Bizi Takip Edin

Diplomasi

İran, Türkiye’nin Irak’ta beklenen PKK operasyonuna nasıl yaklaşacak?

Yayınlanma

Türkiye ve Irak arasında son dönemde gelişen ilişkiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ziyareti ile “stratejik bir çerçeveye” oturtuldu. Aşağıda çevirisini okuyacağınız çalışma, iki komşu ülkenin karşılıklı beklentileri, anlaşmazlıkları, imzalanan anlaşmalar ve mutabakata varılan işbirlikleri ile bunların uygulama aşamasında önüne çıkabilecek engellere ışık tutuyor.

***

Türkiye-Irak anlaşması: Ticaret ve su karşılığında güvenlik

Geçen on yıllar boyunca Türkiye, Ankara tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) yarattığı sürekli tehditle boğuştu. PKK, Kuzey Irak’taki güçlerini Türkiye’deki hedeflere saldırmak için kullandı. Ankara ilk olarak 1997 yazında Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine karşı kara kuvvetleri konuşlandırdı ve o tarihten bu yana devam eden Pençe-Kartal Operasyonu da dahil tekrarlanan saldırılar düzenledi. Aralık 2023’ten bu yana Ankara, Kuzey Irak’taki PKK mevzilerine yönelik geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirmeye hazırlanıyor ve Irak topraklarının 30-40 kilometre derinliğine kadar uzanan bir tampon bölge kurmayı hedefliyor.  Bu girişim, gözetleme noktaları ve askeri üsler inşa edilmesini gerektiriyor. Bu hedeflere ulaşmak için Irak hükümetinin işbirliğinin gerekliliğini kabul eden Ankara, Bağdat ile kapsamlı bir güvenlik anlaşması imzalamaya çalıştı. Ticaret ve su yönetimi gibi çeşitli alanlarda işbirliğiyle bağlantılı olan bu anlaşmanın altı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Nisan 2024 tarihinde Bağdat’a yaptığı ziyaret sırasında 26 mutabakat zaptı ve stratejik anlaşmanın imzalanmasıyla çizildi.

Bu makale, Türkiye’nin hem Bağdat’taki merkezi hükümet hem de Erbil’deki Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) ile işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan son girişimlerini inceliyor. Özellikle, Ankara’nın çabalarını PKK’ya karşı devam eden mücadelesi bağlamında ele alıyor ve bu tür bir işbirliğiyle ilgili potansiyel fırsatları ve zorlukları değerlendiriyor.

Türkiye’nin Irak ile güvenlik işbirliği motivasyonları

Geçmişte Türkiye, PKK’nın faaliyetlerini engellemek amacıyla Kuzey Irak’ta çeşitli askeri operasyonlar düzenledi. Ancak tüm bu operasyonlar etkisiz kaldı ve PKK saldırıları devam etti. Aralık 2023’te örgüt, Türk ordusuna ait iki gözlem noktasına art arda iki ayrı saldırı düzenleyerek 12 askeri öldürdü. Bu saldırılar Ankara’nın PKK tehdidiyle mücadelede tek taraflı güvenlik önlemlerinin sınırlarını kabul etmesine yol açtı. Sonuç olarak, Mart 2024’te Türk hükümeti, Bağdat ve Erbil hükümetleriyle güvenlik ve ekonomi alanında anlaşmalar için üst düzey diplomatik görüşmelere başladı. Hedef iki yönlüydü: Ankara’nın PKK ile devam eden mücadelesinde elini güçlendirmek ve bu mücadele için hem merkezi hükümetten hem de IKBY’den destek almak.

Bu diplomatik girişimler Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın’ın ziyaretleriyle sonuçlandı. Bu ziyaretler sonucunda 14 Mart 2024 tarihinde iki ülke arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Mutabakat zaptı, Ankara ve Bağdat arasında güvenlik, askeri, ticari, su, tarım ve enerji alanlarında işbirliği için yeni bir siyasi çerçeve hazırlanmasını öngörüyor. Bu gelişme, Bağdat’ın PKK’yı resmen “yasaklı örgüt” olarak tanımlamasıyla aynı zamana denk geldi ve hükümetin tutumunda önemli bir değişikliğe işaret etti.

Bu mutabakat zaptının imzalanmasından sonra Fidan’ın 18 Mart 2024’te bir Türk kanalına verdiği ilk mülakat, Türkiye’nin Irak’a yönelik yaklaşımı hakkında bilgiler verdi. Fidan şunları söyledi: “Sadece güvenlik ve askeri ilişkileri görüşmüyoruz. Aksine, Irak ile ekonomi, ticaret, enerji, su, yeniden yapılanma ve kalkınma alanlarında işbirliğine dayalı ortak bir gelecek inşa etme ve iki taraf arasında güçlü bir stratejik ortaklık kurma olasılığını tartışıyoruz. Bunu başarmak için iki ülke arasındaki güvenlik sorunlarını sona erdirmek sağduyunun gereğidir.”

Irak ve Türkiye arasında imzalanan Mutabakat Zaptı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ziyareti sırasında iki ülke arasındaki ilişkiler için “stratejik bir çerçeve” oluşturulmasını öngörüyordu ki bu ziyaret Turgut Özal’ın 1990’lardaki ziyaretinden sonra bir Türk Cumhurbaşkanının Irak’a ilk ziyaretiydi. Erdoğan, Bağdat’ı en son 2012 yılında başbakan olduğu dönemde ziyaret etmişti.

Türk hükümetiyle yakın ilişkiler içinde olan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA tarafından hazırlanan bir rapor Ankara’nın Bağdat’la işbirliğinden hedeflerini şöyle açıklıyor:

  • Irak ve Türkiye arasında güvenli bir bölge oluşturulması ve iki ülke silahlı kuvvetlerinin PKK’ya karşı ortak operasyonlar düzenleyebilmesi için askeri koordinasyonun kolaylaştırılması.
  • İki ülke arasında petrol, gaz ve enerji boru hatlarının inşasının kolaylaştırılması ve güvenliklerinin sağlanması. Bu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artmasına yardımcı olacaktır.
  • Özellikle Amerikan güçlerinin olası bir çekilmesi durumunda, İran’ın nüfuzunu dengelemek için Türkiye’nin Irak’taki nüfuzunun genişletilmesi.

Irak’ın Türkiye ile güvenlik işbirliği motivasyonları

2003 yılından bu yana birbirini izleyen Irak hükümetleri, Türkiye’nin güvenlik anlaşması imzalama ya da PKK’yı terör örgütü olarak tanımlama çağrılarına sürekli olarak direndi. Bağdat, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik askeri saldırılarını sık sık kınadı. Tarihsel olarak Bağdat’ı PKK’ya karşı harekete geçmekten alıkoyan bazı kilit faktörler bulunuyor:

  1. PKK’nın terör örgütü olarak tanımlanması, özellikle Iraklı Sünni siyasi partilerin, bazı Iraklı Şii milisler için de benzer bir muamele talep etmesine neden olabilir. Böyle bir hamle, Iraklı Şii partilerin çıkarlarına ters düşecektir.
  2. Bazı Iraklı Şii gruplar, Ankara’nın Kuzey Irak’taki askeri saldırıları, Sünni partilere verdiği destek ve Ankara ile su konusundaki anlaşmazlıkları nedeniyle Türkiye’yi kendileri ve ülkeleri için potansiyel bir tehdit olarak görüyor.
  3. Başta Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) olmak üzere bazı Iraklı Kürt partileri, PKK ile yakın ilişkiler sürdürüyor. Bu ilişki, rakibi Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Irak Kürdistan bölgesindeki etkisini dengelemeye hizmet ediyor. Fidan, 16 Ocak 2024 tarihinde Türk parlamentosunda yaptığı önemli bir konuşmada, KYB’yi ve lideri Bafel Talabani’yi PKK ile işbirliğini sürdürmemeleri konusunda açıkça uyarmıştı.

Ancak Kuzey Irak’taki Türk askeri operasyonlarının sayısındaki artış, Bağdat’ın yaşadığı ciddi su krizi ve Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılması yönünde artan çağrılar gibi son dönemde yaşanan bazı gelişmeler Bağdat’ı, Ankara ile güvenlik işbirliği konusundaki tutumunu yeniden değerlendirmeye sevk etti. Bu değerlendirmeler aşağıdaki iç ve dış faktörlerle birleşti:

  1. Türkiye bu kez Irak’la güvenlik anlaşması önerisini genişleterek bunu, özellikle Fırat ve Dicle nehirlerindeki su akışının artırılması yoluyla Irak’ın acil su krizini çözme gibi çeşitli alanlarda işbirliğine bağladı. Ankara’nın önerisi ayrıca çift yönlü demiryolu hatlarının ve Basra Körfezi’ndeki Basra’yı Türk topraklarına ve limanlarına bağlayan yeni bir otoyolun inşasını içeren “Kalkınma Yolu”nun kurulması yoluyla ticari işbirliğini de kapsıyor. Bu girişim Asya, Körfez ülkeleri ve Avrupa arasındaki ticareti kolaylaştırmayı hedefliyor.
  2. Amerikan askerlerinin Irak’tan çekilme olasılığına ilişkin tartışmalar, Bağdat’taki karar alıcıları, ABD’nin çekilmesi durumunda Tahran’ın nüfuzunun artmasını önlemek için hem İran hem de Türkiye ile ilişkilerini dengelemeye zorluyor.
  3. İran tarafından desteklenen Irak hükümeti, IKBY’nin siyasi rolünü kısıtlamaya yönelik çabalarını yoğunlaştırdı. Tahran, Erbil’i İsrail ile istihbarat ve güvenlik işbirliği yapmakla suçlaması Bağdat’ı Federal Yüksek Mahkeme (FYM) kararları yoluyla IKBY’ye baskı uygulamaya sevk ediyor. Bu kararlar arasında IKBY’deki seçim sisteminin değiştirilmesi, Bağdat’ın onayı olmadan petrol ihracatının kısıtlanması ve bölgedeki memur maaşlarının merkezi hükümetin denetimine verilmesi yer alıyor. Üstelik Türkiye ile artan güvenlik ve ticari işbirliği, Ankara ile Erbil arasındaki ticari anlaşmaları, Irak ile Türkiye arasında Musul üzerinden doğrudan bir ticaret koridoru lehine sınırlayacak.
  4. Ankara ve Washington arasındaki son yakınlaşma, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri aracılığıyla Irak hükümeti üzerinde baskı kurmasına yardımcı olarak anlaşmanın imzalanmasının önünü açabilir ya da en azından anlaşmaya karşı olan Amerikan muhalefetini ortadan kaldırabilir. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin 13 Nisan 2024’te Washington’a yaptığı ziyaret, Ankara ile yapılan bu anlaşmaya ABD’nin zımnen onay vermesiyle sonuçlanmış gibi görünüyor.
  5. Bağdat’ın Türkiye ile güvenlik anlaşması imzalamaya yönelik itirazları, Ekim 2023’te Irak-İran güvenlik anlaşmasının imzalanmasından bu yana azaldı. İran rejimine muhalif bazı Kürt partilerin Kuzey Irak’tan kaynaklanan saldırılarının arttığına dair İran’dan gelen şikâyetler üzerine, Irak bu anlaşmayı imzalaması için Tahran’dan baskı görüyordu. Ayrıca İran, İsrail silahları ve casuslarının IKBY’ye topraklarından İran’a sızdırıldığı suçlamasında bulunuyordu.

Türkiye-Irak güvenlik işbirliğinin niteliği ve sınırları

Türkiye’nin Irak ile güvenlik işbirliğine yönelik şartları aşağıdaki talepleri kapsıyor:

  1. Türkiye, PKK’dan kaynaklanan tehditleri azaltmak için Türkiye-Irak sınırı boyunca Irak’ın 30-40 kilometre içine uzanan bir güvenli bölge oluşturulmasında ısrar ediyor.
  2. Irak’ta her iki taraftan görevlilerin, PKK’nın faaliyetlerini izleyecekleri bir askeri ve istihbarat gözetleme karakolu kurulması.
  3. Türkiye’nin bu yaz PKK mevzilerine karşı gerçekleştirmeyi planladığı askeri operasyonun koordine edilmesi ve bu operasyonda yer alınması.
  4. İki ülke arasındaki ticaret ve enerji yollarının korunması.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ülkesinin “iki yıl önce Bağdat’a ortak bir istihbarat-askeri gözetleme merkezi kurulması fikrini önerdiğini ancak olumlu bir yanıt alamadığını” belirtti. Önerinin amacının Türk ve Iraklı askeri yetkili ve istihbarat görevlilerinin bu merkezde birlikte çalışarak PKK militanlarının Kuzey Irak’ta mevzi tutmalarını engellemek ve böylece PKK’nın buradaki varlığı nedeniyle Türk askeri saldırılarına hedef olabilecek Irak köy ve şehirlerini güvence altına almak olduğunu söyledi. Güler, PKK’yı bu köy ve kasabaların sakinlerine kendi iradesini dayatmakla ve bazılarını askeri hedefleri için evlerini terk etmeye zorlamakla suçladı.

12 Mart’ta 2. Ordu Komutanı Korgeneral Metin Tokel ve bir askeri heyet, sınır güvenliği ve Türkiye’nin önerdiği güvenli bölge kurulması konularını görüşmek üzere Irak toprakları içinde Irak Sınır Muhafız Kuvvetleri Komutanlığı’nı ziyaret etti. SETA’nın bildirdiğine göre, görüşmelerde güvenli bölgenin Türkiye-Irak sınırı boyunca 30-40 kilometre derinliğe kadar genişletilmesi konusu da ele alındı. Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, Kuzey Irak’taki güvenli bölge konusunda iyimser olduğunu ifade ederek, “Pençe Harekâtı’nın hedeflerine bu yıl içinde ulaşılması ve güvenli bölgenin Irak’ın 30-40 kilometre içine kadar genişletilmesi konusunda iyimseriz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 4 Mart’taki kabine toplantısında “Irak’ın kuzeyinde 30-40 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturulmasını bu yaza kadar tamamlamayı hedefliyoruz” diyerek bu öngörüyü yineledi.

Türkiye’nin Irak’a ilettiği yukarıda belirtilen tüm talep ve anlaşmalar, öncelikle bu yaz Kuzey Irak’ta yapılması planlanan genişletilmiş Türk askeri operasyonu için Irak’ın desteğini sağlama amacına hizmet ediyor. Türkiye, operasyon için Irak ordusu ve Halk Seferberlik Güçleri’nin (HSG) desteğinin yanı sıra karşılıklı istihbarat işbirliğinin kurulmasını istiyor. Türkiye’nin daha önceki askeri operasyonlarından farklı olarak Ankara, operasyonun kapsamını İran sınırına yakın kuzeydoğu Irak’ın ötesine, Haşdi Şabi’nin kontrolündeki kuzey Musul ve Sincar’ı da kapsayacak şekilde genişletmeyi hedefliyor. Kapsamlı hedef PKK ile Suriye’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki ikmal ve iletişim yollarının kesilmesi. Bu, Ankara’nın istediği sonuçlara ulaşmak için hem Bağdat hem de Erbil’in işbirliğini gerektiren, eşi benzeri görülmemiş büyüklükte stratejik bir hedef.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Nisan’da Bağdat’a yaptığı ziyaret sırasında iki taraf arasında “ikili stratejik çerçeve” anlaşmasının yanı sıra çeşitli sektörlerde işbirliğini kapsayan 22 mutabakat zaptı ve Katar ve BAE tarafından desteklenen 17 milyar dolarlık “Kalkınma Yolunun” inşası için dört çerçeve anlaşması ile birlikte toplamda 26 ortak mutabakat zaptı imzalandı. İmzalanan tüm anlaşmaların mutabakat zaptı ya da çerçeve anlaşması niteliğinde olması, uygulamaya geçilmeden önce belirli ayrıntıların belirlenmesi için ortak komitelerin kurulması gerektiğini gösteriyor. Bu durum, Irak’ın güvenlik işbirliğini ticaret, su ve enerji işbirliğinde ilerlemeye bağlaması, Ankara’nın ise güvenlikle ilgili şartların bir an önce yerine getirilmesi için baskı yapması nedeniyle iki taraf arasındaki mevcut anlaşmazlıkların varlığını doğruluyor.

Irak hükümet sözcüsü Bassem el-Avadi’nin yaptığı açıklamalar, Ankara’nın özellikle PKK’ya karşı ortak askerî harekât için destek ve koordinasyon, ortak bir istihbarat merkezi kurulması ya da güvenli bölge oluşturulması gibi güvenlik talepleri konusunda bir mutabakat olmadığını gösteriyor. El-Avadi, Irak’ın uzun vadede Irak ordusunun tüm sınırların kontrolünü üstlenmesini ve Irak’a ait nöbet ve izleme merkezlerinin kurulmasını arzuladığını ifade etti ancak bu sürecin zaman alacağını da kabul etti. PKK ile ilgili olarak ise, örgüt üyelerinin siyasi mülteci muamelesi göreceğini, siyasi ve askeri faaliyetlerde bulunmalarının yasaklanacağını ve silahlara erişimin kısıtlı olduğu mülteci kamplarına kapatılacaklarını vurguladı. Ancak, Türkiye’nin bu yaz Kuzey Irak’a askeri bir operasyon başlatma olasılığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

PKK’ya yönelik bu tutum, Irak’ın Türkiye ile birlikte PKK’ya karşı bir savaşa girmeye hazır olduğu anlamına gelmiyor. Benzer şekilde bu Irak’ın Türkiye’nin tek taraflı adımlar atmasını engelleyeceği anlamına da gelmiyor. Nitekim bu adım, PKK üyelerinin sığınma talep etmesine ve Irak’ın bu konudaki önerisini kabul etmesine yol açabilir. El Avadi’nin Irak ordusunun sınır kontrolüne ilişkin sözleri, Bağdat’ın Türkiye’nin önerdiği güvenli bölgeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerdiği şekliyle reddettiği anlamına geliyor.

İran’ın Türkiye-Irak yakınlaşması ve Türkiye’nin ekonomik teşvikleri konusundaki tutumu

Ankara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sırasında Stratejik Çerçeve Anlaşması’nın imzalanması ve mutabakat zabıtlarının genişletilmesi de dahil Bağdat’la son dönemde kaydedilen ilerlemelerin ancak Irak hükümetinin bu çerçevedeki yükümlülüklerini yerine getirme konusunda samimi kararlılık göstermesi halinde anlamlı sonuçlar doğuracağının bilincinde. Tahran’ın Irak’ta iktidardaki Koordinasyon Çerçevesi ve askeri gücüyle Halk Seferberlik Güçleri (HSG) üzerindeki etkisi nedeniyle İran’ın tutumu önem kazanıyor. İran perspektifinden bakıldığında, son dönemdeki Türkiye-Irak yakınlaşmasına çeşitli faktörler katkıda bulundu:

  1. Tahran, Irak’taki Türk-İran rekabetinin, özellikle de Kürt partiler arasındaki kutuplaşmanın, bu partileri Washington ve hatta Tahran’ın iddia ettiği gibi Tel Aviv ile daha fazla işbirliğine ittiğinin farkında. İran’ın geçen yıl Erbil’e düzenlediği ve İsrail istihbarat karakollarını hedef aldığı iddia edilen hava saldırıları bu algıyı besliyor. Washington’un Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile işbirliği yapma planları karşısında -ki bu girişim KYB lideri Bafel Talabani tarafından olumlu karşılandı ve Süleymaniye’de ABD’li bir heyetin eşlik ettiği SDG komutanı Mazlum Abdi’yi ağırladı- Iraklı Kürt partiler SDG ile işbirliği yapmaya başladı. Iraklı Kürt partilerin Amerikan planına uygun olarak SDG ile yakınlaşması İran ya da Türkiye’nin çıkarlarına uygun değil. Dolayısıyla Kürt meselesinin Irak’taki Türk-İran rekabetinden arındırılmasının stratejik bir avantajı olabilir.
  2. Tahran, sınırı korumak için Ekim 2023’te Bağdat’la imzalanan güvenlik anlaşmasını genişleterek, Bağdat ile Ankara ve Bağdat arasında arzu edilen işbirliğine benzer bir güvenlik anlaşmasını acilen imzaladı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani, Iraklı mevkidaşı Kasım el-Araci ile birlikte 19 Mart’ta Bağdat’ta bu anlaşmayı imzaladı. Bu hamle, Ankara ve Tahran’ın Irak’taki Kürt sorununu etkisiz hale getirme konusundaki çıkarlarının yakınlaştığının altını çiziyor. Tahran’ın benzer bir anlaşmayı güvence altına alma motivasyonu, stratejik hedefleriyle örtüşüyor.
  3. Tahran, Türkiye’nin PKK ile mücadele kisvesi altında Irak’a yaptığı askeri müdahalelerden duyduğu endişeyi dile getiriyor. Dolayısıyla Bağdat’ın bu konuda Türkiye ile bir güvenlik anlaşması yapması, Bağdat’ı Türkiye’nin Kuzey Irak’taki askeri kararları ve operasyonlarında etkin bir ortak haline getirecek. Bu senaryo, Koordinasyon Çerçevesi Hükümeti ve Halk Seferberlik Güçleri aracılığıyla Irak’ın siyasi ve güvenlik meseleleri üzerinde önemli bir nüfuza sahip olan Tahran için avantajlı olacaktır. Sonuç olarak Tahran, Türkiye’nin askeri operasyonları hakkında geniş bir bilgiye sahip olacak ve Irak hükümeti aracılığıyla belirli eylemlere karşı çıkma potansiyeline sahip olacak.

IKBY’nin Türkiye-Irak güvenlik işbirliğine yönelik tutumu

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, Bağdat ile Ankara arasında imzalanan güvenlik anlaşması hakkında, özellikle de bölgenin İçişleri Bakanı Rabir Ahmed’in Bağdat’ta mutabakat zaptının imzalanması sırasında hazır bulunması nedeniyle herhangi bir olumsuz yorumda bulunmadı. Ayrıca IKBY Başkanı Neçirvan Barzani 6 Nisan’da yaptığı bir konuşmada Bağdat ve Erbil arasındaki işbirliğinin önemini vurguladı ve IKBY’nin “kendi topraklarından yapılacak herhangi bir komşu ülkeyi tehdit eden her türlü saldırıyı reddettiğini” belirtti. Bu açıklama Irak-Türkiye güvenlik anlaşmasına doğrudan destek veriyor. Ayrıca bu anlaşmayı kolaylaştırmak için Bağdat’ı ziyaret eden Türk heyetleri Erbil’i de ziyaret ederek, bu anlaşmanın hazırlıkları konusunda bölgeye bilgi verme çabasında olduklarını gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Erbil’e yaptığı ve bir Türk cumhurbaşkanının bölgeye yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyan tarihi ziyaret, bölgeyi Türkiye ile işbirliğini destekleme konusunda daha da teşvik etti.

Bağdat-Ankara anlaşmasının IKBY üzerindeki etkisi şu şekilde özetlenebilir:

  1. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), son dönemde çok sayıda çatışmaya girdiği Kürdistan İşçi Partisi (PKK) üzerindeki baskıdan fayda sağlayacaktır. Rakibi Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) ise bu anlaşma nedeniyle güç kaybetmesi muhtemel. KYB ve lideri Bafel Talabani, kısmen Washington’dan gelen baskıların da etkisiyle Ankara ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor.
  2. Ankara ve Bağdat arasındaki ticaret anlaşması Erbil’in ticari çıkarlarını bir miktar etkileyebilecek olsa da Erbil, Türkiye ile olan sağlam ticari ilişkilerine güvenmeye devam ediyor. Bölgenin Türk ürünleri için önemli bir pazar olduğu göz önüne alındığında, birden fazla ticaret yolunun bulunmasının Türkiye ile ticaret yapma kabiliyetini engellemeyeceğine inanıyor.
  3. Erbil daha önce Bağdat’la yaşadığı anlaşmazlıklarda Ankara’nın desteğine güveniyordu. Ancak bu dinamik, Irak’tan ayrılmak için yapılan başarısız referandum girişiminin ardından değişti. Sonuç olarak IKBY, özellikle ABD’nin Irak’tan çekilmesine yönelik müzakereler ilerledikçe hem Ankara hem de Bağdat ile ilişkilerini aktif bir şekilde geliştirmeye çalışıyor.

Sonuçlar ve Beklentiler

Türkiye, özellikle güvenlik gerekliliklerini Irak’ın “Kalkınma Yolu” projesiyle ilişkilendirerek ve kritik su ve enerji konularını ele alarak, Irak’a daha fazla işbirliğini vurgulayan yeni bir yaklaşım sunarak son bölgesel gelişmelerden ustaca yararlandı. Bu stratejik manevra iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmeye ve Türkiye’nin nüfuzunu kademeli olarak artırmaya hazırlanıyor. Ankara, Irak’ta Türk şirketleri tarafından yürütülecek barajlar, rezervuarlar ve su yolları gibi altyapı projeleri önererek su yönetimine ilişkin vizyonunu ortaya koydu. Üstelik Türkiye, “su paylaşımı” kavramını reddederken, modern sulama tekniklerinin benimsenmesi ve tarımda su kullanımının optimize edilmesi konusunda Irak’a yardımcı oluyor. İmzalanan anlaşmalar, Irak’ın su krizini yalnızca Ankara’nın Dicle ve Fırat nehirlerinin akışını azaltmasına bağlamak yerine, krizin esas olarak iç verimsizliklerden kaynaklandığını kabul ettiğinin altını çiziyor.

Öte yandan Irak, PKK’ya karşı askerî müdahale zorunluluğunu ortadan kaldırmak için PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamaktan kaçındı. Bunun yerine grubu “yasaklı” olarak nitelendirdi ve üyelerini devlet ve BM gözetimi altında mülteci olarak sınıflandırdı. Bu Türkiye’nin beklentilerinin altında kalsa da Bağdat’ın önceki tutumuna göre bir iyileşme anlamına geliyor. Sonuç olarak Ankara, Bağdat’ın kaçan unsurları kontrol altına alma ve mülteci kampları kurma konusunda yardımcı olacağı beklentisiyle bu yaz PKK’nın kalelerine karşı tek başına askeri operasyon başlatacak gibi görünüyor.

Beklentiler, Türkiye’nin yaklaşan askeri operasyonunun ardından Türkiye-Irak ilişkilerinin daha hızlı ve daha sağlam bir gelişme göstereceği yönünde. Bu, PKK ile ilgili görüş ayrılıklarının çözülmesinin ve daha fazla işbirliği için yolların araştırılmasının önünü açabilir. Ancak Irak’ın Ankara ile işbirliğinin bu anlaşmalarla belirlenen kapsamı, İran’ın Koordinasyon Çerçevesi hükümeti üzerindeki etkisine bağlı kalabilir. Tahran, Sincar ve Irak-Suriye sınırında yani tam da Türkiye ve Irak’ın “Kalkınma Yolunu” genişletmek ve PKK unsurlarının sınır ötesi iletişimini engellemek istediği yerde etkili olan Halk Seferberlik Güçleri üzerindeki kontrolü sayesinde önemli bir nüfuza sahip.

Diplomasi

BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Yayınlanma

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.

ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.

Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.

Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.

Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.

Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.

Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.

Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.

Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.

Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.

Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.

Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.

Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.

Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Yayınlanma

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.

Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.

Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.

Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.

ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:

Brezilya

Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.

Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.

İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.

Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.

Rusya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi. 

Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.

Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.

Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.

İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.

BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?

Çin

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.

Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.

Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.

Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.

Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.

Güney Afrika

Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.

Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.

Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.

Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.

İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.

Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.

Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.

Etiyopya

Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.

Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.

Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.

Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.

İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.

İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.

Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.

Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.

Birleşik Arap Emirlikleri

Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.

Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.

BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.

Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.

BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.

Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.

Endonezya

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.

Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.

Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.

2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.

Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.

BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.

Ortak ülke heyetleri

BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.

Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Belarus

Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.

Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.

Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.

Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.

Bolivya

Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.

Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.

Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.

Küba

Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.

Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.

Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.

Kazakistan

Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.

Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.

Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.

Malezya

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.

Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.

Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.

Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya

Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.

Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.

Tayland

Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.

Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.

Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.

Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.

Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.

Uganda

Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.

Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.

Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.

Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.

Özbekistan

Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.

Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.

Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.

Vietnam

Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.

Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.

Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.

Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.

Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.

Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.

Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.

İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.

Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.

Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English