Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Japonya, ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore ile başa çıkmak için işbirliği konusunda anlaştı

Yayınlanma

Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore’nin üst düzey diplomatları perşembe günü “Kuzey Kore’nin nükleer ve füze yeteneklerini istikrarlı bir şekilde geliştirmesi ve Rusya ile genişleyen askeri işbirliğini” ele almada daha yakın bir işbirliği sürdürme konusunda anlaştı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Japon ve Güney Koreli mevkidaşları Yoko Kamikawa ve Cho Tae Yul ile G20 Dışişleri Bakanları Zirvesi için gittikleri Rio de Janeiro’da bir araya geldi ve görüşme sonrası yaptığı açıklamada “En yakın müttefiklerimizle işbirliği ve koordinasyon her zamankinden daha önemli” dedi. Blinken, Çin’in “giderek artan iddialı eylemleri” de dahil olmak üzere bölgesel zorluklara değindi.

ABD Dışişleri Bakanlığı üst düzey sözcüsü Matthew Miller’a göre Blinken, Kamikawa ve Cho, Kuzey Kore’nin yanı sıra Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunmasına yönelik çabaları ve devam eden İsrail-Hamas savaşını da ele aldı.

Miller, her üç ülkenin de Hint-Pasifik stratejilerine destek verdiklerini teyit ederken, üçlünün Gazze’ye ilişkin görüşmelerinde tüm rehinelerin serbest bırakılmasının sağlanması ve çatışmanın ortasında Filistinli sivillere insani yardımın arttırılmasına duyulan acil ihtiyacı yinelediklerini söyledi.

Cho’nun geçen ay göreve gelmesinden bu yana yapılan ilk üçlü görüşme, G20 dışişleri bakanları toplantısı çerçevesinde gerçekleşti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın geçen yıl ağustos ayında Japonya ve Güney Kore liderleriyle üçlü bir zirveye ev sahipliği yapmasından bu yana üç ülke, savunma koordinasyonunu artırıyor.

Bakanlık Kamikawa’nın şu sözlerini aktardı: “Küresel manzaraya baktığımızda, hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve açık uluslararası düzene meydan okunuyor. Stratejik koordinasyonumuz her zamankinden daha önemli ve Kuzey Kore ve ötesiyle ilgili olarak her ikinizle de daha da yakın çalışmaya istekliyim.”

Bir Japon Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, yaklaşık bir saat süren görüşme sırasında üçlünün Çin konusunda “samimi bir görüş alışverişinde” bulunduğunu söyledi.

Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore Dışişleri Bakanları en son kasım ayında San Francisco’da yüz yüze görüşmelerde bulunmuşlardı.

Japonya Başbakanı Kishida Kuzey Kore lideri Kim ile zirve yapmak istiyor

Öte yandan bu toplantı, Japonya Devlet Başkanı Kishida’nın Kuzey Kore lideri Kim ile görüşme gerçekleştirmek istediğini duyurmasının arından geldi.

Kuzey Kore devlet medyası geçtiğimiz günlerde lider Kim Jong Un’un kız kardeşi Kim Yo Jong’un nadiren yaptığı bir açıklamada Japonya Başbakanı Fumio Kishida’nın Pyongyang’a olası bir ziyaret önerdiğini bildirmişti.

Bu görüşme haberi Güney Kore tarafından yakından takip edilirken, ABD’nin endişeli olduğu basına yansımıştı.

DİPLOMASİ

AB ve ABD’den İran’a yeni yaptırım hazırlığı

Yayınlanma

Geçen cumartesi gecesi İran’ın İsrail’e yaptığı misillemenin ardından batılı ülkeler Tahran’a karşı yeni yaptırımlar için hazırlık yapıyor.

ABD Temsilciler Meclisi dün (15 Nisan), İran’ın İsrail’e yönelik misillemesine tepki olarak gündeme getirilen yasa tasarısı paketinin bir parçası olarak, Çin’in İran’dan ham petrol alımına karşı koymayı amaçlayan yasayı ezici bir çoğunlukla kabul etti.

Yasa 383’e karşı 11 oyla onaylandı ve başkanlık vetosunu aşmak için gereken sayıyı aştı. Tasarı şimdi Senato’da oylanacak.

‘H.R. 5923’ adlı yasa tasarısının özetine göre, 2023 İran-Çin Enerji Yaptırımları Yasası, İran’a yönelik ikincil yaptırımları, Çin finans kurumları ile yaptırım uygulanan İran bankaları arasında petrol ve petrol ürünleri alımında kullanılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde genişletiyor. Yasa ayrıca ABD’nin her yıl Çinli finans kuruluşlarının yaptırım uygulanabilir davranışlarda bulunup bulunmadığına dair bir tespit yapmasını gerektiriyor.

Özete göre İran’ın günde yaklaşık 1,5 milyon varil petrol ihracatının %80’ Çin’de ‘çaydanlık’ olarak bilinen bağımsız rafinerilere gönderiliyor. New York Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler tarafından sunulan tasarı, Çinli bir finans kuruluşunun İran’dan petrol satın almak için yaptığı herhangi bir işlemin, yaptırım amaçları doğrultusunda ‘önemli bir finansal işlem’ olarak nitelendirileceğini açıklığa kavuşturuyor.

Kasım ayında Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi tarafından oybirliğiyle onaylanan tasarı, genellikle iki partinin desteğini alan yasaları geçirmek için kullanılan hızlandırılmış bir prosedür kapsamında pazartesi günü ele alınması planlanan İran’la ilgili birkaç tasarıdan biri.

Danışmanlık firması ClearView Energy Partners pazartesi günü müşterilerine gönderdiği bir notta, yaptırımların yasalaşması ve uygulanması halinde benzin fiyatlarında galon başına 20 sente varan bir artışa neden olabileceğini söyledi.

Öte yandan Bloomberg’in haberine göre Avrupa Birliği de, İsrail’e yönelik saldırılarının ardından İran’a uygulanan yaptırımların nasıl genişletilebileceğini araştırıyor.

Haberde konunun önümüzdeki hafta AB dışişleri bakanlarının oturumunda ele alınacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Reuters: Ukrayna, Karadeniz’de seyrüsefer konusunda Rusya ve Türkiye ile yaptığı müzakereden çekildi

Yayınlanma

Rusya, Ukrayna ve Türkiye iki aydır Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğine ilişkin bir anlaşmayı müzakere ediyordu ve metin üzerinde uzlaşmaya yakınlaşılmıştı.

Reuters‘ın dört kaynağa dayandırdığı haberine göre Kiev yönetimi, son anda anlaşmadan vazgeçti.

Haberde, tarafların taslak metin üzerinde geçen ay mutabakata vardığını bildirdi.

Habere göre Ukrayna belgeyi imzalamadı, ancak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Mart’ta anlaşmayı kamuoyuna duyurmasına da karşı çıkmadı.

Kaynaklardan biri “Ukrayna, son anda beklenmedik bir şekilde anlaşmadan çekildi ve anlaşma rafa kaldırıldı,” dedi.

Anlaşma, ticaret gemilerinin Karadeniz’de serbest ve güvenli seyrüseferini garanti altına almayı amaçlıyordu.

Rusya ve Ukrayna, askeri olmayan mallar taşıyan gemileri hedef almayacaklarına dair teminat vermek zorundaydı. Türkiye ise arabulucu konumundaydı.

Şubat ayında BM Genel Sekreteri António Guterres, Rusya ve Ukrayna liderleri Vladimir Putin ve Valdimir Zelenskiy ile Erdoğan’a birer mektup göndererek ticaret ve gıda tedarikinin devam edebilmesi için Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Güvenlik garantileri, Rusya’nın tahıl anlaşmasından çekildiği Temmuz 2023’te geçerliliğini yitirmişti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Politico: Scholz ve Nehammer, Borrell’in Gazze tutumuna çıkıştı

Yayınlanma

Politico’nun iddiasına göre, mart ayında AB liderlerinin bir araya geldiği bir toplantıda Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve Avusturyalı mevkidaşı Karl Nehammer, AB diplomasi şefi Josep Borrell’i Gazze’de ölü sayısı artarken İsrail’e yönelik aylardır sürdürdüğü açık eleştirileri nedeniyle eleştirdi.

Yine de aynı zirvede grup, 27 AB hükümet başkanı arasında nadir görülen bir oybirliği ile Gazze’de ateşkes çağrısında bulundu.

Borrell’in görevi dış politika ve güvenlik konularında Avrupa Birliği’ni temsil etmek olduğundan, bloğun en üst düzey diplomatının liderler tarafından azarlanması oldukça sıra dışı bir durum. Yetkililerden biri ifadelerin ‘açık’ olduğunu ve diğer Avrupalı liderlerin önünde gerçekleştiğini söyledi. Scholz ve Borrell’in Avrupa Parlamentosu’nda (AP) aynı ‘Sosyalist’ aileye mensup olmaları durumu daha da garip hale getirdi.

Politico’ya konuşan diğer iki AB diplomatı, Berlin ve Borrell arasındaki ilişkilerin, 2021 yılında Moskova’daki bir basın toplantısında, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Rus muhalefet lideri Aleksey Navalnıy’ın askeri düzeyde bir sinir gazı ile zehirlendiğine dair şüphe duyduğu açıklamalarına AB dış politika şefinin tepki vermemesinden bu yana kötüleştiğini söyledi.

Savaşın başlamasından bu yana Avusturya, AB karar alma süreçlerinde, örneğin İsrailli yerleşimcilere yönelik yaptırımlar konusunda Almanya’ya kıyasla daha İsrail yanlısı bir tutum sergiledi.

Ekim saldırısından sonraki aylar boyunca 27 AB lideri savaş konusunda bölünmüş durumdaydı. Avusturya ve Almanya’nın yanı sıra Macaristan ve Çek Cumhuriyeti İsrail yanlısı seslerin yükseldiği ülkeler oldu. Borrell’in ülkesi İspanya, İrlanda ve Belçika ise Avrupa’daki tartışmalarda İsrail’e karşı daha eleştirel bir tutum sergiledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English