Bizi Takip Edin

Amerika

Nvidia’nın büyüme beklentileri Çin’le gerilimden etkilendi

Yayınlanma

ABD’li çip devi Nvidia, satışlarında yüzde 50’nin üzerinde bir artış bildirdi, ancak Çin satışlarına ilişkin belirsizliğin bu çeyrekte büyümeyi yavaşlatabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Dünyanın en değerli grubunun hisseleri, Washington ve Pekin arasındaki jeopolitik gerilimleri yönlendirirken Çin’den gelen yapay zeka (AI) çip gelirleri hakkındaki belirsizliğin devam etmesiyle ikinci çeyrek sonuçlarının ardından perşembe günü piyasa öncesi işlemlerde yüzde 2 değer kaybetti.

Visible Alpha’ya göre, 4 trilyon dolarlık teknoloji devi, 28 Temmuz’a kadar olan çeyrekte gelirinin yıllık bazda yüzde 56 artışla 46,7 milyar dolar olduğunu ve 46,5 milyar dolarlık konsensüs tahminlerinin biraz üzerinde olduğunu açıkladı.

Çarşamba günkü sonuçlarda, Nvidia, 53,8 milyar dolarlık beklentilere kıyasla, mevcut çeyrekte 54 milyar dolarlık satış beklediğini, bunun artı veya eksi yüzde 2 olabileceğini söyledi. Bu rakam, son yıllardaki büyük büyümeden sonra bir yavaşlamayı temsil etse de, Çin gelirlerini içermiyor.

Genel müdür Jensen Huang, bazı yatırımcılar çiplere ve veri merkezlerine yapılan yatırımların sürdürülebilir olup olmadığını sorgulasa da, yapay zeka altyapısına yapılan harcamaların önümüzdeki yıllarda artacağını öngördü.

Trump yönetimi bu yıl, Nvidia’nın Çin pazarı için tasarladığı H20 çipinin ihracatını engelledi. Nvidia daha sonra, ABD hükümetine gelirlerin yüzde 15’ini verme karşılığında satışların yeniden başlamasına izin veren bir anlaşma yaptı. Ancak bu satışların ne kadar hızlı toparlanabileceği belirsiz.

Deepwater Asset Management’ın yönetici ortağı Gene Munster, Nvidia’nın finansal kılavuzundan Çin’den elde edilen yapay zeka çipi gelirlerinin çıkarılmasının, bazı yatırımcıların beklentilerini hayal kırıklığına uğrattığını söyledi.

“Bu 54 milyar dolar H20’yi içermiyor ve bunu yapmamalarına şaşırdım” dedi. Wall Street’in birçok gelir tahmininde, ihracat kısıtlamalarının kaldırılmasının ardından bu çeyrek için yaklaşık 2 milyar dolarlık ek gelir hesaba katılmıştı, diye ekledi.

Nvidia’nın finans direktörü Colette Kress, analistlere şirketin ABD hükümetinin bu ay yapılan anlaşmayı kodlayan bir “düzenleme” yayınlamasını beklediğini söyledi.

Kress, bu sorunlar çözülürse, Nvidia’nın mevcut çeyrekte 2 milyar ila 5 milyar dolarlık H20 çipini Çin’e gönderebileceğini ve son haftalarda “seçilmiş sayıda” Çinli müşterinin lisans aldığını söyledi.

Öte yandan Pekin, Nvidia çiplerini kullanan Çinli şirketlere karşı baskı uyguladı ve Washington ile Pekin arasındaki ticaret müzakereleri uzadıkça, bu yıl ne kadar satış yapacağına dair şüpheleri artırdı.

Nvidia, yeni ABD ihracat kontrolleri nedeniyle bu çeyrekte Çin’de H20’den gelir elde edememesine rağmen, 650 milyon dolarlık çipi ülke dışındaki bir müşteriye satmayı başardığını söyledi.

Çin’de fatura adresi bulunan müşterilerden elde ettiği diğer gelirler, oyun çiplerinin satışları da dahil olmak üzere, önceki çeyreğe göre yüzde 50 ve yıllık bazda yüzde 25 düşüşle 2,8 milyar dolara geriledi.

Nvidia’nın hisseleri çarşamba günü kapanış itibarıyla bu yıl yüzde 35 artış gösterdi ve genel piyasadaki kazançları artırmaya yardımcı oldu. Ancak hisseler, olumsuz haberlere karşı hassas davrandı.

Nvidia’nın büyümesi, iki yıl önce yapay zeka patlamasının başlangıcında bildirdiği astronomik rakamlara göre yavaşladı.

Şirketin geleceği, Google ve Amazon gibi büyük teknoloji gruplarının, daha küçük bulut şirketleri ve hükümetlerle birlikte yapay zeka donanımına yönelik büyük harcamalarına devam etmesine bağlı.

Huang, analistlere harcama çılgınlığının devam edeceğini söyledi. “AI yarışı başladı” diyen Huang, sadece dört “hiper ölçekli” teknoloji şirketinin “yatırım harcamalarını ikiye katlayarak yıllık 600 milyar dolara çıkardığını” ekledi.

Nvidia’nın net geliri, 23,5 milyar dolarlık tahminlerin aksine, geçen yıla göre %59 artışla 26,4 milyar dolara yükseldi. Hisse başına kazanç 1,08 dolar olurken, düzeltilmiş brüt kar marjı %72,7 ile %72,3’lük konsensüs tahminlerinin biraz üzerinde gerçekleşti.

Nvidia yönetim kurulu, geçen yılın aynı çeyreğinde açıklanan 50 milyar dolardan artışla 60 milyar dolarlık hisse geri alımına da onay verdi.

Huang, en gelişmiş Blackwell çiplerini kullanan en yeni nesil donanım olan Blackwell Ultra’nın piyasaya sürülmesinin “tam hızda ilerlediğini ve talebin olağanüstü olduğunu” söyledi.

Nvidia, Çin pazarı için Blackwell tabanlı, H20’den daha güçlü ancak yine de en gelişmiş ABD çipleri kadar yetenekli olmayan yeni bir çip üzerinde çalışıyor. Trump, benzer bir gelir anlaşmasına açık olduğunu belirtti.

Amerika

ABD, 40 yıl sonra ilk kez yeni bir nükleer harp başlığı üretiyor

Yayınlanma

ABD, yaklaşık 40 yıldır ilk kez yeni bir nükleer harp başlığı geliştirmek üzere çalışmalara başladı. ABD Deniz Kuvvetleri ve Ulusal Nükleer Güvenlik Dairesi ortaklığında üretilecek W93/Mk7 kodlu harp başlığı, denizaltılardan fırlatılan yeni nesil füzelerle uyumlu olacak.

ABD, yaklaşık 40 yıldır ilk kez yeni bir nükleer harp başlığı geliştirmek üzere çalışmalara başladı. Interesting Engineering yayın organının aktardığı bilgilere göre, ABD Deniz Kuvvetleri ve Ulusal Nükleer Güvenlik Dairesi (NNSA), mevcut cephanelikteki eskiyen unsurların yerini alması amacıyla W93/Mk7 adı verilen yeni bir nükleer harp başlığı tasarlıyor.

Yeni başlığın, gelecekte hizmete girmesi planlanan denizaltı konuşlu füzelerle uyumlu şekilde çalışması öngörülüyor.

Proje, ABD nükleer üçlemesinin deniz ayağını yenilemeye yönelik kapsamlı bir planın parçası olarak yürütülüyor.

Bu süreçte donanmanın mevcut Ohio sınıfı denizaltılardan yeni nesil Columbia sınıfı denizaltılara geçiş yapması hedefleniyor.

Bu kapsamda, halihazırda kullanılan Trident II D5 füzelerinin ömrünü uzatmayı amaçlayan Trident II D5 Life Extension 2 (D5LE2) programı üzerindeki çalışmalar da devam ediyor.

1990 yılından bu yana envanterde bulunan Trident II D5, denizaltı konuşlu en güvenilir balistik füzeler arasında yer alıyor.

Daha önce uygulanan ömür uzatma programları füzenin 2040’lı yıllara kadar kullanılabilmesine olanak tanımıştı.

Ancak parçaların eskimesi ve değişen güvenlik gereksinimleri nedeniyle parça bazlı iyileştirmelerin artık yeterli olmadığı belirtiliyor. Bu duruma çözüm olarak geliştirilen D5LE2, kendini kanıtlamış tahrik sistemlerini güncel aviyonik, yönlendirme sistemleri ve yeni bir yapısal gövdeyle birleştiren hibrit bir tasarıma sahip olacak.

Programın 2025 yılında mühendislik ve üretim geliştirme aşamasına geçtiği, ilk füzelerin ise 2039 bütçe yılında hizmete girmesinin planlandığı bildirildi.

ABD Deniz Kuvvetleri Stratejik Sistemler Programı Tedarik Planlama Dairesi (PAE SSP) tarafından 25 Haziran tarihinde açıklanan modernizasyon planı, Birleşik Krallık’ın Dreadnought sınıfı denizaltılarını da kapsıyor. Bu durum, iki ülke arasındaki stratejik nükleer işbirliğinin devamı niteliğini taşıyor.

SIPRI raporu uyardı: Dünya yeni bir nükleer silahlanma yarışına girdi

Deniz unsurlarının yenilenmesi, ABD’nin karadaki kıtalararası balistik füzelerini, stratejik bombardıman uçaklarını ve nükleer denizaltılarını kapsayan üçlü nükleer yapısının daha geniş çaplı modernizasyon sürecinin bir parçasını oluşturuyor.

Su altında uzun süre gizlenebilme yetenekleri sayesinde denizaltılar, bu üçlü yapının hayatta kalma kabiliyeti en yüksek unsuru olarak değerlendiriliyor. Columbia sınıfı denizaltıların hizmete giriş hazırlıkları kapsamında donanma, altyapı yatırımlarına da hız verdi.

Karadaki stratejik silah sistemleri test alanı 2024 yılının sonunda tam operasyonel kapasiteye ulaştı. Florida, Georgia ve Washington’daki tesislerde ise D5LE2 programını desteklemek üzere üretim kapasitesi artırılıyor.

PAE SSP ayrıca, hipersonik silahlara yönelik Conventional Prompt Strike projesi ve denizden fırlatılan SLCM-N seyir füzesi gibi geleceğe yönelik savunma sistemleri üzerindeki çalışmalarını da sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Arjantin, ‘altın pasaport’ programına hazırlanıyor

Yayınlanma

Arjantin hükümetinin, devlet borçlarını ödemek amacıyla varlıklı yabancılara yatırım karşılığında vatandaşlık vermeyi planladığı bildirildi. İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre, program kapsamında yaklaşık 500 bin dolarlık bağış ya da 1 milyon dolarlık devlet tahvili alımı karşılığında pasaport verilmesi öngörülüyor.

Arjantin hükümeti, kamu borçlarını ödemek amacıyla varlıklı yabancı yatırımcılara vatandaşlık sağlayan yeni bir program başlatmaya hazırlanıyor.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times’ın konuya vakıf iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, söz konusu uygulamanın bu yıl içinde yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Plana göre yabancı ülke vatandaşları, yaklaşık 500 bin dolarlık geri ödemesiz bağış karşılığında ya da yaklaşık 1 milyon dolar değerinde sıfır kuponlu devlet tahvili satın alarak Arjantin vatandaşlığı edinebilecek.

Kaynaklar, hükümetin hazırlık çalışmaları sürerken bu teknik detaylarda değişiklik yapabileceğini ifade ediyor.

Hükümet milyarlarca dolarlık kaynak sağlamayı hedefliyor

Buenos Aires yönetimi, bu program aracılığıyla önümüzdeki yıllarda vadesi gelecek kamu borçlarının geri ödenmesi için on milyarlarca dolarlık kaynak yaratmayı ümit ediyor.

2020 yılındaki borç yapılandırmasının ardından küresel sermaye piyasalarına henüz tam anlamıyla dönemeyen Arjantin, döviz rezervlerini güçlendirmek için farklı alternatifler arıyor.

Yaklaşık 46 milyon nüfuslu Arjantin, yatırım karşılığı vatandaşlık sunan en büyük ülkelerden biri olmaya aday görünüyor.

Arjantin pasaportu, hamiline dünya genelinde yaklaşık 170 ülkeye vizesiz seyahat imkanı tanıyor. Sektör temsilcileri, ülkelerindeki siyasi kutuplaşma ve vergi tartışmalarından rahatsızlık duyan ABD ve Avrupa vatandaşlarının bu programa ilgi gösterebileceğini öngörüyor.

Uygulama, Devlet Başkanı Javier Milei liderliğindeki hükümetin, ülkenin dış dünyadaki algısını yeniden şekillendirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Arjantin’de geçmiş dönemlerde uygulanan servet vergileri ve kronik ekonomik belirsizlikler, yerli sermayedar kesimin yatırımlarını yurt dışına taşımasına yol açmıştı.

Diğer yandan, vatandaşlık kurallarında yapılacak olası değişiklikler ülke içinde hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.

Arjantin hükümetinin geçen yıl vatandaşlık edinme kurallarında yaptığı bazı düzenlemeler, yasa değişikliklerinin yalnızca parlamento yetkisinde olduğunu belirten muhalif kesimlerin konuyu yargıya taşımasına neden olmuştu.

FT’ye değerlendirmede bulunan göçmenlik hukuku uzmanı avukat Paula Carello, böyle bir uygulamanın ülkenin güvenliği ve uluslararası itibarı açısından taşıdığı risklerin, sağlayacağı mali faydalardan daha yüksek olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği altın pasaport uygulamalarını kaldırıyor

Yatırım karşılığı vatandaşlık programları, küresel ölçekte de hukuki ve siyasi engellerle karşılaşıyor.

AB Adalet Divanı, 2025 yılında verdiği kararla Malta’nın yürüttüğü altın pasaport uygulamasının AB hukukunu ihlal ettiğine hükmetmiş ve ülkeyi bu uygulamayı sonlandırmaya zorunlu kılmıştı.

Daha önce de Brüksel’in baskıları sonucunda Bulgaristan ve Kıbrıs benzer programlarını tamamen iptal etmek zorunda kalmıştı.

Malta ise tamamen iptal yerine şartları zorlaştırarak vatandaşlık için öncelikle bir ila üç yıl arasında ikamet şartı getirmişti.

AB organları, bu tür uygulamaların yolsuzluk, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı gibi ciddi güvenlik riskleri barındırdığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD sığınma başvurusu alımını tamamen durduruyor

Yayınlanma

ABD yönetimi, ülke dışındaki yabancı ülke vatandaşlarından gelen siyasi sığınma başvurularını kabul etmeyi tamamen durduruyor. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, sığınma arayanlar için Amerika’nın kapılarının tamamen kapandığını ve bu kişilerin başka ülkelere yönlendirileceğini açıkladı.

ABD, ülke sınırları dışındaki yabancı ülke vatandaşlarından gelen siyasi sığınma başvurularını kabul etmeyi fiilen durdurma kararı aldı.

USA Today gazetesinin haberine göre gelişmeyi duyuran Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, sığınma arayan kişiler için Amerika’nın kapılarının tamamen kapalı olduğunu ifade etti.

Miller, ABD’nin sığınma talebinde bulunan kişileri diğer ülkelere yönlendireceğini belirtti. Güneybatı sınırından yapılan tüm sığınma başvurularının asılsız olduğunu savunan Miller, başvuru sahiplerinin büyük kısmının ya suçlulardan ya da sosyal yardımlardan faydalanmak isteyen göçmenlerden oluştuğunu kaydetti.

Stephen Miller tarafından yapılan bu açıklama, Federal Yüksek Mahkeme’nin Meksika üzerinden ülkeye gelen göçmenlere yönelik sığınma kurallarını katılaştıran kararının hemen ardından geldi.

Yüksek Mahkeme, 25 Haziran tarihinde üç muhalif oya karşı altı oyla aldığı kararda, federal makamların Meksika sınırındaki geçiş noktasına gelen ancak henüz ABD sınırını fiilen geçmemiş yabancıların sığınma başvurularını incelemekle yükümlü olmadığına hükmetti.

Mahkeme, bir kişinin ABD’ye gelmiş sayılması için sınırı fiziki olarak geçmiş olması gerektiğine işaret etti.

Kararı kaleme alan Yargıç Samuel Alito, hükmün gerekçesini açıklarken, “Bir misafir, kapıyı yalnızca çalmışsa eve girmiş sayılmaz” benzetmesini yaptı.

Yüksek Mahkeme, Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın Meksika’da bulunan bir yabancıya sığınma başvurusu yapma hakkı tanımadığı gibi göçmenlik memurlarını da bu kişilere yönelik inceleme yapmaya mecbur bırakmadığına karar verdi.

Çoğunluğun kararına karşı çıkan Yargıç Sonia Sotomayor ise bu hükmü eleştirdi. Sotomayor, kararın, ABD’de fiziki olarak bulunan veya ülkeye gelen herkesin sığınma başvurusunda bulunmasına olanak tanıyan yasanın özüyle çeliştiğini dile getirdi.

Sotomayor, “Bu karar neticesinde çok sayıda insan hayatını kaybedecek” uyarısını yaptı.

Aynı gün Federal Yüksek Mahkeme, Başkan Donald Trump yönetiminin ABD’de yasal dayanağı olmaksızın bulunan Suriye ve Haiti vatandaşlarına yönelik Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sonlandırmasına da onay verdi.

Trump yönetimi, Suriye ve Haiti’den gelen 356 bin göçmenin TPS statüsünü iptal etme sürecini başlattı. Gelişme üzerine Stephen Miller, bu kişilere bir an önce ülkelerine dönme çağrısı yaptı.

Göç politikasının katılaştırılması, Donald Trump yönetiminin en büyük projeleri arasında yer alıyor. Göreve başlama gününde ABD’nin güney sınırında acil durum ilan eden Trump; ülkeye giriş, mülteci statüsü elde etme ve vatandaşlık kazanma kurallarını zorlaştırdı.

Bu süreçte ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) tarafından geniş kapsamlı operasyonlar ve yasadışı göçmenlerin kitlesel olarak sınır dışı edilmesi işlemleri başlatıldı.

Donald Trump, Kasım 2025’te yaptığı açıklamada, ABD sisteminin kendini toparlamasına imkan tanımak amacıyla üçüncü dünya ülkelerinden gelen göçü tamamen durdurma niyetinde olduğunu beyan etmişti.

Trump, yönetimin göçmenlere yönelik sosyal yardımları kaldırmak istediğini ve yetkililerin ülke güvenliği için tehdit olarak gördüğü milyonlarca yasadışı göçmeni sınır dışı etmeye kararlı olduğunu açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English