Diplomasi
Ermenistan’da eski Cumhurbaşkanı Koçaryan’a yeni suçlama

Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, muhalefetteki Ermenistan blokunun lideri ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan hakkında ceza soruşturması başlatılması için Başsavcılığa izin verdi. Koçaryan’ın avukatı Aram Orbelyan, suçlamaların 2004-2009 dönemine ait olduğunu ve dosyadaki bilgilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu (MSK), 17 Haziran’daki toplantısında muhalefetteki Ermenistan blokunun lideri Robert Koçaryan hakkında ceza soruşturması başlatılması için Başsavcılığın talebine onay verdi.
Koçaryan’ın avukatı Aram Orbelyan, MSK binası önünde yaptığı açıklamada kararı doğruladı.
News.am‘in aktardığına göre Orbelyan, “Komisyon ceza kovuşturmasının yürütülmesine onay verdi. Komisyonun aldığı kararların hiçbiri gerçeğe uygun değil ve suçlamada yer alan bilgiler yanlış. Sadece temelsiz değil, yanlış” dedi.
Armenia Today’in haberine göre avukat, Koçaryan’a yöneltilen suçlamaların 2004-2009 yılları arasındaki olaylar ve bir eğitim kurumuna ait mülkün devriyle ilgili olduğunu söyledi.
Soruşturma makamları, değeri birkaç milyar dram olan taşınmazın 12 milyon drama satıldığını, daha sonra da Koçaryan ailesinden bir kişinin mülkiyetine geçtiğini öne sürüyor.
Orbelyan ise bu iddiayı reddetti. Avukat, mülkün devrine ilişkin kararın Koçaryan’ın yer almadığı hükümet tarafından alındığını, belgenin cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasının ise 1995 Anayasası’nın gereği olduğunu ifade etti.
Savunma tarafının suçlamaları çürüten bilgi ve belgeleri MSK’ya sunduğunu belirten Orbelyan, komisyonun hukuki argümanları değerlendirmediğini ve dosyadaki materyalleri incelemediğini söyledi.
Koçaryan, 1998-2008 yılları arasında Ermenistan’ın ikinci cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Ayrıca 1 Ocak 2024’e kadar varlığını sürdüren ve uluslararası alanda tanınmayan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin ilk lideriydi.
2020 yılında, 2008’de anayasal düzeni devirmekle suçlandığı davada yargılanan Koçaryan, 4 milyon dolar kefalet karşılığında serbest bırakılmıştı. 2021’de Koçaryan’ın yanı sıra eski Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü Genel Sekreteri Yuri Haçaturov, eski Savunma Bakanı Seyran Ohanyan ve eski Başbakan Yardımcısı Armen Gevorkyan hakkındaki dava düşürüldü.
Daha sonra Anayasa Mahkemesi, sanıklara yöneltilen suçlamanın dayandığı maddenin anayasanın iki maddesiyle çeliştiğine ve geçersiz olduğuna hükmetti.
Orbelyan, mevcut dosyanın ayrıca Koçaryan’ın oğlu Sedrak Koçaryan’ın daha sonraki yıllarda bir şirkette piyasa değeri üzerinden hisse satın almasıyla ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyledi.
Avukata göre konu, daha önce kiraya verilen ve sonrasında mali sıkıntılar nedeniyle yatırımcı arayan başka bir kişi tarafından geliştirilen Master Class tenis kulübü arazisiyle ilgili.
Orbelyan, dosyada suç teşkil eden herhangi bir unsur bulunmadığını, soruşturmanın tek nedeninin ülkedeki siyasi süreçler olduğunu ve zaman aşımı süresinin de dolduğunu ifade etti.
Armenia Today’in aktardığına göre Ermenistan Başsavcılığı, bir gün önce Koçaryan hakkında ceza soruşturması başlatılması talebiyle MSK’ya başvurmuştu.
Başsavcılık talebin gerekçesini açıklamadı. Kurum ayrıca Ermenistan blokundan milletvekili adayı Asatur Koçaryan ve Ruslan Barseğyan’ın tutuklanması için de onay istedi.
Koçaryan’ın ofis yöneticisi Bagrat Mikoyan daha önce eski cumhurbaşkanına herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini açıklamıştı.
Koçaryan’ın ofisi, Başsavcılığın başvurusunun havaalanında yaşanan ve kendisine ülkeyi terk etmesinin engellendiği olayın devamı niteliğinde olduğunu belirtti.
Ofisten yapılan açıklamada ayrıca, daha önce soruşturma komitesi ile yolsuzlukla mücadele komitesinin Koçaryan hakkında herhangi bir kovuşturma yürütülmediğini bildirdiği hatırlatıldı.
Başsavcılığın son girişimi ise dava üretme çabası olarak nitelendirildi.
Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerine katılım oranı yüzde 58,97 oldu. Bir hafta sonra kesin sonuçları açıklayan MSK’ya göre Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi oyların yüzde 49,74’ünü alarak 64 milletvekilliği kazandı.
Samvel Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan partisi yüzde 23,27 oyla 29 sandalye elde ederken, Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan bloku yüzde 9,92 oyla 12 milletvekilliği kazandı.
Diplomasi
MAGA ile Papa, Batı Şeria nedeniyle karşı karşıya geldi

ABD’deki Trump destekçisi MAGA hareketi ile Papa Leo arasındaki gerilim bu sefer Batı Şeria’daki yerleşimci terörü nedeniyle yükseldi.
Pazar günü Angelus duası sırasında konuşan Papa XIV. Leo, “Batı Şeria’daki Filistinli sivil nüfusa yönelik devam eden şiddetin sona erdirilmesi yönündeki çağrımı yineliyorum ve adil ve kalıcı bir barış için iki devletli çözümün ilerletilmesi amacıyla uluslararası topluma acilen çağrıda bulunuyorum,” dedi.
Papa, bu açıklamayı, Nablus’un güneyindeki Kusra köyünün kuşatılmasının başlamasından bir hafta sonra yaptı.
İsrailli yerleşimciler, temmuz ayında bu köydeki üç Filistinli evin su ve elektriğini kesmiş, evlerin önünü taş yığınlarıyla kapatmış ve aralarına bir çadır kurmuştu.
Filistin kökenli ABD’li, İsrailli yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı
Papa Leo’ya yönelik tepkiler de gecikmedi. 2017’den 2021’e kadar Donald Trump’ın İsrail büyükelçisi olan David Friedman, Papa’nın paylaşımından alıntı yaptı ve ona doğrudan yanıt verdi:
“Yahudiye ve Samiriye’deki (bu bölgeye ilişkin İncil’deki atıfla bir sorununuz olmadığını varsayıyorum) şiddet olaylarının ezici çoğunluğu Filistinli haydutlar tarafından başlatılıyor.”
Siyonistler, Batı Şeria’ya “Yahudiye ve Samiriye” adını veriyor.
Friedman Leo’ya ise, “böyle paylaşımlarla itibarını zedelemeden önce gerçekleri iyice araştırması” tavsiyesinde bulundu. Bu paylaşım 200.000’den fazla kez görüntülendi.
Friedman ayrıca mesajına “Ekselansları” ifadesiyle başladı; bu, papa için değil, kardinaller için kullanılan bir unvan.
MAGA ile Papa arasındaki tartışmalar yeni değil. ABD’nin Vatikan Büyükelçisi Brian Burch, temmuz ayında New York Times’a verdiği demeçte, “Papa, Vatikan’ın egemen lideri olarak hareket ettiğinde, dünya liderleriyle eşit konumdadır,” demişti.
Burch’a göre Leo, İran savaşını haksız olarak değerlendiremezdi; çünkü elinde yalnızca “sınırlı sayıda olgu” vardı ve o savaşı kınadığında bunu Katolik Kilisesi’nin lideri olarak değil, Vatikan Şehir Devleti’nin siyasi başkanı sıfatıyla yapmıştı.
Vatikan buna dört gün içinde yanıt verdi. Vatikan İletişim İdaresi’nin yayın direktörü Andrea Tornielli, şöyle yazdı: “Petrus’un Halefi bir devlet başkanı olarak konuşmuyor. O sadece İncil’i duyuruyor.”
İsrail ve Gazze’de barış, Papa XIV. Leo’nun papalığı boyunca sürekli gündemde tuttuğu bir mesele. İran’da barış, ABD’deki göçmen baskınları ve Afrika’da Hıristiyanlara yönelik şiddet konularından da bahsediyor.
Diplomasi
AB’den İsrail’e yeni destek

Gazze işgalinin başlamasından neredeyse üç yıl sonra, Avrupa Birliği hâlâ İsrail’e ve onun silah endüstrisine destek olmaya devam ediyor.
Sunulan bu desteğin en yeni örneği, eylül ayında başlaması planlanan bir “güvenlik araştırması” projesi ile ilgili.
İsrail İnovasyon Kurumu, AB’nin “güvenlik araştırması” hibelerine yönelik tekliflerin kalitesini artırmayı amaçlayan bu 3,5 milyon dolarlık projeden yararlanan ağın bir parçası.
Geçtiğimiz birkaç hafta içinde kurum, orman yangınlarıyla mücadele için “gelişmiş bir çözüm” olarak dört pervaneli insansız hava araçlarını pazarlamak amacıyla silah üreticisi İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) ile bir ortaklık kurdu.
IAI, kendi ifadesiyle İsrail’in Gazze’ye karşı yürüttüğü savaşta “derinlemesine yer alıyor.”
İsrail İnovasyon Kurumu’nun “güvenlik araştırması” olarak sınıflandırılan AB projelerine katılmasına izin verilmesi son derece anlamlı.
Electronic Intifada’ya göre “güvenlik araştırması” terimi, silah endüstrisini, özellikle de gözetleme teknolojisi üreticilerini desteklemek üzere tasarlanmış faaliyetler için kullanılan “kibar bir ifade.”.
AB tarafından finanse edilen “güvenlik araştırması”nın belirtilen hedefleri arasında “terörle mücadeleye katkıda bulunmak” ve “sınır yönetimini güçlendirmek” yer alıyor.
İsrail İnovasyon Kurumu, silah endüstrisini İsrail ekonomisinin “büyüme motorları” arasında sayıyor.
İsrail’in “güvenlik araştırmaları” faaliyetlerine katılımı, silah endüstrisinin Avrupa sınırlarının artan militarizasyonundan elde edilen kazançlarla da bağlantılı.
İsrailli Shladot şirketinin, Yunan polisine sınır devriyesi amacıyla zırhlı araçlar sağlamak üzere yeni bir ihaleyi kazandığı bildirildi.
Avrupa sınırlarının militarizasyonunu artırma çabaları, Varşova merkezli Frontex ajansı tarafından koordine ediliyor.
Ocak 2025’ten bu yana İsrail ile Frontex arasındaki temaslara ilişkin bir bilgi edinme hakkı talebinde bulunduğumda, ajans yedi adet ilgili belge tespit ettiğini belirtti.
Frontex, söz konusu belgelerin “tedarik” –ekipman satın alma veya kiralama– ile ilgili olduğunu doğrulasa da, içeriklerini açıklamadı.
Ajans, bu tür ayrıntıların açıklanmasının diğer ülkelerle “etkin işbirliğine zarar vereceğini” belirtti.
Frontex için bu tür bir işbirliğinin “hayati önem taşıdığını” ekleyen ajans, söz konusu belgelerin “tek taraflı olarak açıklanmasının” ajans ile İsrail arasındaki “karşılıklı güveni tehlikeye atacağını” iddia etti.
Frontex’in benimsediği yaklaşım, İsrail’e karşı gösterilen genel bir “saygı eğiliminin” parçası.
AB’nin dış politika sorumlusu Kaja Kallas, İsrail’i Güney Afrika’daki apartheid rejimiyle karşılaştırdığı iddiasıyla İsrail hükümeti tarafından istenmeyen kişi ilan edildi.
İsrail’in onu nasıl dışladığına rağmen, Kallas açıkça AB’nin İsrail ile güçlü bir ilişki sürdürmesini istiyor.
Geçen hafta, Kallas, İsrail’in biri Gazze’de, diğeri Batı Şeria’da olmak üzere iki AB operasyonunun “[yıllık] görev sürelerini uzatma” kararını “önemli bir adım” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
Washington Tahran’a karşı yeni yaptırım ve abluka planlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran ile diplomatik temasları durdurarak İran’ı zamana yayılmış ekonomik baskıyla çevreleme stratejisine geçti. CNN’e konuşan kaynaklara göre Washington yönetimi Çinli şirketlere yönelik yeni yaptırımlar, ikincil tarifeler ve kara ablukası gibi adımları masaya yatırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran politikasında değişikliğe giderek Tahran yönetimiyle müzakereleri sürdürmekten vazgeçti ve kademeli baskıyı artırma kararı aldı. CNN televizyonunun Amerikalı bir yetkiliye dayandırdığı habere göre Trump, yönetimindeki üst düzey isimlere İran ile yürütülen temasları sonlandırma talimatı verdi.
Beyaz Saray yetkililerinin kısa süre önce siyasi müttefiklerine strateji değişikliğini aktardığı belirtilen haberde, Washington yönetiminin yaklaşımını “mümkün olan en kısa sürede vurmak” yerine zamana yayarak “boğmak” şeklinde revize ettiği kaydedildi.
CNN kaynakları, Trump’ın İran müzakere heyetine Tahran ile herhangi bir diyaloğa girmeme yönünde kesin talimat ilettiğini bildirdi. Söz konusu müzakere ekibinde ABD liderinin damadı Jared Kushner, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Özel Temsilci Steve Witkoff yer alıyor.
Daha önce Tahran ile diplomatik çabaların ilerlediğini ve yeni bir anlaşmaya varılabileceğini defalarca dile getiren Trump, son açıklamasında ise İran tarafıyla hiçbir temasın bulunmadığını duyurdu.
Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformundaki paylaşımında, “İran İslam Cumhuriyeti ile herhangi bir müzakere veya temas yürütülmemektedir ve planlanmamaktadır” ifadelerini kullandı.
Açıklamasında İran’a yönelik deniz ablukasının sürdüğünü ve Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu belirten Trump, boğazdaki tüm deniz mayınlarının etkisiz hale getirildiğini ya da imha edildiğini kaydetti. İran cephesi ise Trump’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerini “yanılgı” olarak niteleyerek bu durumu düzelteceklerini açıkladı.
ABD bugüne kadar binlerce İranlı kişi ve şirketi yaptırım listesine aldı; fakat Reuters’ın aktardığına göre Tahran yönetimi engellenenlerin yerine hızla yeni yapılar kuruyor. Ajans, bu durumu köstebek vurma oyununa benzetti.
Reuters verilerine göre Washington’ın İran üzerindeki baskıyı artırmak için masada tuttuğu en muhtemel yöntemler arasında Çinli rafineriler ile büyük Çin bankalarına yaptırım uygulanması, kara ablukası ve ikincil tarifeler bulunuyor. Haberde, İran ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin ABD için temel engel niteliği taşıdığı vurgulandı. Pekin, İran petrolünün yüzde 90’ından fazlasını satın alıyor; ancak ABD yönetimi bu sevkiyatlarda rol alan büyük aktörlere yaptırım uygulamaktan şimdilik kaçınıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump’ın İran’ın ekonomik tecridini “görülmemiş bir seviyeye” çıkaracak tedbirler hazırladığını söyledi.
Bölgede Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer kısıtlı kalmaya devam ediyor. İran, 11 Ağustos’ta çatışmaların durdurulması, yaptırımların ve ablukanın kaldırılması, zararların tazmini ile dondurulan varlıkların serbest bırakılmasını içeren boğazın açılması şartlarını ABD’ye iletmişti.
Trump ise 14 Ağustos’ta savaşın sona ermesinin ardından boğazı ABD toprağı ilan edeceğini açıklamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı bu çıkışa, Hürmüz Boğazı’nın “ne bir tweet ile ne bir uçak gemisiyle ne bir emir çıkararak ne de bir seçim konuşmasıyla” ele geçirilemeyeceği yanıtını verdi.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı











