Bizi Takip Edin

Amerika

Jay Clayton, Senatodan ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine onay aldı

Yayınlanma

ABD Senatosu, eski Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu Başkanı Jay Clayton’ın Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) görevini 51’e 47 oy oranıyla onayladı. Parti çizgisinde gerçekleşen oylama, ülkenin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü istihbarat yetkilerinin yenilenmesine dair durma noktasına gelen tartışmaları yeniden hareketlendirebilir. Clayton, ABD’nin 18 istihbarat teşkilatı arasındaki koordinasyonu yürütme ve başkana günlük istihbarat özetini sunma sorumluluğunu üstlenecek.

ABD Senatosu salı günü yapılan oylamada Jay Clayton’ın Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) olarak görev yapmasını onayladı. Oylama, partilerin oy çizgisine göre 51 kabul oyuna karşılık 47 ret oyuyla sonuçlandı.

Kararın, ABD’nin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü istihbarat yetkilerinin süresinin uzatılmasına dair durma noktasına gelen mücadeleyi yeniden canlandırması bekleniyor.

Halihazırda ABD federal savcısı olan ve ilk Trump yönetimi döneminde Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) Başkanlığı görevini yürüten Clayton, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Makamını (ODNI) daha önce yöneten diğer isimler gibi geniş bir dış politika ve istihbarat geçmişine sahip değil.

Buna karşın Clayton, bir aydan biraz fazla bir sürede beş farklı işten çıkarma dalgası yürütmekle övünen Vekaleten Ulusal İstihbarat Direktörü Bill Pulte’ye kıyasla hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından daha iyi bir tercih olarak görüldü ve her iki partiden de takdir topladı.

Clayton, Ulusal İstihbarat Direktörü sıfatıyla ülkedeki 18 istihbarat kurumu arasındaki koordinasyonu sevk ve idare edecek, ayrıca ABD Başkanı için günlük istihbarat raporunu hazırlayacak.

Ancak Clayton, ODNI yönetimine President Trump’ın 2020 seçimlerine ilişkin daha fazla gizli istihbarat belgesinin kamuoyuna açıklanması yönündeki baskısının sürdüğü bir dönemde geliyor. Bu durum Demokrat cephede endişe yaratıyor.

Bu ayın başlarında düzenlenen Senato onay oturumu sırasında Demokrat üyeler Clayton’a 2020 seçimlerine ilişkin sorular yöneltti. Aday Clayton, komisyona “Seçim sonuçlarını reddeden biri değilim” yanıtını verdi.

Clayton, önceki Başkan Joe Biden’ın kazanan olarak “tescil edildiğini” birkaç kez dile getirdi. Kongre’deki birçok Demokrat üye, bu ifadenin eski başkanın seçimi kazandığı gerçeğinden kaçınmak anlamına geldiğini değerlendiriyor.

Trump’ın yeni istihbarat başkanı adayı Jay Clayton kimdir?

Demokrat Senatör Adam Schiff, salı günü yaptığı yazılı açıklamada Clayton’ın ulusal güvenlik tecrübesinin bulunmamasının ve seçimlere dair verdiği yanıtların bu görev için yetersiz olduğunu belirtti.

Schiff açıklamasında, “DNI makamı 11 Eylül saldırılarının ardından Kongre tarafından oluşturulduğunda yasa bu pozisyon için net bir şart koymuştu: DNI ‘kapsamlı ulusal güvenlik uzmanlığına sahip olmalıdır.’ Jay Clayton bu temel yasal kriteri karşılayamıyor” ifadelerini kullandı.

Schiff değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Jay Clayton yalnızca İstihbarat Topluluğuna liderlik edecek uzmanlıktan yoksun olmakla kalmıyor, aynı zamanda her istihbarat profesyoneli için elzem olan güce karşı hakikati söyleme iradesini de gösteremiyor. 2020 seçimini kimin kazandığı konusunda Kongre’ye dürüst bir yanıt veremeyen Clayton’ın istihbarat kurumlarımızın siyasallaşmasını önleyeceğine veya Başkomutan’ın tercih ettiği yanlış bir anlatıyla çelişse dahi Başkana nesnel analiz sunacağına nasıl güvenebiliriz?”

Senatodaki Cumhuriyetçiler ise bu görüşe katılmayarak oylamada tam kadro Clayton lehine oy kullandı.

Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune, Clayton’ın adaylığını öne taşımak amacıyla pazartesi günü yapılan usul oylaması öncesinde Senato genel kurulunda konuştu. Thune, “Tehdit ortamının yoğunlaştığı bir dönemde, bu rolde rüştünü ispatlamış bir liderin bulunması son derece önemlidir” dedi.

Thune, Senato İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner dahil olmak üzere bazı Demokratların Clayton’ın geçmişteki kamu hizmetini takdir ettiğini hatırlattı.

Demokratların Clayton’a destek vermemesine tepki gösteren Thune, partinin Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’ni yeniden yetkilendirmeyi reddetmesinin arkasında Pulte’ye duyulan tepkinin yer aldığını kaydetti.

Hükümetin yurt dışındaki yabancı uyruklu kişileri izlemesine olanak tanıyan söz konusu yasal düzenleme, süresinin dolduğu 12 Haziran tarihinden bu yana askıda bulunuyor.

Thune konuşmasında, “Kısa süre içinde görevinin başında kalıcı bir ulusal istihbarat direktörümüz olacak. Bu durumun, meslektaşlarımı Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın yeniden yetkilendirilmesini engellemekten vazgeçireceğini umuyorum” ifadelerini kullandı.

Clayton, Trump’a Katar tarafından hediye edilen yeni uçağın güvenliğine ilişkin endişeleri konu alan bir haberin ardından New York Times muhabirlerine mahkeme çağrısı çıkartan savcılık ofisini yönetmesi nedeniyle de eleştirilerin hedefi oldu.

ABD Adalet Bakanlığı, bir yargıcın hükümetin yaklaşımını neredeyse her açıdan sorgulaması ve savcılara çağrıları geri çekebileceklerini, aksi takdirde bunları iptal edeceğini söylemesi üzerine geçen hafta mahkeme çağrılarını geri çekmeyi kabul etti.

Aralarında 400 üyesi bulunan The Steady State grubunun da yer aldığı çok sayıda eski istihbarat yetkilisi Clayton hakkında görüş bildirdi. Örgüt, oylama öncesinde yayımladığı mektupta “güçlü ve kesin karşıtlığını” dile getirdi.

Kuruluşun lideri Steven A. Cash mektupta, “Tarih boyunca demokratik hükümetler; istihbarat servisleri, kolluk kuvvetleri ve iç güvenlik teşkilatları devlete hizmet etmeyi bırakıp kişisel sadakat ile siyasi gücün araçları haline geldiğinde başarısızlığa uğramıştır. Jay Clayton’ın Ulusal İstihbarat Direktörlüğüne aday gösterilmesi tam olarak bu tehlikeyi taşımaktadır ve muhalefetimizin temel sebebidir” diye yazdı.

Grup, DNI’ın yalnızca bir koordinatör olmadığını, aynı zamanda başkanın günlük raporunun hazırlanmasında kritik bir rol oynadığını vurguladı.

Makamı “gizlilik ile hesap verebilirliğin kesişim noktası” olarak tanımlayan grup, Clayton’ın gazetecilere mahkeme çağrısı çıkarmaya istekli savcılara liderlik etmiş olmasının, yetkilerini nasıl kullanacağı konusunda soru işaretleri yarattığını kaydetti.

Cash mektubunu, “Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, tamamlanmamış bir sicilden daha fazlasını ortaya koyuyor. Anayasaya hizmet etmek ile bizzat Başkana hizmet etmek arasına net bir çizgi çekme fırsatlarını defalarca geri çevirmiş bir adayı gösteriyor” ifadeleriyle tamamladı.

Amerika

Yapay zeka, dolar hakimiyetini güçlendirebilir

Yayınlanma

Siyasetçiler ve iktisatçılar doların hakimiyetinin geleceğini tartışırken, yapay zeka bu geleceği şimdiden güçlendiriyor olabilir.

Project Syndicate için yazan Chenxu Fu ve Xianguo Huang, “uluslararası para tarihinin bir sonraki bölümünü” şimdiden yazan yapay zeka şirketleri, bulut hizmet sağlayıcıları ve ödeme ağlarına karşı harekete geçmek gerektiğini öne sürüyor.

“20 yıllık bir veri merkezi kira sözleşmesinin imzalanması, muhtemelen parasal bir olay olarak algılanmaz. Yapay zeka patlamasıyla bağlantılı, dolara sabitlenmiş bir stabilcoin’in duyurulması bile mutlaka bu şekilde nitelendirilmeyebilir,” diyen yazarlar, buna rağmen bu tür gelişmelerin hızla yaygınlaştığı ve “küresel ekonomi için hayati öneme sahip bir girdinin fiyatlandırıldığı, bedelinin ödendiği ve nihayetinde dolar cinsinden varlıklara dönüştürüldüğü bir sistemin oluşmasına” katkıda bulunduğunu hatırlatıyor.

1970’lerden bu yana, petrolün ABD doları cinsinden fiyatlandırılmasının, bu para birimine yönelik küresel talebi artırdığına ve petrol üreticileri için ihracat gelirleri yarattığına dikkat çeken Fu ve Huang, petrodoların bir “kehanet” değil, “şablon” olduğuna işaret ederek şöyle yazıyor:

“Bu durum, üretim, ödemeler ve varlık geri dönüşümünün birbirini pekiştirdiği zaman, vazgeçilmez bir girdinin bir para birimini küresel pazarlara yerleştirebileceğini gösteriyor.”

Yapay zekanın, bu dinamiğin kendine özgü bir versiyonunu ortaya çıkarabileceğini vurgulayan yazarlar, yapay zeka ekonomisinde kimin kazanacağına dair tartışmaların genellikle en gelişmiş modelleri geliştirme yarışına odaklandığını, fakat asıl dönüşümün, “model performansları birbirine yaklaştığında ve şirketler yapay zekayı günlük operasyonlarına entegre ettiğinde” başladığını söylüyor.

Fu ve Huang, “O noktada, tıpkı bugün varil başına dolarından bahsettiğimiz gibi, kendimizi hesaplama birimi başına dolarını düşünürken bulabiliriz,” diye yazıyor.

Enerjiye dikkat çeken yazarlar, veri merkezlerinin elektriği “faturalandırılabilir bilgi işlem kapasitesine” dönüştürdüğünü ve bu kapasitenin “artık yıllar öncesinden güvence altına alındığını” hatırlatıyor.

Örneğin Anthropic, altyapı sağlayıcısı TeraWulf ile 20 yıllık bir kira sözleşmesi imzaladığında, bu durum uzun vadeli üretim kapasitesini güvence altına alan bir sanayi şirketine çok benziyor. Yazarlara göre bu, “bilgi işlem talebinin devam edeceğine dair arz tarafında yapılan bir bahis.”

OpenAI’ın yeni danışmanlık kolu Deployment Company’nin (DeployCo), mühendisleri şirketlerin bünyesine yerleştirerek yapay zekayı iş akışlarına entegre etmek suretiyle “talep”teki yavaşlığı da değiştirmeyi hedeflediğine dikkat çeken Project Syndicate, “Bu tür sistemler bir kez devreye girdiğinde, bilgi işlem masrafı tekrarlayan bir işletme gideri haline gelecek,” diyor ve dolarla ilgili kısma geliyor:

“Bu da bizi, doların hakimiyetini pekiştirecek ilk kanala getiriyor. Yapay zeka tedarik zinciri ABD ile bağlantılı şirketler tarafından domine ediliyor ve fiyatlandırma dolar üzerinden yapılıyorsa, küresel dijital üretim dolar likiditesi temin etmek zorunda kalacak ve elde edilen gelirler büyük ölçüde dolar temelli bir finansal sistemin içine akacak. Petrol gelirlerinin aksine, bu gelirler ABD pazarlarına geri dönmeden önce yurtdışında birikmeyecek.”

Öte yandan yazarlara göre ödenecek fatura sadece görünür katman. Bunun altında, görünmez bir altyapı inşa ediliyor: Otonom ticaretin giderek daha fazla üzerinde işleyeceği ödeme ağı.

OpenAI’ın Visa ile ortaklığı, bu altyapıyı kurmayı amaçlıyor ve “daha programlanabilir” bir geleceğe işaret ediyor.

Yazarlar, “Yapay zeka ajanları, asgari düzeyde insan müdahalesiyle hizmet satın almaya, lojistik düzenlemelerine ve stok yenilemelerine başlarsa, ödemelerin otomatikleştirilmesi ve makineye özgü olması gerekir,” diyor.

Fu ve Huang’a göre bu, doların hakimiyetini güçlendirecek ikinci kanal. Özellikle dolara sabitlenmiş stabilcoinlere işaret eden yazarlar, bunların “akıllı sözleşmelere dayalı ticaretin gerektirdiği programlanabilir ödeme çözümünü” sağlayabileceğini vurguluyor.

140’tan fazla ödeme, finans ve kripto şirketinin desteğiyle dolara sabitlenmiş bir stabilcoin olan Open USD’nin duyurusu, dolar tabanlı tokenların bu dönüşüm için şimdiden konumlandırılmaya başlandığını gösteriyor.

Bu iki kanalın zamanla birleşebileceğini kabul eden yazarlar, dolara sabitlen stabilcoinlerin aracılığıyla “ajan tabanlı ticaretin” programlı olarak gerçekleştirilmesini sağlayan aynı sistemin, diğer sistemler kadar kolay bir şekilde hesaplama ödemelerini de kolaylaştırabileceğini söylüyor.

Yazarlara göre böylelikle dolar bazlı faturalandırma, stabilcoin ile ödemeyle birleştirilecek ve teknolojik bağımlılık, parasal bağımlılığa dönüşecek.

Bu altyapı aynı zamanda bir geri dönüşüm işlevi de görüyor; zira programlanabilir dolara olan talep, bunları destekleyen güvenli varlıklara (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebe dönüşüyor. 

Ajan tabanlı ticaret henüz yeni yeni başlamışken, stabilcoin ihraççıları şimdiden Hazine bonolarının en büyük alıcıları arasında yer alıyor.

Yazarlara göre bu gelişmelerin tamamı, bir “enerji-hesaplama-dolar döngüsü”nün ortaya çıkabileceğine işaret ediyor:

“Elektrik, veri merkezlerine güç sağlıyor; veri merkezleri hesaplama gücü üretiyor; hesaplama gücü, programlanabilir hesaplaşmayı destekleyen ödemeler de dahil olmak üzere iş faaliyetlerinin otomasyonunu mümkün kılıyor; ve stabilcoin rezervleri ABD Hazine tahvillerine akıyor. Sonuçta, yapay zeka altyapısı, dijital ödemeler ve ABD finans piyasalarını birbirine bağlayan, kendini pekiştiren bir döngü ortaya çıkacak.”

Fu ve Huang, bu süreci yöneten bir hükümetin bulunmuyor gibi görünmesinin dikkat çekici olduğunu yazıyor.

Onlara  göre, petrodolar resmi anlaşmalar üzerine kurulmuşken, yapay zeka temelli yeni dönem büyük ölçüde ticari kararlar yoluyla şekilleniyor:

Bulut hizmet sağlayıcıları arazi ve enerji kaynaklarını güvence altına alıyor. Yapay zeka şirketleri modelleri hizmetler halinde paketliyor. Ödeme grupları stabilcoin altyapılarını kuruyor. Stabilcoin ihraççıları Hazine tahvillerini satın alıyor.

“Her adım tek başına mantıklı; fakat bir araya geldiklerinde, doların hakimiyetini sessizce pekiştiriyorlar,” diye yazıyorlar.

Bu durumun, ABD dışındaki politika yapıcılar için önemli sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken yazarlar, “Örneğin, ASEAN+3 ülkeleri, ticareti yerel para birimleriyle gerçekleştirmeye, ulusal ödeme sistemlerini birbirine bağlamaya ve dolar kıtlığına karşı korunmak için rezervlerini bir araya getirmeye çalışıyor,” diye hatırlatıyor.

Fakat yazarlar, ASEAN+3’ün, “kendini pekiştiren dolar döngüsü”nün oluşmasını engelleyemese de, dolara olan bağımlılığını sınırlayabileceğine inanıyor:

“Anahtar nokta, enerji, yapay zeka ve ödemeleri tek bir stratejik gündem altında birleştirmek olacak. Uygun maliyetli ve giderek daha temiz enerji ile çalışan bölgesel veri merkezleri, yerel firmaların bilgi işlem kaynaklarına erişimini artırabilir. Ayrıca, acenteli ticaret için yerel para biriminde tokenize edilmiş ödeme sistemlerinin geliştirilmesi, dolar sistemlerine olan bağımlılığı azaltacak ve işlemlerin düzenleyiciler tarafından izlenebilir olmasını sağlayacak.”

ABD harici ülkeler için hedefin, yakın zamanda muhtemel olmamasından dolayı “tam teknolojik kendi kendine yeterlilik” olmadığını savunan Fu ve Huang, “Asıl amaç, giriş bedeli olarak yeni bir dolar bağımlılığı katmanı kabul etmeden dijital üretime katılmak. Sonuçta, petrodolar düzenlemelerinin aksine, ortaya çıkan yapay zeka sistemi ülkelere hiçbir zirve masasında yer sunmuyor,” iddiasında bulunuyor.

Yazarlar, makalelerini şöyle sonlandırıyorlar:

“Siyaset yapıcılar ve iktisatçılar dolar hakimiyetinin geleceğini tartışırken, yapay zeka şirketleri, bulut sağlayıcıları ve ödeme ağları bunu uluslararası para tarihinin bir sonraki bölümüne çoktan yazıyor olabilir. Bu bölümü şekillendirmeyi umanlar şimdi harekete geçmelidir; aksi takdirde sayfanın dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalırlar.”

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, 9 adet yeni nesil nükleer denizaltı ürettirecek

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı, önceki siparişlerde yaşanan gecikmelere rağmen General Dynamics şirketiyle dokuz adet yeni nesil hücum denizaltısının inşası için yapılan anlaşmayı onayladı. Bloomberg’in aktardığı gelişmeye göre sabit fiyatlı sözleşmenin yaklaşık 2,4 milyar dolar tasarruf sağlaması bekleniyor. Virginia sınıfı nükleer denizaltıların ABD’ye olası bir Çin çatışmasında stratejik üstünlük sağlaması hedefleniyor.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), önceki siparişlerde teslimat takviminin gerisinde kalınmasına rağmen havacılık ve savunma şirketi General Dynamics ile yeni nesil dokuz hücum denizaltısının inşasını içeren sözleşmeyi onayladı.

Bloomberg’in aktardığı habere göre Pentagon’un Satın Almadan Sorumlu Bakan Yardımcısı Michael Duffy, Block VI serisi dokuz adet Virginia sınıfı denizaltı için hazırlanan sabit fiyatlı anlaşmanın ABD’deki tüm yasal gerekliliklere uygun olduğunu doğruladı.

Yeni sözleşmenin mali tutarı henüz açıklanmazken, Block V serisindeki dokuz denizaltıyı kapsayan bir önceki siparişin değerinin 22,5 milyar dolar olduğu belirtildi.

Duffy, çok yıllı bu anlaşma sayesinde yaklaşık 2,4 milyar dolar tutarında tasarruf elde edileceğini vurguladı.

Bakan Yardımcısı Duffy yaptığı açıklamada, “Pentagon, çok yıllı sözleşmenin tamamlanması için gerekli adımları atmaktadır” ifadelerini kullandı.

ABD Deniz Kuvvetleri yetkilileri ve General Dynamics temsilcileri yeni anlaşmaya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı. Şirketin finansal raporunu 29 Temmuz Çarşamba günü kamuoyuna açıklaması bekleniyor.

Bloomberg’in değerlendirmesinde, Virginia sınıfı denizaltıların Çin ile yaşanabilecek olası bir çatışmada ABD’ye belirleyici bir üstünlük sağlamasının hedeflendiği kaydedildi.

Ancak yürütülen programın bütçe aşımları ve teslimat gecikmeleriyle karşı karşıya olduğu bildirildi.

Nitekim ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu mayıs ayında yaptığı açıklamada, Block V serisi denizaltıların inşa hızının yıllık iki adetten fazla субмарина teslimatını öngören takvimin gerisinde kaldığına dikkat çekmişti.

Dördüncü nesil çok amaçlı nükleer denizaltılar olan Virginia sınıfı denizaltılar, ABD Deniz Kuvvetleri bünyesinde derin denizlerdeki denizaltısavar operasyonları ve kıyı bölgesindeki askeri harekatlar için tasarlanıyor.

Geçen yıl ABD Deniz Kuvvetlerinin 250’nci kuruluş yıldönümü vesilesiyle düzenlenen törenlerde konuşan ABD Başkanı Donald Trump, yeni bir Virginia sınıfı nükleer denizaltının inşasına Aralık 2025’te başlanacağını duyurmuştu.

Trump bu açıklamayı Harry S. Truman uçak gemisinde yapmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Fauci’nin salgın günlükleri Senato’daki oturum öncesi basına sızdı

Yayınlanma

ABD’de eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un COVID-19 salgınının ilk dönemlerine ait binden fazla sayfalık kişisel günlüğünü kamuoyuna açıklamasının ardından Senatoda zorlu bir oturuma katılıyor. Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonundaki oturum öncesinde yayımlanan belgeler, Fauci’nin virüsün kaynağına ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile özel yazışmaları arasındaki farkları tartışmaya açtı.

ABD’de Ulusal Sağlık Enstitülerine (NIH) bağlı Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonunda düzenlenecek oturumda Senatörlerin sorularını yanıtlıyor.

Oturum, Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un, Fauci’nin COVID-19 salgınının ilk günlerinde tuttuğu binden fazla sayfalık özel günlük notlarını kamuoyuna açıklamasından birkaç gün sonra düzenleniyor.

Senatör Paul, hafta sonu yayımladığı günlük notlarının, kıdemli bilim insanının virüsün kökenini kamuoyu önünde farklı, özel hayatında farklı şekilde tartıştığını kanıtladığını savundu. Paul, pazartesi günü de Fauci’nin 2001 ile 2015 yılları arasına ait yaklaşık 500 sayfalık çalışma kaydını ve e-postasını paylaştı.

Pandemi döneminde ülkenin önde gelen bulaşıcı hastalık uzmanı olarak görev yapan Fauci, Kongreye en son iki yılı aşkın süre önce Temsilciler Meclisindeki gergin bir oturumda ifade vermişti. Senatodaki komisyon oturumunun da benzer bir seyir izlemesi bekleniyor. Komisyon Başkanı Paul ile Fauci, geçmişteki Kongre oturumlarında sık sık sert tartışmalar yaşamıştı.

Senatör Paul, pazartesi günü yaptığı açıklamada, günlüklerin “gerçekten hayret verici bir dürüstlük eksikliğini” ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı, epidemiyolog ve KFF Health News kamu sağlığı kıdemli editörü Celine Gounder ise oturumdan bir haftadan kısa süre önce binlerce sayfalık kişisel ve resmi belgenin açıklanmasının bilgi sunmaktan ziyade dikkat dağıtmaya hizmet ettiğini değerlendirdi. Eski Başkan Joe Biden’ın geçiş ekibindeki koronavirüs danışma kurulunda da görev alan Gounder, “İnsanların bunu okumasını ve anlamasını gerçekten isteselerdi, bu işlem oturuma bu kadar yakın bir zamanda neden yapıldı? Açıklanan belgelerde herhangi bir bomba etkisi yaratacak unsur görmedim” ifadelerini kullandı.

Paul ve Fauci arasındaki görüş ayrılığı

Senatör Paul ile Fauci arasındaki anlaşmazlık, COVID-19 pandemisinin nasıl başladığına ilişkin farklı görüşlerinden kaynaklanıyor.

Senatör Paul, pandeminin Çin’deki Vuhan Viroloji Enstitüsünde üzerinde deney yapılan bir virüsten kaynaklandığını öne süren laboratuvar sızıntısı teorisini destekliyor. Paul, 2021 yılından bu yana NIH’yi bu araştırmayı finanse etmekle suçluyor; Fauci ise bu iddiayı süreklilikle reddediyor.

Fauci, mevcut kanıtlara dayanarak SARS-CoV-2 virüsünün büyük olasılıkla doğal yollardan ortaya çıktığı tezini savunuyor.

Senatör Paul, geçtiğimiz mayıs ayında Fauci’nin Çin’deki işlev kazanımı (gain-of-function) araştırmalarının finansmanı konusunda yemin altında yalan söylediğini öne sürerek, yalan tanıklık suçlamasıyla hakkında iddianame hazırlanması çağrısında bulunmuştu.

Fauci’nin 4 Kasım 2021 tarihli günlük notu, Senatör Paul’dan bir husumet beklediğini gösteriyor. Fauci günlük notunda şu ifadeleri kullanıyor:

“Patty Murray başkanlığında toplanan Senato HELP (Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik) Komisyonu oturumunda Dawn O’Connell, Janet Woodcock ve Rochelle Walensky ile birlikte ifade verdim. NIAID tarafından finanse edilen Vuhan Viroloji Enstitüsünde yapıldığını iddia ettiği işlev kazanımı araştırması hakkında vahim şekilde yalan söylemeye devam eden Senatör Rand Paul ile aynı çatışmayı yaşamayı bekliyorduk.”

Virüsün kökenine dair değerlendirmeler

Günlük kayıtlarında Fauci’nin laboratuvar sızıntısı teorisine inandığına dair doğrudan bir itiraf yer almıyor. Ancak ilk kayıtlar, Fauci’nin pandeminin ilk dönemlerinde salgının hijyenik olmayan alışveriş koşullarının “doğrudan bir sonucu” olduğunu kamuoyuna açıklamasına rağmen, virüsün canlı hayvanların satıldığı Vuhan’daki deniz ürünleri pazarından kaynaklandığına inanmadığını gösteriyor.

Tartışmanın, Fauci’nin pandeminin ” kaynağı” olarak gördüğü unsur ile “nedeni” olarak gördüğü unsur arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Günlük notları, Fauci’nin pandeminin ilk günlerinde, 31 Ocak 2020 tarihinde laboratuvar sızıntısı teorisinden haberdar olduğunu ortaya koyuyor. Fauci, virüsün doğal yollarla mutasyona uğramış olamayacağına inanan evrimsel biyologlarla konuştuğunu yazıyor. Fauci, bu duruma karşılık konuyu incelemek üzere daha geniş bir heyetin toplanmasını önerdiğini kaydediyor.

Laboratuvar sızıntısı teorisini savunanların karşı çıktığı Mart 2020 tarihli bir makalede, Vuhan’daki deniz ürünleri pazarında “hayvansal bir kaynağın bulunmasının muhtemel olduğu” belirtilmişti. Fauci, bu makalenin yazarlarıyla yapılan telefon konferansına katılan bilim insanları arasında yer almış ve daha sonra Beyaz Saray’dan yaptığı konuşmalarda bu makaleye atıfta bulunmuştu.

Fauci, bu tarihten önce Vuhan’daki pazarın koronavirüsün “kaynağı değil, yayıcısı” olduğu sonucuna vardığını belirtmiş ve günlüğüne şu notu düşmüştü: “Bunu söylemekle birlikte, virüs bir yerlerde hayvanlardan insanlara geçti.”

Senatör Paul, Fauci’nin pazarın salgının kaynağı olmadığını özel olarak kabul etmesine rağmen makaleyi desteklemesini “hayret verici bir dürüstlük eksikliği” olarak niteledi.

Sonraki günlük kayıtlarında bu alandaki uzmanlık eksikliğine değinen Fauci, “Evrimsel bir biyolog olmadığım için Francis Collins ve diğer birkaç bilgili bilim insanını bu konuyu görüşmek üzere telefonda bir araya getirdim” diye yazdı.

Fauci, 26 Mayıs 2021 tarihli notunda ise şu ifadelere yer verdi:

“Virüsün doğal yollardan, bir hayvan konakçıdan insana geçerek ortaya çıkma olasılığının çok yüksek olduğunu her zaman söyledim. Ancak son birkaç gündür laboratuvar sızıntısı ihtimaline dair spekülasyonların miktarı göz önüne alındığında, ben de dahil hiç kimsenin köken konusunda yüzde yüz emin olmadığını söylüyor ve kapsamlı bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyorum.”

Fauci, Temmuz 2021’deki bir kaydında Ulusal Güvenlik Konseyi ile yaptığı bir toplantıyı aktarırken FBI’ın pandeminin laboratuvar sızıntısından kaynaklandığı yönündeki sonucuna kesin olarak katılmadığını belirtti:

“Sundukları gerekçeler hiçbir mantık taşımıyor. Buna karşılık Ulusal Güvenlik Danışmanlığı (NSA), çevredeki türlerin doğal geçişine ağırlık veren mantıklı hipotezler sundu. Maher Bitar ve Beth Cameron’a, Çinlilerin saklayacak bir şeyleri olmasa bile bir şeyleri gizliyormuş gibi davrandıklarına dair kendi teorilerimi açıklamak için zaman harcadım.”

KFF’den Gounder, Fauci’nin günlük notlarının bazı bölümlerinin yayımlanmadığına dikkat çekerek, “Böyle bir şeyi açıklayacaksanız neden her şeyi açıklamıyorsunuz? Bu durum bende şu soruyu uyandırıyor: Neyi açıklamıyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz?” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi figürler hakkındaki notlar

Fauci, siyasi figürler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini günlüğüne aktardı. Kamuoyu önünde tarafsız bir duruş sergileyen Fauci’nin günlükleri, sağcı muhafazakarların kendisi hakkında ve kendisiyle konuşma biçiminden rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.

Kasım 2021’deki bir Senato oturumunun ardından Fauci, Paul’a “öyle olduğu halde bir yalancı” demekten son anda kaçındığını yazdı.

Fauci, Aralık 2020’deki bir notunda, aşılar konusunda kendisini yalancılıkla suçlayan dönemin Florida Senatörü, Dışişleri Bakanı Marco Rubio için sert ifadeler kullandı. Fauci aynı kayıtta Rubio’yu “dünyanın en büyük yalancısı olan Trump’ı desteklemeye devam etmekle” suçladı.

Haziran 2021’de kendisinin görevden alınması çağrısında bulunan dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy hakkında da olumsuz ifadeler kullanan Fauci, şöyle yazdı:

“Temsilciler Meclisi ve Senatodaki aşırı sağcı Cumhuriyetçi grubun tamamı, ruhlarını sürekli yalan söyleyen eski Başkan Trump’a satmış durumda.”

Buna karşılık Fauci’nin Demokratlarla iletişiminde daha yakın bir ton kullandığı görülüyor. Fauci, Temsilciler Meclisindeki bir bilgilendirme sırasında Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Pelosi’nin kendisini sarılarak karşıladığını ve benzer bir yaklaşımı Diane DeGette’in de sergilediğini not etti.

2024 yılındaki Temsilciler Meclisi oturumunda Demokratlar, COVID-19’un kökenine ilişkin yeni bir bilginin ortaya çıkmadığını savunmuştu. KFF’den Gounder, Paul tarafından yayımlanan belgelerin de benzer bir durum taşıdığını belirterek, “Burada yeni bir bilimsel veri yok ve Dr. Fauci’nin bunun bir laboratuvar sızıntısı olduğuna veya laboratuvarda üretildiğine dair bir itirafı bulunmuyor. Bu, insanların incelemeye zaman bulamadığı devasa bir belge yığını ve bu durum insanlarda ‘Okumaya zamanım olmadı ama yayımlandığına göre içinde bir şey olmalı’ düşüncesine yol açıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English