Bizi Takip Edin

Avrupa

Mélenchon’dan ‘savaş çığırtkanlarına’ karşı mücadele sözü

Yayınlanma

Fransa’da solcu La France Insoumise (Boyun Eğmeyen Fransa – LFI) cumartesi günü düzenlediği ilk AB seçim mitinginde ‘savaş çığırtkanları’ Avrupa’sında ‘barışı’ inandırıcı bir şekilde güvence altına alabilecek tek parti olma sözü verdi.

Ukrayna ve Gazze’de devam eden savaşlar, cumartesi günkü mitingde neredeyse her konuşmada ve yuvarlak masa toplantısında gündeme geldi.

LFI’nin kurucusu olan fakat resmi olarak şu anki lideri olmayan Jean-Luc Mélenchon mitingde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ukrayna’ya asker göndermenin artık ‘ihtimal dışı’ olmadığı yönündeki son yorumlarına atıfta bulunarak, “Ukrayna’daki savaştan askeri bir çıkış yolu yok,” dedi.

Kapanış konuşmasında, “Savaş istemiyorsanız bize oy verin,” diyen Mélenchon, ‘iklim krizini büyüten’, dünya sahnesinde güvenilirliği olmayan ve ‘kalıcı bir ekonomik kriz’ yaratmaktan sorumlu olduğunu söylediği ‘aciz bir Avrupa’ya karşı da eleştirilerde bulundu.

Mélenchon ayrıca Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin, ülkenin 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir ara oylamadan başka bir şey olmadığını ve akıllarında net bir hedef olduğunu açıkladı: “Evrensel barışa faydalı olmak istiyorsak Fransa barışın hizmetinde olmalıdır.”

Eski parlamento üyesi, kıtada savaş sürerken Avrupa’nın silah ve mühimmat üretme kapasitesini artırma arzusu için de sert sözler sarf etti ve Ukrayna ile Rusya’yı da hedef aldı.

Her iki tarafa da karşılıklı garantiler veren bir barış çağrısında bulunan Fransız siyasetçi, kalıcı barış için ‘acil ve kalıcı bir ateşkes’, barış müzakereleri sona erdiğinde Ukrayna ve Rusya’da bir referandum ve nükleer santrallerin etrafında askerden arındırılmış bölgeler olmak üzere üç koşul öne sürdü.

LFI, Filistin için de ‘ateşkes’ çağrısı yaptı: Katliamı durdurun

Mélenchon’un mesajı, partinin AP seçimlerindeki baş adayı Manon Aubry tarafından da geniş bir şekilde tekrarlandı.

“Tiranlara ve savaş çığırtkanlarına karşı, barışın ve uluslararası hukukun kampı olmaya devam edeceğiz,” diyen Aubry, Macron’un Ukrayna’ya asker göndermekle ilgili yorumlarını üstü kapalı bir şekilde eleştirdi.

Parti stratejistleri, geçen hafta yayınlanan geniş çaplı bir Ipsos anketine göre LFI %7 civarında oy alıyor görünürken, ‘barış’ söyleminin oylarını artıracağını umuyor.

Tam da bu nedenle, jeopolitik konuların kilit kampanya konuları haline geldiği bir dönemde, LFI kendisini Filistin davasının tek gerçek savunucusu olarak konumlandırmaya çalışıyor.

Filistin’in bombalanması konusunda, “Katliamı durdurun, ateşi kesin,” diyen Aubry, Batının Binyamin Netanyahu hükümetine silah sevkiyatına son vermesi çağrısında bulundu.

Hukuk uzmanı ve tanınmış bir Filistinli aktivist olan Rima Hassan’ın bu ayın başlarında partinin seçim listesine dahil edilmesi, bir başka güçlü sinyal göndermeyi amaçlıyordu.

Filistin’de ölenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından bir yuvarlak masa toplantısında konuşan Hassan, Avrupa’yı 2000 yılından beri yürürlükte olan AB-İsrail anlaşmasına son vermeye ve ‘Filistin Devleti’nin kurulmasının önündeki tek engel olan İsrail’in sömürgeci politikasına’ yaptırım uygulamaya çağırdı.

‘Haksız rekabet’ vurgusu: Gıda tekellerinin kârlarına son verme çağrısı

Bu arada Aubry ekonomik ve sosyal meseleler hakkında da konuşarak, AP’de alınacak önlemler arasında ‘tıka basa doyan tarımsal gıda şirketlerinin kâr marjlarının iptal edilmesi ve hayat pahalılığı krizine son verilmesi’ gerektiğini savundu.

Bu yılın başlarında AB genelinde patlak veren çiftçi protestolarını hatırlatarak, haksız rekabete ve ‘her şey rekabet’ söylemine karşı mücadele etmeye devam edeceklerine işaret eden Aubry, ayrıca partisinin, Haziran 2022’den bu yana AB üyeliği için resmi bir aday olan Ukrayna’nın ‘mali, sosyal ve çevresel uyum olmadan’ AB’ye entegre edilmesini kesinlikle reddettiğini yineledi.

Macron, Olimpiyatlarda Rusya’ya ateşkes teklif edecek

Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 16 Mart Cumartesi günü Paris’ten Ukrayna televizyonuna verdiği bir mülakatta, Rusya’dan Paris Olimpiyatları sırasında Ukrayna’da ateşkese uymasının isteneceğini söyledi.

Muhabirin, “Olimpiyatlar sırasında ateşkes talebi. Onlar (Ruslar) bunu yapmalı. Bu her zaman olan bir şey,” demesi üzerine Fransız lider, bunu talep edeceklerini söyledi.

Macron, “Ev sahibi ülkenin kuralı Olimpiyat hareketine uygun hareket etmektir. Bu bir barış mesajıdır. Biz de Olimpiyat Komitesinin kararına uyacağız,” dedi.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), Rusya’yı ‘işgal’ nedeniyle kınayarak, Rus hükümetinin ‘barış ve diyaloğu teşvik etmek için sporun gücünü kullanmayı amaçlayan’ Olimpik Ateşkesi ihlal ettiğini ileri sürmüştü.

Perşembe günü Rusya Olimpiyat Komitesi (ROC) Başkanı, IOC’nin ceza olarak sporculara getirdiği kısıtlamalara rağmen ROC’nin bu yılki Paris Olimpiyatlarını boykot etmeyeceğini söyledi.

Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo çarşamba günü Reuters’a verdiği bir röportajda Rusların ve Belarusluların ‘gelmemesini’ tercih ettiğini söyledi. 

Almanya’da koalisyon Ukrayna nedeniyle çatırdıyor

Öte yandan Almanya’da iktidar koalisyonu ülkenin Ukrayna politikası konusunda giderek bölünürken, Şansölye Olaf Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Ukrayna’ya destek konusundaki tutumunu ‘yumuşattığı’ gerekçesiyle koalisyon ortakları tarafından çapraz ateşe alındı.

SPD meclis başkanı Rolf Mützenich’in geçen hafta yaptığı konuşmada retorik olarak ‘bir savaşı nasıl donduracağımızı ve daha sonra nasıl bitireceğimizi düşünmenin’ zamanının gelip gelmediğini sorması, iktidar koalisyonu içinde tartışmalara yol açtı.

Cumartesi günü yaptığı yorumdan geri adım atmaya çalışsa da koalisyon ortakları bu açıklamanın SPD’nin Ukrayna politikasını değiştirebileceğinden endişe ediyor.

FDP ve Yeşiller’den Şansölyenin partisine yaylım ateşi

Hür Demokrat Parti (FDP) meclis grup başkanvekili Michael Georg Link pazar günü Tagesspiegel’e verdiği demeçte, “Mützenich’in koalisyonda farklı düşünenler hakkındaki aşağılayıcı sözleri ve Şansölye’nin hükümet açıklamasıyla birlikte çatışmayı dondurma konusundaki sönük sözleri dış politikada bir dönüm noktasını temsil ediyor,” dedi.

Scholz geçtiğimiz hafta Ukrayna’ya Taurus füzeleri göndermeme kararını güçlü bir şekilde savunmuş ve koalisyon ortaklarının eleştirilerine maruz kalmıştı.

Link, Scholz’u eleştirerek, “Scholz ve Mützenich Ukrayna’ya sadece şu anda batmasını önleyecek kadar yardım ediyorsa ’Zeitenwende’nin hâlâ ne değeri var?” diye sordu.

Zeitenwende veya ‘dönüm noktası’, Scholz’un Ukrayna’da savaşın patlak vermesinin ardından Alman dış politikasının ve ordusunun tamamen yeniden düzenlenmesini ilan ettiği konuşmasında geçen sözcüktü.

Mützenich’in Ukrayna’daki savaşın dondurulması çağrısı diğer koalisyon ortağının da büyük tepkisine neden oldu.

Yeşiller Partisi lideri Ricarda Lang Die Welt’e yaptığı açıklamada Mützenich’in konuşmasının ‘Sosyal Demokratların eski Rusya politikasına geri dönüş’ anlamına geldiğini söyledi.

Muhalefetteki CDU da tartışmaya katılarak SPD’nin şu anda çatışmayı dondurma fikriyle ‘suları test ettiği’ uyarısında bulundu.

CDU dış politika sözcüsü Roderich Kiesewetter’e göre SPD’nin hâlâ ‘Almanya’da bizi korkunç bir şekilde yakalayan Rusya’nın romantikleştirilmesi’ ile ilgili bir sorunu var.

SPD bocalıyor

Cumartesi günü, SPD liderleri bir parti toplantısı için bir araya geldi ve grup liderlerinin görüşlerini savundu.

SPD lideri Saskia Esken, partisinin Ukrayna’ya olan ‘sarsılmaz desteğini’ vurgularken, SPD’nin ‘özellikle Ukraynalılar tarafından hissedilen barış özlemini doğal olarak paylaşacağını’ söyledi.

Esken, SPD’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘müzakere masasına dönme’ çağrısında bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Gizli Bundestag toplantısı sızdırıldı

Alman hükümetine bir başka darbe de, Federal Meclis’teki (Bundestag) gizli bir komite toplantısının bilgilerinin medyaya sızdırılması oldu.

t-online tarafından yayınlanan habere göre, Bundestag Savunma Komitesindeki gizli toplantıda, Scholz’un Taurus füzelerinin Kiev’e verilmesinde tereddüt etmesinin nedenlerini meşrulaştıran bilgiler verildi.

Buna göre, Taurus’u tüm avantajlarıyla kullanabilmek için, sadece belirli teknik sistemler tarafından işlenebilen muazzam ve karmaşık miktarda veri gerekiyor.

Fakat t-online’ın aktardığına göre bu teknik sistemler Almanya’da sadece sınırlı ölçüde mevcut. Taurus’un teslimatı durumunda bunlar da Ukrayna’ya transfer edilirse, artık Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) için kullanılabilir olmayacaklar.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kişi t-online’a yaptığı açıklamada, ‘Alman silahlı kuvvetlerinin operasyonel kabiliyetine’ ciddi zarar verecek bir kabiliyet boşluğunun ortaya çıkacağını söyledi ve “Bu kabiliyeti tedarik edersek, artık bizim için mevcut olmayacaktır,” iddiasında bulundu.

FDP ve Yeşiller medyaya bilgi sızdırılmasına tepki gösterirken, Komitenin FDP’li başkanı Marie-Agnes Strack Zimmermann, gizli bilgilerin sızdırılmasına yönelik yasal işlem başlatmakla tehdit etti.

Avrupa

BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

Yayınlanma

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.

Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:

“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”

Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.

İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.

BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.

Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.

Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.

O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.

Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.

Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

Yayınlanma

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.

Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.

Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.

Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.

AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.

Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.

Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.

Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.

Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.

Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.

World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.

Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.

Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.

AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Yayınlanma

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.

Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.

Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.

Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.

Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.

Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.

Morawiecki bu hafta şunları söyledi:

“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”

Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.

Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.

Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.

PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.

Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.

Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.

En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.

Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.

Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.

Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.

Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.

Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.

Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.

PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.

Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.

PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.

Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”

Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English