Bizi Takip Edin

Amerika

Japon Mitsubishi, ABD’deki bakır madenine 600 milyon dolar yatırım yapacak

Yayınlanma

Nikkei’nin edindiği bilgiye göre, Japon ticaret şirketi Mitsubishi Corp., elektrikli araçlar ve veri merkezleri için artan bakır talebini karşılamak amacıyla ABD’deki bir bakır madenciliği projesine 600 milyon dolar yatırım yapacak.

Mitsubishi Corp., Arizona’daki Copper World madencilik projesinin %30 hissesini alacak. Kanada’nın Hudbay Minerals şirketi ise %70 hisseye sahip olacak.

Şirketler, kesin fizibilite çalışmasını yürütecek ve projeye devam edilip edilmeyeceğine ilişkin nihai yatırım kararını gelecek yıl verecek. Projenin 2029 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. Bu, Japon şirketin 45 yıldır ABD’deki bir bakır madenine yaptığı ilk yatırım olacak.

Trump yönetimi temmuz ayında, yarı mamul bakır ürünleri ve bakır türevlerinin ithalatına %50’lik genel gümrük vergisi uygulayacağını duyurmuştu. Kablo, sac veya diğer ürünlere dönüştürülmemiş rafine bakır bu vergiden muaf olacak, ancak bu karar, yurt içi bakır üretimi ve dağıtım merkezlerinin genişlemesini hızlandırabilir ve tedarik zincirinin yeniden yapılandırılmasına yol açabilir.

Bakır, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji tesisleri için gerekli olan piller, kablolar ve motorlar gibi çeşitli ürünlerin üretiminde kullanılıyor.

Mitsubishi Corp. en son 1980’lerde ABD’deki bir bakır madenine yatırım yapmış, ancak 2003’te bu yatırımdan çekilmişti. Şirketin şu anda ülkede bakır madenciliği ile ilgili herhangi bir yatırımı bulunmuyor.

Copper World projesinin, dünya bakır talebinin %6’sını karşılayan ve Çin’in %57’lik payının ardından ikinci sırada yer alan ABD’deki satışlarını artırması bekleniyor. Ülke, bol miktarda bakır madenine sahip olmasına rağmen, çıkarılan bakırı katotlara rafine etmek için yeterli izabe tesisine sahip değil.

Ortaklar, madenin faaliyete geçmesinden birkaç yıl sonra rafine tesisleri eklemeyi düşünebilir.

Şu anda Mitsubishi Corp., Peru’da iki, Şili’de üç bakır madeninde faaliyet göstermektedir. 2024 yılında hisse senedi bazlı bakır üretimi 329.000 metrik ton ile Japon şirketleri arasında en yüksek seviyedeydi. Yeni ABD madeni, bu toplam miktara yaklaşık 30.000 ton ekleyerek üretimi yaklaşık %10 artıracak. Madenin yaklaşık 20 yıl boyunca faaliyet göstermesi planlanıyor ve uzatma olasılığı da var.

Mitsubishi Corp., Şili’deki dördüncü yatırımı olan Marimaca bakır madeninde de üretime başlamayı planlıyor. Şirketin 2030 ve sonrası için hedefi, küresel bakır üretimini 400.000 tonun üzerine çıkarmak. Bu, küresel üretim sıralamasında 20. sıradan 15. sıraya yükselmesi anlamına geliyor.

Mart 2025’te sona eren mali yılda, şirketin bakır işi yıllık %16 artışla 74,3 milyar yen (504 milyon dolar) net kar elde etti.

Uluslararası Enerji Ajansı, geri dönüştürülmüş kaynaklar da dahil olmak üzere küresel bakır talebinin 2024’te 27 milyon tondan 2030’da 31 milyon tona çıkacağını tahmin ediyor. 2030 yılındaki arzın, temel tahminlere göre yaklaşık 28 milyon ton olacağı öngörülüyor. Beklenen arz açığı, maden geliştirme faaliyetlerinde artışa neden oluyor.

Şili Bakır Komisyonu ve diğer kaynaklara göre, 2025 yılında küresel bakır üretiminin 2023 yılına göre %7 artışla 23,24 milyon tona ulaşması bekleniyor. Şili gibi en büyük üretici ülkeler ve Avustralya’nın BHP gibi küresel devler, üretimlerini artırmayı planlıyor.

ABD, beşinci en büyük üretici olması ve düşük jeopolitik risk profiliyle istikrarlı bir madencilik faaliyeti geliştirmek için cazip bir yer olarak görülüyor.

Japon şirketler arasında Sumitomo Metal Mining, bakır üretimini 2024 mali yılında yaklaşık 230.000 tondan 2030 mali yılında 300.000 tona çıkarmayı planlıyor. Mayıs 2025’te, Anglo-Avustralya kaynak devi Rio Tinto’dan Avustralya’daki bir madenin %30 hissesini satın alma anlaşması yaptığını duyurdu.

Bakır piyasası Şili maden greviyle sarsılıyor

Amerika

Trump, ara seçimlerin İran’a karşı savaş planını etkilemeyeceğini söyledi

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, saldırıların tırmanmasının ardından, yaklaşan ara seçimlerin İran’la mücadelesini etkilemeyeceğini ileri sürdü.

Salı günü Oval Ofis’te Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Avn ile birlikte soruları yanıtlayan başkan, İran’ın “muhtemelen” seçim sonuçlarını etkilemeye çalıştığını öne sürdü fakat bunun kendisi üzerinde “hiçbir etkisi olmayacağını” söyledi.

Trump, “Hayır, seçimler… Bunun bu konuyla bir ilgisi olduğunu düşünemiyorum. Bence insanlar çok etkilenmiş durumda,” dedi.

Cumhuriyetçiler, petrol fiyatlarının yeniden yükselmesiyle birlikte topyekûn bir savaşa geri dönülmesinin seçimler üzerinde yaratabileceği etkiler konusunda defalarca endişelerini dile getirdiler.

Washington ile Tahran arasındaki temel ihtilaf noktalarından biri olan ve dünya petrolü için hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği yeniden neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

Michigan merkezli Cumhuriyetçi stratejist Jason Roe, Trump’ın bu gerginliğin etkisinde kalmayabileceğini fakat zaten zorlu geçmesi beklenen ara seçimlere giren Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin bu konuda farklı düşünebileceğini belirtti.

Roe şöyle konuştu:

“Bence birçok Cumhuriyetçi, sözde ateşkes konusunda sessiz kaldı çünkü bu durum benzin fiyatlarını düşürmeye başlamıştı. Ayrıca, çoğunluğumuzu korumak istiyorsak, bir dereceye kadar kontrolümüz dahilinde olan ve ele almamız gereken en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum.”

Beyaz Saray, mevcut stratejisinin fiyatları düşüreceğini belirterek sakin bir tavır sergilemeye devam etti.

Beyaz Saray sözcüsü Taylor Rogers, “ABD ordusu, terörist İran rejiminin ticari gemilere saldırma ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerjinin serbest akışını kesintiye uğratma yeteneğini zayıflatırken, petrol ve benzin fiyatları çatışma öncesi seviyelere geri düşecektir. Başkan Trump, Amerikan enerji hakimiyetini ortaya çıkarmaya, maliyetleri düşürmeye ve çalışkan Amerikan ailelerinin cebine daha fazla para girmesini sağlamaya kararlıdır,” dedi.

Yine de, petrol piyasası analistlerinin, Amerikalıların ara seçimlere girerken benzin pompasında yaşadıkları sıkıntıyı artırabileceğini söylediği faktörler birikiyor.

Rusya’yı topraklarından çıkarmaya çalışan Ukrayna’nın, Rus rafinerilerine zarar vermek veya yok etmek amacıyla insansız hava araçları göndermesi nedeniyle, benzin, dizel ve uçak yakıtının küresel arzı şimdiden daralmış durumda.

ABD’deki rafineriler, yakıt ihraç etmek ve Rusya ile Orta Doğu’da tahrip edilen rafinerilerden kaynaklanan kayıpları telafi etmek için tam kapasiteyle çalışıyor. 

Fakat enerji danışmanlık firması Rapidan Energy’nin başkanı ve George W. Bush yönetiminin eski enerji danışmanı Bob McNally, talep ve fiyatların yüksek seyrettiği dönemde birçok ABD rafinerisinin faaliyette kalmak için gerekli bakımları ihmal etmiş olabileceğine dair endişeler olduğunu belirtti.

McNally, bunun da fiyatları daha da yukarı çekebilecek bir kesinti olasılığını artırdığını söyledi.

ABD ayrıca kasırga sezonunda bulunuyor; bu dönemde fırtınalar, Körfez Kıyısı çevresinde yoğunlaşan yakıt üreticilerine zarar verebilir.

Ülkedeki rafinerilerin çoğunun bulunduğu Körfez Kıyısı açıklarında, Tropikal Fırtına Bertha şimdiden şiddetini artırıyor.

McNally, “Tüketiciler fiyatların yükselmesine hazırlıklı olmalı. Bir noktada veriler gerçeği ortaya çıkarır ve bence veriler eninde sonunda sözlerden daha önemli hale gelir,” dedi.

Trump, konuşmasında güçlü bir imaj sergilemeye çalıştı; Amerikan saldırılarının İran’a verdiği hasara defalarca atıfta bulundu ve İran’ın savaşmayı bırakmaya hazır olduğuna dair hiçbir işaret olmadığını iddia eden bir muhabirle atıştı:

“Perde arkasında nasıl bir diyalog yürüdüğünü bilmiyorsunuz. Onlar, büyük kayıplar verdikleri için bu durumu sona erdirmek amacıyla umutsuzca görüşmek istiyorlar.”

Trump ayrıca, İsrail istihbaratının İran’ın nükleer santrifüjleri dağa taşıdığını tespit ettiği yönündeki haberlerin ardından, ABD’nin İran’ın Kazma Dağı’na “çok yakında ve çok şiddetli” bir saldırı düzenleyeceğini duyurdu.

Trump salı günü, askerlerin ölümlerinin sorumluluğunu “işinizi başkalarına yaptırdığınızda” ortaya çıkan durumlara yükledi.

Başkan, “Dünyanın en iyi teçhizatına sahibiz, neredeyse her şeyi durdurduk,” dedi. “Ancak işinizi başkalarına yaptırırsanız … bazen işler pek iyi gitmeyebilir fakat Dover’a gidip merhumlara saygılarımızı sunacağız,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ordusunda İran savaşı kaynaklı bütçe krizi derinleşiyor

Yayınlanma

Washington Post gazetesinin mevcut ve eski ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre Pentagon, İran ile tırmanan savaşın etkisiyle ciddi bir bütçe açığıyla karşı karşıya kaldı. Deniz ve Hava Kuvvetlerinin Ortadoğu operasyonlarına ayrılan fonların temmuz sonuna kadar tükeneceği belirtilirken, Beyaz Saray Kongre’den 67 milyar dolarlık acil kaynak talep etti.

The Washington Post gazetesinin görevdeki ve eski Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), İran ile yaşanan savaşın tırmanması sebebiyle ciddi bir bütçe kaynağı eksikliğiyle karşı karşıya bulunuyor.

Yetkililer, kritik öneme sahip bazı finansman kalemlerinin önümüzdeki haftalarda tamamen tükenebileceğini kaydetti. Ortadoğu bölgesine savaş gemileri ve hava unsurları sevk eden Deniz Kuvvetleri ile Hava Kuvvetlerinin bu yılki operasyonları için ayrılan bütçenin temmuz ayı sonuna kadar biteceği aktarıldı.

Pentagon, 1 Ekim’de başlayacak 2027 mali yılına kadar oluşacak finansman açığını kapatabilmek amacıyla bütçe kaynaklarını kendi içinde yeniden yönlendiriyor. Bu kapsamda birliklerin savaşa hazırlık seviyesini korumak için yürütülen askeri tatbikat ve eğitimler azaltılıyor veya iptal ediliyor. Ayrıca askeri ekipman ile tesislerin bakım ve onarımı için ayrılan kaynaklar da operasyonel giderlere aktarılıyor.

Savaş Bakanlığı, personelin eğitimi ve silah alımı için başlangıçta tahsis edilen 4,3 milyar dolarlık kaynağın acil ihtiyaçlara kaydırılması amacıyla son haftalarda Kongre’den izin istedi. Ancak söz konusu talebe ilişkin henüz bir karar verilmedi.

Beyaz Saray da askeri harcamaların karşılanması amacıyla Kongre’den 67 milyar dolarlık acil ödenek tahsis edilmesini talep etti. Buna karşın Temsilciler Meclisinin perşembe günü bir aylık tatile çıkmayı planlaması, finansman konusundaki kararın en az birkaç hafta ertelenmesine yol açıyor.

Kuzey Carolina eyaletini temsil eden Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Pat Harrigan, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Herkesin bu duruma bakması ve aşırı özgüvenden sıyrılması gerekiyor” ifadesini kullandı.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell ise Savaş Bakanı Pete Hegseth’in silahlı kuvvetlerin savaşa hazırlık durumunu sürdürmek amacıyla gereken her şeyi yapacağını belirterek savunma finansmanının kritik önem taşıdığını vurguladı.

Savaş Bakanı Hegseth ile Genelkurmay Başkanı General Dan Caine’in, Senato Tahsisat Komisyonu önünde düzenlenecek oturumda fon tahsisinin gerekçelerini sunması planlanıyor. Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought da komisyonda sunum yapacak isimler arasında yer alıyor.

Vought, geçen ay yaptığı açıklamada savaşın maliyetinin yaklaşık 30 milyar doları bulduğunu bildirmişti. Ancak Beyaz Saray tarafından yapılan bu hesaplamaya, Ortadoğu’da İran saldırıları sonucunda zarar gören ABD üslerinin yeniden inşası ve onarım giderleri dahil edilmedi.

Mevcut ve eski yetkililer, Kongre’nin adım atmaması durumunda askeri yönetimin yakın zamanda daha ağır tavizler vermek zorunda kalacağını ifade ediyor.

Pentagon yetkilileri kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelerde daha büyük endişelerini dile getiriyor. Yetkililer; Rusya ve Çin gibi unsurları caydırmak için gerekli olan mühimmat stoklarının yeniden doldurulması amacıyla ek finansmana acilen ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

ABD’nin bu yılki savunma bütçesi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Bu miktarın içinde, gelişmiş silah sistemlerinin tasarlanmasından yerli savunma sanayisinin teşvik edilmesine kadar çeşitli öncelikli hedefler için geçen yıl Kongre tarafından onaylanan 150 milyar dolarlık tek seferlik finansman da yer alıyor. Donald Trump yönetimi ise 2027 yılı için 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi talep etti.

NBC tarafından aktarılan bilgilere göre, üslerin onarımı, imha edilen uçakların yenilenmesi ve mühimmat stoklarının takviyesi hesaba katıldığında, Pentagon’un iç değerlendirmeleri İran savaşının toplam maliyetinin 80 ile 100 milyar dolar aralığına yükselebileceğini gösteriyor. Kaynaklar, yalnızca Bahreyn’deki ABD askeri tesislerinin onarım maliyetinin 1 milyar doları bulabileceğini belirtiyor.

Bloomberg’in haberine göre Senatörler; Hegseth’e ateşkesin bozulması, savaş maliyetlerinin artması ve Ürdün’de hayatını kaybeden Amerikalı askerler hakkında sorular yöneltecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon: İran savaşı ABD’ye şimdiye kadar 37,5 milyar dolara mal oldu

Yayınlanma

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, salı günü yaptığı açıklamada, Washington’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşın maliyetinin şu ana kadar 37,5 milyar dolara ulaştığını söyledi. Hegseth, yoğun bombardımanın yeniden başlamasından bu yana ilk kez şüpheci milletvekillerinin karşısına çıkarak kamuoyunda destek görmeyen İran savaşı için acil ek bütçe talep etti.

Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisinin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki çoğunluğunu korumakta zorlanabileceği ara seçimlere yalnızca altı ay kala, kamuoyu yoklamalarında öne geçen Demokratlar, İran savaşını hayat pahalılığı sorunuyla ilişkilendirmeye çalışıyor.

Hegseth, Washington’da düzenlenen oturumda milletvekillerine, 37,5 milyar dolarlık rakamın savaşın belirli kalemlerinin yanı sıra 30 Eylül’e kadar öngörülen maliyetleri de kapsadığını söyledi.

Pentagon’un bu rakama nasıl ulaştığı ise netlik kazanmadı. Bir kaynak, mart ayında Reuters’a yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin savaşın ilk altı gününün maliyetini en az 11,3 milyar dolar olarak hesapladığını söylemişti.

Trump geçen ay Kongre’den, büyük bölümü İran savaşı ile bağlantılı olmak üzere yaklaşık 90 milyar dolarlık ek bütçe talep etti. Bu talep, savaştan rahatsız olan ve kasım ayındaki ara seçimlere hazırlanan milletvekilleriyle yeni bir bütçe mücadelesinin zeminini hazırladı.

Hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat milletvekilleri, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’ı bombalamaya başlamasından bu yana Trump ve ekibinin kendilerini çatışmanın seyri ve yönetimin planları hakkında yeterince bilgilendirmediğinden şikâyet ediyor.

Senato Tahsisatlar Komitesinin en kıdemli Demokrat üyesi Patty Murray, oturumda yaptığı konuşmada, “Başkan gerilimi tırmandırmakla ve savaş suçları işlemekle tehdit ediyor; bunun yeni bir sonsuz savaşa dönüşebileceğini ima ediyor” dedi. Trump, İran’a karşı, sivil altyapıyı da kapsayan sert tehditlerde defalarca bulundu. Eleştirmenler, bu tür saldırıların savaş suçu oluşturacağını belirtiyor.

Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, Temsilciler Meclisi ve Senato’da son derece dar çoğunluklara sahip olduğu için bütçe yasalarının kabul edilmesi genellikle Demokratların desteğini gerektiriyor.

Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand, “İnsanların size ve bu yönetime bu kadar öfkeli olmasının nedeni, geçmişte kullandığınız ifadelerin birbiriyle uyuşmaması” dedi.

Gillibrand sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ya savaş bitmiştir ya da bitmemiştir. Ya iki hafta içinde sona erecektir ya da iki hafta değildir. Ya füzeler söz konusudur ya da değildir.”

Savaşın etkileri

Hegseth, acil ek bütçe sağlanmaması halinde askerî eğitim faaliyetlerinin azaltılması gerekeceğini de milletvekillerine söyledi.

Savaş, Pentagon’un yaklaşık 1 trilyon dolarlık bütçesi üzerinde baskı oluştururken, askerî personelle ilgili harcamaları da riske atıyor. Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, oturum sırasında bu olası maliyeti kabul etti. Caine, askerlerin maaşlarının nasıl ödeneceğine bir çözüm bulacaklarını ancak Pentagon’un bakım giderlerini karşılamakta ve gelecekteki askerî kabiliyetlere yatırım yapmakta zorlanabileceğini söyledi.

Hegseth, milletvekillerine yalnızca ek bütçe talebini değil, 2027 yılı için sunulan 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesini de onaylama çağrısında bulundu.

Hegseth, “Bu bakanlığa 1,5 trilyon dolarlık bütçe verilmemesinin ülkemizin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit olduğuna inanıyorum” dedi.

ABD ile İran arasındaki kırılgan ateşkes bu ayın başında çöktü. O tarihten bu yana iki taraf da birbirine karşı her gün saldırılar düzenliyor.

İran savaşında ölen Amerikan askerlerinin sayısı hafta sonunda 18’e yükselirken, yaklaşık 430 ABD askeri yaralandı. Pentagon pazartesi günü, 7 Temmuz’dan bu yana 100 askerin yaralandığını, bunların yüzde 96’sının görevine döndüğünü açıkladı.

Trump geçen hafta, İran’da vurulan hedeflerin kapsamını enerji tesisleri ve köprüleri de içine alacak şekilde genişletmekle, İran’ın Harg Adası’ndaki petrol merkezini ele geçirmek üzere kara birlikleri göndermekle ve “Kazma Dağı” olarak bilinen, yerin derinliklerindeki nükleer bağlantılı bir tesisi bombalamakla tehdit etti.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin dağdaki tesisi “çok yakında ortadan kaldıracağını” söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English