Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler İran oylamalarında saf değiştirmeye başladı

Yayınlanma

ABD Kongresi’ndeki Demokratlar, Başkan Trump’ın İran’a yönelik askeri harekatını sona erdirmeyi amaçlayan savaş yetkisi karar tasarılarında Cumhuriyetçi Parti içinden artan destekle birlikte kritik eşiğe yaklaştı. Temsilciler Meclisi’nde son oylama 212’ye 212 eşitlikle reddedilirken, Senato’da savaş yetkisi tasarısını komiteden çıkarma girişimi 49’a 50 oyla başarısız oldu.

ABD Kongresi’ndeki Demokrat üyeler, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik savaşını sona erdirmeyi amaçlayan karar tasarılarını geçirmek için kritik eşiğe yaklaştı.

Demokratlar, bu süreçte Cumhuriyetçi Parti içinden giderek büyüyen bir destek grubunun yardımını alıyor.

Temsilciler Meclisi ve Senato’da, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası kapsamında bu hafta yapılan oylamalarda Trump’ın partisinden daha fazla üye Demokratlarla birlikte hareket ederek daha önce başarısız olan tasarılara destek verdi.

Bazı Cumhuriyetçi üyeler de ileride yeniden gündeme gelebilecek bir karar tasarısını destekleyebileceklerini açıkladı.

Cumhuriyetçiler, ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik harekat başlatmasından bu yana Demokratların gündeme getirdiği çok sayıda savaş yetkisi oylamasını engellemişti.

Ancak başlangıçta Trump’ın yetkilerini sınırlandırma konusunda isteksiz davranan bazı Cumhuriyetçi üyeler, yönetimin savaşa ilişkin net bir plan ortaya koymamasından ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından seçmenlerinin karşı karşıya kaldığı yakıt maliyetlerindeki sert yükselişten rahatsızlık duymaya başladı.

Temsilciler Meclisi’nde perşembe günü yapılan oylamada Cumhuriyetçi üyeler, Trump’a ABD silahlı kuvvetlerini İran’a yönelik çatışmalardan çekme talimatı verecek karar tasarısını kıl payı reddetti.

Oylamanın 212’ye 212 eşit çıkması nedeniyle tasarı Meclis kuralları gereği kabul edilmedi.

Cumhuriyetçi üyeler Thomas Massie, Brian Fitzpatrick ve Tom Barrett Demokratlarla birlikte oy kullandı. Demokrat Partili Jared Golden ise tasarıya karşı çıktı.

Irak ve Afganistan’da görev yapmış eski deniz piyadesi Golden, bir sonraki savaş yetkisi tasarısını destekleyeceğini işaret etti. Golden, son tasarıya yalnızca çekilme süresinin zaten dolmuş olmasını gerekçe göstererek karşı çıktığını söyledi.

Golden çarşamba günü yayımladığı açıklamada, “En kısa sürede temiz ve güncel bir karar tasarısına oy vermeyi bekliyorum” dedi.

Demokrat Partili Frederica Wilson da dört haftalık yokluğun ardından Kongre’ye dönebilir.

Wilson, 17 Nisan’dan bu yana hiçbir oylamaya katılmadı. Perşembe günü yayımladığı açıklamada kısa süre önce göz ameliyatı geçirdiğini, bu nedenle uçamamış olduğunu ancak yakında Washington’a dönmeyi planladığını belirtti.

Cumhuriyetçi Tom Kean Jr. da “kişisel sağlık sorunu” nedeniyle 5 Mart’tan bu yana Kongre çalışmalarına katılmıyor. Bu nedenle Cumhuriyetçiler, parti çizgisinde geçen oylamalarda ikiden fazla fire veremiyor.

Senato’da ise çarşamba günü savaş yetkisi karar tasarısını Senato Dış İlişkiler Komisyonu’ndan çıkarmayı amaçlayan önerge 49’a 50 oyla reddedildi.

Bu oylama, savaşın başlamasından bu yana Senato’da benzer bir tasarıyı geçirmeye yönelik yedinci girişim oldu ve şimdiye kadarki en yakın sonuç olarak kayda geçti. Alaska Senatörü Lisa Murkowski de ilk kez tasarı lehine oy kullandı.

Oylama aynı zamanda Senato’nun, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük sürenin dolmasının ardından savaşı sona erdirmeye ilişkin yaptığı ilk oylama oldu.

Başkanın Kongre onayı olmadan yurt dışında savaş yürütme yetkisini sınırlandırmak amacıyla hazırlanan yasa, başkanın yakın tehditlere karşı başlatılan askeri operasyonları 48 saat içinde Kongre’ye bildirmesini zorunlu kılıyor.

Yasa ayrıca Kongre onayı olmadan silahlı kuvvetlerin 60 günden uzun süre sahada kalmasını yasaklıyor. Bununla birlikte başkan, askerlerin güvenli çekilmesini sağlamak amacıyla 30 günlük ek süre talep edebiliyor.

Trump, İran’a karşı güç kullanımını 2 Mart’ta Kongre’ye bildirmişti. Demokratlar ise 60 günlük sürenin 1 Mayıs’ta dolduğunu belirtiyor.

Murkowski, Maine Senatörü Susan Collins ve Kentucky Senatörü Rand Paul ile birlikte tasarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı. Senato Demokratlarının neredeyse tamamı da aynı yönde oy verdi. Pennsylvania Senatörü John Fetterman ise karşı yönde oy kullanan tek Demokrat oldu.

Önümüzdeki dönemde yapılacak yeni bir oylamada, askeri operasyonların 60 günlük sürenin ötesine geçmesi halinde Kongre’nin yetkilendirme rolü üstlenmesi gerektiğini söyleyen Cumhuriyetçi üyelerden yalnızca birinin daha saf değiştirmesi, sonucu Demokratların lehine çevirebilir.

Virginia Senatörü Tim Kaine, çarşamba günkü oylama öncesinde, “Meslektaşlarımızın ne duyduğunu biliyoruz. Sözlerinin içine kuşkunun sızmaya başladığını duyuyoruz” dedi.

Yaklaşık 29 milyar dolara mal olduğu tahmin edilen çatışmaya ilişkin rahatsızlık, geçen haftanın başında yapılan Temsilciler Meclisi ve Senato Tahsisatlar Komisyonu oturumlarında da görünür hale geldi.

Cumhuriyetçi üyeler, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e yönetimin stratejisini art arda düzenlenen oturumlarda açıklaması için baskı yaptı.

Susan Collins, İran’ın aylar boyunca kapalı tuttuğu kritik deniz ticaret hattı Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik ABD girişimlerine ilişkin, “Bana öyle geliyor ki bu sorunla ilgili neredeyse her gün farklı bir plan ortaya çıkıyor” dedi.

Bu hafta tasarıya karşı oy kullanan bazı Cumhuriyetçi senatörler de, askeri operasyonların yasal sürenin ötesine geçmesi halinde Kongre’nin daha büyük rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bu isimler arasında John Curtis, Thom Tillis, Josh Hawley ve Todd Young yer aldı.

Curtis, savaş için istenecek ve henüz Kongre’ye sunulmamış olan on milyarlarca dolarlık ek bütçe talebini, Kongre’den resmi savaş yetkisi çıkmadan desteklemeyeceğini söyledi.

Thom Tillis de nisan ayı sonunda NBC News’e verdiği demeçte, stratejik hedeflerin ne olduğunun “tam olarak net olmadığını” belirterek, çatışmanın 60 günün ötesine uzatılmasına destek vermesinin “zor” olacağını ifade etti.

Pete Hegseth ise savaşın gerçekte 60 günlük sınırı aşmadığını söyledi. Hegseth, Trump’ın nisan ayında ateşkes ilan etmesiyle birlikte savaş için işleyen sürenin durduğunu belirtti.

Trump ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Savaş Yetkileri Yasası’nın anayasaya aykırı olduğunu dile getirdi. Bu açıklamalar, Kongre’nin önümüzdeki haftalarda İran savaşıyla ilgili bir karar tasarısını kabul etmesi halinde yeni bir hukuki mücadele başlayabileceğine işaret ediyor.

Amerika

Demokratlardan Trump’ın Rusya ile dizel yakıt mutabakatına tepki

Yayınlanma

ABD’de Demokrat parlamenterler, Başkan Donald Trump’ın İran operasyonları ve Ukrayna savaşı ortamında küresel akaryakıt sıkıntısını gerekçe göstererek Rus petrolüne uygulanan yaptırımları kaldırma kararına karşı çıktı. Mutabakat kapsamında Rusya’nın ABD ve küresel piyasaya ilk etapta 300 bin ton motorin tedarik etmesi öngörülüyor.

ABD Kongresindeki Demokrat Partili milletvekilleri, Başkan Donald Trump’ın ABD ordusunun İran’a yönelik askeri operasyonları ve Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde yaşanan küresel akaryakıt sıkıntısı gerekçesiyle Rus petrolüne yönelik yaptırımları kaldırma kararına cuma günü tepki gösterdi.

Söz konusu uzlaşı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetiminin ABD’ye ve küresel piyasaya 300 bin ton dizel yakıt tedarik etmesine olanak tanıyor.

Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformunda cuma günü paylaştığı iletide, Putin ile yaptığı görüşmeye işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile son derece başarılı bir görüşmeyi az önce tamamladım; bu görüşmede Rusya’nın Amerikan ve küresel pazarına derhal 300 bin tondan fazla motorin tedarik etmesi, kasım ayı boyunca 500 bin ton daha sağlaması ve bundan hemen sonra da 1 milyon ton yakıt vermesi hususunda mutabakata varıldı.”

Gelişme, Cumhuriyetçi Partinin kasım ayında yapılacak seçimlerde Kongre kontrolünü elinde tutma mücadelesi verdiği ve Amerikan kamuoyunda Trump yönetimi altındaki artan yaşam maliyetlerine yönelik hoşnutsuzluğun yükseldiği bir dönemde kaydedildi.

Demokrat liderlerden Rusya ile anlaşmaya sert tepki

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, cuma günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Trump’ı “bocalayan siyasi geleceğini” kurtarmak amacıyla “şeytanla anlaşma yapmakla” suçladı.

Schumer iletisinde, “Bu kirli anlaşma, Orta Doğu’daki Amerikan askerlerini hedef almak ve öldürmeye çalışmak konusunda İranlılara yardım eden ve müttefikimiz Ukrayna’yı yasa dışı ve vahşice işgal eden aynı Putin’e yardım ve yataklık etmekten başka bir işe yaramayacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kongre Ortak Ekonomi Komisyonunun kıdemli Temsilciler Meclisi Demokrat üyesi Don Beyer ise sosyal medyada paylaştığı kısa açıklamada kararı “öfke verici” olarak nitelendirdi.

Virginalı parlamenter paylaşımında, “Fakat bizi dinleyen herkesi bu konuda uyarmıştık: Konu Rusya olduğunda Trump’a zerre kadar güvenilmez” dedi. Beyer, “Ukrayna’ya yardım edeceği umuduyla kendisine genişletilmiş tarife yetkileri vermek bir hataydı. Şimdiyse Rus fosil yakıtlarına uygulanan yaptırımları kaldırıyor” sözlerini kaydetti.

Senato Yargı ile Silahlı Hizmetler komisyonları üyesi Senatör Richard Blumenthal, peş peşe yayımladığı paylaşımlarda Trump’ın dizel yakıt yaptırımlarını kaldırma kararını kınayarak başkana “bu anlaşmayı derhal iptal etmesi” çağrısında bulundu.

Blumenthal, X platformundaki iletisinde, “Trump’ın İran’daki yasa dışı savaşının yol açtığı tahribatı hafifletmeye yönelik bu üstünkörü gizlenmiş girişim, yalnızca Çin ve Rus ekonomilerine fayda sağlayacak ve Ukrayna’da daha fazla masumun katledilmesine yol açacaktır” görüşünü aktardı.

Rusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı

“Yaptırımların kaldırılması Putin’in savaş makinesini besler”

Demokrat Parti Grup Disiplin Amiri ve Senato Yargı Komisyonu Kıdemli Üyesi Dick Durbin, Trump’ı “Rusya’nın Ukraynalı sivilleri katletmesini finanse etmeyi düşünmekle” itham etti.

Durbin sosyal medya paylaşımında, “Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması yalnızca Putin’in savaş makinesini besleyecek ve Ukrayna’daki çatışmayı uzatacaktır” açıklamasında bulundu.

Senato İstihbarat Seçilmiş Komisyonu Üyesi Senatör Ron Wyden da uzlaşıyı eleştirerek Trump’ın Putin’i “fiyatları dahi düşürmeyecek beklenmedik bir kazanç anlaşmasıyla ödüllendirdiğini” öne sürdü.

Pennsylvania Temsilcisi Madeleine Dean ise Trump’ın bu hamlesini “başarısız İran savaşının sonuçlarından kaçmak” adına atılmış “çaresiz” bir adım olarak nitelendirdi.

Dean, “Trump, Ukrayna’yı sırtından bıçaklamaya ve Putin’den dizel yakıt satın almaya hazırlanıyor. Müttefiklerimiz bunun bedelini öderken, kendisi Rusya’nın savaş makinesini finanse etmeye yardım ediyor” dedi.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Kıdemli Üye Vekili Gabe Amo da sosyal medya paylaşımında anlaşmayı hedef aldı.

Amo iletisinde, “Rusya’ya yönelik yaptırımları artıracak yasayı imzaladıktan sonra Trump, kendi tercihi olan İran savaşı nedeniyle fırlayan benzin fiyatlarıyla başa çıkmak için Putin’e petrol parası mı ödüyor? Bu Putin’i cezalandırmak değil, ona kâr sağlamaktır” ifadelerini kullanarak bu adımın mantıklı hiçbir yanı olmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

Yayınlanma

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.

ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.

Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.

Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.

Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.

Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.

San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.

Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.

Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor

Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.

Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.

Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.

Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.

Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.

North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.

Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.

San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.

Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor

Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.

San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.

Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.

San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.

Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.

UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.

ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.

Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.

Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.

Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.

Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi

JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.

Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.

Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.

Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.

Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.

Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.

Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı

ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.

Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.

ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.

Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.

Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.

İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English