Bizi Takip Edin

Diplomasi

Finlandiya nükleer silah yasağını kaldıran yasayı kabul etti

Yayınlanma

Finlandiya Parlamentosu, ülke topraklarında nükleer silahların ithali, taşınması ve depolanmasına yönelik yasağı kaldıran düzenlemeyi kabul etti. Hükümet, barış döneminde Finlandiya’ya nükleer silah konuşlandırmayı planlamadığını belirtirken, kararın Avrupa’daki güvenlik ortamındaki kötüleşme nedeniyle alındığını açıkladı. 

Finlandiya Parlamentosu, ülke topraklarında nükleer silahların ithali, taşınması ve depolanmasına yönelik yasağı kaldıran yasayı kabul etti.

Bloomberg’in haberine göre düzenleme, 61 milletvekilinin karşı oyuna karşılık 125 milletvekilinin desteğiyle kabul edildi. Yasa değişikliği, ulusal savunmanın sağlanması için gerekli görülen durumlarda nükleer silahların ülkeye ithal edilmesine, taşınmasına ve depolanmasına izin veriyor.

Finlandiya makamları ise barış döneminde ülke topraklarında nükleer silah konuşlandırmayı planlamadıklarını açıkladı.

Savunma Bakanı Antti Häkkänen, yasanın kabul edilmesinin ülkenin savunma kapasitesini güçlendirdiğini ve Finlandiya’nın korunması için NATO’nun nükleer caydırıcılık mekanizmalarının tam olarak kullanılabilmesini sağladığını söyledi.

Hükümet yetkilileri, kararın Avrupa’daki güvenlik ortamının kötüleşmesi karşısında alındığını belirtti.

Yasal değişiklikler, Finlandiya’nın 2023 yılında NATO’ya katılmasının ardından ittifak yapılarıyla bütünleşme sürecindeki yeni adımlardan biri olarak görülüyor.

Ülke ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa’daki müttefiklere Fransız nükleer caydırıcılık mekanizmalarının genişletilmesine yönelik girişimine katılma olasılığını da değerlendiriyor. Finlandiya’nın bu konuda kararını sonbaharda vermesi bekleniyor.

Macron, mart ayında Fransa’nın nükleer kapasitesinden yararlanarak Avrupa güvenliğinin güçlendirilmesini amaçlayan girişimini açıklamıştı.

Macron’a göre Fransa’nın müttefikleri ortak nükleer caydırıcılık mekanizmalarına katılabilecek. Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca ülkesinin nükleer kuvvetlerini modernize etme ve geliştirme planlarını da duyurmuştu.

Fransa, Rusya, ABD ve Çin’in ardından dünyanın en büyük dördüncü nükleer cephaneliğine sahip ülke konumunda. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre Fransa’nın yaklaşık 290 nükleer savaş başlığı var.

Moskova daha önce yaptığı açıklamalarda, Finlandiya topraklarında nükleer silahların konuşlandırılması ihtimalinin Rusya’nın askeri planlamalarında dikkate alınacağını belirtmişti.

Diplomasi

Rutte: ABD’nin geri çekildiği yerleri Avrupa dolduruyor

Yayınlanma

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye göre Avrupalı NATO müttefikleri, ABD’nin ittifaka tahsis ettiği savaş alanı teçhizatının büyük bir kısmını telafi etme taahhüdünde bulundu.

Washington, geçen ayın sonlarında NATO müttefiklerine, ittifakın savaş zamanında yararlanabileceği kaynak havuzundan stratejik bombardıman uçakları, avcı jetleri, insansız hava araçları, denizaltılar ve savaş gemileri dahil olmak üzere çok çeşitli askeri yetenekleri geri çekeceğini bildirmişti.

Brüksel’de gazetecilere konuşan Rutte, “Şu anda üzerinde çalıştığımız konu, ABD’nin bugüne kadar sağladığı kaynakların boşluğunun doldurulmasını sağlamak. Bunun büyük bir kısmı tamamlandı; bir kısmı neredeyse tamamlandı, bir kısmı ise daha fazla tartışma ve görüşme gerektiriyor,” dedi ve şöyle devam etti:

“ABD, ‘katkılarımızı NATO kuvvet modeline göre ayarladık’ diyor; bu, diğer müttefiklerin daha fazla adım atması gerektiği anlamına geliyor. Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın daha fazlasını yapmaya hazır, istekli ve muktedir olduğunu görüyoruz.”

Uygulamada, ABD’nin çekilme kararı, bu yeteneklerin artık NATO savaş planlarına dahil edilmeyeceği ama savaş sırasında Washington tarafından yine de konuşlandırılabileceği anlamına geliyor.

Buna karşılık, Avrupalı müttefikler bu askeri varlıkları telafi etmek ve yerini doldurmak için çabalıyor.

Diplomatlar, bunların bir kısmının müttefiklerin tekliflerine dayalı olarak “aynı türden” ikameler olacağını, diğerlerinin ise geleneksel hava varlıklarının insansız hava araçlarıyla değiştirilmesi de dahil olmak üzere yaratıcı düşünme gerektirebileceğini belirtti.

Stratejik bombardıman uçakları gibi diğerleri ise, Avrupa’nın bu konuda bir ikamesi olmadığı göz önüne alındığında daha zorlu bir süreç olacak.

POLITICO’ya konulan diplomalardan biri, “Müttefikler, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak ittifak zirvesine yetiştirmek üzere, Temmuz ayı başlarına kadar yeni tekliflerini sunacaklar… ve bunlar derhal devreye girecek. Dolayısıyla, yeterli teklifler yapılırsa, hiçbir boşluk olmayacak,” dedi.

“Avrupalı müttefikler, yetenekler konusunda taahhütlerini yerine getirmeye başladılar,” diyen üçüncü bir NATO diplomatı, şunları ekledi:

“Planları, ilgilenen tüm müttefikler ve katkıda bulunanlarla bir araya gelerek tasarlıyoruz; bu sayede yetenekler ve zaman çizelgeleri konusunda bir esnekliğimiz var.”

Bu kesintiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Washington için yararsız olduğunu defalarca eleştirdiği ittifaktaki Amerika’nın rolünü azaltmaya yönelik uzun süredir devam eden çabalarını yansıtıyor. Ayrıca, yönetimin Hint-Pasifik gibi diğer bölgelere yönelik askeri yönelimini de vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump ve İran arasındaki anlaşmada nükleer stokların akıbeti belirsiz kaldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik nükleer silah üretme kabiliyetini ortadan kaldırma hedefi, taraflar arasında varılan yeni mutabakatta somut bir taahhüde dönüşmedi. G7 Zirvesi’nde dağıtılan mutabakat metninde, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını imha edeceğine dair herhangi bir yükümlülük yer almadı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü politikanın defalarca dile getirilen temel hedefi, bu ülkenin nükleer silah üretme kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmaktı.

Ancak ABD ile İran arasında varılan mutabakat zaptında, Tahran yönetiminin elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin üstleneceği herhangi bir taahhüt yer almadı.

G7 Zirvesi’nde dağıtılan mutabakat metninde yalnızca, “İran hiçbir zaman nükleer silah üretmeyeceğini yeniden beyan eder” ifadesi kullanıldı.

CNN’in aktardığına göre bu ifade, İran’ın 2015 yılında Barack Obama yönetimiyle imzalanan nükleer anlaşmada zaten üstlendiği ve o tarihten bu yana resmi olarak her zaman tekrarladığı bir taahhüt olma özelliği taşıyor.

CNN’e konuşan bir Amerikalı yetkili, belgenin bir “siyasi doküman” olduğunu belirterek mutabakattaki ifadelere “aşırı anlam yüklenmemesi” gerektiğini ifade etti.

Beyaz Saray yetkilileri de metnin son derece belirsiz olduğunu ve İran’ın nükleer yükümlülüklerine dair somut detaylar barındırmadığını kabul etti. Ancak yetkililer, bu metnin esas olarak yüz yüze gerçekleştirilecek kapsamlı müzakereler için uygun bir zemin hazırlamayı ve İran yönetiminin bu süreci kendi iç kamuoyuna “satabilmesini” sağlamayı amaçladığını savundu.

CNN’in kaynakları, metnin İran’ın gayriresmi görüşmelerde ABD’ye verdiği önemli taahhütleri yansıtmadığını öne sürdü.

Trump ve diğer resmi yetkililer, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesi sürecini ABD’nin denetleyeceğini ısrarla vurgulamıştı.

Trump: İran ile yapılan mutabakat zaptı nihai bir anlaşma değil

Buna karşın mutabakat metninde bu stokların geleceği ve diğer konular hakkında yalnızca, “İran’ın nükleer ihtiyaçları da dahil olmak üzere nükleer faaliyetlerle ilgili konular, nihai anlaşmada uygun şekilde karara bağlanacaktır” denildi.

Anlaşmaya varılana kadar ise ABD ve İran’ın “mevcut durumu koruma konusunda mutabık kaldığı” belirtildi. Bu çerçevede “İran, nükleer programına ilişkin statükoyu koruyacak.”

Donald Trump, Barack Obama döneminde imzalanan ve İran’ın nükleer programına dış denetim ile sınırlamalar getiren anlaşmayı daha önce “nükleer silaha giden yol” olarak nitelendirmişti. Trump, kendi vardığı mutabakatı ise “nükleer silaha karşı çekilmiş bir set” olarak tanımladı.

Trump’ın sosyal medyada kendi anlaşmasının Obama’nın anlaşmasının “tam tersi” olduğunu yönündeki paylaşımını değerlendiren Amerika Siyonist Teşkilatı Başkanı Morton Klein, ihtiyatlı bir yaklaşım sergiledi.

Trump taraftarı ve aşırı sağcı örgütün lideri olan Klein, “Durumun böyle olmasını umut etsek de buna nasıl ulaşılacak? Şu an için İran’ın nükleer stoklarının tasfiye edilip edilmeyeceği, nükleer tesislerinin kapatılıp kapatılmayacağı ve bunun nasıl yapılacağı konusunda bir uzlaşı varmış gibi görünmüyor” ifadelerini kullandı.

Yatırım bülteni Fuller Treacy Money’nin yayıncısı John Treacy ise Trump’ın Obama’nın anlaşmasına kıyasla daha geniş kapsamlı ve uzun vadeli bir çözüm arayışında olduğunu belirtti.

Ancak Treacy, bu hedefin hayata geçirilmesinin uzun zaman alabileceğini ve 60 gün içinde tamamlanmasının pek olası olmadığını kaydederek şu değerlendirmede bulundu:

“İran’ın gerçekte herhangi bir konuda hızlıca anlaşmaya varmak için hiçbir teşviki yok. Şu anda dilediği kadar petrol ihraç edebileceği ve istediği kadar gelir elde edebileceği bir konumda yer alıyor.”

Prof. Pape: Masadaki anlaşma İran için muazzam

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İngiliz Storm Shadow’un geliştiricisi Ukrayna ile ortaklığa gitti

Yayınlanma

Avrupa’nın en büyük füze üreticilerinden MBDA, Ukrayna Devlet Tasarım Bürosu Luch ile uzun menzilli saldırı sistemleri alanındaki işbirliğini genişletmek üzere mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, Ukrayna’nın Neptun seyir füzesinin temel alınacağı uzun menzilli Neptun-2 sisteminin geliştirilmesini öngörüyor. MBDA, Storm Shadow/SCALP seyir füzelerinin de geliştiricileri arasında yer alıyor.

Avrupa’nın en büyük füze üreticilerinden MBDA, Ukrayna Devlet Tasarım Bürosu Luch ile uzun menzilli saldırı sistemleri alanındaki işbirliğini genişletmek üzere mutabakat zaptı imzaladı.

Anlaşma, Ukrayna’nın Neptun seyir füzesinin geliştirilerek uzun menzilli saldırı sistemi Neptun-2’nin oluşturulmasını öngörüyor.

MBDA, Avrupa’nın en büyük füze üreticisi olarak kabul ediliyor. Şirketin en bilinen ürünleri arasında yer alan Storm Shadow/SCALP seyir füzeleri, Ukrayna tarafından Rus askeri hedeflerine yönelik saldırılarda kullanılıyor.

MBDA açıklamasında, “Karmaşık füze sistemleri alanında Avrupa lideri olan MBDA, Avrupa üretimi uzun menzilli saldırı sistemleri ve teknolojilerini ortak ülkelere geliştirmek ve tedarik etmek için gerekli teknolojiye, uzmanlığa ve uluslararası ortaklıklara sahip.

Bu, silahlı kuvvetlerin değerlerimizi ve özgürlüklerimizi etkili biçimde savunmasına olanak tanır. Luch Tasarım Bürosu ise karmaşık silahlar ve füze sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi, entegrasyonu ve üretimi konusunda benzersiz bilgi birikimine, yetkinliklere ve pratik deneyime sahiptir” ifadelerine yer verdi.

Ukrayna Devlet Tasarım Bürosu Luch, Neptun füze sistemine ait seyir füzelerini modernize ediyor. Füzenin son versiyonlarının menzilinin 1000 kilometreye ulaştığı belirtiliyor.

Ukraynalı General Sergey Krivonos daha önce yaptığı açıklamada, Neptun seyir füzesi programının geliştirilmesinin yaklaşık 36 milyon dolara mal olduğunu söylemişti.

Neptun-2 projesinin teknik ayrıntıları ise henüz açıklanmadı.

Defense Express’e göre Neptun-2’den temel performans özelliklerinde kapsamlı iyileştirmeler bekleniyor.

Yayın organı, öncelikli geliştirme alanlarından birinin düşman hava savunma sistemlerini aşma kabiliyetinin artırılması olabileceğini, bu noktada MBDA’nın düşük görünürlüğe sahip seyir füzeleri geliştirme konusundaki deneyiminin önemli rol oynayabileceğini belirtti.

Ukrayna’nın füze envanterinin önemli bir bölümünü halen Batılı ülkeler tarafından sağlanan sistemler oluşturuyor. Bunlar arasında ABD yapımı ATACMS taktik balistik füzeleri ile İngiltere’nin tedarik ettiği Storm Shadow seyir füzeleri de yer alıyor.

Ukrayna, Neptun ve Storm Shadow füzelerini Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik saldırılarda aktif olarak kullanıyor. Mayıs ayında Taganrog’daki 325 No’lu Uçak Tamir Fabrikası ile Voronej’deki Baltimor askeri hava üssü saldırıya uğradı.

Mart ayında Ukrayna kuvvetleri, Bryansk’taki Kremniy El fabrikasına füze saldırısı düzenledi. Ukrayna Genelkurmayı, geçen yıl aralık ayında Rostov bölgesindeki Novoşahtinsk Petrol Ürünleri Fabrikası’na yönelik saldırıyı doğrulamıştı.

Geçen yıl ekim ayında ise Storm Shadow füzeleri Bryansk Kimya Fabrikası’na yönelik saldırıda kullanıldı.

Bloomberg’in aktardığına göre Birleşik Krallık, 2024 sonbaharında Ukrayna’ya onlarca Storm Shadow füzesi teslim etti.

Storm Shadow füzelerinin Rusya topraklarında ilk kullanımı ise 20 Kasım’da Kursk bölgesindeki Maryino yerleşimindeki bir komuta merkezine yönelik saldırıda kayda geçti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English