Asya
Şahbaz Şerif ikinci kez başbakan seçildi, İmran Han taraftarları protesto etti

Pakistan meclisi ülkedeki tartışmalı seçimlerden haftalar sonra Şahbaz Şerif’i ikinci kez başbakan olarak seçti. Hapisteki eski Başbakan İmran Han’ın parlamentodaki müttefikleri seçimlerde hile yapıldığı iddiasıyla Şerif’in seçilmesini sloganlarla protesto etti.
Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Serdar Ayaz Sadık, Pakistan Müslüman Ligi-Navaz Partisi (PML-N) Başkanı Şahbaz Şerif’in, 201 oy alarak ikinci kez başbakan seçildiğini duyurdu. PML-N, Pakistan Halk Partisi (PPP) ve farklı siyasi partilerden oluşan ittifakın ortak adayı Şerif, Pakistan’ın yeni başbakanı oldu.
Başbakanlık seçiminde, Şerif’in rakibi olan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) adayı Ömer Eyüp Han ise 92 oy aldı.
Şerif, 2022-2023 arasında da Pakistan Başkanı olarak görev yapmıştı. Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022’de mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023’e kadar yönetmişti.
Sert muhalefetle karşı karşıya kalacak
Yemin ettikten sonra resmi olarak ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturacak olan Şerif, seçimlerde kendilerine karşı hile yapıldığını iddia eden hapisteki eski Başbakan İmran Han’ın müttefiklerinin sert muhalefetiyle karşılaşacak. Yeni lider aynı zamanda, destek veren ancak kabinesine katılmayı reddeden partisinin kilit koalisyon ortağıyla ilişkileri de yönetmek zorunda kalacak.
Nikkei Asia’ya konuşan Lahor Yönetim Bilimleri Üniversitesi’nde (LUMS) siyaset bilimi doçenti olan Asma Faiz, “Şehbaz Şerif, kendi partisi Pakistan Müslüman Ligi-Navaz ve koalisyon ortağı Pakistan Halk Partisi’nden ülkenin askeri kurumuna kadar çeşitli aktörler için uzlaşma adayıdır” dedi.
72 yaşındaki Şerif, İmran Han’ın güvensizlik oylamasıyla devrilmesinin ardından 2022 yılında benzer bir koalisyonla başbakan olmuştu. Şerif’in başbakanlığı 16 ay sürmüş ve geçtiğimiz ağustos ayında seçimleri yönetecek geçici bir hükümetin kurulması için istifa etmişti.
Çoğu kişi, ağabeyi PML-N’nin lideri ve üç kez başbakanlık yapan Navaz Şerif’in 8 Şubat seçimlerinden sonra iktidara dönmesini bekliyordu. Ancak parti, rakiplerinin seçim günü beklenenden çok daha iyi bir performans sergilemesinin ardından – PTI’nın tek bir parti olarak yarışması yasaklanmış ve lideri İmran Han yolsuzluk ve reddettiği diğer suçlamalar nedeniyle hapse atılmış olsa bile – yeniden toparlandı.
PTI’nın desteklediği ve artık çoğunlukla Sünni İttihad Konseyi’nin (SIC) bir parçası olan bağımsızlar 93 sandalye ile en büyük tek grup olarak ortaya çıktı. PTI gerçekten 177 sandalye kazandığını ve sonuçlarla oynandığını iddia ediyor ki seçim yetkilileri bu suçlamayı reddediyor.
PTI seçimlere hile karıştırıldığı iddiasını protesto etmeye devam ediyor. Cumartesi günü PTI destekçileri büyük şehirlerde gösteriler düzenledi.
Ancak Şerif’in seçilmesi, dört eyalette de yöneticilerin seçilmesinin ardından Pakistan’ın yeni liderliğinin büyük kısmının işbaşında olduğu anlamına geliyor. Navaz Şerif’in kızı Maryam Navaz da bu isimler arasında yer alıyor ve şu anda en kalabalık ve siyasi açıdan en kritik eyalet olan Pencap’ın başında bulunuyor.
PPP’nin adayı Asıf Ali Zardari’nin seçilmesi beklenen cumhurbaşkanlığı seçimi ise 9 Mart’ta yapılacak ve bunu mart ortasında yapılacak Senato seçimleri izleyecek.
Ekonomik zorluklar ön planda
Uzmanlar Şerif’in en başından itibaren birçok zorlukla karşılaşacağını söylüyor.
Nikkei’ye konuşan İslamabadlı siyasi analist Syed Muhammad Ali, “Şahbaz Şerif hükümeti IMF’den ekonomik yardım almak, yüksek enflasyonun ortasında günlük emtia fiyatlarını yükseltmeden vergi geliri taahhütlerini yerine getirmek ve hem Parlamento içinde hem de sosyal medyada çok düşmanca bir muhalefetle siyasi bir çatışmanın içine çekilmeden yönetişimi yönetmek zorunda kalacak” dedi. Pakistan borcunu ödeyememekten kaçınmak için Uluslararası Para Fonu’nun desteğine güveniyor.
Başkentteki bir başka analist Shahid Maitla, Şerif hükümetinin iktidarda kalmak için askeri kurumların desteğine ihtiyaç duyacağına inanıyor. Maitla, ordunun bu desteği sağlayacağını çünkü koalisyon hükümeti aracılığıyla ekonomik canlanmayı teşvik etmek ve istikrarı sağlamak istediğini tahmin ediyor.
Ancak yasama sürecinin gergin geçeceği kesin. Şu anda PTI’nın Ulusal Meclis’te SIC ile uyumlu 86 üyesi bulunuyor. Bu sayı, SIC’nin nispi temsil sistemi kapsamında kadınlar ve azınlıklar için ayrılan sandalyelerden payını alması halinde artabilir. Uzmanlara göre bu üyeler Şerif hükümetinin başını ağrıtacak ve işlerini zorlaştıracak.
Maitla şu ana kadar meclis oturumlarının PTI destekli milletvekillerinin sloganlarıyla kesintiye uğradığını söyledi. “Çalışma ortamı uyumsuz olmaya devam ederse, PTI liderliğine ve yasama grubuna karşı [hükümet tarafından] bazı zorlayıcı tedbirler uygulanabilir” dedi.
Şerif için bir başka mesele de PPP’nin kabineye girmeye direnmesi ve bunun da popüler olmayan politikaların yükünü PML-N’ye bırakacak olması.
Asma Faiz, PPP’nin “[kabineden] uzak durmaktaki tek çıkarı, zor ekonomik kararlar alındığında halkın öfkesinden kaçınmaktır” dedi ve ekledi: “Aksi takdirde Şahbaz hükümetinin PPP ile bir anlaşması var.”
Siyasi analist Maitla, PPP’nin haziran ayında federal bütçe sunulduktan sonra, zorlu ekonomik seçimler yapıldıktan sonra kabineye katılabileceğini öne sürdü.
Asya
Singapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor

Financial Times gazetesi, Singapur’un nitelikli kadroları devlette tutmak ve yolsuzluğun önüne geçmek amacıyla siyasetçilere milyon dolarlık maaşlar ödediğini yazdı. Son artışla birlikte Başbakan Lawrence Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara çıkarken, kıdemsiz bakanların gelirleri de en çok kazanan bin vatandaşın gelirine endeksleniyor.
Singapur’da siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların maaşları, özel sektördeki en başarılı bankacılar ve hukukçularla rekabet edebilmek amacıyla milyon dolarlık seviyelerde belirleniyor.
Financial Times gazetesinin haberine göre, gelirlerin piyasa koşullarına endekslendiği bu formül, liyakatli kadroları devlete çekme ve yolsuzluğu önleme stratejisine dayanıyor.
Ülkede bu hafta Başbakan Lawrence Wong’un maaşına 1 milyon dolarlık artış yapıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı yıllık başkanlık maaşının yedi katına denk geliyor.
Formül yolsuzluğu önlemeyi ve liyakati korumayı hedefliyor
Singapur, siyasetçilerine piyasa normlarına göre ödeme yapma modelini 1994 yılında benimsedi.
Dönemin Başbakanı Lee Kuan Yew tarafından hayata geçirilen bu düzenleme, kamu yönetiminin en yetenekli uzmanları bünyesine katarken büyük şirketler ve küresel hukuk bürolarıyla rekabet edebilmesini amaçlıyor.
Yüksek maaş politikası aynı zamanda tecrübeli siyasetçilerin karlı özel sektör teklifleri karşısında görevlerini terk etmelerini önlüyor. İyi gelir elde eden bakanların rüşvete yönelme ihtimalinin düşeceği varsayımıyla sistem, yolsuzluğa karşı kurumsal bir kalkan görevi de görüyor.
Financial Times, bu yaklaşım sayesinde Singapurlu siyasi liderlerin dünyanın en çok kazanan yöneticileri arasına girdiğine dikkat çekiyor.
Ülkedeki barem sistemine göre kıdemsiz bir bakanın geliri, Singapur’un en yüksek kazanca sahip bin vatandaşının medyan gelirine endeksleniyor.
Siyasete adım atmanın getirdiği bir “özveri payı” sayılarak bu tutardan yüzde 40 kesinti yapılıyor. Son endekslemenin ardından kıdemsiz bir bakanın yıllık maaşı yaklaşık 941 bin dolar düzeyine çıktı.
Siyasetçilere yapılan toplam ödemelerin yüzde 65’i sabit maaştan, yüzde 35’i ise gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, istihdam oranları ve devletin reel gelir artışına bağlı performans primlerinden oluşuyor.
Başbakan Wong, kendi maaşına yapılan zammı beş yıl boyunca hayır kurumlarına bağışlayacağını duyururken ülkedeki maaş mimarisini savundu.
Wong, “Hiç kimse siyasete para için girmemelidir. Rekabetçi maaşlar devlete hizmet motivasyonu üretmez. Ancak bu motivasyona zaten sahip olanların öne çıkıp adım atmasını mümkün kılar” dedi.
Küresel yetenekleri çekmek için yeni adımlar atılıyor
Singapur yönetimi, yüksek maaş uygulamasının yanı sıra ülkeye küresel sermaye ve beyin gücü çekme adımlarını sürdürüyor.
Hükümet ağustos ayında, dünyanın önde gelen fon yöneticilerini ülkeye çekmek amacıyla uygulanan üst düzey ONE Pass vize programını genişleteceğini duyurdu. Program, ülkenin kalkınmasına somut katkı sunabilecek uluslararası liderleri ve kıdemli yatırım uzmanlarını hedef alıyor.
2023 yılında yürürlüğe giren ONE Pass, geleneksel çalışma vizelerinden farklı olarak yabancı uzmanlara birden fazla işveren bünyesinde eş zamanlı faaliyet gösterme hakkı tanıyor.
Singapur, haziran ayında dünyanın en rekabetçi ekonomileri sıralamasında ilk kez İsviçre’yi geride bırakarak zirveye yerleşti.
Hong Kong’un ikinci sırada yer aldığı endekste üçüncü sıraya gerileyen İsviçre ise Avrupa’nın en rekabetçi ekonomisi olma unvanını koruyor.
Bu sırada bölgedeki diğer ülkeler farklı gündemlerle öne çıkıyor.
Irak Başbakanı, ülkedeki nakit yetersizliğine esprili bir dille yaklaşarak para yokluğu sayesinde yolsuzluğun da yaşanmayacağını savundu.
Asya
“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”

Wall Street Journal gazetesi, İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki Amerikan üssüne düzenlediği ve üç askerin öldüğü füze saldırısı öncesinde Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığını yazdı. Pekin iddiaları kötü niyetli suçlamalar olarak nitelendirip reddetti.
İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği ve üç ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan füze saldırısı öncesinde ve sonrasında Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığı öne sürüldü.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran, 17 Temmuz’da Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Muvaffak el-Salti Hava Üssü’ne balistik füzelerle saldırı düzenledi. Füzelerin doğrudan Amerikan askerlerinin uyuduğu kışlayı vurması sonucu üç asker hayatını kaybetti, dört asker de yaralandı.
Haberde, Donald Trump yönetiminin saldırıdan önceki aylarda Çinli şirketlerin Tahran’a uydu görüntüsü sağlayabileceği yönünde Pekin’i defalarca uyardığı aktarıldı. ABD, mayıs ayında Çin merkezli MizarVision, Earth Eye ve Chang Guang adlı şirketlere yaptırım uyguladı.
Pekin iddiaları kabul etmiyor
Yetkililer, saldırının ardından Tahran yönetiminin üste meydana gelen hasarı gösteren yüksek çözünürlüklü görüntüler yayımladığını kaydetti. Amerikan tarafının Ürdün’deki saldırıyla bağlantıyı ortaya koyan belgeleri Çinli muhataplarına sunduğu, ancak Pekin’in bu tezleri reddederek somut kanıt talep ettiği belirtildi.
Haberde görüşlerine yer verilen yetkililer, Çinli şirketlerin Tahran’a destek verdiği iddiasını Pekin’in kabul etmediğini dile getirdi. Habere göre yetkililer, uydu görüntülerini sağlayan şirketlerin isimlerini açıklamazken doğrudan Pekin yönetiminin olaya dahil olduğunu da öne sürmedi.
Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, suçlamaların “kötü niyetli” olduğunu belirterek Çin ile İran arasındaki işbirliğinin uluslararası hukuka bütünüyle uygun yürüdüğünü savundu.
Haberde bu iddiaların, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 24 Eylül’de yapılması planlanan zirve öncesinde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırabileceği değerlendirildi.
Trump’ın çalışma ekibine Pekin ve Şi ile iyi ilişkileri korumanın öncelik olduğunu söylediği, bu nedenle üst düzey Amerikalı yetkililerin zirveyi gölgeleyebilecek açık çatışmalardan kaçındığı aktarıldı. Habere göre yetkililer, Çin’in İran’a sağlayabileceği desteğin boyutunu kamuoyu önünde özellikle önemsiz gösteriyor.
Washington deniz kuvvetleri için endişeli
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, temmuz ayındaki üs saldırısından birkaç gün sonra Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya geldi. Rubio, Çin’in Tahran’a istihbarat verisi sağlayıp sağlamadığına yönelik soruya net yanıt vermekten kaçınarak, “Çin’in hiçbir eylemi çatışmanın gidişatını hiçbir şekilde değiştirmedi” dedi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, Amerikan yönetiminin Pekin’in Tahran’a ABD’nin deniz kuvvetlerini izlemesi konusunda da yardım edebileceğinden kaygı duyduğunu aktardı. İran son günlerde bir Amerikan uçak gemisine ve başka askeri gemilere balistik füzeler fırlattı.
Reuters haber ajansı yaz aylarında yayımladığı bir haberde, Çin’in Pakistan üzerinden İran’a büyük bir taşınabilir hava savunma sistemi (MANPADS) sevkiyatı yapmayı planladığını öne sürmüş, Çin Dışişleri Bakanlığı ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri bu iddiayı yalanlamıştı.
Donald Trump ise Pekin’deki yüz yüze görüşmede Xi Jinping’in, Çin devletinin ve şirketlerinin hiçbir koşulda Tahran’a askeri destek vermeyeceği güvencesini bizzat kendisine ilettiğini açıklamıştı.
Asya
Japonya Merkez Bankası gelecek hafta politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmeye hazırlanıyor

Enflasyon ve ABD baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası, faiz artışlarının hızını artırıyor.
Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre Japonya Merkez Bankası (BOJ), artan ham petrol fiyatları ve yenin değer kaybetmesi nedeniyle yükselen enflasyon baskısını kontrol altına almak amacıyla 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında temel faiz oranını mevcut yüzde 1 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseltmeyi planlıyor.
Faizin en son haziran ayında artırıldığı dikkate alındığında, olası yeni artış Mart 2024’te başlayan mevcut faiz artırımı sürecindeki en kısa zaman aralığına işaret edecek.
ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Geçtiğimiz haftalarda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Tokyo’ya baskı yaparak, “Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin” demişti.
Bessent, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu söylemişti.
BOJ Başkanı Kazuo Ueda ve diğer üst düzey yöneticiler faiz artışını kurulun gündemine getirecek ve dokuz üyeli Para Politikası Kurulu’nda çoğunluğun onayını almaya çalışacak.
Öngörülen yüzde 1,25’lik politika faizi, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye olacak. Merkez bankası şimdiye kadar faiz oranlarını yaklaşık altı ayda bir artırıyordu. Ancak BOJ’un bu tempoyu üç ayda bire, başka bir ifadeyle iki politika toplantısında bir faiz artışına hızlandırmaya hazırlandığı değerlendiriliyor.
BOJ yetkilileri, temel ekonomik faktörlerden kaynaklanan fiyat artışlarının bankanın yüzde 2’lik enflasyon hedefini aşması konusunda giderek daha dikkatli davranıyor.
Ueda, temmuz ayı sonunda gerçekleştirilen bir önceki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyon baskısının artmasına katkıda bulunan üç faktöre dikkat çekmişti: Orta Doğu’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle artan ham petrol fiyatları, yapay zekâyla (AI) bağlantılı talepteki yükseliş ve yenin değer kaybetmesi.
ABD ile İran arasındaki silahlı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrol vadeli işlemlerinin fiyatı perşembe günü varil başına 100 doların üzerine çıkarak son üç buçuk ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Petrol fiyatlarındaki artış, çok çeşitli ürünlerin fiyatlarını ve ulaşım maliyetlerini yukarı çekiyor.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa7 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya7 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Ortadoğu6 gün önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti












