Bizi Takip Edin

Amerika

Dünya Kupası: Değer mi?

Yayınlanma

Kendisini dünyadaki en az milliyetçi insan olarak tanımladığı halde, beklenenin aksine büyük bir Real Madrid fanatiği olan İspanyol yazar Javier Marías, (meğer del Bosque solcuymuş) 1998 Dünya Kupası hakkında yazdığı yazılardan birinde, dönemin (artık) kötü şöhretli FIFA Başkanı Sepp Blatter için “ahmak bir demagog”, “bostan korkuluğu” gibi hakaretleri sıralıyor.

Şimdikine ne demeli? Donald Trump’ın “pis koktuklarını” söylediği Somali’den bir hakem, Omar Artan, ABD kapısından geri çevrilince kameraların karşısına geçip pişkin pişkin “Biraz relaks ya!” diyen bir adam var karşımızda.

Ama burada bitmiyor. Meksika’da hem öğretmenlerin (CNTE – Ulusal Eğitim İşçileri Koordinasyon Kurulu) grevi var, hem de yaklaşık 130.000 kişinin kayıp yakınları eylemde. Bu insanlar, Dünya Kupası’nın gürültüsünde seslerinin kaybolmaması için, “Top yuvarlanmayacak!” diye slogan atıyorlardı. Çoğunluğu Meksika öğretmenler sendikasının bir koluna bağlı olan binlerce hükümet karşıtı gösterici bu sloganı haykırdı. Öğretmenler, turnuvanın açılış maçını aksatma niyetindeydi.

Infantino, iki gün önceki basın toplantısına, “Birkaç saat sonra bu topun yuvarlanmaya başlayacağını görmekten mutluyum,” diyerek başladı.

Değer mi? FIFA, son birkaç yıldır gelir tahminlerini yukarı doğru revize ediyor. En son mali rapora göre, bu yazki turnuvayla sona erecek dört yıllık döngüden 13 milyar dolar gelir elde edecek. Ayda 450 ila 770 dolar maaş alan Meksikalı öğretmenlerin tekinin kılına değmez.

Nitekim 2 Haziran’da protestocuların bir kısmı Eğitim Bakanlığını basmaya çalışırken, diğerleri Mexico City’nin en simgesel kamusal alanlarından biri olan Paseo de la Reforma’da yürüyüş düzenlediler. 

Orada, Dünya Kupası için yapılmış devasa plastik futbolcu heykellerinden birkaçını yerinden söküp ateşe verdiler. İşte buna değdi.

***

Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final gören kulüp sayısı 2018’den bu yana dramatik bir şekilde düşüyor. Avrupa’nın zirvesinin Amerikanizasyonunu hedefleyen “Süper Lig” planı özellikle Almanların direnişi ile şimdilik püskürtüldü ama Dünya Kupası yolu açmış görünüyor. NBA ya da NFL usulü bıktıran molalar ve o molalara eşlik eden reklamlar; fahiş bilet fiyatları; etrafı çitlerle ve silahlı muhafızlarla çevrili “ulusal” sınırlar; ABD menşeli markaların her yerde gözümüze sokulması…

İktidar muhitlerinde 2026 yılında keşfedilen postkolonyal söylemin öfkeyle “ABD’ye Katar kadar ses çıkarmadınız!” demesi gibi. POLITICO, Dünya Kupası’na katılan ülkeleri kişi başına milli gelir, siyasi istikrar, yolsuzluk, yaşam beklentisi, mutluluk bakımından sıralamış. Katar, turnuvanın en zengin ülkesi, en yoksul ülkesi ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti. Nasıl ama? Dünyanın en zengin Anglo-Amerikan protektorasının arkasından postkolonyal gözyaşları dökmek de “çok kutupluluğun” şanından.

***

(Eh, Türkiye’ye de bir parantez açmak gerek. Kapıdan kovulan Uber’in bacadan girmesi ve Gemini gibi yapay zeka gösterilerinin sponsor olarak hayatımıza girmesi yetmezmiş gibi, bir de bet sesli adamların söylediği tuhaf marşlarla baş etmeye çalışıyoruz. Tarkan gözetiminde uyduruk AB hedefli birlik söylemi, yerini tanklara, toplara bıraktı; ne tuhaf, o da Avrupa hedefli!)

***

FIFA, dünyanın dört bir yanından gelen taraftarların bu yılki maçları izlemek için ABD, Meksika ve Kanada’daki şehirlere akın ettiğini ve yerel barlarda harcamalar yaparak ekonomik büyümeyi canlandıracağını belirtiyor. Turnuvanın ABD ekonomisine 9,6 milyar dolara kadar katkı sağlayabileceği tahmin ediliyor.

Fakat şişede durmuyor. Dünya Kupası, yerel bütçeler üzerinde haksız bir yük oluşturduğunu söylüyor. Şehirler, güvenlik ve ulaşım masraflarını üstlenmeyi kabul ederken, maç günlerinde elde edilecek gelirlerden pay almamayı ve kurumsal sponsorluk gelirlerine ilişkin kısıtlamalara uymayı da kabul ettikleri bildiriliyor.

Örneğin Houston ve Dallas, bu yılın Haziran ve Temmuz aylarında FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptığında, Teksaslı vergi mükellefleri muhtemelen yine faturayı ödemek zorunda kalacak.

Bu şehirler, futbol turnuvasının yüz milyonlarca dolarlık masraflarını üstlenmeyi kabul eden ABD’deki 11 şehirden ikisi. 

Bu küresel futbol şenliğine ev sahipliği yapmanın aslında yerel ekonomilere zarar verebileceğini gösteren bazı kanıtlar var. Sıkça atıfta bulunulan bir araştırmaya göre, ABD’deki ev sahibi şehirlerin 1994 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaktan toplamda 9,3 milyar dolarlık bir zarara uğradığı tahmin ediliyor

Araştırmanın yazarları, Dünya Kupası’nın yol açtığı aksaklıkların konferanslar gibi futbolla ilgisi olmayan etkinlikleri kaçırabileceğini açıklıyor.

Maç günlerindeki kargaşadan kaçınmak için bazı yerli halk, maçların yapıldığı mahalleleri ziyaret etmekten kaçınabilir, bu da orada para harcamayacakları anlamına geliyor.

Öte yandan ABD bu maçlar için yeni stadyumlar inşa etmiyor ve federal hükümetin şehirlerin Dünya Kupası masraflarını karşılamak için harcadığı 625 milyon dolar, önceki ev sahibi ülkeler Katar ve Rusya’nın parlak yeni altyapıya aktardıkları milyarlarca dolara kıyasla sönük kalıyor.

Fakat artan harcamaların yükü altında kalan bazı yerel yönetimler, taraftarlardan toplu taşıma ile maçlara gitmeleri için 100 dolara varan ücretler talep ederek masrafları dengelemeye çalışıyor.

Örnek New York. New Jersey Transit bu ay, Dünya Kupası için MetLife Stadyumu’na giden tren biletlerinin normal fiyatın 10 katından fazla olan 150 dolar olacağını açıkladığında, taraftarlar öfkelendi.

Öte yandan politikacılar organizatörlerle tartışırken, internette alternatif bir fikir şekillenmeye başladı: Bazı Avrupalı futbol taraftarları, neden MetLife Stadyumu’na yürüyerek gidip gidemeyeceklerini merak ettiler.

Fakat o da ne? Amerikalılar MetLife’a yürüyerek gitmeme konusunda uyarıda bulunmakta gecikmediler. Evet, teknik olarak yürüme mesafesindeydi: Rotanıza bağlı olarak, New Jersey’deki Rutherford tren istasyonu ile MetLife arasında birkaç km ve spor meraklıları için Manhattan’dan MetLife’a yaklaşık 15 km mesafe vardı.

Fakat internetteki kullanıcılar, yaya rotasının en iyi ihtimalle ürkütücü, belki de imkansız olduğunu savundu.

Çevrimiçi tartışmalar kızışırken New York-New Jersey Ev Sahibi Komitesi devreye girmek zorunda kaldı ve geçen hafta, taraftarları yürüyerek gitmekten şiddetle caydıran bir açıklama yayınladı.

Açıklamada, “Bu yollar, yoğun trafiğin olduğu aktif koridorlardır ve bu yollarda yürümek hem yayalar hem de sürücüler için ciddi riskler yaratmaktadır,” denildi.

Pamuk eller cebe!

***

Küçükken dört yılda bir düzenlenen bu büyük turnuvanın gününü sayarak büyümeyi düşünürdüm. Aklımın erdiği onuncu Dünya Kupası bu. Şimdi o kadar heyecanlanmıyorum. Zaten 48 takımın katıldığı, grup maçlarında 0-0’a yatmanın en mantıklı tercih olduğu bir şampiyona nasıl heyecanlandırabilir?

Ama İran’ın ABD ile ikinci turda karşılaşma ihtimali aklımı çeliyor. Afrikalıların (Cherki’yi de sayın!), Latin Amerikalıların başarılarını istiyorum.

Yine de futbolun hevessiz bir sponsor gösterisi (Aramco, Qatar Airways) canımı sıkıyor. Eduardo Galeano gibi futbol dilencisi olmaktan başka bir çarem yok. Düğünden kaçıp Brezilya-Fransa finalini izleyen bir çocuk olarak “Değer mi?” sorusunu cevaplamak istemiyorum.

Amerika

Trump, çöküş sırasında teknoloji hissesi toplamış

Yayınlanma

CNBC’nin analizine göre ABD Başkanı Donald Trump, Nisan 2025’te kendi gümrük tarifesi planının yol açtığı sert piyasa düşüşü sırasında büyük teknoloji şirketlerinin hisselerini satın aldı. Habere göre Trump, alımların ertesi günü yatırımcılara “Şimdi satın almak için harika bir zaman!!!” mesajını paylaştı ve aynı gün tarifelerin bir bölümünü ertelediğini açıklamasının ardından teknoloji hisseleri yeniden yükselişe geçti.

CNBC’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıla ait mali bildirimini inceleyerek hazırladığı habere göre Trump, Nisan 2025’in başında teknoloji şirketlerinin hisselerinde yaşanan sert değer kaybı sırasında büyük teknoloji şirketlerinin hisselerini satın aldı.

Haberde yer alan mali bildirim kayıtlarına göre Trump, 8 Nisan 2025’te toplam 327 hisse alım işlemi gerçekleştirdi. CNBC, bunun Trump’ın günlük ortalama 62 alım işlemine kıyasla yaklaşık beş kat daha yüksek olduğuna işaret etti.

Aynı gün, Trump’ın çok sayıda ülkeden ithal edilen ürünlere yüksek gümrük tarifeleri uygulanacağını açıklamasının ardından teknoloji hisselerinde görülen dört günlük sert düşüşün son günüydü.

Trump, özellikle Apple, Alphabet, Amazon, Microsoft ve Nvidia hisselerine yöneldi.

Haberde ayrıca Trump’ın 9 Nisan’da sahibi olduğu Truth Social platformunda “Şimdi satın almak için harika bir zaman!!!” mesajını paylaştığı belirtildi. Trump, aynı gün ilerleyen saatlerde daha önce açıkladığı gümrük tarifelerinin bir bölümünü ertelediğini duyurdu. Bunun ardından söz konusu şirketlerin hisselerinde yükseliş görüldü.

WSJ yayın kurulu: Trump ailesi başkanlık makamını şahsi kazanç aracına dönüştürüyor

CNBC, bu gelişmenin Trump’ın ikinci başkanlık döneminin dikkat çeken özelliklerinden birini yansıttığını değerlendirdi.

Habere göre ABD Başkanı, piyasalar üzerinde önemli etki oluşturabilecek kararlar alma yetkisine sahip olmasının yanı sıra, seleflerinin herhangi birinden daha yüksek düzeyde kişisel finansal yatırımlara sahip olduğu için piyasalardaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor.

Silikon Vadisi’nde Biden düzenlemelerine özlem

Politico, 27 Haziran’da yayımladığı haberinde, Silikon Vadisi’ndeki şirketlerin Demokratların yapay zeka alanında aşırı düzenlemeler getireceği endişesiyle Trump’a destek verdiğini yazdı.

Haberde, Beyaz Saray’ın yapay zeka sektörünü denetim altına almaya yönelik agresif ve öngörülemez girişimlerinin ise bugün sektördeki bazı isimlerin eski ABD Başkanı Joe Biden dönemindeki düzenleyici yaklaşımı özlemle anmasına yol açtığı aktarıldı.

Trump, 2 Nisan 2025’te onlarca ülkeye farklı oranlarda gümrük tarifeleri uygulanacağını açıklamıştı. Bu kapsamda Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik yüzde 20 oranında gümrük tarifesi öngörülüyordu.

Dönemin Almanya Başbakanı Olaf Scholz, bu kararı “dünya genelinde refah yaratan ticaret sistemine yönelik bir saldırı” olarak nitelendirmişti.

Trump, 9 Nisan’da AB ülkelerine uygulanacak yüksek tarifelerin yürürlüğe girişini 90 gün erteledi. ABD Başkanı bu kararı, Avrupa ülkelerinin müzakerelere hazır olduklarını bildirmesiyle gerekçelendirdi.

AB yetkilileri ise Washington’ın korumacı ticaret adımlarına karşılık vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Avrupa Komisyonu, elmas, diş ipi, sosis, kuruyemiş ve soya fasulyesi dahil bazı ABD ürünlerine yüzde 25 oranında gümrük tarifesi uygulanmasını öneren bir plan hazırlamıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump’ın yapay zeka hamlesi açık kaynaklı modelleri güçlendiriyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ulusal güvenlik ve siber güvenlik gerekçeleriyle OpenAI ve Anthropic gibi öncü yapay zeka laboratuvarlarının yeni modellerine getirdiği kısıtlamalar, teknoloji dünyasında açık kaynaklı alternatiflere olan yönelimi artırıyor. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, hükümetin özel şirketlerin kontrolündeki modellere müdahale yetkisini kullanmasının, ABD’yi küresel rekabette ve özellikle Çin karşısında zayıflatabileceği çekincesini dile getiriyor.

Donald Trump yönetiminin özel yapay zeka modellerinin piyasaya sürülmesine yönelik getirdiği son kısıtlamalar, açık kaynaklı alternatif sitemlerin sivil ve ticari alandaki rolünü güçlendiriyor.

Federal hükümet, Anthropic ve OpenAI gibi yapay zeka geliştiricilerinin yeni nesil sistemlerinin dağıtımını siber güvenlik gerekçeleriyle sınırlandırırken, tek bir şirketin kontrolünde bulunan ve tescilli verilere dayanan bu modellere yönelik adeta bir “acil durum şalteri” mekanizması işletiyor.

Kamuya açık verilerden beslenen ve küresel düzeyde erişilebilir olan açık kaynaklı modellerin savunucuları ise Beyaz Saray’ın öncü yapay zeka laboratuvarlarına yönelik bu benzeri görülmemiş müdahalesinin dolaylı olarak Çin’in elini güçlendirebileceğini savunuyor.

Yapay zeka uzmanları, ABD genelinde güçlü sivil modellerin eksikliğinin Çin tarafından bir avantaja dönüştürülmesini engellemek için, ülke içindeki açık kaynaklı geliştirme faaliyetlerinin hızlandırılması gerektiğine işaret ediyor.

Data entegrasyon platformu Collibra’nın Üst Yöneticisi (CEO) Felix Van de Maele, konuya ilişkin değerlendirmesinde, modern işletmelerin büyük bölümünün halihazırda çoklu model ve çoklu ajan içeren karmaşık altyapılar üzerinde çalıştığını belirtti.

Şirketlerin kendi yönettikleri ve gerektiğinde mülkiyetine sahip oldukları kontrol mekanizmalarına ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Van de Maele, “Yüz milyonlarca insana sunulmuş bir modelin, bir rakibin şikayeti üzerine sadece 90 dakika içinde geri çekilmesi talimatı verildiğinde, bu ihtiyacın ne kadar acil olduğu açıkça görülüyor. Bu durum yeni bir endişe yaratmadı, sadece var olan şüpheleri tamamen ortadan kaldırdı” ifadelerini kullandı.

Kısıtlamaların odağındaki modeller karanlığa gömüldü

Van de Maele, Trump yönetiminin geçen ay Amazon tarafından dile getirilen siber güvenlik çekincelerinin ardından Anthropic firmasına en yeni modelleri olan Claude Mythos 5 ve Fable 5’i yayından kaldırması için yalnızca 90 dakika süre vermesine atıfta bulundu.

Anthropic firmasının bu ihracat kontrolü talimatına uymasıyla birlikte her iki model de iki haftayı aşkın bir süre boyunca tamamen kapatıldı ve kısıtlamalar ancak geçen hafta hafifletilebildi.

Yaşanan bu süreç, özel yapay zeka üreticilerinin tek bir idari kararla milyonlarca kullanıcının sistemlere erişimini anında kesmek zorunda kalabileceğini gösterdi.

Özel mülk modellerin aksine, açık kaynak kodlu sistemler kamu malı olarak kabul ediliyor ve dileyen her kişi veya kurum tarafından indirilip amaca göre özelleştirilebiliyor.

Yapay zeka pazarının öncülerinden OpenAI, siber güvenlik risklerinin tespiti kapsamında Trump yönetiminin talebi üzerine yeni yapay zeka modelinin genel dağıtımını sınırlandırdığını duyurdu.

Şirketin en büyük rakiplerinden Anthropic de ABD Ticaret Bakanlığının iki hafta önce uygulamaya koyduğu fiili yasağın ardından, siber güvenlik odaklı en güçlü modelinin sınırlı bir şekilde kullanımına onay verildiğini açıkladı.

Her iki şirket de yeni modellerin yalnızca güvenilir ortaklardan oluşan küçük gruplara açılacağını belirtti. OpenAI, GPT-5.6 Sol adı verilen yeni ürünün sadece Trump yönetiminden onay alan müşteriler tarafından kullanılabileceğini bildirdi.

Şirket açıklamasında, “Hükümetin bu tür bir denetim sürecinin uzun vadeli bir standart haline gelmesi gerektiğine inanmıyoruz” değerlendirmesine yer vererek, mevcut test aşamasının gelecek haftalarda sağlanacak daha geniş erişim öncesinde geçici bir adım olduğunu kaydetti.

Anthropic tarafından geliştirilen sohbet robotu Claude’un Fable 5 ve Mythos 5 modelleri, yabancı ülke vatandaşlarının erişimini engelleyen Trump direktifine uyum sağlamak amacıyla tanıtımlarından birkaç gün sonra kapatılmıştı.

Hükümet, cuma günü bu modellerden Mythos 5 üzerindeki kısıtlamaları kaldırarak sistemin siber savunma uzmanları ve kritik altyapı sağlayıcılarından oluşan kısıtlı bir gruba yeniden açılmasına izin verdi.

Beyaz Saray ise öncü yapay zeka laboratuvarlarıyla hızlı büyüyen bu teknolojinin risk yönetimi konusunda işbirliğinin sürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yapay zeka modellerine sınır getirmeye hazırlanıyor

Siber silah endişeleri ve ulusal güvenlik denetimleri

Federal yetkililerin endişeleri, Anthropic firmasının bu yılın başlarında Mythos modelinin yazılımlardaki güvenlik açıklarını bulma konusunda olağanüstü bir kabiliyete sahip olduğunu bildirmesiyle arttı.

Hükümet kaynakları, bu yeteneğin kötü niyetli bilgisayar korsanları tarafından kritik altyapı şebekelerine yönelik siber saldırılarda bir silaha dönüştürülebileceğinden endişe ediyor.

Başkan Trump, haziran ayı başında imzaladığı kararnameyle en gelişmiş yapay zeka sistemlerinin ulusal güvenlik riskleri açısından kamuoyuna sunulmadan önce 30 güne kadar federal düzeyde incelenmesini öngören bir mekanizma kurmuştu.

Kararnamede geliştiricilerin bu sürece katılımı gönüllülük esasına dayandırılsa da denetim altyapısının henüz tam olarak olgunlaşmadığı ifade ediliyor.

Trump’ın teknoloji ve bilim danışmanları kurulunun eş başkanlığını yürüten yatırımcı David Sacks, katıldığı bir yayında Anthropic CEO’su Dario Amodei’yi işaret ederek, “Dario birkaç ay önce Washington’a gelerek Mythos adında bir siber silah ürettiğini söyledi. Bu durum yetkililerde büyük bir tedirginliğe yol açtı. Modelin gelişmiş siber yetenekleri göz önüne alındığında bu endişelerde doğruluk payı bulunuyordu” dedi.

OpenAI ise İspanyolca “güneş” kelimesinden esinlenerek Sol adını verdiği yeni modelinin, siber saldırı gerçekleştirmekten ziyade güvenlik açıklarını bulma ve onarma konusunda insanlara yardımcı olmak üzere tasarlandığını açıkladı.

Şirket, sistemin kendi iç risk eşiklerini aşmadığını savunsa da başka araçlarla birleştirildiğinde öngörülemeyen siber risklerin ortaya çıkabileceğini kabul ederek kademeli bir dağıtım stratejisi izlediklerini duyurdu.

OpenAI, Sol modelini kullanmasına izin verilen yaklaşık 20 müşterinin kimliklerini ise henüz açıklamadı.

Sektör temsilcilerinden ve siyasetçilerden tepkiler

Yapay zekanın düzenlenmesine yönelik partiler üstü bir yasa tasarısının eş yazarı olan Demokrat Kongre Üyesi Lori Trahan, yaptığı açıklamada Trump yönetiminin uygulamalarını eleştirdi.

Trahan, “Trump yönetiminin hangi şirketin en yeni yapay zeka modeline erişebileceğine tek tek karar vermesinden derin endişe duyuyorum. Ortada bir yasa, şeffaf bir süreç veya denetim yok. Sadece Washington’daki bürokratlar kimin sistemin içinde, kimin dışında kalacağına karar veriyor” dedi.

Teknoloji sivil toplum kuruluşları ve siber güvenlik uzmanları da Anthropic’in daha güvenli bir sürüm olarak sunduğu Fable modelinin iki haftadır kapalı tutulmasını eleştiriyor.

Stanford Üniversitesi siber güvenlik uzmanlarından Alex Stamos, siber güvenlik sektöründe bu engelleme kararının somut ve teknik bir temeli olduğuna inanan neredeyse hiç kimsenin olmadığını belirtti.

Yapay zeka güvenlik şirketi Corridor’un yöneticilerinden olan ve daha önce Meta bünyesinde üst düzey güvenlik yöneticiliği yapan Stamos, Amazon tarafından hazırlanan teknik analiz raporlarında, Çin yapımı muadilleri dahil olmak üzere piyasadaki diğer modellerde bulunmayan ekstrem bir siber güvenlik riskine rastlanmadığını ifade etti.

Stamos, “Eğer yönetim ABD’nin yapay zeka yarışında Çin’i geçmesini gerçekten istiyorsa, bu hedefe giden yolda atılabilecek en mantıksız adımı atmıştır” şeklinde konuştu.

Halka arz süreçleri ve kamulaştırma tartışmaları

Denetimlerin sıkılaşması, SpaceX’in 12 Haziran’daki halka arzının ardından kendi hisselerini Wall Street’te halka açmaya hazırlanan OpenAI ve Anthropic’in planlarını karmaşıklaştırıyor.

OpenAI CEO’su Sam Altman ile ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick arasında hafta içinde gerçekleştirilen görüşmelerde bu kısıtlama kararları ele alındı.

Anthropic yönetimi ile federal hükümet arasındaki ilişkiler ise daha mesafeli bir seyir izliyor. Pentagon, yapay zekanın savaş ortamlarında kullanımına dair etik ve güvenlik kaygıları uyandırdığı gerekçesiyle Anthropic’i daha önce bir ulusal güvenlik riski olarak tanımlamış, Başkan Trump da federal kurumların Claude sohbet robotunu kullanmasını yasaklamıştı.

Anthropic’in bu karara karşı açtığı dava süreci federal mahkemelerde devam ediyor.

Ticaret Bakanı Lutnick, Anthropic yönetimine gönderdiği mektupta siber güvenlik kaygılarının giderilmesi konusunda önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti.

Şirket ise cuma gecesi sağlanan kısmi onaydan memnuniyet duyduğunu ve modellerin genel kullanıcılara tekrar açılması için çalışmaya devam edeceğini duyurdu.

Öte yandan, Başkan Trump’ın önde gelen yapay zeka şirketlerinde devletin hisse sahibi olması fikrini gündeme getirmesi tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı.

Trump, Amerikan halkının bu teknoloji devlerine bir nevi ortak olabileceği ve şirket hisselerinin bir kısmının kamuya devredilebileceği bir mülkiyet modeli üzerinde durduklarını açıklamıştı.

Anthropic, Çinli kullanıcılar için gizli veri izleme özelliğini devreye almış

Okumaya Devam Et

Amerika

Mamdani ile Ocasio-Cortez arasında ön seçim işbirliği

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez arasında Demokrat Parti ön seçimlerinde işbirliği olduğu ortaya çıktı.

POLITICO’daki habere göre Mamdani, beş dönemdir görevde olan ve Kongre Hispanik Grubu’nun başkanı olan Adriano Espaillat’a karşı “demokratik sosyalist” Darializa Avila Chevalier’i destekleyeceğini öncesinde Ocasio-Cortez’e bildirdi.

Avila Chevalier’e verilecek destekle ilgili bu önceden bilgi, Mamdani’nin 23 Haziran’da yapılacak şehir kongre ön seçimlerinde vermeyi planladığı destekler hakkında Ocasio-Cortez’i önceden uyardığı daha geniş bir iletişim akışının parçasıydı.

Bu özel konuşmaları tartışmak üzere kimliklerinin gizli kalması şartıyla konuşan iki kişiye göre durum böyleydi.

Mamdani ayrıca, “ilerici” Brad Lander’ın Temsilci Dan Goldman’a karşı yürüttüğü başarılı kampanyayı ve demokratik sosyalist Claire Valdez’in emekliye ayrılan Temsilci Nydia Velázquez’in koltuğu için kazandığı zaferi desteklemeden önce Ocasio-Cortez’i bilgilendirmişti.

Bilgi paylaşımı ters yönde de gerçekleşti. Bu seçim döneminde New York Şehri Kongre ön seçimlerinde destek vermemeyi tercih eden Ocasio-Cortez, geçen ay eyalet meclisindeki mevcut milletvekillerine karşı yarışan üç demokratik sosyalist adayı desteklemeden önce Mamdani’ye önceden haber verdi. Desteklediği tüm adaylar da seçimlerini kazandı.

POLITICO ile konuşan kişilerden biri, ön seçimler öncesinde Mamdani ile Ocasio-Cortez arasındaki yakın işbirliğini, ikisinin de Albany ve Washington’daki yasama liderleriyle ters düşmeden ortak etkilerini en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan “koordineli” bir strateji olarak nitelendirdi.

Kaynak , “Mümkün olan her alanda birbirlerini tamamladılar,” dedi.

Bu seçim döneminde eyalet düzeyindeki hiçbir görevdeki adaya karşı destek vermeyen Mamdani’nin, gelecek yıl çocuk bakımı için daha fazla fon ayrılması ve milyonerler ile şirketlere yönelik vergi artışları gibi gündem maddelerinde ilerleme kaydetmek için, Meclis Başkanı Carl Heastie gibi Albany’deki liderlerin desteğine ihtiyacı var.

Mamdani, Heastie’nin Meclis’teki Demokrat süper çoğunluğuna karşı yarışan adayları desteklemiş olsaydı, eyalet Meclisindeki yasama alanında sahip olduğu itibar muhtemelen tehlikeye girmiş olacaktı.

Ocasio-Cortez ise Espaillat ve Goldman gibi görevdeki adaylara karşı destek vermiş olsaydı, Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de dahil olmak üzere New York Kongre heyeti’ndeki meslektaşlarıyla ilişkilerini gerginleştirme riskini almış olacaktı.

Daha önce haber yapılmamış olan Ocasio-Cortez ile Mamdani arasındaki işbirliği, Mamdani’nin 2025’teki başarılı belediye başkanlığı kampanyasından bu yana bu iki figür arasında kurulan yakın siyasi bağı ortaya koyuyor.

Destek stratejileri sayesinde, Amerika Demokratik Sosyalistleri’nden (DSA) iki üye daha Kongre’ye girmeye hazırlanıyor.

Ayrıca en az 15 DSA üyesi daha, bir sonraki yasama döneminde eyalet Senatosu ve Meclisi’ne katılmaya hazırlanıyor.

Mamdani ile kurulan bu bağ, Ocasio-Cortez için özellikle önemli hale gelebilir; zira kendisi daha yüksek bir makama göz dikmiş durumda.

Yakın zamanda yapılan bir ankette ülkenin en popüler Demokratlarından biri olarak gösterilen Mamdani, Ocasio-Cortez’in bir sonraki kariyer adımı ne olursa olsun, onun için kilit bir destekçi olabilir.

Ocasio-Cortez, Mamdani’nin kazandığı Haziran 2025 Demokrat belediye başkanlığı ön seçimlerinden üç haftadan az bir süre önce ona destek vererek Mamdani’ye önemli bir ivme kazandırmıştı.

Fakat geçen ay New York’ta uyguladıkları koordineli destek stratejisi başarılı olsa da, bu stratejinin riskleri de yok değil.

New York Başsavcısı Letitia James gibi Espaillat’ın güçlü müttefikleri, ön seçimlerin ardından belediye başkanına sert çıkarak, onun desteklediği bazı adayların “New York Şehri’nin siyasetini ve bölgeler arasındaki kültürel farklılıkları anlamadığını” söylediler.

Bu, Espaillat’ın 2025 belediye başkanlığı adaylığını erken aşamalarda destekleyen James’ten alışılmadık bir eleştiri oldu.

Ayrıca, bir sonraki Temsilciler Meclisi Başkanı olmak için yarışan Jeffries, New York’un 2028 seçim bölgesi yeniden belirleme süreci üzerindeki önemli etkisini kullanarak Mamdani’nin desteklediği üç kongre adayı cezalandırmaya çalışabilir.

Bu arada Ocasio-Cortez, Mamdani’nin meslektaşları olan federal milletvekillerini görevden almaya yönelik planlarından önceden haberdar olması nedeniyle New York’taki meslektaşlarını kızdırma riskiyle karşı karşıya.

Kendi heyetindeki üyelerin onu sadakatsiz olarak görmesi, daha yüksek bir makama adaylığını değerlendirirken istenmeyen bir engel oluşturabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English