Bizi Takip Edin

Amerika

Meta, sürekli kayıt yapan yapay zeka gözlüklerini test ediyor

Yayınlanma

Financial Times’ın aktardığına göre Meta Platforms, sesi kesintisiz kaydedebilen ve birkaç saniyede bir fotoğraf çekebilen yapay zeka gözlüklerinin prototipini test ediyor. “Süper algılama” kod adıyla geliştirilen özelliğin, kullanıcının gün içinde gördüğü ve duyduğu şeyleri yapay zekayla yeniden erişilebilir hale getirmesi hedeflenirken, sistemin gizlilik etkileri de şirket içinde tartışma konusu.

Financial Times’ın geliştirme sürecini bilen birden fazla kaynağa dayandırdığı haberine göre Meta Platforms, sesi sürekli kaydedebilen ve birkaç saniyede bir fotoğraf çekebilen yapay zeka gözlüklerinin prototipini test ediyor.

Meta Platforms, iç prototipler hakkında açıklama yapmayı reddetti. Şirketin basın birimi ise ürün geliştirme sürecinin en başından itibaren gizlilik gerekliliklerini dikkate aldığını açıkladı.

Gazetenin aktardığına göre yeni özelliğin şirket içindeki çalışma adı “süper algılama”.

Bu sistem sayesinde gözlüğü kullanan kişi, yapay zekadan yararlanarak gün içinde gördüğü veya duyduğu unsurları arayabilecek, ayrıca gün içinde yaşanan olayları yeniden oluşturabilecek.

Mevcut Meta gözlüklerinde çerçevedeki LED gösterge fotoğraf veya video çekimi sırasında yanıyor. Ancak gazeteye konuşan kaynaklar, yeni özellik kullanıldığında bu göstergenin devreye girmeyebileceğini söyledi.

Zuckerberg, Polymarket benzeri tahmin platformu Arena üzerinde çalışıyor

Böyle bir durumda çevredeki kişilerin cihazın kayıt yaptığını anlaması zorlaşabilir. Kaynaklara göre şirket bu konuda henüz nihai kararını vermedi.

Financial Times’ın haberine göre değerlendirilen seçeneklerden biri, ham ses kayıtları ile görüntülerin Meta Platforms’un sistemlerinde saklanmaması ve kullanıcılara sunulmaması.

Bunun yerine sistemin bu verilerden meta veri çıkarması, ardından elde edilen bilgileri yapay zeka tarafından işlenmek üzere sunucuya göndermesi öngörülüyor.

Gazetenin aktardığına göre Meta ayrıca gözlüklerin topladığı verilerin şirketin kendi yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılması ihtimalini de değerlendiriyor.

Meta’nın basın birimi, şirketin kullanıcı verilerini koruyacak teknolojiler üzerinde çalıştığını belirtti. Buna örnek olarak da geleneksel fotoğraf ve video kaydı yerine konuşmayı metne dönüştürebilen ve çevresel bilgileri işleyebilen Aria araştırma projesini gösterdi.

Öte yandan Apple da akıllı gözlüklerin yanı sıra dahili kameralara sahip AirPods kulaklıklar üzerinde çalıştığını daha önce açıklamıştı.

Söz konusu cihazların, yapay zeka özelliklerinin çalışması için çevredeki ortama ilişkin verileri kullanmasının planlandığı belirtilmişti.

Meta, bilgi işlem gücü ve yapay zeka modellerini satmaya başlayacak

Amerika

Pentagon’un en üst hukuk danışmanı görevini erken bırakıyor

Yayınlanma

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in kıdemli hukuk danışmanı Tuğgeneral Eric Widmar, görev süresinin dolmasına yaklaşık bir yıl kala “kişisel nedenlerle” görevinden ayrılacağını açıkladı. Widmar’ın kararı, Savaş Bakanı Pete Hegseth döneminde Pentagon’dan ayrılan veya görevden alınan üst düzey askeri yetkililer zincirine yeni bir halka ekledi.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in kıdemli hukuk danışmanı Tuğgeneral Eric Widmar, görev süresinin tamamlanmasına yaklaşık bir yıl kala görevinden ayrılma kararı aldı.

Widmar, ProPublica’ya yaptığı açıklamada kararını “kişisel nedenlerle” aldığını söyledi.

Yaklaşık iki yıldır eşinden ayrı yaşamak zorunda kaldığını belirten Widmar, “Eşimle birlikte bu görevin ailemiz üzerindeki yükünü değerlendirdik. Dikkatimi yeniden aileme vermenin ve yaşamımızın yeni dönemine birlikte odaklanmanın zamanı geldiğine karar verdim” dedi.

Widmar’ın ayrılığı, ikinci Trump yönetiminin başlamasından bu yana Pentagon’da yaşanan üst düzey personel değişikliklerinin son örneği oldu.

Avrupa ve Afrika’daki ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Chris Donahue’nin görev süresi dolmadan Savaş Bakanı Pete Hegseth tarafından görevden ayrılmaya zorlandığı ve geçen hafta komutasını devrettiği bildirilmişti.

Hegseth ayrıca Nisan ayında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George’u, olağan dört yıllık görev süresinin yaklaşık iki buçuk yılında görevden almıştı.

Geçen yılın sonlarında ise ABD Güney Komutanlığı Komutanı Amiral Alvin Holsey, görev süresinin bitmesine iki yıl kala görevden alındı.

Holsey, Güney Amerika çevresindeki sularda uyuşturucu taşıdığı öne sürülen teknelere yönelik tartışmalı insansız hava aracı saldırılarını denetliyordu.

Hegseth, Şubat 2025’te Savaş Bakanlığı görevine başlamasından bir aydan kısa süre sonra Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri’nin en üst düzey hukuk müşavirlerini de görevden almış, bu isimlerin “hukuka uygun emirler verildiğinde gerekli tavsiyeleri sunmaya uygun olmadıklarını” düşündüğünü söylemişti.

Bu adım, askeri hukuk uzmanları arasında silahlı çatışma hukukunun zayıflatıldığı ve ordunun “savaşçı ethosu” anlayışı doğrultusunda daha saldırgan bir yapıya dönüştürülmeye çalışıldığı yönünde kaygılara yol açmıştı.

Caine ise Widmar’ın ayrılığı sonrası yayımladığı açıklamada, “Eric olağanüstü bir subay ve hukukçu. Kendisi ile ailesinin ülkeye verdiği hizmetten dolayı minnettarım. Ailesini önceliklendirme kararına büyük saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Widmar’ın “gerçeği her zaman güce karşı söyleme sorumluluğunu” çok iyi kavradığını belirten Caine, onun hukuki uzmanlığı ve deneyiminin eksikliğinin hissedileceğini söyledi. Hegseth’in ofisi ise konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.

West Point mezunu olan Widmar, 28 yılı aşkın askeri kariyerinde daha önce ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) baş hukuk müşaviri olarak görev yaptı. Bu dönemde beş kuvvet komutanlığından 150’den fazla hukuk uzmanından oluşan ekibi yönetti.

CNN’in Aralık ayında yayımladığı habere göre Widmar, Kasım ayında Caine’e verdiği hukuki değerlendirmede, bir askeri komutanın hukuka aykırı emir aldığına kanaat getirmesi halinde protesto amacıyla istifa etmek ya da çatışmaya girmek yerine emekliliğini istemesi gerektiği görüşünü iletti.

Bu değerlendirme, Karayip Denizi ile Pasifik Okyanusu’nda uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere yönelik ABD askeri operasyonlarının hukuka uygunluğunun Kongre üyeleri ve hukuk uzmanları tarafından sorgulandığı dönemde yapıldı.

Öte yandan ABD ordusunun bu yıl İran’da düzenlediği ve yaklaşık 200 çocuk ile yetişkinin ölümüne yol açan bir okul saldırısı da inceleme altında.

CNN’in haberine göre üst düzey askeri komutanlar, hedeflere ilişkin istihbaratın yıllar öncesine ait olduğuna dair veri tabanlarındaki uyarıları dikkate almadan bazı saldırılara onay verdi. Bunlar arasında okulu hedef alan saldırı da yer aldı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, Katar’ın uçağını bıraktı, eski Air Force One’la uçtu

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, NATO Zirvesi’nin ardından Ankara’dan ayrılırken Katar’ın hediye ettiği Boeing 747-8 yerine eski Air Force One’ı kullandı. The New York Times’a göre değişiklik, İran kaynaklı güvenlik risklerine karşı Gizli Servis’in tavsiyesiyle yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, NATO Zirvesi’nin ardından Ankara’dan ayrılırken geçen yıl Katar’ın hediye ettiği Boeing 747-8 yerine eski Air Force One’ı kullandı.

The New York Times’ın isimsiz kaynaklara dayandırdığı habere göre değişiklik, İran’la yaşanan gerilim sırasında ihtiyati tedbir amacıyla ABD Gizli Servisi’nin tavsiyesi üzerine yapıldı.

Kaynaklar, başkana yönelik somut bir güvenlik tehdidi tespit edilmediğini aktardı.

Gazeteye konuşan ve uçağın durumu hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, Katar’dan gelen uçağın eski Air Force One’daki tüm sistemlerle henüz donatılmadığını belirtti.

Trump ise kararın güvenlik gerekçesiyle değil, “nostalji” nedeniyle alındığını savundu. Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, yeni başkanlık uçağının İngiltere’deki Mildenhall Hava Üssü’ne gönderileceğini ve burada görev yapan Amerikan askerlerinin uçağı inceleme fırsatı bulacağını söyledi.

Trump, “Eski Air Force One ile Türkiye’den Mildenhall’a kısa bir uçuş yapacağız. Bu yolculuk, askerlerimizin Hava Kuvvetleri filomuza katılan bu yeni uçağı görmesine değecek” ifadelerini kullandı.

Associated Press’in aktardığına göre Trump, Mildenhall’daki kısa molanın ardından yeniden Katar’ın hediye ettiği uçağa geçti ve Washington’a hareket etti.

7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, ABD ile Avrupalı müttefikler arasında savunma harcamaları, Ukrayna’ya destek ve Washington’ın Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin görüş ayrılıklarının gölgesinde yapıldı.

Trump, zirvenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada İran nedeniyle hayatının tehlikede olabileceğini söyledi.

“İran’ın suikast listesindeki bir numaralı hedef benim” diyen Trump’ın eski başkanlık uçağına bindikten sonra gazeteciler ve diğer yolculardan pencere kapaklarını kapatmalarının istendiği de NYT’nin haberinde yer aldı.

Eski ABD Hava Kuvvetleri Bakan Yardımcısı ve Joe Biden döneminde Air Force One programından sorumlu olan Andrew P. Hunter, Katar uçağının başkanlık standartlarına ulaştırılmasının bir yıldan uzun süreceğini söyledi. Hunter, bu sürede haberleşme sistemlerinin geliştirilebileceğini ancak mevcut Air Force One ile tamamen eşdeğer hale gelmesi için kapsamlı yapısal değişikliklerin gerektiğini ifade etti.

Haberde ayrıca yeni uçağın gelişmiş füze savunma sistemleriyle donatılması ve olası nükleer saldırılarda elektromanyetik darbeye karşı kablolama altyapısının güçlendirilmesi gerektiği, bu değişikliklerin tamamlanıp tamamlanmadığının ise bilinmediği aktarıldı.

Trump, 8 Temmuz’da ABD ile İran arasındaki ateşkesin fiilen sona erdiğini düşündüğünü belirterek “Artık onlarla uğraşmak istemiyorum” dedi ve aynı gece İran’a yeni saldırılar düzenlenebileceğini söyledi. Bunun ardından Press TV, ABD’nin yeni saldırı düzenlemesi halinde İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatacağını ve Amerikan hedeflerine en az “ikiye bir” oranında karşılık vereceğini öne sürdü.

Aynı günün akşamında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı. Trump bu operasyonları Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırıya “misilleme” olarak nitelendirirken, İran da Orta Doğu’daki Amerikan üslerini vuracağı uyarısında bulundu.

Trump daha sonra İranlı yetkililerin kendisini arayarak anlaşma teklif ettiğini söyledi. Bloomberg ise ABD saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin neredeyse durduğunu bildirdi.

Taraflar bundan yaklaşık bir ay önce, 18 Haziran’da iki aylık ateşkes ve daha kapsamlı müzakerelerin başlamasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

The Guardian’ın Mayıs 2025’te yayımladığı habere göre Trump, Katar hükümetinin hediye ettiği Boeing 747-8’i “fazla büyük” diye nitelendirmiş, uçağın ABD’de askeri standartlara uygun biçimde yeniden donatıldığını söylemişti.

Modernizasyonun maliyetini bilmediğini belirten Trump, bunun yeni bir başkanlık uçağı inşa etmekten “çok daha ucuz” olacağını savunmuş, Boeing’i de 1990’ların başından beri kullanılan mevcut Air Force One’ın yerine geçecek yeni uçakların teslimatındaki gecikmeler nedeniyle eleştirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Paramount, Warner Bros. anlaşmasını erteledi

Yayınlanma

Paramount, Warner Bros.’u satın alma işlemini 22 Temmuz’dan önce tamamlamayacağını açıkladı. Oregon Başsavcılığı’nın talebiyle mahkemede yürüyen inceleme sürerken, bazı ABD eyaletleri rekabeti zedeleyeceği gerekçesiyle anlaşmayı durdurmak için dava açmaya hazırlanıyor.

Paramount, Warner Bros.’u satın alma işlemini 22 Temmuz’dan önce sonuçlandırmayacağını bildirdi. Daha önce 16 Temmuz’da tamamlanması beklenen işlem, Oregon Başsavcılığı’nın talebi üzerine yürütülen hukuki süreç nedeniyle ertelendi.

Oregon Başsavcılığı, mahkemeden şirketin ilgili belgeleri sunmasını ve işlemin incelenebilmesi için birleşmenin 60 gün ertelenmesini istedi.

Reuters’a göre, anlaşmanın rekabete zarar vereceğini düşünen bazı ABD eyaletleri gelecek hafta birleşmeyi engellemek amacıyla dava açabilir. Soruşturmaya Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta liderlik ediyor.

Warner Bros. ile Paramount’u bir araya getirecek birleşme, Hollywood’un en büyük dört stüdyosundan ikisini tek çatı altında toplayacak.

Oyuncular, senaristler ve sinema salonu işletmecileri, birleşmenin istihdamı azaltabileceği ve film üretimini sınırlayabileceği gerekçesiyle işleme karşı çıkıyor.

Paramount ise Warner Bros. ile birleşmenin artan rekabet karşısında şirketin konumunu güçlendireceğini savunuyor. Mahkeme süreci nedeniyle işlemin gecikmesi halinde Paramount, Warner Bros. hissedarlarına çeyrek başına hisse başına 25 sent tutarında gecikme ücreti ödemeyi sürdürecek.

Reuters’ın aktardığına göre şirket, Avrupa Komisyonu’nun rekabet endişelerini gidermek için Universal Pictures ile planlanan ortak film dağıtım girişiminden vazgeçmeyi de içeren taahhütler sundu. Avrupa Komisyonu karar için son tarihi 22 Temmuz’a erteledi.

Paramount, Warner Bros.’u satın alma süreci kapsamında ABD Federal İletişim Komisyonu’na (FCC) da onay başvurusu yaptı. Yaklaşık 111 milyar dolar değer biçilen işlemin, hissedarlar ve düzenleyici kurumların onayının ardından yıl sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Şirket, Warner Bros. için yürütülen rekabette Netflix’i geride bırakarak anlaşmaya ulaşmıştı.

Financial Times, 22 Mayıs’ta Avrupa sinema sektörünün, birleşmenin kültürel çeşitliliği zayıflatabileceği, bağımsız yapımları olumsuz etkileyebileceği ve Amerikan eğlence şirketlerinin hakimiyetini artırabileceği gerekçesiyle Avrupa Birliği düzenleyicilerine kapsamlı bir rekabet soruşturması çağrısı yaptığını yazmıştı.

Paramount ayrıca Netflix’i birleşmeyi engellemek amacıyla “yakıp yıkma kampanyası” yürütmekle suçladı.

Şirketin baş hukuk müşaviri Makan Delrahim’in ABD Adalet Bakanlığı’na gönderdiği mektupta, Netflix’in düzenleyicileri ve diğer ilgili tarafları anlaşmaya karşı kışkırtmaya çalıştığı, bunun da Paramount’u ciddi bir rakip olarak gördüğünü ortaya koyduğu öne sürüldü.

Politico, bu açıklamayı Paramount’un rakibine yönelik en sert çıkışlarından biri olarak değerlendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English