Diplomasi
Macron’dan İsrail’de karışık mesajlar: İki devletli çözüm, hukuka saygı, İran’a tehdit

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Alman, İngiliz ve ABD’li mevkidaşlarının ardından İsrail’e ‘dayanışma’ ziyareti düzenledi.
Macron işgal altındaki Kudüs’ten yaptığı açıklamada, “Yaşananlar asla unutulmayacak. Dayanışmamızı ifade etmek için buradayım,” dedi.
Macron Kudüs’e varışı ile birlikte İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile bir araya geldi ve ardından Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştü.
“Teröre karşı bu savaşta yalnız bırakılmadığınızdan emin olmanızı istiyorum. Herhangi bir karışıklığa mahal vermeden ve bu çatışmayı büyütmeden terörle mücadele etmek bizim görevimizdir,” diyen Macron, Fransa’nın İsrail ile ‘omuz omuza duracağını’ da sözlerine ekledi.
Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca gerilimin tırmanmasını önlemeye, mahkûmları serbest bırakmaya ve ‘İsrail’in güvenliğini garanti altına almaya’ yönelik “’mümkün olduğunca operasyonel öneriler’ sunma niyetinde olduğunu ifade etti. Macron ziyareti sırasında ayrıca ‘insani bir ateşkes için bastıracağını’ ve ‘iki devletli bir çözüm için çalışacağını’ söyledi.
Herzog, işgal altındaki Lübnan’ın ‘egemenliğini iptal etti’
Hizbullah’ın İsrail’i savaşa sürüklemesi durumunda ‘bunun bedelini Lübnan’ın ödeyeceğinin açık olduğunu’ ileri süren Herzog, “Lübnan uluslararası toplumun egemen bir üyesi olamaz, vatandaşları Lübnan pasaportu taşır ama iş İsrail’e saldırmaya gelince sorumluluk taşımazlar,” diyen Herzog, ‘İran’ın ateşle oynadığını’ da ileri sürdü. Öte yandan Lübnan’a ait Şeba Çiftlikleri hâlâ İsrail işgali altında.
Macron İsrailli mevkidaşına, Hizbullah’ın yanı sıra çatışmalara dahil olmak isteyebilecek diğer bölgesel grupları da ‘doğrudan mesajlarla açıkça uyardığını’ söyledi.
Macron ayrıca İsrail’in ‘hedefe yönelik bir operasyonla’ ve ‘çatışmayı genişletmeden’ karşılık vermesi gerektiğini vurguladı.
Netanyahu ile de birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Macron, ‘Hamas’ın, barbarlığa karşı medeniyetin bir sınavı olduğunu’ savundu.
Toplantı sırasında Macron, İsrail’e ‘kendisini savunma hakkı’ konusunda güvence verdi fakat bunu ‘uluslararası hukuk sınırları içinde’ yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.
“Barış için siyasi süreci yenilemeliyiz, fakat Hamas Filistin halkını temsil etmeyen bir terörist gruptur,” diyen Macron, Filistin Yönetimi ve Ürdün Krallığı ile görüşmelerde bulunmak üzere Ramallah ve Ürdün’e gitme sözü verdi.
Macron, “İran’ı uyarıyorum, Hizbullah’ı uyarıyorum, Husileri uyarıyorum. İsrail’’e saldırma riskini göze almayın. Bunu yaparsanız bölgesel bir çatışma çıkar ve bundan siz de zarar görürsünüz. Daha fazla gözyaşı dökülmemesi için her şeyi yapmalısınız,” çağrısında bulundu.
Macron’un Ortadoğu sınavı
Euractiv’in aktardığına göre ziyaret öncesinde gazetecilere konuşan bir Cumhurbaşkanlığı kaynağı, “Ziyaretin amacı, bölgedeki herkesin barış ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan inandırıcı bir siyasi perspektif oluşturmak için (…) neler yapabileceğimizi görmek üzere İsrailli yetkililerle görüşmek,” dedi.
7 Ekim’de başlayan Aksa Tufanı operasyonundan bu yana Macron, Tel Aviv ile dayanışma sergilemek ile ‘uluslararası hukuka saygı’ gösterilmesi ve Gazze Şeridindeki sivillerin korunması gerektiğini söyleyerek ‘dengeli’ bir tutum izledi.
Euractiv’in edindiği bilgilere göre görüşülen ana meselelerden biri de geniş çaplı bir bölgesel savaştan nasıl kaçınılacağı, rehine kurtarma müzakerelerinin nasıl yürütüleceği ve barış sürecini başlatmanın bir yolunun nasıl bulunacağı.
Elysée kaynağı, “Kimsenin kontrol edemeyeceği bölgesel bir yangından kaçınmak için sivilleri korumak ve işbirliği ve diyaloğun yeniden başlaması ihtimalinin önünü açmak gerekiyor,” dedi.
Yetkili bölgesel bir savaş yerine, ‘nihayetinde İsrail’in güvenliği ve bir Filistin devletinin kurulması hedefine ulaşılmasını sağlayacak bir siyasi sürecin yeniden inşa edilmesi gerektiğini’ söyledi.
AB kendi içinde ‘insani ateşkes’ birliğini sağlayamadı
Öte yandan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Pazartesi günü yaptıkları toplantıda, İsrail’in hava saldırıları devam ederken Gazze’deki Filistinlilere yardım ulaştırılabilmesi için bir ‘insani mola’ tavsiye edilmesi konusunda anlaşmaya varamadı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres geçen hafta ‘acil insani ateşkes’ çağrısında bulundu fakat AB bakanları, AB baş diplomatı Josep Borrell’in ‘daha az iddialı’ olarak nitelendirdiği ‘insani mola’ konusunu görüştü. Borrell, AB’nin bir molaya ‘karar veremeyeceğini’ fakat bir moladan yana olduğu mesajını verebileceğini vurguladı.
POLITICO’ya konuşan diplomatlar, temelde ‘fikir birliği’ olmasına rağmen bakanlar arasında gereken oybirliğinin olmadığını vurguladı. Borrell ise bakanların henüz oylama yapmadığını söyledi.
Konuyla ilgili bilgi sahibi iki diplomata göre, AB büyükelçileri Pazartesi günü ‘insani molaya’ ilişkin bir taslak metin üzerinde tartıştılar, fakat çoğunluk lehte olmasına rağmen bir uzlaşmaya varamadılar. Diplomatlardan biri, dil konusunda bir anlaşmaya Çarşamba günü yapılacak bir sonraki büyükelçiler toplantısında varılabileceğini söyledi.
Toplantının sonunda gazetecilere konuşan Borrell ‘ateşkes’ ile ‘mola’ arasındaki farkı açıkladı. Mola, Borrell’e göre, “bir şeyin geçici olarak durması, fakat daha sonra devam etmesi anlamına gelir, bu nedenle elbette taraflar arasında tam bir anlaşma anlamına gelen ateşkesten daha az iddialı bir hedeftir.”
Almanya’da ‘ateşkes’ itirazı
Toplantının başında aralarında Hollanda, İspanya, İrlanda ve Lüksemburg’un da bulunduğu pek çok ülke Gazze’deki Filistinlilere yardım ulaştırılması için ‘insani mola’, ‘ateşkes’ ya da ‘insani koridorlar’ gibi farklı ifadelerle bir girişimde bulunulması çağrısında bulundu. Fransa da Macron’un ziyaretinden önce yaptığı çağrıda Gazze için ‘insani bir ateşkes’ istedi.
Diğerleri ise daha şüpheci bir tavır takındı. Örneğin Alman Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, “Gazze kaynaklı terör devam ederse insani felaketi önleyemeyiz. Bu nedenle terörizmle mücadele şarttır,” diye konuştu.
İki diplomat, insani duraklama, insani ateşkes ve ateşkesin karışık bir dille ifade edilmesinin grubu ‘net bir karardan yoksun bıraktığını’ söyledi. Üçüncü bir diplomat ise grubun oybirliği sağlayacağından kuşkulu göründü ve Avusturya gibi ülkelerin ‘insani mola’ lehinde konuşmaya ikna olmuş görünmediğine işaret etti.
Roma’dan ‘Hamas ile Filistinlileri ayırma’ çağrısı
İtalya’da ise hükümet ‘hem Filistinli hem de İsrailli sivillerin korunması’ çağrısında bulunarak İsrail’in olayda hiçbir suçu olmayan siviller yerine Hamas’ı hedef almasını önerdi.
Pazartesi günü Lüksemburg’da düzenlenen Dışişleri Konseyi toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Antonio Tajani Hamas’ın Filistin halkından ayırt edilmesi ve sivilleri tehlikeye atmadan ’suçlu ve terörist bir örgüt’ olarak ‘bölgeden yok edilmesi’ gerektiğini söyledi.
Tajani, hükümetinin İsrail’e Hamas’ın saldırısına örgütün merkezini vurarak karşılık vermesini ve hiçbir sorumluluğu olmayan Filistinli ve İsrailli sivilleri vurmaktan kaçınmasını önerdiğini açıkladı.
Tajani, “Şu anda gerilimi düşürmek için çalışmamız gerektiğine inanıyorum (…) Rehinelerin serbest bırakılması gerektiği gibi, özellikle de olanlardan sorumlu olmayan sivil rehinelerin serbest bırakılması gerekiyor. Filistinli sivil halk için geçerli olduğu gibi, Hamas’ın elinde 200’den fazla kişinin bulunduğu İsrailli sivil halk için de geçerlidir. Sivilleri dışarıda tutmak hem İsrail hem de Hamas için geçerlidir,” diye ekledi.
Lübnan’daki İtalyan birliklerini ziyaret eden Savunma Bakanı Guido Crosetto da çatışmanın tırmanmaması için çalışmak gerektiğini söyledi.
İtalya hükümetinin ‘Batı ile İslam dünyası arasında’ bir savaşı önlemek için çalıştığını söyleyen Crosetto, Hamas’ı Filistin halkından ayırarak örgütün ‘İsrail’i yok etmeyi amaçlayan bir terör örgütü’ olduğunu savundu.
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü










