Bizi Takip Edin

Diplomasi

WSJ’den ABD-İran anlaşması analizi

Yayınlanma

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının analizini yayınladı.

Laurence Norman, Alexander Ward, Summer Said ve Vera Bergengruen imzasıyla yayımlanan analiz, gazetecilere anlaşma hakkında brifing veren Amerikan yetkililere kısa atıflarla başlıyor.

WSJ’ye göre çarşamba günü verilen brifingde konuşan bir yetkiliye göre, İran ABD’den metnin kendisini yayınlamamasını istedi.

Ateşkese Lübnan’ın da dahil edildiği ilk madde hakkında yorum yapan WSJ, Lübnan’ın listeye dahil edilmesinin İsrail’de oldukça tartışmalı bir konu olduğuna işaret etti. Gazete, resmi açıklamada Lübnan’ın egemenliği konusunda daha sert ifadelerin yer aldığını da vurguladı.

Tarafların birbirlerinin içişlerine karışmayacağına dair maddeyi yorumlayan gazete, “Başkan Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşı İranlıları rejimi devirmeye çağırarak başlattılar; fakat Tahran’daki hükümetin direnişi karşısında bu hedef zamanla geri plana düştü,” diye yazdı.

İran’ın nükleer programı ve yeniden yapılanma fonlarıyla ilgili “zorlu” konuların ikinci aşamada ele alınacağına işaret eden WSJ, anlaşmanın özünün ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın durdurulması olduğunun altını çizdi.

ABD-İran arasındaki 14 maddelik mutabakat muhtırasının tam metni açıklandı

Brifinge katılan hükümet yetkilisi, Amerikan birliklerinin çekilmesi için belirlenen son tarihin, nükleer ve diğer konularda nihai bir anlaşmaya varılmasından sonra olacağını belirtti.

Hürmüz Boğazı’nın açılması ile ilgili maddeye yaptığı yorumda gazete, anlaşma kapsamında İran’ın temel yükümlülüğünün, boğaz üzerindeki kontrolünü kaldırmak olduğunu öne sürdü.

WSJ şu notu düştü.

“Güncellenen metinde, İran’ın 60 gün boyunca transit geçiş ücreti almamayı kabul ettiği ve boğazın gelecekteki idaresi konusunda Umman ile işbirliği yapma planını onayladığı belirtiliyor; fakat bu görüşmelere diğer Körfez devletlerinin de dahil edilmesi gerektiği ifade ediliyor.”

300 milyar dolarlık yeniden yapılandırma fonundan bahseden maddeyi yorumlayan WSJ, bunun “İran’ın nükleer alanda ABD’nin taleplerini yerine getirmesi halinde elde edebileceği iktisadi faydalar konusunda yeni bir gelişme” olduğunu yazdı.

Trump’ın bu yeniden yapılandırma fonu için ABD’den herhangi bir finansman sağlanmayacağını belirttiğini hatırlatan analiz, güncellenen taslakta, yatırımcıların katılımı için gerekli olan yaptırım muafiyetlerinin ABD tarafından verileceğinin kayıt altına alındığını vurguladı.

WSJ’ye göre anlaşmadaki “en büyük havuç”, İran’ın ABD’nin taleplerini yerine getirmesi halinde ekonomiyi felce uğratan yaptırımların sona ermesi. Analize göre anlaşmanın güncellenen versiyonunda ABD, bu konunun İran için ne kadar acil olduğunu kabul ediyor.

İran nükleer programı hakkındaki maddeyi değerlendiren WSJ, Tahran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair uzun süredir dile getirdiği taahhüdünü yinelediğini belirtti.

Güncellenen metinde, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun imhası konusunda daha somut ifadeler yer alıyor. WSJ’nin aktardığına göre ise üst düzey bir yönetim yetkilisi, İran’ın bu stoğu imha etmeyi taahhüt ettiğini belirtti.

Bu metinde ayrıca gelecekteki nükleer zenginleştirme konusuna da özel olarak değiniliyor ve İran, bu konunun ABD için ne kadar acil olduğunu kabul ediyor.

Bu mesele ile ilgili diğer madde ise “statükonun korunması” ile ilgili. WSJ, bu maddenin nükleer gerilimi mevcut haliyle donduracağını yazdı.

WSJ’ye göre mutabakat zaptında ABD’nin verdiği en önemli tavizlerden biri petrol satışı ile ilgili:

“İran’ın istediği gibi petrol satmasına ve bundan mali kazanç elde etmesine olanak tanıyan, Amerika’nın verdiği önemli bir ön taviz.”

İran’ın dondurulan varlıkları ile ilgili madde ise “müzakerelerdeki ilerlemeye” bağlandı. WSJ, “ABD, müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye bağlı olarak İran’ın, tahmini 100 milyar dolarlık dondurulmuş varlıklarının bir kısmına erişmesine izin verecek,” diye yazdı.

WSJ’ye göre, mutabakat zaptı ikinci aşamadaki tartışmanın kapsamını sınırlayarak, İran’ın balistik füze programını ve bölgesel milis ağını tartışma dışı bırakıyor.

Diplomasi

Ukrayna’da Zelenskiy’e uzanan Forrest Gump operasyonu başladı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Cumhurbaşkanlığı Ofisi yetkililerinin de yer aldığı bir suç örgütünü ortaya çıkarmak amacıyla “Forrest Gump” adlı özel operasyonu başlattı. Milletvekillerinin, bankaların ve eski bakanların adının geçtiği soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın evinde arama yapılırken Mudra daha sonra görevden alındı.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU), Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) savcılarıyla birlikte 19 Ağustos sabahı “Forrest Gump” adı verilen bir özel operasyon başlattığını duyurdu.

Kurumların açıklamasına göre operasyon, mevcut ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi çalışanları ile diğer şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünü çökertmeyi hedefliyor.

Verhovna Rada Milletvekili Yaroslav Jeleznyak’ın paylaştığı bilgilere göre dosya, daha önce Muhalefet Platformu – Yaşam İçin partisinin üyesi olan mevcut parlamenterlerden birini kapsıyor.

Strana.ua portalı ise söz konusu kişinin Ukrayna’nın Yeniden İnşası grubunun gayriresmi lideri Vadim Stolar olabileceğini yazdı.

Milletvekili Jeleznyak, soruşturmanın Volodimir Zelenskiy’nin ofisindeki başkan yardımcılarından birine de uzandığını doğruladı.

Milletvekili Oleksiy Gonçarenko da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Ofisinde hukuki ve adli meselelerden sorumlu olan Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın adresinde aramalar yapıldığını bildirdi. Mudra daha sonra görevinden alındı.

NABU, soruşturma kapsamında SAP ile birlikte Ukrayna merkezli Sense Bank bünyesinde aramalar gerçekleştirdiğini açıkladı.

Jeleznyak’ın aktardığına göre bu aramalar, Ukraynalı iş insanı Timur Mindıç’ın yolsuzluk dosyasıyla bağlantılı bulunuyor. Bankanın, eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına yatırılacak kefaletin bir kısmının aktarılmasında kanal olarak kullanıldığı dava dosyasında yer aldı.

Milletvekilinin verdiği bilgiye göre burada 150 milyon grivnalık bir kaynağın toplanması söz konusuydu.

Ukrayna’da yolsuzlukla mücadele kurumları başsavcılığa bağlandı

Suspilne, Ukrayna Ulusal Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın ifade vermek üzere Verhovna Rada’ya çağrıldığını bildirdi.

NABU ve SAP’ın yürüttüğü özel operasyonun gölgesinde Verhovna Rada, Yevgen Hmara’nın Ukrayna Savunma Bakanlığı görevine getirilmesini onayladı ve Andriy Sıbiga’yı yeniden Dışişleri Bakanı olarak atadı.

Geçen sonbaharda, Cumhurbaşkanlığı Ofisinin eski başkanı Andriy Yermak’ın adresinde “Midas” davası kapsamında aramalar yapılmış, Yermak bu aramaların ardından Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. Bu dava, Ukrayna’daki nükleer santrallerin işletmecisi olan devlet kuruluşu Energoatom etrafındaki yolsuzluk planıyla bağlantılı.

Söz konusu planı organize etmekle Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından ve Volodimir Zelenskiy’nin yakın çalışma arkadaşlarından olan iş insanı Timur Mindıç suçlanmıştı.

Soruşturma makamlarının tespitine göre şebeke üyeleri, işletmeyle iş yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila yüzde 15’i oranında rüşvet talep ediyordu. NABU ve SAP, mayıs ayında Yermak’a 460 milyon grivnanın (10,4 milyon dolardan fazla) aklanması suçlamasını yöneltti.

Mindıç’ın kendi adresinde ise 10 Kasım’da arama yapıldı. Ancak iş insanı, aramalardan birkaç saat önce Ukrayna’dan ayrılmayı başardı ve daha sonra İsrail’de bulunduğu anlaşıldı. Zelenskiy, Mindıç’a yönelik yaptırım kararı aldı.

Zelenskiy, yolsuzluk skandalı sonrası konuştu: Arkamdan neler çevrildiğini bilmiyordum

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hürmüz’de riskler devam ederken iki Çin bağlantılı süper tanker geri döndü

Yayınlanma

Deniz taşımacılığına yönelik risklerin yüksek seyretmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı sert bir tutum benimsemesinin ardından trafiğin normale dönme ihtimalinin azalmasıyla, Çin bağlantılı iki süper tanker Hürmüz Boğazı’nda U dönüşü yaptı.

Gemi takip verilerine göre, Irak’tan yüklediği ham petrolü taşıyan Sea V adlı tanker, salı günü Basra Körfezi’nden Hürmüz’e doğru ilerlerken rotasını tersine çevirdi ve şu anda boğazın ortasında bekliyor. Hestia ise çarşamba günü erken saatlerde Umman kıyısı boyunca körfeze girdikten sonra yön değiştirerek yeniden dışarı çıktı. Gemilerin neden aniden rota değiştirdiği henüz bilinmiyor.

Çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) Hong Kong bayrağı taşıyor ve gemilerde Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal yayıyordu. Salı günü, Birleşik Arap Emirlikleri bağlantılı Amara adlı bir yakıt tankeri de boğazda birkaç kez U dönüşü yaptı ve çarşamba itibarıyla İran yakınlarında, su yolunda kalmayı sürdürüyor.

İran’dan gelebilecek saldırı tehdidinin yüksek kalması nedeniyle dar su yolundaki gözlemlenebilir gemi trafiği oldukça düşük seviyelere geriledi. İngiltere Donanması salı günü, Umman kıyısı boyunca körfezden çıkmakta olan bir geminin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdi. Bu olay, son dönemde gemilere yönelik gerçekleştirilen bir dizi saldırıya bir yenisini ekledi.

Trump’ın Tahran ile devam eden herhangi bir görüşme bulunmadığında ısrar etmesinin ardından deniz taşımacılığına yönelik risklerin sürmesi bekleniyor. Bu durum, Orta Doğu’daki düşük yoğunluklu ancak devam eden çatışmayı belirsizlik içinde bırakıyor. İran’ın ABD ile müzakerelerden sorumlu baş müzakerecisi de Washington’ın deniz ablukasını kaldırmak, petrol yaptırımlarını sona erdirmek ve askerî operasyonlara son vermek gibi bir dizi tedbiri kabul edene kadar Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmayacağını söyledi.

Tehditlere rağmen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmayı denemeye devam ettiği görülüyor. Hong Kong bayraklı bir diğer VLCC olan Erecter, Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal vererek boğazdan Basra Körfezi’ne doğru geçiş yapıyor. Bloomberg News’in gördüğü taşıma bağlantılarına göre gemi son olarak Irak’tan bir kargo almak üzere kiralanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

MAGA ile Papa, Batı Şeria nedeniyle karşı karşıya geldi

Yayınlanma

ABD’deki Trump destekçisi MAGA hareketi ile Papa Leo arasındaki gerilim bu sefer Batı Şeria’daki yerleşimci terörü nedeniyle yükseldi.

Pazar günü Angelus duası sırasında konuşan Papa XIV. Leo, “Batı Şeria’daki Filistinli sivil nüfusa yönelik devam eden şiddetin sona erdirilmesi yönündeki çağrımı yineliyorum ve adil ve kalıcı bir barış için iki devletli çözümün ilerletilmesi amacıyla uluslararası topluma acilen çağrıda bulunuyorum,” dedi.

Papa, bu açıklamayı, Nablus’un güneyindeki Kusra köyünün kuşatılmasının başlamasından bir hafta sonra yaptı.

İsrailli yerleşimciler, temmuz ayında bu köydeki üç Filistinli evin su ve elektriğini kesmiş, evlerin önünü taş yığınlarıyla kapatmış ve aralarına bir çadır kurmuştu.

Filistin kökenli ABD’li, İsrailli yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı

Papa Leo’ya yönelik tepkiler de gecikmedi. 2017’den 2021’e kadar Donald Trump’ın İsrail büyükelçisi olan David Friedman, Papa’nın paylaşımından alıntı yaptı ve ona doğrudan yanıt verdi:

“Yahudiye ve Samiriye’deki (bu bölgeye ilişkin İncil’deki atıfla bir sorununuz olmadığını varsayıyorum) şiddet olaylarının ezici çoğunluğu Filistinli haydutlar tarafından başlatılıyor.”

Siyonistler, Batı Şeria’ya “Yahudiye ve Samiriye” adını veriyor.

Friedman Leo’ya ise, “böyle paylaşımlarla itibarını zedelemeden önce gerçekleri iyice araştırması” tavsiyesinde bulundu. Bu paylaşım 200.000’den fazla kez görüntülendi.

Friedman ayrıca mesajına “Ekselansları” ifadesiyle başladı; bu, papa için değil, kardinaller için kullanılan bir unvan.

MAGA ile Papa arasındaki tartışmalar yeni değil. ABD’nin Vatikan Büyükelçisi Brian Burch, temmuz ayında New York Times’a verdiği demeçte, “Papa, Vatikan’ın egemen lideri olarak hareket ettiğinde, dünya liderleriyle eşit konumdadır,” demişti.

MAGA-Papa gerilimi alttan alta yükseliyor

Burch’a göre Leo, İran savaşını haksız olarak değerlendiremezdi; çünkü elinde yalnızca “sınırlı sayıda olgu” vardı ve o savaşı kınadığında bunu Katolik Kilisesi’nin lideri olarak değil, Vatikan Şehir Devleti’nin siyasi başkanı sıfatıyla yapmıştı.

Vatikan buna dört gün içinde yanıt verdi. Vatikan İletişim İdaresi’nin yayın direktörü Andrea Tornielli, şöyle yazdı: “Petrus’un Halefi bir devlet başkanı olarak konuşmuyor. O sadece İncil’i duyuruyor.”

İsrail ve Gazze’de barış, Papa XIV. Leo’nun papalığı boyunca sürekli gündemde tuttuğu bir mesele. İran’da barış, ABD’deki göçmen baskınları ve Afrika’da Hıristiyanlara yönelik şiddet konularından da bahsediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English