Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İran: ABD ve İsrail 40 günlük savaşın sonunda yenilgiyi kabul etti

Yayınlanma

İran, ABD ve İsrail ile yürüttüğü 40 günlük savaşın ardından “tarihi ve ezici bir zafer” kazandığını ilan ederek, Washington’un kalıcı ateşkes ve yaptırımların kaldırılmasını içeren 10 maddelik teklifi kabul ettiğini açıkladı. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından yayımlanan bildiride, düşman güçlerin “Direniş Ekseni”nin iradesine boyun eğmekten başka yol bulamadığı belirtildi.

İran, 40 gün süren çatışmaların ardından Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e karşı “tarihi ve ezici bir yenilgi” yaşattığını ilan etti. Tahran yönetimi, Washington’un kalıcı ateşkes, tüm yaptırımların kaldırılması ve ABD muharip güçlerinin bölgeden çekilmesi gibi kritik hususları içeren 10 maddelik İran teklifini kabul etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından “İran’ın soylu, büyük ve kahraman milleti”ne hitaben yayımlanan bildiride, düşmanın inkâr edilemez bir bozguna uğradığı vurgulandı. Açıklamada, karşı tarafın artık “İran’ın büyük milletinin ve onurlu Direniş Ekseni’nin iradesine boyun eğmekten başka bir yol görmediği” ifade edildi. Zafer ilanı, 28 Şubat’ta İran Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ile üst düzey komutanların suikastla öldürülmesiyle başlayan savaşın 40. gününde geldi.

Washington’un kabul ettiği 10 maddelik taahhüt listesi

Resmi açıklamaya göre ABD, Washington’u esaslı yükümlülüklere bağlayan şu 10 maddelik teklifi kabul etti:

  • İran’a yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirilmemesi,
  • Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolünün devam etmesi,
  • İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kabul edilmesi,
  • Tüm birincil yaptırımların kaldırılması,
  • Tüm ikincil yaptırımların kaldırılması,
  • BM Güvenlik Konseyi’nin tüm kararlarının sona erdirilmesi,
  • Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Yönetim Kurulu’nun tüm kararlarının sona erdirilmesi,
  • İran’a savaş tazminatı ödenmesi,
  • ABD muharip güçlerinin bölgeden çekilmesi,
  • Lübnan’daki “İslami Direniş”e karşı yürütülenler de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın durdurulması.

Bildiride, İran’ın büyük bir zafer kazandığı ve “suçlu Amerika’yı” kendi şartlarını içeren teklifi kabul etmeye zorladığı kaydedildi.

“Tarihin en ağır birleşik savaşlarından biri”

İran’ın en üst güvenlik organı, geride kalan 40 günü “tarihin en ağır birleşik savaşlarından biri” olarak nitelendirdi. Açıklamaya göre İran ile Lübnan, Irak, Yemen ve “işgal altındaki Filistin’deki” müttefikleri, “dünyanın tarihsel hafızasından silinmeyecek” darbeler indirdi. Metinde, “İran ve Direniş, bölgedeki Amerikan savaş makinesini neredeyse tamamen yok etti” ifadesi yer alırken; düşmanın yıllar boyu bölgeye konuşlandırdığı geniş altyapı ve kabiliyetlerin derin darbeler aldığı belirtildi.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin savaşın başlamasından yalnızca 10 gün sonra bu mücadeleyi kazanamayacağını anladığı öne sürüldü. Düşmanın ana hedeflerinden hiçbirine ulaşamadığı gibi, 10. günde bu savaşı kazanma kabiliyetine sahip olmadığını idrak ettiği ve bu sebeple çeşitli kanallar üzerinden İran’la temas kurarak ateşkes isteme çabalarına başladığı ifade edildi.

Konsey ayrıca düşman tarafın başlangıçta hızlı bir askeri zafer hayal ettiğini, İran’ın füze ve İHA kabiliyetlerinin “hızla söndürüleceğine” inandığını ve “küresel Siyonizm”in “ABD’nin cahil başkanını” bu savaşın İran’ı bitireceğine ikna ettiğini belirtti. Zafer ilan edilirken, zaferin ayrıntıları kesinleşinceye kadar yetkililerin direncine, basiretine ve halk arasındaki birliğin korunmasına ihtiyaç olduğu vurgulanarak dikkatli olunması çağrısı yapıldı.

Trump’tan Hürmüz Boğazı şartına bağlı iki haftalık durdurma kararı

İran’ın bu duyurusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması şartına bağlı olarak bombardıman ve saldırıları iki haftalığına durdurmayı kabul ettiğini açıklamasından saatler sonra geldi. Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında saldırıları “iki haftalık bir süre için askıya alacağını” bildirdi ve bu adımı “iki taraflı bir ATEŞKES” olarak tanımladı.

Trump, bu askıya alma kararının “İran İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’nın TAM, DERHAL ve GÜVENLİ biçimde açılmasını kabul etmesi” şartına dayandığını söyledi. Salı günü erken saatlerde ise Trump, İran talepleri karşılamazsa “bu gece bütün bir medeniyetin öleceğini” söylemiş; bu ifade dünya genelinde tepkiyle karşılanmıştı. Papa 14. Leo bu tehdidi “kabul edilemez” olarak nitelerken, ABD’li bazı milletvekilleri söylemi “kötülük” olarak değerlendirip Trump’ın görevden alınması için 25. Ek Madde’nin işletilmesi çağrısını dile getirdi.

Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, 28 Şubat’tan bu yana fiilen kapalı bulunuyor. İranlı yetkililer, ABD-İsrail saldırılarının kalıcı olarak durdurulması dahil tüm talepleri karşılanmadıkça boğazın açılmayacağını kesin bir dille belirtmişti.

İslamabad’da siyasi müzakere süreci başlıyor

İran Dini Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in talimatı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayı doğrultusunda, ayrıntıların kesinleştirilmesi için Pakistan’ın başkenti İslamabad’da müzakerelerin yapılması kararlaştırıldı. Savaş alanındaki üstünlüğün siyasi kazanımlarla pekiştirilmesinin amaçlandığı bu sürecin en geç 15 gün içinde gerçekleşeceği bildirildi.

Cuma günü başlaması planlanan İslamabad müzakereleri için İran’ın iki hafta ayıracağı, sürenin ise tarafların mutabakatıyla uzatılabileceği kaydedildi. Güvenlik organı, bu kritik dönemde ulusal birliğin korunmasının hayati olduğunu ifade etti. Müzakerelerin “ulusal bir müzakere” ve “savaş alanının uzantısı” niteliği taşıdığı belirtilen açıklamada, tüm siyasi grupların bu sürece destek vermesi istendi.

Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “Eğer düşmanın savaş alanındaki teslimiyeti müzakerelerde belirleyici bir siyasi kazanıma dönüştürülürse, bu büyük tarihî zaferi birlikte kutlayacağız. Aksi halde İran halkının tüm talepleri karşılanıncaya kadar savaş alanında omuz omuza savaşacağız. Ellerimiz tetiktedir ve düşmanın yapacağı en küçük hata bile tüm güçle karşılık bulacaktır.”

Ortadoğu

Bakü’de Rus ve Alman heyetlerden gizli Ukrayna görüşmesi

Yayınlanma

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bakü’de 12-14 Temmuz tarihlerinde eski Rus ve Alman yetkililer arasında Ukrayna’daki savaşı bitirme yollarının ele alındığı gizli bir toplantı yapıldığını açıkladı. Berlin’de Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile düzenlediği basın toplantısında konuşan Aliyev, uçuş verilerinin doğruladığı görüşmeden önceden haberlerinin olmadığını ancak savaşı sonlandırmayı amaçlayan bu adımı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, başkent Bakü’de 12-14 Temmuz tarihleri arasında Rusya ve Almanya’nın eski üst düzey temsilcilerinin katılımıyla kapalı bir toplantı gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bloomberg’in aktardığına göre, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi imkanlarının ele alındığı görüşmeden Azerbaycan makamlarının önceden haberdar edilmediğini belirten Aliyev, uçuş kayıtlarının temasların varlığını doğruladığını kaydetti.

Salı günü Berlin’de Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ortak basın toplantısında konuşan Aliyev, “Topraklarımız haberimiz olmadan böyle bir buluşma için kullanıldı. Ancak bu görüşme Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bitirilmesine hizmet etmeyi amaçlıyorsa bunu yalnızca memnuniyetle karşılayabiliriz” dedi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise federal hükümetin bu tür temaslar hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığını ve süreçle ilgisinin bulunmadığını dile getirdi.

Söz konusu temasların ayrıntıları daha önce Die Zeit gazetesi ve ARD televizyonunun ortak araştırmasında yayımlandı.

Yayımlanan haberlerde, eski Rusya Başbakanı ve mevcut Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Viktor Zubkov’un 2024 yılından bu yana eski Alman yetkililerle düzenli olarak kapalı toplantılar yaptığı aktarıldı.

Araştırmada, Zubkov ve Rus heyet üyelerinin bu temasları Almanya’daki siyasi partileri ve hükümeti etkilemek amacıyla kullanmış olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Die Zeit muhabiri, görüşmelerin yapıldığı Bakü’deki Four Seasons Oteli’nin güvenlik görevlilerinin, müzakerelerin yürütüldüğü konferans salonunun yakınındaki koridordan yabancı kişilerin ayrılmasını istediğini bildirdi.

Alman güvenlik birimleri, gerçekleştirilen bu buluşmaları Rusya’nın Alman siyasetine nüfuz etmeye yönelik olası bir operasyonu kapsamında ele alıyor.

Müzakerelere Almanya tarafından Eski Başbakanlık Dairesi Başkanı Ronald Pofalla ve Brandenburg eyaletinin eski Başbakanı Matthias Platzeck katıldı.

Pofalla ile Zubkov arasında geçmişe dayanan yakın ilişkiler yer alıyor. İki isim, 2001 yılında Rusya Devlet Başkanı ve dönemin Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder’in himayesinde kurulan “Petersburg Diyaloğu” forumunun eş başkanlık görevlerini yürütmüştü.

Bakü’ye Zubkov ile birlikte Rusya Devlet Başkanı yanında Sivil Toplum ve İnsan Haklarını Geliştirme Konseyi Başkanı Valeriy Fadeyev ve Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsü Müdürü Aleksey Gromıko geldi.

Pofalla ve Platzeck şu anda resmi bir devlet görevi yürütmese de Almanya’daki iktidar koalisyonunda yer alan partilerle bağlarını sürdürüyor. Pofalla Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Platzeck ise Sosyal Demokrat Parti (SPD) saflarında yer alıyor.

Die Zeit’ın elde ettiği bilgilere göre Rus tarafı, Alman muhataplarına Ukrayna’daki savaşın durdurulmasının yalnızca Rusya’nın şartları temelinde mümkün olabileceğini aktarmayı hedefledi. Ayrıca çatışmanın sona ermesinin ardından Almanya-Rusya ilişkilerinin normalleştirilmesi konusunun ele alınması gerektiği iletildi.

İngiltere’de yayımlanan The Times gazetesi de 19 Temmuz tarihli haberinde kaynaklara dayandırarak Berlin’de Moskova ile temaslarda arabuluculuk yapılmasına ilişkin muhtelif seçeneklerin tartışıldığını yazdı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Moskova’nın diyaloğa açık olduğunu kaydetti.

Peskov, “Bu konuda çok sayıda açıklama ve Almanya da dahil olmak üzere Avrupalı siyasetçiler arasında çok sayıda tartışma duyuyoruz. Ancak yine de pratik anlamda bu durum söz konusu ülkelerin gerçek siyasetine hiçbir şekilde yansımıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Goldman Sachs’tan petrol fiyatları için kritik öngörü

Yayınlanma

Bloomberg’in aktardığı Goldman Sachs Group Inc. raporuna göre, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki tedarik kesintilerinin sürmesi halinde Brent petrolün varil fiyatı 2026’nın son çeyreğinde 120 doların üzerine çıkabilir. Ortadoğu’daki gerilimin düşeceği varsayımıyla mevcut tahminlerini bu yılın son çeyreği için 80 dolar, gelecek yıl için ise 75 dolar olarak belirleyen analistler, sevkiyat hatlarındaki olası aksamaların fiyatları hızla yukarı taşıyabileceğini öngörüyor.

Goldman Sachs Group Inc. analistleri, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan tedarik süreçlerindeki aksamaların sürmesi ve Kızıldeniz’in Husiler tarafından kapatılması durumunda, Brent petrolün varil fiyatının 2026 yılının dördüncü çeyreğine kadar 120 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor.

Bloomberg’in aktardığı analizde, Ortadoğu’daki gerilimin düşeceği varsayımı üzerine kurulan mevcut öngörülerin, Brent petrolün varil fiyatını bu yılın son çeyreğinde 80 dolar, gelecek yıl ise 75 dolar olarak belirlediği kaydedildi.

Analistler, Ortadoğu’daki gerilimin tırmanması ve Basra Körfezi’nden öngörülen tedarik hacminin çatışma öncesi seviyelerin yüzde 45’inin altına gerilemesinin petrol fiyatlarını yeniden yükselişe geçirdiğini ifade etti.

Bu kapsamda, Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye kesintileri ve Kızıldeniz’de yaşanabilecek olası sorunlar nedeniyle fiyatların keskin bir şekilde yükselebileceği uyarısı yapıldı.

Temmuz ayında ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırıların yeniden başlaması ve Tahran destekli Yemenli Husilerin Suudi Arabistan’dan yapılan sevkiyatları engelleme tehditleri üzerine Brent petrolün varil fiyatı yeniden 91 doların üzerine çıktı.

Yemen, Riyad yönetiminin yaklaşık 12 yıldır kendilerine uyguladığını belirttikleri kuşatmaya yanıt olarak Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan ettiklerini duyurdu.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması durumunda Suudi Arabistan, petrolünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na taşıyarak ablukayı kısmen aşma seçeneğine sahip bulunuyor.

Ancak bu alternatif güzergah, Husilerin kontrol ettiği kıyı şeridinin yakınından geçerek Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan bir diğer dar geçit olan Babülmendep Boğazı’na ulaşıyor.

Arap Yarımadası ile Afrika kıtası arasında stratejik bir geçit konumunda olan Babülmendep Boğazı, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sini ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin yüzde 8’ini barındırıyor.

Londra ICE borsası verilerine göre, eylül vadeli Brent petrol fütüresinin varil fiyatı şu anda 88,73 dolar seviyesinden işlem görüyor. Brent petrolün fiyatı nisan ayı sonunda 126 doları aşmıştı.

Reuters’ın geçen hafta kaynaklara dayandırdığı haberde, ABD’nin İran’ın enerji altyapısına saldırması halinde Tahran’ın Husilerden Kızıldeniz’i kapatmalarını talep ettiği öne sürülmüştü.

Habere göre Husiler, Babülmendep Boğazı bölgesine füze ve insansız hava araçları yerleştirerek ticari gemilere saldırmak için talimat bekliyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Husilerin Kızıldeniz’deki limanlara veya gemilere düzenleyeceği olası saldırıların, Ortadoğu’dan yapılan iki ana petrol ihracat rotasının aynı anda kesintiye uğramasına yol açacağı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Husiler Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etti

Yayınlanma

Yemenli Husiler, pazartesi günü Suudi Arabistan’a deniz ablukası uygulayacaklarını açıkladı. Bu adım, ABD’nin İran’la yürüttüğü savaşta yeni bir cephenin açılması ihtimalini gündeme getirirken, küresel enerji arzı ve ticaret açısından Körfez’in ötesine uzanan yeni tehditler doğurdu.

Gerilim, savaşta Amerikan askerleri açısından en kanlı dönemlerden birinin ardından tırmandı. Pentagon, pazartesi günü, İran’ın cuma günü Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği saldırıda ölen iki ABD askerinin kimliğini açıkladı. Yetkililer ayrıca, çatışmada kayıp olduğu bildirilen üçüncü bir askere ait olabileceği değerlendirilen, kimliği henüz belirlenememiş kalıntılara ulaşıldığını bildirdi. Ayrı bir olayda ise dördüncü bir Amerikan askeri, Kuzey Irak’ta düşürülen İran’a ait tek yönlü saldırı insansız hava aracından kalan patlamamış mühimmatın “kontrollü biçimde imha edilmesi” sırasında öldü.

Husilerin abluka ilanının ardından Yemen’deki Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, yaptığı açıklamada bu adıma güç kullanarak karşılık vereceğini bildirdi. Koalisyon ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının ardından Suudi petrolü için kritik ihracat güzergâhı haline gelen Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemilerini korumaya yönelik önlemleri uygulamaya başladığını açıkladı.

Husiler bu açıklamayı, Tahran ile Washington’ın geçen ay imzalanan kırılgan geçici anlaşmanın karşılıklı saldırılarla işlevsiz hale gelmesinden sonra yaptı. Öte yandan taraflar müzakere mesajı da verdi. İran Dışişleri Bakanlığı, arabulucuların Tahran’a bazı “öneriler” sunduğunu belirterek diplomatik temasların sürdüğü mesajını verdi, ancak ayrıntı paylaşmadı.

Petrol fiyatları Husi açıklamasının ardından kısa süreliğine yükseldi, ancak yatırımcıların diplomatik çözüm umudunu korumasıyla daha sonra geriledi. Kızıldeniz’den mal taşımanın sigorta maliyetleri ise ticari gemilere yönelik risklerin artması nedeniyle yükseldi.

İran, ABD’nin İran’daki enerji altyapısına saldırılarını sürdürmesi halinde Husilerin Kızıldeniz’e açılan Babülmendep Boğazı’nı kapatmalarını istemişti.

Boğazın tamamen kapanması, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının büyük bölümünün bölgeden çıkarılamaması nedeniyle küresel petrol arzını yüzde 7 azaltabilir. Bu kesinti, Körfez’deki savaşın petrol sevkiyatlarında yol açtığı ve hâlihazırda küresel arzın yüzde 10’una denk gelen büyük düşüşe eklenecek.

Husilerin silahlı kuvvetleri açıklamalarında, Suudi Arabistan’ın Yemen’e uyguladığı “haksız ve zalim kuşatmaya” karşılık olarak “göze göz ilkesi temelinde, suçlu Suudi düşmanına karşı derhal yürürlüğe girecek bir deniz ambargosu” ilan ettiklerini bildirdi.

Ateşkesi yeniden sağlamak için diplomatik girişim

Üst düzey bir İranlı yetkili pazartesi günü Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın arabuluculardan 10 günlük bir ateşkes önerisi aldığını söyledi. Girişimin, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı kalıcı biçimde sona erdirecek bir anlaşmanın önünü açması hedeflenen geçici mutabakatı kurtarmayı amaçladığı belirtildi.

Ne İran Dışişleri Bakanlığı ne de Reuters’a konuşan yetkili, gündemde olduğu belirtilen ateşkes görüşmelerine ilişkin ayrıntı verdi.

Pakistan hükümetinden iki kaynak ise İran İçişleri Bakanı İskender Mümini’nin Pakistan’dan çatışmadaki arabuluculuk rolünü yeniden üstlenmesini istediğini söyledi. Mümini daha sonra yeni görüşmeler için İslamabad’a gitti.

Diplomatik girişimler, ABD’nin İran kentlerine yönelik yeni bir gece saldırısının ve İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki Amerikan askerî unsurlarına düzenlediği saldırıların ardından geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, pazartesi öğleden sonra ABD saatiyle İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını açıkladı.

Savaşın başlamasından ve İran’ın hayati önemdeki Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasından bu yana yükselen benzin fiyatları nedeniyle ülke içinde artan siyasi baskıyla karşı karşıya kalan ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik son saldırıları, son İran saldırılarında ölen Amerikan askerlerinin intikamının alınması olarak savundu.

Trump pazartesi günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, “İran ne zaman bir Amerikan askerini öldürürse, bunun bedelini katbekat ödeyecek! Bu talimat Savaş Bakanı Pete Hegseth’e, Genelkurmay Başkanı Daniel Caine’e ve ordudaki tüm komutanlara iletilmiştir” dedi.

İran: Tankerler patladı

İran Devrim Muhafızları Ordusu, iki petrol tankerinin boğazdan “güvenli olmayan” bir güzergâh üzerinden geçmeye çalışırken patladığını açıkladı. Devrim Muhafızları pazar günü, aynı bölgede iki geminin bir “kazaya” karıştığını bildirmişti. İki olayın birbiriyle bağlantılı olup olmadığı ise netleşmedi.

Reuters olayı bağımsız olarak doğrulayamadı. Devrim Muhafızları’nın açıklamasında gemilerin kimliklerine veya can kayıplarına ilişkin ayrıntı verilmedi.

İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kurumu da Hürmüz Boğazı’na bakan Umman açıklarında bir geminin kimliği belirsiz bir cisimle vurulduğunu bildirdi.

İran’da Tebriz, Çabahar, Konarek, Bender Mahşehr ve Bender İmam Humeyni’de patlamalar meydana geldiği bildirildi. Devlet haber ajansı IRNA’ya göre Tebriz’in güneybatısında bir kişi öldü, birkaç kişi de yaralandı.

Devrim Muhafızları, Ürdün’ün Akabe Havalimanı’ndaki Amerikan uçaklarını balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı. Açıklamada ayrıca Kuveyt’teki El-Adiri Kampı ve Ali es-Salim Hava Üssü’ndeki askerî unsurlar ile Suriye’deki bazı mevzilerin de vurulduğu belirtildi.

Bahreyn’de pazartesi boyunca sirenler çaldı. Kuveyt ordusu ise salı sabahının erken saatlerinde hava savunma sistemlerinin İran’a ait insansız hava araçlarını yeniden önlediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English