Bizi Takip Edin

Asya

Pakistan, Hindistan’ın saldırısına yanıt verdi

Yayınlanma

Hindistan ve Pakistan, geçen ay Hindistan’ın kontrolündeki Keşmir’de turistlere yönelik ölümcül terör saldırısının ardından Yeni Delhi’nin komşusuna hava saldırıları düzenlemesiyle açık askeri çatışmaya girdi.

Hindistan’ın saldırısı komşusuna yönelik son yılların en kapsamlı askeri saldırısı olarak değerlendirildi. Pakistan ise saldırıya yanıt olarak beş Hindistan askeri uçağını ve bir savaş drone’unu düşürdüğünü iddia etti.

Hindistan, Pakistan’daki “terörist altyapı” ve Pakistan’ın idare ettiği Keşmir’in bir kısmına “hassas saldırılar” düzenlediğini açıkladı.

Hindistan Savunma Bakanlığı saldırıların yerlerini belirtmedi, ancak “Pakistan’ın askeri tesislerinin hedef alınmadığını” söyledi. Saldırıların “odaklanmış, ölçülü ve tırmanmaya yol açmayacak nitelikte” olduğunu belirtti.

Pakistan’ın askeri sözcüsü Ahmed Sharif Chaudhry, gazetecilere verdiği demeçte, Hindistan’ın çarşamba sabahı erken saatlerde saldırıya başlamasından bu yana 26 Pakistanlı’nın öldüğünü, 46 kişinin yaralandığını söyledi. Chaudhry, 120 milyon nüfuslu ülkenin kalbinde yer alan Pencap eyaletinde Hindistan’ın saldırılarında 16 kişinin öldüğünü, ölenler arasında iki üç yaşındaki kız çocuğu ve yedi kadın olduğunu ekledi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Hindistan’ın saldırılarını “savaş eylemi” olarak nitelendirdi ve X sosyal medya platformunda, ülkesinin “güçlü bir şekilde yanıt verme hakkına sahip olduğunu ve güçlü bir yanıtın verildiğini” söyledi.

Pakistanlı askeri ve diplomatik yetkililer Financial Times‘a, çarşamba günkü çatışmada üç Fransız yapımı Rafale ve iki Rus yapımı uçak dahil olmak üzere beş Hindistan savaş uçağını düşürdüklerini söylediler.

Uçakların Hindistan hava sahasından Pakistan’a ateş açmaya çalıştığını iddia eden yetkililer, Hindistan’ın Keşmir bölgesinde uçakları düşürerek karşılık verdiklerini söylediler.

Hindistan, Pakistan’ın iddialarını henüz doğrulamadı.

Cammu ve Keşmir: Yarım asırlık çatışmanın tarihi

Keşmir bölgesinde egemenlik iddia eden iki komşu ülke arasındaki çatışma, 22 Nisan‘da Hindistan’ın kontrolündeki Keşmir’in turistik bölgesi Pahalgam’da silahlı kişilerce 25 Hint ve bir Nepal vatandaşının öldürülmesiyle tırmandı.

Modi, saldırının sorumlularını “bulup, izleyip, cezalandıracağına” söz verdi.

Hindistan, herhangi bir yetkiliye atfedilmeyen bir açıklamada, Pahalgam saldırısında “Pakistan merkezli teröristlerin açıkça karıştığını gösteren güvenilir ipuçları, teknik bilgiler, hayatta kalanların ifadeleri ve diğer kanıtlar” olduğunu söyledi.

Keşmir polisi, saldırıyla bağlantılı olarak iki Pakistan vatandaşı da dahil olmak üzere üç kişiyi aradıklarını ve bu kişilerin 2008’deki Mumbai terör saldırılarının sorumlusu olan Lashkar-e-Taiba örgütüyle bağlantılı olduğunu açıkladı.

Pakistan, Keşmir’deki saldırıyla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti ve bağımsız bir soruşturma yapılması çağrısında bulundu.

Pahalgam saldırısına yanıt olarak Hindistan, Pakistan ile İndus nehri havzasında su paylaşımına ilişkin anlaşmayı askıya aldı ve iki ülke ilişkilerini keskin bir şekilde düşürdü, hava sahasını ve limanlarını kapattı, ticareti askıya aldı ve kara sınırlarını kapattı.

Hindistan ve Pakistan orduları olası bir çatışmaya hazırlık olarak kapasitelerini güçlendiriyor

Sindoor Operasyonu

Hindistan, çarşamba günü Pakistan’a düzenlenen saldırıyı, Hindu kadınların saçlarının ortasına sürdükleri ve geleneksel Hindu evlilik sembolü olan kırmızı işarete atıfta bulunarak “Sindoor Operasyonu” olarak adlandırdı.

Saldırıdan sonra, Pahalgam’da saldırıya uğrayan balayı çiftinin, karısının kocasının cesedinin yanında diz çökmüş haldeki fotoğrafı Hindistan’da yaygın olarak paylaşıldı.

Hindistan, Pakistan’ın olası askeri misillemesine hazırlık yapıyordu. Salı günü, gece yarısı saldırılarından önce, Hindistan İçişleri Bakanlığı, acil durum hazırlığı ve sivil savunma için ülke çapında tatbikat yapılmasını emretti.

Pakistan lideri Şerif, çarşamba sabahı ulusal güvenlik komitesi toplantısı çağrısı yaptı. Pakistan, hava sahasını kapattı ve idare ettiği Keşmir bölgesinde, başkent İslamabad’da ve 120 milyondan fazla insanın yaşadığı Pencap eyaletinde okulları kapattı.

Hindistanlı uluslararası ilişkiler analisti C Raja Mohan, “Önümüzdeki saatlerde Pakistan’dan bir tür misilleme olacak” dedi. “Bu arada, perde arkasında diplomasi devam ediyor ve ABD de bir şekilde müdahil olacak” diye ekledi.

Hem Hindistan hem de Pakistan ile yakın ilişkileri olan Washington, itidal çağrısında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, saldırıları “utanç verici” olarak nitelendirerek, çatışmanın “çok yakında sona ermesini” umduğunu söyledi.

Her iki ülkeyle de sınırı olan Çin, Hindistan’ın askeri operasyonunu “üzücü” olarak nitelendirerek, her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu.

Hindistan ve Pakistan’ın daima birbirlerine ve Çin’e komşu olacağı ifade edilen açıklamada, taraflara barış ve istikrarın genel yararına hareket ederek, sakin ve itidalli davranma, durumu daha karmaşık hale getirecek adımlardan kaçınma çağrısı yapıldı.

Türkiye’den de tepki geldi. Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan gelişmeleri endişeyle takip ettiklerini bildiren Dışişleri Bakanlığı, “Sivilleri hedef alan saldırıları kınıyoruz” dedi.

Bakanlığın açıklamasında “Dün akşam (6 Mayıs) Hindistan tarafından düzenlenen saldırı topyekun bir savaş riskini ortaya çıkarmıştır. Bu tür kışkırtıcı adımları ve siviller ile sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Hindistan ve Pakistan savaşır mı?

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.

Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.

X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.

“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”

Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.

Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.

Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu

Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.

Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.

Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English