Asya
Güney Kore kamuoyu Washington Deklarasyonu’nu ‘yetersiz’ buldu

Seul yönetimi Pyongyang’ın artan nükleer faaliyetlerini gerekçe göstererek, ABD’nin bölgede etkisini artırmasını talep ediyor.
Washington ve Seul, Amerikan stratejik varlıklarının bölgeye düzenli olarak konuşlandırılması ve ABD’nin Pyongyang’a karşı nükleer planlaması konusunda daha yakın istişare dahil olmak üzere yeni önlemler üzerinde anlaştı.
Japan Times’a göre ise, Koreli analistler, ABD Başkanı Joe Biden ve Güney Kore lideri Yoon Suk-yeol tarafından çarşamba günü özetlenen adımların, Pyongyang’ı nükleer cephaneliğini terk etmeye ikna etmeye yetip yetmeyeceğini sorguluyor. Onlara göre, Seul’ün kendi nükleer silahlarıyla karşılık vermesi daha iyi.
Seul’ün endişelerini Washington’la paylaşacağı bir mekanizma
Washington Deklarasyonu’nda ana hatları çizilen son caydırıcılık çabaları, nükleer ve stratejik planlamayı tartışmak için NATO içindeki nükleer istişareleri örnek alan bir Nükleer Danışma Grubunun (NCG) kurulmasını gerektiriyor. Yani anlaşmanın özü, Güney Kore’nin nükleer endişelerini ABD’ye iletmek için özel bir foruma sahip olacak olması.
İki ülke ittifakının 70. yıl dönümünde ABD’ye beş günlük resmi bir ziyarette bulunan Yoon, iki tarafın ayrıca böyle bir saldırı durumunda “acil ikili başkanlık istişareleri” konusunda anlaştığını ve “hızlı, ezici bir çoğunlukla ve kararlı bir şekilde” yanıt verme sözü verdiğini söyledi.
Bildiride Washington’un Seul ile “danışmak için her türlü çabayı göstereceği” ve “nükleer ve stratejik silah operasyon planları hakkında bilgi paylaşacağı” belirtilirken, Biden düzenlediği basın toplantısında ABD başkanının Amerika’nın nükleer cephaneliği üzerinde tek otorite olmaya devam ettiğini vurguladı.
ABD, Kore’ye nükleer balistik füze denizaltısı gönderiyor
ABD ayrıca, ağır bombardıman uçakları ve uçak gemileri gibi “stratejik varlıklarını” Güney Kore ve çevresine düzenli olarak konuşlandırmayı kabul ederken, aynı zamanda 1980’lerin başından beri bir ABD nükleer enerjili balistik füze denizaltısının ülkeye yapacağı ilk ziyareti duyurdu.
Biden, Washington’un Kore Yarımadası’na nükleer silah yerleştirmeyeceğini savunurken, Kuzey Kore’yi ABD’ye veya müttefiklerine ve ortaklarına yönelik bir nükleer saldırının “böyle bir eylemde bulunursa hangi rejim olursa olsun rejimin sonu” ile sonuçlanacağı konusunda uyardı.
ABD, 1958’de Güney Kore’de nükleer silah konuşlandırmıştı, ancak 1991’de, nükleer top mermileri gibi savaş alanında kullanılması amaçlanan “taktik” nükleer silahların yurtdışında konuşlandırılmasını sona erdirmek için Moskova ile yapılan bir anlaşmanın parçası olarak onları geri çekmişti. Bununla birlikte, Yoon da dahil olmak üzere Güney Kore’deki muhafazakar politikacılar, Pyongyang’ın artan nükleer kapasiteli füze cephaneliğine yanıt olarak yeniden konuşlandırma çağrılarını yenilemişlerdi.
Güney Kore nükleer silaha sahip olmayacağını teyit etti
Washington Bildirgesi’nin öne çıkan ve ülkede çokça tartışılan diğer bir yönü, Güney Kore’nin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması içinde kalma niyetini yeniden teyit etmesidir; bu, Seul’ün yerli bir nükleer silah kapasitesi peşinde koşmama yönündeki dolaylı bir teminatı olarak yorumlanıyor.
Belge potansiyel nükleer krizlere yanıt vermek için yeni bir ikili masa üstü tatbikat çağrısında bulunurken, potansiyel saldırılara karşı savunmaya daha iyi hazırlanmak ve ortak planlama çabalarını iyileştirmeyi amaçlayan simülasyonlar yürütmek için Genişletilmiş Caydırıcılık Stratejisi ve Danışma Grubu da dahil olmak üzere mevcut mekanizmaları güçlendiriyor.
“Genişletilmiş caydırıcılığı” – Washington’un düşmanları caydırma ve müttefiklerini nükleer silahlar da dahil olmak üzere askeri güçle savunma taahhüdü – güçlendirmeye odaklanması göz önüne alındığında, uzmanlar Washington Bildirgesi’ni ikili savunma bağlarının güçlendirilmesi olarak görüyorlar.
The Japan Times’a konuşan Kore uzmanı ve Amerikan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü doçent Ji-Young Lee, “Bana göre, buradaki anahtar husus müttefikler arasında çok daha gelişmiş, daha sıkı istişareler ve Güney Kore’ye Kuzey Kore’nin artan nükleer kapasitelerine yönelik ortak operasyonları planlama ve yürütmede daha büyük bir rol veriyor” dedi.
Deklarasyonu halkı ikna etmedi
George H. W. Bush Vakfı’nın ABD-Çin İlişkileri Kıdemli Üyesi Seong-hyon Lee ise deklarasyonun o kadar da önemli olmadığını düşünüyor.
Lee’ye göre, deklarasyon, özellikle Pyongyang’ı nükleer silah geliştirmeyi, test etmeyi veya kullanmakla tehdit etmeyi bırakmaya ikna etme olasılığının düşük olması nedeniyle, Güney Kore halkının aradığı somut ve inandırıcı adımlar açısından yetersiz.
“Pek çok Güney Koreli’nin istediği bu değildi, bu yüzden bu zirvede gerçekte neyin başarıldığı konusunda kafalarını kaşıyacaklar” diyen Lee, Biden’ın Güney Kore’de Yoon için ne kadar tehlikede olduğunu tam olarak anlamadığını savunuyor.
Son zamanlarda yapılan bir dizi anket, Güney Korelilerin çoğunluğunun – geçen yıl Şubat ayında yapılan geniş kapsamlı bir ankette %71’lik bir oran da dahil olmak üzere – ülkenin kendi nükleer silahlarını geliştirmesi gerektiğine inandığını gösteriyor.
Yoon fazla Amerikan yanlısı…
Ülkedeki muhafazakar politikacılar da, Kuzey Kore’nin yeni silahları test etmesiyle Seul’ün koruma için tamamen Amerikan müttefikine güvenemeyeceğini ve kendi nükleer cephaneliğini geliştirmeyi düşünmesi gerektiğini savunuyor.
Lee, “Güney Kore halkı, Yoon’un Japonya’ya tek taraflı tavizler verdiğini, fazla Amerikan yanlısı olduğunu ve Güney Koreli yarı iletken firmalarının Amerika Birleşik Devletleri’ne yatırım yapması konusunda ticari sağduyuya uygun olmayan bir şekilde büyük bir taviz verdiğini düşünüyor” dedi.
Nikkei Asia’ya göre, ülkedeki sağcı Chosun Ilbo gazetesinde yer alan bir başyazı, Güney Kore’nin Kuzey’den sürekli nükleer tehditlerle karşı karşıya kalması nedeniyle, ülkenin meşru müdafaa için tüm seçenekleri açık tutması gerektiğini savundu ve Washington Deklarasyonu’nun “halkın endişesini temelden çözecek hiçbir önlem içermediğini” söyledi.
“Güney Kore-ABD ittifakı, güvenliğimizin mihenk taşıdır ve bu değişemez” diyen başyazıda,
“Ancak nihayetinde kendimizi koruması gerekenin biz olduğumuz gerçeğini de unutamayız” ifadesi kullanıldı.
Uzmanlara göre, Güney Kore’nin en büyük ticaret ortağı olan Çin’in, ABD stratejik varlığının Çin topraklarına yaklaşmasına müsaade eden Washington Deklarasyonu’na nasıl yanıt vereceği de ayrı bir soru işareti.
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı









