Bizi Takip Edin

Amerika

Los Angeles’ın eski en zengini Gary Winnick’in vefatının ardından ailesine devasa borç yükü kaldı

Yayınlanma

Global Crossing’in kurucusu Gary Winnick’in 2023 yılındaki vefatı, ailesine 155 milyon dolarlık gizli bir borç mirası ve mülklerini kaybetme riski bıraktı. İş insanının dul eşi Karen Winnick, Casa Encantada malikanesinin icra yoluyla satışını durdurmak için mahkemeye başvurarak eşinin yıllardır süregelen borçlarından haberdar olmadığını savundu.

Telekomünikasyon şirketi Global Crossing’in kurucusu ve 1990’lı yılların sonunda Los Angeles’ın en önemli hayırseverlerinden biri olarak tanınan Amerikalı milyarder Gary Winnick’in, milyar dolarlık servetini kaybettiği ve vefatının ardından ailesine yüklü miktarda borç ile mülklerini kaybetme tehlikesi bıraktığı bildirildi.

The Wall Street Journal gazetesi, haberinde Winnick’in ailesinin şu anda miras kalan borçlar ve icra süreçleriyle karşı karşıya olduğunu aktardı.

Winnick, hayatta olduğu dönemde dot-com döneminin sembol isimlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Denizaltı fiber optik iletişim hatları inşa eden şirketi Global Crossing, iki yıldan kısa bir sürede kendisini yaklaşık 6,2 milyar dolarlık bir servetle milyardere dönüştürdü.

Bu servet artışının, “Yaldızlı Çağ”ın petrol baronu John D. Rockefeller veya Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates’in yükselişinden daha hızlı gerçekleştiği kaydedildi.

Ancak 2001 yılında, modern tarihin en büyük borsa çöküşlerinden biri yaşandı ve NASDAQ teknoloji endeksi hızla geriledi. Endeksteki bu düşüşle birlikte dot-com balonu patlarken, çok sayıda internet girişimi iflas etti. İş modelleri sağlam olan şirketler dahi bu süreçte devasa zararlara uğradı.

Kariyerine 1970’lerin sonu ile 1980’lerin başında, Wall Street’in etkili isimlerinden ve yüksek getirili tahvil piyasasının mimarlarından Michael Milken’ın yanında başlayan Winnick, 1990’lı yıllarda ailesiyle birlikte Los Angeles’a yerleşti.

İnternet şirketlerinin yükselişiyle birlikte Global Crossing, dünyanın en hızlı büyüyen telekomünikasyon şirketlerinden biri haline geldi.

Şirketin iş modeli, internet trafiğinin küresel bir denizaltı kablo ağı gerektireceği ve altyapı sahiplerinin dijital iletişimin geleceğini kontrol edeceği öngörüsü üzerine kurulmuştu.

Los Angeles Business Journal, o dönemde Winnick’i şehrin en zengin kişisi olarak tanımladı. Winnick, şehir hayvanat bahçesine milyonlarca dolar bağışta bulundu ve ülkenin en pahalı evini satın aldı.

Los Angeles Times gazetesi 1999 yılındaki bir haberinde, Winnick’in zenginliğine atıfta bulunarak, “Kendi kurduğu şirketin hisselerini hediye ettiği hizmetçisi bile artık bir milyoner; yakında onun da kendi hizmetçisi olacak” ifadesine yer verdi.

2000’li yılların başında Global Crossing ağır bir borç yükü altına girdi. Telekomünikasyon kapasitesine olan talebin tahminlerin çok altında kalması ve dot-com çöküşüyle ana müşterilerin kaybedilmesi, şirketi sarsıntıya uğrattı.

Ocak 2002’de iflas başvurusunda bulunan Global Crossing, internet çağındaki ekonomik balonun en büyük sembollerinden biri haline geldi.

İş hayatındaki bu çöküşe rağmen Winnick’in yaşam tarzında belirgin bir değişiklik yaşanmadı.

Ailesiyle birlikte Los Angeles’ın Bel-Air bölgesindeki 40 bin metrekarelik tarihi Casa Encantada malikanesinde yaşamaya devam eden Winnick; Malibu’da bir ev, New York’taki Sherry-Netherland Oteli’nde bir daire ve Edward Hopper ile Cy Twombly gibi sanatçıların eserlerini içeren bir koleksiyona sahip olmayı sürdürdü. Yardım faaliyetlerine on milyonlarca dolar ayıran Winnick, New York Modern Sanat Müzesi’ni destekledi ve eski ABD Başkanı Bill Clinton ile yakın ilişkiler kurdu.

Winnick’in servetinin en önemli simgesi olan Casa Encantada, 8,5 dönümlük arazi üzerinde yer alan devasa bir malikaneydi. Winnick, bu mülkü 2000 yılında 94 milyon dolarlık rekor bir bedelle satın almıştı.

Restorasyon süreci için on milyonlarca dolar harcanan projede mimar Peter Marino görev almış, dekorasyon işleri ise Avrupalı ustalar tarafından gerçekleştirilmişti.

Winnick’in Kasım 2023’teki vefatından sonra, varlıklarının önemli bir kısmının büyük krediler karşılığında ipotek edildiği ortaya çıktı.

Mahkeme belgeleri, girişimcinin 2020 yılında CIM Group isimli yatırım şirketinden 100 milyon dolarlık bir kredi limiti aldığını gösterdi.

Bu krediye karşılık Casa Encantada, Malibu’daki ev, sanat eserleri ve aile mücevherleri teminat olarak gösterildi. Borç miktarının zamanla yaklaşık 155 milyon dolara ulaştığı bildirildi.

İş insanının dul eşi Karen Winnick, ailenin gerçek mali durumundan haberdar olmadığını savundu. Winnick, mahkemeye sunduğu dilekçede, eşinin borçların boyutunu ve alışılmış yaşam standartlarını sürdürmek için sürekli borç alma zorunluluğunu kendisinden gizlediğini bildirdi.

CIM Group, 2025 yılının sonbaharında Winnick’in mirasçılarına karşı ipotekli mülklerin geri alınması sürecini başlattı. Casa Encantada ve Malibu’daki evin açık artırmaya çıkarılması planlanıyordu. Ancak Karen Winnick tarafından açılan dava sonucunda mahkeme, müzayedeyi son anda durdurma kararı aldı.

Winnick, yatırım şirketini, kredi verenin borçluyu bilinçli olarak temerrüde iterek değerli varlıkları ele geçirmeye çalıştığı “loan-to-own” (mülkiyeti ele geçirmek için kredi verme) stratejisini uygulamakla suçladı. CIM Group ise bu suçlamaları reddetti.

Diğer yandan Bloomberg’in geçen yılki bir haberinde, İngiliz finans teknolojisi şirketi Stenn Technologies’in kurucusu Greg Karpovsky’nin, iki yıl önce değeri 1 milyar dolar olarak tahmin edilen işinin çöktüğünü çalışanlarına açıkladıktan sonra ortadan kaybolduğu bilgisi yer aldı.

Haber ajansı, Karpovsky’nin isminin iflas eden Rus Eurocommerce şirketiyle bağlantılı belgelerde ve bazı hesap hareketlerinde geçtiğini kaydetti.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English