Bizi Takip Edin

Amerika

“Genesis Misyonu” AI şirketleri için kurtarma paketi mi?

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, dün yayınladığı başkanlık emri ile “Genesis Misyonu”nu başlatarak, Enerji Bakanlığı ile tüm bilimsel kurumların yapay zeka (AI) yarışını hızlandırmalarını istemişti.

Başkanlık emrinde, ABD’nin kuruluşundan bu yana, bilimsel keşifler ve teknolojik yeniliklerin “Amerika’nın ilerlemesini ve refahını sağladığı” savunulurken, “Bugün Amerika, bilimsel keşif ve ekonomik büyümenin önemli bir cephesi olan yapay zeka (AI) geliştirme alanında küresel teknoloji hakimiyeti için bir yarış içindedir,” tespiti yapılıyordu.

Trump, “Manhattan Projesi’nin aciliyeti ve iddialı hedefleriyle karşılaştırılabilecek tarihi bir ulusal çaba”ya gerek duydularını savunarak, Enerji Bakanlığını “federal laboratuvarları ve endüstri ortaklarını” bir araya getiren girişimi yönetmekle görevlendirdi.

Emirde şunlar söyleniyor:

“Bu emrin verildiği tarihten itibaren 90 gün içinde, Bakan, görevi desteklemek için kullanılabilecek federal bilgi işlem, depolama ve ağ kaynaklarını belirleyecektir. Bu kaynaklar arasında DOE’nin [Enerji Bakanlığı] tesislerinde bulunan ve bulut tabanlı yüksek performanslı bilgi işlem sistemleri ile endüstri ortakları aracılığıyla kullanılabilen kaynaklar yer almaktadır. Bakan ayrıca, Platformun bilgi işlem altyapısını destekleyebilecek ek ortaklıklar veya altyapı iyileştirmelerini de belirleyecektir.”

Bu emrin, Amerikan ekonomisinin sürükleyici gücü haline gelen AI yatırımlarının ve şirketlerinin federal hükümet tarafından “kurtarılması” anlamına geldiğini düşünenler var.

Trump, kurumlara yapay zekayı benimsemeleri talimatını verdi

Örneğin Moon of Alabama (MoA) blogu, Trump’ın “AI ve kripto çarı” David Sacks’in yalnızca birkaç hafta içinde değişen pozisyonuna dikkat çekiyor. Kasım ayının başında, “AI için federal kurtarma paketi olmayacak. ABD’de en az 5 büyük öncü model şirket var. Biri başarısız olursa, diğerleri onun yerini alacak,” diyen Sacks, iki gün önce Wall Street Journal’ın (WSJ) karamsar AI haberini paylaşarak, “Bugünün WSJ gazetesine göre, AI ile ilgili yatırımlar GSYİH büyümesinin yarısını oluşturuyor. Bunun tersine dönmesi resesyon riskini beraberinde getirir. Geriye dönmeyi göze alamayız,” diye yazdı.

Öte yandan Sacks, salı günü yapay zeka sektöründeki şirketlere yönelik herhangi bir kurtarma paketine karşı olduğu yönündeki tezine geri döndü.

Paylaştığı WSJ haberine atıf yapan Sacks, “Bu yazıyı kurtarma paketini destekleyen bir yazı olarak yorumlayabilenlerin şaşkınlığını anlıyorum. Ben zaten buna karşı çıktım. Ayrıca böyle bir şeye ihtiyaç olduğunu da düşünmüyorum,” dedi.

Fakat ilgili WSJ haberinde, Amerikan ekonomisinin yapay zekaya bağımlılığının riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekiliyor:

“Hisse senedi fiyatı/kazanç oranları rekor seviyelere yakın. Yüksek kâr tahminleri yanlış çıkarsa, hisse senedi fiyatları düşebilir ve yatırımlar yavaşlayabilir. S&P 500, cuma günü %1 artış kaydetmesine rağmen, balon endişeleri nedeniyle geçen hafta yaklaşık %2 düştü.

(…)

Hisse senetlerinin düşmesi ters bir servet etkisi yaratabilir: Amerikalılar daha az tüketim yapar, bu da satışları, kârları ve potansiyel olarak istihdamı düşürür.”

Üstelik birkaç hafta önce yayınlanan bir başka WSJ haberinde, Amerikan vergi mükelleflerinin halihazırda AI şirketlerini kurtarmaya başlamış olabileceğine işaret ediliyordu.

OpenAI, yapay zeka “devrimi” için devlet desteği istiyor

Haberde, piyasa “ılımlı” sinyaller verse de, Beyaz Saray’ın bu sektöre “batamayacak kadar büyük” (“too big to fail”) bir sektörmüş gibi davrandığı yazıyor.

WSJ, AI endüstrisindeki oyuncuların, 2008’deki kriz türünden bir “düzeltme”nin gelmediğini savunduklarını, ama federal hükümetin, özel sektörün geri çekilmesi durumunda şirketleri koruyacak regülasyon değişiklikleri ve kamu fonları ile AI sektörünü “şimdiden kurtarmaya başladığını” vurguluyordu.

Zaten bu konuda açık sözlü bir açıklama, OpenAI’ın finans direktörü Sarah Friar’dan gelmişti. Wall Street Journal’da düzenlenen bir etkinlikte Friar, şirketin özel finansmanı çekecek bir “garanti” ile AI çip satın alımları için kredileri “desteklemek” üzere hükümetlere başvurduğunu söylemişti.

WSJ şöyle yazıyordu:

“Friar, ABD’nin yapay zeka alanındaki liderliğini, Amerikan ulusal güvenliği ve ekonomik büyümesinin bağlı olduğu bir hedef olarak sunarak, yatırımcıları tereddüt ettiren temel endişeyi ortadan kaldırdı: Bu kadar büyük ölçekte yapay zeka geliştirmek, finansal riske değer mi?”

Friar daha sonra sözlerinden geri adım atsa da cin şişeden çıktı. Bu şirketler için performans baskısı benzeri görülmemiş bir hale geliyor ve kanıtlar, onların başarılı olamayacaklarını gösteriyor. Bu yaz yapılan bir MIT araştırması, kendi üretken AI (GenAI) araçlarını satın alan veya geliştiren yaklaşık 300 kuruluşun %95’inin yatırımlarından sıfır getiri elde ettiğini ortaya koydu.

Nüfus Sayımı Bürosu anketlerine göre, büyük şirketlerde AI’ın benimsenmesi azaldı. Bazı gözlemciler, telekom sektöründeki çöküşün bir özelliği olan “döngüsel anlaşma yapma” gibi görünen bir duruma da dikkat çekti.

AI yatırımları Amerikan ekonomisini ayakta tutuyor

Nvidia, milyonlarca Nvidia çipi satın almayı planlayan OpenAI’a 100 milyar dolar yatırım yapıyor. Bu tür bir finansman döngüsü, piyasa soğuduğunda tehlikeli hale gelebilir.

Öte yandan MoA, başkanlık emrindeki AI faaliyetlerinin merkezileştirilmesi hamlesine de dikkat çekerek “kurtarma paketi”nin başka bir boyutunun altını çiziyor. 

Başkanlık emrinde, Genesis’in “hükümetin bilgi işlem modelleri ile özel sektör modelleri arasında köprü görevi göreceği” ve “Washington’un hangi şirketlerin öncü konumda olacağı ve hangi yeteneklerin öncelikli olacağına etki etmesine olanak tanıyacağı” söyleniyor.

Emir, “Gerçek bilimsel atılımları hızlandıracak, ancak aynı zamanda yapay zeka yarışının kurallarını, kimlerin katılacağı, kimlerin erişim sağlayacağı ve en güçlü sistemlerin nasıl yönlendirileceği konusunda sessizce belirleyecektir,” diyor. Dolayısıyla, “özel sektörün yönlendirdiği yatırım” tezi bir hayli yara almış görünüyor.

MoA, Trump’ın devasa federal harcamalar yoluyla aşırı genişlemiş yapay zeka şirketlerinin kurtarılmasına izin vererek, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğunu kaybetmesine neden olacak bir borsa çöküşünü de önlemeye çalıştığını savunuyor.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English