Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiltere’nin denize açılacak nükleer denizaltısı yok

Yayınlanma

The Telegraph gazetesinin haberinde, İngiliz donanmasına ait beş aktif Astute sınıfı nükleer taarruz denizaltısının tamamının bakım ve onarım süreçleri nedeniyle limanlarda beklediği bildirildi. Savaş hazırlığı konusundaki eksiklikler askeri yetkililer tarafından kabul edilirken, Savunma Bakanlığı ülke sularının korunduğunu savundu.

İngiltere Kraliyet Donanması’na ait beş aktif Astute sınıfı nükleer taarruz denizaltısının tamamının tamirat veya teknik bakım için limanlarda beklediği bildirildi.

The Telegraph gazetesinin donanma kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, söz konusu sınıfa ait altıncı denizaltı filoya dahil edilmiş olsa da henüz konuşlandırılmaya hazır konumda bulunmuyor.

Mevcut durum nedeniyle İngiltere’nin şu anda denize açılmaya hazır hiçbir nükleer taarruz denizaltısı kalmadığı belirtildi. Eski bir nükleer denizaltı komutanı olan Ryan Ramsey, gelişmeyi ciddi bir uyarı sinyali olarak nitelendirerek, “Savunmasız görünüyoruz. Ruslar denizaltılarımızı denize çıkaramadığımızı biliyor. Denizde caydırıcılık sağlayamadığınız zaman Rusların gözündeki inandırıcılığınızı kaybedersiniz” değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere’nin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı ve eski Güvenlik Bakanı Lord Alan West de denizaltıların durumunu kabul edilemez ve çok endişe verici olarak tanımladı.

İngiltere donanması zamanının üçte birini Rusya’yı takibe ayırdı

İngiltere Savunma Bakanlığı ise konuya ilişkin açıklamada, denizaltı filosunun durumuna dair normal şartlarda yorum yapılmadığını ifade etti. İngiliz sularının bir dizi tedbir vasıtasıyla her zaman korunduğunu vurgulayan bakanlık, sualtı kapasitesinin güçlendirilmesinin en yüksek öncelik olmayı sürdürdüğünü ekledi.

Astute sınıfı nükleer denizaltılar, İngiltere’nin nükleer füze taşıyan Vanguard sınıfı stratejik denizaltıları ile HMS Queen Elizabeth ve HMS Prince of Wales uçak gemilerinin denize açılışları sırasında korunması görevini yürütüyor.

Diğer taraftan İngiltere Genelkurmay Başkan Yardımcısı Gwyn Jenkins, nisan ayında Svenska Dagbladet gazetesine verdiği mülakatında, Kraliyet Donanması’nın olası bir savaşa yeterince hazır olmadığını kabul etti.

Donanmanın muharebe yürütmek için kaynaklara sahip olduğunu ve askerlerin emirleri yerine getirmeye hazır bulunduğunu kaydeden Jenkins, “Ancak olmamız gerektiği kadar hazır mıyız? Bence hayır.” ifadelerini kullanarak, hazırlık seviyesini artırma çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Daha önce The Sun gazetesi, İngiltere’nin altı adet Tip 45 fırkateyninden sadece ikisinin çalışır durumda olduğunu yazmıştı. Bu gemilerden biri olan HMS Dragon, Kıbrıs’taki İngiliz üslerini korumak üzere Akdeniz’e sevk edilmişti.

The Telegraph ise gemi eksikliği sebebiyle Londra yönetiminin bir Alman gemisinden yararlanmak zorunda kaldığını aktarmıştı.

İngiliz parlamentosunda donanmanın içinde bulunduğu durum “ulusal bir utanç” olarak nitelendirilirken, The Guardian’ın aktardığı bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump da Kraliyet Donanması’nı eleştirerek “oyuncak filo” ifadesini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rusya’nın Avrupa ile savaşma niyetinde olmadığını defalarca dile getirmiş ve bu tür iddiaları saçmalık olarak nitelendirmişti. Putin, Batılı hükümetlerin Rusya’yı düşman gibi göstermek amacıyla durumu tırmandırdığını belirtmişti.

Avrupa

İngiltere, bütçe açığı nedeniyle F-35A planından vazgeçebilir

Yayınlanma

İngiltere hükümetinin, bütçe yetersizliği sebebiyle taktik termonükleer B61-12 bombaları taşıma kapasitesine sahip Amerikan F-35A savaş uçaklarının alımından vazgeçmeyi planladığı belirtildi. Askeri yetkililerin satın alma sürecini devam ettirmek için baskı yaptığı aktarılırken, Savunma Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı arasında bütçe krizi yaşandığı bildirildi.

İngiliz hükümetinin, bütçe kaynaklarının yetersizliği nedeniyle taktik termonükleer B61-12 hava bombalarını taşıyabilen Amerikan üretimi F-35A savaş uçaklarının satın alma planından vazgeçmeyi değerlendirdiği bildirildi.

The Telegraph gazetesinin askeri kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bütçe kısıtlamaları nedeniyle gündeme gelen bu tasarıya askeri kanat karşı çıkıyor.

Söz konusu uçakların, İngiltere’nin iki uçak gemisi olan HMS Queen Elizabeth ve HMS Prince of Wales’ten kalkış yapmak üzere tasarlanan ve tedariki önceden planlanan 138 adet F-35B tipi uçak gemisi tabanlı savaş uçağına ek olarak satın alınması öngörülüyordu.

F-35’lerin uçak gemilerine uygun olarak geliştirilen bu modifikasyonu nükleer bomba taşıma kapasitesine sahip bulunmuyor.

Gazeteye konuşan askeri kaynaklardan biri, askeri liderlerin F-35A uçaklarının tedarikini sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yaptığını ve farklı seçenekler sunduğunu ifade etti.

Aynı kaynak, durumun artık askeri bir konu olmaktan çıkıp siyasi bir meseleye dönüştüğünü dile getirdi.

The Telegraph’ın aktardığı bilgilere göre, İngiltere Savunma Bakanı John Healey ile Maliye Bakanı Rachel Reeves arasında bu konuda aktif tartışmalar yürütülüyor ve iki bakan arasında bir görüş ayrılığı yaşanıyor.

Gazetenin kaynakları, Savunma Bakanlığının önümüzdeki dört yıl içinde 28 milyar sterlinlik bir finansman açığıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.

Bu bütçe açığının bir kısmını telafi edebilmek amacıyla Ulaştırma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı bütçeleri başta olmak üzere diğer bakanlıkların harcama programlarında kesintiye gidildi.

Haberde, İngiliz hükümetinin tamamen vazgeçmek yerine yeni savaş uçaklarının satın alma sürecini ileri bir tarihe ertelemeyi içeren alternatif bir formülü de değerlendirdiği bilgisine yer verildi.

Konuya ilişkin kesin kararın, savunma yatırım planı yayınlanmadan önce verilmesi bekleniyor.

Beşinci nesil F-35A savaş uçakları ABD tarafından üretiliyor. Bu uçakların taşıma kapasitesine sahip olduğu B61 nükleer bombalarının tedarik ve kontrolü de yine ABD’nin yetki alanında bulunuyor.

Londra, 2025 yılında yaptığı açıklamada bu uçaklardan 12 adet satın alacağını duyurmuştu. İlk teslimatların ise 2020’li yılların sonuna doğru yapılması planlanmıştı.

Eylül ayında Estonya, İngiltere’ye ait nükleer mühimmat taşıyan F-35 savaş uçaklarını kendi topraklarında konuşlandırmayı kabul ettiğini açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB gemilerine yabancı tankerleri durdurma yetkisi

Yayınlanma

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Akdeniz’de görev yapan askeri unsurlara Rusya’nın gölge filosunun parçası olduğu düşünülen yabancı petrol tankerlerini durdurma ve denetleme izni verdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, IRINI operasyonunun angajman kurallarının değiştirildiğini ve artık gemilere çıkarma yapılmasına izin verildiğini açıkladı.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Akdeniz’de yürütülen IRINI operasyonu kapsamında görev yapan askeri gemilerine, AB tarafından Rusya’nın gölge filosunun parçası olarak görülen yabancı petrol tankerlerini durdurma ve denetleme yetkisi verdi.

Karar, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından duyuruldu.

Yunanca “barış” anlamına gelen IRINI, Avrupa Birliği tarafından 2020 yılında başlatılan bir askeri deniz misyonu. Misyonun kuruluşundaki temel hedefler; hava, uydu ve deniz araçlarını kullanarak Birleşmiş Milletler’in (BM) Libya’ya yönelik silah ambargosunun uygulanmasını sağlamak, petrol kaçakçılığıyla mücadele etmek ve insan kaçakçılığını önlemek olarak belirlenmişti.

Operasyon, Akdeniz’in orta kesiminde faaliyet göstermektedir.

Kaja Kallas, Kıbrıs’ta gerçekleştirilen AB savunma bakanları gayriresmi toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi (EEAS) basın birimi tarafından aktarılan açıklamaya göre Kallas, “Gölge filoyu da tartışacağız. Bizim IRINI operasyonumuz angajman kurallarını değiştirdi ve artık gemilere el konulmasına izin veriyor. Amaç, farklı ülkelerin bu gemilerle etkileşime yönelik saha uygulamalarını değiştirmektir, çünkü bu durum gerçekten tehlike arz ediyor” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği’nin bu ilkbaharda kabul ettiği 20. yaptırım paketi, Rus petrolü ile ilişkili denizcilik hizmetlerinin yasaklanmasını ve tankerlere yönelik kısıtlamaları içeriyor.

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, yeni önlemler paketinin Rus enerji kaynaklarının deniz yoluyla transit geçişine yönelik tamamen yasaklama getirilmesi olasılığını da öngördüğünü ifade etti.

Moskova yönetimi ise yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor. Rus yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, askeri unsurların gemilere el koymak üzere kullanılması durumunda misilleme önlemleri alınacağı konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı mart ayı sonunda yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin “gölge filo” terimi altında, Rus yüklerinin taşınmasıyla ilişkili olduğunu düşündükleri gemileri durdurarak ve kendi limanlarına yönlendirerek “deniz yollarında haydutluk” yaptıklarını belirtmişti. Bakanlık, uluslararası deniz hukukunda böyle bir kavramın bulunmadığına dikkat çekmişti.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev de Avrupa Birliği ülkelerinin deniz ticaret yollarında haydutluk yapmak amacıyla “gölge filo” kavramını uydurduğunu ifade etti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Meloni ile AB liderleri arasında Ukrayna çatlağı

Yayınlanma

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin, Ukrayna konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle Fransa, Almanya ve İngiltere liderlerinin katıldığı bir dizi kritik toplantıda yer almadığı bildirildi. La Repubblica gazetesinin haberine göre Roma yönetiminin Ukrayna’nın hızlı AB üyeliğine mesafeli yaklaşması ve asker gönderilmesine karşı çıkması, Avrupa genelindeki koordinasyon süreçlerinde gerilime yol açıyor.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin, Ukrayna konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle Fransa, Almanya ve İngiltere liderleriyle gerçekleştirilen bir dizi toplantıya katılmadığı bildirildi.

La Repubblica gazetesinin haberine göre Meloni, Avrupa Birliği’nin genişlemesi, Balkanlar’daki durum ve Ukrayna konusunun ele alındığı Tivat’taki AB-Balkanlar zirvesine gitmedi.

Meloni, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İspanya Hükümet Başkanı Pedro Sanchez, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın katıldığı bu toplantıda yer almayan tek büyük AB lideri oldu.

Roma yönetimi, Başbakan Meloni’nin zirveye katılmamasını resmi olarak, Reggio Calabria’da düzenlenen ve jandarma teşkilatının kuruluş yıldönümüne ayrılan resmi törenin uzamasıyla gerekçelendirdi.

Gazetenin aktardığı bilgilere göre Meloni’nin zirvenin sonuna yetişmesi planlanıyordu ancak başbakanlık ofisi sürenin yetersiz olduğunu bildirdi.

La Repubblica, bu durumu Roma ile diğer Avrupa başkentleri arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğe dayandırdı.

Habere göre İtalya, Rusya ile olası müzakereler öncesinde Fransa, Almanya ve İngiltere’nin Ukrayna ile yürüttüğü koordinasyon sürecine dahil edilmedi. İtalya ayrıca, Macron, Merz ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Londra’da yapacağı görüşmeye de katılmayacak.

Meloni’nin yakın çevresi ise İtalya’nın izole edildiği yönündeki iddiaları reddederek, Paris, Berlin ve Londra arasındaki görüşmeleri “olağan E3 formatı” olarak nitelendirdi.

Bununla birlikte Roma yönetimi, Ukrayna’ya asker gönderilmesini desteklemiyor, Kiev’in AB’ye hızlı bir şekilde üye olmasına sıcak bakmıyor ve ABD olmadan Rusya ile bir anlaşmaya varılmasının imkansız olduğunu değerlendiriyor.

Gelişmelerin ardından Meloni ve Macron’un 25 Haziran’da Cannes’da bir araya gelmesi planlanıyor. İtalya’nın 14 Temmuz’da Paris’te yapılacak “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılımı ise henüz kesinleşmedi.

La Repubblica hafta içinde yayımladığı bir başka haberde de İtalya’nın, Ukrayna’nın AB’ye hızlandırılmış katılım sürecini frenlemeye başladığını yazmıştı.

Hükümet ortağı sağcı Lig partisinin lideri ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, Ukrayna’nın üyeliğine karşı çıkarak bunu AB için ekonomik ve sosyal bir yük olarak nitelendirmişti.

Eski Başbakan Giuseppe Conte liderliğindeki Beş Yıldız Hareketi de benzer bir tutum sergilemişti.

İtalya Savunma Bakanı Guido Crozetto, Ukrayna’nın üyeliğinin “son derece karmaşık” olduğunu ve AB ülkelerinde bir tarım krizine yol açabileceğini belirtmişti.

Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise Roma’nın Kiev’in Avrupa entegrasyonunu desteklediğini ancak önceliğin Batı Balkan ülkelerinin AB’ye katılımı olması gerektiğini kaydetmişti.Ukrayna 2022 yılında adaylık statüsü almış ve hızlandırılmış üyelik talep etmişti. Avrupa Komisyonu ise bu süreçte “kestirme yolların” bulunmadığını vurgulamıştı.

İtalya, ocak ayında Kiev’e yönelik güvenlik garantileri kapsamında Ukrayna’ya kendi askerlerini gönderme ihtimalini dışarıda bırakmıştı.

Roma’dan yapılan açıklamada, güvenlik garantilerinin Ukrayna’nın egemenliğini ve bağımsızlığını sağlamayı amaçlayan daha geniş bir anlaşma paketinin parçası olması gerektiği ifade edilmişti.

Hükümetin “gönüllüler koalisyonu” toplantısında ele aldığı önlemler arasında ateşkesin izlenmesi ve Ukrayna silahlı kuvvetlerinin güçlendirilmesi yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English