Bizi Takip Edin

Asya

Japonya ve Avustralya Çin’e karşı savunma işbirliğini güçlendirme kararı aldı

Yayınlanma

Japonya ve Avustralya Dışişleri ve Savunma Bakanları perşembe günü Avustralya’nın Queenscliff kentinde bir araya geldi. Avustralya ve Japonya’nın üst düzey diplomatları ve savunma şefleri bu toplantılarında, daha karmaşık ortak tatbikatlar, daha fazla askeri işbirliği ve Washington ile daha yakın koordinasyon kararı alarak, ulusal güvenlik politikalarını “her zamankinden daha yakın” koordine etmeyi taahhüt ettiler.

Aralık 2022’den bu yana ilk kez “iki artı iki” formatında bir araya gelen yetkililer, perşembe günü “özel stratejik ortaklıklarını” güçlendirmek ve neredeyse iki yıl önce açıkladıkları kapsamlı savunma işbirliği gündemini işlevsel hale getirmek için bir dizi önlem üzerinde anlaştılar. Bu adım, Çin’in artan etkisi karşısında ABD’nin bölgede müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles Avustralya’nın Queenscliff kentinde düzenlenen ortak basın brifinginde Tokyo ve Canberra’nın stratejik olarak her zamankinden daha uyumlu hale gelmesiyle birlikte zirvenin temasının güçlü ikili ilişkiyi ele almak ve tüm politika alanlarında “hırsla doldurmak” olduğunu söyledi.

Marles, “Bu, giderek zorlaşan bir küresel ortam bağlamında yapmamız gereken şeydir… (ve) kurallara dayalı düzenin daha fazla baskı altında olduğu bir ortamda” diye ekledi.

Bakanlar ayrıca, “Çin’in Filipinler’e yönelik tehlikeli ve zorlayıcı faaliyetlerinin yoğunlaşması” olarak tanımladıkları durum da dâhil olmak üzere, ihtilaflı Güney Çin Denizi’ndeki gelişmelerle ilgili “ciddi endişelerini” yinelediler.

Bu gelişme, Japonya ve Avustralya’nın ABD ve Filipin gemileriyle birlikte bölgede daha fazla ortak deniz devriyesi planladığı bir döneme denk geliyor.

İki taraf ayrıca Çin askeri varlıklarının “Japon topraklarındaki” son faaliyetlerini “ciddi endişeyle” ele aldıklarını söyledi.

İki tarafın da boğazda “barış ve istikrar” çağrılarını yinelediği görüşmede, Tayvan da gündeme geldi.

Japonya Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa’nın zirve öncesinde Australian Financial Review gazetesi için kaleme aldığı bir yazıda bakış açılarını şöyle özetledi.

“Tarihin bir dönüm noktasındayız. Barışçıl ve istikrarlı uluslararası ortam ciddi tehditlerle karşı karşıya. … Şimdi Japonya ve Avustralya arasında zaten kararlı olan güvenlik işbirliğini daha da güçlendirmenin tam zamanı.”

Ortak açıklamaya göre bu kapsamda, Avustralya’nın önümüzdeki yıl yapılacak olan karada konuşlu ABD-Japonya Orient Shield tatbikatına katılımı da dâhil olmak üzere, daha sık ve karmaşık tatbikatlar yoluyla ikili askeri kabiliyetlerin ve birlikte çalışabilirliğin artırılmasına yönelik çabalar yer alıyor.

Havada birlikte çalışabilirliğin caydırıcılık açısından önemini kabul eden yetkililer ayrıca önümüzdeki yıldan itibaren ülkelerin silahlı kuvvetleri arasındaki değişimleri hızlandırarak hava işbirliğini artıracaklarını duyurdular. Bu faaliyetler 2022 tarihli bir ziyaretçi kuvvetler anlaşmasıyla kolaylaştırılıyor.

Resmi olarak Karşılıklı Erişim Anlaşması olarak bilinen anlaşma, her iki ülkenin kuvvetlerinin diğerinin topraklarında faaliyet göstermesi için bir çerçeve sağlıyor ve halihazırda iki tarafın tatbikatlar, karşılıklı F-35 uçaklarının konuşlandırılması ve Japonya’nın Avustralya atış poligonlarında silah sistemlerini test etmesi dahil olmak üzere ortak askeri faaliyetleri hızlandırmasını sağladı.

Deniz kuvvetleri arasında işbirliğini güçlendirme hedefi

Açıklamada belirtilmemekle birlikte, Japonya’nın Avustralya Kraliyet Donanması’nın genel amaçlı fırkateyn programı için teklif verme sürecine girdiği anlaşıldığından, daha fazla deniz kuvvetleri birlikte çalışabilirliğine yönelik önemli bir adım da ufukta olabilir.

Canberra, Deniz Öz Savunma Kuvvetleri tarafından işletilen gelişmiş Mogami sınıfı çok amaçlı savaş gemilerini, yaşlanan fırkateynlerinin yerini alacak beş potansiyel adaydan biri olarak belirlemişti ve ilk geminin 2029 yılına kadar suya indirilmesi planlanıyordu.

Canberra’nın bu yılın sonuna kadar aday listesini daraltması bekleniyor.

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nde kıdemli bir analist olan Alex Bristow, The Japan Times’a verdiği demeçte, Mogami sınıfı geminin Avustralya tarafından ortak geliştirilen bir varyantının seçilmesi halinde bunun ikili güvenlik bağları açısından son derece önemli olacağını söyledi.

“Bu, her iki ülkenin de 2016’da Fransız tasarımları lehine Japon denizaltıları almama kararının bıraktığı kötü tadı geride bıraktığını gösterecektir” diyen Bristow, 11 fırkateynden sekizi Batı Avustralya’da inşa edileceği için bu hamlenin Japonya’nın yabancı ülkelerde karmaşık savunma üretimi yapabileceğini de göstereceğini sözlerine ekledi.

Bristow, özellikle Tokyo’nun Canberra ile stratejik uyumunun derinliği göz önüne alındığında, “Bu daha birçok projeye kapı açabilir” dedi.

Washington ile üçlü ittifak vurgusu

Ayrıntılara girilmese de ortak bildiride, her iki ülkenin de ortak anlaşma müttefiki ABD ile birlikte geliştirdiği ya da bu ülkeden edindiği uzun menzilli silahlardan “yararlanan” karşı saldırı yetenekleri konusunda işbirliğini artırma çabalarından da söz edildi.

Bakanlar ayrıca yanlış ve dezenformasyona karşı bilgi savaşı yeteneklerini geliştirme, uzay ve siber güvenlik işbirliğini artırma ve komuta-kontrol seviyesi de dahil olmak üzere daha fazla stratejik koordinasyon için askeri yetkililer arasında bilgi paylaşımını ve üst düzey değişimleri artırma sözü verdiler.

Ayrıca, robotik ve otonom denizaltı su sistemleri de dahil olmak üzere devam eden araştırma projelerini memnuniyetle karşıladılar ve Avustralya, İngiltere ve ABD arasındaki AUKUS güvenlik ortaklığının “Pillar II” projelerinde Japon işbirliği için potansiyel fırsatları görüştüler.

Washington’un her iki ülkeyle olan ittifakı, F-35’lerin karşılıklı konuşlandırılması, ağa bağlı bir hava ve füze savunma mimarisinin kurulması ve Hint-Pasifik’te son 12 ila 18 ay içinde çoğu Japon tesislerinden gerçekleştirilen ortak istihbarat, gözetleme ve keşif operasyonları da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliğini “üçlü hale getirme” arayışında olan her iki tarafın da açıklamasında yer alan ortak konuydu.

The Japan Times’a konuşan Amerika Birleşik Devletleri Çalışmaları Merkezi’nde savunma ve dış politika uzmanı olan Tom Corben, “Bu faaliyetler mayıs ayında yapılan son üçlü savunma bakanları toplantısında deniz ve hava alanlarında senaryo tatbikatlarından ‘gerçek operasyonlara’ geçme taahhüdüyle tutarlıdır” dedi.

Yetkililer ayrıca Japonya’nın ABD-Avustralya eğitim faaliyetlerine katılımını artırma planlarını da açıkladılar; buna Japonya’nın Amfibi Hızlı Konuşlandırması’nın her yıl Avustralya’nın Darwin kentinde gerçekleşen ABD Deniz Piyadeleri rotasyonlarına katılmasının yollarını araştırmak da dahil.

Uzmanlar, Avustralya ve Japonya’nın stratejik hedefleri açısından Çin’i caydırma konusunda ABD’ye katılmakta istekli olduğunu söylüyor. Avustralya Savunma Kuvvetleri’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD’nin hemen her askeri operasyonuna katılma geçmişine de dikkat çekiliyor.

Bristow, caydırıcılık stratejisinin Japonya’ya bir kriz anında hayatta kalma şansını artırmak ve böylece olası bir Çin sürpriz saldırısını caydırmak için kuvvetlerinin bir kısmını Avustralya’ya kaydırma seçeneği sunmayı içerdiğini söyledi.

Uzmanlara göre özellikle de Japonya’daki ya da Filipinler veya Guam’daki hava pisti ağları olası çatışmalar için müttefikler arasında değerlendirilmek üzere daha kritik görülüyor.

Japonya savunma konulu beyaz kitabını yayınladı: Doğu Asya’da yükselen savaş tehdidi

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English