Asya
İsrail-İran savaşı, Çin’in enerji güvenliği ve diplomasisi için bir sınav olabilir

İsrail-İran savaşı dünya çapında şok dalgaları yarattı ve Çin’in enerji güvenliği, Orta Doğu’daki etkisi ve insansız hava aracı savaşlarının yeni gerçekleri konusunda birçok acil soruyu gündeme getirdi.
Salı günü, Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, yetkililerin İran ve İsrail’den “hızlı bir şekilde tahliye organize etmek” için çalıştıklarını söyledi. Daha önce Trump, “Herkes Tahran’ı derhal terk etsin!” diye bir mesaj yayınlarken, Çin vatandaşlarına “mümkün olan en kısa sürede” kara sınırlarından İsrail’i terk etmeleri çağrısında bulundu.
Bu açıklamalar ve Trump’ın Kanada’daki G7 toplantısından erken ayrılması, çatışmanın yeniden tırmanabileceği ve müzakere umutlarının azalabileceği endişelerini artırdı.
Guo pazartesi günü, Çin’in “İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından derin endişe duyduğunu” ve “diyalog ve müzakere yoluyla sorunların çözülmesi” için geri dönülmesini istediğini söylemişti.
Salı günü yaptığı açıklamada ise, tüm tarafların, “özellikle İsrail üzerinde özel etkisi olanların”, gerilimi yatıştırmak için acil çaba göstermesi gerektiğini söyledi.
İsrail’in geçen hafta İran’ın nükleer tesislerine ve diğer hedeflere saldırmaya başlamasından bu yana, İran ile Umman arasında, Basra Körfezi’ni Arap Denizi ve Hint Okyanusu’na bağlayan önemli bir su yolu olan Hürmüz Boğazı’nın kaderi gündemin odak noktası oldu. Haberlere göre Tahran, İsrail’in saldırılarına yanıt olarak bu enerji ticaretinin geçtiği boğazı kapatmayı “düşünüyor”, ancak boğaz halen açık.
Dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazının önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir. S&P Global’in, kesintiler olması durumunda “Çinli alıcıların gerekli tedarikleri sağlamak için spot piyasaya girmek zorunda kalabileceği” uyarısında bulunduğu bir notuna göre, Çin’in LNG alımlarının yaklaşık dörtte biri Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden geliyor. Olası kesintiler Çin’in enerji güvenliği için tehdit oluşturacaktır.
Deniz taşımacılığı izleme şirketi Lloyd’s List, gerçek sahiplik ülkelerine göre, 2025’in ilk çeyreğinde Japonya ve Çin’in boğazdan 1.000’den fazla gemisinin geçtiğini ve bu sayının Yunanistan’dan sonra en yüksek rakam olduğunu belirtti.
Kapatma tehlikesine ilişkin değerlendirmeler karışık. Lloyds, veri sağlayıcı BIMCO’nun güvenlik ve emniyet sorumlusu Jakob Larsen’in, ABD ve İsrail ile İran arasında tam ölçekli bir çatışmanın boğazın “fiilen kapatılması” ile sonuçlanabileceği uyarısını aktardı.
Doğrudan Amerikan müdahalesi olmadığı sürece, diğer uzmanlar bu konuda şüpheciydi. Singapur Ulusal Üniversitesi Orta Doğu Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Jean-Loup Samaan, “Şu aşamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma olasılığı boş bir tehdit olmaya devam ediyor” dedi. Nikkei Asia’ya konuşan Samaan, böyle bir hareketin Arap komşularına ve İran’ın kendisine zarar vereceğini, ABD Donanması’nın müdahalesine yol açacağını ve “bölgedeki ülkeleri İran’a karşı birleştireceğini” savundu.
Anonim kalmak koşuluyla konuşan Pekin’den uluslararası ilişkiler profesörü, Çin’in enerji güvenliği ve ulusal güvenliği bağlantısına dikkat çekerek, “ABD ordusu müdahale etmezse, İran muhtemelen [boğazı kapatmayacaktır], çünkü Çin dahil birçok ülkeden sert uyarılar alacaktır. Çin de kesinlikle onları uyaracaktır” dedi.
İran’ın bazı enerji altyapılarına yönelik çatışma ve saldırılar, referans petrol fiyatlarını yükseltti, ancak pazartesi günü müzakere umutlarıyla kısa süreli bir düşüş yaşandı. Bu dalgalanma tek başına Pekin’i alarma geçirmek için yeterli olabilir. Profesör, “Bu durumun Çin için en büyük etkisi petrol fiyatlarıdır. Çin, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı son derece duyarlıdır. Ekonomik açıdan, dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan Çin için petrol fiyatlarındaki artış çok kötüdür” dedi.
Ticaret istihbarat şirketi Kpler’e göre, Çin’in İran’dan petrol ithalatı mart ayında günde 1,8 milyon varile ulaştı, ancak “ABD’nin yaptırımlarının sıkılaştırılması ve hammadde stoklarının artması nedeniyle nisan ayında zirveden düştü.”
Samaan, “İran savaşı kaybederse, petrol fiyatlarının seyri ve enerji arzının kesintiye uğrama olasılığına bağlı olarak, bu durum Çin’i gerçekten olumsuz etkileyebilir” dedi. Yine de, “Çin petrol ithalatında sadece İran’a değil, Suudi Arabistan ve BAE’ye de bağımlı olduğu için, Tahran’dan gelen eksiklikleri hızla telafi edebilir” diye ekledi.
Yakıt akışı neredeyse kesintiye uğramasa bile, son yıllarda kendini Orta Doğu’da arabulucu ve barış yapıcı olarak konumlandırmaya çalışan Çin için bu çatışma başka sınavlar da beraberinde getiriyor.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İsrailli mevkidaşı Gideon Sa’ar’a, İran’a yönelik saldırının “kabul edilemez” olduğunu, özellikle de uluslararası toplumun “İran’ın nükleer sorununa siyasi bir çözüm ararken” böyle bir saldırının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Wang, Çin’in müzakereleri kolaylaştırmada “yapıcı bir rol oynamaya” hazır olduğunu belirtti.
Çinli akademisyen İsrail-İran savaşını Harici’ye değerlendirdi: İran, Çin için stratejik öneme sahip
Güney Kaliforniya Üniversitesi siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü Derek Grossman, Çin’in kınamalarının, Pekin’in 7 Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü “İsrail karşıtı politika”nın devamı olduğunu söyledi.
Nikkei’ye konuşan Grossman, Pekin’in İran çatışmasına tepkisinin “birkaç faktöre bağlı olduğunu, en önemlilerinin Çin’in enerji konusundaki kaygıları, Orta Doğu’daki Arap devletleriyle ilişkileri ve Tahran’ın Pekin’in uluslararası sistemde ABD ve Batı hegemonyasından kurtulma hedefine ne ölçüde yardımcı olabileceği” olduğunu söyledi.
Buna rağmen Grossman, Çin’in İran’a desteğinin “doğası gereği sınırlı olduğunu, çünkü Pekin’in Tayvan meselesi gibi kendi temel ulusal çıkarlarıyla doğrudan ilgisi olmayan bir çatışmaya çekilmek istemediğini” söyledi.
Çin’in izleyebileceği bir yaklaşım, “Ukrayna savaşında Rusya’nın yaptığı gibi İran’a çift kullanımlı ekipman sağlamak ve aynı zamanda Tahran’ın İsrail saldırılarını püskürtme, egemenliğini savunma ve rejimi koruma hedeflerini destekleme sözü vermek” olabilir.
Pekin’deki profesör, Çin’in “doğrudan olmasa da şüphesiz İran’ı perde arkasından desteklediğini” düşünüyor.
Akademisyen, Çin’in “zor seçimler” ile karşı karşıya olduğunu ve İran ile ilişkilerinin “dışarıdan göründüğü kadar güçlü olmadığını” belirtti. Bununla birlikte, “Savaş devam ederse, Çin-İsrail ilişkileri önemli ölçüde zarar görebilir, ancak İran’ın mevcut koşullar altında Çin’e yakınlaşmaktan başka seçeneği olmadığını açıkça gördüğü için Çin-İran ilişkileri biraz güçlenebilir.”
NUS’tan Samaan, Çin’in “İran ile ortaklığının herhangi bir güvenlik yardımı veya karşılıklı savunma taahhüdü içermediğini” söyledi. Bunun, “Çin’in Orta Doğu’daki hırslarının sınırlarını” vurguladığını belirtti: “Çin, ana konu enerji ve ticaret olduğu sürece merkezi bir aktördür, ancak çatışma yönetimine odaklandığında bu rolünün önemi azalır.”
Analistler, insansız hava araçlarının rolüne de dikkat çekti.
Çok sayıda rapora göre, İsrail’in istihbaratı Mossad’dan ajanlar, İran’ın içine patlayıcı yüklü insansız hava araçları yerleştirdi ve bunları İsrail savaş uçaklarının savunmasını temizlemek için etkinleştirdi. Bu, ayın başında Ukrayna’nın Rusya’ya kaçırılan insansız hava araçlarını kullanarak askeri uçakları havaya uçurmasıyla gerçekleştirilen çarpıcı operasyona benziyor. Her ikisi de, küçük ülkelerin insansız hava araçlarını kullanarak daha büyük ülkeleri hazırlıksız yakalamaya çalıştığı örnekler olarak öne çıktı.
Samaan, “Düşmanlarının topraklarının derinliklerinde sabotaj ve insansız hava aracı saldırılarını birleştiren İsrail ve Ukrayna’nın son operasyonları arasındaki benzerlikler, muhtemelen önümüzdeki yıllarda savaş okullarında vaka çalışması olarak ele alınacaktır” dedi.
Grossman, “Pekin’in, Tayvan’ın bu potansiyel — belki de artık olası — asimetrik hamlelerine karşı koymak için düşünmesi gereken çok şey olduğunu düşünüyorum. En büyük vurgu, önceden konumlandırılmış tehditleri ortadan kaldırmak için, önce Çin içindeki tüm yabancı faaliyetleri daha da sıkı bir şekilde denetlemek ve incelemek olacaktır” dedi.
Asya
6,3 milyar dolarlık Binance vurgunundan “Kuzey Koreli hackerlar” sorumlu iddiası

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance, sektör rekoru niteliğinde 6,3 milyar dolarlık bir siber saldırıya uğradı.
The Guardian’a göre uzmanlar, olası failin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) olduğunu belirtiyor.
Binance, etkilenen varlıkları dondurmak için aceleyle harekete geçti ve şu ana kadar yaklaşık 3 milyar dolarlık tutar tespit edildi.
Şirket, geri kalan 3,3 milyar dolar hakkında herhangi bir güncelleme yapmadı.
Binance’in kurucu ortağı Yi He, şirketin “tüm siber saldırı kayıplarını” karşılayacağını söyledi.
Analistler, saldırıyı KDHC devletinin desteklediği hackerlara atfetti. The Guardian’a göre KDHC’nin kripto hırsızlığı konusunda bir geçmişi var ve FBI’a göre, geçen yıl Tokyo’daki bir kripto para borsasından yaklaşık 1,5 milyar dolarlık sanal varlığın çalınmasının arkasında da bu ülke vardı.
Bu olay, o zamana kadar kaydedilen en büyük kripto hırsızlığı rekoruydu.
Kripto analiz şirketi TRM, saldırıyı “yüksek güven derecesiyle” Kuzey Kore’nin seçkin hacker birimi TraderTraitor’a atfetti.
Bir başka analiz kuruluşu olan Chainalysis de soygunu TraderTraitor’a bağladı.
Binance, fonların çalındığını açıkça doğrulamadı. Fakat TRM ve Chainalysis, 6 milyar dolardan fazla paranın çalındığını iddia etti. Şirket, ekiplerinin sorunu çözmek için “gece gündüz çalıştığını” belirtti.
Binance’in açıklamasına göre, ilk soruşturma sonuçları, güvenlik ihlalinin Binance mühendislerinden birine ait hacklenmiş bir dizüstü bilgisayarla başlamış olabileceğini ve bu sayede bir saldırganın şirketin sistemlerinden birine erişim sağlayarak yetkisiz para çekimleri gerçekleştirebildiğini ortaya koydu.
Kullanıcıların dijital varlıkları alıp satmasına ve ticaretini yapmasına olanak tanıyan Binance’in dünya çapında 335 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunuyor ve borsanın 2025 yılı yıllık raporuna göre, saklama altındaki varlıkların toplam değeri yaklaşık 162,8 milyar dolardı.
Binance’in eş genel müdürlerinden Richard Teng, “Sonuç olarak, paranız güvende ve her türlü zararı biz karşılıyoruz,” dedi.
Şirket yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Önlem olarak, güvenlik ekiplerimiz kolluk kuvvetleri ve sektördeki ortaklarımızın yakın desteğiyle kontroller yaparken, cüzdan altyapısını güvence altına alırken ve etkilenen varlıkları takip ederken, tüm para yatırma ve çekme işlemleri geçici olarak askıya alınmıştır.”
Piyasalar cuma günü Asya seansının başlarında hemen tepki gösterdi ve açık ara en popüler kripto varlık olan bitcoin, %3’ün üzerinde düşüş yaşayarak 76.368 dolar ile son altı haftanın en düşük seviyesine geriledi.
Kripto borsası Coinbase Global’in hisseleri %4,8 değer kaybederken, bitcoin alıcısı Strategy’nin hisseleri ABD piyasalarında uzatılmış işlem saatlerinde yaklaşık %6 düştü.
Binance, 2017 yılında Changpeng Zhao tarafından kuruldu. Zhao, 2023 yılında platformda kara para aklanmasını önleyememesiyle ilgili olarak ABD’de suçunu kabul etmişti. Donald Trump, 2025 yılında onu affetti.
Zhao, perşembe günü X’te paylaştığı mesajda, “Kullanıcı fonları güvende!” dedi ama olayın “Binance’e yönelik bir siber saldırıya benzediğini” de ekledi.
Artık Binance’i yönetmediğini belirten Zhao, “Hissedar olarak tüm kullanıcı fonlarının tam olarak karşılanmasını bekliyorum,” dedi.
Chainalysis ve diğer sektör uzmanlarına göre, olay doğrulanırsa bu, dünyanın en büyük kripto hırsızlığı olabilir.
Büyük kripto piyasa yapıcı GSR’nin sistematik OTC iş kolunun başkanı Aravind Srinivasan, “Bu, tarihin en büyük siber saldırısı,” dedi.
Analistler, varlıkların olası kaybının ötesinde, bu güvenlik ihlalinin kripto para piyasası üzerinde daha geniş kapsamlı etkileri olabileceğini belirtti.
Zira kripto para piyasası, son zamanlarda ABD’deki faiz oranlarındaki artış ve borsa yatırım fonu alıcılarından gelen talebin zayıflaması nedeniyle zaten baskı altındaydı.
Binance, kullanıcılar için güvenli bir varlık fonu işletiyor; şirketin web sitesinde belirtildiği üzere, bu fon tamamen bitcoin olarak tutulan bir rezerv olup, güvenlik ihlalleri durumunda kullanıcı varlıklarını korumayı amaçlıyor.
Stabil kripto para ihraççısı Tether, olayla bağlantılı yaklaşık 1,57 milyar dolarlık varlığı dondurduğunu açıklarken, Circle ise 800 milyon dolardan fazla tutarı dondurdu.
Trump ve ailesiyle bağlantılı bir kripto şirketi olan World Liberty Financial, perşembe günü yaptığı açıklamada, Binance saldırısı olarak nitelendirdiği olayda çalınan fonları dondurmak için kripto para saklama hizmeti sağlayıcısı BitGo ile işbirliği yaptığını belirtti.
Binance’ten Yi, 27 milyon dolarlık stabilcoin ve yaklaşık 2 milyon dolar değerinde World Liberty tokeninin dondurulduğunu söyledi.
Bu olay, kripto para hırsızlıklarının art arda yaşandığı bir dizi olaya bir yenisini ekliyor. TRM Labs’taki araştırmacılara göre, geçen yıl saldırganlar yaklaşık 150 saldırı sonucunda 2,9 milyar dolar değerinde kripto para çaldı.
Eylül ayında kripto para borsası Bitget, platformundan yaklaşık 350 milyon dolar değerinde kripto paranın çalındığını açıkladı; bu durum, sektörün bilgisayar korsanlarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koydu.
Asya
Mao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı

Kylian Mbappe, internette yayılan bir videoda Çin’in kurucu lideri Mao Zedong hakkındaki sözleri nedeniyle üç dilde özür diledi. Çinli dev markaların sponsorluk anlaşmalarını iptal etmesinin ardından devlet televizyonu La Liga maçlarının yayınına ara verdi.
Fransa Milli Takımı ve Real Madrid’in yıldız futbolcusu Kylian Mbappe, internette hızla yayılan bir videoda Çin’in kurucu lideri Mao Zedong hakkında şaka yapması üzerine patlak veren krizin ardından özür diledi.
Çinli dev markaların sponsorluk anlaşmalarını peş peşe feshetmesiyle başlayan tepki dalgası, İspanya 1. Futbol Ligi La Liga’nın Çin’deki televizyon yayınlarının askıya alınmasına kadar uzandı.
Tepki çeken videoda Mbappe, kendisiyle ilgili internette gördüğü en komik görselin, yüzünün fotomontajla “bir adamın, sanırım bir Çin diktatörünün” bedenine yerleştirildiği içerik olduğunu söylüyor.
Bu sözlerin, futbolcunun yüzünün Mao Zedong’un bilinen portresine yerleştirildiği bir internet mizahına gönderme olduğu görülüyor.
Tepkilerin büyümesi üzerine Fransız forvet Fransızca, Çince ve İngilizce olmak üzere üç dilde yayımladığı yazılı açıklamada, “Yaptığım yorum düşüncesizceydi. Şimdi Çin’de ve dünya genelindeki Çinli topluluklarda birçok insanı incittiğini anlıyorum. Sözlerimin üzdüğü herkesten özür dilerim” dedi.
Krizin büyümesi üzerine La Liga yönetimi de resmi bir özür açıklaması yayımlamak zorunda kaldı.
Açıklamada, “Kylian Mbappe’nin son yorumlarının Çinli taraftarlar arasında yarattığı kırgınlıktan derin üzüntü duyuyoruz. Bu yorumlar kişisel sıfatla yapılmıştır ve La Liga’yı temsil etmemektedir” ifadeleri yer aldı.
Çin’de, 1976 yılında hayatını kaybeden ve sert politikaları tarihçiler tarafından kitlesel kıtlık ile milyonlarca insanın ölümüyle ilişkilendirilen kurucu lider Mao hakkında espri yapmak en katı tabular arasında kalmayı sürdürüyor.
Sponsorlar anlaşmaları tek tek bozdu
Açıklamanın ardından Çin’in önde gelen ticari markaları yıldız futbolcuyla yollarını ayırdı.
Bu yılki Dünya Kupası sırasında Mbappe’nin yapay zekayla üretilmiş görüntülerini spor içeceği reklamlarında kullanan içecek devi Dongpeng, Fransız kaptanla tüm işbirliğini sonlandırdığını duyurdu.
Şirket açıklamasında, “Firmamız, ulusal duyguları inciten her türlü davranışa kesinlikle karşı çıkmakta ve sıfır tolerans politikası uygulamaktadır” dedi.
Çin’in en büyük süt ürünleri üreticisi Mengniu ve peynir markası Milkground da bugüne dek ülkede milyonlarca sosyal medya takipçisiyle büyük bir hayran kitlesine sahip olan Mbappe ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Çin’in sosyal medya platformu Weibo’da “Dongpeng İçecek Mbappe ile işbirliğini sonlandırdı” başlığı, 430 milyon görüntülenmeyle en çok konuşulan konu haline geldi. Bir Weibo kullanıcısı söz konusu ifadelerin “kırmızı çizgiyi aşan son derece ciddi yanlış sözler” olduğunu yazarken, birçok kullanıcı Dongpeng’e Mbappe’nin resimlerini şişelerden kaldırması çağrısında bulundu.
Ülkenin en büyük çevrimiçi futbol platformlarından Dongqiudi de Mbappe’nin ifadelerinin “Çin’e ve Çin halkına yönelik bir hakaret” niteliği taşıdığını belirtti.
Geçtiğimiz pazartesi günü dünyanın en iyi futbolcusuna verilen Ballon d’Or ödülünde İngiliz forvet Harry Kane’in arkasında ikinci sırayı alan 27 yaşındaki futbolcu, eylül ayında Fransız spor gazetesi L’Equipe’e verdiği bir mülakatta kendisini askeri bir diktatör olarak gösteren eski bir internet mizahına değinmişti.
Mbappe o söyleşide, “Bunun komik bir yanı var… Ama bir diğer yanı da bu tür insanların tarih boyunca yol açtığı yıkım yüzünden o kadar komik değil” ifadelerini kullanmıştı.
Dışişleri devrede, devlet televizyonu maçları kesti
Gelişmeler Pekin yönetiminin de gündemine girdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun olağan basın toplantısında, Mbappe ile ilgili haberlerden haberdar olduklarını belirterek, “Çin halkının duygularını inciten söz ve eylemler, Çin toplumunun tüm kesimlerinden doğal olarak ortak bir ret tavrıyla karşılaşacaktır” diye konuştu.
The Paper yayın organının devlet televizyonu kaynaklarına dayandırdığı habere göre, CCTV kanalı La Liga maçlarının tüm yayınlarını askıya aldı ve Mbappe’nin yer aldığı tüm reklamları yayından kaldırdı.
Bununla birlikte CCTV’nin internet sitesinde, bu hafta sonu oynanacak La Liga karşılaşmaları çevrimiçi yayın akışı çizelgesinde görünmeye devam ediyor.
Pekin merkezli spor danışmanlığı şirketi Key-Solution Sports Consulting’in kurucusu Adam Zhang, Mbappe özür dilemeden önce AFP’ye yaptığı açıklamada, krizin yatışması için hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İçten bir açıklama yapmak şart. Ne kadar erken olursa o kadar iyi” uyarısını yapmıştı.
Çinli taraftarlar da tepkilerini doğrudan dile getirdi. Pekin’deki bir alışveriş merkezinde çalışan 30 yaşındaki Zhang Jingqi, “Mbappe’yi sahada izlemekten gerçekten keyif alırdım. Fakat dün bu haber çıktığından beri, üzülerek söylüyorum ki bu hayranlığımı tamamen kaybettim” dedi.
Tayvan, Tibet ve Hong Kong gibi Pekin açısından hassas konulara değinen küresel spor yıldızları daha önce de Çin’de benzer tepkilerle karşılaşmış ve sponsorlarını kaybetmişti.
Asya
Çin, ticari sırlarını ‘yabancı kuruluşlara’ karşı korumak için yeni kurallar hazırladı

Kamuoyunun görüşüne açılan düzenleme taslağı, Çin’in ticari sırlarını yabancı kuruluşlara karşı koruyarak ‘ulusal egemenliğini’ ve ‘kalkınma çıkarlarını’ güvence altına almayı hedefliyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin ticari sırlarını korumaya yönelik özel kurallar hazırladığını ve önerilen düzenlemeleri kamuoyunun görüşüne açtığını duyurdu.
South China Morning Post’un bakanlığın yayımladığı taslak metinden aktardığına göre düzenlemeler, “yabancı bir kuruluşun uluslararası ekonomi, ticaret ve bunlarla bağlantılı faaliyetler sırasında Çin’e ait ticari sırları ihlal eden eylemlerde bulunması” ve bu eylemlerin “Çin’in ulusal egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını tehlikeye atması veya bunlara yönelik gerçek bir tehdit oluşturması” durumlarında uygulanacak.
Taslağa göre Ticaret Bakanlığı, yasaklanmış faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen yabancı kuruluşlara bir veya birden fazla yaptırım uygulayabilecek. Bu yaptırımlar arasında söz konusu kuruluşların Çin ile mal, teknoloji ve hizmet ticaretinin kısıtlanması veya yasaklanması ve Çin’de yeni yatırım yapmalarının sınırlandırılması da bulunuyor.
Öngörülen diğer tedbirler arasında, kuruluşların personelinin ve taşıtlarının Çin’e girişinin sınırlandırılması, ülkede bulunan personelin çalışma izinleri ve oturma haklarının iptal edilmesi veya kısıtlanması ve ihlalin ağırlığıyla orantılı para cezaları uygulanması yer alıyor.
Taslak düzenleme, Çin’in elektrikli araçlar, bataryalar ve nadir toprak elementlerinin işlenmesi gibi sektörlerde lider konuma yükseldiği bir dönemde hazırlandı. Bu sektörlerde teknolojik bilgi birikimi ve ticari sırlar, rekabet gücünün temel unsurları arasında yer alıyor.
Economist Intelligence Unit’in kıdemli ekonomistlerinden Xu Tianchen, “Çin’in ABD ve Avrupa Birliği ile rekabeti bağlamında ticari sırların korunması gerçekten daha önemli hale geldi” dedi.
South China Morning Post’a konuşan Xu, “Özellikle Çin’in uluslararası ziyaretçilere yönelik daha açık bir politika benimsemesiyle birlikte şirketler, olası ticari casusluk faaliyetlerine karşı dikkatlerini artırmak isteyeceklerdir” ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanlığının hazırladığı düzenleme, bu ayın başında Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte yayımladığı ayrı bir taslak planın ardından geldi. Söz konusu planda, yapay zekâdan biyoteknolojiye ve fotovoltaik güneş enerjisine kadar uzanan sektörlerde 14 teknolojiyi kapsayan ihracat yasakları önerilmişti.
Xu, teknoloji ihracat kataloğunda yapılması planlanan değişikliklerin hangi teknolojilerin korunması gerektiğini tanımladığını, yeni düzenlemelerin ise hükümetlerin ve şirketlerin bu tür durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiğini belirleyeceğini söyledi.
Yeni kurallar, Ticaret Bakanlığına yabancı kuruluşların faaliyetlerinin Çin’in egemenliği, güvenliği veya kalkınma çıkarları açısından tehdit oluşturup oluşturmadığını soruşturma yetkisi de verecek.
Düzenlemeler, soruşturma altındaki yabancı kuruluşların yetkililerle işbirliği yapmasını ve ilgili bilgileri sağlamasını zorunlu kılarken, söz konusu kuruluşlara kendilerini savunma hakkı da tanıyor. Bununla birlikte, bir kuruluşun işbirliği yapmaması veya “soruşturmayı başka şekillerde engellemesi” durumunda Bakanlık, mevcut bulgulara dayanarak karar verebilecek.
Taslak metne göre şirketler ve bireyler de yabancı kuruluşların ticari sırları ihlal ettiğine ilişkin iddialarını Ticaret Bakanlığına bildirebilecek.
Bakanlığın açıklamasına göre taslak düzenleme şu anda kamuoyunun görüşüne açık bulunuyor. Görüş ve önerilerin 24 Kasım’a kadar iletilmesi gerekiyor.
Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan şirketlerine ait ticari sırları çaldıklarından şüphelenilen beş Çinli kuruluşa, Amerikan Fikri Mülkiyetini Koruma Yasası kapsamında kapsamlı yaptırımlar uygulayacağını duyurmuştu.
Yaptırım uygulanan kuruluşlar arasında, eski Google yazılım mühendisi Ding Linwei tarafından kurulan Shanghai Zhisuan Technology, risk sermayesi şirketi MiraclePlus ve bunlarla bağlantılı üç kuruluş yer alıyor.
Çin Ticaret Bakanlığı ise buna karşılık yaptığı açıklamada, söz konusu adıma “kesinlikle karşı çıktığını” belirtti. Bakanlık, yaptırımların “Çinli şirketleri damgaladığını” ve bu şirketlerin hak ve çıkarlarına ciddi zarar verdiğini savundu.
Bakanlık ayrıca Çinli yapay zekâ şirketlerinin hızlı gelişiminin, temel araştırma alanında yıllardır sürdürülen çalışmaların ve inovasyona yapılan kesintisiz yatırımların sonucu olduğunu, ticari sırların çalınmasıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını vurguladı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı









