da Vali Tarcísio de Freitas (Republicanos), ilk turda yeniden seçilmeyi başardı. Ülke genelinde 20 eyalette valilik seçimleri ikinci tura kalmadan sonuçlandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları

Önde gelen iki aday, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanılan geçerli oyların toplam yüzde 92,19’unu aldı. Diğer adaylar ise oyların yüzde 7,81’ini paylaştı.

Avante partisinden Augusto Cury, yaklaşık yüzde 2,89 oyla (3 milyon 448 bin 569) üçüncü sırada yer aldı. Onu yüzde 2,24 (2 milyon 675 bin 887) oyla Missão partisinden Renan Santos ve yüzde 2,18 (2 milyon 605 bin 148) oyla Sosyal Demokrat Parti’den (PSD) Ronaldo Caiado izledi. Novo partisinden Romeu Zema ise yüzde 0,27 (326 bin 488) oy aldı. Bu adayların hiçbiri ikinci tura kalamadı.

Cury ve Santos daha sonra ikinci tura kalan iki adaydan hiçbirini desteklemeyeceklerini açıkladı. Ancak bu açıklamalar, destekçilerinin 25 Ekim’de nasıl oy kullanacağını belirlemiyor. Elenen adaylara verilen oyların otomatik olarak Bolsonaro’ya veya Lula’ya aktarılacağı varsayılamaz.

Kesinleşen oy sayımı, seçim öncesindeki son anketlerden de farklı bir tablo ortaya koydu. Söz konusu anketlerde Lula yüzde 45, Bolsonaro ise yüzde 42 oyla gösteriliyordu. Seçim sonuçlarında ise Bolsonaro küçük bir farkla öne geçti.

Oyların coğrafi dağılımı, Lula’nın ülkenin kuzeydoğusunda önde olduğunu, Bolsonaro’nun ise güneydeki üç eyalette, Paraná, Santa Catarina ve Rio Grande do Sul’da üstünlük sağladığını gösterdi. Ülke genelinde Bolsonaro 14 eyalette ve Federal Bölge’de, Lula ise 12 eyalette ilk sırada yer aldı. Ancak bu sonuçlar, eyaletlerdeki zaferlere ayrı ayrı seçici kurul oyları kazandırmıyor; bütün oylar ülke çapındaki tek bir cumhurbaşkanlığı seçim sonucuna dahil ediliyor.

Seçim sistemi nasıl işliyor?

Brezilya’da cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı, iki turlu seçim sistemiyle ortak bir aday listesi üzerinden seçiliyor. Bir aday listesinin ilk turda kazanabilmesi için geçerli oyların yarısından fazlasını alması gerekiyor. Boş ve geçersiz oylar bu hesaplamaya dahil edilmiyor. Hiçbir aday bu eşiği aşamazsa en fazla oy alan iki aday ikinci tura kalıyor.

4 Ekim’de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanlığının yanı sıra eyalet valilikleri, Temsilciler Meclisi, Senato ve eyalet ya da Federal Bölge yasama organları için de oy kullanıldı. Temsilciler Meclisi’nin 513 sandalyesinin tamamı ve 81 sandalyeli Senato’nun 54 sandalyesi için seçim yapıldı. Senato üyelerinin üçte ikisinin yenilendiği seçimlerde, her eyalette ve Federal Bölge’de seçmenler iki farklı senatör adayı için oy kullandı.

Brezilya topraklarında oy verme işlemi Brasília saatiyle 17.00’de sona erdi. Bunun ardından seçim yetkilileri oy sayım sonuçlarını yayımladı. Portekizce kısaltması TSE olan Yüksek Seçim Mahkemesi, sonuçları resmî seçim sonuçları internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden kamuoyuyla paylaşıyor.

25 Ekim’de yapılacak ikinci turda cumhurbaşkanlığının yanı sıra ikinci tur gerektiren eyalet valiliği seçimleri de sonuçlanacak. Yasama organı seçimleri ise ilk turdaki oylarla belirleniyor ve ikinci tura taşınmıyor.

Seçime katılım ve sandığa gitmeyenler

Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık 125,3 milyon kişi oy kullandı. Bu sayı, yüzde 78,92’lik bir katılım oranına karşılık geliyor. Yaklaşık 33,5 milyon kayıtlı seçmen sandığa gitmedi ve seçime katılmama oranı yüzde 21,08 olarak gerçekleşti.

Oy sayımında ayrıca yaklaşık 2,3 milyon boş oy ve 3,67 milyon geçersiz oy kaydedildi. Bu iki kategori birlikte kullanılan oyların yaklaşık yüzde 4,77’sini oluşturdu. Böylece cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık 119,3 milyon geçerli oy kullanılmış oldu. Bolsonaro’nun yüzde 47,03’lük ve Lula’nın yüzde 45,16’lık oy oranları, kullanılan bütün oylar ya da kayıtlı seçmenlerin tamamı üzerinden değil, bu geçerli oy toplamı üzerinden hesaplanıyor.

Sandığa gitmemek, boş veya geçersiz oy kullanmaktan farklıdır. Sandığa gitmeyen seçmen oy kullanmamıştır. Boş veya geçersiz oy veren seçmen ise seçime katılmış, ancak herhangi bir aday lehine geçerli bir tercih yapmamıştır. Bu iki gruptaki seçmenlerin de otomatik olarak kararsız seçmen şeklinde tanımlanmaması gerekir.

4 Ekim’de oy kullanmayan seçmenler, ikinci turda yeniden sandığa gitme fırsatına sahip olacak. Ancak ilk tur sonuçları, bu seçmenlerden kaçının ikinci turda oy kullanacağını veya hangi adayı tercih edeceğini ortaya koymuyor.

São Paulo ve eyaletlerdeki sonuçlar

São Paulo, seçime yaklaşık 34,1 milyon kayıtlı seçmenle girdi. Bu sayı, Brezilya’daki toplam seçmenlerin yaklaşık yüzde 21,5’ine karşılık geliyor. Ülkenin en büyük seçmen kitlesine sahip eyaleti olan São Paulo, Rio de Janeiro, Minas Gerais ve Espírito Santo ile birlikte Güneydoğu bölgesini oluşturuyor. Ulusal seçmen kitlesi içindeki ağırlığı, São Paulo’yu cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının değerlendirilmesinde özellikle önemli hale getiriyor.

Eyaletteki valilik seçimi ilk turda sonuçlandı. Republicanos partisinden Tarcísio de Freitas, geçerli oyların yaklaşık yüzde 63’ünü (14 milyon 491 bin 874) alarak yeniden vali seçildi. De Freitas, İşçi Partisi’nin (PT) adayı Fernando Haddad’ı (8 milyon 423 bin 656 oy) geride bıraktı. İki aday arasındaki fark yaklaşık 26 yüzde puan oldu.

Brezilya genelinde 4 Ekim’de 20 eyalette valilik seçimi ilk turda sonuçlandı. Bu, 1994’ten bu yana yapılan seçimlerde ilk turda sonuçlanan en yüksek valilik seçimi sayısı oldu. Böylece 2022’de ilk turda sonuçlanan 15 valilik seçimi ve daha önce 2010’da kaydedilen 18 seçimlik rekor geride bırakıldı.

İlk turda kazanan diğer adaylar arasında Minas Gerais’te Cleitinho Azevedo, Paraná’da Sérgio Moro ve Rio Grande do Sul’da Luciano Zucco yer aldı. İşçi Partili mevcut valiler Jerônimo Rodrigues, Elmano de Freitas ve Rafael Fonteles de sırasıyla Bahia, Ceará ve Piauí eyaletlerinde yeniden seçilmeyi başardı.

Altı bölgede valilik seçiminin ikinci tura kaldığı kesinleşti: Acre, Amazonas, Espírito Santo, Rio Grande do Norte, Tocantins ve Federal Bölge.

Rio de Janeiro’daki durum

Rio de Janeiro’da Douglas Ruas yüzde 49,27, Eduardo Paes ise yüzde 42,76 oy aldı. Anthony Garotinho’nun, adaylığının reddedilmesine ilişkin itirazını geri çekmesi, geçerli oy hesabına hangi oyların dahil edileceğini değiştirebilir. Bu durum Ruas’ın oy oranını ilk turda kazanmak için gereken eşiğin üzerine çıkarabilir.

Rio de Janeiro’daki seçim henüz kesinleşmiş değil. Çünkü seçim makamlarının vereceği bir karar, toplam geçerli oy sayısını etkileyebilir. Seçim yetkililerinin resmî işlem yapması gerektiğinden, yarışın ilk turda sonuçlandığı henüz söylenemiyor.

Bununla birlikte, seçim yargısının, Bolsonaro’nun partisi PL’nin de adayı olan Douglas Ruas’ın ilk turda kazandığını ilan etmesi oldukça muhtemel görünüyor.

Yurt dışındaki Brezilyalı seçmenler

TSE verilerine göre, yurt dışında kayıtlı Brezilyalı seçmenler de cumhurbaşkanlığı seçimlerine katıldı. 186 şehirde yaklaşık 341 bin 800 kişi oy kullandı. Yurt dışında oy kullanma hakkına sahip seçmen sayısı ise yaklaşık 916 bin 500’dü.

Ülke genelindeki sonucun aksine, yurt dışındaki oy sayımında Lula öne çıktı. Lula 157 bin 387 oyla yurt dışında kullanılan geçerli oyların yüzde 47,57’sini alırken Bolsonaro yaklaşık 143 bin 900 oyla yüzde 43,49’da kaldı. Lula 64 ülkede, Bolsonaro ise 37 ülkede birinci sırada yer aldı.

Oyların dağılımı ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösterdi. Bolsonaro, ABD’de yüzde 61,10, Japonya’da ise yüzde 71,76 oy aldı. Lula ise Portekiz’de yüzde 52,45, Arjantin’de yüzde 64,44, Kanada’da yüzde 57,75 ve Almanya’da yüzde 71,93 oyla öne geçti.

Yurt dışında kullanılan oylar ayrı bir seçim olarak değerlendirilmek yerine, ülke genelindeki cumhurbaşkanlığı seçim sonucuna dahil ediliyor.

Brezilya, ilk turda Bolsonaro’nun önde tamamladığı seçimlerin ardından 25 Ekim’de yapılacak ikinci tura hazırlanıyor. Ancak cumhurbaşkanlığını kimin kazanacağı henüz belli değil. İkinci turda hangi aday listesinin geçerli oyların çoğunluğunu elde edeceği belirlenecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump İran füzesi üzerinden Los Angeles ve San Diego sözlerini yineledi

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Los Angeles ve San Diego’yu hedef alabileceğine ilişkin ifadelerini Teksas’taki mitinginde yineleyerek böyle bir senaryoya izin vermeyeceklerini savundu. Eyalet yöneticileri Trump’ın görevden alınması için anayasal süreç çağrısı yaparken Beyaz Saray açıklamaların arkasında durdu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Los Angeles ve San Diego kentlerini hedef alabileceği yönündeki sözlerini Teksas’taki seçim mitinginde yineledi. Trump, böylesi bir senaryonun gerçekleşmesine izin vermeyeceklerini savundu.

San Antonio kentindeki mitingde konuşan Trump, “Travma mı görmek istiyorsunuz? Sorun mu görmek istiyorsunuz? Geçen gün de söyledim, bırakın gelirken San Diego’ya ya da Los Angeles’a bir füze atsınlar. Bir korku filmi mi görmek istiyorsunuz? Bırakın San Diego’yu vursunlar. Bırakın Los Angeles’ı vursunlar” dedi.

Trump sözlerini, “Kötü şeylerin yaşandığını mı görmek istiyorsunuz? Bir ülkenin serbest düşüşe geçtiğini mi görmek istiyorsunuz? Bunun olmasına izin vermeyeceğiz” diye sürdürdü.

Kaliforniyalı yöneticilerden sert tepki geldi

Trump, pazartesi günü Nebraska’daki seçim etkinliğinde İran’ın Los Angeles ve San Diego’yu “yok edebileceğini” öne sürmüş, bu açıklamalar Kaliforniya eyaletindeki yöneticilerin tepkisini çekmişti.

Demokrat Partili Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, The Hill’e yaptığı açıklamada Trump’ın “akıl hastası” olduğunu ileri sürerek ABD Anayasası’nın 25. Ek Maddesi’nin işletilmesi çağrısında bulundu.

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass sözleri “tehlikeli ve güvenliğimizi tehlikeye atabilecek nitelikte” diye nitelerken, San Diego Belediye Başkanı Todd Gloria kentin “ikincil hasar olmadığını” belirtti.

Beyaz Saray eleştirileri reddetti

Beyaz Saray yönetimi ise açıklamalara yönelik tepkilere karşı çıktı. Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, X hesabından yaptığı paylaşımda medyadaki tepkilerin gerçeği yansıtmadığını savundu.

Cheung, “Başkan Trump nükleer silaha sahip bir İran durdurulmasaydı ABD kentlerinin tehdit altında kalacağını açıkça ifade etti. Başkan sayesinde Amerika daha güvenli bir yer. İran’ın nükleer gücü, donanması, hava kuvvetleri ve parası yok” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump’ın sözleri California’yı ayağa kaldırdı: “Kentler feda edilemez”

Yayınlanma

Donald Trump’ın miting konuşmasında İran’ın Los Angeles ve San Diego kentlerini hedef alabileceğini ima etmesi, California Valisi Gavin Newsom’ın ABD Anayasası’nın 25. Maddesi’ni gündeme getirmesine yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir ara seçim mitinginde İran’ın Los Angeles ve San Diego kentlerini hedef almasına izin verebileceğini ima etmesi, California’daki Demokrat siyasetçilerin ve en az bir Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi adayının sert tepkisine yol açtı.

California Valisi Demokrat Gavin Newsom, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada Trump’ın “akıl hastası” olduğunu savunarak ABD Anayasası’nın 25. Maddesi’nin işletilmesi çağrısında bulundu.

Newsom, yaptığı yazılı açıklamada “25. Madde’nin vakti geldi!” ifadesini kullandı.

Vali Newsom, salı günkü çağrısından önce pazartesi günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da Trump’ı “dengesiz ve tehlikeli” olarak nitelemişti.

2028 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin güçlü aday adayları arasında gösterilen Newsom’a Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle tepki gösterdi. Ingle, “Gavin Newscum Amerika’nın en kötü ve muhtemelen en aptal valisidir” dedi.

California’daki yerel yöneticiler ve adaylar tepkili

Trump’ın sözlerine eyalet genelinde farklı kademelerden tepkiler geldi. Los Angeles Belediye Başkanı Demokrat Karen Bass, açıklamaların tehlikeli olduğunu ve kent sakinlerinin güvenliğini zedeleyebileceğini dile getirdi.

San Diego Belediye Başkanı Demokrat Todd Gloria ise yayımladığı mesajda Trump’a seslenerek “Kentimizi pervasız savaş söylemlerinizin dışında tutun” dedi.

San Diego bölgesinden Temsilciler Meclisi üyeliği için yarışan Cumhuriyetçi aday Jim Desmond da partisinin liderine açıkça karşı çıktı.

Desmond, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, hiçbir Amerikan kentinin gözden çıkarılamayacağını ve hiçbir ailenin ikincil hasar muamelesi göremeyeceğini belirterek başkana kesin bir dille katılmadığını vurguladı.

Cumhuriyetçi stratejistler ara seçim riskine işaret ediyor

Başkanın sözleri, Cumhuriyetçilerin kendi tabanını sandığa taşımakta zorlandığı bir süreçte Demokrat seçmeni hareketlendirme riski yaratıyor.

Californialı Cumhuriyetçi stratejist Matthew Klink, “Başkanın sözleri Nebraska’da alkış alabilir ancak California’da seçmenlerin Trump’tan neden nefret ettiğini bir kez daha gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.

Eyaletteki 48. Seçim Bölgesi’nde yarışan Jim Desmond’ın durumu da tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Kıdemli Cumhuriyetçi stratejist Rob Stutzman, zorlu yarışlara giren parti adaylarının başkanla aralarına yeniden mesafe koymak zorunda kalacağını söyledi.

Başka bir Cumhuriyetçi stratejist ise Desmond’ın bu açıklamayla, Demokratların “Trump’ın noter tasdik memuru olacağı” yönündeki suçlamalarını boşa düşürebileceğini savundu.

Trump’ın eski kampanya danışmanlarından biri de sözlerin şaka yollu söylendiğini ancak seçime bir ay kala dikkat dağıtıcı bir etki yarattığını kaydetti.

Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, sosyal medyada yaptığı açıklamada basında çıkan haberlerin gerçekleri yansıtmadığını savundu.

Cheung, Trump’ın nükleer bir İran durdurulmasaydı ABD şehirlerinin tehdit altında kalacağını kastettiğini belirterek, başkanın politikaları sayesinde ülkenin daha güvenli hale geldiğini ifade etti.

Demokrat stratejistler ise California liderlerinin tutumunu destekliyor. Stratejist Joel Payne, Trump’ın kendi vatandaşlarına zarar gelmesini dile getirmesini kabul edilemez olarak nitelerken, Newsom’ın eski danışmanı Garry South da Los Angeles’ın İran dışındaki en büyük İranlı göçmen nüfusuna ev sahipliği yaptığını hatırlattı.

Trump’ın Nebraska mitingine giderken South Carolina Demokrat Senato adayı Annie Andrews hakkında transfobik bir ifade kullanması da seçim sürecindeki gerilimleri tırmandıran bir diğer başlık oldu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English