Diplomasi
Xi, Avrupa’daki son durağında Orbán ile bir araya gelecek

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Fransa ile başlayıp Sırbistan ile devam eden Avrupa turunun son durağında Budapeşte’de Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ile bir araya gelecek.
Beş günlük Avrupa turu kapsamında bu akşam (8 Mayıs) Sırbistan’dan Macaristan’a geçecek olan Xi, Macar medya grubu Magyar Nemzet tarafından yayınlanan mektubunda Budapeşte’ye Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Çin ile ilişkilerine “liderlik etmesi” çağrısında bulundu.
Xi, makalesinde, “Birlikte zorluklardan geçtik ve değişken uluslararası ilişkilerin ortasında güç politikalarına birlikte meydan okuduk. Egemen devletlerin bağımsız bir şekilde diğer ülkelerle dostane alışverişlerde bulunması için kendi yolumuzu bulduk,” diye yazdı.
“Macaristan ile birbirimizi kilit ortaklar olarak görüyoruz”
Çin ve Macaristan’ın 75 yıl önce diplomatik ilişkiler kurduğuna işaret eden Xi, k’arşılıklı saygı, eşit muamele, karşılıklı fayda ve herkes için kazan-kazan durumu ilkelerine bağlı kalarak, birbirimizi kilit ortaklar olarak gördüklerini’ söyledi.
Kendi ülkesinin, ‘Çin tarzı modernleşme’ yoluyla ulusal gücünü ve refahını ilerletmeyi hedefleyerek ‘yüksek kaliteli kalkınmayı’ teşvik etmeye ve uluslararası pazarlara açıklığı artırmaya odaklandığını yazan Çin lider, Macaristan’ın da ekonomik başarı ve daha fazla kalkınma elde etmek için çalıştığına vurgu yaptı.
Xi, mevcut ziyaretinin geleneksel dostluğu ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliğini daha da derinleştirmesini ve iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığı yeni zirvelere taşımasını umduğunu ifade etti.
Xi, AB-Çin ilişkileri için Budapeşte’nin önemini vurguladı
Xi Jinping, Macaristan-Çin ilişkilerini daha da güçlendirmek için beş temel noktanın altını çizdi. İlk olarak, ilişkilerin siyasi temellerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve “Çin, özellikle diplomatik ilişkilerimizin 75. yıldönümü ışığında, Macaristan ile ikili ilişkileri uzun vadede stratejik olarak planlamaya kararlıdır. Üst düzey değişimlerin olumlu ivmesini pekiştirmeyi, düzenli hükümetler arası, yasama ve parti değişimlerini desteklemeyi ve politika iletişimini geliştirmeyi hedefliyoruz. Çin-Macaristan ilişkilerinin ileri düzeyde gelişmesi için sağlam bir siyasi temel sağlayarak birbirimizin temel çıkarlarına yönelik karşılıklı desteğimizi sürdüreceğiz,” dedi.
Çin Devlet Başkanı ikinci olarak, iki ülkenin kalkınma stratejileri arasında daha iyi koordinasyon sağlanması ve pratik işbirliğinde yeni zirveler hedeflenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Macaristan’ı ‘Çin tarzı modernleşme ve kalkınma yolculuğunda’ ortak olarak gördüklerinin altını çizen Xi, Kuşak ve Yol Girişimi ile Macaristan’ın Doğu Açılımı stratejisi arasında ‘derin bir entegrasyonu’ teşvik etmeye ve Budapeşte-Belgrad demiryolu gibi kilit projeleri hızlandırmaya istekli olduklarını ilan etti.
Xi Jinping ayrıca Çin’in temiz enerji, yapay zeka, dijital ekonomi ve yeşil kalkınma gibi gelişmekte olan sektörlerde Macaristan ile işbirliğini geliştirmeye hazır olduğunu belirtti.
Üçüncü olarak Xi, ikili ilişkilerde ‘kamusal düşüncenin’ temellerini güçlendirmek için ‘halktan halka değişimleri’ genişletmenin önemini vurguladı. Çinli lider bu kapsamda eğitim, kültür, turizm, spor, gençlik, medya ve yerel topluluklar dahil olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliği ve değişimleri sürekli olarak genişletmek istediklerini vurguladı. Çin Devlet Başkanı özellikle iki ülke arasındaki doğrudan hava yollarının genişletilmesi ve karşılıklı vize anlaşmalarının kolaylaştırılması konularının altını çizdi.
Dördüncü olarak Xi, Çin ve AB’nin stratejik ortaklar olduğunu, rekabetten çok işbirliği ve çatışmadan çok uzlaşma ile karakterize edilen geniş bir ortak çıkar yelpazesini paylaştıklarını vurguladı. Her iki tarafın da küresel istikrar için işbirliği yapma ve dünya çapında kalkınmaya daha güçlü bir ivme kazandırma konusundaki karşılıklı sorumluluğunun altını çizdi ve Macaristan ve Çin’in bölgesel işbirliğine öncülük etmesi ve olumlu Çin-AB ilişkilerini teşvik etmesinin kritik önem arz ettiğini yazdı.
Son olarak, Çin ve Macaristan’ın uluslararası konulardaki diyaloglarını yoğunlaştırmalı ve küresel zorlukların üstesinden gelmek için işbirliği yapması gerektiğini vurgulayan Xi, görüş yazısında şunları kaydetti: “Çin ve Macaristan uluslararası ve bölgesel meselelerde benzer görüşleri ve birbirine yakın pozisyonları paylaşmaktadır. Birlik ve işbirliği için kararlılıkla bir arada durmalı ve barış, kalkınma, eşitlik, adalet, demokrasi ve özgürlük gibi insanlığın ortak değerlerini aktif bir şekilde savunmalıyız.”
Çin yatırımları özel önem taşıyor: Nükleer işbirliği de gündemde
Çin, Macaristan’ı Avrupa’daki en yakın ortaklarından biri olarak görüyor ve ülkeye yatırım vaatlerinde bulunuyor.
Çinli yetkililer, elektrikli araç üreticisi BYD ve batarya üreticisi CATL’nin yatırımlarını takiben, tartışılmakta olan potansiyel projelerden birinin Çin’in Great Wall Motor şirketi için bir elektrikli araç fabrikası olduğunu söyledi.
Fakat Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó, Xi’nin ziyareti sırasında fabrika planlarını açıklayabileceğine dair haberlerin erken olduğunu söyledi ve “Müzakereler sırasında, herhangi bir anlaşma yapılmadan önce belirli şirketler hakkında konuşmak Macaristan’ın ulusal çıkarlarına aykırıdır,” diye ekledi.
Szijjártó, Xi’nin Macaristan ziyareti sırasında Çin ile altyapı, inşaat, enerji ve sanayi sektörlerini kapsayan en az 16 anlaşma imzalanmasını beklediğini söyledi ve iki ülkenin “tüm nükleer enerji portföyünü kapsayan” bir işbirliği programı başlatacağını söyledi.
Çin’in tahminlerine göre, Çinli işletmelerin Macaristan’daki toplam doğrudan yabancı yatırımları bu yılın sonuna kadar 30 milyar avroya ulaşabilir.
Orbán’ın danışmanından Xi ve Çin yorumları: Bölgede kilit devlet haline geliyoruz
Başbakan Orbán’ın siyasi direktörü Balázs Orbán salı günü Kossuth radyosuna yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı’nın ziyaretini yorumlarken, Şi’nin Avrupa Birliği’nde sadece Fransa’da değil Macaristan’da da temaslarda bulunacak olmasının Budapeşte’nin ‘bağlantı stratejisinin’ başarısını teyit ettiğini söyledi.
Balázs Orbán bu ziyaretin aynı zamanda Macaristan’ın bölgede kilit bir devlet haline geldiğinin de bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.
Bir Çin Devlet Başkanının Macaristan’ı en son ziyaret etmesinin üzerinden yirmi yıl geçtiğini hatırlatan Orbán, bu süre zarfında Çin’in bir süper güç ve ekonomik olarak en güçlü ülkelerden biri haline geldiğini ve birçok teknolojik sektörde lider konumda olduğunu söyledi.
Danışman, Macaristan’ın hedefinin IT, telekomünikasyon, elektromobilite, elektrikli araç üretimi ve yüksek hızlı demiryollarının geliştirilmesi de dahil olmak üzere ileri, yüksek katma değerli teknolojinin Macar ekonomisinde yer alması olduğunu belirtti.
Orbán, amaçlarının, ‘Doğu ve Batı teknolojilerinin Macaristan’da birbirine yakınsaması’ olduğunu kaydetti. Danışmana göre bu durum istihdam yaratacak, ücretleri arttıracak ve ekonomik büyümeyi destekleyecek.
İhracat odaklı bir ekonomi olarak Macaristan’ın aynı zamanda Macar ürünlerinin Çin pazarında giderek daha geniş bir kabul görmesini hedeflediğini de kaydeden Orbán, ayrıca Macaristan’ın Çin yatırımları sayesinde Avrupa’nın elektrikli araç üretim merkezi haline gelmesini umduğunu belirtti.
Belgrad ziyaretine NATO’nun bombardımanının yıldönümü damga vurdu
Xi’nin Sırbistan ziyareti ise, NATO’nun Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğini bombalamasının 25. yıldönümüne denk geldi.
Salı günü Sırbistan’a giden Xi, 1999 yılındaki bombardıman sonucu üç kişinin ölmesi nedeniyle NATO’ya tepki göstererek Çinlilerin ve Sırpların bu olayı “asla unutmamaları” gerektiğini söyledi.
Çarşamba günü Xi’yi Belgrad’da ağırlayan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, kalabalığa Çin liderine “dünyanın herhangi bir yerindeki en sıcak karşılamayı” sunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Sırbistan ile tarım ve ulaşımda işbirliği
Vučić Xi’ye, “Bize Çin hakkında soru sorduklarında karmaşık cevaplarımız yok. Küçük bir ülke olarak pek çok sorunumuz var ve sonra büyük dostlarımızı arıyoruz, Sayın Başkan,” dedi.
Xi ise, “Bu iki taraflı ve samimi bir dostluk. Ülkelerimiz arasında güçlü bir dostluk duygusu var,” devabını verdi.
Vučić, Çin ile temmuz ayında yürürlüğe girecek olan ve Sırp çiftçilere “güvenlik getireceğini” söylediği serbest ticaret anlaşmasını da duyurdu.
İnşaat ve Ulaştırma Bakanı Goran Vesić gazetecilere yaptığı açıklamada Sırbistan’ın 2024 yılı sonuna kadar neredeyse tamamlanacak olan Belgrad-Budapeşte demiryolu için Çin’den yüksek hızlı trenler satın alacağını ve Çin’in Belgrad’ın ilk metro inşaatına da katılacağını söyledi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










