Bizi Takip Edin

Diplomasi

Milei, Arjantin heyetini COP29 zirvesinden çekti; Fransa Aliyev’e tepkili

Yayınlanma

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, COP29 iklim zirvesindeki ekibini Azerbaycan’dan çekerken, Fransa’nın iklim bakanı da konferansta yaşanan siyasi gerilim nedeniyle görüşmelere geri dönmeyeceğini söyledi.

Arjantin’in sürpriz hamlesi müzakereciler arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2015’te imzalanan Paris Anlaşması’ndan çıkma tehdidini takip edebileceği endişesine yol açtı. Arjantin’in katılmaması, zirvenin trilyonlarca dolar tutarında önemli bir iklim finansmanı anlaşması üzerinde uzlaşmaya varma hedefini de zora sokuyor.

Arjantin’in hamlesinin tek seferlik mi yoksa Paris Anlaşmasından olası bir çekilmeye giden yolda ilk adım mı olduğu net değil.

Bloomberg’e konuşan gelişmiş bir ülkeden bir müzakereci, herhangi bir koordineli hareketin sınırlı olduğunu ve iklim ilerlemesine karşı başka bir hareketle sonuçlanma ihtimalinin düşük olduğunu düşündüklerini söyledi. Katılımcı listesine göre Arjantin’in zirveye kayıtlı yaklaşık 20 müzakerecisi ve yetkilisi bulunuyor.

ABD’li yetkililer Başkan Joe Biden’ın Enflasyonu Düşürme Yasasının (IRA) kilit bölümlerinin büyük olasılıkla kalacağını ve Trump’ın seçilmesinin ulusal ve özel sektör ilerlemesini durdurmayacağını vurguladılar.

Öte yandan gerginlik çarşamba günü Fransız Bakan Agnes Pannier-Runacher’in Bakü’deki görüşmelerin ikinci haftası için geri dönmeyeceğini açıklamasıyla doruğa çıktı.

Bu açıklama Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Paris’i “yeni sömürgecilik” ve bu yılın başlarında protestolarla sarsılan Yeni Kaledonya da dahil olmak üzere denizaşırı topraklarında “suç işlemekle” suçladığı zirvenin açılış konuşmasının ardından geldi.

Pannier-Runacher parlamentoda yaptığı konuşmada, “Azerbaycan iklim değişikliğiyle mücadeleyi aşağılık bir kişisel gündem için araçsallaştırıyor. Önümüzdeki hafta Bakü’ye gitmeyeceğim,” dedi.

COP29 Başkanlığı sözcüsü Arjantin ekibinin ayrıldığını doğruladı fakat Fransız bakanın pozisyonu hakkında yorum yapmayı reddetti. Pannier-Runacher, ülkenin müzakere ekibinin zirvede kalacağını ve ülkenin AB’nin karar alma sürecinin bir parçası olmaya devam edeceğini söyledi.

Fransa, Avrupa Birliği’nin bir parçası olarak en büyük iklim finansmanı sağlayıcılarından biri.

Diplomasi

ABD ile İran bir aydan uzun süre sonra ilk kez karşılıklı saldırı düzenledi

Yayınlanma

ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndaki bir adayı vurması ve Tahran’ın Ürdün’de misilleme yapmasının ardından petrol fiyatları yükseldi.

ABD ordusu, Hürmüz Boğazı’ndaki bir adada bulunan İran’a ait iki roketatarı vurdu. Bu, bir aydan uzun süredir ABD’nin Tahran güçlerine yönelik gerçekleştirdiği ilk saldırı oldu.

İran ise kısa süre içinde Ürdün’e füzeler fırlatarak misillemede bulundu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins pazar günü yaptığı açıklamada, “İslam Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) güçlerinin Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları taşıyan roketler fırlatmaya hazırlandığının gözlemlendiğini” ve bunun üzerine Amerikan güçlerinin Larak Adası’ndaki iki fırlatıcıyı vurduğunu söyledi. CENTCOM, Washington’ın Ortadoğu’daki askeri operasyonlarını yönetiyor.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre Tahran, misilleme olarak Ürdün’e “birkaç füze” fırlattı ancak bunlar Amerikan güçleri tarafından önlendi.

Saldırılar, yatırımcıların çatışmaların yeniden başlamasının Ortadoğu’dan enerji akışına ilave risk oluşturup oluşturmayacağını değerlendirmesiyle petrol fiyatlarının kısa süreliğine varil başına 90 doların üzerine çıkmasına neden oldu.

Enerji ve sanayi sektörlerine odaklanan hedge fon Gallo Partners’ın yatırım direktörü Michael Alfaro, “Bu gece İran’a yönelik saldırıların yeniden başlaması, gerilimi düşürme sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koymakla kalmıyor, DMO’nun Hürmüz Boğazı’ndaki serbest geçişi zorlaştırma konusundaki kararlılığını da gösteriyor,” dedi.

Financial Times’a konuşan Alfaro, “Bu durum, fiyatlara sürekli bir risk primi ekleyen, sonu gelmeyen bir barut fıçısını andırıyor,” ifadelerini kullandı.

ABD’nin saldırısı, Amerikan güçlerinin iki saat süren bombardıman dalgasında “düzinelerce” hedefi vurduğu 29 Temmuz’daki bilinen son saldırılara kıyasla daha küçük çaplı ve daha sınırlı oldu.

Geçen ay ABD ile İran arasında yaklaşık üç hafta boyunca karşılıklı saldırılar yaşanmış, bu durum topyekûn savaşa dönüş tehdidi yaratmış ancak Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açılmasını ve ABD’nin hedeflerine ulaşmasını sağlayamamıştı.

Sıcak savaşta başarısız olan ABD o tarihten bu yana ekonomik savaşa öncelik vermeye yöneldi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent pazartesi günü Washington’ın İran’a yönelik ikincil yaptırımları genişlettiğini açıklamış ve küresel finans sistemini “havaya uçurabilecek” önlemler alınabileceği tehdidinde bulunmuştu.

Ancak Bessent, daha önce tehdit ettiği “ekonomik D-Day” adımını atmaktan kaçındı ve Tahran’ın ticaret ortaklarının yaptırımlara uyması için herhangi bir son tarih vermedi.

Washington şu ana kadar yalnızca bir Mısır bankasının Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şubelerinin ABD finans sistemine erişimini iptal etti.

Bessent’ın attığı ilk adımın sınırlı kalması, Washington’ın küresel ekonomi ve finans piyasalarını daha fazla istikrarsızlaştırma endişesiyle, Çin’deki büyük bankalar ve devlet destekli kuruluşlar dahil İran yönetiminin finansmanına yardımcı olan daha büyük finansal hedeflerin üzerine gitmekte tereddüt ettiğini gösterdi.

Bessent pazar günü Associated Press’e (AP), ABD’nin önümüzdeki günlerde başka bir bankaya karşı alınacak bir önlemi açıklayacağını söyledi.

ABD ile İran arasındaki altı aylık savaş bir çıkmaza dönüşürken, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler de çöktü.

ABD Başkanı Donald Trump, enflasyonu körükleyen ve kasım ayındaki kritik ara seçimler öncesinde Amerikalı seçmenler arasında destek görmeyen çatışmayı sona erdirmekte zorlandı.

Tahran’da DMO, pazar günü yaptığı açıklamada, hava-uzay kuvvetlerinin Ürdün’deki iki Amerikan hava üssünde teknik ve bakım altyapısının yanı sıra savaş uçaklarının konuşlandığı noktaları balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alan bir misilleme saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.

DMO ayrıca ABD’nin “saldırganlık yoluyla İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü zayıflatamayacağını” belirterek her saldırıya “güçlü şekilde karşılık verme” tehdidinde bulundu.

DMO, ABD saldırılarında bazı askerlerin ve sivillerin de hayatını kaybettiğini açıkladı.

DMO Sözcüsü Hüseyin Mohebbi ise saldırıyı “stratejik ve ölümcül bir hata” olarak nitelendirerek bunun “dengeyi saldırıyı planlayanların aleyhine çevireceğini” söyledi.

ABD saldırısının görünürde sınırlı olmasına rağmen Washington ile Tahran arasındaki karşılıklı saldırılar, gerilimin tırmanması ve iki hasım arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi riskini beraberinde getiriyor.

Hawkins, ABD ordusunun geçen hafta Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığı güzergâhlarını mayınlardan temizleme çalışmalarını tamamladığını söyledi.

ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a karşı savaşı başlatmasından önce dünyadaki petrol ve doğal gazın yaklaşık beşte biri bu stratejik su yolundan taşınıyordu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

El Niño küresel ekonomide trilyonlarca dolarlık kayba yol açabilir

Yayınlanma

Büyük Okyanus’taki sıcaklıkların rekor seviyeye ulaşmasıyla başlayan şiddetli El Niño dalgası dünya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Deniz taşımacılığından madenciliğe kadar birçok sektörde aksamalara yol açan doğa olayının trilyonlarca dolarlık zarara neden olabileceği belirtiliyor.

Büyük Okyanus’un ekvatoral kesimindeki rekor sıcaklık artışıyla birlikte son neslin en şiddetli El Niño dalgasının küresel ekonomide ciddi çalkantılara yol açtığı bildirildi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre, yaşanan süreç deniz taşımacılığından bakır madenciliğine ve balık yemi üretimine kadar pek çok stratejik sektörü doğrudan etkiliyor.

Uydu ve okyanus şamandırası verilerini inceleyen bilim insanları, El Niño evresinin haziran ayında başladığını ve mevcut okyanus sıcaklıklarının kayıt altına alınan en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi.

İspanyolcada “erkek çocuk” anlamına gelen El Niño, Büyük Okyanus’un ekvator kuşağındaki suların normalden en fazla 3 derece daha sıcak hale gelmesiyle oluşuyor.

Suyun yaklaşık aynı derecede soğuması ise “kız çocuk” anlamına gelen La Niña olarak adlandırılıyor. Her iki ila yedi yılda bir tekrarlanan bu döngüler, dünya genelinde iklim düzenini önemli ölçüde etkiliyor.

Indiana Üniversitesinden iklimbilimci Christopher Callahan, mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde, “Bunun benzersiz bir güce sahip bir doğa olayı olacağına dair oldukça net bir işaret var. Bu durum, beraberinde ciddi ekonomik sonuçlar doğuracaktır” dedi.

Callahan, El Niño’nun özellikle tropikal bölgelerdeki ülkeler başta olmak üzere küresel ölçekte trilyonlarca dolarlık kayba yol açabileceğini belirtti.

Doğa olayının etkilerini sürdürmesiyle birlikte 2027’nin tarihin en sıcak yılı olabileceği öngörülüyor.

Okyanus sularındaki ısınmanın sonuçlarıyla ilk yüzleşen aktörlerin başında Panama Kanalı’nı kullanan denizcilik şirketleri geliyor. Yağış azlığı nedeniyle Panama Kanalı kritik bir darboğaza dönüşmüş durumda.

Bir geminin geçişi sırasında kanalda yaklaşık 50 milyon galon su kaybı meydana geliyor. Bu su Panama’daki Gatun Gölü’nden karşılanırken, bölgedeki kuraklık su kaynaklarını daha da daraltıyor.

Panama’da mayıs ile ağustos ayları arasındaki yağış miktarının ortalamanın yüzde 34 altında kaldığı kaydedildi.

İklim olayının etkilediği bir diğer ülke olan Zambiya’da, 2023-2024 dönemindeki kuraklık hidroelektrik enerji kapasitesini tüketerek bakır üreticilerine darbe vurdu.

Bölgede bu yıl da devam eden kurak hava, nehir taşımacılığı ve lojistiği olumsuz etkiliyor.

Zambiya’nın aksine Şili’de ise aşırı yağışlar yerel üretimi zorlaştırıyor.

Ülkedeki bakır üreticisi Antofagasta, temmuz ayında maden sahasına 5 milyon metreküp kar getiren fırtınanın ardından üretim beklentilerini düşürdü.

WSJ, İran’daki savaş nedeniyle artan gübre ve yakıt fiyatlarından ötürü halihazırda zor durumda olan çiftçilerin, bu süreçte en savunmasız kesim haline geldiğini aktardı.

Avrupa İklim Değişikliği Servisi Copernicus ise Ağustos 2024’te yaptığı açıklamada, El Niño’nun insan kaynaklı iklim değişikliklerinin etkisiyle daha da şiddetlendiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kiev’den tahıl ihracatı için kritik tarih uyarısı

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirilo Budanov, tarım ürünleri ihracatı sorununda 1 Ekim’in kritik bir eşik olduğunu açıkladı. Kiev yönetimi sevkiyat lojistiğini sağlamak için temaslarını sürdürürken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin küresel piyasada tahıl açığı yaşanmayacağını savundu.

Ukrayna’nın tarım ürünleri ihracatına ilişkin krizin ekim ayı başında çıkmaza girebileceği belirtildi. Novini.Live‘ın aktardığına göre, “Yarınki Ukrayna” forumunda konuşan Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirilo Budanov, tarım sektörünün ihracatı için 1 Ekim tarihinin bir dönüm noktası niteliğinde olduğunu ifade etti.

Budanov, Ukrayna tarafının durumu istikrara kavuşturmak amacıyla aktif adımlar attığını ve tüm paydaşlar arasında uzlaşı sağlayarak ürünlerin tahliyesine yönelik lojistiği güvence altına almak için birden fazla ülkeyle müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Budanov, “Hatırladığım tüm verilere göre, prensipte 1 Ekim’e kadar vaktimiz var. Bu bizim için bir tür geri dönüşü olmayan nokta; elbette göreceli, oldukça göreceli bir tarih. O zamana kadar bu meseleyi çözeceğimizden eminim. Üzerinde çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

Danimarka merkezli deniz taşımacılığı şirketi Maersk, 22 Temmuz’da gemilerinin tahliye işlemlerini Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı’ndan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurmuştu.

Limanların durması günlük 70 milyon dolara mal oluyor

Ukrayna merkezli Ekonomitsçna Pravda yayın organının paylaştığı verilere göre, Odessa, Çornomorsk ve Pivdenniy limanlarının atıl kaldığı her gün, Ukrayna’ya yaklaşık 70 milyon dolarlık ihracat geliri kaybına mal oluyor.

Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı söz konusu bölgedeki limanlar üzerinden gerçekleştiriliyor.

Financial Times’ın aktardığına göre, deniz taşımacılığına yönelik risklerin artmasıyla birlikte Ukraynalı tüccarlar, özellikle Tuna Nehri ve Romanya güzergahı başta olmak üzere alternatif sevkiyat rotalarını değerlendirmeye başladı.

Rusya ordusu ise son dönemde Ukrayna limanlarında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ile bağlantılı gemi ve altyapı tesislerini hedef aldığını düzenli olarak rapor ediyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapılara yönelik düzenlendiğini vurguluyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 22 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Rusya’nın kayda değer bir ihracat potansiyeline sahip olduğunu ve Tarım Bakanlığının en az 60 milyon ton tahıl ihraç edilebileceğini bildirdiğini kaydetti.

Putin, Ukrayna’nın ihracatında yaşanan sorunlar nedeniyle küresel piyasada herhangi bir tahıl açığı oluşmayacağını öne sürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English