Bizi Takip Edin

Diplomasi

Danimarka, ABD’yi Grönland’da ‘gizli etki operasyonları’ ile suçladı

Yayınlanma

Danimarka, Trump yönetimi ile bağlantılı kişilerin Grönland’a sızarak “gizli etki operasyonları” yürüttüğü iddialarının ardından, bir üst düzey ABD diplomatını çağırarak açıklama talep etti.

The Times’ın aktardığına göre, Danimarka güvenlik güçleri, Başkan Trump ve Beyaz Saray ile “yakın bağları” olan ve Amerika’nın Grönland’ı ele geçirmesi için yerel destek topladığı düşünülen en az üç ABD vatandaşını izliyor.

Ulusal kamu yayıncısı DR, ismi açıklanmayan sekiz hükümet kaynağı tarafından, bu üç kişinin ABD destekli bir “ayrılıkçı” hareket için Grönlandlıları devşirdiğinden şüphelenildiğini öğrendiğini söyledi.

DR, söz konusu operasyonla ilgili çok az ayrıntı verdi, fakat Amerikalıların birinin Kuzey Kutbundaki adayı ziyaret ettiği ve ABD’nin bu bölgeyi ilhak etme çabası için potansiyel destekçilerin bir listesini hazırladığı belirtildi.

DR, ABD vatandaşlarının Beyaz Saray’ın talimatıyla mı yoksa kendi inisiyatifleriyle mi hareket ettiklerinin hâlâ belirsiz olduğunu belirtti.

Bir yetkili, yayıncıya Grönland’da iddia edilen Amerikan kışkırtmalarının yoğunluğunun yaz boyunca azaldığını, fakat bunun “fırtına öncesi sessizlik” olabileceğini söyledi.

Danimarka, Grönland casusluk haberi nedeniyle ABD’ye tepki gösterdi

Kaynak, “Grönland’daki faaliyetlerin azalması, çalışmalarını daha iyi gizleyebilen profesyonel kurumların faaliyete geçmeye başladığını yansıtıyor olabilir,” dedi.

Trump, Grönland’ın zengin maden kaynakları ve ulusal güvenlik açısından stratejik önemi nedeniyle burayı ABD’ye katma arzusunu açıkça dile getirmişti.

Grönland’da yapılan anketler, ada sakinlerinin ezici çoğunluğunun Danimarka’dan kademeli olarak bağımsızlık yolunu tercih ettiğini, fakat ABD’ye dahil olmak istemediğini gösteriyor.

Trump’ın iktidara dönüp gerekirse Grönland’ı zorla ele geçirme niyetini yinelediği birkaç gün sonra, ocak ayında yapılan bir ankette, nüfusun yüzde 85’inin bu fikri reddettiği ortaya çıktı.

Gizli bir etki kampanyası hakkındaki haberlere yanıt olarak, Danimarka dışişleri bakanlığı, şu anda ülkedeki en üst düzey Amerikan diplomat olan ABD’nin Kopenhag Büyükelçiliği maslahatgüzarı Mark Stroh’u “önlem amaçlı bir görüşme” için çağırdı.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, DR’ye verdiği demeçte, “Yabancı aktörlerin Danimarka ve Grönland arasındaki ilişkiye ilgi duyduklarının tamamen farkındayız, bu nedenle etki kampanyalarına şaşırmamalıyız. Bunlar elbette tamamen kabul edilemez,” dedi.

Bakan, “Etki kampanyaları olarak nitelendirilebilecek faaliyetlere [ABD yönetiminin] resmi katılımı olduğu ölçüde, bu tüm uluslararası kurallara aykırıdır,” diye ekledi.

Danimarka parlamentosundaki tüm siyasi partiler, iddia edilen gizli faaliyetleri kınadı.

Ne Washington ne de Kopenhag’daki ABD büyükelçiliği bu iddialara kamuoyuna açık bir yanıt verdi.

Diplomasi

Avrupa Birliği Çin, BAE ve Türkiye’ye yaptırım uygulamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’nın enerji sevkiyatına kolaylık sağladığından şüphelenilen Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Azerbaycan merkezli şirketlere yönelik yeni yaptırımlar hazırlıyor. Dışişleri bakanlarının 15 Haziran’da onaylaması beklenen ara paket, Rusya’ya yönelik kısıtlamaları genişletmeyi öngörüyor.

Avrupa Birliği, Rusya’nın enerji kaynaklarının sevkiyatına destek sağladığı iddia edilen Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Azerbaycan merkezli şirketlere karşı yaptırım uygulamaya hazırlanıyor.

Politico’nun Avrupalı yetkililere ve AB dış ilişkiler servisinin kurum içi belgelerine dayandırdığı haberine göre, Brüksel bu ülkelerdeki bazı firmaları mercek altına aldı.

Avrupalı yetkililer, yaptırım uygulanması değerlendirilen Çin merkezli şirketlerin sayısının dört olduğunu belirtti. Bu firmaların yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri’nden beş, Türkiye’den üç ve Azerbaycan’dan bir şirkete karşı da yaptırım uygulanması teklif ediliyor.

Avrupa Birliği, söz konusu şirketlerin Rusya’dan yapılan deniz taşımacılığına ve enerji sevkiyatına kolaylık sağladığı görüşünü taşıyor. Politico, yaptırım listesine dahil edilmesi planlanan şirketlerin isimlerini kasıtlı olarak açıklamadığını belirtti.

Hazırlanan bu taslak, Avrupa Birliği’nin yaz aylarında kabul etmesi beklenen 21. yaptırım paketi niteliğini taşımıyor. Haber kaynağına göre bu adım, iki ana paket arasında devreye sokulacak bir ara “mini paket” olarak tasarlandı.

Kaynaklar, bu mini paketin 15 Haziran’da Lüksemburg’da düzenlenecek olan AB dışişleri bakanları toplantısında onaylanmasının beklendiğini aktardı.

Politico daha önce yaptığı yayınlarda, Avrupa Birliği’nin Rus enerji şirketlerine karşı da yaptırım uygulama olasılığı üzerinde çalıştığını yazmıştı.

Gazetenin elde ettiği bilgilere göre önerilen diğer önlemler arasında bankalara ve gemilere yönelik kısıtlamalar ile Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat sınırının dondurulması ihtimali yer alıyor. Ayrıca yaptırım listesine Moskova ve Tüm Rusya Patriği Kirill’in ve bazı diğer gerçek kişilerin de dahil edilebileceği belirtildi.

Yaptırım kararlarının yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Birliği üyesi olan 27 ülkenin tamamının oy birliğiyle onayı gerekiyor. Birlik, 20. yaptırım paketini nisan ayının sonunda onaylamıştı.

Rusya yönetimi ise Batılı ülkeler tarafından uygulanan yaptırımların yasa dışı olduğunu savunuyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB’den Ermenistan’a 50 milyon avroluk yardım

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’nın uyguladığı ticari kısıtlamalar nedeniyle Ermenistan’a 50 milyon avro tutarında bir ekonomik yardım paketi sağlayacağını duyurdu. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Moskova’nın ekonomik ilişkileri siyasi baskı aracına dönüştürdüğünü iddia etti.

Avrupa Birliği, Rusya’nın artan baskısı zemininde Erivan’a 50 milyon avro tutarında bir ekonomik yardım paketi duyurdu.

Daha önce Moskova, Ermenistan’a yönelik olarak Ermeni meyve, sebze, çiçek, balık, maden suyu ve diğer ürünlerinin tedarikine yönelik yasak da dahil olmak üzere bir dizi ticari kısıtlama getirmiş, ayrıca AB ile yakınlaşma rotası nedeniyle “Ukrayna senaryosu” ile tehdit etmişti.

Reuters ajansının aktardığına göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya Federasyonu’nun bu eylemlerini “ekonomik zorlama” olarak nitelendirdi ve bu tür önlemlerin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Reuters’ın aktardığına göre von der Leyen, “Moskova, Ermeni mallarının ihracatına yönelik kısıtlamaları uzatarak ekonomik ilişkileri siyasi bir baskı silahına dönüştürüyor. Bu senaryoya fazlasıyla aşinayız. Avrupa’nın Ermenistan’ı kararlılıkla desteklemesinin nedeni tam olarak budur. AB tarafından bir yardım paketi hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu Başkanı, bu kararın Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yapılan görüşmenin ardından alındığını kaydetti.

Avrupa Komisyonu Başkanı ayrıca AB’nin Ermenistan’a yönelik desteğinin devam edeceğini bildirdi. Bu kapsamda başta tarım ürünleri olmak üzere bazı Ermeni mallarının ticaretinin kolaylaştırılmasına yönelik hazırlıklar yapılıyor.

Daha önce, neredeyse günlük olarak uygulanan Rus kısıtlamalarını değerlendiren Paşinyan, Erivan’ın Rusya Federasyonu’na girişi yasaklanan ürünlerin bir kısmını başka ülkelere yönlendireceğini açıklamıştı.

Ermenistan Başbakanı’nın ifadelerine göre, ilk partiler halihazırda AB’ye ihraç edildi. Paşinyan, “Bir dizi iş heyeti halihazırda çalışıyor, ilk parti gül ve sebze gönderildi. Hiçbir ürün talepsiz kalmayacak” bilgisini paylaştı.

Avrasya Ekonomik Birliği referandum çağrısı yaptı

Geçen hafta Kremlin’in internet sitesinde Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) liderlerinin ortak açıklaması yayımlandı ve bu metinde Ermenistan’a “mümkün olan en kısa sürede” AB’ye katılım ve birlikten ayrılma konusunda referandum düzenleme çağrısı yapıldı.

Rusya’nın öncülük ettiği organizasyon, Erivan’ın AB’ye katılım hazırlıklarının AEB ülkelerinin ekonomik güvenliği için “önemli riskler” taşıdığını değerlendiriyor.

Buna yanıt olarak Paşinyan, şu an için böyle bir halk oylamasının derhal yapılmasına yönelik bir gerekçe bulunmadığını bildirdi. Bunun öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yalnızca Ermenistan’ın tutumunu belirleyecek bir referandumun yapılmasının iki ülkenin “yumuşak, medeni ve karşılıklı yarar sağlayacak şekilde” ayrılmasına olanak tanıyacağını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO Ukrayna için füze bütçesini hedefin çok gerisinde bıraktı

Yayınlanma

Ukrayna ordusunun Rusya’nın yoğunlaşan şehir bombardımanları karşısında yaşadığı Patriot füzesi eksikliği kayıpları artırırken, NATO ülkelerinin Kiev için füze alım bütçesini planlananın çok gerisinde bıraktığı belirtildi.

Ukrayna, Rus ordusunun yoğun bombardımanları karşısında Patriot hava savunma sistemleri için füze tedarikinde ciddi bir kriz yaşamaya devam ediyor.

İran savaşı küresel ölçekte Patriot füzesi tedarikini daha da zorlaştırırken, NATO ülkelerinin Ukrayna için ABD’den yapılacak füze alımlarına ayırdığı bütçe de planlanan seviyenin çok gerisinde kaldı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, bu kriz karşısında Avrupa ülkeleriyle yeni füze takas mekanizmaları kurmaya çalışıyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, ittifak ortaklarının “Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçları Listesi” (PURL) programı kapsamında yaklaşık 6 milyar dolar tahsis etmeyi taahhüt ettiğini bildirdi. Bu program çerçevesinde NATO üyeleri, Ukrayna için ABD’den doğrudan silah tedarik ediyor.

Ancak Politico’nun haberine göre, söz konusu bütçenin 5 milyar dolarlık kısmı halihazırda geçen yıl taahhüt edilmişti. Bu durum, NATO’nun 2026 yılının ilk beş ayında ancak 1 milyar dolarlık yeni bir kaynak üzerinde uzlaşabildiğini gösteriyor. Oysa Genel Sekreter Rutte, bu yıl için 12 milyar dolarlık bir finansman hedefi koymuştu.

İttifak yetkilileri ise üye ülkelerin aslında daha fazla kaynak aktarmayı kabul ettiğini, ancak resmi veriler olarak açıklanabilmesi için bu kararların nihai onay süreçlerinden geçmesi gerektiğini savunuyor.

Sürece aşina bir kaynak, Politico’ya yaptığı açıklamada, “Biraz geriden geliyor olsalar da” şu ana kadar ayrılan miktarın Rutte’nin kamuoyuna açıklayabileceği rakamların “milyonlarca dolar” üzerinde olduğunu ifade etti.

Bir NATO resmi sözcüsü konuya ilişkin olarak, “Genel Sekreter, Ukrayna’ya PURL üzerinden verilen desteğin devam edeceğini net bir şekilde ortaya koydu, bu nedenle yakın gelecekte yeni finansman taahhütlerinin açıklanması beklenmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise PURL programına yeni kaynak sağlamayı kabul eden altı ülke olduğunu bildirdi, fakat “füze teslimatlarının hızını ve hacmini yetersiz” olarak nitelendirdi.

Zelenskiy, Genel Sekreter Rutte ile gerçekleştirdiği görüşmede bu eksikliklerin giderilmesi için “ek önlemleri” ele aldıklarını dile getirdi.

Zelenskiy’nin açıklamalarına göre mevcut problem yalnızca bütçe yetersizliğinden kaynaklanmıyor. ABD’nin İran’daki askeri operasyonlarının ardından küresel sevkiyatların keskin bir şekilde azaldığını belirten Ukrayna Devlet Başkanı, bu durumun Körfez ülkeleri dahil olmak üzere birçok bölgede aktif olarak kullanılan Patriot hava savunma sistemlerinde ciddi bir tedarik açığı yarattığını vurguladı. Ukrayna ordusu için ise Patriot sistemlerinde kullanılan PAC-2 ve PAC-3 füzeleri, Rus füzelerine karşı en etkili önleyici mühimmat konumunda bulunuyor.

Zelenskiy, Patriot füzelerinin teslimat sıralamasında öne geçmek amacıyla “birkaç ülke” ile anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Devlet Başkanı, “Ancak bu sırada onların yerini alabilmeniz için öncelikle sözleşme bedelini ödemiş olmanız gerekiyor, bizim de bu ödemeyi yapmamız lazım” diyerek finansal yükümlülüğe dikkat çekti.

Ukrayna’nın bu kapsamda müzakere yürüttüğü ülkelerden birinin Almanya olduğu belirtiliyor. Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre Kiev, Berlin yönetiminden bu yıl kendi mevcut stoklarından düzinelerce ek Patriot füzesi sağlamasını talep etti. Ukrayna, bunun karşılığında gelecekte üretilecek ve kendisine teslim edilecek füzeleri ilerleyen dönemde Almanya’ya devretmeyi teklif etti.

Kaynaklardan biri, Alman hükümetinin Ukrayna’nın bu takas talebini incelediğini ve henüz nihai bir karar vermediğini aktardı. Berlin’in konuya ilişkin resmi kararını temmuz ayında gerçekleştirilecek NATO zirvesi öncesinde veya zirve sırasında açıklayabileceği belirtiliyor.

Almanya, nisan ayında Ukrayna için mevcut stoklardan Patriot füzelerinin gönderilmesini ve yeni füze alımlarını da içeren 4 milyar euro değerinde bir askeri yardım paketi açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English