Bizi Takip Edin

Diplomasi

Kushner ve Blair, Hamas ile görüştü

Yayınlanma

Tony Blair ve Jared Kushner, Gazze barış planını ilerletmek amacıyla Hamas liderleriyle bir araya geldi.

Eski İngiliz başbakanı, pazar günü Kahire’de, Donald Trump’ın özel temsilcisi ve damadı Jared Kushner ile birlikte Filistinli örgütün temsilcileriyle görüştü.

İkili, bugün de (17 Ağustos) Kudüs’te İsrailli yetkililerle görüşmeler yapacak.

Kushner’ın başkanlık ettiği bu alışılmadık toplantı, Hamas’ı silahsızlanma taahhüdünü yerine getirmeye zorlamak amacıyla düzenlendi.

Blair ve Kushner, savaşı sona erdirmek amacıyla ekim ayında Hamas ile İsrail arasında imzalanan ancak sarsılmaya başlayan barış anlaşmasını yeniden canlandırmak için bölgede bulunuyorlar.

Toplantıya, Trump’ın “Barış Kurulu”nun üst düzey temsilcisi olan Bulgar siyasetçi Nikolay Mladenov’un yanı sıra “Barış Kurulu”nun danışmanları Aryeh Lightstone ve Liran Tancman da katıldı.

Axios‘a konuşan bir kaynak, Hamas liderlerinin Kushner’dan Trump’a silahsızlanma taahhütlerini sürdürdüklerini iletmesini istediklerini söyledi.

Kaynak, “Bu taahhütleri için onlara teşekkür ettik fakat sadece sözler değil, somut çabalar görmek istiyoruz. Kushner’ın bu taahhüdü bizzat kendilerinden teyit etmesi önemliydi,” dedi.

Kushner ayrıca, Hamas liderlerine işbirlikleri ve ölen tüm İsrailli rehinelerin cenazelerini teslim etme çabaları için teşekkür etti. Hamas liderleri ise Gazze’deki insani durumu iyileştirmeye yönelik çabalarından dolayı Trump yönetimine ve Barış Kurulu’na teşekkür ettiler.

Kaynak, “Kushner, Hamas liderlerine, İsrail tarafının onların gerçekten silahlarını bırakacağına güvenmediği için çıtanın yüksek olduğunu vurguladı. Kushner, silah bırakma konusunda müzakere payı olmadığını, ancak gerçek adımlar atmaları halinde ABD’nin İsrail’in de kendi adımlarını atmasını sağlamak için elinden geleni yapacağını söyledi,” dedi.

Yönetim kurulu ayrıca, Hamas silahsızlanmaya başlarsa İsrail’in Gazze’de “karşılık gelen adımlar” atmasını ve bölgeye insani yardımın hızlandırılmasını istiyor.

Kaynak, “Bu konuda hiçbir belirsizlik olmamalı: Hamas, yönetim yetkisini, tüm silahlarını ve askeri altyapısını teslim etmelidir. Gazze ise bir daha asla İsrail için bir terör kaynağı olamaz,” dedi.

Yeni bir Filistin yönetiminin kurulmasını ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasının başlatılmasını içeren planın ikinci aşaması, İsrail’in çekilme süreci ile Hamas’ın silahsızlandırılmasının sırasına ilişkin tartışmalar nedeniyle çıkmaza girdi.

Blair, Gazze’de kalıcı barış ve yeniden inşayı sağlamayı amaçlayan liderlerden oluşan uluslararası bir koalisyon olan “Barış Kurulu”nun yürütme organında yer almaktadır.

Hamas’ın yeni siyasi lideri Halil el-Hayye, Kahire toplantısına Mısır istihbarat şefi Hasan Reşad, Katarlı diplomat Ali el-Thawadi ve üst düzey bir Türk yetkiliyle birlikte katıldı.

Kushner ve Blair, geçen hafta Gazze anlaşmasının şartlarını ilk kez kamuoyuna açık bir şekilde reddeden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşecek.

İsrail ordusu hâlâ Gazze’nin geniş bölgelerini ve sınır bölgelerini kontrol altında tutuyor. ABD’nin çatışmalara son verilmesi yönündeki taleplerine rağmen, Gazze Şeridi’ne aralıklı olarak saldırılar düzenlemeye devam ediyor.

“Barış Kurulu”nun 15 maddelik planı, Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail birliklerinin geri çekilmesi dahil olmak üzere Gazze’deki askeri operasyonların derhal sona erdirilmesini ve bölgenin yeni bir sivil Filistin yönetimi altında yeniden inşa edilmesini öngörüyor.

Ekim ayındaki seçimler öncesinde anketlerde zor günler geçiren Netanyahu, Hamas silahsızlandırılana kadar planı kabul etmeyi reddediyor. Uzmanlar, bunun anlaşmanın uygulanmasında en zor kısım olacağını ve yıllar sürebileceğini belirtiyor.

Hamas, “Barış Kurulu”ndan İsrail’in Gazze için bir barış planını kabul etmesini sağlamasını talep ettiğini açıkladı.

Grup yaptığı açıklamada, Kurul’a ve arabulucu ülkelere, ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan ateşkes planının “birinci aşaması kapsamında işgal gücünü tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlamaları, tüm ihlalleri sona erdirmeleri, cinayetleri ve saldırıları durdurmaları [ve] ikinci aşama için yol haritasını onaylamaları” çağrısında bulunduğunu belirtti.

Diplomasi

Hürmüz Boğazı’nın kapanması motor yağı fiyatlarını üçe katladı

Yayınlanma

Ortadoğu’daki sevkiyat kesintileri sebebiyle Grup 3 baz yağlarında yaşanan hammadde açığı, Volkswagen, Stellantis ve Toyota gibi üreticileri yeni motor yağı formüllerine geçmeye yöneltti. ABD ve Avrupa’da ton fiyatı neredeyse üç kat artarak 4 bin dolara ulaşan hammadde stoklarının tükenme noktasına geldiği bildirildi.

Ortadoğu kaynaklı sevkiyat kesintilerinin Grup 3 baz yağlarında yol açtığı hammadde açığı nedeniyle Volkswagen, Stellantis ve Toyota dahil olmak üzere dünyanın önde gelen otomotiv üreticileri motor yağlarında yeni formülasyonlara geçiş yapmaya başladı.

Financial Times’ın haberine göre, ABD ve Avrupa’nın ağırlıklı olarak Ortadoğu’dan tedarik ettiği yüksek kaliteli hammadde rezervleri neredeyse tamamen tükendi.

Avrupa ve ABD pazarlarında Grup 3 baz yağlarının ton fiyatı savaş öncesi döneme kıyasla yaklaşık üç kat artış göstererek 4 bin dolar seviyesine ulaştı.

Haberde, hammadde açığının derinleşmesi durumunda dünya genelindeki araç sahipleri için periyodik yağ değişim maliyetlerinin artabileceği ve bakım servislerinde gecikmeler yaşanabileceği kaydedildi.

Motor yağlarının temel bileşeni olan yüksek düzeyde rafine edilmiş bu petrol türevleri, motor parçalarının yağlanması ve aşınmaya karşı korunması amacıyla kullanılıyor.

Otomotiv devleri alternatif tedarikçilere yöneldi

Otomotiv grubu Stellantis, yeniden formüle edilen madeni yağları test ettiğini ve sektör standartlarını karşılayan alternatif ürün tedarikini güvence altına aldığını bildirdi. Toyota da benzer şekilde alternatif tedarikçiler bulduğunu açıklarken, Volkswagen gerekli hacimleri sağladığını ve ek alım seçeneklerini değerlendirmeyi sürdürdüğünü duyurdu.

ABD Bağımsız Madeni Yağ Üreticileri Birliği (Independent Lubricant Manufacturers Association) Başkanı Holly Alfano, alternatif kanalların da sınırsız olmadığını belirterek şu uyarıyı yaptı:

“Alternatif tedarikçiler de kısıtlı kapasitelerle çalışıyor. Taşımacılıkta yaşanabilecek yeni aksamalar, rafinerilerin durması veya benzeri şoklar mevcut tabloyu hızla daha da ağırlaştırabilir.”

Sektörün çok dar bir güvenlik marjıyla faaliyet gösterdiğini vurgulayan piyasa analiz kuruluşu Argus Media’nın Baz Yağ Fiyatlandırma Birimi Yöneticisi Gabriella Twining ise alternatiflerin giderek azaldığına dikkat çekti.

Twining, “Hürmüz Boğazı yarın açılsa dahi Avrupa ve ABD’nin stoklarını yenileyecek yeni partileri en erken ekim ayına kadar teslim almasını beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Grup 3 baz yağlarındaki açık, Shell’in Katar’daki tesisinin hasar görmesi dahil olmak üzere Ortadoğu’daki sevkiyat kesintilerinin ardından ortaya çıktı. Japonya’daki bazı Suzuki servislerinde yağ değişimi süreçlerinde gecikmeler yaşanırken, Osaka merkezli bir taksi işletmesi baz yağ maliyetlerinin iki katına çıktığını bildirdi.

ABD, İran’a karşı Türkiye’nin de dahil olduğu kara ablukasını gündemine aldı

Hürmüz Boğazı’nın kapanması yeni petrol ihracatçılarını öne çıkardı

The Times gazetesinin aktardığına göre, Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine kapanmasından en büyük kazanımı daha önce önde gelen petrol ihracatçıları arasında yer almayan ülkeler sağladı.

ABD ile İran arasındaki savaşın ithalatçıları farklı güzergahlar aramaya zorlaması, enerji piyasasındaki güç dengelerini değiştirdi.

Nüfusu 1 milyonun altındaki Guyana, günlük yaklaşık 1 milyon varil petrol üretimi gerçekleştiriyor. Rezervleri 11 milyar varil olarak hesaplanan ve kıyı ötesi ilk üretimine 2019’da başlayan ülkenin, 2030 yılına kadar petrol sevkiyatını iki katına çıkarabileceği öngörülüyor.

Namibya ve Fildişi Sahili açıklarında yeni petrol yatakları keşfedilirken, Uganda da üretime başlamaya hazırlanıyor. Ortadoğu’ya olan bağımlılıklarını azaltmak isteyen Çin ve Hindistan, Brezilya ve Afrika’dan yaptıkları petrol alımlarını artırdı.

Yaşanan bu yapısal değişimle birlikte ABD, Kanada, Brezilya, Arjantin ve Guyana’dan oluşan ve gazetenin “Amerikan Beşlisi” olarak tanımladığı yeni grup, piyasayı Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünü (OPEC) baypas edecek şekilde şekillendirmeye başladı.

ABD ve İsrail’in İran ile savaşı şubat ayı sonunda başladı. Çatışmaların doğrudan sonuçlarından biri, küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda deniz seyrüseferinin durması oldu.

Uluslararası Para Fonu (IMF) uzmanlarının değerlendirmelerine göre, boğazın tamamen ulaşıma açılmasının ardından petrol sevkiyatının büyük bir kısmının eski seviyesine dönmesi iki ila üç ay sürecek.

İran ve Umman transit hat üzerinde anlaştı: Hürmüz Boğazı’nda kontrol Tahran’a geçebilir

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukraynalı firari oligarkın şirketi iflasın eşiğine geldi

Yayınlanma

Ukraynalı firari oligark Konstantin Jevago ile Kiev yönetimi arasındaki anlaşmazlık, madencilik şirketi Ferrexpo’yu iflasın eşiğine getirdi. Ukrayna hükümeti 90 milyon dolarlık KDV iadesini tutarken, şirkette yüzde 49 hisseyi kontrol eden Jevago ek hisse ihracını engelliyor.

Ukraynalı firari oligark Konstantin Jevago ile Kiev makamları arasındaki anlaşmazlık, madencilik şirketi Ferrexpo’yu fiilen ödeme güçlüğü sınırına getirdi.

The Financial Times’ın (FT) Ukraynalı kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Ukrayna hükümeti şirkete 90 milyon dolarlık katma değer vergisi (KDV) iadesini ödemezken, hisselerin yüzde 49’unu kontrol eden Jevago ise ek sermaye artırımı için hisse ihracı yapılmasını engelliyor.

Jevago tarafından kurulan Ferrexpo, 2021 yılında 3 milyar dolarlık piyasa değeri ve 2,5 milyar dolara varan yıllık satış geliriyle küresel çapta önemli bir demir cevheri peleti tedarikçisi konumundaydı.

Gazetenin aktardığına göre, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, şirket çalışanlarının askere alınması ve Ukraynalı yetkililerle yaşanan adli ihtilaflar bu tabloyu köklü biçimde değiştirdi.

Mayıs ayında denetçilerin finansal tabloları imzalamayı reddetmesi üzerine şirket hisselerinin borsadaki işlemleri durduruldu ve piyasa değeri 200 milyon dolara kadar geriledi. Ferrexpo, ağustos ayı başında ise madencilik faaliyetlerini tamamen durdurarak stoktaki ürünlerini satmaya başladı.

Eylül ortasına kadar 100 milyon dolar bulunamazsa iflas başvurusu yapılacak

Ferrexpo’nun faaliyetlerini sürdürebilmek için eylül ayı ortasına kadar en az 100 milyon dolar kaynak temin etmesi gerekiyor. Haziran ayı sonu itibarıyla kasasında yalnızca 27 milyon dolar bulunan şirket, yürütülen görüşmelerin sonuçsuz kalması durumunda iflas başvurusunda bulunabileceğini belirtiyor.

Ferrexpo Geçici İcra Kurulu Başkanı Lucio Genovese FT’ye yaptığı açıklamada, “Ferrexpo’nun, Ukrayna ile en büyük hissedarımız [Jevago] arasındaki anlaşmazlığın içine haksız yere çekildiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullanarak resmi makamlarla görüşmelerin sürdüğünü kaydetti.

Şirket açısından temel sorun, kurucusu ve en büyük hissedarı olan Jevago’nun hukuki durumu olmaya devam ediyor. 2015 yılında Finans ve Kredi Bankası’nın iflası sürecinde zimmete para geçirme suçlamasıyla Ukrayna’da aranan eski milletvekili, Ferrexpo’nun yüzde 49’una sahip olan Fevamotinico tröstünün intifa hakkı sahibi olmayı sürdürüyor.

Kiev yönetiminin Şubat 2025’te Jevago’ya yönelik kişisel yaptırımlar uygulamasının ardından vergi dairesi, kısıtlamaları gerekçe göstererek mart ayından itibaren şirkete KDV iadesi yapmayı durdurdu.

Şirkete yakın bir kaynak, bu gelişmenin ardından durumun hızla kötüleştiğini belirtti. Kaynağın aktardığına göre Jevago, sermaye artırımına yalnızca mevcut hisse oranının korunması şartıyla onay veriyor; Ukraynalı yetkililer ise Fevamotinico’nun payının azaltılmasının Ferrexpo’nun durumunu belirgin biçimde kolaylaştıracağını ifade ediyor.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Jevago ise FT’ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna’da şahsıma yöneltilen asılsız suçlamalar ve uygulanan yaptırımlar haksızdır ve siyasi saiklerle alınmıştır. Ukrayna mahkemesinde bu suçlamalara itiraz etmek için adil bir fırsatım olmadı. Adaletin ve gerçeğin galip geleceğine dair iyimserliğimi koruyorum ve Ferrexpo’nun parlak bir geleceği olduğuna inanıyorum.”

FT’nin aktardığına göre, Ferrexpo’nun bağlı ortaklığı Poltava Mining şirketine ağustos ayında 788 milyon dolarlık vergi cezası kesildi. Şirketin bir diğer birimi ise iflas prosedürü kapsamında Maxi Capital yatırım ve finans grubu ile hukuki uyuşmazlık yaşıyor.

Fransa iade taleplerini reddetmişti

RBC-Ukrayna’nın haberine göre, Jevago hakkında ceza soruşturması kapsamındaki suç şüphesi Eylül 2019’da açıklandı. İfade vermeye gitmeyen oligark yurtdışına çıktı. Jevago, 2015’te iflas eden Finans ve Kredi Bankası’ndan 113 milyon doları zimmetine geçirmekle suçlandı ve suçlamaları defalarca reddetti.

İnterpol, Ukrayna’nın talebi üzerine 2021 yılında Jevago hakkında kırmızı bülten çıkardı. Gözaltına alınan iş insanının Ukrayna’ya iadesi Fransa mahkemesi tarafından reddedildi; Ukrayna tarafının yaptığı temyiz başvurusu da geri çevrildi.

Aralık 2022’de Fransa’nın Courchevel kayak merkezinde Kiev’in talebiyle yeniden gözaltına alınan Jevago’nun iadesi, Fransız mahkemesi tarafından bir kez daha reddedildi.

Jevago, Forbes’un 2026 yılı küresel milyarderler sıralamasında yer alan yedi Ukraynalı arasında bulunuyor. İş insanının servetinin 1,2 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna İngiliz İHA’larıyla ilk kez Rusya içlerini vurdu

Yayınlanma

Ukrayna, Rusya topraklarının derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarda ilk kez iki İngiliz şirketinin ürettiği insansız hava araçlarını kullandı. The Times gazetesinin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri kaynaklarına dayandırdığı habere göre, son altı ayda gerçekleştirilen saldırılarda Volgograd ve Yaroslavl’daki tesisler hedef alındı.

Ukrayna, Rusya Federasyonu topraklarının derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarda ilk kez iki İngiliz şirketinin imalatı olan insansız hava araçlarını (İHA) kullandı.

The Times gazetesinin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki kaynaklara dayandırdığı haberine göre, söz konusu saldırılar son altı aylık süre zarfında düzenlendi.

Gazete, vurulan hedefler arasında Volgograd ve Yaroslavl kentlerindeki tesislerin yer aldığını ileri sürdü.

Haberde aktarılan ayrıntılara göre, nisan ayında Herson bölgesinde Malloy Aeronautics şirketi tarafından üretilen T-150 tipi ağır İngiliz insansız hava aracı kullanıldı.

Uzun menzilli saldırılarda ise BAE Systems şirketinin bağlı ortaklığı Callen-Lenz tarafından geliştirilen jet motorlu Nyan dronu ile adı açıklanmayan ikinci bir İngiliz şirketinin ürettiği insansız hava araçları devreye sokuldu.

Askeri analistler, Kiev’e verilen destek sebebiyle Rusya’nın İngiliz üreticilere yönelik misilleme saldırısı düzenleme ihtimali bulunduğunu dile getirdi. Ancak gazete, NATO ile doğrudan bir askeri çatışma yaşanması olasılığının düşük olduğunu kaydetti.

Eski İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis haziran ayında yaptığı açıklamada, Londra’nın yıl sonuna kadar Kiev’e en az 150 bin dronun yanı sıra 350 uçaksavar füzesi ve radar sistemi teslim edeceğini bildirmişti.

The Telegraph gazetesi, dronların toplam değerinin 500 milyon sterlin olarak hesaplandığını ve İngiliz makamlarının bu maliyeti dondurulan Rus varlıklarıyla karşılamayı amaçladığını aktarmıştı. İngiltere ayrıca Ukrayna’ya Storm Shadow tipi seyir füzeleri sağlıyor.

Askeri yardımların çatışmayı uzattığını savunan Moskova yönetimi, Kiev’e verilen desteği kınıyor. Rusya’nın Londra Büyükelçisi Andrey Kelin, Birleşik Krallık’ın Ukrayna’daki çatışmaya diğer tüm NATO üyelerinden daha “derin biçimde müdahil olduğunu” dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus topraklarına yönelik Ukrayna saldırılarına verilecek karşılıkların katbekat daha güçlü olacağı uyarısında bulundu.

Rusya Savunma Bakanlığı, nisan ayında Ukrayna’ya insansız hava aracı ve yedek parça tedarik ettiğini öne sürdüğü bazı Batılı ülkelerdeki üretim tesislerinin listesini yayımladı.

Listede İngiltere topraklarında faaliyet gösteren iki fabrika da yer aldı. Bakanlık açıklamasında, çeşitli ülkelerin Ukrayna’ya İHA üretimini ve sevkiyatını artırma kararının “tüm Avrupa kıtasındaki askeri-siyasi durumun hızla tırmanması tehdidini doğurduğu” kaydedildi.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev söz konusu tesis listesini Rusya’nın “potansiyel hedefler listesi” olarak niteledi.

Medvedev değerlendirmesinde, “Saldırıların ne zaman gerçeğe dönüşeceği, bundan sonra ne olacağına bağlıdır. Rahat uyuyun, sevgili ortaklar” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English