Bizi Takip Edin

Avrupa

Macaristan’ın Brüksel’deki istihbarat ağı deşifre oldu

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu bünyesinde yürütülen iç soruşturma, Macaristan istihbaratının 2013-2016 yıllarında Brüksel’de diplomatik koruma altında faaliyet gösterdiğini ortaya koydu. Politico’nun ulaştığı belgelere göre Budapeşte yönetimi, AB kurumlarında çalışan Macar kökenli personelden bilgi sızdırmaya çalıştı.

Avrupa Birliği (AB) nezdindeki Macaristan Daimi Temsilciliği bünyesinde 2013-2016 yıllarında görev yapan Macar istihbarat görevlilerinin, AB kurumlarındaki yetkililerden bilgi sızdırmaya çalıştığı belirlendi.

Politico’nun Avrupa Komisyonu iç belgesine dayandırdığı haberinde, söz konusu faaliyetlerin ayrıntılarına yer verildi.

Yolsuzlukla mücadeleden sorumlu AB Komisyonu Üyesi Piotr Serafin liderliğinde yürütülen soruşturmanın sonuçlarına göre Macaristan istihbaratı, belirtilen dönemde Brüksel’deki temsilciliğe çok sayıda görevli gönderdi.

Belgede, bu istihbarat görevlilerinin Brüksel’deki faaliyetlerinin başlangıçta gizli tutulduğu, ancak 2015 yılından itibaren çok daha açık hale geldiği ifade edildi.

Avrupa Komisyonu verilerine göre casusluk faaliyeti yürüten görevliler, Macaristan hükümetinin ilgisini çeken verileri toplamak amacıyla diplomatik statülerinden yararlandı.

Bu isimlerin, özellikle Avrupa Komisyonu bünyesinde çalışan Macar kökenli personelden bilgi edinmeye odaklandığı aktarıldı.

Soruşturma kapsamında, istihbarat görevlilerinin kendileri dışında herhangi bir kişinin sorumluluğu tespit edilemedi. Avrupa Komisyonu, olayla bağlantılı olarak ciddi bir güvenlik ihlalinin saptanmadığını açıkladı.

O dönem Macaristan’ın AB Daimi Temsilciliği görevini yürüten ve şu an Avrupa Komisyonu’nun sağlıktan sorumlu üyesi olan Oliver Varhelyi, iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından yaptığı açıklamada bu yöndeki faaliyetlerden haberdar olmadığını belirtti.

Varhelyi, Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada “Macar veya başka bir istihbarat servisi gizli bilgileri aktarmam için bana başvurdu mu? Hayır, başvurmadı” ifadelerini kullandı.

Ekim 2025 tarihinde EUobserver, Macaristan istihbaratının AB kurumlarındaki faaliyetlerine dair basında çıkan haberlerin ardından Avrupa Komisyonu bünyesinde iç soruşturma başlatıldığını duyurmuştu.

Bu inceleme, Macaristan merkezli araştırma portalı Direkt36’nın yaptığı bir araştırmanın ardından hayata geçirilmişti.

Direkt36 portalının haberine göre Avrupa Komisyonu bünyesinde çalışan bir görevli, daha sonra istihbarat ajanı olduğu anlaşılan bir Macar diplomatla düzenli olarak bir araya geldi.

Bu diplomat ve temsilcilik bünyesindeki Macar istihbarat ağının tamamı 2017 yılında deşifre edildi.

İstihbarat servislerinin temel hedefinin Avrupa kurumlarında görev yapan Macaristan vatandaşları olduğu kaydedildi.

Haberde, bu kişileri ağa dahil etmek amacıyla finansal teşvikler, kariyer fırsatları ve vatanseverlik çağrılarının kullanıldığı bilgisi yer aldı. Ancak devşirilen olası personel sayısına ilişkin net veri paylaşılmadı.

Diplomatik koruma ve dokunulmazlığın, istihbarat ajanları için yaygın yöntem olduğu biliniyor. Bu statü, ajanların deşifre olmaları durumunda yargılanmaktan kaçınmalarına olanak tanıyor.

Avrupa

AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

Yayınlanma

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.

İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.

Kallas şöyle konuştu:

“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”

Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Yayınlanma

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.

Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.

Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.

Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.

Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.

Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.

Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.

Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.

Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.

Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Yayınlanma

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.

Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.

Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.

Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.

Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.

Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.

Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.

Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.

Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.

Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.

Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.

Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.

Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:

“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”

Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.

Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English