Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler Trump’ın yeni bütçe uzlaştırma tasarısına sıcak bakmıyor

Yayınlanma

ABD’de Senato Cumhuriyetçileri, Başkan Donald Trump’ın Pentagon’a 350 milyar dolarlık ek kaynak sağlamak amacıyla bütçe uzlaştırma sürecinin üçüncü kez kullanılması yönündeki talebine karşı çıkıyor. Geçen hafta sınır güvenliği paketini geçirmek için yoğun bir oylama sürecini geride bırakan senatörler, yeni bir oylama maratonunun yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi adayları zor durumda bırakacağını belirtiyor.

ABD’de Senato bünyesindeki Cumhuriyetçiler, Başkan Donald Trump’ın Pentagon’a 350 milyar dolarlık ek kaynak aktarmak amacıyla Kongre’nin bütçe uzlaştırma sürecini üçüncü kez kullanması yönündeki talebine destek vermeyeceklerini ifade ediyor.

Göç operasyonlarını fonlayan 70 milyar dolarlık paketi geçirmek için geçen hafta 18 saatlik kesintisiz bir oylama sürecini geride bırakan Cumhuriyetçi senatörler, üçüncü bir uzlaştırma sürecinin hassas konumdaki Cumhuriyetçi çalışma arkadaşlarını siyasi açıdan zor bir durumda bırakacağını belirtiyor.

İran ile yaşanan savaşa yönelik güçlü toplumsal hoşnutsuzluk, artan federal borç ve bütçe açığı endişeleri nedeniyle, Senato Cumhuriyetçi grubunda bu tasarı için gerekli olan 50 oyun bulunup bulunamayacağı konusunda ciddi şüpheler taşınıyor.

Seçim bölgelerinde risk altında olan Cumhuriyetçi senatörlerin, sonbahardaki seçimlerde Demokratlar tarafından siyasi reklamlarda kullanılmak üzere tasarlanan zorlu değişiklik önergeleriyle yeniden karşı karşıya kalmaya sıcak bakmadığı aktarılıyor.

Cumhuriyetçilerin üçüncü bir uzlaştırma paketine yönelik isteksizliğini tartışmak üzere kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir Cumhuriyetçi senatör, “Yeni bir oylama maratonu istemiyoruz. Son oylama maratonu neredeyse belimizi büküyordu. Çok uzun sürdü, başladığımız yerde bitirdik ve bu durum üyelerimiz için sinir bozucu” dedi.

Senatör, son uzlaştırma paketi için sunulan değişiklik önergelerinden hiçbirinin kabul edilmediğini, bunun yerine yalnızca Beyaz Saray’daki 90 bin metrekarelik balo salonu ile Trump’ın 1,8 milyar dolarlık “mağdur fonu” konusunda Cumhuriyetçiler arasındaki bölünmeleri gün yüzüne çıkardığını kaydetti.

Teksas Senatörü Cumhuriyetçi John Cornyn, Savunma Bakanlığı için daha fazla harcama yapılmasını desteklediğini belirtmekle birlikte, mevcut ortamda bunu özellikle sadece Cumhuriyetçilerin oylarıyla başarmanın son derece zorlu bir iş olacağı uyarısında bulundu.

Seçim bölgelerinde durumu hassas olan Cumhuriyetçileri yeni bir bütçe uzlaştırma tartışmasına ve oylama maratonuna zorlamanın yeniden seçilme yarışlarını daha da zorlaştıracağını ifade eden Cornyn, Demokratların ara seçimlerde Senato çoğunluğunu ele geçirme şansının artmasına atıfta bulunarak, “Hedefte olmaması gereken pek çok yarış şu an hedefte” dedi.

Cornyn, savunmayı fonlamanın gerekliliğini anladığını ancak bütçe uzlaştırması üzerindeki yeni bir yıpratıcı mücadelenin seçimi kolaylaştırmayacağını ekledi.

Cornyn, Trump Kongre’ye üçüncü uzlaştırma paketini geçirme çağrısı yapmadan önce de bunun başarılı olma şansının bulunmadığına inandığını belirterek, “Hiçbir yolu olduğunu düşünmüyorum” ifadesini kullanmıştı.

Savunma bütçesinin uzlaştırma yöntemiyle 350 milyar dolar artırılmasının önündeki en büyük engellerden birini, Wisconsin Senatörü Ron Johnson gibi bütçe disiplini yanlısı muhafazakar Cumhuriyetçilerin, tasarının tüm maliyetinin diğer harcama kesintileriyle dengelenmesini istemesi oluşturuyor.

Alaska Senatörü Cumhuriyetçi Lisa Murkowski ise Demokrat muhalefeti aşmak için yeniden bütçe uzlaştırma yöntemine başvurulması çağrısının büyük engellerle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Yeni bir uzlaştırma turunun çok ama çok zorlu geçeceğini düşünüyorum” dedi.

Murkowski, Senato’nun geçen hafta ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi’ni 2029 yılına kadar fonlamak için kabul ettiği uzlaştırma paketine “hayır” oyu veren tek Cumhuriyetçi senatör olmuştu.

Murkowski ayrıca, Senato Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Susan Collins ile Senato Tahsisatlar Komisyonu Savunma Alt Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Mitch McConnell’ın bu hafta başında yapılan bir oturumda, üçüncü bir uzlaştırma paketinin geçme şansının çok düşük olduğunu ifade ettiklerini aktardı.

Collins, perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, uzlaştırmanın en iyi yöntem olmadığına ve üçüncü bir uzlaştırma tasarısının onaylanmasının çok zor olacağına ikna olmayı sürdürdüğünü söyledi.

McConnell ise salı günü Hava Kuvvetleri Müsteşarı Troy E. Meink ile yapılan oturumda görüşünü dile getirerek, “Başka bir uzlaştırma tasarısı olmayacağı sonucuna varmak güvenlidir” dedi.

Trump, Senato Cumhuriyetçilerinin Demokratların engelleme girişimini aşması için bütçe uzlaştırma sürecini kullanmasını istiyor. Ancak Cumhuriyetçi liderlerin tasarıyı geçirebilmek için Senato’da yalnızca üç, daha az sandalye farkı bulunan Temsilciler Meclisi’nde ise sadece iki fire verme lüksü bulunuyor.

Bütçe uzlaştırma süreci, Cumhuriyetçi liderlerin önemli bir tasarıyı basit çoğunlukla geçirmesine olanak tanısa da Demokratlara sınırsız sayıda değişiklik önergesi sunma fırsatı veriyor.

Bu durum, Collins’in yanı sıra Ohio Senatörü Jon Husted ve Alaska Senatörü Dan Sullivan gibi Demokratların siyasi hedefindeki isimleri zorlu oylamalarla karşı karşıya bırakıyor.

Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune ise bu hafta yaptığı açıklamada, üçüncü bir bütçe uzlaştırma paketi olasılığını dışlamadı ancak Cumhuriyetçilerin etrafında birleşebileceği bir zemin bulması gerektiğini ve her iki meclisteki Cumhuriyetçi grupları bir araya getirmenin bir zorluk olacağını ifade etti.

Thune, sürecin ilerlemesinin tamamen oylara bağlı olduğunu belirterek, kararın her iki mecliste de yeterli desteğin bulunmasına bağlı olduğunu açıkladı.

Ancak Thune, savunmaya yönelik 350 milyar dolarlık ek bütçeyi ilerletmek için bütçe uzlaştırma yönteminin düşünülme nedeninin, Cumhuriyetçi liderlerin normal bütçe süreciyle geçirmeye çalışacağı herhangi bir ek savunma finansmanı paketinin Demokratlar tarafından engellenmesi ihtimali olduğunu kabul etti.

Thune, “Savunma için daha fazlasını yapmamız gerektiğini biliyoruz. Soru şu: Demokratlar neyi destekleyecek? Bunu göreceğiz. Varsayımlardan biri, Demokratların ulusal güvenlik için ek fonları desteklemeye gönüllü olmayacağı yönünde” diye konuştu.

Normal harcama tasarılarının Senato’da ilerleyebilmesi için 60 oy gerekiyor.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Jack Reed, Kongre’nin İran ile yaşanan askeri çatışmayı onaylamaması durumunda Demokratların bir ek savunma bütçesi tasarısına destek vermeyeceğini belirtti.

Reed, perşembe günü The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bu çatışmayı yetkilendirene kadar, onu finanse etmemiz gerektiğini düşünmüyorum” dedi.

Trump, bir sonraki bütçe uzlaştırma paketinin, seçmen kaydı sırasında vatandaşlık belgesi gösterilmesini ve sandıkta fotoğraflı kimlik ibraz edilmesini zorunlu kılan Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Koruma (SAVE America) Yasası’nı da içermesini istiyor.

Trump, tasarının bu son versiyonunun, ağır hastalık, engellilik, askeri görev veya seyahat durumları hariç olmak üzere mektupla oy kullanılmasını yasaklamasını talep ediyor.

Trump ayrıca biyolojik erkeklerin kadın sporlarında yarışmasının ve çocuklara yönelik cinsiyet değiştirme ameliyatlarının yasaklanmasını istiyor.

Ancak bu teklif, geçen hafta Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham tarafından İç Güvenlik odaklı bütçe uzlaştırma paketine bir değişiklik önergesi olarak sunulduğunda basit çoğunluğu elde edememişti.

Dört Cumhuriyetçi senatör olan Collins, Murkowski, McConnell ve Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis önergenin aleyhinde oy kullanmıştı.

Amerika

Trump’ın Adalet Bakanlığı ara seçim teamüllerini yıkarak sahaya indi

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı, sandık sonuçları kesinleşmeden seçim süreçlerine müdahale etmeme kuralını çiğneyerek iki eyalette yargı yoluna başvurdu. Eyaletlerin yetkisine giren süreçlerde 20 bin oyun ayrılmasını ve Senato seçim tescilinin durdurulmasını isteyen kurumun davaları federal mahkemelerce reddedildi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bağlı Adalet Bakanlığı, kolluk yetkilerinin siyasi partilere veya adaylara fayda sağlamak için kullanıldığı algısını engellemeyi amaçlayan onlarca yıllık teamülü bir kenara bırakarak salı günü düzenlenecek ara seçimlere doğrudan müdahale etme eğilimi gösterdi.

Reuters’ın haberine göre Bakanlık, Kaliforniya’da oy kullanma hakkı bulunmayan ve muhtemelen ABD vatandaşı olmayan yaklaşık 20 bin seçmenin posta yoluyla gönderdiği oy pusulalarının ayrılmasını ve sayıma dahil edilmemesini istedi.

Yetkililer konuya ilişkin bir ceza soruşturması kapsamında eyaletten kayıt talebinde de bulundu.

Kaliforniya yönetimi ise vatandaş olmayan kişilerin oy kullanmasını önlemeye yönelik önlemleri zaten aldığını açıkladı ve Adalet Bakanlığının oy kullanımını engelleme yetkisi taşımadığını savundu.

Bakanlık, Alaska’da ise Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile aynı adı taşıyan bir Senato adayının seçmenlerin kafasını karıştırmak amacıyla yarışa katılıp katılmadığına ilişkin bir ceza soruşturmasını derinleştirdi.

Cumhuriyetçi Sullivan’ın seçimi az farkla kaybetmesi durumunda sonuçların onaylanmasının engellenmesini talep eden bakanlığın bu davası, pazar günü bir federal yargıç tarafından reddedildi.

Mahkemeler bakanlığın iki eyalete karşı açtığı davaları geri çevirse de girişimler, kurumun oylar sayılmadan ve resmi sonuçlar onaylanmadan seçim ihtilaflarına müdahale etme niyetini ortaya koydu.

Adalet Bakanlığı, Alaska kararını temyize taşıdı.

Eleştirmenler, Kongre’nin kontrolünü ve onlarca eyalet valisinin kim olacağını belirleyecek ara seçimlerde bakanlığın, Trump’ın seçimlere şüphe düşürme çabalarını hızlandırabileceği uyarısını yapıyor.

Daha önce Adalet Bakanlığının sivil hak tehditlerine karşı seçim müdahale birimini yöneten ve ardından Hukukun Üstünlüğü Projesi’ni (Rule of Law Project) kuran Mark Blumberg, “Görünen o ki yönetim, bakanlığın daha önce yasaklanan türde bir etki yaratmasını istiyor.” dedi.

ABD Adalet Bakanı Todd Blanche, kurumun attığı adımların hukuka uygun olduğunu ve oy güvenliğini korumayı hedeflediğini belirtti.

Bakanlık Sözcüsü Kiersten Pels, yaptığı açıklamada, “Bakanlık herhangi bir seçim kampanyasına yardım etmiyor; yasaları uyguluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Seçim usulsüzlüğü iddiaları ve hukuki sınırlar

ABD Anayasası seçimlerin yönetim ve idaresini eyaletlere bırakırken Cumhuriyetçi Trump, Demokratların yönettiği eyaletlerin federal yasalara göre yasak olan vatandaş olmayanların oy kullanımını engellemekte yetersiz kaldığını ileri sürüyor.

Trump 2020 başkanlık seçimini yaygın usulsüzlükler nedeniyle kaybettiğine dair temelsiz iddialarını sürdürse de bağımsız araştırmalar ve eyalet denetimleri seçimlerde sahtekarlığın son derece nadir yaşandığını kanıtlıyor.

İlk döneminde Trump’a yakın dış gruplar 2020 yenilgisini tersine çevirmek için 60’tan fazla dava açmış, bu davaların tamamı başarısızlıkla sonuçlanırken dönemin Adalet Bakanlığı yetkilileri kurumu bu çabalara dahil etme baskısına direnmişti.

Demokratları sıklıkla mahkemelerde temsil eden Elias Law Group bünyesindeki oy hakları avukatı Lis Frost, “Uç sağcı dış grupların bu yıl aynı adımları atmasına gerek kalmayacak, çünkü Adalet Bakanlığı bunu yapmaya hazır ve istekli bir şekilde duruyor.” dedi.

Tarihsel olarak bakanlığın seçimlere yönelik müdahaleleri, ırksal azınlıkların veya kırılgan kesimlerin engelsiz bir şekilde oy kullanabilmesini güvenceye alan federal yasaları uygulamaya odaklanıyordu.

Alaska’daki aday karmaşası yargıya taşındı

The New York Times’ın Demokrat aday Mary Peltola’nın seçim ekibinin, görevdeki Dan Sullivan’ın karşısına çıkması için emekli öğretmen Daniel J. Sullivan’ı ikna etme sürecinde rol oynadığını haberleştirmesinin ardından Alaska yoğun bir hukuki çekişme alanına dönüştü.

Trump’ın bizzat açılması talimatını verdiğini söylediği Adalet Bakanlığı davası, iki aday arasındaki oy farkının seçmen karmaşasından etkilendiğine işaret etmesi durumunda mahkemeden seçim tescilini durdurmasını ve soruşturma emri vermesini talep etti.

Anchorage’daki ABD Bölge Yargıcı Sharon Gleason, pazar günü davayı reddederken Alaska’nın oy pusulalarının gizliliğini koruyarak böyle bir soruşturma yürütemeyeceğine hükmetti.

Hukuk uzmanları da Adalet Bakanlığının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını ve Cumhuriyetçi adayı koruyor gibi görünme riski taşıdığını belirtmişti.

Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde Adalet Bakan Vekili olarak görev yapan Peter Keisler, “Bakanlığın kolluk kararlarına güven duyulması için, insanların kurumun siyasi partizan ihtilaflarda taraf tutmadığını anlaması gerekir.” dedi.

Keisler, “Bu davanın yalnızca taraf tutuyor gibi bir görüntüsü yok; apaçık biçimde taraf tuttuğu gerçeği ortada.” ifadelerini kullandı.

Bakan Blanche, davanın seçmenleri yanılttığını reddeden Daniel J. Sullivan’ın usulsüzlüğünü durdurmayı hedeflediğini kaydetti.

Peltola’nın seçim ekibi ise Sullivan soyadlı adayların yürüttüğü kampanyaların hiçbiriyle bir ilgileri bulunmadığını açıkladı.

Davalara yöneltilen eleştirilerin sorulması üzerine bir Adalet Bakanlığı yetkilisi perşembe günkü basın toplantısında, “Federal yasaları uygulamak amacıyla dava açıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Bakanlık içindeki denetim mekanizması değişti

Seçim soruşturmalarına dahil olmanın belirsizlik yaratabilmesi veya siyasi partilerce kullanılabilmesi nedeniyle Adalet Bakanlığı geleneksel olarak bu süreçlerde son derece temkinli hareket ediyordu.

Eski bakanlık yetkililerinin aktardığına göre, seçim hukuku uzmanı kariyer bürokratlarının çalıştığı Kamu Dürüstlüğü Birimi, ajanlara ve savcılara müdahale etmeden önce sonuçların resmen onaylanmasını bekleme tavsiyesinde bulunuyordu.

Trump yönetimi bu birimin kadrosunu önemli ölçüde daralttı ve federal savcıların seçim yolsuzluğu soruşturmalarında bu birime danışma zorunluluğunu askıya aldı.

Bakanlık yetkilileri, federal savcılık ofislerinin suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceğine karar vermek için daha uygun bir konumda olduğunu savunuyor.

Konuşmalara aşina üç kişinin aktardığına göre savcılara ve ajanlara, uzlaşma sağlanamayan dosyalarda nihai kararın Trump’ın siyasi atamaları tarafından verileceği bildirildi.

Ajanlar ve savcılar arasındaki anlaşmazlıklara Adalet Bakan Yardımcılığı Ofisi arabuluculuk yapacak.

Eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu makamın seçim soruşturmalarında nadiren böyle doğrudan bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.

Sözcü Pels ise “Sahada çözülemeyen uyuşmazlıkları karara bağlamak, zaten tam olarak bu ofisin üstlendiği görev tanımıdır.” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Vance 2028 kararsızlığı sürerken Cumhuriyetçi tabanda yer ediniyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 yılındaki başkanlık yarışına girme kararı alması halinde partisinin en güçlü adayları arasında gösteriliyor. Kongre ara seçimleri öncesinde eyaletleri dolaşarak Cumhuriyetçi Parti adına bağış toplayan Vance, adaylık konusunda henüz kesin bir adım atmadı. Washington Post, Donald Trump’ın özel görüşmelerinde Vance’i olası halefi olarak gördüğünü öne sürdü.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 başkanlık yarışına katılma kararı alması halinde Beyaz Saray koltuğu için en güçlü adaylardan biri olabilir.

The Washington Post (WP) gazetesinin yayımladığı analizde, Vance’in son dönemde ülke genelindeki temaslarını ve kamuoyu önündeki görünürlüğünü belirgin biçimde artırdığına dikkat çekildi.

Kongre ara seçimleri öncesinde parti içi çalışmalarına hız veren Vance, eylül ayından bu yana ara seçimlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylara destek amacıyla 17 etkinlik düzenledi.

Geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde mitingler yapan Vance, Cumhuriyetçi Ulusal Komite adına yürütülen bağış toplama faaliyetlerinde de yer aldı.

Gazete, bu ziyaretlerin Vance’e parti tabanıyla bağlarını pekiştirme ve Washington dışındaki tanınırlığını artırma fırsatı sağladığını aktardı.

Öte yandan Vance, 2028 başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağı konusunda kesin bir karar vermiş değil.

Atlanta kentindeki bir etkinlikte katılımcıların ülkenin 48’inci başkanına atıfla “48” tezahüratı yapması üzerine Vance, “Önce 2026’daki işlerimizi halledelim” yanıtını verdi.

Vance, mitinglerini kişisel deneyimlerini ve siyasi yaklaşımlarını aktarmak için de kullanıyor.

Konuşmalarında daha önce kitabında da bahsettiği Katolik inancına değinen Vance’in Nebraska’daki bir mitingi, alandaki bir kadının tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyması nedeniyle kesildi. Vance, bu esnada alandakilere birlikte “Göklerdeki Pederimiz” duasını okumayı teklif etti.

WP, ağustos ayında iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Donald Trump’ın özel bir görüşmede 2028 seçimlerini Vance’in kazanmasını istediğini aktarmıştı.

Habere göre Trump söz konusu görüşmede, “Günün sonunda JD’yi seçmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

Gazete, bu sözlerin Trump’ın Vance’e açık destek vermeye hazır olduğuna işaret ettiğini yazdı.

Fakat bu, son bir yıldır kamuoyu önünde Vance ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında kendi desteğini kazanmaları için rekabet ortamı oluşturan Trump’ın tutumuyla çelişiyor.

Trump’ın ifadelerinden haberdar olan bir danışmanı, ABD liderinin özel görüşmelerinde Vance’i Cumhuriyetçi Parti’nin halefi olarak belirlediğini söyledi.

Ancak aynı danışman, Vance’in adaylığını ne zaman ilan edeceğini veya Trump’ın kendisine ne zaman açıkça destek sunacağını kestirmek için “henüz çok erken” olduğunu kaydetti.

Buna karşılık Trump’ın altı danışmanı ve müttefiki, ABD Başkanı’nın farklı kişilere farklı görüşler dile getirdiğini ve fikrini değiştirme ihtimalinin her zaman sürdüğünü ifade etti.

MS NOW da temmuz ayı sonunda üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı haberinde, Trump’ın 2028 adayı konusunda netleştiğini ve Vance’i açıkça desteklemeye başladığını öne sürmüştü.

Söz konusu yetkililer, Vance’in anı kitabının tanıtım turnesini bir dönüm noktası olarak nitelendirirken Trump’ın, Başkan Yardımcısı’nın liberal gazetecilere mülakat verme kabiliyetini takdir ettiğini aktarmıştı.

Hem Vance hem de Rubio şu ana kadar başkanlık yarışına katılma niyetlerini resmen duyurmadı.

Rubio 2016 yılındaki başkanlık yarışına katılmış, ancak ön seçimlerde Trump’a kaybettikten sonra adaylıktan çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Yarınki seçimlerden sonra kendi partisi Trump’a cephe alabilir

Yayınlanma

ABD’de yarın (3 Kasım) yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin yenilgiyle ayrılması durumunda, kendi partisinin Trump’a karşı cephe alabileceği konuşuluyor.

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim mitinglerini Kansas’ta düzenlediği son toplantıyla sonlandırdı ve kalabalığa “çok fazla” seçim mitingi düzenlediğini söyledi.

Trump burada yaptığı konuşmada, “Bu gece sonlandırıyorum, hepsi bu kadar. Roger’ın [Marshall] seçilmesini sağlamak için buraya gelmek zorundaydım,” dedi.

Senatör Roger Marshall , kamuoyu yoklamalarında Demokrat Adam Hamilton’ın gerisinde kalıyor.

Trump, “Bu lanet şeyi kapatıyorum, buradan gidiyorum. Biraz uyumam lazım. Sakıncası yoksa, bu tür etkinlikleri biraz fazla yapıyorum,” diye ekledi.

Başkan, seçimlerin son düzlüğünde ülkeyi baştan başa dolaşıyor ve Cumhuriyetçiler, onun MAGA tabanı arasında oy kullanma oranına çok ihtiyaç duyulan bir ivme kazandıracağını umuyor.

Trump, iki gün önce Kansas’ta bir duraklama yapmasının istendiğini söyledi. Başlangıçta cumartesi günü için planlanan Kansas mitingini iptal eden Trump, Iowa’daki mitingin ardından bunu pazar günkü programına yeniden ekledi.

Başkanın pazartesi günü (2 Kasım) de yoğun bir programı var: Programında dokuz adet tele-miting ve Reflecting Pool’da bir konuşma yer alıyor.

NBC’nin son anket sonuçlarına göre Trump’ın onay oranı yüzde 38’e kadar gerilerken, Kongre’de Demokratların kontrolü ele geçirme ihtimali yüzde 52.

Kansas, Teksas ve Michigan gibi eyaletlerde Senato yarışında Demokrat adaylar önde görünüyor. Sırasıyla Adam Hamilton yüzde 48,7; James Talarico yüzde 52,1; Abdul El-Sayed yüzde 51 ile rakiplerini geride bırakıyor.

Mississippi, Güney Carolina ve Minnesota gibi eyaletlerde ise yarış birbirine yakın gidiyor.

Michigan’da Demokrat Senatör Haley Stevens, El-Sayed’e karşı Cumhuriyetçi Mike Rogers’a son dakikada destek açıkladı.

Pazar günü aldığı bu şok edici karar, diğer Demokratlara Demokrat aday Abdul El-Sayed’i desteklemeye devam edeceğini söylemesinden sadece birkaç saat sonra geldi.

Stevens’ın kararı hem Michigan’daki hem de ülke genelindeki Demokrat çevrelerde şok dalgası yarattı.

Pazar gecesi CNN’den Anderson Cooper’a verdiği mülakatta şunları söyledi:

“Abdul giderek daha da öfkeleniyordu; ben sadece yardım etmeye çalışıyordum ve ona destek vermiştim. O reklam çok acı vericiydi; Demokrat adayımıza oy vermek isteyen pek çok Demokrat var ve onlara sadece ‘Hey, bu partiye ait değilsiniz ya da bu kampanyaya ait değilsiniz’ deniyor. Bu sabah zihnim açık, dinç ve kalbimden geçenlere odaklanmış bir şekilde uyandım, hepsi bu,” dedi.

Stevens, pazar günü erken saatlerde POLITICO’ya verdiği demeçte, destek konusunda Rogers ile ancak pazar sabahı iletişime geçtiğini söyledi.

Öte yandan Senato Demokrat adayı Abdul El-Sayed’in seçim kampanyası ekibi, Michigan Senato yarışının son karmaşık günlerinde eski ön seçim rakibi Temsilci Haley Stevens’ın Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı desteklemesinin ardından, dört saat içinde 1,2 milyon dolar bağış topladığını ve bu rakamın hâlâ artmakta olduğunu açıkladı.

Bu, El-Sayed’in Ağustos ayında adaylığı kazandığından bu yana bağış toplama açısından ikinci en iyi günü oldu.

Bu durum, Stevens’ın El-Sayed’e verdiği desteği geri çekip Rogers’ı destekleme yönündeki şok edici kararının ardından Demokrat bağışçıların yaşadığı hayal kırıklığının bir göstergesi.

Ne var ki seçime sadece iki gün kala, El-Sayed’in seçim kampanyasının bu beklenmedik gelirden yararlanma imkânları sınırlı.

Bu, El-Sayed’in bağışlarda yaşadığı ilk büyük artış değil: Ağustos ayında Stevens’ı geride bırakarak adaylığı garantiledikten sonraki 48 saat içinde 2,3 milyon dolar toplamıştı.

POLITICO’da yer alan bir başka habere göre ise, Cumhuriyetçiler ara seçimlerdeki olası bir mağlubiyetten Trump’ı sorumlu tutmaya hazırlanıyor.

Gümrük vergileriyle ilgili adımlarından, popüler olmayan İran savaşından ve kitlesel sınır dışı etme politikasından hızla uzaklaşmaya çalışsalar da, çok azı onu alenen eleştirmeye istekli oldu ki bu da Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisinin hâlâ ne kadar güçlü olduğunun açık bir göstergesi.

Fakat yaklaşık bir düzine aday, seçim kampanyası yetkilisi ve milletvekiliyle yapılan röportajlar, bu seçim döngüsü boyunca kendilerini tam olarak kimin zor durumda bıraktığının son derece farkında olduklarını ortaya koyuyor.

Bir Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi üyesi şunları söyledi:

“Bu yılın başlarında, tarihin akışını gerçekten tersine çevirebileceğimizi hissettiğimiz bir an vardı. Sonra Trump İran’ı bombaladı. Ve olaylar arka arkaya geldi.”

Cumhuriyetçiler, pek çok kritik çekişme bölgesinde anketlerde başa baş gidiyor ya da geride kalıyor ve bir zamanlar kendileri için güvenli sayılan bazı koltukları kaybetmeyi bekliyorlar.

Ayrıca Trump’ın son mesajları (örneğin erkek adayların fiziksel görünümlerine ilişkin tekrarlanan yorumlar da dahil olmak üzere) zaten gergin olan partiyi daha da sinirlendirdi.

Güney Carolina Senato yarışı ve diğer kampanyalarda çalışan Cumhuriyetçi stratejist T.W. Arrighi, The Conversation with Dasha Burns programında verdiği röportajda alaycı bir tonda, “Bence Jon Husted’ın kıçıyla Nicki Minaj’ın kıçı harika bir kapanış mesajı. Trump’ta iyi ile kötüyü bir arada kabul etmelisiniz, tabii her gün kendinizi delirtmek istemiyorsanız,” dedi.

Özel sohbetlerde bazı Cumhuriyetçiler daha da sert ifadeler kullanıyor. Cumhuriyetçi bir Temsilciler Meclisi üyesi, “En azından Barack Obama başkan iken, sadece düşmanlarını mahvederdi, dostlarını asla,” dedi.

Beyaz Saray, İran’la savaşa müdahalesini, gümrük vergisi düzenini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik yaklaşımını savundu.

Beyaz Saray sözcüsü Davis Ingle yaptığı açıklamada, Trump’ın “Cumhuriyetçi Parti için tartışmasız lider, en iyi elçi ve eşsiz bir motivasyon kaynağı olduğunu ve Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı olduğunu” belirtti.

Açıkça konuşabilmek için isminin açıklanmamasını isteyen bir Beyaz Saray yetkilisi, suçlama oyununu “aptalca bir macera” olarak nitelendirdi ve Trump’ın “açıkça elinden gelen her şeyi yaptığını” söyledi.

Salı günü Cumhuriyetçi Parti için işler tamamen ters giderse, Trump’ın başkanlığının “topal ördek” dönemine yaklaşmasıyla birlikte, ona suç atfeden alçakgönüllü eleştiriler alenen bir linç kampanyasına dönüşebilir.

Cumhuriyetçiler ise 2028 seçimlerinde seçmenleri nasıl geri kazanacaklarına odaklanıp, partinin geleceğindeki yerlerini kapmak için birbirleriyle rekabet etmeye başlayabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English