Asya
Hindistan, Asyalı firmalar ile ilk yarı iletken fabrikasını kuruyor

Hindistan perşembe günü, yerel holdingler ile Japonya, Tayvan ve Taylandlı firmalar tarafından ortaklaşa geliştirilecek olan ilk yarı iletken üretim tesisini ve iki montaj birimini onaylayarak, Yeni Delhi’nin yerli çip üretimini başlatmaya yönelik programının ivme kazandığının sinyalini verdi.
Hindistan Elektronik Bakanı Ashwini Vaishnaw, düzenlediği basın toplantısında Tata Group ve Tayvanlı döküm firması Powerchip Semiconductor Manufacturing Corp’un 910 milyar rupiye (11 milyar dolar) mal olması beklenen fabrikanın inşaatına üç ay içinde başlayacağını söyledi.
Başbakan Narendra Modi’nin memleketi olan Hindistan’ın batısındaki Gujarat eyaletinde inşa edilecek tesis ayda 50.000 wafer üretecek.
Grubun çip kolu Tata Electronics’in CEO’su Randhir Thakur yaptığı ayrı bir açıklamada “PSMC ile ortaklığımız 28 nanometre, 40 nm, 55 nm, 90 nm ve 110 nm dahil olmak üzere öncü ve olgun düğümlerde geniş bir teknoloji portföyüne erişim ve ayrıca yüksek hacimli üretim için işbirliği sağlıyor” dedi ve ekledi: “Küresel müşterilerimizin tedarik zinciri esnekliği gereksinimlerine hizmet edebilecek ve artan iç talebi karşılayabileceğiz.”
Grup, Hindistan yarı iletken endüstrisinin 2030 yılına kadar 110 milyar doları aşmasını ve küresel talebin yaklaşık %10’unu oluşturmasını bekliyor.
Hindistan ayrıca, kuzeydoğudaki Assam eyaletinde 270 milyar rupiye mal olacak ve günde 48 milyon çip üretecek bir montaj ve test birimi olan bir başka Tata girişimine de yeşil ışık yaktı.
Japon Renesas Electronics, Taylandlı Stars Microelectronics ve Hintli güç çözümleri sağlayıcısı CG Power, Gujarat’ta günlük 15 milyon çip kapasiteli 76 milyar rupilik bir montaj ve test birimi inşa ediyor.
Çipler otomobil, tüketici elektroniği, enerji, telekom ve savunma dahil olmak üzere bir dizi sektörde kullanılacak.
Vaishnaw, “Hindistan’ı büyük bir üretim merkezi haline getirmek ve bazı sektörlerde kendi kendine yeterli hale getirmek için Başbakan Narendra Modi bugün temel bir endüstri olan yarı iletkenler konusunda bazı büyük kararlar aldı” dedi ve Hindistan’daki yarı iletken ekosisteminin hızla gelişeceğini vurguladı.
Üretim merkezi olma hedefi
Hindistan, Pekin ve Washington arasındaki jeopolitik gerilimler artarken, küresel holdinglerin Çin dışında alternatif üretim merkezleri geliştirmeye yönelik ortak çabalarından faydalanmayı umuyor. Modi hükümeti bu değişimden faydalanmak ve Hindistan’ı 5 trilyon dolarlık bir ekonomi haline getirmek için çok önemli olduğunu düşündüğü küresel bir üretim merkezine dönüştürmek istiyor.
Yeni Delhi, Hindistan’ı 2025 yılına kadar 400 milyar dolar ciroya sahip bir elektronik üretim merkezi haline getirmeyi amaçlıyor. Hükümet 2021 yılında yarı iletkenlerin yerel üretimini teşvik etmek için 10 milyar dolarlık teşviki onayladı. Uygun üretim projeleri, mağaza kurma maliyetinin yarısına kadar destek alacak.
Hindistan başlangıçta yarı iletken üretimi için, yerli metal şirketi Vedanta ve Tayvanlı fason üretici Foxconn arasındaki ortak girişimden 19 milyar dolarlık bir yatırım teklifi de dahil olmak üzere üç başvuru aldı. Teknoloji ortağı olarak İsrailli Tower Semiconductor’ı içeren ISMC adlı bir konsorsiyum 3 milyar dolarlık yatırım yapmak istediğini belirtti. Singapur merkezli IGSS Ventures da benzer bir miktar taahhüt etti. Ancak girişimlerin hiçbiri hayata geçmedi.
Foxconn o zamandan beri bir montaj birimi kurmak için yerel teknoloji firması HCL ile bağlantı kurdu, ancak girişim henüz hükümetin onayını almadı.
Hindistan’ın ilk atılımı haziran ayında ABD’li çip üreticisi Micron’un yarı iletken montaj ve test tesisi kurmak için 825 milyon dolar yatırım yapacağını açıklamasıyla gerçekleşti.
Vaishnaw perşembe günü yaptığı açıklamada Micron planı da dahil olmak üzere dört proje için toplam 590 milyar rupi -yaklaşık 7,1 milyar dolar- devlet desteği sağlanacağını söyledi.
Hindistan’ın küresel holdingleri Güney Asya ülkesinde üretimi artırmaya teşvik eden daha geniş kapsamlı çabaları da sonuç vermeye başladı. Apple, Tata Group ve Foxconn gibi ortakları aracılığıyla Hindistan’da iPhone üretimini arttırırken, Vietnamlı elektrikli otomobil şirketi VinFast bir fabrika kurmak için 2 milyar dolar taahhüt etti.
Asya
Çin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı

Çin yönetimi, finansal riskleri azaltmak amacıyla 2025 yılında çoğu kırsal bölgelerde yer alan 670’ten fazla bankayı birleşmeler ve tasfiyeler yoluyla kapattı. Son dört yılda ülkedeki banka sayısı yüzde 23 azalarak 3 bin 139’a gerilerken Financial Times gazetesi, operasyonun sektör tarihinde görülmemiş bir ölçekte gerçekleştiğine dikkat çekiyor.
Çin hükümeti, finansal sistemi güçlendirme ve sektördeki riskleri azaltma adımları kapsamında 2025 yılında 670’ten fazla bankayı kapattı.
Kapanan kuruluşların neredeyse tamamını kırsal bölgelerdeki kreditörler oluştururken, bu yapıların önemli bir bölümü birleşmeler yoluyla bağımsız tüzel kişiliklerini kaybetti.
Financial Times’ın (FT), Çin Ulusal Finansal Düzenleme İdaresi (NFRA) verilerine ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in raporuna dayandırdığı habere göre, tasfiye ve birleşme dalgası denetimi artırmayı hedefliyor. Süreçte bankaların yükümlülükleri başka kredi kuruluşlarına devredildi.
Gazetenin aktardığı verilere göre, 2025 dahil son dört yılda ülkedeki toplam banka sayısı yüzde 23 azalarak 3 bin 139’a geriledi.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, özellikle az gelişmiş bölgelerdeki küçük ölçekli kırsal ve kentsel bankaları, düşük varlık kalitesi, yetersiz sermaye ve kurumsal yönetim zayıflıkları nedeniyle finansal sistemin en kırılgan halkası olarak nitelendiriyor.
Gzetenin toplam büyüklüğünü yaklaşık 64 trilyon dolar olarak hesapladığı Çin bankacılık varlıklarının dörtte birinden fazlasını bu küçük kuruluşlar elinde tutuyor.
Singapur Ulusal Üniversitesi Doğu Asya Enstitüsü kıdemli konuk araştırmacısı Jason Bedford, birleşmelerin regülasyonu kolaylaştırdığını ve likidite sıkıntısı yaşayabilecek kurum sayısını azalttığını belirtti.
Bedford operasyonu, “Daha önce hiçbir zaman bu ölçekte bir konsolidasyon görmemiştik” sözleriyle değerlendirdi.
Kırsal bankalar tek çatı altında toplanıyor
Uygulamanın somut örnekleri eyalet düzeyinde öne çıkıyor. FT’nin aktardığına göre, İç Moğolistan’da bankaların geçen yıl Inner Mongolia Rural Commercial Bank çatısı altında birleştirilmesinin ardından, daha önce 100’ü aşan kredi kuruluşu sayısı 12’ye indi.
Temmuz ayında Wuhan kenti yönetimi mali güçlük çeken Z-Bank’ın kontrolünü devraldı ve kurum daha sonra Hankou Bank bünyesine katıldı. Moody’s verilerine göre Z-Bank’ın varlık büyüklüğü 2024 sonu itibarıyla 124 milyar yuan seviyesindeydi.
Çin ekonomi yayını Caixin de ağustos ayında yayımladığı haberde, düzenleyici kuruma dayanarak küçük ve orta ölçekli kırsal banka sayısının 2025’te 670 azaldığını duyurmuştu.
Düzenleme, kırılgan kurumların daha yüksek sermayeye sahip büyük yapılar içinde eritilmesini öngörüyor.
Düşük faiz, deflasyon ve gayrimenkul krizi baskı yaratıyor
Sektör genelinde banka karları; düşük faiz ortamı, deflasyonist baskılar ve gayrimenkul sektöründeki devam eden durgunluk nedeniyle daralıyor.
Kredi araştırma şirketi CreditSights analisti Karen Wu, kredi gelirleri ile fonlama maliyetleri arasındaki faiz marjının zayıflamasının küçük bankaları daha korumasız bıraktığına işaret etti.
Wu, çözüm için “Ya büyük bankalar küçükleri devralmalı ya da yerel yönetimler bu kuruluşlara doğrudan sermaye aktarmalı” görüşünü paylaştı.
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Başkan Yardımcısı Nicholas Zhu, hanehalkının başta konut kredileri olmak üzere borçlarını azaltmasıyla bankaların kurumsal kredilere ağırlık verdiğini ifade etti.
Zhu, bu yönelimin soru işaretleri yarattığını ancak bankacılık sektörünün bütünü açısından henüz sistemik bir tehdit oluşturmadığını kaydetti.
Kamu bankaları sermaye artırımına gidiyor
Kırsal kesimdeki daralmanın yanı sıra Çin’in önde gelen kamu bankaları da sermaye tabanlarını güçlendiriyor.
Reuters’ın şirket açıklamalarına dayandırdığı eylül tarihli habere göre, devlete ait bankalar ve sigorta şirketleri sermaye artırımı yoluyla toplamda yaklaşık 54 milyar dolar toplamayı planladı.
Agricultural Bank of China 160 milyar yuan, ICBC ise 100 milyar yuan büyüklüğe kadar hisse ihracı planı açıkladı. Söz konusu payların Maliye Bakanlığı, China National Tobacco ve bağlı ortaklıklarına tahsis edilmesi hedeflendi.
South China Morning Post’un Hong Kong Borsası bildirimlerine dayandırdığı bilgiye göre, Mart 2025’te diğer dört büyük kamu bankası; Bank of China, China Construction Bank, Bank of Communications ve Postal Savings Bank of China, çekirdek birinci kuşak sermayelerini takviye etmek amacıyla 520 milyar yuana varan kaynak temin etme planlarını duyurmuştu.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri









