Ortadoğu
İran: Müzakere, askeri gücümüzün sonucunda geldi

İran Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, pazartesi günü erken saatlerde devlet televizyonuna bağlı haber kanalına verdiği röportajda, İran ile ABD arasında müzakere için hazırlanan “İslamabad Mutabakatı” hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Hukuk ile Uluslararası İşlerden Sorumlu Yetkili Kazım Garibabadi, “Bugün düşmanı müzakere masasına oturtabildiysek, bu askeri gücümüzün bir sonucudur” dedi. Garibabadi, İran’ın üstleneceği sınırlı taahhütlerin karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesiyle uyumlu ve orantılı olacağını belirterek, “Karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesinde herhangi bir eksiklik görmemiz halinde, buna uygun gerekli adımları atacağız” ifadelerini kullandı.
Garibabadi, müzakere sürecinin uzun bir zaman dilimine yayıldığını belirterek, son haftalarda Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda çeşitli görüşme ve istişarelerin gerçekleştirildiğini söyledi. Katar’dan bir heyetin dün ve bugün Tahran’da bulunduğunu aktaran İranlı yetkili, mutabakat metninin tamamlanması amacıyla yoğun görüşmeler yapıldığını kaydetti.
Yaklaşık 14 ila 15 saat süren uzun müzakerelerde İran’ın son düzeltme ve değişiklik önerilerinin gündeme getirildiğini ifade eden Garibabadi, bu önerilerin büyük ölçüde kabul edildiğini ve böylece İslamabad Mutabakat Muhtırası metninin nihai hale getirildiğini açıkladı.
Garibabadi, şu aşamada metnin tamamlandığını belirterek, mutabakatın resmi imzasının cuma günü taraflar arasında gerçekleştirileceğini söyledi. İsviçre’nin bu süreç için öne çıkan ülke olduğunu ifade eden İranlı diplomat, anlaşmanın resmiyet kazanmasının ardından uygulama sürecinin başlayacağını dile getirdi.
“Savaşın derhal ve kalıcı şekilde sona ermesi gerekiyor”
Mutabakat kapsamında iki önemli gelişmenin derhal hayata geçirilmesinin öngörüldüğünü belirten Garibabadi, bunlardan ilkinin farklı cephelerdeki savaş ve askeri operasyonların kalıcı ve derhal sona erdirilmesi olduğunu söyledi.
Pakistan Başbakanı tarafından yapılan açıklamaya da atıfta bulunan Garibabadi, “Tüm cephelerde, Lübnan da dahil olmak üzere, savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesi açıkça belirtilmiştir” dedi.
“Deniz ablukası sona eriyor”
İkinci gelişmenin ise ABD’nin İran’a karşı uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması olduğunu ifade eden Garibabadi, ABD Başkanı’nın da bu konuda açıklama yaptığını belirtti.
İran’ın üstleneceği diğer yükümlülükler ve mutabakatın geri kalan hükümlerinin uygulanmasının ise resmi imzanın atılmasının ardından başlayacağını söyleyen Garibabadi, bu hususun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
“Diplomatik başarı, askeri kazanımların da sonucudur”
Garibabadi, elde edilen sonucun yalnızca diplomatik girişimlerin ürünü olmadığını belirterek, “Bu mutabakat ve beraberinde gelen diplomatik kazanım, sadece yürütülen diplomatik temasların sonucu değildir. Aynı zamanda ülkemizin askeri alandaki başarılarının da bir ürünüdür” değerlendirmesinde bulundu.
Ortadoğu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Washington’a gitti

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geliyor. Ziyaret, Sana güçlerinin temmuz ayından bu yana Suudi Arabistan tarafından Yemen’e 1085 hava ve füze saldırısı düzenlendiğini açıkladığı sırada gerçekleşiyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, mevkidaşı Marco Rubio ile temaslarda bulunmak üzere ABD’nin başkenti Washington’a gitti.
Resmi haber ajansı SPA, Bin Ferhan’ın ziyareti kapsamında Rubio ile ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını duyurdu.
Görüşme trafiği, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik hava operasyonlarını sürdürdüğü bir süreçte gerçekleşiyor.
Ensarullah kontrolündeki Sana yönetimine bağlı Yemen Silahlı Kuvvetleri, Suudi Arabistan’ın temmuz ayından bu yana Yemen topraklarına 1.085 hava ve füze saldırısı düzenlediğini açıkladı.
Yapılan açıklamada, Hamis Muşayt Hava Üssü’nden havalanan F-15 savaş uçaklarının son 24 saat içinde 26 hava saldırısı gerçekleştirdiği kaydedildi.
Taiz, Cevf, Marib, Zamar ve Saada vilayetlerini hedef alan bombardımanda onlarca sivilin yaşamını yitirdiği ya da yaralandığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’a ait bir keşif insansız hava aracının düşürüldüğü bildirilerek olaya ilişkin görüntüler paylaşıldı.
Yemen ordusu, 27 Eylül’de ülkenin güneybatısındaki Taiz Merkez Çarşısı’na düzenlenen hava saldırısında ilk belirlemelere göre en az yedi sivilin öldüğünü, 40 kişinin de yaralandığını duyurdu.
Sana güçleri, Suudi hava saldırılarına karşı krallık sınırları içindeki askeri noktaları ve enerji altyapısını hedef aldıklarını belirtiyor. Bu misillemelerin Suudi enerji sektöründe kayıplara yol açtığı öne sürülüyor.
Yemen yönetiminin son dönemdeki karşı saldırıları, Suudi Arabistan’ın temmuz ayında Sana Uluslararası Havalimanı’nı vurmasıyla hız kazandı. Söz konusu havalimanı, Riyad liderliğindeki koalisyonun askeri müdahaleyi başlattığı 2015 yılından bu yana abluka altında tutuluyor.
Yemen ordusu, Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyonu ülke topraklarından bütünüyle çıkarmayı hedeflediğini dile getiriyor.
Yönetim, Riyad’a karşı tırmanmaya karşı tırmanma ve ablukaya karşı abluka politikasını sürdüreceğini savunuyor.
Çatışmalar sürerken Riyad yönetiminin ABD’den doğrudan askeri müdahale talebinde bulunduğu aktarılıyor.
Washington yönetimi şimdiye dek Suudi Arabistan’a yalnızca istihbarat paylaşımı ve hedef belirleme safhasında destek sağladı.
İngiltere ise krallığa tümüyle savunma amaçlı yardım taahhüt etti. İsrail basınında yer alan bir iddiaya göre Riyad, İsrail’den de dolaylı yoldan istihbarat desteği talep etti.
Sahadaki askeri dengelerde de değişim gözleniyor. Sana güçleri bu ay Yemen’in batı kıyı şeridinin büyük kısmında hakimiyet kurdu; daha önce Birleşik Arap Emirlikleri denetiminde olan Kızıldeniz’deki bazı adaları ve stratejik Babülmendep Boğazı’nı kontrolü altına aldı.
Çatışmalarda Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri destekli grupların zayiat verdiği aktarılıyor.
Ortadoğu
Netanyahu, gizlice BAE’ye giderek bin Zayed ile görüştü

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Abu Dabi’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan ile bir araya geldi.
Bu bilgiyi Reuters’a üst düzey bir İsrailli yetkili verdi.
Ziyaret, İsrail gazetesi Haaretz’in, Şeyh Muhammed’in 7 Ekim 2023’ten bir buçuk hafta önce Netanyahu’yu Hamas’ın İsrail’e karşı büyük çaplı bir operasyon planladığı konusunda uyardığını bildirmesinin ardından gerçekleşti.
Haaretz‘in haberine göre İsrail başbakanı bu uyarıyı İsrail istihbarat kurumlarına veya ordusuna iletmedi.
Haberi yalanlayan ve gazeteye karşı yasal işlem başlatmakla tehdit eden Netanyahu, zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya.
Muhalefet liderleri, başbakanı Hamas’ın 7 Ekim saldırısı öncesindeki güvenlik zaaflarından sorumlu olmakla suçluyor.
BAE, Haaretz’in haberine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı ama BAE ile İsrail’in 2020’de diplomatik ilişkiler kurduğundan bu yana “açık ve doğrudan iletişim kanalları” sürdürdüğünü belirtti.
Bir BAE kaynağı daha önce Reuters’a, BAE’nin güvenlik konularını ülkelerle “ilgili kurumlar” aracılığıyla görüştüğünü ama “ulusal liderler düzeyinde” görüşmediğini söylemişti.
Bu yılın başlarında, İsrail başbakanlığı ofisinin Mayıs ayında Netanyahu’nun Körfez ülkesini “gizlice ziyaret ettiğini” ve cumhurbaşkanıyla görüştüğünü açıklamasının ardından BAE, Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed’in Netanyahu ile görüştüğünü yalanlamıştı.
Toplantıya yakın bir kaynak, o dönemde Netanyahu ve Şeyh Muhammed’in 26 Mart’ta, Abu Dabi’de Umman sınırında bulunan bir vaha kenti olan El Ayn’de bir araya geldiğini söylemişti.
İran savaşı sırasında saldırıya uğradığından beri BAE, 2020 İbrahim Anlaşmaları sonucunda ilişkiler kurduğu ABD ve İsrail ile bağlarını güçlendirdi.
Ortadoğu
Irak’tan ucuz petrol alan Vitol eylülde 25 milyon varil taşıdı

Irak yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik maliyetlerini gerekçe göstererek ham petrolde yüzde 20’ye varan indirime gitti. Ucuzlatılmış petrolden en az 25 milyon varil alan ABD merkezli Vitol, aynı zamanda İsrail ordusuna yakıt sağlayan sevkiyat zincirinde yer alıyor.
Irak, ham petrol satışlarında yüzde 20’ye varan indirime giderek ihracatını savaş öncesi seviyelere yaklaştırdı. İndirimli petrolden en büyük payı alan şirketler arasında, İsrail’e petrol tedarik eden ve ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle yakın bağları olan enerji devi Vitol öne çıkıyor.
Bağdat yönetimi, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle ağır bir bütçe krizi yaşamıştı.
Gelirlerinin ve sevkiyatının yaklaşık yüzde 90’ını kaybeden Irak; Türkiye hattı ve Suriye’ye kara yoluyla taşımacılık gibi alternatifleri devreye soksa da açığı kapatamadı.
Tahran’ın ağustos ayında Irak tankerlerine geçiş izni vermesiyle akış yeniden hızlandı.
Irak Federal Meclisi Maliye Komisyonu Başkanı Uday Avad, 27 Eylül’de Rudaw’a yaptığı açıklamada indirim uygulamasını doğruladı.
Avad, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri ile kabaran nakliye ve sigorta maliyetlerini telafi etmek için alıcıya göre yüzde 10 ile 20 arasında fiyat kırıldığını duyurdu.
İndirim hamlesiyle birlikte Irak’ın günlük ihracatı yaklaşık 3 milyon varile ulaştı. Bu veri, savaş öncesindeki 3,4 milyon varillik seviyeye oldukça yakın.
Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre Bağdat, geçen ay yalnızca güney limanlarından günde ortalama 2,35 milyon varil ham petrol sevk etti.
Pazardaki en büyük alıcılar Birleşik Arap Emirlikleri’nin kamu şirketi ADNOC ve ABD merkezli Vitol oldu.
Vitol, eylülde ucuzlatılmış Irak petrolünden en az 25 milyon varil satın aldı. ADNOC ise ağustosta 32 milyon varil olan alımını eylülde 40 milyon varile yükseltti.
Irak’tan yüksek hacimli alım yapan Vitol, küresel enerji ağındaki operasyonlarıyla dikkat çekiyor. Ulusal üreticilerden ham petrol alıp nakliye, sigorta ve finansman süreçlerini yöneterek dünya rafinerilerine dağıtan şirket, Venezuela petrolünün ihracatında da kritik rol oynuyor.
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırarak ülke petrolünü denetimine almasının ardından Vitol yöneticisi John Addison, Ocak 2026’da Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelmişti.
Trump yönetimi Venezuela ham petrolünün satışı için Vitol ve Trafigura’yı yetkilendirdi; Vitol yaklaşık 250 milyon dolarlık ilk sevkiyatı yürüttü. Reuters, iki şirketin günlük 600 bin varillik sevkiyatla Venezuela ihracatının yarısından fazlasını üstlendiğini aktarmıştı.
Vitol aynı zamanda İsrail’in temel enerji sağlayıcıları arasında yer alıyor. Oil Change International (OCI) verilerine göre Vitol ile Heritage Petroleum, Ekim 2023 ile Haziran 2026 arasında İsrail’e yaklaşık 22 milyon varil ham petrol teslim etti.
Bu hacim, ülkenin toplam ithalatının yaklaşık yüzde 11’ini kapsıyor.
Sevkiyatlar Eilat-Aşkelon Boru Hattı Şirketi ile Hayfa’daki Bazan ve Aşdod’daki Paz rafinerilerine yapıldı.
OCI, İsrail tesislerinde işlenen bu petrolün ordunun yakıt ihtiyacını karşıladığını ve Gazze’deki Filistinlilere yönelik saldırılarda doğrudan kullanıldığını vurguluyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Rusya2 hafta önceWSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı











