Avrupa
İngiliz sağında rekabet artıyor

İngiliz sağında Reform UK’in ardından Restore Britain da vites artırırken, Nigel Farage’ın partisi MAGA hareketinin desteğini kaybetmek istemiyor.
Bu kapsamda Reform’un içişleri sözcüsü Zia Yusuf, partisinin Trump yönetimi içindeki ve çevresindeki kilit isimler için en önemli İngiliz müttefiki olduğunu ikna etmek amacıyla Washington’a gitti.
Financial Times’a göre Yusuf’un ziyareti, Birleşik Krallık siyasetinin sağ kanadındaki çalkantıyı gözler önüne seriyor.
Artık Reform, göç ve “Batının çöküşü” konularında MAGA mesajlarıyla aynı çizgide olan yeni bir “aşırı sağ” parti olan Restore Britain’dan gelen baskı ile karşı karşıya.
Reform UK’den üst düzey bir isim, Yusuf’un gezisiyle ilgili olarak “Oraya Restore Britain’dan gelen tehdidi ortadan kaldırmaya çalışmak için gitti,” dedi.
Reform UK lideri Nigel Farage uzun süredir Donald Trump’ın müttefiki olsa da, ikilinin ilişkisi kısmen Farage’ın başkanın İngiltere’deki popülaritesinin düşük olduğunun farkında olması nedeniyle mesafeli hale geldi.
Farage’a yakın kişiler, başkanın ilgisinin başka yöne kaydığını söylüyor.
Bu arada, MAGA hareketinin içindeki ve çevresindeki kilit isimler, Restore ve aşırı sağcı Tommy Robinson dahil olmak üzere İngiltere’deki “nativist” ve etno-milliyetçi gruplara ilgi duymaya başladı.
Elon Musk, sosyal medya ağı X’te Restore’un kurucusu Rupert Lowe’un mesajlarını düzenli olarak paylaşıyor.
Lowe, öğrenci Henry Nowak’ın öldürülmesi ve Kuzey İrlanda’daki bıçaklı saldırı konusunda “transatlantik öfke”yi körükledi; her iki olay da sokaklarda ciddi çatışmalara yol açtı.
Reform Partisi, şu anda “medeniyetin çöküşüne” ilişkin transatlantik endişeleri savunan parti olarak kendini yeniden konumlandırmaya çalışıyor.
Yusuf, perşembe akşamı Heritage Vakfı’nda “Britanya’yı Kurtarmak, Batıyı Kurtarmak — Son Şansımız” başlıklı bir konuşma yaptı.
Yusuf ayrıca, kimliği açıklanmayan ABD’li yetkililerle görüşmeye çalışacak. FT, bu yılın başlarında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Avrupa genelinde MAGA ile bağlantılı düşünce kuruluşlarına ve hayır kurumlarına yardım etmek için mevcut dış yardım fonunu yeniden tahsis etmeye çalıştığını bildirmişti.
Hem Dışişleri Bakanlığı’nın politikası hem de Birleşik Krallık seçim yasası, siyasi partilere doğrudan bağış yapılmasını engelliyor.
Teorik olarak, ABD’nin Reform veya Restore ile bağlantılı diğer kuruluşları finanse etmesi mümkün olabilir.
Konuyla ilgili bilgilendirilen kişilere göre, Reform, Restore ve diğer aşırı sağcı figürlerle bağlantıları olan sağcı bir siyasi örgüt olan Great British PAC, fonların bir kısmını temin etmek için ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeye çalıştı ama şu ana kadar bir görüşme ayarlayamadı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Restore Britain ve Great British PAC ile bağlantılı bir YouTuber olan Carl Benjamin ile görüşeceği yönündeki iddiaları önemsiz gösterdi.
Bir yetkili, “Dışişleri Bakanlığı’nın şu anda bu konuyla ilgili açıklayacağı herhangi bir görüşme yok,” dedi.
Gerçek adı Stephen Yaxley-Lennon olan aşırı sağcı aktivist Robinson, şubat ayında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey danışmanı Joe Rittenhouse’un konuğu olarak bakanlığı ziyaret etmişti.
Restore’un lideri Lowe, FT’ye verdiği demeçte Musk ile doğrudan görüştüğünü fakat teknoloji milyarderinin partisine henüz herhangi bir para vermediğini söyledi.
Kitle istihbarat platformu Pulsar’a göre, Lowe’un X’teki takipçilerinin üçte biri MAGA ile güçlü bağlara sahip görünüyor.
Bu oran, Farage ve diğer yerli milliyetçi ve aşırı sağcı figürlerin oranından çok daha yüksek.
Pulsar’ın içerik pazarlama başkanı Alex Bryson, Farage’ın Lowe ve Robinson’dan “biraz daha geleneksel ‘Fox News’ muhafazakârları”nı çektiğini, Lowe ve Robinson’ın ABD’deki takipçilerinin ise Nick Fuentes gibi aşırı sağcı çevrimiçi medya figürleriyle daha fazla etkileşimde bulunduğunu söyledi.
Avrupa
Moldova’da hükümet düştü

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevini kendi ilke ve inançları doğrultusunda daha fazla sürdüremeyeceğini belirterek istifa ettiğini duyurdu. Munteanu’nun istifasıyla birlikte ülkede anayasa gereği hükümet düştü ve geçici yönetim süreci başladı.
Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevinden istifa ettiğini açıkladı. 3 Temmuz Cuma günü sosyal medya hesapları üzerinden kararı duyuran Munteanu, görev süresini sonlandırdığını bildirdi.
Munteanu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Başbakan olma teklifini büyük bir sorumlulukla ve daha iyiye doğru bir değişime katkıda bulunabileceğime dair güçlü bir inançla kabul etmiştim. Yetkimi artık kendi ilke ve inançlarım doğrultusunda yerine getiremeyeceğimi anladığım an, görevden ayrılmaya karar verdim.”
Bakanlara, ekiplerine ve mesleki sorumluluk bilinciyle, dürüstlükle çalışan herkese teşekkür eden Munteanu, gelecekte hangi makamda bulunursa bulunsun veya ister kamu ister özel sektörde çalışsın Moldova’ya hizmet etmeye devam edeceğini belirtti.
Munteanu, “Ülkeye olan borcun makamla değil, koruduğumuz bağlılıkla ilgili olduğuna inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet otomatik olarak düştü
Munteanu, 1 Kasım 2025 tarihinde Batı yanlısı Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) parlamento seçimlerini kazanmasının ardından hükümetin başına geçmişti.
Moldova anayasal düzenlemelerine göre, başbakanın istifası kabinenin tamamının da istifası anlamına geliyor. Bakanların ayrıca bireysel olarak istifa dilekçesi sunması gerekmiyor.
Başbakanın istifasını parlamentoya yazılı olarak sunması halinde süreç dilekçenin kayda girmesiyle, kamuoyuna açıkça duyurması durumunda ise beyan anından itibaren yürürlüğe giriyor.
Anayasa Mahkemesinin geçmiş kararları da başbakanın görevden ayrılmasının, herhangi bir ek resmiyete gerek kalmaksızın tüm hükümetin istifası sonucunu doğurduğunu teyit ediyor.
Mevcut parlamento istifayı karar altına alıp kayda geçirebilecek olsa da bu karar, istifanın geçerliliğini veya yeni hükümet kurma sürecinin başlamasını etkilemiyor.
İstifa eden kabine, yeni hükümet kurulup yemin edene kadar devletin günlük işlerini yürütmek üzere geçici olarak görevde kalmayı sürdürüyor ancak bu süreçte tam siyasi yetkilere sahip olamıyor.
Yeni kabine için üç aylık anayasal süre
Başbakanın istifasının ardından Moldova Cumhurbaşkanı, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerle istişarelerde bulunarak yeni başbakan adayını belirleyecek.
Belirlenen aday, kabine listesini ve hükümet programını parlamentoya sunarak güvenoyu talep edecek. Yeni hükümet, parlamento onayının ardından bakanların yemin etmesiyle resmen göreve başlayacak.
Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, başbakanın resmi istifa açıklamasının ardından yeni hükümetin kurulması için en fazla üç aylık bir süre tanınıyor.
Avrupa
Monaco’da Ukraynalı milyardere suikast girişiminin faili Almanya’da aranıyor

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada baş şüphelinin Almanya’da yaşayan Ukrayna vatandaşı bir kadın olduğu bildirildi. Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen kaynaklar, şüphelinin bombayı Yermolayev’in konutunun önüne bıraktığını aktarıyor. Soruşturma kapsamında daha önce de yabancı uyruklu bir kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.
Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralanmasıyla sonuçlanan patlamaya ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme kaydedildi.
Fransa merkezli Le Figaro gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, olayın baş şüphelisinin Almanya’da ikamet eden otuzlu yaşlarında bir Ukrayna vatandaşı kadın olduğu belirlendi.
Soruşturma makamlarının üzerinde durduğu iddiaya göre, bombayı Yermolayev’in evinin önüne bırakan kişi bu kadın. Le Figaro’nun ulaştığı güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin olay günü beyaz pantolon üzerine siyah bir şapka ve siyah yelek giydiği, ayağında ise açık renkli spor ayakkabılar yer aldığı görülüyor.
Fransa merkezli yayın kuruluşu BFMTV ise daha önce yayımladığı haberinde, kimliği belirsiz bir kişinin olay yerine bıraktığı sırt çantasının çevredekilerin yaklaşmasıyla infilak ettiğini aktarmıştı.
Monaco’da milyarder Yermolayev’e yönelik bombalı suikastın ardında Ukrayna istihbaratı mı var?
Neler olmuştu?
Monaco’nun Reverand-Pere-Louis-Frolla Caddesi’nde 29 Haziran akşamı meydana gelen patlamanın detayları da netleşiyor.
Nice-Matin gazetesinin aktardığı bilgilere göre, şüpheli şahıs Yermolayev’i hedef almak için yaklaşık bir saat boyunca bekledi.
Patlayıcı düzeneğin, iş insanının aracının Moulin Meydanı’ndaki otoparka girdiği sırada kurulduğu ve aktif hale getirildiği belirtiliyor.
Olayın ardından kaçan zanlının Fransa’nın Beausoleil komününe geçtiği, Le Figaro’nun elde ettiği bilgilere göre ise buradan İtalya yönüne hareket etmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Patlamanın etkisiyle vücudunda ciddi yanıklar oluşan Yermolayev, ilk olarak Nice’teki bir hastaneye sevk edildi. Nice-Matin’in haberine göre, daha sonra Toulon’daki bir hastaneye nakledilen iş insanı, son olarak Marsilya’daki bir kliniğe götürüldü. Yermolayev’in eşi, ailenin derin bir stres altında olduğunu belirterek adli makamlar ve emniyet güçleriyle tam bir işbirliği içinde hareket ettiklerini açıkladı.
Nice-Matin ile Birleşik Krallık merkezli Daily Star ve Metro gazeteleri, patlamada Dnipro Bölgesi eski Başsavcı Yardımcısı’nın kızı ve Club Eclectique adlı cemiyet kulübünün kurucularından Anna Nasobina’nın da ağır yaralandığını duyurdu.
Hastaneye kaldırılan Nasobina’nın durumunun son derece kritik olduğu ve her iki bacağının da ampute edildiği bildirildi.
Monaco yakınlarındaki Nice kentinin Belediye Başkanı Eric Ciotti, yaşananları prenslik tarihinin ilk terör saldırısı olarak nitelendirdi.
Monaco Info televizyonunun savcılık kaynaklarına dayandırdığı 1 Haziran tarihli haberde ise olayla bağlantılı olarak yabancı uyruklu ilk şüphelinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.
Saldırının hedefindeki Vadim Yermolayev, 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını almıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 2023 yılının Aralık ayı sonunda Yermolayev’e yönelik kişisel yaptırım kararlarını yürürlüğe koymuştu.
Avrupa
Almanya’da milyonlarca kişinin sosyal yardımı kesilebilir

Almanya’da yeni hükümet reformlarıyla vatandaş gelirinin (Bürgergeld) yerini “yeni temel gelir desteği” aldı.
Bu yardım, 2023 yılından beri yürürlükteydi ve eski “İşsizlik Yardımı II”nin yerini almıştı. junge Welt’e (jW) göre bu hamle ile birlikte, 2005 yılında Gerhard Schröder döneminde yapılan “Hartz IV rejimi” geri döndü.
SPD’li Federal Çalışma Bakanı Bärbel Bas, çarşamba günü “sosyal yardımların kötüye kullanılmasına karşı güçlü bir sinyal”den bahsetti.
İşverenler Birliği Başkanı Steffen Kampeter de ona destek verdi ve “daha sıkı işbirliği yükümlülüklerinin tutarlı bir şekilde uygulanmasını” talep etti.
Şu anda, Bas’ın bakanlığındaki bürokratlar, temel gelir desteğinin hesaplama yöntemini düzenleyen bir yasa üzerinde çalışıyor. Buna “standart ihtiyaç değerlendirmesi” adı veriliyor.
“Vatandaşlık geliri”nden “temel gelir desteği”ne geçiş, sadece bir isim değişikliği değil. Kilit nokta, iş bulmanın öncelikli olmasıdır. Düşük ücretli işler mevcutsa ve “makul” ise, iş ve işçi bulma kurumu müşterileri bunları kabul etmek zorunda. Aksi takdirde, yardımlar kesilecek.
Federal İstihdam Ajansı’na (BA) göre reformun amacı, insanları uzun vadeli istihdama yerleştirmek olmaya devam ediyor. Mesleki eğitim ve sürekli öğrenim ikincil öneme sahip.
Bakan Bas da bunu “yardım almaktan ziyade istihdamı teşvik etmek” olarak nitelendiriyor ve “Çalışabilecek durumda olan herkes iş bulmak için çaba göstermelidir,” diyor.
“Sanktionsfrei” adlı kuruluşun çarşamba günü yayınladığı bir açıklamaya göre, bu ifadenin gerçeklikle ilgisi yok. Temel gelir desteği alan yaklaşık 5,5 milyon kişiden neredeyse iki milyonu çocuk ve genç. En az 800.000 yardım alıcı zaten çok çalışıyor ve düşük ücretler nedeniyle gelirlerini desteklemek zorunda kalıyor.
Dahası, yardım alanların 1 milyondan fazlası işgücü piyasasına katılamıyor. Akrabalarına bakıyorlar, çocuklara göz kulak oluyorlar, eğitim görüyorlar ya da hastalar.
İş bulmayı “tamamen reddedenlerin” oranı ise ihmal edilebilir düzeyde. Federal İstihdam Ajansı’nın (BA) kendi İstihdam Araştırma Enstitüsü bile geçen yıl sadece yaklaşık 100 “vaka” saydı.
Üstelik federal hükümet, konut yardımlarını kesmek istiyor. Paritätischer Gesamtverband’ın genel müdürü Joachim Rock çarşamba günü yaptığı açıklamada, bunun temel gelir desteği ve konut yardımı alanları yoksulluğa daha da iteceğini belirtti.
Yaşlılar ve aileler bu durumdan özellikle etkileniyor. Üstelik koalisyon, 2030 yılına kadar evsizliği ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Standart yardım oranının tamamen kaldırılmasının temel hakları ihlal edeceğini savunan Sol Partisi Genel Başkanı Ines Schwerdtner, reformlar hakkında Federal Anayasa Mahkemesi’ne şikayeti sunmayı değerlendiriyor.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Rusya4 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi5 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi










