Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi, Avrupa’daki son durağında Orbán ile bir araya gelecek

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Fransa ile başlayıp Sırbistan ile devam eden Avrupa turunun son durağında Budapeşte’de Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ile bir araya gelecek.

Beş günlük Avrupa turu kapsamında bu akşam (8 Mayıs) Sırbistan’dan Macaristan’a geçecek olan Xi, Macar medya grubu Magyar Nemzet tarafından yayınlanan mektubunda Budapeşte’ye Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Çin ile ilişkilerine “liderlik etmesi” çağrısında bulundu.

Xi, makalesinde, “Birlikte zorluklardan geçtik ve değişken uluslararası ilişkilerin ortasında güç politikalarına birlikte meydan okuduk. Egemen devletlerin bağımsız bir şekilde diğer ülkelerle dostane alışverişlerde bulunması için kendi yolumuzu bulduk,” diye yazdı.

“Macaristan ile birbirimizi kilit ortaklar olarak görüyoruz”

Çin ve Macaristan’ın 75 yıl önce diplomatik ilişkiler kurduğuna işaret eden Xi, k’arşılıklı saygı, eşit muamele, karşılıklı fayda ve herkes için kazan-kazan durumu ilkelerine bağlı kalarak, birbirimizi kilit ortaklar olarak gördüklerini’ söyledi.

Kendi ülkesinin, ‘Çin tarzı modernleşme’ yoluyla ulusal gücünü ve refahını ilerletmeyi hedefleyerek ‘yüksek kaliteli kalkınmayı’ teşvik etmeye ve uluslararası pazarlara açıklığı artırmaya odaklandığını yazan Çin lider, Macaristan’ın da ekonomik başarı ve daha fazla kalkınma elde etmek için çalıştığına vurgu yaptı.

Xi, mevcut ziyaretinin geleneksel dostluğu ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliğini daha da derinleştirmesini ve iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığı yeni zirvelere taşımasını umduğunu ifade etti.

Xi, AB-Çin ilişkileri için Budapeşte’nin önemini vurguladı

Xi Jinping, Macaristan-Çin ilişkilerini daha da güçlendirmek için beş temel noktanın altını çizdi. İlk olarak, ilişkilerin siyasi temellerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve “Çin, özellikle diplomatik ilişkilerimizin 75. yıldönümü ışığında, Macaristan ile ikili ilişkileri uzun vadede stratejik olarak planlamaya kararlıdır. Üst düzey değişimlerin olumlu ivmesini pekiştirmeyi, düzenli hükümetler arası, yasama ve parti değişimlerini desteklemeyi ve politika iletişimini geliştirmeyi hedefliyoruz. Çin-Macaristan ilişkilerinin ileri düzeyde gelişmesi için sağlam bir siyasi temel sağlayarak birbirimizin temel çıkarlarına yönelik karşılıklı desteğimizi sürdüreceğiz,” dedi.

Çin Devlet Başkanı ikinci olarak, iki ülkenin kalkınma stratejileri arasında daha iyi koordinasyon sağlanması ve pratik işbirliğinde yeni zirveler hedeflenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Macaristan’ı ‘Çin tarzı modernleşme ve kalkınma yolculuğunda’ ortak olarak gördüklerinin altını çizen Xi, Kuşak ve Yol Girişimi ile Macaristan’ın Doğu Açılımı stratejisi arasında ‘derin bir entegrasyonu’ teşvik etmeye ve Budapeşte-Belgrad demiryolu gibi kilit projeleri hızlandırmaya istekli olduklarını ilan etti.

Xi Jinping ayrıca Çin’in temiz enerji, yapay zeka, dijital ekonomi ve yeşil kalkınma gibi gelişmekte olan sektörlerde Macaristan ile işbirliğini geliştirmeye hazır olduğunu belirtti.

Üçüncü olarak Xi, ikili ilişkilerde ‘kamusal düşüncenin’ temellerini güçlendirmek için ‘halktan halka değişimleri’ genişletmenin önemini vurguladı. Çinli lider bu kapsamda eğitim, kültür, turizm, spor, gençlik, medya ve yerel topluluklar dahil olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliği ve değişimleri sürekli olarak genişletmek istediklerini vurguladı. Çin Devlet Başkanı özellikle iki ülke arasındaki doğrudan hava yollarının genişletilmesi ve karşılıklı vize anlaşmalarının kolaylaştırılması konularının altını çizdi.

Dördüncü olarak Xi, Çin ve AB’nin stratejik ortaklar olduğunu, rekabetten çok işbirliği ve çatışmadan çok uzlaşma ile karakterize edilen geniş bir ortak çıkar yelpazesini paylaştıklarını vurguladı. Her iki tarafın da küresel istikrar için işbirliği yapma ve dünya çapında kalkınmaya daha güçlü bir ivme kazandırma konusundaki karşılıklı sorumluluğunun altını çizdi ve Macaristan ve Çin’in bölgesel işbirliğine öncülük etmesi ve olumlu Çin-AB ilişkilerini teşvik etmesinin kritik önem arz ettiğini yazdı.

Son olarak, Çin ve Macaristan’ın uluslararası konulardaki diyaloglarını yoğunlaştırmalı ve küresel zorlukların üstesinden gelmek için işbirliği yapması gerektiğini vurgulayan Xi, görüş yazısında şunları kaydetti: “Çin ve Macaristan uluslararası ve bölgesel meselelerde benzer görüşleri ve birbirine yakın pozisyonları paylaşmaktadır. Birlik ve işbirliği için kararlılıkla bir arada durmalı ve barış, kalkınma, eşitlik, adalet, demokrasi ve özgürlük gibi insanlığın ortak değerlerini aktif bir şekilde savunmalıyız.”

Çin yatırımları özel önem taşıyor: Nükleer işbirliği de gündemde

Çin, Macaristan’ı Avrupa’daki en yakın ortaklarından biri olarak görüyor ve ülkeye yatırım vaatlerinde bulunuyor.

Çinli yetkililer, elektrikli araç üreticisi BYD ve batarya üreticisi CATL’nin yatırımlarını takiben, tartışılmakta olan potansiyel projelerden birinin Çin’in Great Wall Motor şirketi için bir elektrikli araç fabrikası olduğunu söyledi.

Fakat Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó, Xi’nin ziyareti sırasında fabrika planlarını açıklayabileceğine dair haberlerin erken olduğunu söyledi ve “Müzakereler sırasında, herhangi bir anlaşma yapılmadan önce belirli şirketler hakkında konuşmak Macaristan’ın ulusal çıkarlarına aykırıdır,” diye ekledi.

Szijjártó, Xi’nin Macaristan ziyareti sırasında Çin ile altyapı, inşaat, enerji ve sanayi sektörlerini kapsayan en az 16 anlaşma imzalanmasını beklediğini söyledi ve iki ülkenin “tüm nükleer enerji portföyünü kapsayan” bir işbirliği programı başlatacağını söyledi.

Çin’in tahminlerine göre, Çinli işletmelerin Macaristan’daki toplam doğrudan yabancı yatırımları bu yılın sonuna kadar 30 milyar avroya ulaşabilir.

Orbán’ın danışmanından Xi ve Çin yorumları: Bölgede kilit devlet haline geliyoruz

Başbakan Orbán’ın siyasi direktörü Balázs Orbán salı günü Kossuth radyosuna yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı’nın ziyaretini yorumlarken, Şi’nin Avrupa Birliği’nde sadece Fransa’da değil Macaristan’da da temaslarda bulunacak olmasının Budapeşte’nin ‘bağlantı stratejisinin’ başarısını teyit ettiğini söyledi.

Balázs Orbán bu ziyaretin aynı zamanda Macaristan’ın bölgede kilit bir devlet haline geldiğinin de bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.

Bir Çin Devlet Başkanının Macaristan’ı en son ziyaret etmesinin üzerinden yirmi yıl geçtiğini hatırlatan Orbán, bu süre zarfında Çin’in bir süper güç ve ekonomik olarak en güçlü ülkelerden biri haline geldiğini ve birçok teknolojik sektörde lider konumda olduğunu söyledi.

Danışman, Macaristan’ın hedefinin IT, telekomünikasyon, elektromobilite, elektrikli araç üretimi ve yüksek hızlı demiryollarının geliştirilmesi de dahil olmak üzere ileri, yüksek katma değerli teknolojinin Macar ekonomisinde yer alması olduğunu belirtti.

Orbán, amaçlarının, ‘Doğu ve Batı teknolojilerinin Macaristan’da birbirine yakınsaması’ olduğunu kaydetti. Danışmana göre bu durum istihdam yaratacak, ücretleri arttıracak ve ekonomik büyümeyi destekleyecek.

İhracat odaklı bir ekonomi olarak Macaristan’ın aynı zamanda Macar ürünlerinin Çin pazarında giderek daha geniş bir kabul görmesini hedeflediğini de kaydeden Orbán, ayrıca Macaristan’ın Çin yatırımları sayesinde Avrupa’nın elektrikli araç üretim merkezi haline gelmesini umduğunu belirtti.

Belgrad ziyaretine NATO’nun bombardımanının yıldönümü damga vurdu

Xi’nin Sırbistan ziyareti ise, NATO’nun Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğini bombalamasının 25. yıldönümüne denk geldi.

Salı günü Sırbistan’a giden Xi, 1999 yılındaki bombardıman sonucu üç kişinin ölmesi nedeniyle NATO’ya tepki göstererek Çinlilerin ve Sırpların bu olayı “asla unutmamaları” gerektiğini söyledi.

Çarşamba günü Xi’yi Belgrad’da ağırlayan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, kalabalığa Çin liderine “dünyanın herhangi bir yerindeki en sıcak karşılamayı” sunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Sırbistan ile tarım ve ulaşımda işbirliği

Vučić Xi’ye, “Bize Çin hakkında soru sorduklarında karmaşık cevaplarımız yok. Küçük bir ülke olarak pek çok sorunumuz var ve sonra büyük dostlarımızı arıyoruz, Sayın Başkan,” dedi.

Xi ise, “Bu iki taraflı ve samimi bir dostluk. Ülkelerimiz arasında güçlü bir dostluk duygusu var,” devabını verdi.

Vučić, Çin ile temmuz ayında yürürlüğe girecek olan ve Sırp çiftçilere “güvenlik getireceğini” söylediği serbest ticaret anlaşmasını da duyurdu.

İnşaat ve Ulaştırma Bakanı Goran Vesić gazetecilere yaptığı açıklamada Sırbistan’ın 2024 yılı sonuna kadar neredeyse tamamlanacak olan Belgrad-Budapeşte demiryolu için Çin’den yüksek hızlı trenler satın alacağını ve Çin’in Belgrad’ın ilk metro inşaatına da katılacağını söyledi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English