Ortadoğu
İran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı

İran ile ABD arasında varılan barış anlaşmasının 14 maddelik taslak metni İran basınında yer aldı. Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaların derhal durdurulmasını öngören anlaşma kapsamında, yaptırımların askıya alınması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması planlanıyor.
İran’ın resmi haber ajansı Mehr, ABD ile İran arasında varılan barış anlaşması taslağının 14 maddelik içeriğini yayımladı. Belgede, tarafların askeri faaliyetleri durdurmasından yaptırımların kaldırılmasına, Hürmüz Boğazı’nın durumundan nükleer müzakerelere kadar birçok kritik başlık yer alıyor.
Mehr ajansının aktardığı 14 maddelik taslak metinde şu maddeler bulunuyor:
- Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri faaliyetlerin kalıcı ve derhal durdurulması.
- ABD’nin İran’ın iç işlerine karışmamayı ve İran’ın egemenliğine saygı duymayı taahhüt etmesi.
- Deniz ablukasının 30 gün içinde tamamen kaldırılması.
- ABD’nin İran çevresindeki bölgelerden askerlerini çekmeyi taahhüt etmesi.
- Hürmüz Boğazı’nın, İran’ın onayıyla 30 gün içinde yeniden faaliyete açılması.
- Petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin satışına yönelik yaptırımların askıya alınması ve İran’ın finansal varlıklarına tam erişim sağlanması.
- ABD ve müttefiklerinin, İran’ın yeniden imarı için en az 300 milyar dolar değerinde planlar sunması.
- Nükleer konularda nihai bir anlaşmaya varmak; ABD’nin birincil ve ikincil yaptırımları ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararlarını tamamen kaldırmak amacıyla 60 gün içinde müzakerelerin yapılması.
- İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) bağlılığını teyit etmesi ve nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulunması.
- ABD’nin bölgedeki asker sayısını artırmamayı ve yeni yaptırımlar uygulamamayı taahhüt etmesi.
- 60 günlük nihai müzakereler sürecinde İran’ın bloke edilen 24 milyar dolarlık fonunun serbest bırakılması. Bu tutarın yarısının müzakereler başlamadan önce İran’a sunulması.
- Anlaşmanın uygulanmasını denetlemek amacıyla bir izleme mekanizmasının kurulması.
- Nihai anlaşmanın BMGK kararıyla onaylanması.
- İran’ın dondurulan fonlarının yarısı serbest bırakılmadan, İran petrolüne yönelik yaptırımlar askıya alınmadan ve deniz ablukası kaldırılmadan nihai müzakerelerin başlamaması. Nihai anlaşmaya sadece zenginleştirilmiş materyallerin ve uranyum zenginleştirmenin geleceği, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın ekonomik kalkınma programı konularında varılması. İran’ın füze programı ile direniş gruplarına verdiği desteğe dair tartışmaların gündemden kesin olarak çıkarılması.
Financial Times (FT) gazetesinin bir kaynağa dayandırdığı habere göre, anlaşma koşulları uyarınca Hürmüz Boğazı, anlaşmanın imzalanmasını takip eden ilk 30 gün içinde mayınlardan temizlendikçe kademeli olarak deniz trafiğine açılacak. Ayrıca İran, 60 gün boyunca gemilerin geçişinden ücret almamayı taahhüt ederken, ABD de buna karşılık deniz ablukasını kaldıracak.
Gazete ayrıca anlaşmanın, İran’ın nükleer silah edinmekten veya geliştirmekten vazgeçmesini içerdiğini aktardı. Tahran ve Washington, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarıyla ilgili atılacak adımları belirlemek üzere 60 gün içinde müzakereler yürütecek.
FT, İran’ın elinde şu anda 9 tondan fazla zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu ve bunun yaklaşık 440 kilogramının silah düzeyine yakın derecede zenginleştirildiğini belirtti.
Gazeteye konuşan kaynaklar, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesinin kademeli olacağını ve anlaşmanın imzalanmasının ardından başlayacak müzakerelerdeki ilerlemeye bağlı kalacağını ifade etti.
ABD ve İran’ın barış anlaşması imzaladığı; ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi tarafından doğrulandı. Resmi imza töreninin 19 Haziran Cuma günü gerçekleştirileceği bildirildi.
Öte yandan İran’ın Fars haber ajansı, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreterliği raporuna dayandırdığı haberinde, Tahran’ın müzakereleri iptal etmeye hazırlandığını ancak Trump’ın tavizler vererek İran’ı ikna ettiğini yazdı.
Raporda, “Beyrut’a yönelik saldırının ardından İran müzakereleri iptal etmişti ve siyonist rejimi vurmaya hazırdı. Ancak nihayetinde ABD Başkanı’nın son dakikada verdiği tavizler; Lübnan’ın toprak bütünlüğünün korunması, İsrail askerlerinin Lübnan dahil olmak üzere geri çekilmesi ve ablukanın kaldırılması gibi sözler, Tahran’ı bu karardan vazgeçmeye ikna etti” ifadelerine yer verildi.
Daha önce ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın ilk olarak elektronik ortamda imzalanacağını, ardından tarafların bir hafta içinde Avrupa’da bir yerde bir araya gelerek yüz yüze imza atacaklarını açıklamıştı.
Pakistan Başbakanı Şerif ise törenin İsviçre’de yapılacağını belirtti.
Ortadoğu
Hizbullah: 2 Mart öncesindeki duruma geri dönüş olmayacak

Hizbullah, İran ile ABD arasında varılan ve Lübnan dahil tüm cephelerde kapsamlı ateşkesi sağlayan mutabakat muhtırasını kutladı. Hizbullah, İsrail sınırındaki köylerde yaşayan göçmen halka güvenli dönüş için acele etmeme ve ilgili makamların yönlendirmelerini bekleme çağrısı yaptı.
Hizbullah, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti liderliğini ve halkını, ABD ile varılan ve Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde kapsamlı bir ateşkesle sonuçlanan mutabakat muhtırasından dolayı tebrik etti.
Hizbullah Medya İlişkileri Ofisi tarafından yayımlanan bildiride, kazanılan bu başarının, “onur, egemenlik ve bağımsızlığı koruyan ulusal tercihlere bağlı kalınarak, aziz İran halkı ve onun bilge liderliği tarafından sergilenen efsanevi direniş, olağanüstü kararlılık ve büyük fedakarlıkların” bir meyvesi olduğu vurgulandı.
“Topraklarımızın tamamen özgürleştirilmesinin ön hazırlığıdır”
Açıklamada, elde edilen bu kazanımın, “toprakların tamamen özgürleştirilmesi sürecinin tamamlanması, esirlerin vatanlarına ve ailelerine dönmesi, başta sınır hattındaki cephe köylerinde yaşayanlar olmak üzere tüm bölge sakinlerinin köylerine ve evlerine geri dönmesi ve saldırganlığın tahrip ettiği yerlerin yeniden imar edilmesi sürecinin ön hazırlığı” olduğu ifade edildi.
Hizbullah, halkın güvenliğini korumak ve düşman İsrail’in olası ihlallerinden kaynaklanabilecek riskleri önlemek amacıyla, köylerine ve kasabalarına güvenli bir şekilde dönmek için acele etmemelerini, ilgili makamların bu konudaki yönlendirmelerini beklemelerini istedi.
“2 Mart öncesine geri dönüş yok”
Düşman İsrail’in “2 Mart öncesine geri dönüş olmadığını” anlaması gerektiğini belirten Hizbullah, vatanı ve halkı korumak için nöbette olan direnişin, ülkenin egemenliğini ve halkının kanını hiçe sayacak hiçbir saldırıyı kabul etmeyeceğini vurguladı.
Bildiride ayrıca, direnişin, İsrail tamamen çekilene ve esirler geri dönene kadar Lübnan’ın topraklarını, halkını ve egemenliğini savunmaya yönelik meşru ve sabit hakkına bağlı kalmaya devam edeceği kaydedildi.
Hizbullah, mevcut dönemin, hükümetin ve tüm Lübnanlı siyasi güçlerin ulusal birlik duruşuna geri dönmesini gerektirdiğini belirtti. Bu birliğin, Lübnanlıların üzerinde uzlaştığı, Lübnan’ın çıkarına olan, egemenliğini ve gücünü koruyan, düşman İsrail’in hırslarına karşı ülkeyi tahkim eden hedeflere ulaşmak için zorunlu olduğu ifade edildi.
Hükümete de çağrıda bulunan Hizbullah, “tüm hesapların ve izlenen yolların gözden geçirilmesini, Lübnan’ın geçmişte ve günümüzde edindiği deneyimlerden yararlanılmasını, hayallerden ve kaybettiren bahislerden uzak durulmasını” talep etti. Hizbullah, “Lübnan’ın ortak duruşunun ve gerçek dostlara dayanılmasının, ulusal çıkarları korumanın en iyi yolu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini” ekledi.
Açıklamada, “onur ve vakar sahibi” direniş halkına ve yerinden edilmiş göçmenlere selam gönderilerek, vahşi saldırılara karşı gösterdikleri sabır, tahammül, kararlılık ve fedakarlık övüldü. Halkın, “şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın nitelendirdiği gibi gerçekten başı dik bir halk ve insanların en şereflisi olduğunu kanıtladığı” belirtildi.
Hizbullah ayrıca, direnişin kahraman savaşçılarını ve yönetimini “vatanın aşılmaz kalkanı ve güçlü koruyucusu” olarak nitelendirerek övdü. Savaşçıların vatanlarının onuru ve halklarının izzeti için canlarını feda ettiklerini, düşman İsrail’in onların gücünü görerek yenilginin acısını tattığı kahramanlık destanları yazdıklarını kaydetti.
İran: Güçlü, sadık ve destekçi müttefik
Hizbullah açıklamasında, İslam Devrimi Lideri Seyyid Mücteba Hamaney’e de selam göndererek, kendisinin bu dönemi benzeri az bulunur bir bilgelik, cesaret ve basiretle yönettiğini belirtti.
İran Cumhurbaşkanı, hükümeti ve tüm birimleriyle silahlı kuvvetlerine de takdirlerini sunan Hizbullah, Lübnan halkına ve direnişine verdikleri destek ile savaşı durduran ve Lübnan’ın haklarını koruyan her türlü mutabakata Lübnan’ı dahil etme konusundaki hassasiyetleri için şükranlarını bildirdi.
Bildiride, İran’ın ambargo ve saldırıların yükünü omuzlamasının, Lübnan için güçlü ve sadık bir müttefik ve destekçi olma rolünü yansıttığı ifade edildi.
Son olarak Hizbullah, bu anlaşmanın tamamlanması amacıyla engellerin kaldırılmasına yönelik çabalara katılan, katkıda bulunan ve yardımcı olan ülkelere teşekkür ederek, iç birlik çerçevesinde Lübnan’ın egemenliğini sağlamak ve topraklarını kurtarmak için bu bölgesel ve uluslararası şemsiyeden yararlanmanın önemini vurguladı.
Ortadoğu
İran Dışişleri: Bu mutabakat İran halkının efsanevi direnişinin ürünüdür

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, İran ile ABD arasında savaşı sonlandıracak mutabakat zaptının ekonomik ve askeri detaylarını paylaşarak, cuma günü İsviçre’de imzalanması planlanan mutabakatın ardından yaptırımların kaldırılması ve nükleer programa ilişkin müzakerelerin başlayacağını bildirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, düzenlediği haftalık basın toplantısında, İran ile ABD arasında savaşı sona erdirecek bir mutabakat zaptının imzalanacağını duyurdu.
ISNA ajansının aktardığına göre yerli ve yabancı gazetecilerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan Bekai, bu mutabakatı “çok önemli bir gelişme” olarak nitelendirdi.
Sözcü Bekai, sürecin arka planına ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Bu mutabakat, İranlıların, her türlü maddi imkana sahip iki şerir aktörün saldırganlığına karşı sergilediği efsanevi duruş ve direnişin ürünüdür. Bu 110 gün boyunca hem askeri hem de diplomatik alanda vatan savunucularının arkasında duran halkımızın tüm kesimlerine teşekkür ediyor, şehit liderimiz başta olmak üzere bu savaşın tüm şehitlerinin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. İran’ı savunma ve halkımızın çıkarlarını koruma yolunda hiçbir çabayı esirgemeyeceğimize söz veriyoruz.”
Sözcü, 12 gün süren savaşta yaşananları unutmayacaklarını belirterek, “Siyonist rejim ve ABD’nin bu savaşta İran’a ve İran halkına karşı işlediği cinayetleri, nükleer tesislere yönelik saldırılarını, askeri komutanlarımızın ve vatandaşlarımızın şehit edilmesini unutmayacağız. Maalesef uluslararası toplum ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı bu sınavdan başarıyla geçemedi” dedi.
İsviçre’de imzalanacak mutabakat zaptının detayları ve İran adına imzayı kimin atacağı yönündeki soruya yanıt veren Bekai, “Bu konunun ayrıntılarını çok yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Bugün veya yarın bu konuda kesin kararlar verilerek gerekli bilgilendirme yapılacaktır” diye konuştu.
“İsviçre seyahatinden önce bazı bölge ülkelerini ve komşularımızı ziyaret edeceğiz”
Batı medyasında yer alan, cuma günü Cenevre’de yapılacak görüşmeler öncesinde Katar’ın başkenti Doha’da ön görüşmeler gerçekleştirileceği yönündeki iddiaları değerlendiren Bekai, bölgesel temasların gündemde olduğunu doğruladı. Bekai, “Cenevre toplantısından önce bölge ülkelerine bir seyahat gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Bu program kesinleşir kesinleşmez detayları ilan edeceğiz. İsviçre seyahatinden önce bazı bölge ülkelerini ve komşularımızı ziyaret edeceğiz” açıklamasında bulundu.
Lübnan’da savaşın sona erdirilmesine yönelik İslamabad mutabakatı ve eş zamanlı olarak İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılar hakkında konuşan Bekai, bir Hizbullah komutanının ve sivillerin hayatını kaybettiği saldırıyı “alçakça bir cinayet” olarak niteledi. Bekai, şöyle devam etti:
“Uzlaşma çabalarının zirveye ulaştığı bir dönemde, Siyonist rejimin cinayetlerini tekrarlayarak Dahiye’de sivil yerleşim alanına terör saldırısı düzenlediğine ve Lübnan vatandaşlarını şehit ettiğine şahit olduk. Ancak Lübnan’daki bu terör eylemi, İran’ın, direniş cephesinin ve Lübnan’ın ulusal çıkarlarının azami düzeyde korunması için bir fırsata dönüştü. İran ve dostları, bu habis saldırıların çıkarlarımıza odaklanmamızı engellemesine izin vermedi; aksine bu cinayet, direniş cephesinin Siyonist rejime karşı daha da kenetlenmesini ve güçlenmesini sağladı.”
Savaşın sona ermesiyle ilgili Lübnan’ın konumuna da değinen Bekai, “Lübnan ve bu ülkedeki savaşın sonlandırılması, savaşı bitiren mutabakatın ayrılmaz bir parçasıdır. Savaşın sona ermesi ve Lübnan’daki ateşkes, 19 Ferverdin (8 Nisan) tarihli ateşkesin bir parçasıydı. Gelecekte de gelişmeleri yakından izleyecek ve karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesini sağlamak için tüm araçlarımızı kullanacağız” dedi. Mutabakat metninde Lübnan isminin üç kez geçtiğini belirten Bekai, metinde “Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılması” ve “Lübnan’ın egemenliği ile toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi” ifadelerinin yer aldığını vurguladı.
“İran halkına karşı işlenen cinayetleri ne bağışlarız ne de unuturuz”
Savaş sürecinde ABD ve İsrail’in işlediği suçların hukuki takibi ve şehitlerin kanının yerde kalmaması konusundaki soruyu yanıtlayan Bekai, “Şehitlerimizin kanının davasını gütmek bizim için daimi bir konudur. İran halkına karşı işlenen cinayetleri ne bağışlarız ne de unuturuz. Dışişleri Bakanlığı olarak bu cinayetlerin belgelenmesi ve uluslararası platformlarda anlatılması için tüm diplomatik ve hukuki araçları kullanmaya devam edeceğiz. Savaşın sona ermesi için uzlaşıya varılması, bu suçları unutacağımız anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
İran halkının ABD’ye yönelik derin güvensizliğine dikkat çeken Sözcü, şunları kaydetti:
“Karşı tarafın İran medeniyetini yok etme iddiasında olduğu, altyapımızı hedef aldığı ve halkımız hakkında en kötü ifadeleri kullandığı 100 günlük zorlu bir sürecin ardından, dün gece tüm cephelerde savaşı sonlandıracak mutabakatı nihayete erdirdik. Ancak İranlıların ABD’ye karşı duyduğu derin şüphe, 1953 yılından bu yana devam eden Amerikan şeraretleri nedeniyle son derece köklüdür. Dolayısıyla ABD’nin İranlıların güvenini kazanmak için önünde çok uzun bir yol var. Bu mutabakat, sadece gerilimi azaltma ve savaşı sonlandırma yönünde atılmış bir adımdır.”
“Cuma gününden sonraki gün engelsiz şekilde petrol ve petrokimya satışı yapabilmeliyiz”
Mutabakatın ekonomik boyutlarına, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasına ve tazminat konularına değinen Bekai, ABD tarafının bu konularda taahhütleri olduğunu belirtti:
“Dondurulmuş varlıklarımızın serbest bırakılması ve savaş hasarının tazmin edilmesi bizim için son derece önemlidir. Bu kaynaklara erişim bizim hakkımızdır ve mutabakat kapsamında gerekli önlemler alınmıştır. Ayrıca ABD tarafı, birincil ve ikincil yaptırımların yanı sıra BM Güvenlik Konseyi yaptırımları ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararlarını kaldırmakla yükümlüdür. Bu konular, imzanın ertesi günü başlayacak ve 60 gün içinde karara bağlanacak olan nükleer müzakerelerin temelini oluşturacaktır.”
Bekai, petrol satışı üzerindeki engellerin kalkması gerektiğini belirterek, “Anlaşmanın imzalanacağı cuma gününden hemen sonra petrol, petrol ürünleri ve petrokimya satışımız önündeki engeller kalkmalıdır. İran, cuma gününden sonraki gün hiçbir engelle karşılaşmadan petrol ve petrokimya ürünlerinin satışını gerçekleştirebilmelidir” dedi.
“Karşı tarafın adımlarına paralel olarak Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişi sağlayacağız”
Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve ABD Başkanı’nın “İran’ın boğazdan geçen gemilerden harç almayacağı” yönündeki açıklamalarını değerlendiren Bekai, boğazın İran için kritik önemde olduğunu vurguladı:
“Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik tedbirlerimiz tamamen uluslararası hukuka uygundur. İran ve Umman, kıyıdaş devletler olarak boğazda güvenli geçişi sağlamak için gerekli adımları atacaktır. Mutabakat metni uyarınca, karşı tarafın adımlarına paralel olarak belirli bir süre boyunca Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişi sağlayacağız. Bu konudaki egemenlik hakkımız tamamen korunmaktadır. Biz geçiş ücreti alma peşinde değiliz; ancak sunacağımız seyrüsefer, çevre koruma ve sigorta gibi hizmetlerin karşılığı olan maliyetler hesaplanarak tahsil edilecektir.”
İsrail’in anlaşmayı sabote etme riskine ilişkin soruyu yanıtlayan Bekai, “Siyonist rejimin bölgede barış istemediği açıktır. Ancak bizim için önemli olan ABD’nin taahhütlerine sadık kalmasıdır. Bölge halkı, Siyonist rejimin ABD’nin onayı olmadan adım atmayacağını bilir. Bu nedenle, bölgedeki diğer aktörlerin veya ABD müttefiklerinin yapacağı herhangi bir ihlalden doğrudan ABD sorumlu olacaktır” dedi.
Donald Trump’ın “İran’ın zenginleştirilmiş nükleer malzemelerini operasyonla toplama” yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Bekai, “Bir kez denediler ve sonucu gördüler. Eğer akılları varsa bunu tekrarlamazlar” ifadesini kullandı.
Nükleer konunun detaylarının mutabakat zaptında yer almadığını belirten Sözcü, “Mutabakatta nükleer konunun ayrıntılarına girmedik. İmza sonrasındaki 60 günlük sürede nükleer haklarımız, zenginleştirme faaliyetleri ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları konuları karşılıklı olarak müzakere edilecektir” diyerek sözlerini tamamladı.
Ortadoğu
İran, Hürmüz Boğazı geçiş ücretini 60 gün erteleyecek

Fars haber ajansının isimsiz bir kaynağa dayandırdığı habere göre İran, ABD ile yürütülecek müzakereler süresince Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilerden 60 gün boyunca ücret talep etmeyecek. Kaynağa göre İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasının nihai metni, İran’ın boğazdaki deniz taşımacılığına ilişkin rolünü ve geçiş hizmetleri karşılığında ücret alma hakkını tanıyor.
Fars haber ajansı, konuya vakıf bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran’ın ABD ile yapılacak müzakereler için tanınan süre kapsamında Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilerden 60 gün boyunca güvenli geçiş hizmetleri karşılığında ücret talep etmeyeceğini bildirdi.
Kaynağın aktardığına göre İran ile ABD arasında hazırlanan mutabakat muhtırasının nihai metninde önemli değişiklikler yapıldı.
Revize edilen metin, Hürmüz Boğazı’ndaki gelecekteki deniz taşımacılığının şekillendirilmesinde İran ve Umman’ın rolünü açık biçimde tanıyor ve İran’ın bu hizmetler karşılığında ücret alma hakkını kabul ediyor.
Kaynağa göre metinde, gemilere ücretsiz geçiş hakkının “yalnızca 60 gün” için tanındığı belirtiliyor.
Kaynak, “Bu, ABD’nin ücret alınması ilkesini kabul ettiği, yalnızca 60 günlük bir ödeme muafiyeti elde ettiği anlamına geliyor” dedi.
Habere göre İran, 60 günlük sürenin ardından güvenlik, seyrüsefer, çevre ve sigorta alanlarında hizmet sunmayı planlıyor.
Kaynak, ülkenin bu boğazdan geçen ticari gemilerden elde edilecek gelirleri ekonomik kalkınma için kullanmayı hedeflediğini belirtti.
15 Haziran gecesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarının ardından İran’ın Mehr ajansı, barış anlaşması taslağında yer aldığı belirtilen 14 maddeyi yayımladı.
Listede Lübnan dahil tüm cephelerde derhal ateşkes ilan edilmesi, deniz ablukasının kaldırılması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, yaptırımların kaldırılması ve müzakereler başlamadan önce dondurulmuş İran varlıklarından 12 milyar doların derhal serbest bırakılması gibi maddeler yer aldı.
Financial Times’ın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre anlaşma şartları kapsamında Hürmüz Boğazı, anlaşmanın imzalanmasının ardından ilk 30 gün içinde mayın temizleme çalışmalarının ilerlemesine paralel olarak kademeli şekilde gemi trafiğine açılacak.
Haberde ayrıca İran’ın 60 gün boyunca gemilerden geçiş ücreti almamayı, ABD’nin ise buna karşılık deniz ablukasını kaldırmayı taahhüt ettiği belirtildi.
Haberde, anlaşmanın dünya liderlerinden olumlu tepkiler aldığı da aktarıldı. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer anlaşmayı “savaşın sona erdirilmesi yolunda son derece önemli bir adım” olarak nitelendirirken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron boğazın yeniden açılması sürecine destek vereceğini açıkladı.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi










