Bizi Takip Edin

Diplomasi

Japonya Trump’ın gözüne girmek için Alaska doğalgaz boru hattı vaadini değerlendiriyor

Yayınlanma

Konu hakkında bilgi sahibi üç yetkilinin Reuters’a aktardığına göre Japonya, ABD Başkanı Donald Trump’a yaranmak ve olası ticari sürtüşmeleri önlemek için Alaska’da 44 milyar dolarlık bir doğalgaz boru hattına destek vermeyi düşünüyor.

Tokyo’daki yetkililer, Trump’ın ABD’nin refahı ve güvenliği için kilit önemde olduğunu söylediği projeyi, Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba ile önümüzdeki hafta Washington’da ilk kez bir araya geldiğinde gündeme getirmesini bekliyor.

Japonya, Alaska’nın kuzeyindeki sahaları güneydeki bir limana bağlaması planlanan ve gazın sıvılaştırılarak Asyalı müşterilere sevk edileceği 800 millik boru hattının uygulanabilirliği konusunda, diğer kaynaklara kıyasla gazın toplam maliyeti nedeniyle şüphelere sahip. Ancak yetkililer, talep edilmesi halinde bir anlaşmayı araştırmayı teklif etmeye hazır olduklarını söyledi.

Yetkililerden biri, Tokyo’nun 56 milyar dolarlık ikili ticaret açığını azaltmak ve gümrük vergisi tehdidini bertaraf etmek için daha fazla ABD gazı satın almak ve ABD’de savunma harcamalarını ve imalat yatırımlarını artırmak gibi diğer tavizlerin arasına böyle bir taahhüdü de dahil edebileceğini söyledi.

Beyaz Saray görüşmeyle ilgili yorum talebine hemen yanıt vermedi. Japonya Dışişleri Bakanlığı konuyu tartışmak için erken olduğunu söyledi.

Japonya’nın Alaska projesine olası ilgisinin ayrıntıları daha önce bildirilmemişti. Reuters’a göre, yetkililer medyaya konuşma yetkileri olmadığı için isimlerinin gizli kalması koşuluyla konuştular.

Alaska’nın kaynak potansiyelini açığa çıkarma vaadi

Trump’ın 20 Ocak’ta göreve başladığında imzaladığı kararnameler arasında, “Alaska LNG’sinin Amerika Birleşik Devletleri’nin diğer bölgelerine ve Pasifik bölgesindeki müttefik ülkelere satışı ve taşınması da dahil olmak üzere” Alaska’nın kaynak potansiyelini açığa çıkarmayı vaat eden bir kararname de vardı.

Trump gaz projesini Alaska ve Asya’da istikrarlı bir enerji kaynağı arayan ABD müttefikleri için bir kazanç olarak nitelendirdi. Ancak Japonya’nın zaten LNG’ye bol miktarda erişimi var ve şirketleri geçen yıl iç tüketiminin yarısından fazlası olan yaklaşık 38 milyon ton ticaret yaptı.

Yine de Alaska boru hattı, Japonya’nın gaz ithalatının yaklaşık onda birini gerçekleştirdiği Rusya ve Orta Doğu gibi kaynaklardan tedarikini çeşitlendirmesine yardımcı olabilir.

Ishiba cuma günü parlamentoda yaptığı açıklamada Japonya’nın fosil yakıtlara bağımlılığını azaltması gerektiğini belirtirken “istikrarlı enerji arzı açısından ABD’den talep etmemiz gereken şeyler var” dedi. Bu konuda ayrıntı vermedi ve Alaska projesinden bahsetmedi.

Yetkililer, Ishiba’nın Trump’la görüştüğünde Alaska projesine yatırım yapmak da dahil olmak üzere LNG konusunda kesin taahhütlerde bulunamayacağı konusunda uyarıda bulundu. Dördüncü bir yetkili, herhangi bir anlaşmanın Japon alıcıların satın aldıkları LNG’yi yeniden satmalarına izin vermek de dahil olmak üzere makul fiyatlandırma ve esneklik sunması gerektiğini söyledi.

Trump ile bağ kurma çabaları

Trump, Beyaz Saray’a döndüğünden bu yana yabancı mallara yönelik bir dizi gümrük vergisinden söz etti ancak Japonya ile ekonomik ve güvenlik ilişkilerine yaklaşımı hakkında çok az şey açıkladı. Ancak konu, Trump’ın ilk döneminde çelik ithalatına getirdiği gümrük vergileri ve Tokyo’dan Amerikan askerlerine ev sahipliği yapmak için daha fazla ödeme yapmasını talep etmesiyle sarsılan, ABD’nin önemli bir müttefiki ve en büyük yabancı yatırımcısı olan Japonya’daki siyasi söylemi domine etti.

Tokyo’da medyanın ilgisi, geçen yıl başbakan olan ve bir azınlık hükümetine başkanlık eden Ishiba’nın, eski Japon lider Shinzo Abe’nin ilk döneminde Trump ile kurduğu bağı tekrarlayıp tekrarlayamayacağına odaklandı.

2022’de bir suikast sonucu öldürülen Abe, 2016 seçim zaferinden sonra Trump’la görüşen ilk yabancı lider olmuş ve ikili “yakın sırdaş” ve golf partneri haline gelmişti.

Trump’ın yakın çevresiyle böyle bir tanışıklığı olmayan Ishiba yönetimi, hem Japonya hem de Trump’la bağları olan ABD’li milletvekilleri ve politika uzmanlarından danışmanlık aldı. Bunlar arasında ABD’nin eski Tokyo Büyükelçisi Tennessee Senatörü Bill Hagerty ve muhafazakar bir düşünce kuruluşu olan Hudson Enstitüsü’nün Japonya Başkanı Kenneth Weinstein da bulunuyor.

Weinstein Reuters’e verdiği demeçte Japonya’yı ABD ile enerji ortaklıklarını derinleştirmeye teşvik ettiğini ve Alaska projesinin ciddi bir değerlendirme gerektirdiğini söyledi. Hagerty’nin ofisi sorulara yanıt vermedi.

Trump’ın 2016 seçim zaferinden sonra geçiş ekibinde görev alan Tokyo merkezli iş adamı Ado Machida, Japonya’nın daha fazla LNG satın alma ve Alaska LNG boru hattını destekleme teklifinin Trump’ı kazanmanın “muhtemelen en kolay” yolu olacağını söyledi.

“Trump, Japonya’nın kendisi için ne yapacağını bilmek isteyecektir” diyen Machida, teklif hakkında Japon hükümet yetkilileriyle konuştuğunu da sözlerine ekledi.

Yetkililerden biri, Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası (JBIC) gibi devlet bankalarının, Japonya’nın denizaşırı petrol, gaz ve kömür rezervlerini güvence altına almak için güvendiği Mitsubishi Corp ve Mitsui & Co gibi ticaret firmalarına Alaska projesi için finansman sağlayabileceğini söyledi.

Mitsubishi 2022 yılında, LNG teklifini denetleyen devlet şirketi Alaska Gasline Development Corporation (AGDC) ile burada amonyak üretmenin fizibilitesini değerlendirmek üzere bir anlaşmaya vardı. Mitsubishi projeye değerlendirmenin ötesinde bir taahhütte bulunmadı.

Mitsubishi ve Mitsui, Alaska LNG projesiyle ilgili potansiyel yatırımlar ve tartışmalar hakkında yorum yapmayı reddetti. JBIC, Japon şirketlerinin herhangi bir katılımı gibi faktörleri göz önünde bulundurarak vaka bazında destek sağlamayı değerlendireceğini söyledi.

AGDC sözcüsü Reuters’e yaptığı açıklamada Japon enerji liderleriyle proje hakkında görüşmeler yaptıklarını söyledi ancak ayrıntı vermedi.

İlk olarak Trump’ın önceki döneminde onaylanan proje, çevreci grupların muhalefetine rağmen 2020 yılında Federal Enerji Düzenleme Komisyonu’ndan izin ve 2022 yılında da nihai yasal onay almıştı.

Bu ay AGDC, boru hattını ilerletmek için geliştirici Glenfarne ile bir anlaşma imzaladığını açıkladı.

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English