Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler İran oylamalarında saf değiştirmeye başladı

Yayınlanma

ABD Kongresi’ndeki Demokratlar, Başkan Trump’ın İran’a yönelik askeri harekatını sona erdirmeyi amaçlayan savaş yetkisi karar tasarılarında Cumhuriyetçi Parti içinden artan destekle birlikte kritik eşiğe yaklaştı. Temsilciler Meclisi’nde son oylama 212’ye 212 eşitlikle reddedilirken, Senato’da savaş yetkisi tasarısını komiteden çıkarma girişimi 49’a 50 oyla başarısız oldu.

ABD Kongresi’ndeki Demokrat üyeler, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik savaşını sona erdirmeyi amaçlayan karar tasarılarını geçirmek için kritik eşiğe yaklaştı.

Demokratlar, bu süreçte Cumhuriyetçi Parti içinden giderek büyüyen bir destek grubunun yardımını alıyor.

Temsilciler Meclisi ve Senato’da, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası kapsamında bu hafta yapılan oylamalarda Trump’ın partisinden daha fazla üye Demokratlarla birlikte hareket ederek daha önce başarısız olan tasarılara destek verdi.

Bazı Cumhuriyetçi üyeler de ileride yeniden gündeme gelebilecek bir karar tasarısını destekleyebileceklerini açıkladı.

Cumhuriyetçiler, ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik harekat başlatmasından bu yana Demokratların gündeme getirdiği çok sayıda savaş yetkisi oylamasını engellemişti.

Ancak başlangıçta Trump’ın yetkilerini sınırlandırma konusunda isteksiz davranan bazı Cumhuriyetçi üyeler, yönetimin savaşa ilişkin net bir plan ortaya koymamasından ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından seçmenlerinin karşı karşıya kaldığı yakıt maliyetlerindeki sert yükselişten rahatsızlık duymaya başladı.

Temsilciler Meclisi’nde perşembe günü yapılan oylamada Cumhuriyetçi üyeler, Trump’a ABD silahlı kuvvetlerini İran’a yönelik çatışmalardan çekme talimatı verecek karar tasarısını kıl payı reddetti.

Oylamanın 212’ye 212 eşit çıkması nedeniyle tasarı Meclis kuralları gereği kabul edilmedi.

Cumhuriyetçi üyeler Thomas Massie, Brian Fitzpatrick ve Tom Barrett Demokratlarla birlikte oy kullandı. Demokrat Partili Jared Golden ise tasarıya karşı çıktı.

Irak ve Afganistan’da görev yapmış eski deniz piyadesi Golden, bir sonraki savaş yetkisi tasarısını destekleyeceğini işaret etti. Golden, son tasarıya yalnızca çekilme süresinin zaten dolmuş olmasını gerekçe göstererek karşı çıktığını söyledi.

Golden çarşamba günü yayımladığı açıklamada, “En kısa sürede temiz ve güncel bir karar tasarısına oy vermeyi bekliyorum” dedi.

Demokrat Partili Frederica Wilson da dört haftalık yokluğun ardından Kongre’ye dönebilir.

Wilson, 17 Nisan’dan bu yana hiçbir oylamaya katılmadı. Perşembe günü yayımladığı açıklamada kısa süre önce göz ameliyatı geçirdiğini, bu nedenle uçamamış olduğunu ancak yakında Washington’a dönmeyi planladığını belirtti.

Cumhuriyetçi Tom Kean Jr. da “kişisel sağlık sorunu” nedeniyle 5 Mart’tan bu yana Kongre çalışmalarına katılmıyor. Bu nedenle Cumhuriyetçiler, parti çizgisinde geçen oylamalarda ikiden fazla fire veremiyor.

Senato’da ise çarşamba günü savaş yetkisi karar tasarısını Senato Dış İlişkiler Komisyonu’ndan çıkarmayı amaçlayan önerge 49’a 50 oyla reddedildi.

Bu oylama, savaşın başlamasından bu yana Senato’da benzer bir tasarıyı geçirmeye yönelik yedinci girişim oldu ve şimdiye kadarki en yakın sonuç olarak kayda geçti. Alaska Senatörü Lisa Murkowski de ilk kez tasarı lehine oy kullandı.

Oylama aynı zamanda Senato’nun, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük sürenin dolmasının ardından savaşı sona erdirmeye ilişkin yaptığı ilk oylama oldu.

Başkanın Kongre onayı olmadan yurt dışında savaş yürütme yetkisini sınırlandırmak amacıyla hazırlanan yasa, başkanın yakın tehditlere karşı başlatılan askeri operasyonları 48 saat içinde Kongre’ye bildirmesini zorunlu kılıyor.

Yasa ayrıca Kongre onayı olmadan silahlı kuvvetlerin 60 günden uzun süre sahada kalmasını yasaklıyor. Bununla birlikte başkan, askerlerin güvenli çekilmesini sağlamak amacıyla 30 günlük ek süre talep edebiliyor.

Trump, İran’a karşı güç kullanımını 2 Mart’ta Kongre’ye bildirmişti. Demokratlar ise 60 günlük sürenin 1 Mayıs’ta dolduğunu belirtiyor.

Murkowski, Maine Senatörü Susan Collins ve Kentucky Senatörü Rand Paul ile birlikte tasarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı. Senato Demokratlarının neredeyse tamamı da aynı yönde oy verdi. Pennsylvania Senatörü John Fetterman ise karşı yönde oy kullanan tek Demokrat oldu.

Önümüzdeki dönemde yapılacak yeni bir oylamada, askeri operasyonların 60 günlük sürenin ötesine geçmesi halinde Kongre’nin yetkilendirme rolü üstlenmesi gerektiğini söyleyen Cumhuriyetçi üyelerden yalnızca birinin daha saf değiştirmesi, sonucu Demokratların lehine çevirebilir.

Virginia Senatörü Tim Kaine, çarşamba günkü oylama öncesinde, “Meslektaşlarımızın ne duyduğunu biliyoruz. Sözlerinin içine kuşkunun sızmaya başladığını duyuyoruz” dedi.

Yaklaşık 29 milyar dolara mal olduğu tahmin edilen çatışmaya ilişkin rahatsızlık, geçen haftanın başında yapılan Temsilciler Meclisi ve Senato Tahsisatlar Komisyonu oturumlarında da görünür hale geldi.

Cumhuriyetçi üyeler, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e yönetimin stratejisini art arda düzenlenen oturumlarda açıklaması için baskı yaptı.

Susan Collins, İran’ın aylar boyunca kapalı tuttuğu kritik deniz ticaret hattı Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik ABD girişimlerine ilişkin, “Bana öyle geliyor ki bu sorunla ilgili neredeyse her gün farklı bir plan ortaya çıkıyor” dedi.

Bu hafta tasarıya karşı oy kullanan bazı Cumhuriyetçi senatörler de, askeri operasyonların yasal sürenin ötesine geçmesi halinde Kongre’nin daha büyük rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bu isimler arasında John Curtis, Thom Tillis, Josh Hawley ve Todd Young yer aldı.

Curtis, savaş için istenecek ve henüz Kongre’ye sunulmamış olan on milyarlarca dolarlık ek bütçe talebini, Kongre’den resmi savaş yetkisi çıkmadan desteklemeyeceğini söyledi.

Thom Tillis de nisan ayı sonunda NBC News’e verdiği demeçte, stratejik hedeflerin ne olduğunun “tam olarak net olmadığını” belirterek, çatışmanın 60 günün ötesine uzatılmasına destek vermesinin “zor” olacağını ifade etti.

Pete Hegseth ise savaşın gerçekte 60 günlük sınırı aşmadığını söyledi. Hegseth, Trump’ın nisan ayında ateşkes ilan etmesiyle birlikte savaş için işleyen sürenin durduğunu belirtti.

Trump ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Savaş Yetkileri Yasası’nın anayasaya aykırı olduğunu dile getirdi. Bu açıklamalar, Kongre’nin önümüzdeki haftalarda İran savaşıyla ilgili bir karar tasarısını kabul etmesi halinde yeni bir hukuki mücadele başlayabileceğine işaret ediyor.

Amerika

Arjantin, ‘altın pasaport’ programına hazırlanıyor

Yayınlanma

Arjantin hükümetinin, devlet borçlarını ödemek amacıyla varlıklı yabancılara yatırım karşılığında vatandaşlık vermeyi planladığı bildirildi. İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre, program kapsamında yaklaşık 500 bin dolarlık bağış ya da 1 milyon dolarlık devlet tahvili alımı karşılığında pasaport verilmesi öngörülüyor.

Arjantin hükümeti, kamu borçlarını ödemek amacıyla varlıklı yabancı yatırımcılara vatandaşlık sağlayan yeni bir program başlatmaya hazırlanıyor.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times’ın konuya vakıf iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, söz konusu uygulamanın bu yıl içinde yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Plana göre yabancı ülke vatandaşları, yaklaşık 500 bin dolarlık geri ödemesiz bağış karşılığında ya da yaklaşık 1 milyon dolar değerinde sıfır kuponlu devlet tahvili satın alarak Arjantin vatandaşlığı edinebilecek.

Kaynaklar, hükümetin hazırlık çalışmaları sürerken bu teknik detaylarda değişiklik yapabileceğini ifade ediyor.

Hükümet milyarlarca dolarlık kaynak sağlamayı hedefliyor

Buenos Aires yönetimi, bu program aracılığıyla önümüzdeki yıllarda vadesi gelecek kamu borçlarının geri ödenmesi için on milyarlarca dolarlık kaynak yaratmayı ümit ediyor.

2020 yılındaki borç yapılandırmasının ardından küresel sermaye piyasalarına henüz tam anlamıyla dönemeyen Arjantin, döviz rezervlerini güçlendirmek için farklı alternatifler arıyor.

Yaklaşık 46 milyon nüfuslu Arjantin, yatırım karşılığı vatandaşlık sunan en büyük ülkelerden biri olmaya aday görünüyor.

Arjantin pasaportu, hamiline dünya genelinde yaklaşık 170 ülkeye vizesiz seyahat imkanı tanıyor. Sektör temsilcileri, ülkelerindeki siyasi kutuplaşma ve vergi tartışmalarından rahatsızlık duyan ABD ve Avrupa vatandaşlarının bu programa ilgi gösterebileceğini öngörüyor.

Uygulama, Devlet Başkanı Javier Milei liderliğindeki hükümetin, ülkenin dış dünyadaki algısını yeniden şekillendirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Arjantin’de geçmiş dönemlerde uygulanan servet vergileri ve kronik ekonomik belirsizlikler, yerli sermayedar kesimin yatırımlarını yurt dışına taşımasına yol açmıştı.

Diğer yandan, vatandaşlık kurallarında yapılacak olası değişiklikler ülke içinde hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.

Arjantin hükümetinin geçen yıl vatandaşlık edinme kurallarında yaptığı bazı düzenlemeler, yasa değişikliklerinin yalnızca parlamento yetkisinde olduğunu belirten muhalif kesimlerin konuyu yargıya taşımasına neden olmuştu.

FT’ye değerlendirmede bulunan göçmenlik hukuku uzmanı avukat Paula Carello, böyle bir uygulamanın ülkenin güvenliği ve uluslararası itibarı açısından taşıdığı risklerin, sağlayacağı mali faydalardan daha yüksek olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği altın pasaport uygulamalarını kaldırıyor

Yatırım karşılığı vatandaşlık programları, küresel ölçekte de hukuki ve siyasi engellerle karşılaşıyor.

AB Adalet Divanı, 2025 yılında verdiği kararla Malta’nın yürüttüğü altın pasaport uygulamasının AB hukukunu ihlal ettiğine hükmetmiş ve ülkeyi bu uygulamayı sonlandırmaya zorunlu kılmıştı.

Daha önce de Brüksel’in baskıları sonucunda Bulgaristan ve Kıbrıs benzer programlarını tamamen iptal etmek zorunda kalmıştı.

Malta ise tamamen iptal yerine şartları zorlaştırarak vatandaşlık için öncelikle bir ila üç yıl arasında ikamet şartı getirmişti.

AB organları, bu tür uygulamaların yolsuzluk, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı gibi ciddi güvenlik riskleri barındırdığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD sığınma başvurusu alımını tamamen durduruyor

Yayınlanma

ABD yönetimi, ülke dışındaki yabancı ülke vatandaşlarından gelen siyasi sığınma başvurularını kabul etmeyi tamamen durduruyor. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, sığınma arayanlar için Amerika’nın kapılarının tamamen kapandığını ve bu kişilerin başka ülkelere yönlendirileceğini açıkladı.

ABD, ülke sınırları dışındaki yabancı ülke vatandaşlarından gelen siyasi sığınma başvurularını kabul etmeyi fiilen durdurma kararı aldı.

USA Today gazetesinin haberine göre gelişmeyi duyuran Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, sığınma arayan kişiler için Amerika’nın kapılarının tamamen kapalı olduğunu ifade etti.

Miller, ABD’nin sığınma talebinde bulunan kişileri diğer ülkelere yönlendireceğini belirtti. Güneybatı sınırından yapılan tüm sığınma başvurularının asılsız olduğunu savunan Miller, başvuru sahiplerinin büyük kısmının ya suçlulardan ya da sosyal yardımlardan faydalanmak isteyen göçmenlerden oluştuğunu kaydetti.

Stephen Miller tarafından yapılan bu açıklama, Federal Yüksek Mahkeme’nin Meksika üzerinden ülkeye gelen göçmenlere yönelik sığınma kurallarını katılaştıran kararının hemen ardından geldi.

Yüksek Mahkeme, 25 Haziran tarihinde üç muhalif oya karşı altı oyla aldığı kararda, federal makamların Meksika sınırındaki geçiş noktasına gelen ancak henüz ABD sınırını fiilen geçmemiş yabancıların sığınma başvurularını incelemekle yükümlü olmadığına hükmetti.

Mahkeme, bir kişinin ABD’ye gelmiş sayılması için sınırı fiziki olarak geçmiş olması gerektiğine işaret etti.

Kararı kaleme alan Yargıç Samuel Alito, hükmün gerekçesini açıklarken, “Bir misafir, kapıyı yalnızca çalmışsa eve girmiş sayılmaz” benzetmesini yaptı.

Yüksek Mahkeme, Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın Meksika’da bulunan bir yabancıya sığınma başvurusu yapma hakkı tanımadığı gibi göçmenlik memurlarını da bu kişilere yönelik inceleme yapmaya mecbur bırakmadığına karar verdi.

Çoğunluğun kararına karşı çıkan Yargıç Sonia Sotomayor ise bu hükmü eleştirdi. Sotomayor, kararın, ABD’de fiziki olarak bulunan veya ülkeye gelen herkesin sığınma başvurusunda bulunmasına olanak tanıyan yasanın özüyle çeliştiğini dile getirdi.

Sotomayor, “Bu karar neticesinde çok sayıda insan hayatını kaybedecek” uyarısını yaptı.

Aynı gün Federal Yüksek Mahkeme, Başkan Donald Trump yönetiminin ABD’de yasal dayanağı olmaksızın bulunan Suriye ve Haiti vatandaşlarına yönelik Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sonlandırmasına da onay verdi.

Trump yönetimi, Suriye ve Haiti’den gelen 356 bin göçmenin TPS statüsünü iptal etme sürecini başlattı. Gelişme üzerine Stephen Miller, bu kişilere bir an önce ülkelerine dönme çağrısı yaptı.

Göç politikasının katılaştırılması, Donald Trump yönetiminin en büyük projeleri arasında yer alıyor. Göreve başlama gününde ABD’nin güney sınırında acil durum ilan eden Trump; ülkeye giriş, mülteci statüsü elde etme ve vatandaşlık kazanma kurallarını zorlaştırdı.

Bu süreçte ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) tarafından geniş kapsamlı operasyonlar ve yasadışı göçmenlerin kitlesel olarak sınır dışı edilmesi işlemleri başlatıldı.

Donald Trump, Kasım 2025’te yaptığı açıklamada, ABD sisteminin kendini toparlamasına imkan tanımak amacıyla üçüncü dünya ülkelerinden gelen göçü tamamen durdurma niyetinde olduğunu beyan etmişti.

Trump, yönetimin göçmenlere yönelik sosyal yardımları kaldırmak istediğini ve yetkililerin ülke güvenliği için tehdit olarak gördüğü milyonlarca yasadışı göçmeni sınır dışı etmeye kararlı olduğunu açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Silikon Vadisi yapay zeka adımları nedeniyle Trump’a tepkili

Yayınlanma

Donald Trump yönetiminin yapay zeka sektörünü kontrol altına alma yönündeki agresif ve öngörülemez adımları, seçim sürecinde Cumhuriyetçileri destekleyen teknoloji devlerinde hoşnutsuzluğa yol açıyor. Politico’nun haberine göre sektör temsilcileri, demokratların aşırı düzenleme getireceği endişesiyle destekledikleri Trump karşısında, şimdi Joe Biden döneminin kurallarına özlem duyuyor.

ABD başkanlık seçimlerinde, Demokrat Parti’nin yapay zeka alanına aşırı kısıtlamalar getireceği endişesiyle Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ı destekleyen Silikon Vadisi şirketleri, Beyaz Saray’ın yeni dönemdeki hamlelerinden memnuniyet duymuyor.

Politico’nun konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray’ın yapay zeka sektörünü kontrol altına alma yönündeki agresif ve öngörülemez girişimleri, sektör genelinde eski Başkan Joe Biden döneminin daha dengeli yaklaşımına yönelik bir nostalji dalgası yaratıyor.

Yapay zeka alanında faaliyet gösteren bir şirketin üst düzey yöneticisi, yeni modellerin pazara sunulması sürecinde hükümetin çıkardığı engelleri eleştirerek “Bu durum, fiili olarak Avrupa tarzı bir lisanslama rejimine benziyor” ifadelerini kullandı.

OpenAI yöneticilerinden biri de sektörün resmi makamlardan netlik beklediğini kaydetti.

Ancak Politico’nun haberinde, teknoloji şirketlerinin ihracat kontrolleri ya da daha sert yaptırımlarla karşı karşıya kalmamak adına Beyaz Saray’dan açıklama talep etmekten çekindiği aktarılıyor.

Yapay zeka politikaları alanında çalışan bir danışman, şirketlerin durumunu “Sanki çok ince bir buz tabakası üzerinde yürüyorlar” sözleriyle tanımlıyor.

Yönetimden yeni kontrollere tabi tutma talebi

Haziran ayı başında Beyaz Saray, yapay zeka modeli geliştiricilerinin yeni ürünlerini piyasaya sürmeden 30 gün önce gönüllü olarak hükümet denetimine sunmasını öngören bir kararname imzaladı.

Bloomberg’in haberine göre OpenAI Üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman, şirketin yeni modeli GPT-5.6’yı geniş kitlelerin kullanımına açmadan önce yalnızca sınırlı sayıdaki ortağıyla paylaşmasının hükümet tarafından talep edildiğini çalışanlarına bildirdi.

Yetkililerin en gelişmiş modellerin kapasitelerinden giderek daha fazla endişe duyduğunu belirten Altman, resmi makamların güvenlik ve kısıtlama yönündeki pozisyonlarına katılmasalar dahi şirket olarak Cumhuriyetçi yönetimle her konuda işbirliği yapmak zorunda olduklarını vurguladı.

Söz konusu modelin ilk aşamada Amazon Bedrock platformu üzerinden yalnızca 20 ortağın erişimine sunulacağı belirtiliyor.

Beyaz Saray, OpenAI’ın yeni modelini kısıtladı

Sektördeki kısıtlamalar yalnızca OpenAI ile sınırlı kalmıyor. Yapay zeka girişimlerinden Anthropic, ulusal güvenlik gerekçesiyle yabancı uyruklu kişilerin erişiminin engellenmesi yönündeki hükümet talimatının ardından, en gelişmiş iki ürünü Mythos 5 ve Fable 5’e yurt dışından erişimi tamamen durdurdu.

Daha sonra Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Anthropic, resmi makamların ulusal güvenlik risklerine dayanan kısıtlama kararını kısmen esnetmesiyle Claude Mythos 5 modeline güvenilir bulunan 100’den fazla ABD’li kuruluş ve şirketin erişebileceğini duyurdu.

Beyaz Saray Sözcüsü Liz Houston konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Başkan Trump, ABD’nin yapay zeka ve diğer öncü teknolojilerdeki küresel liderliğini koruma hedefini açık ve net bir şekilde defalarca dile getirdi. Başkan Trump ve tüm yönetim, Amerika’nın dünyanın lider inovasyon merkezi konumunu güçlendirmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Biden yönetiminin eski teknoloji danışmanlarından Saif Khan ise Trump ekibinin adımlarını aşırı olarak nitelendirdi. Khan, mevcut durumu “Kararların neredeyse hislere dayanarak alındığı, neyin onaylanıp neyin onaylanmayacağının belirsiz olduğu şeffaf olmayan bir sistemle karşı karşıyayız” sözleriyle eleştirdi.

Bu yeni yaklaşımın yapay zeka sektörüne, Biden döneminde planlanan ve belirli ülkelere yönelik çip ile model ağırlıklarını kapsayan ihracat kontrollerinden çok daha büyük zarar verdiğini belirten Khan, mevcut uygulamaların yeni ürünlerin piyasaya sürülmesinde neredeyse tam bir duraklamaya yol açtığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English