Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rutte: ABD’nin geri çekildiği yerleri Avrupa dolduruyor

Yayınlanma

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye göre Avrupalı NATO müttefikleri, ABD’nin ittifaka tahsis ettiği savaş alanı teçhizatının büyük bir kısmını telafi etme taahhüdünde bulundu.

Washington, geçen ayın sonlarında NATO müttefiklerine, ittifakın savaş zamanında yararlanabileceği kaynak havuzundan stratejik bombardıman uçakları, avcı jetleri, insansız hava araçları, denizaltılar ve savaş gemileri dahil olmak üzere çok çeşitli askeri yetenekleri geri çekeceğini bildirmişti.

Brüksel’de gazetecilere konuşan Rutte, “Şu anda üzerinde çalıştığımız konu, ABD’nin bugüne kadar sağladığı kaynakların boşluğunun doldurulmasını sağlamak. Bunun büyük bir kısmı tamamlandı; bir kısmı neredeyse tamamlandı, bir kısmı ise daha fazla tartışma ve görüşme gerektiriyor,” dedi ve şöyle devam etti:

“ABD, ‘katkılarımızı NATO kuvvet modeline göre ayarladık’ diyor; bu, diğer müttefiklerin daha fazla adım atması gerektiği anlamına geliyor. Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın daha fazlasını yapmaya hazır, istekli ve muktedir olduğunu görüyoruz.”

Uygulamada, ABD’nin çekilme kararı, bu yeteneklerin artık NATO savaş planlarına dahil edilmeyeceği ama savaş sırasında Washington tarafından yine de konuşlandırılabileceği anlamına geliyor.

Buna karşılık, Avrupalı müttefikler bu askeri varlıkları telafi etmek ve yerini doldurmak için çabalıyor.

Diplomatlar, bunların bir kısmının müttefiklerin tekliflerine dayalı olarak “aynı türden” ikameler olacağını, diğerlerinin ise geleneksel hava varlıklarının insansız hava araçlarıyla değiştirilmesi de dahil olmak üzere yaratıcı düşünme gerektirebileceğini belirtti.

Stratejik bombardıman uçakları gibi diğerleri ise, Avrupa’nın bu konuda bir ikamesi olmadığı göz önüne alındığında daha zorlu bir süreç olacak.

POLITICO’ya konulan diplomalardan biri, “Müttefikler, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak ittifak zirvesine yetiştirmek üzere, Temmuz ayı başlarına kadar yeni tekliflerini sunacaklar… ve bunlar derhal devreye girecek. Dolayısıyla, yeterli teklifler yapılırsa, hiçbir boşluk olmayacak,” dedi.

“Avrupalı müttefikler, yetenekler konusunda taahhütlerini yerine getirmeye başladılar,” diyen üçüncü bir NATO diplomatı, şunları ekledi:

“Planları, ilgilenen tüm müttefikler ve katkıda bulunanlarla bir araya gelerek tasarlıyoruz; bu sayede yetenekler ve zaman çizelgeleri konusunda bir esnekliğimiz var.”

Bu kesintiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Washington için yararsız olduğunu defalarca eleştirdiği ittifaktaki Amerika’nın rolünü azaltmaya yönelik uzun süredir devam eden çabalarını yansıtıyor. Ayrıca, yönetimin Hint-Pasifik gibi diğer bölgelere yönelik askeri yönelimini de vurguluyor.

Diplomasi

Ermenistan’da eski Cumhurbaşkanı Koçaryan’a yeni suçlama

Yayınlanma

Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, muhalefetteki Ermenistan blokunun lideri ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan hakkında ceza soruşturması başlatılması için Başsavcılığa izin verdi. Koçaryan’ın avukatı Aram Orbelyan, suçlamaların 2004-2009 dönemine ait olduğunu ve dosyadaki bilgilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu (MSK), 17 Haziran’daki toplantısında muhalefetteki Ermenistan blokunun lideri Robert Koçaryan hakkında ceza soruşturması başlatılması için Başsavcılığın talebine onay verdi.

Koçaryan’ın avukatı Aram Orbelyan, MSK binası önünde yaptığı açıklamada kararı doğruladı.

News.am‘in aktardığına göre Orbelyan, “Komisyon ceza kovuşturmasının yürütülmesine onay verdi. Komisyonun aldığı kararların hiçbiri gerçeğe uygun değil ve suçlamada yer alan bilgiler yanlış. Sadece temelsiz değil, yanlış” dedi.

Armenia Today’in haberine göre avukat, Koçaryan’a yöneltilen suçlamaların 2004-2009 yılları arasındaki olaylar ve bir eğitim kurumuna ait mülkün devriyle ilgili olduğunu söyledi.

Soruşturma makamları, değeri birkaç milyar dram olan taşınmazın 12 milyon drama satıldığını, daha sonra da Koçaryan ailesinden bir kişinin mülkiyetine geçtiğini öne sürüyor.

Orbelyan ise bu iddiayı reddetti. Avukat, mülkün devrine ilişkin kararın Koçaryan’ın yer almadığı hükümet tarafından alındığını, belgenin cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasının ise 1995 Anayasası’nın gereği olduğunu ifade etti.

Savunma tarafının suçlamaları çürüten bilgi ve belgeleri MSK’ya sunduğunu belirten Orbelyan, komisyonun hukuki argümanları değerlendirmediğini ve dosyadaki materyalleri incelemediğini söyledi.

Koçaryan, 1998-2008 yılları arasında Ermenistan’ın ikinci cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Ayrıca 1 Ocak 2024’e kadar varlığını sürdüren ve uluslararası alanda tanınmayan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin ilk lideriydi.

2020 yılında, 2008’de anayasal düzeni devirmekle suçlandığı davada yargılanan Koçaryan, 4 milyon dolar kefalet karşılığında serbest bırakılmıştı. 2021’de Koçaryan’ın yanı sıra eski Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü Genel Sekreteri Yuri Haçaturov, eski Savunma Bakanı Seyran Ohanyan ve eski Başbakan Yardımcısı Armen Gevorkyan hakkındaki dava düşürüldü.

Daha sonra Anayasa Mahkemesi, sanıklara yöneltilen suçlamanın dayandığı maddenin anayasanın iki maddesiyle çeliştiğine ve geçersiz olduğuna hükmetti.

Orbelyan, mevcut dosyanın ayrıca Koçaryan’ın oğlu Sedrak Koçaryan’ın daha sonraki yıllarda bir şirkette piyasa değeri üzerinden hisse satın almasıyla ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyledi.

Avukata göre konu, daha önce kiraya verilen ve sonrasında mali sıkıntılar nedeniyle yatırımcı arayan başka bir kişi tarafından geliştirilen Master Class tenis kulübü arazisiyle ilgili.

Orbelyan, dosyada suç teşkil eden herhangi bir unsur bulunmadığını, soruşturmanın tek nedeninin ülkedeki siyasi süreçler olduğunu ve zaman aşımı süresinin de dolduğunu ifade etti.

Armenia Today’in aktardığına göre Ermenistan Başsavcılığı, bir gün önce Koçaryan hakkında ceza soruşturması başlatılması talebiyle MSK’ya başvurmuştu.

Başsavcılık talebin gerekçesini açıklamadı. Kurum ayrıca Ermenistan blokundan milletvekili adayı Asatur Koçaryan ve Ruslan Barseğyan’ın tutuklanması için de onay istedi.

Koçaryan’ın ofis yöneticisi Bagrat Mikoyan daha önce eski cumhurbaşkanına herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini açıklamıştı.

Koçaryan’ın ofisi, Başsavcılığın başvurusunun havaalanında yaşanan ve kendisine ülkeyi terk etmesinin engellendiği olayın devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

Ofisten yapılan açıklamada ayrıca, daha önce soruşturma komitesi ile yolsuzlukla mücadele komitesinin Koçaryan hakkında herhangi bir kovuşturma yürütülmediğini bildirdiği hatırlatıldı.

Başsavcılığın son girişimi ise dava üretme çabası olarak nitelendirildi.

Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerine katılım oranı yüzde 58,97 oldu. Bir hafta sonra kesin sonuçları açıklayan MSK’ya göre Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi oyların yüzde 49,74’ünü alarak 64 milletvekilliği kazandı.

Samvel Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan partisi yüzde 23,27 oyla 29 sandalye elde ederken, Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan bloku yüzde 9,92 oyla 12 milletvekilliği kazandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

WSJ’den ABD-İran anlaşması analizi

Yayınlanma

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının analizini yayınladı.

Laurence Norman, Alexander Ward, Summer Said ve Vera Bergengruen imzasıyla yayımlanan analiz, gazetecilere anlaşma hakkında brifing veren Amerikan yetkililere kısa atıflarla başlıyor.

WSJ’ye göre çarşamba günü verilen brifingde konuşan bir yetkiliye göre, İran ABD’den metnin kendisini yayınlamamasını istedi.

Ateşkese Lübnan’ın da dahil edildiği ilk madde hakkında yorum yapan WSJ, Lübnan’ın listeye dahil edilmesinin İsrail’de oldukça tartışmalı bir konu olduğuna işaret etti. Gazete, resmi açıklamada Lübnan’ın egemenliği konusunda daha sert ifadelerin yer aldığını da vurguladı.

Tarafların birbirlerinin içişlerine karışmayacağına dair maddeyi yorumlayan gazete, “Başkan Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşı İranlıları rejimi devirmeye çağırarak başlattılar; fakat Tahran’daki hükümetin direnişi karşısında bu hedef zamanla geri plana düştü,” diye yazdı.

İran’ın nükleer programı ve yeniden yapılanma fonlarıyla ilgili “zorlu” konuların ikinci aşamada ele alınacağına işaret eden WSJ, anlaşmanın özünün ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın durdurulması olduğunun altını çizdi.

ABD-İran arasındaki 14 maddelik mutabakat muhtırasının tam metni açıklandı

Brifinge katılan hükümet yetkilisi, Amerikan birliklerinin çekilmesi için belirlenen son tarihin, nükleer ve diğer konularda nihai bir anlaşmaya varılmasından sonra olacağını belirtti.

Hürmüz Boğazı’nın açılması ile ilgili maddeye yaptığı yorumda gazete, anlaşma kapsamında İran’ın temel yükümlülüğünün, boğaz üzerindeki kontrolünü kaldırmak olduğunu öne sürdü.

WSJ şu notu düştü.

“Güncellenen metinde, İran’ın 60 gün boyunca transit geçiş ücreti almamayı kabul ettiği ve boğazın gelecekteki idaresi konusunda Umman ile işbirliği yapma planını onayladığı belirtiliyor; fakat bu görüşmelere diğer Körfez devletlerinin de dahil edilmesi gerektiği ifade ediliyor.”

300 milyar dolarlık yeniden yapılandırma fonundan bahseden maddeyi yorumlayan WSJ, bunun “İran’ın nükleer alanda ABD’nin taleplerini yerine getirmesi halinde elde edebileceği iktisadi faydalar konusunda yeni bir gelişme” olduğunu yazdı.

Trump’ın bu yeniden yapılandırma fonu için ABD’den herhangi bir finansman sağlanmayacağını belirttiğini hatırlatan analiz, güncellenen taslakta, yatırımcıların katılımı için gerekli olan yaptırım muafiyetlerinin ABD tarafından verileceğinin kayıt altına alındığını vurguladı.

WSJ’ye göre anlaşmadaki “en büyük havuç”, İran’ın ABD’nin taleplerini yerine getirmesi halinde ekonomiyi felce uğratan yaptırımların sona ermesi. Analize göre anlaşmanın güncellenen versiyonunda ABD, bu konunun İran için ne kadar acil olduğunu kabul ediyor.

İran nükleer programı hakkındaki maddeyi değerlendiren WSJ, Tahran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair uzun süredir dile getirdiği taahhüdünü yinelediğini belirtti.

Güncellenen metinde, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun imhası konusunda daha somut ifadeler yer alıyor. WSJ’nin aktardığına göre ise üst düzey bir yönetim yetkilisi, İran’ın bu stoğu imha etmeyi taahhüt ettiğini belirtti.

Bu metinde ayrıca gelecekteki nükleer zenginleştirme konusuna da özel olarak değiniliyor ve İran, bu konunun ABD için ne kadar acil olduğunu kabul ediyor.

Bu mesele ile ilgili diğer madde ise “statükonun korunması” ile ilgili. WSJ, bu maddenin nükleer gerilimi mevcut haliyle donduracağını yazdı.

WSJ’ye göre mutabakat zaptında ABD’nin verdiği en önemli tavizlerden biri petrol satışı ile ilgili:

“İran’ın istediği gibi petrol satmasına ve bundan mali kazanç elde etmesine olanak tanıyan, Amerika’nın verdiği önemli bir ön taviz.”

İran’ın dondurulan varlıkları ile ilgili madde ise “müzakerelerdeki ilerlemeye” bağlandı. WSJ, “ABD, müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye bağlı olarak İran’ın, tahmini 100 milyar dolarlık dondurulmuş varlıklarının bir kısmına erişmesine izin verecek,” diye yazdı.

WSJ’ye göre, mutabakat zaptı ikinci aşamadaki tartışmanın kapsamını sınırlayarak, İran’ın balistik füze programını ve bölgesel milis ağını tartışma dışı bırakıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Finlandiya nükleer silah yasağını kaldıran yasayı kabul etti

Yayınlanma

Finlandiya Parlamentosu, ülke topraklarında nükleer silahların ithali, taşınması ve depolanmasına yönelik yasağı kaldıran düzenlemeyi kabul etti. Hükümet, barış döneminde Finlandiya’ya nükleer silah konuşlandırmayı planlamadığını belirtirken, kararın Avrupa’daki güvenlik ortamındaki kötüleşme nedeniyle alındığını açıkladı. 

Finlandiya Parlamentosu, ülke topraklarında nükleer silahların ithali, taşınması ve depolanmasına yönelik yasağı kaldıran yasayı kabul etti.

Bloomberg’in haberine göre düzenleme, 61 milletvekilinin karşı oyuna karşılık 125 milletvekilinin desteğiyle kabul edildi. Yasa değişikliği, ulusal savunmanın sağlanması için gerekli görülen durumlarda nükleer silahların ülkeye ithal edilmesine, taşınmasına ve depolanmasına izin veriyor.

Finlandiya makamları ise barış döneminde ülke topraklarında nükleer silah konuşlandırmayı planlamadıklarını açıkladı.

Savunma Bakanı Antti Häkkänen, yasanın kabul edilmesinin ülkenin savunma kapasitesini güçlendirdiğini ve Finlandiya’nın korunması için NATO’nun nükleer caydırıcılık mekanizmalarının tam olarak kullanılabilmesini sağladığını söyledi.

Hükümet yetkilileri, kararın Avrupa’daki güvenlik ortamının kötüleşmesi karşısında alındığını belirtti.

Yasal değişiklikler, Finlandiya’nın 2023 yılında NATO’ya katılmasının ardından ittifak yapılarıyla bütünleşme sürecindeki yeni adımlardan biri olarak görülüyor.

Ülke ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa’daki müttefiklere Fransız nükleer caydırıcılık mekanizmalarının genişletilmesine yönelik girişimine katılma olasılığını da değerlendiriyor. Finlandiya’nın bu konuda kararını sonbaharda vermesi bekleniyor.

Macron, mart ayında Fransa’nın nükleer kapasitesinden yararlanarak Avrupa güvenliğinin güçlendirilmesini amaçlayan girişimini açıklamıştı.

Macron’a göre Fransa’nın müttefikleri ortak nükleer caydırıcılık mekanizmalarına katılabilecek. Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca ülkesinin nükleer kuvvetlerini modernize etme ve geliştirme planlarını da duyurmuştu.

Fransa, Rusya, ABD ve Çin’in ardından dünyanın en büyük dördüncü nükleer cephaneliğine sahip ülke konumunda. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre Fransa’nın yaklaşık 290 nükleer savaş başlığı var.

Moskova daha önce yaptığı açıklamalarda, Finlandiya topraklarında nükleer silahların konuşlandırılması ihtimalinin Rusya’nın askeri planlamalarında dikkate alınacağını belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English