Bizi Takip Edin

Rusya

Hamas’tan Gazze savaşının başından bu yana üçüncü Moskova ziyareti

Yayınlanma

Hamas heyeti, Gazze savaşının başlamasından bu yana üçüncü kez Moskova’yı ziyaret ederek bir Rusya vatandaşı esirin serbest bırakılacağını duyurdu ve Gazze’deki ateşkesin uygulanması çağrısında bulundu.

Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk, 3 Şubat’taki Moskova ziyareti sırasında, Hamas’ın elinde tuttuğu Rusya vatandaşı Aleksandr Trufanov’un yakın zamanda serbest bırakılacağını belirtti.

Bu, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısıyla başlayan Gazze savaşının başından bu yana Moskova’ya yaptığı üçüncü ziyaret oldu.

Ebu Merzuk, RIA Novosti‘ye yaptığı açıklamada, “[Aleksandr] Trufanov kesinlikle yakın zamanda serbest bırakılacak. İsrail ordusunda asker olmasına rağmen, anlaşmanın ilk aşamasında serbest bırakılması kararı alındı,” dedi.

Ebu Merzuk, bu kararın “Rusya’nın Filistin meselesindeki tutumuna bir karşılık” olduğunu ifade etti.

19 Ocak’ta başlayan ve 42 gün sürecek olan Gazze’deki ilk ateşkes aşaması, yaklaşık 1900 Filistinli tutuklu karşılığında 33 İsrailli esirin takasını öngörüyor.

Esir listesinde Trufanov’un soyadı da yer alıyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, ateşkes başlamadan önce, 16 Ocak’ta Ebu Merzuk ile Trufanov’un serbest bırakılması konusunda görüşmeler yapmıştı.

Hamas’ın elinde bulunan diğer bir asker olan Maksim Harkin ise İsrail ile yapılacak anlaşmanın ikinci aşamasında serbest bırakılacak.

Harkin’in, esir alındığı sırada Rus vatandaşlığı bulunmuyordu. Vatandaşlık, Moskova’nın serbest bırakılmasına yardımcı olabilmesi için ailesi tarafından düzenlendi.

Ebu Merzuk, 3 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Rusya’nın talebine sadece Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e duyduğumuz saygıdan dolayı yanıt verdik. Harkin bir savaş esiri, serbest bırakılmasıyla ilgili görüşmeler ilk aşamada değil, ikinci aşamada yapılacak,” diye konuştu.

Aynı zamanda, Rusya’ya karşı bir jest olarak Harkin’in de listede öncelikli olarak serbest bırakılabileceğini ekledi.

Hamas heyeti, Rus tarafını Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının uygulanması hakkında bilgilendirecek.

Hamas ayrıca, Rusya’nın İsrail’e baskı yaparak üstlendiği yükümlülüklere uymasını sağlayabileceğini umuyor.

Hamas’ın elinde esir bulunan Rusların serbest bırakılmasının yanı sıra, 3 Şubat’ta Moskova’da insani yardım konusu da gündeme geldi.

Örgüt temsilcileri, “Gazze Şeridi’ndeki insani krizi hafifletmek için” yardım talebinde bulundu.

Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) uzmanı Kirill Semyonov, Hamas’ın göz ardı edilemeyecek bir aktör olmaya devam ettiğini ve hâlâ Gazze’yi kontrol ettiğini belirtti.

Semyonov’a göre, çatışmalar hareketin askeri olarak yok edilmesinin etkisizliğini gösterdi.

“Rusya’nın görevi, Hamas’ı daha yapıcı bir pozisyona geri döndürmek ve Gazze’yi yönetebilecek birleşik bir Filistin platformu oluşturmak için adımlar atmak,” diyen uzman, Moskova’nın Hamas ile 7 Ekim’deki Filistin eylemlerine yönelik olumsuz değerlendirmelere rağmen ortadan kalkmayan uzun süreli bağları olduğunu vurguladı.

Aynı zamanda Semyonov, Rusya’nın İsrail ile de ilişkilerini sürdürdüğünü, bu nedenle çatışmanın çözümündeki rolünün oldukça gerekli olacağını da sözlerine ekledi.

Rusya’nın Gazze’ye yönelik insani yardımının büyük olasılıkla ilaç, gıda, su vb. ile sınırlı kalacağını belirten Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (İMEMO) Yakın Doğu Araştırmaları Merkezi’nden Stanislav Lazovskiy, Rusya’nın Gazze’nin yeniden inşasına yatırım yapmasını beklemenin gerçekçi olmadığını, ateşkes durumunun belirsiz olduğunu ve böyle bir kararın ekonomik faydalarının net olmadığını belirtti.

Rusya

Rosatom, Kazakistan’da nükleer santral inşası için sözleşme imzaladı

Yayınlanma

Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom ile Kazakistan Nükleer Enerji Santralleri şirketi, Balkaş Nükleer Güç Santrali’nin inşasını kapsayan EPC sözleşmesini imzaladı. Toplam 2 bin 400 megavat kapasiteli iki güç ünitesinden oluşacak santral, Kazakistan’ın Almatı bölgesindeki Jambıl ilçesine bağlı Ülken köyü yakınlarında kurulacak.

Doğu Ekonomi Forumu kapsamında, Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom ile Kazakistan Nükleer Enerji Santralleri (KAES) şirketi arasında mühendislik, tedarik ve inşaat süreçlerini kapsayan EPC sözleşmesi imzalandı.

Anlaşma, Kazakistan’da kurulması planlanan Balkaş Nükleer Güç Santrali’nin inşasını düzenliyor.

RBK medya kuruluşunun haberine göre toplam 2 bin 400 megavat gücünde iki reaktör ünitesinden meydana gelecek santral, Almatı bölgesinin Jambıl ilçesine bağlı Ülken köyü civarında inşa edilecek.

İmzalanan sözleşme, projedeki tarafların sorumluluk alanlarını netleştiriyor. Uluslararası bir konsorsiyumun liderliğini yürütecek olan Rosatom; tasarımdan satın almaya, inşaattan devreye alma çalışmalarına ve tesisin siparişçiye teslimine kadar iş döngüsünün tamamını karşılayacak.

İmza töreninde sözleşmeye Rosatom Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Atomstroyexport Başkanı Andrey Petrov ile KAES Genel Müdürü Yernat Berdigulov imza koydu.

Tören, Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev ile Kazakistan Cumhuriyeti Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Almasadam Satkaliyev’in katılımıyla yapıldı.

Santralin altyapısını, her biri 1200 megavat kapasiteye sahip III+ nesil VVER-1200 tipi reaktörler oluşturacak. En katı uluslararası güvenlik standartlarıyla uyumlu olan bu teknolojinin, Rusya’nın yanı sıra Bangladeş, Belarus, Macaristan, Mısır, Çin ve Türkiye’deki faal ya da yapımı süren tesislerde güvenilirliğini kanıtladığı kaydedildi. Reaktörün işletme ömrü 60 yıl olarak öngörülürken, bu sürenin 20 yıl daha uzatılma imkanı bulunuyor.

Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev, imzalanan belgenin Kazakistan ile işbirliğinde yeni bir aşama başlattığına işaret etti.

Yakın dönemde tasarım faaliyetlerinin yürütüleceğini ve ekipman tedarikçilerinden oluşacak uluslararası konsorsiyumun kurulacağını aktaran Lihaçev, temel hedefin modern güvenlik ve verimlilik normlarına uygun güç ünitelerinin inşa edilerek işletmeye alınması olduğunu ifade etti.

Lihaçev, “Rus nükleer teknolojilerinin, Kazakistan’ın enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması için güvenilir bir temel teşkil edeceğine inanıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Santral sahasında Ağustos 2025’te başlatılan etüt çalışmaları devam ediyor. Uzmanlar şu ana kadar derinliği 120 metreye ulaşan 60’tan fazla kuyu açarak laboratuvar analizleri için örnekler topladı.

Araştırmaların 2027 yılına kadar tamamlanması, ardından reaktör ünitelerinin inşasına başlanabilmesi için gerekli ruhsat belgelerinin hazırlanması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Putin’nden Doğu Ekonomi Forumu’nda ekonomi ve savaşa dair mesajlar

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Doğu Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada yeni bir seferberliğe ihtiyaç olmadığını belirterek banka mevduatlarının dondurulacağı yönündeki iddiaları yalanladı. Ukrayna ile doğrudan müzakerelerin yürütülmesi gerektiğini ve barış şansının bulunduğunu kaydeden Putin, Kiev yönetiminin sivil hedeflere yönelik saldırılarını devlet terörizmi olarak nitelendirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Doğu Ekonomi Forumu’nun (VVEF-2026) genel oturumunda yaptığı konuşmada Ukrayna’daki çatışmalar, müzakere olasılıkları, seferberlik iddiaları, ekonomi politikaları ve enerji altyapısına yönelik saldırılara ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Şans var ancak doğrudan taraflar anlaşmalı”

Ukrayna ile barışçıl çözüme ulaşma şansının halen bulunduğunu belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “İlk etapta çatışmanın doğrudan tarafları olan Rusya ve Ukrayna kendi arasında anlaşmalıdır” dedi.

Diğer ülkelerin sürece yalnızca destek ve yardım sunabileceğini ifade eden Putin, iki ülke arasındaki temasların özellikle istihbarat servisleri üzerinden devam ettiğini bildirdi.

Sivil gemilerin alıkonulması, ticari gemilere yönelik saldırılar ve sivil hava araçlarına dönük tehditlerin ikili müzakereleri zorlaştırdığını belirten Rus lider, bu eylemleri “devlet terörizminin tezahürleri” olarak tanımladı. Putin, duruma sessiz kalan ve bunu görmezden gelen batılı ülkelerin ise “uluslararası terörizmin suç ortakları” olduğunu belirtti.

ABD ile temasların sürdüğünü kaydeden Putin, Donald Trump’ın “pozitif ve yapıcı bir çalışmaya odaklandığını”, Rusya’nın tam kapsamlı ilişkileri yeniden tesis etmek istediğini ancak bunun Washington’a da bağlı olduğunu söyledi.

“Seferberlik gerektiren bir senaryo yok”

Kamuoyunda tartışılan yeni bir seferberlik dalgası ihtimalini geri çeviren Putin, “Şu anda seferberlik yapılmasını gerektiren bir senaryo bulunmuyor” açıklamasını yaptı.

Bu yöndeki söylentilerin Devlet Duması seçimleri öncesinde hasım unsurlarca yürütülen bir bilgi saldırısı olduğunu dile getiren Putin, Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin personel sıkıntısı çekmediğini, vatandaşların gönüllü olarak sözleşme imzaladığını ve Ukrayna ordusunun her ay 8 bin ile 12 bin arasında kayıp verdiğini kaydetti.

Lojistik merkezleri ve petrol rafinerilerine yönelik saldırılara değinen Putin, “Neden bu durumla karşılaştık? Çünkü bunların tamamen sivil hedefler olduğu ve silahlı çatışma koşullarında dahi herhangi bir saldırıya uğramayacağı varsayımıyla hareket ettik. Ancak bu anlamda yanıldık” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın bu eylemlere mütekabiliyet esasıyla yanıt vermek zorunda kaldığını belirten Putin, karşılıklarının “bu Pandora’nın kutusunu açanlar için genel olarak son derece kayda değer olduğunu” söyledi.

Hava savunma sistemlerinin güçlendirileceğini duyuran Putin, kritik altyapıyı kamulaştırma planları olmadığını, şirketlerin kendi tesislerini korumakla yükümlü bulunduğunu aktardı.

“Mevduatların dondurulacağı haberleri aptalca”

Bankalardaki mevduatların dondurulacağı iddialarını “aptalca manipülasyonlar” olarak nitelendiren Putin, askeri harekatın başlangıcında da vatandaşların mevduatlarını çektiğini ve kimsenin buna engel olmadığını hatırlattı.

Ülkedeki yıllık enflasyonun yüzde 6,3 seviyesinde bulunduğunu ifade eden Putin, Rusya Merkez Bankası’nın faiz artırma kararını “makroekonomik istikrarı korumak için bilinçli ve zorunlu bir adım” olarak değerlendirdi.

Hükümet ve Merkez Bankası’nın genel olarak “Skylla ile Kharybdis arasından geçmeyi başardığını” belirten Putin, ekonomiyi aşırı soğutmadan enflasyonu düşürmeyi hedeflediklerini söyledi.

Rusya’nın kamu borcunun dünyadaki en düşük seviyelerden biri olduğuna ve bütçe açığının kritik bir risk taşımadığına dikkat çeken Putin, iş dünyasının bütçeye sağladığı yüz milyarlarca rublelik katkının zorunlu bir vergi değil, eğitime ve sağlığa aktarılacak gönüllü bir destek olduğunu kaydetti.

“Her şeye hazırlıklı olmalıyız”

Yakıt piyasasındaki durumun kontrol altında tutulduğunu dile getiren Rus lider, yakıt açığına alışmak gerekip gerekmediği yönündeki soruya karşılık “Her şeye hazırlıklı olmalıyız” dedi.

Rafinerilerdeki onarımların hızla sürdüğünü ve kalan yüzde 10’luk kapasitenin yakında devreye gireceğini söyleyen Putin, petrol fiyatlarındaki artış sebebiyle ham petrol ihracatının iç piyasada işlemeye kıyasla daha karlı hale geldiğini belirtti. Putin, Rosneft bünyesindeki Vostok Oil projesinden ilk petrolün yakında tüketicilere sevk edileceğini aktardı.

Doğu ve Arktik bölgelerinin kalkınmasına ilişkin hedefler de açıklayan Putin, son 11 yılda Uzak Doğu’ya yaklaşık 25 trilyon rublelik sermaye yatırımı çekildiğini, bölgedeki işsizliğin yüzde 2,2’ye gerilediğini bildirdi.

1 Ocak 2027 itibarıyla bu bölgelerde işletmeler için tek bir imtiyazlı rejime geçileceğini duyuran Putin, demografik sorunlara da değindi.

Doğum oranlarının artırılmasının bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurgulayan Putin, çatışmaların nüfus yapısına etkisine ilişkin olarak, “Askeri harekatın etkisi var ancak mesele bundan ibaret değil; Japonya veya Güney Kore’de harekat yok ama doğum oranları bizden daha düşük” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Novak: Rusya’da akaryakıt piyasasındaki durum iyileşti

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ülke genelinde akaryakıt piyasasındaki durumun bu hafta iyileşme gösterdiğini açıkladı. Doğu Ekonomi Forumu kapsamında TASS ajansına konuşan Novak, bu gelişmeyi rafinerilerden sağlanan ek sevkiyatlar ve ithalat adımlarıyla açıkladı.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, iç piyasadaki akaryakıt durumunun bu hafta itibarıyla daha iyi bir noktaya geldiğini söyledi. Rus haber ajansı TASS’a Doğu Ekonomi Forumu sırasında açıklamalarda bulunan Novak, sahadaki dengeleri yakından izlediklerini bildirdi.

Piyasadaki toparlanmayı rafinerilerden sağlanan ek tedarike bağlayan Novak, bölgelerle yürütülen koordinasyona değinerek şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda bu hafta durum daha iyi. Bölgelerdeki durumu sürekli takip ediyoruz, yerel yönetimlerle birlikte kriz merkezleri üzerinden toplantılar düzenliyoruz.”

Novak, piyasa dengesini korumak amacıyla yalnızca iç üretim kapasitesini artırmakla kalmayacaklarını, dış kaynaklardan da akaryakıt almaya devam edeceklerini dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı, “İç piyasada üretimi artırmanın yanı sıra yurt dışı pazarlardan yapılacak ilave sevkiyatlarla piyasanın izlenmesini ve dengelenmesini sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

Dost ülkelerden yakıt ithalatı

Hükümetin ihracat yasağını uzatma gerekçelerine ilişkin RBK’da yer alan ayrıntılara göre Novak, forum öncesinde yaptığı açıklamada Rusya’nın iç piyasayı doyurmak amacıyla benzin, dizel yakıt ve havacılık yakıtı ithalatını sürdürdüğünü duyurmuştu.

Novak, sevkiyat miktarlarına ve kaynak ülkelere dair kesin veri paylaşmaktan kaçınarak, “Hacimleri açıklamayacağım ancak genel olarak yurt dışından yapılan tedarik sayesinde piyasanın bir kısmını karşılıyoruz. Hangi ülkeler olduğunu belirtmeyeceğim, fakat bunlar dost ülkelerimiz” diye konuştu.

Akaryakıt tedariki konusunda ağustos ayı sonunda Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da açıklama yapmış, Belarus rafinerilerinden gerçekleştirilen kesintisiz akaryakıt sevkiyatı için Minsk yönetimine teşekkür etmişti.

Peskov konuya ilişkin olarak, “Yakıt sevkiyatı sürüyor. Sevkiyatlar zaten azami seviyede ilerliyor” değerlendirmesini paylaşmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise akaryakıt piyasasında yaşanan aksaklıklara işaret ederek, “Sorunların tamamı henüz çözülmedi ancak çözülme yolunda ilerliyor. Elbette vatandaşlar açısından belirli zorluklar mevcut fakat hükümetin bu durumu mutlak surette kontrol altında tutması gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English