Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Filistinli işçi yasağının faturası

Yayınlanma

Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, İsrail’in 7 Ekim sonrası Filistinli işçilerin İsrail’e girişine izin vermemesinin ekonomik maliyetine odaklanıyor. Bu uygulamanın hem Filistin topraklarında hem İsrail’in inşaat başta olmak üzere çeşitli sektörlerinde hissedilen olumsuz etkisinin kalıcı olabileceği değerlendiriliyor:

***

İsrail’in Filistinli İşçilere Uyguladığı Yasak Her İki Ekonomiye de Zarar Veriyor

Bu sancılı ayrışma, Gazze’deki savaşın ilişkileri kalıcı olarak koparması halinde her iki tarafı nelerin beklediğine dair fikir veriyor.

Galit Altstein

Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşayan inşaat işçisi Fadi Sajdia için Müslümanların kutsal ayı Ramazan, her gün oruç tutulan ve geceleri ziyafet çekilen bir zaman olmalı. Ancak Ekim ayında Hamas’ın İsrail’in güneyinde gerçekleştirdiği katliama kadar İsrail’de çalışan 150.000 Filistinli gibi o da işsiz.

“Ailemin geçimini sağlayan tek kişi benim” diyor 37 yaşındaki Sajdia: “Artık sadece temel ihtiyaçlarımızı alabiliyoruz.”

İsrail’in dört bir yanındaki şantiyeler, Filistinli işçilere yönelik yasak görünürde bir son olmadan devam ettiği için boş duruyor. İnşaat sektörünü ekonomik krizin merkez üssü haline getiren bu durum, Gazze’deki savaşın istikrarsız bağları kalıcı olarak koparması halinde her iki tarafı nelerin beklediğine dair fikir veriyor.

İki ekonomi arasındaki sancılı ayrışma, Filistin toprakları için can simidini tehdit ederken İsrailli inşaatçıları yurtdışında işgücü aramaya itti – sektör tahminlerine göre işgücündeki bu değişimin tamamlanması en iyi ihtimalle bir yıl sürecek. Savaştan önce İsrail’de istihdam edilen Filistinlilerin üçte ikisinden fazlası inşaat sektöründe çalışıyordu.

Gazze’deki savaşı tetikleyen 7 Ekim Hamas saldırısının ardından İsrailli yetkililer güvenlik kaygıları nedeniyle Batı Şeria ile olan sınırları tamamen kapattı. Hükümet o tarihten bu yana başta Hindistan ve Sri Lanka’dan olmak üzere İsrail’e girişine izin verilen yabancı işçi kotasını üç kat artırarak 65 bine çıkardı. Ancak şu ana kadar sadece 850 kişi geldi.

Bölünmenin her iki tarafında da kötü durum somut bir şekilde hissediliyor.

İsrail Maliye Bakanlığı inşaat, tarım ve sanayide çalışan Filistinli işçilerin yokluğunun ayda 3 milyar şekele (840 milyon dolar) mal olduğunu tahmin ediyor.

Savaşın ekonomik sarsıntıları Filistin topraklarında çok daha yıkıcı oldu ve Gazze’de insani bir kriz yaşanıyor. Orada çatışmalar hâlâ devam ediyor ve İsrail hükümeti, bu plana karşı artan küresel muhalefete rağmen, güneydeki Refah kentine asker göndererek ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Hamas’a karşı kampanyasını sürdürme sözü verdi.

Halen 17 bin Filistinlinin Yahudi yerleşimlerinde çalıştığı Batı Şeria’da işsizlik iki kattan fazla artarak %30’un üzerine çıktı.

Birleşmiş Milletler’e göre, savaştan önce Batı Şeria’da istihdam edilenlerin beşte biri İsrail’de ya da yerleşim yerlerinde çalışıyordu ve buralarda ortalama yerel ücretin iki katından fazla kazanıyorlardı. Kazançları yıllık yaklaşık 4 milyar dolardı ve bu da yerel gayri safi yurtiçi hasılanın dörtte birine denk geliyordu.

Hamas’ın Ekim ayında düzenlediği ve bin 200 kişinin öldüğü, 250 kişinin de kaçırıldığı saldırının yarattığı şok, bazı İsrailli Yahudiler arasında başka Filistinlilerin de saldırı hazırlığında olabileceği şüphesini yarattı. Hamas tarafından yönetilen Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in Gazze’ye yönelik misilleme amaçlı hava ve kara saldırıları 31, binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.

Filistin Yönetimi tarafından yönetilen ancak hâlâ büyük ölçüde İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından kontrol edilen Batı Şeria’da gerilim tırmandı. İsrailli sivillere ve askerlere yönelik saldırıların ardından yüzlerce Filistinli IDF tarafından tutuklandı. Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti de artıyor.

Batı Şeria’dan gelen Filistinli işçilerin istihdamı son yirmi yılda, kısmen dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan İsrail’de düşük ücretli kol işçilerine olan talebe yanıt olarak giderek arttı. Geçen Ekim ayına kadar İsrail’de yaklaşık 156 bin Filistinli istihdam ediliyordu.

Gazze’den gelen işçiler için İsrail sınırı 2005 yılından beri kapalıydı. Son yıllarda en fazla 20 bin işçinin sadece sınırlı bir kısmının İsrail’e girmesine izin veriliyordu.

Görünürdeki Yol

Sorunlar ekonominin çok ötesinde. Eğer bir çözüm bulunamazsa, bu durum İsrail ve Filistin güvenlik güçleri arasındaki işbirliğini tehlikeye atabilir.

İsrail sağındaki bazı kesimler, yetkilileri bu fırsatı değerlendirmeye ve bağları koparmaya çağırıyor. Yüz bin işçinin üye olduğu küçük bir sendika olan Ulusal İşçi Federasyonu, “İsrail Filistinlileri istihdam etmeyi bırakmalı ve diğer ülkelerden vasıflı işçiler getirmeli” dedi.

Bu görüş, mevcut savaşa kadar gerilimin arttığı zamanlarda bile Filistinlilerin istihdamının korunmasından yana olan İsrail güvenlik kurumunun görüşü değil.

Şimdi ise kısmen Batı Şeria’yı istikrara kavuşturmak için Filistinlilerin dikkatli ve kademeli bir şekilde geri dönmelerini öneriyor. Şimdiye kadar Başbakan Binyamin Netanyahu’nun sağcı hükümeti, işçileri dışarıda tuttuğu için halkı arkasına almış görünüyor.

7 Ekim’den önce İsrail’deki her üç inşaat işçisinden biri Filistinlilerden oluşuyordu. İnşaat işlerinin ilk aşamalarını onlar domine ediyordu, yani onlar olmadan çok az şey ilerleyebiliyordu. İnşaat alanlarının yaklaşık %40’ı kapalı; geri kalanı ise sadece kısmen yeniden başladı.

İsrail’in altyapı sektöründe de benzer bir durum söz konusu; savaştan önce istihdam ettiği yaklaşık 10 bin Filistinli işçiye artık güvenemiyor. Gazze’den ve Lübnan’daki Hizbullah militanlarından atılan füzelerin isabet ettiği çok sayıda tesisin onarılması gerektiği için ihtiyaçlar daha da acil.

İnşaat, GSYH’nin yalnızca %6 ila %7’sini karşılasa da 2023’ün son çeyreğinde büyümede görünen neredeyse rekor düşüşün neredeyse yarısını oluşturdu.

Merkez Bankası’nın araştırma müdürü Adi Brender, “Bu, ekonominin üzerindeki bir değirmen taşı gibi, önümüzdeki yıl ya da daha uzun bir süre içinde İsrail’in GSYH’sinin %1,5-%2’sine mal olabilir” dedi. İnşaat sektöründeki gerileme, daha geniş çaplı bir toparlanmayı engelleyebilecek bir dizi faktör arasında yer alıyor.

Zincirleme Etki

İsrail’in son yirmi yılda hızla yükselen ekonomisi – büyük ölçüde gelişen yüksek teknoloji sektörü sayesinde kişi başına düşen GSYİH’si İngiltere ve Fransa’yı geçti- yolların ve konutların hızla genişletilmesini içeriyordu. Şimdi bu sektörler neredeyse durma noktasına geldiğine göre zincirleme etkileri yaygın olacak.

İnşaat sektörüne tedarik sağlayan yerel fabrikaların üçte ikisinden fazlası Ocak ayında satışlarının %50’den fazla düştüğünü bildirdi. İsrail İmalatçılar Birliği Başkanı Ron Tomer, kapanmalar, işten çıkarmalar ve “Türkiye ve Çin gibi dost olmayan ülkelerden ithalata bağımlılık” konusunda uyarıda bulundu.

Diğer bir endişe ise, halihazırda dünyanın en pahalı emlak piyasalarından biri olan bu bölgede emlak fiyatlarının hızla yükselerek kiracılar ve ev sahipleri üzerinde baskı oluşturması.

İnşaat sektöründeki sıkıntıların bulaşıcılığı, sağlam kredi kuruluşları için de risk oluşturabilir. Moody’s Investors Service’e göre inşaat ve gayrimenkul sektörleri Eylül 2023 itibariyle İsrail’in en büyük beş bankasının brüt kredilerinin %26’sını oluşturuyor.

40 yıllık bir inşaat firmasının sahibi olan Aharon Galili, 100 konutluk bir şantiyeyi kapatmak zorunda kaldı. “Hâlâ krediler için büyük faizler ödemek zorunda kalıyorum” dedi: “Ben hayatta kalabilirim ama bazıları bunu kaldıramaz.”

Ekonomik Yaralanma

Batı Şeria’da ekonomik olarak yolların ayrılması ağır bedeller ödetiyor. Bölge Eylül ortasından bu yana güvenlik tecridi altında ve İsrail’in beş ay önce Gazze’ye yönelik hava saldırıları ve neredeyse tam ablukası başladığından beri huzursuzluk arttı.

Filistin GSYİH’si 2023’ün son çeyreğinde yıllık bazda %33 daraldı. İşletmelerin üçte biri tamamen ya da kısmen kapandığını bildirdi.

Filistin Yönetimi’nin mali durumu daha da kötüleşiyor. İsrail’in kendi adına topladığı vergi gelirlerini kabul etmeyi reddetti çünkü İsrailli yetkililer hâlâ Hamas tarafından yönetilen Gazze için ayrılan fonları kesiyor. Filistin Ekonomi Bakanı Khaled al Osaily Bloomberg’e yaptığı açıklamada, sonuç olarak yönetimin çalışanlarının maaşlarının yalnızca %60’ını ödeyebildiğini söyledi.

Batı Şeria’nın daha derin bir izolasyona girmesi halinde İsrailli işletmeler ve Filistinli haneler bu durumla başa çıkmakta zorlanacak.

Şimdilik, işçilerin İsrail’e toplu dönüşüne dair bir işaret yok. İnşaat sektörüne tedarik sağlayan Termokir’in İcra Kurulu Başkanı Eli Cohen’e göre bu değişim muhtemelen kalıcı olacak.

“Bu gerçek bir kırılma noktası” dedi: “İşler yakın zamanda eski haline dönmeyecek ve bazı kısıtlamalar kaldırılsa bile bu çok sınırlı bir süreç olacak.”

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Netanyahu’dan seçim öncesi tampon bölge ve ittifaklar haritası

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim genel seçimleri öncesinde ön alıcı saldırılar, sınır ötesi tampon bölgeler ve bölgesel ittifak bloklarına dayanan yeni güvenlik doktrinini haritayla duyurdu. Başbakanlık belgesi iç siyasette yapay ve yetersiz olduğu gerekçesiyle tepki topladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde güncellediği güvenlik doktrinini kamuoyuyla paylaştı.

Başbakanlık tarafından 18 Ekim’de duyurulan ve Ulusal Güvenlik Konseyinin katkısıyla şekillenen çalışma, İsrail’in bölgesel müttefiklerini, hasımlarını ve etki alanlarını tasnif eden ayrıntılı bir harita içeriyor.

Yeni doktrin, tehdit olarak tanımlanan unsurları sınırlandırmak yerine ön alıcı askeri müdahalelerle doğrudan ortadan kaldırmayı, tampon bölgeleri genişletmeyi ve yeni bölgesel ortaklıklar kurmayı hedefliyor.

El-Cezire kanalı, bu yaklaşımın İsrail’in son dönemde komşu ülkelere yönelik askeri harekat ve saldırılarında fiilen uygulandığına işaret ediyor.

Haritada bölgesel kamplaşmalar ve müttefikler sınıflandırıldı

Netanyahu’nun tanıttığı harita yalnızca egemen devletleri değil; silahlı örgütleri, fiili yönetimleri ve farklı güçlerin denetimindeki coğrafyaları da bloklar halinde sınıflandırıyor.

Haritada kullanılan “ittifak” ve “dost” ibareleri, bu yapıların tamamıyla resmi ve bağlayıcı bir ortaklık kurulduğu anlamına gelmiyor.

Haritada İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) eksenindeki “Altıgen İttifakı” ve bu bloğa “dost” sayılan taraflar mavi ve açık mavi tonlarla gösteriliyor.

Bu grupta Azerbaycan, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Suriye’nin Süveyda vilayetindeki Dürziler, Halife Hafter kontrolündeki Doğu Libya, Etiyopya, Somaliland, Puntland, Yemen’de BAE destekli eski Güney Geçiş Konseyi sahaları ile Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetlerinin elindeki bölgeler yer alıyor.

Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın meydana getirdiği “Sünni Elmas İttifakı” ile çevre aktörleri ise yeşil ve açık yeşil tonlarla ayırt ediliyor.

Bu kümede Azerbaycan, Suriye, Katar, Kuveyt, Yemen’de Suudi Arabistan destekli Başkanlık Liderlik Konseyi sahaları, Eritre, Sudan, Batı Şeria, Ürdün, Lübnan hükümeti, Kuzey Kıbrıs ve Somali işaretleniyor. Libya’da ise hem Trablus merkezli batı yönetimi hem de Hafter ağırlıklı doğu idaresi bu blokla ilişkili gösteriliyor.

İran ve Direniş Ekseni haritada kırmızı ve pembe renklerle tanımlanıyor. Irak’taki Haşdi Şabi, Lübnan’da Hizbullah’ın etkin olduğu doğu ve güney kesimleri, Yemen’de Ensarullah denetimindeki bölgeler ile Hamas idaresindeki Gazze bu eksende yer buluyor. Rusya ise bu bloğa “dost” statüsünde pembe renkle haritaya işleniyor.

NATO üyeleri, ittifak ortakları ve Washington ile dostane ilişkilere sahip aktörlerin çevresinde ayrıca turuncu ve sarı işaretlemeler kullanılıyor. Çizgiler, bloklar arasındaki geçişkenliği de gözler önüne seriyor.

Örneğin Azerbaycan hem İsrail-BAE ekseninin hem de Türkiye öncülüğündeki bloğun dostu olarak çift renkli çizgilerle sunulurken, Hindistan tarafların tamamıyla “dost” olarak sınıflandırılan tek aktör olarak öne çıkıyor.

Söz konusu haritanın, mayıs ayında Marc Saxer ve Marcus Schneider tarafından, 1978 yılından bu yana İsrail hükümetleriyle temas yürüten Almanya merkezli Friedrich Ebert Vakfı için hazırlandığı belirtiliyor.

Seçim öncesi “vazgeçilmez lider” söylemi

Hakkındaki yolsuzluk davası, 7 Ekim 2023 saldırıları ve sonrasındaki çatışma süreçlerinin yönetimine ilişkin eleştiriler sürerken Netanyahu, iktidarını koruma arayışıyla seçmenin karşısına çıkıyor.

El-Cezire‘nin analizine göre güvenlik doktrini ve haritanın seçim arifesinde açıklanması, Netanyahu’nun kendisini İsrail’i koruyabilecek tek yetkin lider olarak kabul ettirme stratejisine dayanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim desteğini arkasına alan Netanyahu, sunumunda Beyaz Saray’da yaşanabilecek olası bir iktidar değişimine işaret etti.

İki yıl içinde Washington’da İsrail’e mesafeli veya hasmane bir yönetimin göreve gelebileceğini savunan Netanyahu, bu ihtimal nedeniyle ülkesinin ittifak ağını genişletmek ve cazip bir bölgesel ortak haline gelmek zorunda olduğunu söyledi.

Malcolm H. Kerr Carnegie Ortadoğu Merkezi Araştırmalardan Sorumlu Direktör Yardımcısı Muhenned Hac Ali, rakip bloklar ve güvenlik koridorları üzerine kurulu bu sunumun toplumdaki varoluşsal kaygıları derinleştirdiğini kaydetti.

Hac Ali’ye göre bu yaklaşım, seçmende sert bir lidere duyulan ihtiyacı pekiştiriyor; Netanyahu da belirsizlikten çekinen kitlelerin desteğini bu güvence üzerinden toplamayı deniyor.

İsrail muhalefetinden sert tepkiler geldi

Belgenin yayımlanması İsrail iç siyasetinde tepkilere yol açtı.

Yashar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, çalışmayı “gerçek bir güvenlik doktriniyle hiçbir bağlantısı olmayan sloganlarla doldurulmuş iki boş sayfadan ibaret” sözleriyle eleştirdi.

Netanyahu hükümetinin 7 Ekim’de “İsrail tarihinin en ağır başarısızlık ve felaketinden” sorumlu olduğunu vurgulayan Eisenkot, sonrasında tırmanan bölgesel çatışmaların da bütün cepheleri alevler içinde bıraktığını dile getirdi.

Eisenkot, belgenin geride bırakılan stratejik boşluğu sergilediğini, Başbakanın ise seçim vaatlerindeki yanıltıcı söylemlerden dikkati kaçırmak adına korkuları canlandırdığını savundu.

Gelecek Var Partisi lideri ve eski Başbakan Yair Lapid de metni yüzeysel bulduğunu belirtti.

Lapid, “Yorgunluk ve gerçeklikten kopuşla tanımlanan Netanyahu’nun bugünkü standartlarına göre bile bu belge, bir yapay zekâ sohbet robotunun ücretsiz sürümü kullanılarak yazılmış gibi görünüyor” dedi.

Lapid, alt alta sıralanmış başlıklardan ibaret bir metnin doktrin sayılamayacağını, girişimin doğrudan Başbakanın yol açtığı felaketlerin üzerini örtme çabasından ibaret olduğunu sözlerine ekledi.

Tampon bölge modeli

Strateji belgesinde öne çıkan tampon bölge kurgusu, İsrail’in sınır ötesi topraklarda doğrudan askeri denetim kurmasını temel alıyor.

El-Cezire, Gazze ve Güney Lübnan’daki mevcut işgal şartlarının bu politikanın fiili yansımaları olduğuna işaret ediyor.

Muhenned Hac Ali, askeri denetimi kalıcı hale getirmeye dayalı planın yeni çatışmaları ve etnik temizlik riskini beraberinde getirebileceği uyarısında bulundu.

Hac Ali ayrıca, Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri ve Hafter güçleri gibi aktörlerin İsrail-BAE ekseninde resmedilmesinin bu yapıların Arap coğrafyasındaki meşruiyetini zedeleyebileceğine dikkat çekti.

Bu tercihin Netanyahu’nun iç kamuoyu önceliklerini yansıttığını savunan Hac Ali, “İsraillilerin ne düşündüğü, müttefiklerinizin itibarından ve bu ittifakların sürdürülebilirliğinden daha önemli hâle geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Netanyahu’nun yıl başında gündeme getirdiği; Hindistan, Yunanistan, Güney Kıbrıs ile adı belirtilmeyen bazı Arap, Afrika ve Asya ülkelerini kapsayan “ittifaklar altıgeni” önerisi ise henüz resmiyet kazanmış değil.

Girişim uluslararası analizlerde bağlayıcı bir savunma paktından ziyade diplomatik imaj çalışması olarak nitelenirken, Hindistan gibi aktörlerin katı bloklar yerine ticari çıkarlara ve bağlantısızlık çizgisine öncelik verdiği hatırlatılıyor.

Hac Ali son olarak, sunulan haritanın Tahran yönetimi ile müttefiklerine propaganda zemini sağlayacağını, İsrail’in bölgede alan genişletme ve hakimiyet kurma emelleri taşıdığı yönündeki tezleri kuvvetlendireceğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English