Amerika
Eski ABD Savunma Bakanı Gates: Dünya İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en tehlikeli dönemden geçiyor

Eski ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Bloomberg’e verdiği mülakatta, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en tehlikeli dönemden geçtiğini belirtti. Avrupa ve Ortadoğu’daki büyük savaşlara, Asya’daki savaş tehdidine ve ABD’deki iç ayrışmalara dikkat çeken Gates, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna’daki hedeflerinden ‘hiç tereddüt etmediğini’ ve bu uğurda her bedeli ödemeye hazır olduğunu söyledi.
Eski ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Avrupa ve Ortadoğu’da büyük savaşların sürdüğü, Asya üzerinde “savaş tehdidinin belirdiği” ve Amerikalıların kendi içlerinde ayrıştığı bir dönemde, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en tehlikeli süreçten geçtiği uyarısında bulundu.
2006-2011 yılları arasında görev yapan Gates, Bloomberg‘in Big Take podcast’ine verdiği mülakatta, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki hedeflerinden hiç sapmadığını ve bu durumun Avrupa’nın güvenlik politikalarını derinden etkilediğini belirtti.
‘Tarihin en tehlikeli dönemi’
Gates, “Bence şu an, pek çok açıdan, 40’lı yıllardan bu yana, hatta belki de tüm tarihin en tehlikeli zamanı. Hiçbir zaman Asya ve Avrupa’da aynı anda saldırgan nükleer güçlerle yüzleşmek zorunda kalmamıştık,” ifadelerini kullandı.
Avrupa ve Ortadoğu’da büyük savaşların devam ettiğini ve Asya’da bir savaş tehdidinin baş gösterdiğini vurgulayan Gates, tüm bunların ABD’nin dünyadaki rolü konusunda derin bir ayrışma yaşadığı bir döneme denk geldiğini söyledi.
Eski bakan, bütçe açığı ve borçlardan, askeri meselelerin yeniden ele alınması ve savunma sanayiinin yeniden inşasına kadar “çözülmesi gereken pek çok meselenin çözülmediğini” kaydetti.
Gates, “Bu oldukça çetin bir zaman. Ama aynı zamanda, pek çok gürültünün olduğu, her şeyin manşetlere yansıdığı, aslında hükümetimize soğukkanlı ve tarafsız bir şekilde bakıp onu nasıl iyileştirebileceğimizi görmemiz gereken bir dönüm noktası,” diye ekledi.
Gates’in bu değerlendirmesine benzer açıklamalar daha önce başka liderler tarafından da yapılmıştı.
Eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 2022’de Rusya-Ukrayna ihtilafını kastederek Avrupa için en tehlikeli dönemin başladığını söylemişti.
ABD Başkanı Donald Trump da defalarca ihtilafın üçüncü dünya savaşına dönüşebileceği yönündeki endişesini dile getirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Ukrayna ve İran’ın nükleer tesisleri etrafında yaşananları gerekçe göstererek dünyada çatışma potansiyelinin arttığını belirtmişti.
‘Putin, Ukrayna konusunda hiç tereddüt etmedi’
Gates, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki askeri ihtilaf bağlamında “anlaşılması çok da zor olmadığını” belirtti. Gates’e göre Putin, Rus İmparatorluğu’nu yeniden kurmayı “kişisel kaderi olarak görüyor.”
Eski akıl hocası Zbigniew Brzezinski’ye atıfta bulunan Gates, “Rus İmparatorluğu Ukrayna olmadan var olamaz. Bu yüzden Putin, Ukrayna’yı Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olarak olmasa bile, esasen Rusya’nın istediğini yapan bağımlı bir devlet olarak Rus İmparatorluğu’na geri döndürmeyi şahsi kaderi olarak görüyor,” dedi.
Gates, Putin’in hedeflerinin ihtilafın başından beri değişmediğini savunarak şunları söyledi:
“Doğudaki dört bölgeyi istiyor. Ukrayna’nın silahsızlandırılmasını istiyor. Kiev’de Rusya yanlısı bir hükümet istiyor. Ukrayna’nın NATO ve Avrupa Birliği üyeliğinin yasaklanmasını istiyor. Hepsi bu. Ve başından beri bir kez bile tereddüt etmedi ve her bedeli ödemeye hazır.”
Putin ise haziran sonunda katıldığı St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda (SPIEF) yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’nın teslim olmasını değil, “sahada oluşan gerçeklerin tanınmasında” ısrar ettiğini söylemişti.
Putin, “Rus askerinin ayağının bastığı yer bizimdir,” demiş ve Rus ile Ukrayna halkını “tek bir halk” olarak gördüğünü, bu anlamda “tüm Ukrayna’nın kendilerinin olduğunu” ifade etmişti.
Eski Pentagon danışmanı: Rusya’nın demografisini yanlış okuduk
‘Putin, Trump’a Avrupa konusunda yardım etti’
Gates, Vladimir Putin’in eylemlerinin, Donald Trump’ın Avrupalı müttefikleri savunma harcamalarını artırmaya ikna etmesine olanak sağladığını öne sürdü.
Kendisi de dahil olmak üzere pek çok kişinin on yıllardır Avrupalı ülkeleri askeri harcamalarını artırmaya ikna etmeye çalıştığını ancak “başarısız olduğunu” belirten Gates, Trump’ın bunu başardığını söyledi. Gates’e göre bu başarıda Putin’in rolü büyüktü.
Eski bakan, “Bence o [Trump], Amerikan halkını korkutmuyor olabilir ama kesinlikle Avrupalıları korkutan Vladimir Putin’den büyük yardım aldı,” değerlendirmesini yaptı.
Trump, ilk başkanlık döneminde ABD’yi NATO’dan çekmekle tehdit etmiş ve müttefikleri düşük savunma harcamaları nedeniyle eleştirmişti. 2024’teki seçim kampanyası sırasında, bir müttefik ülkeye, savunma harcamaları ittifakın belirlediği seviyenin altında kalırsa Rusya’nın muhtemel bir saldırısına karşı onları savunmayacağını söylediğini anlatmıştı.
Bu gelişmelerin ardından Avrupa’dan somut adımlar geldi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, şubat ayında Münih Güvenlik Konferansı’nda “Amerika’nın Avrupa’daki varlığının sonsuza dek süreceğini” düşünmemeleri konusunda uyarıda bulunmuştu.
Bir ay sonra Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği için 800 milyar avro değerinde bir yeniden silahlanma planı sundu. Von der Leyen, Avrupa’nın “en tehlikeli zamanda” yaşadığını ve “kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alması” gerektiğini belirtti.
Schiller Enstitüsü, yeni bir güvenlik mimarisini masaya yatırdı
Amerika
ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.
ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.
Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.
Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.
New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.
Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.
Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.
Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.
Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.
Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.
Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.
Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Amerika
ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.
İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.
Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.
İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.
Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.
Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.
Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.
Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.
İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.
Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.
Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.
Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.
Amerika
Venezuela’nın yeni Dışişleri Bakanı, eski muhalif Oliver Blanco oldu

Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, muhalefetin eski danışmanlarından Oliver Blanco’yu dışişleri bakanı olarak atadı.
Blanco, devlet başkanlığı uluslararası ilişkiler direktörlüğüne atanan Félix Plasencia’nın yerine geçecek. Görev süresi sona eren Plasencia, Birleşik Krallık’ta tutulan Venezuela’ya ait altınların geri alınması için yürütülecek görevi yönetecek.
Rodríguez, “Oliver Blanco’yu Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak atamaya karar verdim. Bu güçlendirilmiş ekibin, tüm ülkelerle işbirliği ve dostluk alanlarında Venezuela’nın değişim sürecinde ve jeopolitik toparlanmasında ilerlemeye devam etmesini umuyorum,” dedi.
Geçici Devlet Başkanı, Blanco’nun “Venezuela’ya hizmet etmek üzere bu önemli sorumluluğu üstlenebilecek hazırlığına, kararlılığına ve yeteneğine güvendiğini” söyledi.
Yeni Dışişleri Bakanı Blanco, Venezuela Merkez Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesine ve Metropolitan Üniversitesi’nden Siyaset ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahip.
Daha önceki görevinde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumluydu; bu görev alanı, Venezuela’nın son dönemdeki dış ilişkilerini şekillendiren yaptırımlar ve varlık anlaşmazlıklarında en aktif rol oynayan bazı hükümetleri de kapsamaktaydı.
Rodríguez, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcılıktan, İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan Venezuela altınlarını geri almak için resmi prosedürleri başlatmalarını istedi.
Bu değerli metal, Venezuela’nın meşru hükümeti konusunda rakip iddiaların yer aldığı bir hukuki mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Londra mahkemeleri, rezervleri hangi otoritenin kontrol ettiği konusunda karar vermeye çalışıyor.
Öte yandan kabinedeki değişiklikler bundan ibaret değil. Marynna Saatdjian, Blanco’nun bıraktığı görevi devralarak Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Şimdiye kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Saúl Ameliach ise Uluslararası Ticaret Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Rodriguez, bu atamaları Venezuela’nın diplomatik kadrosunu güçlendirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak değerlendirdi.
Geçici Başkan, hükümetin ulusal egemenliği savunurken tüm ülkelerle işbirliği ve dostluğu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
Altın anlaşmazlığı göz önüne alındığında, bu diplomatik değişiklik özel bir önem taşıyor. Venezuela, varlıkların Venezuela halkına ait olduğunu ve sosyal programlar ile ekonomik toparlanma için gerekli olduğunu savunarak, yıllardır Londra’da tutulan rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Plasencia’yı doğrudan Birleşik Krallık’a göndererek hükümet, bu konuyu daha da yoğun bir şekilde gündeme getirme niyetinde olduğunu gösteriyor.
Şu anda yaklaşık 4 milyar ABD doları değerinde olan altın rezervlerine uygulanan dondurma kararı, Birleşik Krallık’ın Nicolás Maduro’nun 2018’deki yeniden seçilmesini tanımayı reddetmesine dayanıyor.
Bir yıl sonra, muhalefet lideri Juan Guaidó, İngiliz yetkililerden Venezuela hükümetinin bu altına erişmesini engellemelerini resmen talep etti.
Çarşamba günü yapılan kabine toplantısında Rodríguez, devam eden dondurma kararını “hırsızlık” olarak nitelendirdi:
“Bu bir alay konusu, ancak amacın Venezuela’nın altın rezervlerini gayrimeşru bir şekilde ele geçirmek olduğu ortada. Artık mazeret istemiyoruz. Muhalefet grupları tarafından açılan mantıksız dava bile, onu açanların kendisi tarafından geri çekildi.”
Rodríguez, bu talebinden “vazgeçmeyeceğini” ekledi ve altının iadesini sağlamak için “Venezuela’nın siyasi kesimleri arasında bir mutabakat olduğunu” hatırlattı.
Venezuela hükümeti ile feshedilmiş 2015 Ulusal Meclisi’ni temsil eden bir muhalefet kesimi, ABD destekli bir diyalog süreci yürütüyor.
21 Ekim’de heyetler, Londra ile görüşmek ve rezervlerin iadesini talep etmek üzere bir ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı.
Taraflar, fonların deprem sonrası yeniden inşa çalışmalarına ayrılacağını duyurdu; ancak Rodríguez, bu fonları kamu hizmetlerini ve elektrik şebekesini güçlendirmek için de kullanacağına söz verdi.
Geçici lider, daha önce Kral III. Charles’a bir mektup yazarak altının serbest bırakılmasını talep etmişti. Eylül ayında Londra ve Karakas da benzer şekilde diplomatik bir yakınlaşma sürecine girmiş ve her iki tarafın da kendi misyonlarına büyükelçiler atama planlarını açıklamıştı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi5 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını1 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı







