Bizi Takip Edin

Diplomasi

İsrail, UAD kararından sonra yasadışı yerleşimlere sert yaptırımlar bekliyor

Yayınlanma

İsrail’e destek veren bazı ülkeler, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) geçen Cuma Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki işgali hukuksuz olarak nitelendiren görüş bildirmesinin ardından, önümüzdeki birkaç gün içinde yasadışı yerleşim girişiminde bulunan kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlarını sertleştirmeyi planlıyor.

Haaretz’de yer alan habere göre üst düzey İsrailli yetkililer, aralarında ABD, İngiltere, Fransa ve Kanada’nın da bulunduğu, halihazırda yaptırım uygulayan ülkelerin yeni yaptırımlar getireceğine inandıklarını söyledi. Şimdiye kadar harekete geçmeyen diğer ülkelerin de kendi yaptırımlarını uygulamaya koymaları bekleniyor.

Habere göre yeni yaptırımlarda sadece UAD’nin kararı değil, aynı zamanda Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Savunma Bakanlığı görevindeyken Batı Şeria yerleşimlerini etkin bir şekilde ilhak etmeyi amaçlayan önlem ve açıklamaların da etkisi var.

Konuyla ilgili görüşmelere katılan üst düzey bir yetkili Haaretz’e yaptığı açıklamada “Bu konuda harekete geçen tüm ülkeler şimdi, son aylarda gördüklerimizden daha ağır olacak ek adımlar atmayı planlıyor. Önümüzdeki yaptırımlar öncekilerden daha acı verici olacak” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden’ın, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun koalisyonundaki iki aşırı sağcı partinin liderleri olan Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e yönelik yaptırımları değerlendirdiği iddia edilmişti.

İddia ile ilgili Haaretz’e konuşan ABD’li bir yetkili “Böyle bir karar alınmadı ama ilgili yerlerde konuşuluyor. Geçmişte Beyaz Saray bu fikre kararlılıkla karşı çıkıyordu ama bugün aksini söyleyen etkili kişiler var” dedi.

Aynı durum, kısa bir süre önce Gazze Şeridi’ne insani yardım taşıyan kamyonları engelleyen Tzav 9 örgütüne karşı yaptırım kararı alan AB için de geçerli. AB, UAD kararının ardından şimdi daha ciddi tedbirler almayı değerlendiriyor.

AB’nin Avrupa Dış Eylem Servisi Yaptırımlar Bölümü, İsrailli insan hakları avukatı Eitay Mack’a gönderdiği bir mektupta üst düzey İsrailli yetkililerle ilgili bilgileri incelediklerini söyledi ancak herhangi bir isim vermedi.

Haaretz’e konuşan üst düzey bir Avrupalı diplomat, ABD’nin Smotrich ve Ben-Gvir’e yaptırım uygulaması halinde “AB’nin bu konuda geride kalmayacağını” söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı geçen hafta ülkeyi ziyareti sırasında görüştüğü İsrailli liderleri, Smotrich’in Batı Şeria politikalarının yerleşim hareketiyle bağlantılı kişi ve kuruluşlara karşı daha fazla yaptırım uygulanmasına yol açacağı konusunda uyardı.

Öte yandan İsrail’in Doğu Asya’daki en büyük dostlarından biri olan Japonya hükümeti, önümüzdeki birkaç gün içinde İsrail’de Filistinlilere karşı şiddet uygulayan bir dizi aşırı sağcıya karşı yaptırım kararı almayı planlıyor. Haaretz’e konuşan İsrailli yetkili, “Japonya örneği önemli, çünkü bir eğilimi gösteriyor- şimdiye kadar İsrail’e bu tür bir baskı uygulamakta rol almayan ülkeler bile artık partiye katılıyor” uyarısında bulundu.

Hükümet, Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimlerini kazanması halinde, ABD yaptırımlarının çoğunu ya da tamamını tersine çevireceğini umuyor. Ancak Trump seçimi kazansa bile Biden yönetimi altı ay daha görevde kalacak ve bu süre zarfında ek yaptırımlar uygulayabilecek.

Dahası, Trump yönetimi Biden yaptırımlarını tersine çevirmek için harekete geçse bile AB ve üye ülkelerin ya da İngiltere’nin kararlarını etkilemesi beklenmiyor.

UAD geçen hafta cuma BM Genel Kurulu’nun talebi üzerine İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ilhak uygulamaları, Doğu Kudüs’ün statüsünü değiştirme çabaları, apartheid ve ayrımcı uygulamaların hukuka aykırılığı, bunların başta İsrail olmak üzere tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar açısından doğuracağı sonuçlar hakkındaki kanaatini açıklamıştı.

İsrail’in Filistin topraklarındaki ilhak uygulamalarının “hukuka aykırı” olduğunu ifade eden UAD İsrail’in bir an önce, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki işgaline son vermesi gerektiğini söyledi.

Diplomasi

AB, ABD’nin okyanus veri hakimiyetine karşı bir girişim başlattı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, uluslararası ortaklarını bir araya getirerek, dünyanın önde gelen okyanus izleme kuruluşu olarak ABD’nin rolünü üstlenmeyi hedefliyor.

Haziran ayında ABD yönetiminin okyanus izleme fonlarından 368 milyon dolar (322 milyon avro) kesinti yapacağını duyurmasıyla sarsılan Brüksel, bu boşluğu doldurmak için fon toplamak ve müttefikler bulmak üzere yoğun bir şekilde çalışıyor.

New York’taki BM Genel Kurulu’nda AB Balıkçılık ve Okyanuslar Komiseri Costas Kadis, “Bugün, dünyanın dört bir yanından 30’dan fazla ülke küresel OceanEye İttifakı’na katıldı,” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bloğun “destekçi ağımızı daha da genişletmesi” çağrısında bulundu.

Deniz araştırma ağı JPI Oceans’ın müdür yardımcısı Willem de Moore, “On yıllardır küresel okyanus gözlemi, büyük ölçüde ABD’nin finansmanına ve altyapısına dayanıyor,” diye açıkladı.

NATO’nun savunma için ne anlama geliyorsa, ABD’nin okyanus veri izleme çalışmaları da araştırma için o anlama geliyor.

Washington’un geri çekilmesiyle birlikte araştırmacılar, önemli veri serilerinin kaybolabileceğinden endişe duyuyor.

De Moore, “Örneğin okyanus sıcaklığı ve okyanusların karbon emilimi gibi uzun vadeli kayıtlar, iklimimizin nasıl değiştiğini anlamak için paha biçilmez bir değere sahip,” dedi.

Von der Leyen, ABD’nin çekilmesine yanıt olarak hazırlanan bloğun yeni “moonshot” OceanEye planının “bizi birkaç yıl içinde önde gelen okyanus veri sağlayıcısı haline getirebileceğini” söyledi.

Başkan, Brüksel’in 100 milyon avro ek katkı sağlayacağını da ekledi. Diğer katkıcılarla birlikte (en büyük katkı, beş yıl boyunca 51 milyon avro ile Kanada’dan geldi) ilk resmi finansman turu yaklaşık 211 milyon avro topladı.

Avrupa’nın sağladığı 92 milyon avroluk başlangıç fonuyla birleştirildiğinde, bu miktar ABD’nin bıraktığı boşluğu kapatmaya çok yakın bir seviyeye ulaşıyor.

Kanada Başbakanı Mark Carney, “Paylaştığımız okyanus, tek bir ülke tarafından tek başına anlaşılamaz veya korunamaz,” dedi.

Bu fonlar, dünya okyanuslarının durumunun uzun vadeli izlenmesini koordine eden ve halen devam eden bir program olan Küresel Okyanus Gözlem Sistemi’ni (GOOS) finanse etmek için kullanılacak. Brüksel, 2035 yılına kadar BM’nin okyanus izleme sistemlerinin %35’ini sağlamayı hedefliyor.

Bu girişim aynı zamanda pratik nedenlerle de destekleniyor; zira dünyanın en hızlı ısınan kıtası olan Avrupa, bozulmamış okyanuslara diğerlerinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.

Kadis, “Okyanus o kadar önemli ki, iklimin ana düzenleyicisidir,” diye konuştu.

Von der Leyen, okyanus izleme şamandıralarının Avrupa kıyılarını vuran kasırgaları ve fırtınaları tahmin etme yeteneğinden bahsederken, araştırmacılar binlerce şamandıradan oluşan Argo ağı gibi sistemlerin çok daha fazlasını yapabileceğini söylüyor.

De Moore, “El Niño, tropikal Pasifik Okyanusu ile atmosfer arasındaki etkileşimler sonucu gelişir. Okyanus gözlemleri, bu olgunun gelişimini takip etmek ve dünya çapındaki hava koşulları üzerindeki etkilerini tahmin etmeye yardımcı olmak için hayati önem taşır,” dedi.

Bu iklim olgusu, bin yıldır hiç olmadığı kadar şiddetli bir şekilde Avrupa’yı vuracak gibi görünüyor.

Özellikle Carney, Kanada’nın BM açık denizler anlaşmasını onaylarken, Argo programına yaptığı katkıyı ikiye katlayacağına söz verdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

East-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor

Yayınlanma

Harici ve Berlin merkezli Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi ortaklığıyla düzenlenen East-West Forum, uluslararası düşünürleri İstanbul’da bir araya getiriyor. Akatlar Kültür Merkezi’nde 26 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşecek konferansta, Batı merkezli paradigmaların ötesinde çok kutuplu küresel denge ve Avrasya perspektifi tartışılacak.

Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu dünya düzeninin sona ermesi ve küresel sistemin yeniden tasarlanması ihtiyacı, uluslararası düşünür ve stratejistleri İstanbul’da bir araya getiriyor.

Harici Medya ile Berlin merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi (ETI) ortaklığıyla düzenlenen East-West Forum (EWF), 26 Eylül 2026 tarihinde Akatlar Kültür Merkezi’nde toplanıyor.

Bağımsız ve tarafsız bir çizgide çalışmalarını sürdüren ETI; hukuk önünde eşitlik, sosyal sorumluluk, yerellik, federalizm, özgürlük ve sosyal adalet ilkeleri ışığında Avrupa’nın çok kutuplu dünyadaki rolüne odaklanacak.

Forum; kaynak kıtlığı, iklim stresi, aşırı nüfus, ticaret savaşları, küresel yeniden silahlanma yarışları, yapay zeka devrimi, bölgesel çatışmalar ve Birleşmiş Milletler sisteminin işlevsizleşmesi gibi eşzamanlı paradigma değişimlerini odağına alacak.

G7 ve G20 yapılarının ilerlemeyi yalnızca teknolojiye indirgeyen, gücü sadece devletlere tanıyan ve kapitalizmi sorgulamayan klasik yaklaşımlarına karşı EWF; heterodoks yanıtlar aramayı, alternatif toplumsal ve siyasal kavramlar geliştirmeyi ve “imkansızı tartışmayı” amaçlayacak.

İnsana hizmet eden ve doğaya saygı duyan ekonomi modelini savunan organizasyon, 21. yüzyıl için gerçekçi bir ütopya kurgulamayı hedefleyecek.

Batı başkentlerinde düzenlenen ve dünyayı bütünüyle Batı merkezli çerçeveden yorumlayan geleneksel güvenlik konferanslarına alternatif sunmayı amaçlayan girişim, ilhamını 1534 tarihli en eski Avrupa haritasından alıyor.

Yüzü Doğu’ya dönük ancak Avrasya zemininde sağlam duran bu tarihi bakışı canlandırmak isteyen forum; Batı ülkeleri, BRICS ve Küresel Güney arasında yapıcı diyalog köprüsü kurmayı, uzun vadede ise Avrupa Birliği sınırlarının ötesinde stratejik özerkliğe sahip, arabulucu bir Avrupa kimliğini tartışmaya açacak.

Açılış paneli liberal düzenin sonunu ve medeniyet devletini tartışacak

Konferans, saat 10.00’daki resmi açılışın ardından Prof. Ulrike Guérot moderatörlüğünde toplanacak birinci genel oturumla başlayacak.

“Geçiş Dönemindeki Dünya: Çok Kutupluluk ve Liberal Düzenin Sonu” başlıklı açılış panelinde Prof. Zhang Weiwei, Prof. Glenn Diesen, Anatol Lieven ve Prof. Jagannath Panda konuşmacı koltuğuna otururken, ilk değerlendirmeyi Papalık Temsilciliği yetkilisi yapacak.

Panelde, ABD’nin 1989’dan itibaren dünyaya dayattığı liberal istisnacılığın ve diğer kültürlere nüfuz etme kabiliyetinin doğurduğu sonuçlar irdelenecek.

Sömürgecilik ve yeni sömürgecilik süreçlerinde köklü medeniyetlerin yaşadığı hafıza ve kültürel derinlik kaybı, “medeniyet devleti” kavramı ve modern öncesi geleneklerin 21. yüzyıla taşınma ihtimali masaya gelecek.

Katılımcılar, AB’nin Hristiyanlık, Aydınlanma, modernite ve barış gibi Avrupa felsefi köklerini ne ölçüde yansıttığını, ABD’nin AB mimarisine etkilerini ve tarafsız bir Avrupa’nın küresel arabulucu rolünü tartışacak.

Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Brezilya gibi yükselen aktörlerin devleti kamusal yararın koruyucusu olarak yeniden inşa edip edemeyeceği, Çin’in tahakküm yerine uyumu, baskı yerine eşitliği öne çıkaran nizam anlayışının BM Şartı ile nasıl kurumsallaşabileceği ve adil ortaklığa geçiş imkanları değerlendirilecek.

Uzmanlar tırmanan savaş riskini ve Avrasya güvenliğini tartışacak

Saat 11.55’te Prof. Hasan Ünal moderatörlüğünde başlayacak ikinci genel oturum, “Kontrolden Çıkan Gerilim: Yıkıcı Bir Dünya Savaşını Önlemek – Yeni Bir Düzeni Birlikte İnşa Etmek ve Barışçıl Şekilde Kurumsallaştırmak” temasını taşıyacak.

Panelde Prof. Zhou Bo, Daniel L. Davis, Michael von der Schulenburg, Alexander Shenderyuk-Zhidkov ve Ali Asghar Soltanieh konuşmacı olarak yer alırken oturumun ilk değerlendirmesini Roger Köppel üstlenecek.

Oturum, diplomasi kanallarının tıkanması, silah kontrol mekanizmalarının yokluğu ve yapay zeka destekli harp yöntemleri nedeniyle Batı ile BRICS veya Küresel Güney ülkeleri arasındaki gerilimin küresel savaşa evrilme riskine odaklanacak.

Hem Ukrayna hem de Ortadoğu (Filistin, İsrail, İran, Lübnan, Suriye) coğrafyalarını kapsayan dengeli Avrasya güvenlik mimarisinin imkanları ele alınacak.

Rusya’nın Avrupa kimliğini koruyarak Doğu-Batı köprüsü olup olamayacağı, AB’nin militarist tırmanma sarmalı ve dağılma ihtimali, BM Şartı’nın geleceği ve insansız hava araçlarıyla robot savaşlarının getirdiği tehditler irdelenecek.

Tartışmada ayrıca nörolojik ve enformasyon harpleri karşısında sivil alanın korunması, 500 yıllık Batı hegemonyasının gerilemesiyle şekillenen dönemde Türkiye gibi orta ölçekli güçlerin rolü, ABD’nin askeri imparatorluktan ulus devlete dönüşme zorunluluğu, İran’ın bölgesel konumu, Körfez İşbirliği Konseyi’nin su arıtma gibi somut bölgesel istikrar projeleri ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması incelenecek.

Tartışmalar Avrupa için stratejik özerklik arayışına odaklanacak

Öğle arasını takiben saat 14.20’de Isabelle Casel yönetiminde üçüncü genel oturum başlayacak.

“AB’nin Ötesinde Avrupa ve Felsefi Temelleri: Atlantizm, Avrasya ve Stratejik Özerklik” başlıklı panelde Hauke Ritz, Thomas Fazi, Prof. Dragana Mitrović ve Georges Renard-Kuzmanovic sunum yaparken ilk yorumcu olarak Walter Komarek söz alacak.

Oturum, mevcut küresel güç dengesinde bağımsız aktör hüviyeti taşımayan ancak çok kutuplu dünyanın tesisi için kilit önemde duran Avrupa’nın stratejik geleceğine odaklanacak.

Avrupa’nın transatlantik çerçeveden sıyrılarak ABD merkezli dijital platformlar karşısında dijital egemenliğini nasıl geri kazanabileceği, Avrasya, Asya, BRICS ve Küresel Güney ile uzun süredir ihmal edilen derin bağları nasıl kurabileceği tartışılacak.

Avrasya kıtasındaki ticaret ve enerji akışları ele alınırken, Avrupa devlet kurumlarının, medyasının, üniversitelerinin ve kiliselerinin alternatif tartışmaları engelleyecek biçimde kilitlenişi sorgulanacak.

Hümanizm, Aydınlanma felsefesi, işçi hareketleri ve karma ekonomi geleneğinin canlandırılmasıyla, salt teknolojik gelişmeye dayalı Amerikan ilerleme anlayışına alternatif üretilmesi ve kontrolsüz yapay zeka ile genetik mühendisliğinin Doğu ile kurulacak dengelerle sınırlandırılması önerileri irdelenecek.

Panelistler bölgesel vekalet savaşlarını ve Gazze krizini inceleyecek

Günün dördüncü ve son genel oturumu, saat 16.00’da Pascal Lottaz moderatörlüğünde “Ayrıntılara Bakış: Büyük Resimden Bölgesel Vekalet Savaşlarının Niteliklerine ve Çözüm İhtimallerine” başlığıyla toplanacak.

Muhammad Shehada, Prof. Richard Sakwa, Andrew Day ve Prof. Abdullah Baabood’un konuşmacı olacağı panelde ilk değerlendirmeyi Ahmed Moustafa yapacak.

Panel, bölgesel krizlerin uluslararası sistem dönüşümüyle kesiştiği noktalara ve dünya savaşı riskine odaklanacak.

Ortadoğu’da elli yıllık ABD hegemonyasının ve öncesindeki İngiliz etkisinin Arap-İslam kültürünü nasıl dönüştürdüğü, Gazze’deki soykırımın Batı’nın bölgedeki meşruiyetini nasıl sarstığı ve BRICS’in Filistin meselesindeki potansiyel rolü sorgulanacak.

İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin yayılmacı “Büyük İsrail” tasavvurlarını durdurma yolları ve Lahey Grubu’nun geleceği incelenecek.

Katılımcılar; Ukrayna ve İran çatışma hatlarını, askeri-endüstriyel yapının istihbarat, medya ve akademiyle ilişkisini irdelerken, NATO ve AB güvenlik yapılarının çökmesi senaryosunda Avrupa’nın alacağı vaziyeti değerlendirecek.

Konferans, Serdar Yurtçiçek’in de aralarında yer aldığı konuşmacı kadrosunun genel değerlendirmeleriyle saat 17.25’teki kapanış oturumunda noktalanacak.

Organizasyon kalıcı düşünce ağı ve yıllık yayın serisi hedefleyecek

East-West Forum, 27 Eylül 2026 Pazar sabahı 09.30-13.00 saatlerinde düzenlenecek değerlendirme toplantısı ve çalışma kahvaltısıyla devam edecek.

Bu aşamada beş temel hedef hayata geçirilecek: EWF buluşmalarını çoklu paradigma değişimini şekillendiren kalıcı ve yıllık küresel platform haline getirmek; konferans çıktılarını Almanya merkezli Westend Verlag yayınevi ortaklığında yıllık kitap formatında basarak uluslararası dağıtıma taşımak; yıl boyunca çalışacak üçer aylık EWF ihtisas grupları teşkil etmek; eleştirel küresel aklı temsil eden EWF Ağı’nı faaliyete geçirmek ve iş dünyasıyla koordinasyon sağlayan EWF İş Konseyi’ni kurmak.

Konferans Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenecek

Konferans, Beşiktaş ilçesindeki Akatlar Kültür Merkezi bünyesinde yapılacak. Akat Mahallesi Zeytinoğlu Caddesi No: 16 adresindeki tesise toplu ulaşım ve özel araçlarla erişim sağlanabiliyor.

Yenikapı-Hacıosman M2 metro hattını tercih eden katılımcılar, Levent istasyonunda M6 Boğaziçi Üniversitesi/Hisarüstü hattına geçiş yaparak Nispetiye durağında inebilecek; buradan kısa bir otobüs veya taksi yolculuğuyla merkeze ulaşabilir.

Marmaray kullanan yolcular Yenikapı aktarmasıyla aynı güzergahı izleyebilir. İstanbul Havalimanı yönünden gelenler M11 Gayrettepe hattından M2 ve M6 bağlantılarına erişebilir.

Zincirlikuyu metrobüs merkezinden hareket eden 58A numaralı otobüs Zeytinoğlu durağında, 58N numaralı hat ise Sarı Konaklar durağında yolcuları kültür merkezinin hemen yakınında indiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve Türkiye, F-16 görüşmelerine yeniden başladı

Yayınlanma

ABD ve Türkiye, F-16 savaş uçakları konusundaki görüşmeleri yeniden başlattı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak Al-Monitor’a verdiği demeçte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında New York’ta bu hafta gerçekleşmesi beklenen bir toplantı öncesinde bu gelişmeyi aktardı.

Geçen hafta gazetecilere konuşan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Erdoğan ve Trump’ın BM Genel Kurulu’nun kenarında bir araya gelebileceğine işaret etti.

Görüşmenin gerçekleşeceğine dair resmi bir teyit bulunmamakla birlikte, Türk ve ABD’li yetkililerin bir şekilde bir araya gelmesi bekleniyor.

Erdoğan, pazartesi sabahı erken saatlerde New York’a vardı ve salı günü Genel Kurul’da bir konuşma yaptı.

Ayrıca Erdoğan’ın, Kuveyt Veliaht Prensi Sabah Halid el-Hamad el-Sabah ve Libya Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi de dahil olmak üzere birçok devlet ve hükümet başkanıyla toplantılar yapması bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı’na göre Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da aralarında bulunduğu geniş bir heyet eşlik ediyor.

Türkiye ve ABD’li yetkililer arasındaki görüşmelerde, savunma alımları iki başkent arasındaki çözülmemiş sorunlardan biri olmaya devam ettiği için, silah satışlarının gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor.

ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı mevcut yaptırımlara ve Ankara’nın olası F-35 alımına ek olarak, Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonu da her iki başkentin gündemine geri döndü.

Fidan, cumartesi günü NTV’ye verdiği demeçte, “Yaptırımlar ‘bizim için bir engel’ ve bunların kaldırılması için çalışıyoruz. Tüm bunları tetikleyen S-400 meselesinin nasıl çözüleceğine dair bazı yaratıcı fikirler de var,” dedi ama ayrıntılara girmedi.

BM toplantısı, Temmuz ayında Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi sırasında Trump ile Erdoğan arasında gerçekleşen ve büyük ölçüde silah satışlarına odaklanan görüşmenin ardından geliyor.

2020 yılında Türkiye, Rus yapımı S-400 füze savunma sistemini satın alması nedeniyle “Yaptırımlar Yoluyla Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Mücadele Yasası” (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO üyesi oldu.

Ayrıca, yaklaşık 1,4 milyar dolar ödediği altı adet F-35 uçağını teslim alması da engellendi.

Bu yasa, Rusya, İran ve Kuzey Kore ile yapılan işlemleri caydırmak amacıyla 2017 yılında Kongre’de ezici çoğunlukla kabul edilmişti.

F-35 programından çıkarılmasının ardından, Ekim 2021’de Ankara, 40 adet yeni F-16 Block 70 savaş uçağı ve mevcut filosundaki 79 uçak için modernizasyon kiti satın alma talebinde bulundu.

Mühimmat ve diğer teçhizatı da içeren önerilen paketin değeri başlangıçta yaklaşık 23 milyar dolar olarak belirlendi. Washington, 2024 yılında bu satışı onayladı. 

Fakat aynı yılın ilerleyen aylarında Türkiye, paketi küçülttü ve 79 adet F-16 modernizasyon kiti satın alma planlarını rafa kaldırdı.

Bunun yerine, mevcut F-16’larının bir kısmını yurt içinde modernize etmeye karar verdi.

Bu arada, 40 adet yeni F-16’nın satışı konusunda Ankara ile Washington arasında yürütülen görüşmeler tıkanmış durumda.

Trump’ın 2025’te ikinci dönemine başlamasının ardından Ankara, ABD yönetimini CAATSA yaptırımlarını kaldırmaya ikna etmeye çalıştı.

Bu arada, 40 adet yeni F-16’nın satışı konusunda Ankara ile Washington arasında yürütülen görüşmeler tıkanmış durumda.

ABD’ye göre Türkiye’nin S-400 sistemine sahip olmaya devam etmesi, yaptırımların kaldırılması önünde hukuki bir engel teşkil etmeye devam ediyor.

ABD yasalarına göre Ankara’nın bu sistemi “elinden çıkarması” gerekiyor.

Temmuz ayında Erdoğan-Trump görüşmesinin ardından Türk medyası, Ankara’nın sistemleri Birleşik Arap Emirlikleri’ne satmayı değerlendirdiğini bildirmişti.

Rusya da konunun Ankara ile Moskova arasında görüşülmekte olduğunu doğruladı fakat herhangi bir ilerleme kaydedilip kaydedilmediği belirsizliğini koruyor.

F-16 müzakerelerinin yeniden başlaması, F-35’ler konusunda ilerleme kaydedilememesi nedeniyle Türkiye’nin hava caydırıcılığını sürdürmek amacıyla hava filosunu yenileme çabalarının bir parçası.

ABD’li savunma şirketi Lockheed Martin’e göre, Türkiye şu anda 230’dan fazla F-16 uçağı kullanıyor.

Bu uçaklar, Türkiye’nin savaş uçağı filosunun bel kemiğini oluşturmaya devam ediyor.

Bu filoda F-16 Block 30, 40, 50 ve 50+ varyantları yer alıyor. F-16 Block 30 uçakları için şu anda devam eden modernizasyon çalışmalarının 2027 yılına kadar tamamlanması bekleniyor.

Türkiye Savunma Sanayileri Başkanlığı’na göre, Block 40 ve 50 uçaklarının modernizasyonu ise 2028-2030 yılları arasında gerçekleştirilecek.

Yeniden başlayan görüşmelerin, Türkiye’nin planladığı 40 adet yeni F-16 Blok 70 uçağı alımına mı, mevcut filosunun yurt içinde modernizasyonu için gerekli olan ABD onaylarına mı, yoksa her ikisine mi odaklandığı henüz belirsiz.

Bölgedeki rakipler savaş uçağı filolarını modernize edip beşinci nesil yeteneklerini genişletirken, F-35’lerin bulunmaması nedeniyle Türkiye’nin yeni F-16’lara ve mevcut filosunun modernizasyonuna olan ihtiyacı daha da önem kazandı.

Akdeniz’deki diğer ülkeler de Lockheed Martin askeri filolarını modernize ediyor. NATO üyesi Yunanistan, F-16 filosunun büyük bir kısmını modernize ediyor ve Yunanistan Savunma Bakanlığı’na göre 2024 yılında 20 adet F-35 satın alma anlaşması imzaladı.

Bu anlaşmada 20 adet daha satın alma opsiyonu da bulunuyor. İlk uçakların 2028 yılında teslim edilmesi bekleniyor.

İsrail Savunma Bakanlığı’na göre ise İsrail, halihazırda 48 adet F-35 uçağı kullanıyor.

İlk 50 uçaklık siparişinden iki uçağın teslimatı hâlâ beklemekte olup, 25 adetlik bir sipariş daha verildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English